VAAZ
1..DURAK KAÇIŞI OLMAYAN GERÇEK — ÖLÜM!
2. DURAK: KARANLIĞIN BAŞLANGICI — KABİR!
3. DURAK: BEKLEYİŞİN SESSİZ ÇIĞLIĞI — BERZAH!
4. DURAK: HESABIN BAŞLADIĞI GÜN — HAŞİR!
5. DURAK: ADALETİN TARTILDIĞI AN — MİZAN!
6. DURAK: İNCE ÇİZGİ, BÜYÜK TEHLİKE — SIRAT!
7. SON DURAK: YA EBEDÎ AZAP YA EBEDÎ RAHMET — CEHENNEM VE CENNET!
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
الحمد لله الذي جعل الموتَ حقًّا، وجعل ما بعده حسابًا وجزاءً، والصلاة والسلام على سيدنا محمدٍ الذي حذّر أمته من أهوال القبر ويوم القيامة.
“Hamd; ölümü hak kılan, sonrasında hesap ve ceza bulunan bir yolculuk yaratan Allah’adır.”
Salât ve selâm; ümmetini kabir azabı ve kıyametin dehşetiyle uyaran Efendimiz Muhammed (s.a.v.) üzerine olsun.
EBEDİYET YOLCUSUNA SON ÇAĞRI UYANMAK İÇİN ÖLMEYİ Mİ BEKLİYORDUN???
AZİZ MÜMİNLER,DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR!!
Ey insan! Bugün kendine o en büyük, o en sarsıcı soruyu sormaya cesaretin var mı?
Zihninin gürültüsünü susturup, nefsinin fısıltılarını boğup, kalbinin atışlarını dinleyerek cevap ver:
Sen gerçekten yaşıyor musun? Yoksa... her nefeste ölüme doğru sürüklenen, kanatları kırık bir yolcu musun?
Bak etrafına; bu dünya bir yurt değil, bir menzil değil, bir sığınak hiç değil! Burası sadece bir bekleme salonu, ebediyet yolculuğuna çıkmadan önce son prova nın yapıldığı bir toz bulutudur. Burada kalıcı değilsin, burada misafir bile değilsin; sen buradan sadece geçicisin!
Her gün ajandanı dolduruyorsun, yarınlar kuruyorsun, yıllar sonrasına planlar yığıyorsun...
Peki, hiç düşündün mü?
Ya yarın senin için hiç gelmezse? Ya o çok güvendiğin sabah, senin için mahşerin şafağı olursa?
Ey gafletin uyuşturucu uykusunda kaybolan insan! Sen ölümden kaçtığını, onu ajandandaki boşluklara gizlediğini zannediyorsun. Ama ölüm senden kaçmıyor! O, gölgen gibi seni adım adım takip ediyor. O, ciğerlerine giren her nefesi tek tek sayıyor. Ve bir gün... hiç beklemediğin bir anda, belini doğrultmaya izin vermeden, en sevdiğin yemeğin tadı damağındayken, en büyük hayalinin eşiğindeyken kapını çalacak!
Ne malın seni o kapıdan kurtaracak, ne biriktirdiğin banka hesapları, ne de o sahte makamların...
Ne de "daha gencim, daha vakit var" dediğin o aldatıcı, o zehirli düşüncen seni Azrail’in pençesinden söküp alabilecek!
Çünkü ölüm geldiğinde sadece dünya bitmeyecek; mazeretler bitecek, tövbeler bitecek, fırsatlar kuruyacak...
Ama asıl hesap, asıl fırtına işte o zaman başlayacak! Ey kardeşim! Bir an için gözlerini kapat ve o anı yaşa:
Gözlerin ferini yitirecek, sevdiklerin seni omuzlarında taşıyacak. Bir zamanlar hükmettiğin, sığamadığın şu yeryüzünden koparılıp toprağın altına, daracık bir çukura bırakacaksın. Ve en çok sevdiklerin, üzerine toprağı ilk atanlar olacak!
Herkes seni terk edecek...
İşte o an; ne annen, ne baban, ne de uğrunda ömrünü harcadığın dostların... hiç kimse seninle o karanlığa girmeyecek!
O çukurda sadece sen kalacaksın... ve ellerinle ördüğün amellerin! Sonra ne olacak biliyor musun?
Kabir başlayacak! Karanlık, sessiz, dar ve buz gibi bir yalnızlık...
