Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Adalet

İslam Arşivi

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Adalet

İslâm'ın Temel Direği, Toplumsal Düzenin Mühendislik Yasası

إِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ

"Şüphesiz Allah, adaleti, iyiliği... emreder."

📖 Nahl Sûresi, 90. âyet

Muhterem kardeşlerim; İslâm dininin en açık, en kestirme ve en çok tekrar edilen emirlerinden biri adalettir. Kur'ân-ı Kerîm'de "adl", "kıst" ve türevleri yüzlerce defa zikredilmiş; Allah Teâlâ kendi isimlerinden biri olarak el-Adl'i ümmete tanıtmıştır. Peygamberlerin gönderiliş gayesi de yine adâlettir: "Andolsun ki biz, peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mîzânı indirdik" (Hadîd 25).

Bir mîzân —yani terazi— düşünün: Sapması, kayması, ayar dışına çıkması mümkündür. İşte Allah Teâlâ insanlığa peygamberler ve kitaplar göndererek, kalbin terazisinin dosdoğru kalması için âyarlar koymuştur. Bu yüzden adâlet, İslâm'ın bir lüksü değil, ânâ direklerinden biridir.

I. Adâletin Tanımı: Her Şeyi Hak Ettiği Yere Koymak

İmam Gazzâlî'nin tanımıyla adâlet: "Bir şeyi gerektiği yere, gerektiği ölçüde, gerektiği zamanda ve gerektiği usûlle koymaktır." Bu tarif sandığımız kadar dar değildir. Babaya hürmet adâlettir, çünkü onun hakkını yerine koymaktır. Eşine sevgi göstermek adâlettir, çünkü onun emanetine sahip çıkmaktır. Hayvana eziyet etmemek adâlettir, çünkü onun varoluş hakkını çiğnememektir. Hatta nefsine bile zulüm yapmamak adâlettir; orucunu tutarken yorgun bedene de hak teslimi gerekir.

İslâm'ın getirdiği muazzam ahlâkî inkılâbın özü budur: Adâlet, yalnızca mahkemelerin değil, kalplerin meselesidir. Hâkim adâletiyle ülke yönetir, çoban adâletiyle sürüsünü kollar, baba adâletiyle çocuklarını yetiştirir, tâcir adâletiyle terazisini tutar.

II. Kur'ân'da Adâlet: Tanrısal Bir Buyruk

إِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَى أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ

"Allah, emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğinizde adâletle hükmetmenizi emreder."

📖 Nisâ Sûresi, 58. âyet

Bu âyet İslâm yönetim ahlâkının temel taşlarındandır. Dikkat ediniz: Önce emanetleri ehline vermek emredilmiş. Yani vazifeler liyakat sahibine verilmelidir; rüşvete, hâtıra, akrabalığa değil. Sonra hüküm verirken adâletli olmak emredilmiştir. Bu hüküm yalnızca kadı ve hâkimleri değil, evindeki babayı, sınıfındaki öğretmeni, atölyesindeki ustabaşıyı, devlet kapısındaki memuru da içine alır.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ لِلّٰهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلَّا تَعْدِلُوا اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى

"Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adâletle şâhitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adâletsizliğe sürüklemesin. Adâletli olun. Bu, takvâya en yakın olandır."

📖 Mâide Sûresi, 8. âyet

Bu âyet, İslâm'ın insanlığa armağan ettiği muazzam ahlâkî ölçütlerden biridir: Düşmanına karşı bile adâletli olmak. Bir kişiden ne kadar nefret ederseniz edin, bu sizi onun hakkını yemeğe sevk etmemeli. Sevdiğiniz birinin lehine, sevmediğiniz birinin aleyhine yalan şâhitlik etmek; Allah'ın huzurunda inanılmaz bir günahtır. İmam Şâfiî bu âyet hakkında şöyle der: "Bu, dünyanın bütün medenî kanunlarından üstün tek hükümdür."

III. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Adâleti

Resûlullah (s.a.v.) hayatının her safhasında adâletin en mükemmel timsali olmuştur. Hudeybiye Antlaşması'nda müşriklerin lehine görünen şartları kabul etmiş; Mekke fethinde geçmişin acılarını unutarak tüm Mekkelileri afetmiş; mahkemelerinde sahabesi ile yahudi arasında ayrım yapmaksızın hak sahibine hakkını vermiştir.

وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا

"Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki Muhammed'in kızı Fâtıma da hırsızlık yapsaydı, elbette onun elini de keserdim."

📜 Buhârî, Hudûd, 11; Müslim, Hudûd, 8

Bu söz, insanlık tarihinin işitildiği en yüce adâlet beyanlarından biridir. Yetkili bir devlet başkanı, kendi öz kızını dahi —şâyet suç işleseydi— kanun karşısında ayrıcalıklı tutmayacağını dile getiriyor. Hâlbuki modern dünyada bile, en demokratik ülkelerde dâhi nüfuzlu kimseler kanun terazisinin farklı kefelerine konulur.

IV. Hz. Ömer (r.a.) ve Adâletin Mührü

İslâm tarihinin en büyük adâlet sembolü, hiç şüphesiz Hz. Ömer ibni'l-Hattâb'tır (r.a.). Onun adâletine dair anlatılan binlerce hâdise vardır; biri çok meşhurdur: Mısır valisi Amr ibnü'l-Âs'ın oğlu, halktan bir Kıbtî'ye sopa vurmuş ve "Ben şereflilerin oğluyum, sen kim oluyorsun" demişti. Hz. Ömer haberdâr olunca babasıyla oğlu Medine'ye getirdi ve mağdura kırbacı verip şöyle dedi: "Vur o şereflilerin oğluna!" Sonra şu meşhur sözünü söyledi:

مَتَى اسْتَعْبَدْتُمُ النَّاسَ وَقَدْ وَلَدَتْهُمْ أُمَّهَاتُهُمْ أَحْرَارًا

"Anneleri onları hür doğurmuşken, siz ne zaman insanları köleleştirdiniz?"

