Kur'an-ı Kerim 585. Sayfa — Abese Suresi (Hafız Osman düzeni)

Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Dikey Mod Önerilir
En iyi okuma deneyimi için lütfen telefonunuzu dikey tutun.
Kur'an Oku
Sayfa 1 / 604
/ 604
Görünüm Düzeni
Kâri ve Kıraat
Arapça Yazı Boyutu
A A
32px
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
2
أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
3
وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
4
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
5
أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
6
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
Sen, ona yöneliyorsun.
7
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!
8
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
9
وَهُوَ يَخْشَىٰ
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
10
فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
11
كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌۭ
Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.
12
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Dileyen ondan öğüt alır.
13
فِى صُحُفٍۢ مُّكَرَّمَةٍۢ
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
14
مَّرْفُوعَةٍۢ مُّطَهَّرَةٍۭ
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
15
بِأَيْدِى سَفَرَةٍۢ
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
16
كِرَامٍۭ بَرَرَةٍۢ
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
17
قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o!
18
مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
Allah, onu hangi şeyden yarattı?
19
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.
20
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
21
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.
22
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
Sonra, dilediği vakit onu diriltir.
23
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
Hayır, hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)
24
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
25
أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّۭا
Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.
26
ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّۭا
Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!
27
فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّۭا
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
28
وَعِنَبًۭا وَقَضْبًۭا
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
29
وَزَيْتُونًۭا وَنَخْلًۭا
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
30
وَحَدَآئِقَ غُلْبًۭا
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
31
وَفَٰكِهَةًۭ وَأَبًّۭا
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
32
مَّتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
33
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
34
يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
35
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
36
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
37
لِكُلِّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍۢ شَأْنٌۭ يُغْنِيهِ
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
38
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ مُّسْفِرَةٌۭ
O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
39
ضَاحِكَةٌۭ مُّسْتَبْشِرَةٌۭ
Gülerler, sevinirler.
40
وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۭ
O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.
41
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
Onları bir siyahlık bürür.
42
أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.
Fâtiha Suresi
Mishary Alafasy · Ayet 1
0:000:00
Adım 1/7
Hoş Geldiniz!
Kuran okuma deneyimine başlayalım.

Not Ekle

Ayet İşlemleri
Dinle
Not Ekle
Kopyala
Paylaş