Elmalılı Hamdi Yazır — Hak Dini Kur'an Dili (Sadeleştirilmiş)
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Taha Sûresi · 37. âyet
"Yemin olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik"
Taha Sûresi · 38. âyet
Hani bir vakit ilham edilmesi gereken (ancak ilham ile bilinebilen) şu ilhamı annene verdik:
Taha Sûresi · 39. âyet
"Onu (Mûsa'yı) tabut içine koy da denize bırak. Deniz de onu sahile atsın. Onu hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın." Bir de benim gözetimim altında yetiştirilmen için, üzerine katımdan bir sevgi bırakmıştım. (Ey Mûsa!)
Taha Sûresi · 40. âyet
Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Mûsa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldin.
Taha Sûresi · 41. âyet
Ben, seni kendime (peygamber) seçtim.
Taha Sûresi · 42. âyet
Sen kardeşinle birlikte mucizelerimle git. İkiniz de beni anmakta gevşeklik etmeyin.
Taha Sûresi · 43. âyet
Firavun'a gidin, çünkü o gerçekten azdı.
Taha Sûresi · 44. âyet
Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar.
Taha Sûresi · 45. âyet
(Mûsa ile Harun) "Rabbimiz! Onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığını artırmasından korkarız" dediler.
Taha Sûresi · 46. âyet
Allah buyurdu ki: "Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm."
Taha Sûresi · 47. âyet
Hemen gidin de Firavun'a deyin ki: "Biz Rabbinin (sana gönderilen) elçileriyiz. Artık İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir."
Taha Sûresi · 48. âyet
"Bize kesin olarak vahyolundu ki, azab şüphesiz (gerçeği) inkâr edip ona sırt çevirenleredir."
Taha Sûresi · 49. âyet
Firavun: "Ey Mûsa! Sizin Rabbiniz kimdir?" dedi.
Taha Sûresi · 50. âyet
Mûsa: "Bizim Rabbimiz her şeye şeklini veren, sonra da yolunu gösterendir." dedi.
Taha Sûresi · 51. âyet
Firavun : "Öyleyse geçmiş asırlar (daki insanlar) ın durumu nedir?" dedi.
Âyetin tefsiri için bkz:54
Taha Sûresi · 52. âyet
Mûsa dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitapta (yazılı) dır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz."
Âyetin tefsiri için bkz:54
Taha Sûresi · 53. âyet
"Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." İşte biz o su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık.
Âyetin tefsiri için bkz:54
Taha Sûresi · 54. âyet
Hem siz yiyin, hem de hayvanlarınızı otlatın. Akıl sahibleri için bunda nice ibretler vardır!
Firavun dedi ki: " Ö yleyse geçmiş asırlar (halkın) ın durumu nedir? Yani dediğin gibi (eğer gerçekten senin Rabbin varsa ve o) her şeye, layık olan şeklini verdikten sonra, gitmesi gereken doğru yolunu da göstermiş ise, geçmiş asırlardaki insanlar neden o doğru yolu takip etmemiş, niçin senin dediğin gibi samimi olarak tevhid inancı içerisine girip (Allah'a) kulluk etmemiş de putlara tapmış? Neden cehalet içinde kalmışlar? Firavun, bu suretle Allah tarafından gelen herhangi bir yol göstericiyi ve irşadı, dolayısıyla da peygamberliği inkâr etmek istiyor. Firavun: "geçmiş asırlar" demekle içinde bulunduğu zamandan daha önce gelip geçmiş asırları kasdetmiş olmakla beraber, kendisi de onlardan ayrılmak istemediği cihetle o asırlara dahil olmuş bulunuyor. Kasas Sûresi'nde de (28/43) geleceği üzere Kur'ân dilinde ilkçağlar Firavun'un helak olmasıyla son bulmuştur. Bu nokta için olmalıdır ki, Hazret-i Mûsa cevapta Allah onlara da peygamberler gönderdi demeyip de şöyle dedi "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır." yani onların durumu bana gizlidir. Gizli olan şeylerin bilgisi ise, ancak Rabbimin katında bir kitabdadır. Onların durumunun ne olduğunu ve ne olacağını ancak O bilir. Hiç bir zaman Rabbim şaşmaz ve unutmaz. O, yol göstermiş, onlar kabul etmemişlerdir. Çünkü O Rabbimdir ki "yer yüzünü sizin için bir döşek yaptı." Bu gözle görülen bir hidayettir, bir yol göstermektir. "İşte biz o su ile çıkardık." Burada gıyabdan tekellüme iltifat vardır. (Yani sözün ve hitabın yönü üçüncü şahıstan birinci şahsa çevrilerek bir iltifat sanatı yapılmıştır.) Nühâ, batıl ve kötü şeylere uymaktan sakındıran akıl demektir.
Taha Sûresi · 55. âyet
Sizi yerden (topraktan) yarattık, yine (ölümünüzden sonra) ona döndüreceğiz. Hem de ondan sizi bir kere daha çıkaracağız.
Taha Sûresi · 56. âyet
Yemin olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden çekindi.
Taha Sûresi · 57. âyet
(Firavun Mûsa'ya şöyle) dedi: "Ey Mûsa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin bize?"
Taha Sûresi · 58. âyet
"O halde biz de senin s ihrin gibi bir sihirle sana geleceğiz (karşına çıkacağız) ; şimdi bizimle senin aranda bir vakit ve bir buluşma yeri tayin et ki; ne senin, ne bizim caymayacağımız uygun bir yer olsun."
Taha Sûresi · 59. âyet
Mûsa: "Sizinle buluşma zamanı, süs (bayramı) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dedi.
Taha Sûresi · 60. âyet
Bunun üzerine Firavun döndü gitti ve bütün hile vasıtalarını topladıktan sonra geldi.
