AHİRET GÜNÜNDE FAYDA VERECEK TAKVA VE BEŞ SALİH AMEL
İnsanoğlunun dünyaya gelişinin gayesi ahiret için hazırlık yapmaktır Ebedi olan ahiret, burada yapılacak güzel işlerle kazanılır
Bu yolculuğumuzun azığı ömrümüz ve bize sunulan fırsatları değerlendirmek… Kimileri bu dünyada sadece ahiret için çalışır… Kimileri de yatırımlarını sadece dünya için yapar Cenab-ı Hak bir ayet-i kerimede
وَتَزَوَّدُوا فَاِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوٰى
zık edinin… Azığın en hayırlısı Allah’tan korkmaktır” diyor…
وَاتَّقُونِ يَا اُولِى الْاَلْبَابِ
orkunuz Allah için olsun Sırf dünya ile ilgili olan bir maksat için, başkalarından korkmak fazilet değildir diyor (Bakara, 197)
Başta namaz olmak üzere, ibadet etmek ve mahlûkata yapılan hayırlı işlerin hepsi, mü’min için birer ahiret azığıdır
Ebu Zer (r.a.) anlatıyor…
لَوْ اَرَدْتَ سَفَرًا اَعْدَدْتَ لَهُ عُدَّةً ؟
Eba Zer!.. Bir yolculuğa çıkacağın zaman kendine azık hazırlar mısın? diye soruyor Peygamberimiz… Ebu Zer “Evet” diyor… Bu sefer
فَكَيْفَ سَفَرُ طَرِيقِ الْقِيَامَةِ ؟
eki, ahiret için bir azık hazırladın mı?” diye soruyor ve
اَلَا اُنَبِّئُكَ يَا اَبَا ذَرٍّ بِمَا يَنْفَعُكَ ذَالِكَ الْيَوْمُ
Ebâ Zer! O gün sana fayda verecek azığı haber vermeyeyim mi? diyor…
Değerli Mü’minler!.. Peygamberimiz bu hadisin devamında ahiret azığı olacak beş ameli haber veriyor
Birinci Amel:
صُمْ يَوْمًا شَدِيدَ الْحَرِّ
ahşer gününün dehşeti için oruç tut… Peygamberimizin ahiret azığı olarak beyan buyurduğu birinci amel oruç tutmak Bu oruç, insanı mahşer gününün dehşetinden koruyacak…
مَنْ صَامَ يَوماً فِي سَبِيلِ اللّهِ تَعَالَى
“im Allah yolunda bir gün oruç tutsa,”
جَعَلَ اللّهُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ النّارِ خَنْدَقاً كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَا رْضِ
“llah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar”
كُلُّ عَمَلِ ابْنُ آدَمَ يُضَاعَفُ،
“Âdemoğlunun her ameli katlanır Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur:”
اَلْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِ مِائَةِ ضِعْفٍ
“ayır olan ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar”
إِلَّا الصَّوْمَ
“Ama oruç bu genel kuralın, bu genel kaidenin dışında kalır”
فَإِنَّهُ لِى وَأنَا أَجْزِى بِهِ يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَطَعَامَهُ
“ünkü o sırf benim içindir, ben de onu dilediğim gibi mükâfatlandıracağım… Çünkü kulum benim için zevklerini terk etti ””
İkinci Amel:
وَ صَلِّ رَكْعَتَيْنِ فِى ظُلْمَةِ الَّيْلِ لِوَحْشَةِ الْقُبُورِ
abrin vahşeti için karanlık gecelerde iki rekât namaz kıl…
Peygamberimizin ahiret azığı olarak beyan buyurduğu ikinci amel ise, gece kılınan teheccüd namazıdır Bu namaz insanı kabirin vahşetinden kurtaracak ve kabirde sahibine bir dost olacaktır
Bir ayeti kerimede Cenab-ı Hakk
اُتْلُ مَا اُوحِىَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ
