Elmalılı Hamdi Yazır — Hak Dini Kur'an Dili (Sadeleştirilmiş)
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Taha Sûresi · 1. âyet
Tâ, Hâ,
Âyetin tefsiri için bkz:9
Taha Sûresi · 2. âyet
Ey Rasûlüm Muhammed ! Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin diye indirmedik.
Âyetin tefsiri için bkz:9
Taha Sûresi · 3. âyet
Ancak Allah'tan korkan kimse için bir öğüt olarak (indirdik.)
Âyetin tefsiri için bkz:9
Taha Sûresi · 4. âyet
Yeri ve yüce gökleri yaratanın katından yavaş yavaş bir indirilişle (onu) indirdik.
Âyetin tefsiri için bkz:9
Taha Sûresi · 5. âyet
O Rahmân (kudret ve hakimiyyetiyle) Arş'a hakim oldu.
Âyetin tefsiri için bkz:9
Taha Sûresi · 6. âyet
Bütün göklerde olanlar, bütün yerdekiler, bu ikisinin arasında ve toprağın altıda bulunanlar O'nundur.
Âyetin tefsiri için bkz:9
Taha Sûresi · 7. âyet
Sen (Allah'a ettiğin dua ve zikirle) sesini yükseltirsen (bilki Allah bundan mustağnîdir.) . Çünkü O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.
Âyetin tefsiri için bkz:9
Taha Sûresi · 8. âyet
Allah O'dur ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur.
Âyetin tefsiri için bkz:9
Taha Sûresi · 9. âyet
(Habîbim!) Mûsa'nın (başından geçen ibret dolu) hikayesi sana geldi mi?
Tâ, Hâ harfleri, -en iyisini Allah bilir benzerleri gibi heca harfleridir, Esmâ-i Hüsnâ'dan (Allah'ın güzel isimlerinden) kasem (yemin) olduğu da söylenmiştir. Bazı lugatlarda "ya recül" demek olduğu da rivayet edilmiştir. Bir de; ….den emr-i hazır; "hâ" zamir olarak "bas onu, yahut çiğne onu" diye Hazret-i Peygamber 'e hitab olduğu şeklinde de açıklanmıştır. Çünkü Allah'ın resulü teheccüd namazlarında (yorulup bitkin düştüğünden, ayaklarına nöbetleşe istirahat vermek için, bir ayak üzerinde durduğunda) iki ayağını da yere basması, yani her iki ayağı üzerinde rahatlıkla durabilecek, çok fazla yorulup bitkin düşmeyecek şekilde ibadet etmesi emrolunmuştur. Buna göre zamir ya ayak, ya da yere aittir. Bu yoruma göre ayağını bas, yahut yeri çiğne demek te olabilir. Bu mânâ mühimdir. Şu kadar var ki, buna göre "Tâhâ" şeklinde yazılması gerekirdi. (İstiva meselesi için "Ârâf Sûresi, 7/54. âyetin tefsirine bkz.) "Sır", içinden kendine söylediğin "ahfâ" ise, olacak fakat henüz olmamış bulunandır. Yahut sır, başkasına gizli söylediğin; ahfâ, kendi içinde gizlediğindir. Bir de "ahfâ" fiil-i mazi (geçmiş zaman kipi) olmak üzere mânâ verilmiştir. Yani (Allah) kulların sırrını bilir, kendi sırrını ise gizlemiştir. Bir hadis-i şerifte (Allah'ın güzel isimleri) doksan dokuz (tane) sayılmış ve bunları sayan, cennete girer buyurulmuştur. (1)
Taha Sûresi · 10. âyet
Hani o bir ateş görmüştü de, ailesine: "Yerinizde durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum" demişti.
Taha Sûresi · 11. âyet
Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: "Ey Mûsa!
Taha Sûresi · 12. âyet
"Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ'dasın."
Taha Sûresi · 13. âyet
"Ben seni seçtim, şimdi (sana) vahyolunacak şeyleri dinle."
Taha Sûresi · 14. âyet
Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.
Taha Sûresi · 15. âyet
Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.
Taha Sûresi · 16. âyet
Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.
Taha Sûresi · 17. âyet
Ey Mûsa! Sağ elindeki nedir?
Taha Sûresi · 18. âyet
Mûsa dedi: "O benim asâm (değneğim) dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim (faydalanacağım şeyler) de var"
Taha Sûresi · 19. âyet
Allah: "Ey Mûsa! onu (yere) bırak"dedi.
Taha Sûresi · 20. âyet
Mûsa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor.
Taha Sûresi · 21. âyet
Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz"
Taha Sûresi · 22. âyet
"Bir de diğer bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz çıksın."
Taha Sûresi · 23. âyet
"Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık."
Taha Sûresi · 24. âyet
"Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."
Taha Sûresi · 25. âyet
Mûsa dedi ki: "Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,
Taha Sûresi · 26. âyet
İşimi kolaylaştır,
Taha Sûresi · 27. âyet
Dilimden düğümü çöz,
Taha Sûresi · 28. âyet
Ki, sözümü iyi anlasınlar.
Taha Sûresi · 29. âyet
Bir de bana ailemden bir vezir ver.
Taha Sûresi · 30. âyet
Kardeşim Harun'u (ver) .
Taha Sûresi · 31. âyet
Onunla arkamı kuvvetlendir.
Taha Sûresi · 32. âyet
(Elçilik) işimde onu bana ortak et.
Taha Sûresi · 33. âyet
Ki seni çok tesbih edelim.
Taha Sûresi · 34. âyet
Seni çok analım.
Taha Sûresi · 35. âyet
Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun."
Taha Sûresi · 36. âyet
Allah buyurdu: "Ey Mûsa! Dilediğin (şeyler) sana verildi."