Orada ne seni oyalayacak bir telefon var, ne yolunu aydınlatacak bir ışık, ne de "hatamı anladım" deyip geri dönecek bir kapı!
Ardından... yüzyıllar sürecek gibi gelen o dehşetli bekleyiş... Çaresiz, sessiz ve nefes kesen bir bekleyiş...
Ve bir gün... surun çığlığıyla toprak yarılacak!
Sen, binlerce yıl önceki cesedinle yeniden diriltileceksin!
Ama bu sefer kaçacak bir delik yok!
Saklanacak bir gölge, sığınılacak bir mazeret, rüşvet verilecek bir makam yok!
Mahşer meydanı kurulmuş, mutlak adalet tecelli etmiş, defterler havada uçuşmaya başlamış! Yaptığın her zerre iyilik, işlediğin her gizli kötülük, birinin rızkından çaldığın o tek kuruş, kırdığın o mahzun kalp...
Söylediğin her yalan söz, attığın her haram adım, tek tek, bir film şeridi gibi önüne konulacak!
Sonra o hassas mizan kurulacak...
Bir yanda rahmet, bir yanda adalet... Her şey tartılacak!
Ardından Sırat...
Öyle bir köprü ki; imandan başka yakıtı, salih amelden başka ışığı yok! Kıldan ince, kılıçtan keskin!
Dünyada doğruluktan sapan, faizle beslenen, kul hakkıyla semiren, yalanla yol bulan o ayaklar... orada nasıl sabit kalacak?
Ve en sonunda... ebedi huzur ya da ebedi hüsran!
Ya ateşin kor alevleri, ya Rahmân’ın sonsuz rahmeti!
Ya bitmek bilmeyen bir pişmanlık, ya da tarifi imkânsız bir kurtuluş!
Ey insan! Bu anlattıklarım bir masal değil, bu duraklar bir hayal ürünü değil!
Hepsi, ama hepsi tam şu anda senin yolunun üzerinde seni bekliyor!
Şimdi aynaya değil, özüne bak ve sor:
Sen bu ebediyet yolculuğuna gerçekten hazır mısın? Yoksa hâlâ "yarın yaparım" diyerek, Azrail’le pazarlık edebileceğini mi sanıyorsun?
Unutma!
Ölüm bir son değil; maskelerin düştüğü, hakikatin başladığı o dehşetli sonsuzluğun giriş kapısıdır!
Ya bugün diz çöküp hazırlanırsın... ya da yarın dizlerinin bağı çözüldüğünde her şey için çok geç olur!
1. DURAK: ÖLÜM (Uyanışın İlk Adımı)
1. Ayet-i Kerime
كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
"Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz."
(Ankebût Suresi, 57. Ayet)
1. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
الْمَوْتُ تُحْفَةُ الْمُؤْمِنِ
“Meali:”
"Ölüm, müminin (Rabbine kavuştuğu için) en değerli hediyesidir."
(Hâkim, Müstedrek, 4/348) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyadaki dert ve çilelerin mümin için geçici olduğunu, asıl huzura ve hakiki dönüşe ancak ölüm kapısından geçilerek ulaşılabileceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
İnsan! Ölüm seni beklemiyor... sana doğru koşuyor! Sen dünyayı sahiplendikçe, dünya seni mezara hazırlıyor. Mümin için ölüm, bir ayrılık değil; gurbetten sılaya, çileden huzura bir hicrettir. Azrail Hz. bir düşman değil, mülkün asıl sahibine götüren bir rehberdir.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Muâz b. Cebel (Hz.) vefat ederken şöyle demiştir: "Hoş geldin ölüm! Sevgili, tam bir ihtiyaç anında geldi. Kim pişman olursa o onmasın! Allah'ım, ben Senden korkuyordum, bugün ise Sana ümit bağlıyorum."
Kıssadan Hisse:
Ölüm, fani olanın bittiği, baki olanın başladığı eşiktir.
Hazırlıklı olan için ölüm, korku değil bir vuslat sevincidir.
2. DURAK: KABİR (İlk Hesap ve Yalnızlık)
2. Ayet-i Kerime
ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ
"Sonra onu öldürdü ve kabre koydurdu."
