Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Elmalılı Hamdi Yazır — Hak Dini Kur'an Dili (Sadeleştirilmiş)

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Kasas Sûresi · 13. âyet Böylelikle biz onu, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin, diye anasına geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler. Mûsa'nın anasının da kalbi yani gönlü bomboş sabahı etti. Bunun açıkça ifadesi, ne olup bittiğinden hiçbir haber almayarak şaşkınlık ve tasadan gönlüne hiçbir şey girmiyor, aklı sıfıra inmiş bir halde, demektir. Az daha onu meydana çıkaracaktı, telaş ve acele ile haber alacağım diye, yaptığını sezdirecek Mûsa'yı ele verecekti. Onun, yani Mûsa'nın kız kardeşine kardeşinin izini takip et, ne olduğundan bir haber al, demişti. Türkçede müzekker ve müennes zamiri ayrılmadığından Türkçede "kızkardeşine" denilince annesinin kız kardeşine denilmiş gibi anlaşılıyor. Halbuki değil dir. Şu halde görünen "kendi kızına" denilmesi iken "Mûsa'nın kızkardeşi" denilmesi şefkatin özellikle vurgulanması bakımından daha beliğ olmuştur. Yani kendi kızı olduğu için değil. Mûsa'nın kızkardeşi olduğu için takibini istemişti. O da onu uzaktan gözledi ve gördü onlar, yani Firavun ailesi, farkında değillerdi, gözettiğinin veya kızkardeşi olduğunun farkına varmıyorlardı. Kasas Sûresi · 14. âyet Mûsa yiğitlik çağına girip olgunlaşınca, biz ona hikmet ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle mükafatlandırırız. Kasas Sûresi · 15. âyet Mûsa, halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbirleriyle döğüşür buldu. Kendi tarafı olan, düşmana karşı ondan yardım diledi. Mûsa da ötekine bir yumruk indirip onun ölümüne sebep oldu. "Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır" dedi. Kasas Sûresi · 16. âyet Mûsa , "Rabbim! Doğrusu kendimi ziyana uğrattım. Beni bağışla!" dedi; Allah da, onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olan ancak O'dur. Kasas Sûresi · 17. âyet Mûsa, "Rabbim! Bana lutfettiğin nimetlere Yemin olsun ki, artık suçlulara asla arka olmayacağım" ded i. Kasas Sûresi · 18. âyet Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse feryad ederek yine ondan imdat istiyor. Mûsa ona dedi ki: "Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın!" Kasas Sûresi · 19. âyet Mûsa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: "Ey Mûsa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek arabuluculardan olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!" Kasas Sûresi · 20. âyet Şehrin öbür ucundan bir adam geldi ve dedi ki: "Ey Mûsa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim." Kasas Sûresi · 21. âyet Mûsa korka korka, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. "Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar" dedi. Kasas Sûresi · 22. âyet Medyen'e doğru yöneldiğinde: "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir." dedi. Kasas Sûresi · 23. âyet Mûsa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir çok insan buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını suyun olduğu yerden) geri çeken iki kadın gördü. Onlara "Derdiniz nedir?" dedi. Şöyle cevap verdiler: "Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (onların içine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da çok yaşlıdır. " "Medyen", yukarda geçtiği üzere Şuayb (aleyhisselâm) 'ın memleketidir. VÜRÛD, suya gitmek, SUDÛR, sudan dönmek olduğu gibi, ISDAR da hayvanları sudan çekip götürmektir. RİÂ': Raî'nin çoğulu, çobanlar, ZEVD: Engel olmak ve geri çekmek; yani diğerleri sularken, bu ikisi hayvanlarını sakındırıp duruyorlar. Burada iki mânâ vardır: Birisi harfi, "fakir" kelimesinin sılası ve fiili muzari mânâsına olmak üzere "Yarab her ne hayır indirirsen muhtacım" demektir. Birisi de harfi illet için olmak üzere "Yarabbi! Hakkımda hayır olmak üzere başıma getirdiğin bu kadar olaylardan dolayı bir fakir oldum, çok muhtacım" demektir ki , bu mânâ daha uygundur. Kasas Sûresi · 24. âyet Bunun üzerine Mûsa, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve "Rabbim! Şüphesiz bana indireceğin her hayra muhtacım" dedi. Kasas Sûresi · 25. âyet Derken, o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona geldi. "Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanları) sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor." Mûsa, ona (Hazret-i Şuayb'a) gelip başından geçeni anlatınca o, "korkma, o zalim kavimden kurtuldun" dedi. Kasas Sûresi · 26. âyet (Şuayb'ın) iki kızından biri: "Babacığım! Onu ücretle (çoban) tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, bu güçlü ve güvenilir adamdır" dedi. Kasas Sûresi · 27. âyet (Şuayb) Dedi ki: "Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan artık o kendinden; yoksa sana ağırlık vermek istemem. İnşaallah beni iyi kimselerden bulacaksın." Kasas Sûresi · 28. âyet Mûsa şöyle cevap verdi: "Bu seninle benim aramdadır. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım demek ki, bana karşı husumet yok. Söylediklerimize Allah vekildir."