Bu söz, çağlar boyu hür insanların kalbinde yankılanmıştır. Adâlet için ne devlet başkanlığı engeldir, ne valilik. Hak, yalnız hak sahibine aittir.

V. Adâletin Şubeleri: Hayatın Her Alanı

Aile adâleti. Erkek çocuğa fazla, kız çocuğa az vermek; büyüğü kayırmak küçüğü ihmâl etmek; eşler arasında muhabbette tarafgir olmak —bunlar gizli birer zulümdür. Nu'mân ibn Beşîr (r.a.) anlatır: Babam beni Peygambere (s.a.v.) götürdü, "Bu çocuğuma kölelerimden birini bağışladım, şahit ol" dedi. Resûlullah sordu: "Bunun gibi her çocuğuna bağışladın mı?" — "Hayır" deyince Efendimiz şöyle buyurdu: "O hâlde beni şahit tutma, çünkü ben zulme şahit olmam" (Müslim, Hibât, 13).

İktisâdî adâlet. Ölçü ve tartıda hile yapmak Mutaffifîn sûresinde ağır lafızlarla yerilmiştir. İslâm; zekât, miras, faiz yasağı ve ihtikâr (karaborsa) yasağı gibi düzenlemelerle servetin belirli ellerde yığılmasını önlemiş, ekonomik adâlete kapı açmıştır.

Hukukî adâlet. İslâm hukukunda fakir-zengin, beyaz-siyah, soylu-soysuz ayrımı yoktur. Hâkim, davayı dinlerken iki tarafa eşit söz hakkı vermek zorundadır. Hz. Ali (r.a.) bir yahudi ile mahkemelik olduğunda, hâkim onu adıyla, yahudiyi künyesiyle çağırmıştı; Hz. Ali itiraz etti: "Bu, davacıya karşı tarafgirliktir; aynı şekilde hitap etmelisin."

Çevre ve hayvan hakkı. Adâlet yalnız insanlar arasında değil, hayvanlar ve tabiat ile aramızda da geçerlidir. Efendimiz, susuz köpeğe su veren bir günahkâr kadının affedildiğini; kediyi aç bırakarak öldüren bir kadının ise cehennemlik olduğunu haber vermiştir (Buhârî, Müslim).

VI. Adâletsizliğin Bedeli: Zulüm Üzerine Bina Olunan Hiçbir Yapı Ayakta Kalmaz

وَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ

"Sakın, Allah'ı zâlimlerin yaptıklarından habersiz sanma!"

📖 İbrâhîm Sûresi, 42. âyet

Tarih, zulmün sonunda yıkıldığının binbir şâhididir. Firavun'un sarayı sular altında kaldı; Nemrut'un tahtı bir sivrisinekle devrildi; Hâmân'ın hazineleri kül oldu. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: "Zulümden sakının; çünkü zulüm, kıyamet gününde karanlıklar olacaktır." (Müslim, Birr, 56). Zâlim, bir gün muhakkak adâletin mîzânında karşılığını alır; ya bu dünyada görülmüş bir bedelle ya öteki dünyanın sonsuz hesabıyla.

Mazlumun bedduasına dair Efendimiz şu uyarıyı yapmıştır: "Mazlumun duâsından sakının; çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur." (Buhârî, Mezâlim, 9). Zâlim olmamak yetmez; zulme rıza göstermek dahi sorumluluk getirir.

VII. Müslümanın Adâlet Şuuru: Kendinden Başlayan Bir İnkılâp

Adâlet, başkalarına çekilen bir vâzdan ibâret olamaz. Önce kendi nefsine adâlet edeceksin: Onu Allah'ın hakkı önünde haddinde tutacaksın. Sonra ailene: Eşinin, çocuğunun, akrabanın hakkını yerine koyacaksın. Sonra mesleğine: Helâl rızık, dürüst muâmele, hak teslimi. Sonra topluma: Mazluma yardım, zâlime hayır demek, doğruyu söylemek.

Hz. Ali (k.v.) der ki: "Adâlet, halkın huzurudur; zulüm ise halkın azabı." Bir toplumda namaz çoğalır da adâlet çoğalmazsa o toplum şekil bakımından dindar, hakikat bakımından sefildir. Çünkü dinin maksadı, kalpleri Allah'a, elleri ise hakka yönlendirmektir.

Sonuç: Mîzân Senin Elindedir

Sevgili kardeşlerim; Allah Teâlâ size bir vicdan vermiş, bir akıl vermiş, bir terazi vermiştir. Bu mîzânı doğru tutmak elinizdedir. Adâlet, sokakta bağırmakla değil; eve girdiğinizde eşinize, çocuğunuza, anne-babanıza adâletle davranmakla başlar. Adâlet, makam sahibi olmayı beklemekle değil; bugün masanızdaki kalemi hakkıyla kullanmakla başlar. Adâlet, dünyayı düzeltmek için değil; önce kendi kalbinizi düzeltmek için bir çağrıdır.

Rabbim Teâlâ bizleri zulümden, zulüm görmekten, zulme rıza göstermekten muhâfaza eylesin. Adâletini Cennet'inde tecellî ettirsin, Cehennem'inden korusun. Bütün toplumlara hakkın, hukukun, merhamet ve adâletin hâkim olduğu günleri lutfeylesin. Âmîn.

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

"Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azâbından koru."

📖 Bakara Sûresi, 201. âyet

وَاللّٰهُ أَعْلَمُ — Allah en iyi bilendir ✦