Sure 20 · Mekki
Tâ-hâ Sûresi
99
/ 135
| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| Tâ-hâ 99 | كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ مَا قَدْ سَبَقَ ۚ وَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ مِن لَّدُنَّا ذِكْرًۭا | |
| 1 | Diyanet İşleri BaşkanlığıResmi Meal · 2011 | Geçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir |
| 2 | Diyanet VakfıHeyet Çevirisi · 1997 | (Resulüm!) İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir verdik |
| 3 | Elmalılı Hamdi YazırHak Dini · 1935 | (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik |
| 4 | Elmalılı (Sadeleştirilmiş)Sadeleştirilmiş | Ya Muhammed, işte sana böyle geçmişin önemli haberlerinden kıssa anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana tarafımızdan bir zikir verdik |
| 5 | Ömer Nasuhi BilmenHukukçu · 1965 | İşte böylece geçmişlerin haberlerinden bir kısmını sana hikâye ediyoruz ve sana kendi tarafımızdan bir kitap da vermişizdir. |
| 6 | İbni KesirTefsirden · 14. yy | Sana geçmişlerin haberlerinden bir kısmını işte böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana, katımızdan bir de zikir verdik |
| 7 | Ali Fikri YavuzSade Türkçe · 1968 | (Ey Rasûlüm), sana geçmişin (daha evvelki ümmetlerin mühim) haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana tarafımızdan bir Zikir (düşünüb kendisinden ibret alınacak KUR’AN) verdik. |
| 8 | Hasan Basri ÇantayKlasik · 1953 | Sana geçmiş (ümmet) lerin haberlerinden bir kısmını işte böylece anlatıyoruz. Şübhe yok ki sana tarafımızdan bir zikir vermişizdir |
| 9 | Yusuf Ali (English) | Thus do We relate to thee some stories of what happened before: for We have sent thee a Message from Our own Presence. |
| 10 | Rusça - Elmir Kuliev | Вот так Мы рассказываем тебе вести о том, что было в прошлом. Мы уже даровали тебе Напоминание. |
| 11 | Japonca - Saeed Sato | (使徒*ムハンマド*よ、)そのようにわれら*は、既に過ぎ去ったものの消息の一部を、あなたに語って聞かせる。また、われら*は確かにわれら*の御許から、あなたに教訓(クルアーン*)を授けたのである。 |
Sadece meal okumak ile âyetin tam mânâsı her zaman anlaşılmayabilir. Ayetlerin izahı için tefsire başvurmanızı öneririz.
Bu ayetin tefsirine git →