Kitaptan sana vahiy edilmiş olanı oku…” Ve sana emredilen ibadetlerin en yücesi olan
وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ
amazı hakkıyla eda et…” Çünkü
اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ
amaz, insanı hayasızlıkdan ve kötülükten alıkoyar”
Muhterem Mü’minler!.. Namaza devam edilmesi ahlâksız şeylerin yapılmasına engel olur… Namaza düzgün şekilde devam edenler, namazı hakkıyla kılanlar dinin yasakladığı şeyleri terk eder, yapamaz…
وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُ
Ve elbette ki Allah'ın zikri en büyüktür… İşte namaz da Allah'ı zikretmeye vesiledir…
Cenab-ı Hakk’a hürmet için yapılan, kılarken Kur’an okunan namaz; Allah katında çok faziletli bir ibadettir
وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
Ve Allah ne yaptığınızı bilir… Kullarını ona göre mükâfatlandırır ya da cezalandırır
O halde bizim yapmamız gereken daima ibadet ve itaat etmek… Özellikle de Kur’an-ı Kerim'i okumaya ve beş vakit namazı kılmaya devam etmek
Peygamberimiz
عَلَيْكُمْ بِقِيَامِ اللّيْلِ،
““Size geceleyin namaza kalkmayı tavsiye ederim…”
فإنَّهُ دَأْبُ الصَّالِحِينَ قَبْلَكُمْ،
ünkü o, sizden önce yaşayan salihlerin âdetidir;
وَقُرْبَةٌ إلَى رَبِّكُمْ،
Gece namazı Rabbinize yakınlık vesilesidir;
وَمَنْهَاةٌ عَنِ اثَامِ،
Gece namazı günahlardan koruyucudur;
وَتَكْفِيرٌ لِلسَيِّئَاتِ،
Gece namazı kötülüklere kefarettir,
وَمَطرَدَةٌ للِدَّاءِ عَنِ الجَسَدِ
Gece namazı bedenden hastalığı kovucudur
Üçüncü Amel:
وَ حُجَّ حَجَّةً لِعَظَائِمِ اْلاُمُورِ
Eğer imkanın varsa hacca git… Hac, bizleri bekleyen büyük hadiseler için çok güzel bir azıktır
Telbiye nedir? Telbiye hacda sürekli okunan "Lebbeyk Allahumme lebbeyk, lebbeyk la şerike leke lebbeyk, innel hamde ven nimete leke vel mülk, la şerike leke lebbeyk" dir…
Bu özetle; Lebbeyk Allahumme lebbeyk, sana geldim Allah’ım, sana geldim, davetine icabet ettim, senin şerikin yani ortağın yoktur, huzurundayım, hamd ve nimet senindir. Senin şerikin yoktur, ortağın yoktur sana geldim demektir…
Telbiyede bulunan hiç bir Müslüman yoktur ki
وَهَهُنَا هَهُنَا مِنْ اَرْضُ تَنْقَطِعَ حَتَّى مَدَرٍ أوْ شَجَرٍ اَوْ حَجَرٍ مِنْ وَشِمَالِهِ يَمِينِهِ عَنْ مَا
Kul orada yani hacda; sana geldim Allah’ım, sana geldim, davetine icabet ettim, senin şerikin yoktur, huzurundayım, hamd ve nimet senindir. Senin ortağın yoktur, sana geldim diye Allah’a münacat edip yönelince onun sağında ve solunda bulunan taş, ağaç, sert toprak onunla birlikte telbiyede bulunmasın. (İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:5/281.)
Dördüncü Amel:
وَ تَصَدَّقْ بِصَدَقَةٍ عَلَى مِسْكِينٍ
iskinlere sadaka ver…
Peygamberimizin ahiret azığı olarak beyan buyurduğu dördüncü amel miskinlere sadaka vermektir.
Hz. Ali de sadakanın değerini şöyle anlatıyor bize:
Sadaka sahibinin elinden çıkıp fakirin eline girdiğinde beş şey söyler:
1- Ben az idim sen beni çoğalttın.