(Abese Suresi, 21. Ayet)
2. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
لَوْ نَجَا أَحَدٌ مِنْ ضَمَّةِ الْقَبْرِ لَنَجَا سَعْدُ بْنُ مُعَاذٍ
“Meali:”
"Eğer kabir sıkmasından (yalnızlığından) biri kurtulacak olsaydı, o Sa'd b. Muâz olurdu."
(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 10/16) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: İnsanın yaratılış gayesini unutmaması, ne kadar güçlü olursa olsun nihayetinde toprakla kucaklaşacağı gerçeğini hatırlatmak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Kabir gerçektir... Dünya bitti zannedersin ama hesap daha başlamamıştır! O daracık çukurda ne unvanın ne de paran seni koruyabilir. Toprak seni ya şefkatle kucaklayacak ya da günahlarının ağırlığıyla sıkıştıracak. Oraya sadece amelin ışığıyla girilir.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Berâ b. Âzib (Hz.) anlatıyor: "Efendimiz S.a.v. bir cenazede kabrin başına oturdu ve ağlamaktan toprak ıslandı. Sonra buyurdu ki: 'Ey kardeşlerim! İşte burası (kabir) için hazırlanın!'"
Kıssadan Hisse:
Kabir, amellerin aslına rücu ettiği aynadır.
Dünyada Allah ile ünsiyet kuranın kabri nurlanır.
3. DURAK: BERZAH (Bekleyiş ve Ruhun Seyri)
3. Ayet-i Kerime
اَلَّذ۪ينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ طَيِّب۪ينَۙ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُۙ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
"Melekler, iyilikle (temiz olarak) canlarını aldıkları kimselere: 'Selam size! Yapmış olduğunuz iyilikler sayesinde girin cennete' derler."
(Nahl Suresi, 32. Ayet)
3. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِذَا مَاتَ أَحَدُكُمْ عُرِضَ عَلَيْهِ مَقْعَدُهُ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ
“Meali:”
"Sizden biri öldüğünde, sabah ve akşam (berzahtaki) kalacağı yer kendisine gösterilir."
(Buhârî, Cenâiz, 88) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Mümin ruhların, kıyamete kadar sürecek olan bekleme süresinde bile Allah’ın ikramlarına ve selamına nail olacaklarını müjdelemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Berzah, ebediyetin fragmanıdır. Ruhun bedenden sıyrılıp hakikati seyrettiği mekandır. Orada artık perde kalkmıştır. Dünyadaki niyetlerin rengine göre ruh, ya bir huzur esintisi duyar ya da kıyameti bekleyen bir dehşet...
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû Hüreyre (Hz.) anlatır: "Mümin kişi öldüğünde, berzah alemindeki mümin ruhlar onu karşılar ve tıpkı gurbetten gelen sevdiklerini soranlar gibi dünya ehlinden haber sorarlar."
Kıssadan Hisse:
Berzah, bedenin toprağa, ruhun asıl vatanına döndüğü yerdir.
Dünyada dürüst yaşayanın berzah uykusu şirindir.
4. DURAK: HAŞİR (Büyük Toplanma ve Dehşet)
4. Ayet-i Kerime
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ وَاُمِّه۪ وَاَب۪يهِۙ وَصَاحِبَتِه۪ وَبَن۪يهِۜ
"O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar."
(Abese Suresi, 34-36. Ayetler)
4. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
يُبْعَثُ كُلُّ عَبْدٍ عَلَى مَا مَاتَ عَلَيْهِ
“Meali:”
"Her kul, hangi hal üzere (ne yaparken) öldüyse o hal üzere diriltilir (haşrolunur)."
(Müslim, Cennet, 83) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Mahşerin dehşetini, bağların kopuşunu ve herkesin sadece kendi hesabının derdine düşeceği o büyük sarsıntıyı bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
O gün… makam yok, unvan yok… sadece sen ve amelin var! Hangi niyetle yaşadıysan, o niyetin rengiyle dirileceksin. Herkesin çıplak ve çaresiz olduğu o meydanda, seni sadece dünyada iken giydiğin "takva elbisesi" örtecek.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ömer (Hz.), mahşeri andığında bayılır ve kendine geldiğinde; "Ah keşke bir ot parçası olsaydım da hesaba çekilmeseydim" diye hıçkırarak ağlardı.
Kıssadan Hisse:
Haşir, kalplerdeki sırların meydana döküldüğü gündür.
O gün en büyük imtiyaz, Allah için yapılan küçük bir iyiliktir.
