Elmalılı Hamdi Yazır — Hak Dini Kur'an Dili (Sadeleştirilmiş)
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Taha Sûresi · 91. âyet
Onlar (ceva p olarak şöyle) demişlerdi: "Mûsa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz."
Taha Sûresi · 92. âyet
(Mûsa gelince kardeşine şöyle) dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?"
Taha Sûresi · 93. âyet
" (Neden) benim yolumu ta kip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?"
Taha Sûresi · 94. âyet
Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.
Taha Sûresi · 95. âyet
(Hazret-i Mûsa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâm irî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.
Taha Sûresi · 96. âyet
Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin ( Cebrail 'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.
Taha Sûresi · 97. âyet
(Mûsa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın) . Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız."
Taha Sûresi · 98. âyet
Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.
Taha Sûresi · 99. âyet
(Ey Rasûlüm Muhammed !) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik.
Taha Sûresi · 100. âyet
Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü bir günah yüklenecektir.
Taha Sûresi · 101. âyet
Devamlı o azabın altında kalacaklar. Kıyamet günü onlar i çin, bu ne fena bir yüktür!
Taha Sûresi · 102. âyet
Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları o gün, (gözleri korkudan) göğermiş olarak mahşerde toplayacağız.
Taha Sûresi · 103. âyet
"Siz dünyada sadece on (gün) kaldınız" diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.
Taha Sûresi · 104. âyet
Aralarında ne konuşacaklarını biz çok iyi biliriz. Görüşü en üstün olan: "Ancak bir gün kaldınız" diyecektir.
Taha Sûresi · 105. âyet
(Ey Rasûlüm Muhammed !) Sana dağlar (ın kıyametteki durumunu) sorarlar, de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak."
Taha Sûresi · 106. âyet
"Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak."
Taha Sûresi · 107. âyet
"Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin."
Taha Sûresi · 108. âyet
O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye (Sûr'a üfleyenin çağrısına) uyarlar. Öyleki, Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin.
Taha Sûresi · 109. âyet
O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.
Taha Sûresi · 110. âyet
Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazla r.
Taha Sûresi · 111. âyet
Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran Allah'a baş eğmiştir. Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır.
Taha Sûresi · 112. âyet
Her kim de mümin olarak salih amelleri işlerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de çiğnenmekden korkar.
Taha Sûresi · 113. âyet
İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Onda tehditlerden nice türlüsünü tekrar tekrar açıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanış verir.
Taha Sûresi · 114. âyet
Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Rasûlüm Muhammed !) K ur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce (unutma korkusu ile) Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de.
Taha Sûresi · 115. âyet
Doğrusu bundan önce Âdem'e (bu ağaçtan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık.
Taha Sûresi · 116. âyet
Bir vakit meleklere: "Âdem (e hürmet) için secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.
Taha Sûresi · 117. âyet
Biz de (Âdem'e) şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun) ."
Taha Sûresi · 118. âyet
"Şüphesiz senin acıkmaman ve çıplak kalmaman (ancak) cennettedir. "
Taha Sûresi · 119. âyet
Ve sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın"
Taha Sûresi · 120. âyet
Nihayet şeytan ona vesvese verdi. Şöyle dedi: "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"
Taha Sûresi · 121. âyet
Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.
Taha Sûresi · 122. âyet
Sonra Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi.