2- Ben küçük idim sen beni büyüttün.
3- Ben sana düşman idim sen beni kendine dost yaptın.
4- Ben fani idim seni beni baki yaptım.
5- Sen beni beklerdin, şimdi ise ben seni bekleyeceğim.
Peygamberimiz de,
بَادِرُوا بِالصَّدَقَةِ
Sadaka vermede acele edin.
فَإِنَّ الْبَلَاءَ يَتَخَطَّاهَا
Çünkü belâ sadakanın önüne geçemez…”
Yine,
صَدَقَةٍ، مِنْ مَالٌ نَقَصَ مَا
Mal sadaka ile eksilmez
وَمَا زَادَ اللّهُ عَبْدًا بِعَفْوٍ إِلَّا عِزًّا،
Allah affı sebebiyle kulun izzetini artırır
وَلَا تَوَاضَعَ عَبْدٌ للَّهِ إِلَّا رَفَعَهُ اللَّهُ
Allah için mütevazî olan bir kimseyi Allah yüceltir ”
Yine bir gün:
أَيُّ الصَّدَقَةِ أَفْضَلُ؟
“"Ey Allah'ın Resûlü! Hangi sadaka daha üstündür?" diye soruyorlar Peygamberimize… Peygamberimiz;”
جُهْدُ الْمُقِلِّ،
Fakirin cömertliğidir.
وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ
Sen bakımıyla mükellef olduklarından başla” buyuruyor…
Peygamberimiz bir de;
اِتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةِ
arım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun” buyuruyor…
Beşinci Amel ise hakkı söylemektir, doğru konuşmaktır:
اَوْ كَلِمَةُ حَقًّ تَقُولُهَا اَوْ كَلِمَةُ شَرًّ تَسْكُتُ عَنْهَا
Ya hakkı söyle ve ya kötü sözü söyleme… Evet; Peygamberimizin, ahiret azığı olarak beyan buyurduğu beşinci ve son amel hakkı söylemektir… Gıybet, yalan, dedikodu ve malayani gibi kötü sözleri söylememektir…
Allah-u Teala şöyle buyuruyor
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ
Ey iman edenler! Siz günahları… Peygamberimize muhalefeti terk etmek suretiyle… Bütün yapacağınız ve terk edeceğiniz şeyler hususunda… Allah'ın hükmüne aykırı hareketlerden sakının
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا
“mü’minler! Siz;”
وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقٖينَ
“Doğrular ile beraber olunuz… Yapmış olduğunuz yeminlerde… Sözlerde ve ya Allah'ın dininde… Söz, fiil ve kalp yönünden doğru olan Resulü Ekrem ile beraber olun… Peygamberin seçkin ashab-ı kiramı ile beraber olun… Onlara muhalefette bulunmayın. Tevbe sûresi (9), 119”
إِنَّ الصَّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ
“Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk insanı hayra ve üstün iyiliğe yöneltir…”
وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الجَنَّةِ ،
“yilik de (mü’mini) cennete iletir”
وَإِنَّ الرَّجُلَ لِيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقاً ،
“işi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddık (doğrucu) diye kaydedilir.”
وإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الفُجُورِ
“alancılık ise, insanı yoldan çıkartır, kötülüğe götürür”
وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ ،
“ötülük de insanı cehenneme götürür.”
وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّاباً
“nsan yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır ””
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَاليَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْراً ، أوْ لِيَصْمُتْ
“llah'a ve âhiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun…””
Ebû Mûsâ (RA) bir gün Peygamberimize:
يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيُّ الْمُسْلِمِينَ أفْضَلُ؟
y Allah'ın Resûlü! Hangi Müslüman en üstündür? diye soruyor… Peygamberimiz şöyle cevap veriyor:
مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
ilinden ve elinden Müslümanların emniyette olduğu kimse…”