5. DURAK: MİZAN (Hassas Terazi ve Adalet)
5. Ayet-i Kerime
فَمَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
"Kimin tartıları (sevabı) ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir."
(Mü'minûn Suresi, 102. Ayet)
5. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
الظُّلْمُ ظُلُمَاتٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Meali:”
"Zulüm (ve haksızlık), kıyamet günü (mizanda) zifiri karanlıklardır."
(Buhârî, Mezâlim, 8) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada yapılan en küçük adaletsizliğin bile terazide bir ağırlığı olacağını, kişinin kurtuluşunun ancak "ağır gelen" salih amellerle mümkün olacağını ihtar için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Bir söz… seni kurtarabilir! Bir günah… seni batırabilir! Mizanda sadece miktara değil, "ihlâsa" bakılır. Dünyada başkasının hakkını yiyerek cebini dolduranın, mahşerde mizanı bomboş kalır. Çünkü o gün, paranın değil sevabın geçtiği tek pazardır.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Muâz (Hz.), "Ya Resûlullah, kıyamet günü beni mizan başında hatırla!" dediğinde, Efendimiz S.a.v.; "Üç yerde kimse kimseyi hatırlamaz: Amel defterleri uçuştuğunda, mizan kurulduğunda ve sırat başında!" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse:
Mizan, görüntüye değil, samimiyete bakar.
Zerrenin hesabının sorulduğu yerde, dağlar kadar günahla durulmaz.
6. DURAK: SIRAT (Dosdoğru Yolun Sınavı)
6. Ayet-i Kerime
يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِم
"O gün, mümin erkeklerin ve mümin kadınların nurlarının, önlerinden ve sağlarından koştuğunu görürsün."
(Hadîd Suresi, 12. Ayet)
6. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
يَمُرُّ النَّاسُ عَلَى جِسْرِ جَهَنَّمَ وَعَلَيْهِ كَلَالِيبُ وَخَطَاطِيفُ
“Meali:”
"İnsanlar cehennem üzerindeki köprüden (sırattan) geçerler. Orada (günahkarları çeken) kancalar ve dikenler vardır."
(Tirmizî, Tefsir, 19) Sıhhat Derecesi: Hasen
Nüzul Sebebi: Dünyada iman nuruyla yürüyenlerin sırattaki aydınlığını, karanlıkta kalanların ise oradaki çaresizliğini beyan için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünyada dosdoğru yürüyemeyen… sırattan nasıl geçecek? Sırat, senin bu dünyadaki hayatının cisimleşmiş halidir. Eğer burada harama sapmadan yürüdüysen, orada nurun seni selâmete çıkarır. Ama burada ayakların kaydıysa, orada kancalardan kurtulamazsın!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Abdullah b. Revâha (Hz.), ağlayınca eşi nedenini sormuş; "Allah'ın 'İçinizden cehenneme uğramayacak (üstünden geçmeyecek) hiç kimse yoktur' (Meryem, 71) buyurduğunu işittim. Geçebilecek miyim yoksa düşecek miyim bilmiyorum" demiştir.
Kıssadan Hisse:
Sırat, dünyadaki ahlakın köprüleşmiş halidir.
Nurun ne kadar fazlaysa, geçişin o kadar hızlı olur.
7. DURAK: SON DURAK (Ebedi Yurt: Cennet veya Cehennem)
7. Ayet-i Kerime
وَسِيقَ الَّذِينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ إِلَى الْجَنَّةِ زُمَرًا
"Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da bölük bölük cennete sevk edilirler."
(Zümer Suresi, 73. Ayet)
7. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِنَّ فِي الْجَنَّةِ مَا لَا عَيْنٌ رَأَتْ، وَلَا أُذُنٌ سَمِعَتْ
“Meali:”
"Cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği nimetler vardır."
(Buhârî, Bed'ü'l-Halk, 8) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Müminlerin ebedi yurduna kavuşma anındaki o muazzam neşeyi ve hazırlanan ikramların büyüklüğünü müjdelemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Son durak iki yer… Ya sonsuz azap… Ya sonsuz rahmet! Yol bitti, perde kapandı. Mümin için "Hoş geldin" nidalarıyla başlayan ebedi bayram; mücrim için ise "Keşke toprak olsaydım" feryatlarıyla sürecek olan sonsuz hüsran başladı.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Bilâl-i Habeşî (Hz.) son nefesini verirken; "Yarın sevgililere kavuşacağız; Muhammed S.a.v. ve arkadaşlarına!" diyerek ebedi durağa vuslat neşesiyle girmiştir.
