Sure 19 · Mekki
Meryem Sûresi
50
/ 98
| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| Meryem 50 | وَوَهَبْنَا لَهُم مِّن رَّحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّۭا | |
| 1 | Diyanet İşleri BaşkanlığıResmi Meal · 2011 | Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların her dilde üstün şekilde anılmalarını sağladık |
| 2 | Diyanet VakfıHeyet Çevirisi · 1997 | Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk; kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik |
| 3 | Elmalılı Hamdi YazırHak Dini · 1935 | Biz onlara rahmetimizden lütuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde güzel ve yüksek bir övgü verdik |
| 4 | Elmalılı (Sadeleştirilmiş)Sadeleştirilmiş | Biz, bunlara rahmetimizden lütuflar, ihsanlar ettik ve hepsine dillerde yüksek bir doğruluk şanı verdik |
| 5 | Ömer Nasuhi BilmenHukukçu · 1965 | Ve onlara rahmetimizden ihsan ettik ve onlar için dillerde yüksek, doğru bir sena nâsip kıldık. |
| 6 | İbni KesirTefsirden · 14. yy | Bunlara rahmetimizden lutfettik. Onlar için yüce bir doğruluk dili verdik |
| 7 | Ali Fikri YavuzSade Türkçe · 1968 | Hem bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik (çokca mal ve evlâd verdik). Hepsine de dillerde (bütün dinlerde) güzel ve yüksek bir övgü verdik. |
| 8 | Hasan Basri ÇantayKlasik · 1953 | Bunlara rahmetimizden (peygamberlik, mal ve evlâd) lûtfetdik. Onlar için çok yüce sadâkat dili de verdik |
| 9 | Yusuf Ali (English) | And We bestowed of Our Mercy on them, and We granted them lofty honour on the tongue of truth. |
| 10 | Rusça - Elmir Kuliev | Мы одарили их из Нашей милости и оставили о них правдивую молву. |
| 11 | Japonca - Saeed Sato | そしてわれら*は、われら*の慈悲の内から彼らに授け¹、彼らに対する(人々の、)誉れ高く素晴らしい(賞賛の)言葉を与えた²。 |
Sadece meal okumak ile âyetin tam mânâsı her zaman anlaşılmayabilir. Ayetlerin izahı için tefsire başvurmanızı öneririz.
Bu ayetin tefsirine git →