Maide Sûresi 4. Âyet Tefsiri — Elmalili Hamdi Yazir Tefsiri (Sade) - Hak Dini Kur'an Dili
Elmalili Muhammed Hamdi Yazir
Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin) , Allah'tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendir.
Ey Rasûlüm Muhammed , ümmetin sana şunu sorarlar veya soruyorlar:
Kendilerine neler helâl kılındı? İkrime ve Muhammed b. Ka'b'den nakledildiğine göre Cebrail aleyhisselam: "Biz köpek bulunan eve girmeyiz" demiş olduğundan dolayı Hazret-i Peygamber köpeklerin öldürülmesini emretmiş ve Ebû Rafi'i bununla görevlendirmiş. O da Medine'deki köpekleri hep öldürüp Avali'ye (şehrin dışındaki yüksek kısımlara) kadar varmış. Bunun üzerine Asım b. Adiy ve Sa'd b. Hayseme ve Uveym b. Sa'd gelmişler: "Bize ne helâl kılındı ey Allah'ın Resulu?" demişler. Resullullah susmuş, sonra bu âyet nazil olmuştur. Hakim Ebû Abdullah "Sahih"inde senediyle rivayet ettiği üzere Ebû Râfî demiştir ki: " Resulullah bana köpeklerin öldürülmesini emretti. İnsanlar geldiler: 'Ey Allah'ın Resulü, öldürülmesini emrettiğin bu ümmetten bize ne helal kılındı?' dediler, Allahü teâlâ âyetlerini indirdi." Bundan başka Saîd b. Cübeyr demiştir ki, "Adiy b. Hatim ve Zeydülhayl : 'Ey Allah'ın Resulü, biz köpeklerle ve doğanlarla av avlarız, Âli Dır'in ve Âli Ebi Havriyye'nin köpekleri yaban sığırlarını, yaban eşeklerini ve geyikleri alırlar. Bazısını kesmeye yetişiriz, bazısı da öldürülür kesmeye yetişemeyiz. Halbuki Allahü teâlâ leşi haram kılmıştır. Şu halde bize bunlardan neler helal oluyor?' demişlerdi. Bu âyet bu sebeple indi." Buna göre bu soru istisnasına ait, ve cevap da tezkiye (kesme) nin şer'î mânâsını açıklama ve izah sadedinde gelmiş demek olur ki, söz gelimine çok uygundur. Önceki rivayet, bu âyetlerin inişinin, haram kılma âyetinden önce olduğuna; ikinci rivayet de sonra olduğuna delalet etmektedir. Bundan sonraki "bugün size helal kılındı", "bugün dininizi ikmal ettim" den başka bir gün olmadığına göre de, bu âyetlerin inişleri başka başka olduğunu kabul etmek zor olacaktır. denilen günlerin birbirinden başka günler olmadığı açık ve belli bulunduğundan, bunlar yalnız Arefe gününü değil, Mâide sûresinin bütün nüzul zamanını kaplayan Muhammed (aleyhisselâm) 'ın son senesini tek zaman olarak ifade etmekte ve bu şekilde gerek haramın açıklanması ve gerek helalin açıklaması âyetlerinin nüzul tarihi açısından ya hakikaten veya hükmen bitişik ve yakın bulunduklarını anlatmaktadır. "Böyle soruyorlar" diye sorunun vaki oluşunu hikaye değil, " sorarlar" diye olmuş ve mümkünü içine alacak şekilde daha genel bir soru tasavvur edilmesi gerekir. O halde her türlü şüpheyi kaldırmak ve defetmek için:
Ey Rasûlüm Muhammed , şöyle söyle: size iyi ve güzel şeyler helal kılındı. Kötü ve çirkin şeyler değil, nitekim "Onlara güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar" (A'raf, 7/157) buyurulmuştur. Şu halde İslâm midesine, İslâm sofrasına pis şeyler değil, hoş şeyler konmalıdır. Daha önce de işaret edildiği üzere "tayyib" lugatta "müstelezz" yani hoşlanılan temiz ve hoş şey demektir. Haram olma şüphesi bulunmayan - izin verilen- helale de buna benzeterek "tayyib" denilir. Zira zararı olmamak mânâsında birleşirler. İbnü Cerir, Taberi gibi bazı tefsirciler burada "tayyibat", "helaller" diye tefsir etmişlerse de "helaller helal kılındı" demek tutuk bir ifade olacağından tefsircilerin çoğu ve müctehidler bunun "lezzet ve iştah duyulan temiz ve hoş şeyler" mânâsına yorumlanmasının vacib olduğunu göstermişlerdir. Şu halde mânâ, "Hoşa giden ve iştah hissedilen her temiz şey size helal kılındı" demektir. Fakat bundan herkesin her hoşuna giden şeyin helal olduğunu da sanmamalıdır. Muhakkaktır ki, kötü alışkanlık ile huy ve ahlâkı bozulmuş kimselerin zevk ve takdirine itibar yoktur. İbret, selim tabiatadır. Ve "tayyibat" ancak selim tabiatlı kişilerin tiksinmeyip hoşlandıkları şeylerdir. Yoksa çöl halkı ve zorluklar içinde yaşayanlar her çeşit hayvanı hoşlanıp yiyebilirler. Gerçi "Yerde olanların hepsini sizin için yarattı" âyeti delaletince mubah olmak esastır. Ve bu umûma göre insandan başka her hayvandan, her bitkiden ve her şeyden yemek suretiyle de faydalanmanın mubah olması lazım gelirdi. Fakat "Onlara temiz şeyleri helal, murdar olanları haram kılar." (A'raf, 7/157) delaleti üzere bu umûmdan habâis (çirkin ve kötü şeyler) çıkarılarak helal, tayyibata tahsis edilmiş ve dolayısıyla aslî mubah olmayı kayda bağlamak için, bu büyük bir esas ve genel bir kanun olmuştur ki; helal ve haramın tayininde özel delil bulunmadıkça buna müracat olunur. Ve çirkin şeyleri ayırt etmeyenlerin zevkine itibar olunmaz. Cahiliye Arapları, yukarda açıklandığı üzere leşi veya leş kabilinden bir hayli şeyleri yedikleri halde, tayibattan olan en'am (hayvanlar) dan bazılarını, En'am sûresinde açıklanacağı üzere deve), sâibe (puta adanan deve) , vasîle (erkek ve dişi olarak ikiz doğan yavrular) , ham (on kere döl alınan deve) adlarıyla kendilerine haram ederler yemezlerdi. Bunların temiz olduğuna hükmettikeri halde bazı vehimlerinden dolayı yemezlerdi. Buna karşı temiz olan her şeyin helal olduğu açıklanmış ve bu hüküm: "De ki: 'Allah'ın, kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti?' (Araf, 7/32) âyetiyle de tekit edilmiştir ki, sebepler ve nüzul hikmeti yanında bu âdetin kat'i şekilde kalkması da vardır. Şüphe yok ki, bu "tayyibat"da kara ve deniz hayvanlarından başka, kuşların ve hatta bütün bitkilerin de hoşları dahildir. Ve sonra helal olan her hayvanın bütün kısımlarının da helal olması gerekmeyeceğini ve kesilmiş olan hayvanların kısımları meyanında bulunan habâis (çirkin şeyler) in de haram olduğuna işaret etmektedir.
Özetle selim tabiatın ve sağlam fıtratın hoşlandığı bütün tayyibat (hoş ve güzel şeyler) helal kılındı "Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin..."
CEVÂRİH, "cariha"nın çoğuludur ki, esas olarak "cerh"den alınmış olup, tesir mânâsı düşüncesiyle "kasibe"…