Kıssadan Hisse:
Cennet amelin değil, rahmetin sonucudur; ama amel o rahmetin anahtarıdır.
Cehennem adaletin tecellisidir; oraya giden kendi elleriyle gitmiştir.
8. Ayet-i Kerime
قُلْ إِنَّ الْمَوْتَ الَّذِي تَفِرُّونَ مِنْهُ فَإِنَّهُ مُلَاقِيكُمْ ۖ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ
"De ki: Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da görünen alemi de bilen Allah’a döndürüleceksiniz."
(Cuma Suresi, 8. Ayet)
8. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
الناس نيام فإذا ماتوا انتبهوا
“Meali:”
"İnsanlar uykudadırlar; öldükleri zaman uyanırlar."
(Hadis-i Şerif Meşhur Söz - Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 2/312) Sıhhat Derecesi: Hikmetli Söz / Eser
Nüzul Sebebi: Ölümü kendinden uzak gören, dünyayı asıl vatan zannedip ebedi kalacağını sanan gafil nefisleri sarsmak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Ey insan! Ölüm seni beklemiyor, sana doğru koşuyor! Sen ajandanı aylar sonrasına göre doldururken, kader kalemi senin bitiş çizgini çoktan belirledi. Ölüm bir yok oluş değil, hakikate gözünü açmaktır. Bugün kaçtığın her gerçekle o gün yüzleşeceksin.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ömer (Hz.), yüzüğünün taşına "Nasihatçi olarak ölüm sana yeter ey Ömer!" yazdırtmıştı. Her gün o yazıya bakar ve dünya hırsına kapılmaktan Allah'a sığınırdı.
Kıssadan Hisse:
En büyük vaiz ölümdür; konuşmadan çok şey anlatır.
Uyanmak için ölümü bekleme; ölmeden evvel uyan ki ölümün vuslat olsun.
9. Ayet-i Kerime
أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ حَتَّىٰ زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ
"Çoklukla övünmek (ve dünya hırsı) sizi oyaladı; ta ki kabirleri ziyaret edene (ölene) kadar."
(Tekasür Suresi, 1-2. Ayetler)
9. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلَاثَةٌ، فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقَى مَعَهُ وَاحِدٌ: يَتْبَعُهُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَعَمَلُهُ
“Meali:”
"Ölüyü (kabre kadar) üç şey takip eder; ikisi döner, biri kalır: Ailesi ve malı döner, ameli onunla kalır."
(Buhârî, Rikâk, 42) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada biriktirdiği mal ve evlat çokluğuyla gururlananların, kabir kapısında nasıl tek başlarına kalacaklarını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünya bitti zannedersin, ama hesap daha başlamamıştır! Kabrin o daracık kapısından içeri ne servetin girecek ne de unvanın. Oraya girdiğinde tek yoldaşın, dünyada ektiğin amellerindir. Eğer amelin karanlıksa, o dar çukurda ışık arama!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû’z-Zerr (Hz.), bir kabrin başında durup şöyle nida ederdi: "Ey insanlar! Bu ev (kabir), azık istemektedir. Buraya azıksız gelen, denize gemisiz açılan gibidir!"
Kıssadan Hisse:
Kabir, amellerin meyvesinin toplandığı ilk mahzendir.
Dünyada neyi sevdiysen, kabirde onunla baş başa kalacaksın.
10. Ayet-i Kerime
وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا ۚ بَلْ أَحْيَاءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ
"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Aksine onlar diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar."
(Âl-i İmrân Suresi, 169. Ayet)
10. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
أرواح المؤمنين في جَوْف طير خُضْر
“Meali:”
"Müminlerin ruhları (berzah aleminde) yeşil kuşların içindedir, cennet nehirlerinden içer ve meyvelerinden yerler."
