Sure 3 · Medeni
Âl-i İmrân Sûresi
17
/ 200
| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| Âl-i İmrân 17 | ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ | |
| 1 | Diyanet İşleri BaşkanlığıResmi Meal · 2011 | Onlar ki, "Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir |
| 2 | Diyanet VakfıHeyet Çevirisi · 1997 | Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah'tan bağış dileyenler (içindir) |
| 3 | Elmalılı Hamdi YazırHak Dini · 1935 | O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür) |
| 4 | Elmalılı (Sadeleştirilmiş)Sadeleştirilmiş | O sabredenleri, doğruluktan ayrılmayanları, divan duranları, nafaka verenleri ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenleri koru! derler |
| 5 | Ömer Nasuhi BilmenHukukçu · 1965 | Onlar sabredicilerdir, sâdıktırlar, ibadetlere müdavimdirler, infak edenlerdir, seher vakitlerinde de istiğfarda bulunanlardır. |
| 6 | İbni KesirTefsirden · 14. yy | Sabredenler, doğru olanlar, gönülden ibadet edenler, infak edenler ve seherlerde Allah´tan mağfiret dileyenlerdir |
| 7 | Ali Fikri YavuzSade Türkçe · 1968 | O takva sahipleri, taât ve musibetlere sabreden (söz, iş ve niyyetlerinde) sadâkat gösteren, Allah’a itaat eden. Allah yolunda mallarını harcayan, seherlerde Allah’dan mağfiret isteyen ve namaz kılanlardır. |
| 8 | Hasan Basri ÇantayKlasik · 1953 | (O takvaaya erenler): «Ey Rabbimiz, biz îman etdik. Artık bizim günâhlarımızı yarlığa ve bizi o ateşin azabından koru» diyenler, sabredenler, (imanlarında) gerçek olanlar, (Allaha) itaatle boyun eğenler, infaak edenler, seharlarda Allahdan mağfiret isteyenlerdir |
| 9 | Yusuf Ali (English) | Those who show patience, Firmness and self-control; who are true (in word and deed); who worship devoutly; who spend (in the way of Allah); and who pray for forgiveness in the early hours of the morning. |
| 10 | Rusça - Elmir Kuliev | Они терпеливы, правдивы, смиренны, делают пожертвования и просят прощения перед рассветом. |
| 11 | Japonca - Saeed Sato | (彼らは)忍耐*があり、(言動において)正直、(アッラー*の教えに)従順で、(施しのために)よく費やし、夜明け前に(罪の)赦しを乞う者たち。 |
Sadece meal okumak ile âyetin tam mânâsı her zaman anlaşılmayabilir. Ayetlerin izahı için tefsire başvurmanızı öneririz.
Bu ayetin tefsirine git →