Sure 17 · Mekki
İsrâ Sûresi
86
/ 111
| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| İsrâ 86 | وَلَئِن شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَيْنَا وَكِيلًا | |
| 1 | Diyanet İşleri BaşkanlığıResmi Meal · 2011 | Dileseydik and olsun ki, sana vahyettiğimizi alıp götürürdük. Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın |
| 2 | Diyanet VakfıHeyet Çevirisi · 1997 | Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın |
| 3 | Elmalılı Hamdi YazırHak Dini · 1935 | Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karşı kendine bir vekil (koruyucu) bulamazsın |
| 4 | Elmalılı (Sadeleştirilmiş)Sadeleştirilmiş | Andolsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi tamamen gideriveririz; sonra Bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın |
| 5 | Ömer Nasuhi BilmenHukukçu · 1965 | Zât-ı akdesime andolsun ki, eğer dilesek, sana vahyetmiş olduğumuzu elbette gideririz, sonra senin için Bize karşı onunla (o giderileni iade için) bir vekil bulamazsın. |
| 6 | İbni KesirTefsirden · 14. yy | Eğer Biz istemiş olsaydık; sana, vahyetmiş olduğumuzu götürürdük. Sonra onun için Bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın |
| 7 | Ali Fikri YavuzSade Türkçe · 1968 | Yemin olsun ki, eğer dilesek, sana vahyettiğimiz Kur’an’ı kalblerden ve yazılı satırlardan gideririz; sonra onu kalblere ve satırlara geri çevirecek bize karşı, kendine bir vekil bulamazsın. |
| 8 | Hasan Basri ÇantayKlasik · 1953 | Andolsun sana vahy etdiğimizi de, dilersek, muhakkak gideriveririz. Sonra bize karşı onu (geri getirmek için) kendine bir vekîl de bulamazsın |
| 9 | Yusuf Ali (English) | If it were Our Will, We could take away that which We have sent thee by inspiration: then wouldst thou find none to plead thy affair in that matter as against Us,- |
| 10 | Rusça - Elmir Kuliev | Если бы Мы захотели, то лишили бы тебя того, что дали тебе в откровении. И никто не защитил бы тебя от Нас, |
| 11 | Japonca - Saeed Sato | また、もしわれら*が望むなら、われら*はあなたに啓示したもの(クルアーン*)を(あなたの心から、)まさに消し去ってしまおう。それからあなたはそこにおいて、われらに対して(それを阻む、)自らの委任者を見出さないのである。 |
Sadece meal okumak ile âyetin tam mânâsı her zaman anlaşılmayabilir. Ayetlerin izahı için tefsire başvurmanızı öneririz.
Bu ayetin tefsirine git →