(Müslim, İmare, 121) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Şehitlerin ve salih müminlerin bedenen ölmüş olsalar dahi, ruhani bir hayatla büyük bir nimet içinde beklediklerini müjdelemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Berzah, ebediyetin fragmanıdır. Mümin için ruhun hürriyetine kavuştuğu, kafesten kurtulduğu andır. Günahkar için ise korkunun başladığı, dönüşü olmayan bir koridordur. Ruhun burada gördükleri, mahşerde yaşayacaklarının teminatıdır.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Cafer b. Ebî Talib (Hz.) şehit olduğunda, Efendimiz S.a.v. onun berzah aleminde meleklerle beraber uçtuğunu müjdelemiş ve ona "Tayyar" (Uçan) unvanını vermiştir.
Kıssadan Hisse:
Berzah, ekilenin sulandığı, hasadın beklendiği vakittir.
Dünyada Allah ile olanın, berzahta yoldaşı Allah’tır.
11. Ayet-i Kerime
يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ
"Bütün sırların (gizlenenlerin) ortaya döküleceği o günü düşün!"
(Tarık Suresi, 9. Ayet)
11. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
ما منكم من أحد إلا سيكلمه ربه، ليس بينه وبينه ترجمان
“Meali:”
"Sizden her birinizle Rabbi, arada bir tercüman olmadan bizzat konuşacaktır (hesaba çekecektir)."
(Buhârî, Rikâk, 49) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada gizli kapaklı yapılan işlerin, niyetlerin ve saklanan her türlü hakikatin mahşer meydanında herkesin gözü önünde sergileneceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
O gün… makam yok, unvan yok… sadece sen ve amelin var! İnsanlardan gizlediğin her şey o gün Arş'ın altında ilan edilecek. Tek başına kalacağın o meydanda, Allah ile arandaki perde kalkacak. Kaçacak yer de yok, sığınacak gölge de... sadece amelin!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû Bekir (Hz.), "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin" sözünü hayat düsturu edinmiş ve her akşam o günkü amellerinin dökümünü yaparak haşir gününe hazırlanmıştır.
Kıssadan Hisse:
Haşir, adaletin sokağa çıktığı gündür.
O gün en büyük servet, dünyada biriktirilen "salih amel"dir.
12. Ayet-i Kerime
وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ ۚ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
"O gün tartı (amellerin mizan edilmesi) haktır. Kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir."
(A'râf Suresi, 8. Ayet)
12. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ
“Meali:”
"Yarım hurma ile de olsa (onu sadaka vererek) kendinizi ateşten koruyun (mizanınızı ağırlaştırın)."
(Buhârî, Zekât, 9) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada yapılan ve "küçük" görülen iyiliklerin dahi ilahi terazide bir karşılığı olduğunu, kurtuluşun ancak takva ile ağırlaşan bir mizanla mümkün olacağını beyan için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Bir söz… seni kurtarabilir! Bir günah… seni batırabilir! Mizan kapısına geldiğinde, dünyadaki cakanın, malının, mülkünün bir gram ağırlığı yoktur. Orada sadece "ihlâs" tartar. Yarım hurma bile samimiyetle verilmişse Uhud Dağı kadar ağır gelir; ama riya ile verilmiş dünyalar saman çöpü kadar hafiftir.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû’d-Derdâ (Hz.), gece namazında hıçkırarak ağlar ve "Allah’ım! Mizanda ahlakımı ağır eyle; zira Efendimiz S.a.v. 'Mizanda güzel ahlaktan daha ağır hiçbir şey yoktur' buyurdu" diye dua ederdi.
Kıssadan Hisse:
Mizan, niceliğe değil niteliğe; yani kalbin niyetine bakar.
Tartı günü pişman olmamak için, bugün terazini helal ile tart.
13. Ayet-i Kerime
يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ ۖ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ
"O gün Allah, Peygamber’i ve onunla beraber iman edenleri utandırmaz. Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşar (yollarını aydınlatır)."
(Tahrîm Suresi, 8. Ayet)
13. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
فَمِنْهُمْ مَنْ يَمُرُّ كَالْبَرْقِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَمُرُّ كَالرِّيحِ
“Meali:”
"(Sırattan) kimisi şimşek gibi geçer, kimisi rüzgar gibi geçer, kimisi de (günahlarının ağırlığıyla) sürünerek geçer."
