Elmalılı Hamdi Yazır — Hak Dini Kur'an Dili (Sadeleştirilmiş)
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Nahl Sûresi · 7. âyet
Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şüphesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Ve sizin yüklerinizi de taşırlar. O, davarlardan develer, öküzler, mandalar kendinizin ve eşyanızın ağırlıklarına hammallık da ederler, götürürler. Öyle uzak bir memlekete götürürler ki, yalnız kendinize kalsa siz ona varamazdınız ancak can zahmeti ile varabilirdiniz. Yani varanlarınız olsa bile zorluktan güç ve kuvveti kesilmiş, yarı ölü halinde varırdınız. Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatli ve çok merhametlidir ki, size bu nimetleri ihsan etmiştir. Şu halde sizin de onları şefkat ve merhametle kullanmanız gerekir.
Nahl Sûresi · 8. âyet
Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.
Bunlardan başka, atları, katırları ve eşekleri de binmeniz ve süs olsun diye yarattı, dolayısıyla bunları yememelisiniz ve şimdi bilemeyeceğiniz daha ne acaib şeyleri yaratacaktır. Gerçekten bizden önceki insanların görmediği, bilemediği şeylerden biz, trenler, otomobiller, uçaklar gibi türlü binitler gördük. Kim bilir bundan sonra da Allahü teâlâ bizim bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz daha neler yaratmış ve yaratacaktır. Şüphe yok ki, bütün bu binitlerden faydalanmak için yol da gerekir.
Nahl Sûresi · 9. âyet
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
İşte Allahü teâlâ onların hepsinin yaratıcısı olduğu için doğru hedefe götürecek olan doğru yol da Allah'a aittir. Doğru yolu, hak şeriatı bildirecek olan ve onun doğruluğunu üzerine alan da Allah'tır. Bununla beraber o yoldan sapan da vardır. Yolun eğrisi ve doğru yoldan sapan yolcular da vardır. Demek ki Allah, onların bizzat hidayetlerini dilememiştir. Çünkü dilemiş olsaydı hepinizi gerçekten hidayete erdirirdi. Doğru yolu, hak dini yalnız açıklamakla yetinmezdi, bütün insanlara ona girmeyi de nasib ederdi.
Nahl Sûresi · 10. âyet
Sizin için gökten su indiren O'dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.
Nahl Sûresi · 11. âyet
Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.
Nahl Sûresi · 12. âyet
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
Nahl Sûresi · 13. âyet
Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda öğüt alan kimseler için bir ibret vardır.
Nahl Sûresi · 14. âyet
Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.
Nahl Sûresi · 15. âyet
Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.
Nahl Sûresi · 16. âyet
Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah'ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.
Nahl Sûresi · 17. âyet
Hiç yaratan (Allah) , yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
Nahl Sûresi · 18. âyet
Halbuki Allah'ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Nahl Sûresi · 19. âyet
Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.
Nahl Sûresi · 20. âyet
Kâfirlerin Allah'tan başka yalvardıkları (putlar) ise, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar, kendileri yaratılmışlardır.
Nahl Sûresi · 21. âyet
O putlar, hep ölüdürler, diri değildirler ve insanların öldükten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Nahl Sûresi · 22. âyet
İlâhınız bir tek ilâhtır. Bununla beraber ahirete inanmayanların kalbleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
Nahl Sûresi · 23. âyet
Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Doğrusu Allah, kendilerini büyük görüp hakkı kabul etmeyenleri sevmez.
Nahl Sûresi · 24. âyet
Onlara: "Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman "Öncekilerin efsanelerini" dediler.
Nahl Sûresi · 25. âyet
Bunu söylemelerinin sebebi şu: Kıyamet günü, kendi günahlarını tam olarak yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat ed in, yüklendikleri günah ne kötüdür!
Nahl Sûresi · 26. âyet
Onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Fakat Allah onların binalarını temelinden sarstı, çatı tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkedemedikleri bir yönden geldi.
Nahl Sûresi · 27. âyet
Sonra kıyamet günü Allah, O kâfirleri rezil rüsvay edecek ve diyecek ki: "Hani uğrunda müminlere karşı düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede?" Kendilerine ilim verilmiş olanlar: "Şüphesiz bugünün rezilliği ve kötülüğü kâfirleredir." diyeceklerdir.
Nahl Sûresi · 28. âyet
(O kâfirler) , kend ilerine zulmetmiş kimseler olarak, meleklerin, canlarını aldıkları kimselerdir. O vakit onlar şöyle diyerek teslim olurlar: "Biz, bir kötülükten dolayı yapmıyorduk." (Onlara) : "Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptığınızı elbette çok iyi bilendir."
