Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Kur'an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir

Diyanet İşleri Başkanlığı
İsra Sûresi · 38. âyet On iki madde halinde sıralanan ilkelerle ilgili davranış tarz­larının kötü olanlarını seçmenin Allah’ın nezdinde sevimsiz, dolayısıyla haram olduğu ifade edilmekte; 39. âyette bu ödevlerin “hikmetten vahyedilmiş ilkeler” olduğu bildirilmektedir. Şevkânî’nin de işaret ettiği bir mânaya göre hikmetin bir anlamı geçmiş dinî kültürler, o kültürlerde bulunan evrensel yasalar, ortak doğrulardır. Mûsâ şeriatında on emir denilen ödevler de bu kültürün bir parçası olup Tevrat’ta bunlar şöyle sıralanmıştır: 1. Allah’tan başka ilâh tanımamak, 2. Puta tapmamak, 3. Allah’ın ismini boş yere ağzına almamak (Allah’ın adını kullanarak ya-lan yere yemin etmek gibi; bk. Catéchisme de l’Église catholique, s. 441-443), 4. Cumartesi yasağına saygı göstermek (İslâm’da kaldırılmıştır), 5. Ana babaya saygılı olmak, 6. Adam öldürmemek, 7. Zina etmemek, 8. Hırsızlık yapmamak, 9. Yalan şahitliği etmemek, 10. Başkasına ait olan hiçbir şeye göz dikmemek. Görüldüğü gibi Kur’an’daki buyruklarla Kitâb-ı Mukaddes’tekiler arasında –cumartesi yasağı dışındakiler– öz olarak aynıdır. Kur’an’ın ilk muhatapları olan putperest Araplar’a, 22.âyette ilk ödevi belirleyen “Allah’tan başka tanrı tanıma!” şeklindeki buyruk, diğer buyrukların temeli olduğu için 39.âyette bir defa daha tekrar edildikten sonra müşriklerin en saçma inançlarından biri olan, “Allah’ın erkek çocukları kendilerine bıraktığı, meleklerin ise Allah’ın kızları olduğu” şeklindeki bâtıl inançları 40.âyette reddedilmektedir. İsra Sûresi · 39–40. âyetler On iki madde halinde sıralanan ilkelerle ilgili davranış tarzlarının kötü olanlarını seçmenin Allah’ın nezdinde sevimsiz, dolayısıyla haram olduğu ifade edilmekte; 39. âyette bu ödevlerin “hikmetten vahyedilmiş ilkeler” olduğu bildirilmektedir. Şevkânî’nin de işaret ettiği bir mânaya göre hikmetin bir anlamı geçmiş dinî kültürler, o kültürlerde bulunan evrensel yasalar, ortak doğrulardır. Mûsâ şeriatında on emir denilen ödevler de bu kültürün bir parçası olup Tevrat’ta bunlar şöyle sıralanmıştır: 1. Allah’tan başka ilâh tanımamak, 2. Puta tapmamak, 3. Allah’ın ismini boş yere ağzına almamak (Allah’ın adını kullanarak yalan yere yemin etmek gibi; bk. Catéchisme de l’Église catholique, s. 441-443), 4. Cumartesi yasağına saygı göstermek (İslâm’da kaldırılmıştır), 5. Ana babaya saygılı olmak, 6. Adam öldürmemek, 7. Zina etmemek, 8. Hırsızlık yapmamak, 9. Yalan şahitliği etmemek, 10. Başkasına ait olan hiçbir şeye göz dikmemek. Görüldüğü gibi Kur’an’daki buyruklarla Kitâb-ı Mukaddes’tekilerarasında –cumartesi yasağı dışındakiler– öz olarak aynıdır. Sûredebu buyrukların ardından konumuz olan âyette Kur’an’ın ilk muhatapları olan putperest Araplar’a, ilk ödevi belirleyen “Allah’tan başka tanrı tanıma!” şeklindeki buyruk, diğer buyrukların temeli olduğu için bir defa daha tekrar edildikten sonra müşriklerin en saçma inançlarından biri olan, “Allah’ın erkek çocukları kendilerine bıraktığı, meleklerin ise Allah’ın kızları olduğu” şeklindeki bâtıl inançları reddedilmektedir. İsra Sûresi · 41. âyet Kur’an, başta ilk muhatabı olan Mekke’nin putperest topluluğu olmak üzere insanları Allah’a ve diğer itikad esaslarına inanmaya, Allah’a kulluk etmeye ve insana yaraşır bir hayat sürdürmeye çağırdığı gibi genellikle bunun delillerini, gerekçelerini de sağduyulu ve iyi niyetli her insanın kavrayabileceği şekilde açıklar. Buna rağmen Kur’an’ın çağrısına uymak şöyle dursun, gerçekler karşısında nefret duyguları kabaranlar da olmuştur ve olmaktadır. Aslında âyet, insanoğlunun söz konusu açıklamalar üzerinde iyice düşünerek bu güçlüğü aşabileceklerine işaret etmektedir. Fakat bâtıl inançlar, ön yargılar ve bayağı arzular gibi olumsuz motiflerin etkisinden kurtulamayanlar düşünce kabiliyetlerini de sağlıklı kullanamazlar. İsra Sûresi · 42–43. âyetler Tefsirlerde 42. âyete genellikle iki anlam verilmektedir. Buna göre eğer –farzımuhal– Allah’tan başka ilâhlar olsaydı: a) Tıpkı bir ülkede krallık tahtına göz diken birden fazla heveslinin birbiriyle taht kavgasına girişmesi gibi o sözde ilâhlar da “ arşın sahibi ”ne (Allah) ulaşmak ve O’nun egemenliğine son vermek için yol arar, kavgaya tutuşurlardı; b) Allah nezdinde daha çok yakınlık kazanıp itibar sahibi olmak için birbiriyle yarışırlardı (Taberî, XV, 91). Müşrikler sözde tanrıların kendilerini Allah’a yaklaştıracağına inanıyorlardı. İkinci şıktaki yoruma göre, eğer öyle tanrılar olsaydı önce onlar Allah’a yaklaşma yarışına girerlerdi. Böyle varlıklara da tanrı denemez (çok tanrıcılığın reddine ilişkin olarak ayrıca bk. Enbiyâ 21/22). Şu halde Allah, bu şekilde kendisine ortak koşulmasından münezzehtir; O, hiçbir şey ile hiçbir yönden denk tutulamayacak kadar yücedir, büyüktür.