(Müslim, Îmân, 302) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Karanlığın ve dehşetin hakim olduğu o köprüde, müminlerin dünyadaki iman derecelerine göre bir nura kavuşacaklarını ve bu nurun onları selamate erdireceğini müjdelemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünyada dosdoğru yürüyemeyen… sırattan nasıl geçecek? Eğer bu dünyada nefsinin her arzusuna sapıp sağa sola yalpaladıysan, o ince köprüde dengeni koruyamazsın. Sırat, dünyadaki istikametin ahiretteki görünür halidir. Burada ne kadar dürüstsen, orada o kadar hızlısın!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Enes b. Malik (Hz.), Efendimiz S.a.v.'e "Kıyamet günü sizi nerede bulayım?" diye sorduğunda, Efendimiz: "Beni ilk olarak Sırat üzerinde ara; zira ben orada ümmetim için 'Rabbim selamet ver, Rabbim selamet ver' diye dua edeceğim" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse:
Sıratın hızı, kalpteki Allah korkusunun hızı kadardır.
Nurunu dünyadan götürmeyen, karanlık köprüde yolda kalır.
14. Ayet-i Kerime
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ نُزُلًا
"İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar için konak olarak Firdevs cennetleri vardır."
(Kehf Suresi, 107. Ayet)
14. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ، نَادَى مُنَادٍ: إِنَّ لَكُمْ أَنْ تَحْيَوْا فَلَا تَمُوتُوا أَبَدًا
“Meali:”
"Cennetlikler cennete girince bir münadi şöyle seslenir: Artık sizin için ebedi bir hayat var, asla ölmeyeceksiniz!"
(Müslim, Cennet, 22) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada Allah için fedakarlık yapanların, nefislerini haramdan sakınanların kavuşacağı ebedi saadeti ve bu saadetin asla son bulmayacağını garanti etmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Son durak iki yer… Ya sonsuz azap… Ya sonsuz rahmet! Yolculuk bitti. Dünya rüyası sona erdi. Kimileri için "Hoş geldin, safa geldin" nidalarıyla sonsuz bahar başlarken; kimileri için "Keşke toprak olsaydım" çığlıklarıyla bitmez bir hüsran başlıyor. Sen bugün hangi kapıya doğru yürüyorsun?
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Rabîa b. Ka'b (Hz.), Efendimiz S.a.v.'den sadece "Cennette seninle beraber olmayı istiyorum" ricasında bulunmuş; Efendimiz ise ona "Öyleyse çok secde ederek bu yolda bana yardımcı ol" demiştir.
Kıssadan Hisse:
Cennet, dünya pazarında satın alınan bir yer değil, Allah’ın ikramıdır; ancak bedeli ihlastır.
Cehennem ise Allah'ın adaleti, kulun kendi elleriyle ördüğü bir hapishanedir.
15. Ayet-i Kerime
أَيْنَمَا تَكُونُوا يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ
"Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kaleler içinde olsanız bile!"
(Nisâ Suresi, 78. Ayet)
15. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
كَفَى بِالْمَوْتِ وَاعِظًا يَا عُمَرُ
“Meali:”
"Nasihatçi olarak ölüm sana yeter ey Ömer!"
(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, 7/354) Sıhhat Derecesi: Hasen/Hikmetli Söz
Nüzul Sebebi: Ölümden korkup savaştan veya sorumluluktan kaçanların, ecel geldiğinde hiçbir zırhın veya kalenin onları koruyamayacağını anlamaları için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Ey insan! Ölüm seni beklemiyor, sana doğru koşuyor! Sen dünyalık zırhlar kuşanıp, sigortalar yaptırıp, korunaklı duvarlar örsen de; o misafir kapını çalmadan içeri girecektir. Ölümden kaçış yok, ölüme hazırlanış vardır.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Halid b. Velid (Hz.), yüzlerce savaşa girip vücudunda yara almamış yer kalmamasına rağmen yatağında vefat ederken; "Ölümden kaçış olsaydı ben meydanlarda ölürdüm; ama ecel her yerde bulur" diyerek son dersini vermiştir.
Kıssadan Hisse:
Ecel, korunaklı sarayları da viraneleri de aynı hızla bulur.
Ölümü öldüremiyorsan, ona göre yaşamayı öğrenmelisin.
16. Ayet-i Kerime
يُثَبِّتُ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ
"Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette (kabirde) o sabit söz (kelime-i tevhid) üzerinde sağlam tutar."
