Elmalılı Hamdi Yazır — Hak Dini Kur'an Dili (Sadeleştirilmiş)
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Nur Sûresi · 20. âyet
Ya sizin üstünüze Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı; Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu) ?
Ne vardı o yalanı işittiğiniz zaman müminler ve mümineler kendi nefislerine hayır zannetseler, kendilerine ve kendileri kadar tanımaları gereken hemcinslerine hüsn ü zan besleseler de bu açık bir ifktir, deselerdi ya! Zannın menşei, nefiste bir kıyastır. Bir kimse nefsinde kendi hakkında cevaz verebildiği ölçüdedir ki, kendine benzettiği kimseler hakkında nefsî bir kıyas ile bir zanda bulunur. Halbuki müminlerin, müminelerin, kendi nefislerinde fena şeylere cevaz vermemeleri, nezih olmaları gerekir. Bu sebepten kötü bir söz işittikleri zaman kendilerinden şüpheleri olmadığı gibi, kendileri gibi saymaları gereken mümin ve mümineler hakkında da iyi zanda bulunmaları, berâet-i zimmetin asıl olduğunu bilmeleri, açık ve görünen halin aksine olan desteksiz ve delilsiz lakırdılara, açık bir ift ira demeleri gerekir.
" (İnsanlar arasında kötü sözün yayılmasını arzulayan kimseler var ya işte) onlar için dünyada da ahirette de acı veren bir azab vardır." Dünyadaki azab; kazif cezası ve neticeleridir. Nitekim Mıstah, Hassan, Hamne haklarında kazif cezası uygulandı ve Safvan bir kılıç darbesi ile Hassan'ı vurup bir gözünü söndürdü.
Nur Sûresi · 21. âyet
Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse temize çıkmazdı. Fakat Allah, dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir.
Âyetin tefsiri için bkz:25
Nur Sûresi · 22. âyet
İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar, feragat göstersinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Âyetin tefsiri için bkz:25
Nur Sûresi · 23. âyet
Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azab vardır.
Âyetin tefsiri için bkz:25
Nur Sûresi · 24. âyet
O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şahitlik edecektir.
Âyetin tefsiri için bkz:25
Nur Sûresi · 25. âyet
O gün Allah onlara gerçek cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah'ın gerçek olduğunu anlayacaklar.
"Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnad edenler". Burada gâfilat (habersiz) vasfı, medih (övme) sıfatlarındandır. Yani Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in temiz zevceleri gibi kötülükten mutlak mânâda habersiz, öyle bir şey asla hatırından geçmez, imanlı hanımlara atanlar, şüphesiz Dünya ve ahirette lanetlendiler ve onlara çok büyük bir azap vardır. "O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına karşılık aleyhlerinde şahitlik yapar." (Yâsîn, 36/65. âyetin tefsirine bkz.) . O gün Allah, onlara gerçek cezalarını tastamam verecek ve onlar, Allah'ın bir gerçek olduğunu anlayıp bilecekler. Yani her hakikati ortaya koyan, ve varlığında hiç şüphe caiz olmayan, Hak teâlâ'ır.
Burada tevbe edenler istisna edilmemiştir. Çünkü bunda Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) in temiz zevcelerinin özel hakları sebebiyle bir özellik vardır. Bununla beraber mânâ, umumîdir. Bu sebepten umumî olan kazf âyetindeki istisnanın ahiretle ilgili yönden burada da geçerli olması düşünülür. Hassan b. Sabit münafık olmamakla beraber, tevbekâr olduğunda, bir şüphe yoktur. Nitekim kendisine had cezası uygulandıktan sonra söylediği şu beyitlerle aklandığını ortaya koymuştu:
"İffetlidir, ağırbaşlıdır, bir şüphe ile suçlanamaz.
Bir şeyden habersiz iffetli kadınların ırzları hakkında söz söylemekten çekinir.
O, insanların din ve mevkii itibariyle en hayırlısının hanımıdır,
İnsanların en hayırlısı da hidayet, keramet ve fazilet peygambe ridir.
O, Lüey b. Gâlib kabilesinden bir hanım sultandır.
O kabilenin gayreti üstün ve o hanımın şerefi devamlıdır.
Terbiyelidir, Allah onun ahlâkını asîl ve tertemiz kılmıştır.
Kendisini de her türlü ayıp ve batıldan aklamıştır.
Eğer sana ulaştırılan sözü ben söylemiş isem,
Ellerim kamçımı kaldırmaz olsun, kurusun.
Nasıl olur da söyleyebilirim, yaşadığım sürece sevgim ve yardımım, meclislerin güzelliği olan Resulullah 'ın Âline aittir.
Onun insanlar üzerinde nice üstün ve faziletli rütbeleri vardır.
Yükseklere atılanlar bile o rütbelere ulaşmaktan aciz kalırlar."
Hazret-i Âişe (r.anha) de "Hassan'a cenneti ümid ederim. Resulullah 'ın medhine ait şiirini işittiğim zaman, ona cenneti ümid ettim" demiştir.