(İbrahim Suresi, 27. Ayet)
16. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِذَا قُبِرَ الْمَيِّتُ أَتَاهُ مَلَكَانِ أَسْوَدَانِ أَزْرَقَانِ يُقَالُ لأَحَدِهِمَا الْمُنْكَرُ وَلآخَرُ النَّكِيرُ
“Meali:”
"Ölü kabre konulunca ona siyah tenli, gök gözlü iki melek gelir; birine Münker, diğerine Nekir denir."
(Tirmizî, Cenâiz, 70) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Kabirdeki o dehşetli sorgu anında, sadece dilleriyle değil kalpleriyle iman edenlerin Allah tarafından destekleneceğini müjdelemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünya bitti zannedersin, ama hesap daha başlamamıştır! O karanlık ve dar çukurda "Rabbin kim? Nebin kim?" sualleri sorulduğunda; dilin değil, dünyadaki yaşantın cevap verecek. Eğer dünyada Allah'ı unuttuysan, orada hatırlaman mümkün olmayacak.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ömer (Hz.), bir gün mezarlıkta durup mezar taşlarına seslenerek; "Ey mezar ehli! Sizin bıraktığınız mallar paylaşıldı, hanımlarınız başkalarıyla evlendi. Bizim dünyadan haberimiz bu; ya sizin haberiniz nedir?" diyerek ibret almıştır.
Kıssadan Hisse:
Kabir, kelimelerin bittiği, hakikatin dile geldiği yerdir.
Dünyada istikamet üzere olanın kabri, meleklerin selam durağı olur.
17. Ayet-i Kerime
وَلَو تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِى غَمَرَٰتِ ٱلْمَوْتِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓا۟ أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُوٓا۟ أَنفُسَكُمُ
"O zalimleri can çekişirken bir görsen! Melekler ellerini uzatmış: 'Hadi, çıkarın canlarınızı!' derler."
(En'âm Suresi, 93. Ayet)
17. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
الْقَبْرُ أَوَّلُ مَنْزِلٍ مِنْ مَنَازِلِ الآخِرَةِ
“Meali:”
"Kabir (ve berzah), ahiret duraklarının ilkidir."
(Tirmizî, Zühd, 5) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: İnanmayanların ve zulmedenlerin, ruhlarının bedenden ayrılış anından itibaren başlayacak olan o şiddetli azabı ve zorlu bekleyişi haber vermek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Berzah, ebediyetin fragmanıdır. Ruhun bedenden ayrılması bir bitiş değil, geniş bir aleme geçiştir. Mümin için bir zindandan kurtuluş olan bu süreç, kâfir ve fasık için daralan bir çemberdir. Burada bekleyiş, amelin tadına göre şekillenir.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû’z-Zerr (Hz.), vefatı yaklaştığında hanımı ağlayınca; "Ağlama! Ben Efendimiz S.a.v.'den 'Sizden bir grup ıssız bir yerde ölecek, onlara müminlerden bir topluluk şahitlik edecek' buyurduğunu işittim. İşte o grup benim" diyerek berzah müjdesini vermiştir.
Kıssadan Hisse:
Berzah, bedenin sustuğu ruhun konuştuğu yerdir.
Dünyada Allah ile olanın, berzahtaki uykusu şehitlerinkine benzer.
18. Ayet-i Kerime
يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ
"O gün insanlar, Alemlerin Rabbi'nin huzurunda (hesap için) ayağa kalkacaklar."
(Mutaffifîn Suresi, 6. Ayet)
18. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
تُدْنَى الشَّمْسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنَ الْخَلْقِ حَتَّى تَكُونَ مِنْهُمْ كَمِقْدَارِ مِيلٍ
“Meali:”
"Kıyamet günü güneş mahlukata bir mil yaklaşıncaya kadar yaklaştırılır; insanlar amellerine göre tere batarlar."
(Müslim, Cennet, 62) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Mahşer meydanındaki o dayanılmaz harareti, bekleyişin uzunluğunu ve kimsenin kimseden yardım alamayacağı o dehşetli günü ihtar için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
O gün… makam yok, unvan yok… sadece sen ve amelin var! Güneşin kavurduğu o meydanda, Allah'ın Arş-ı Alâ'sının gölgesinden başka gölge yoktur. O gölgeye ise ancak dünyada haramdan kaçan, dürüst ve takva sahibi olanlar girebilir.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû Bekir (Hz.), bir gün gölgeye sığındığında mahşeri hatırlayıp ağlamış; "Burada gölge var ama yarın o dehşet gününde halimiz ne olur?" diyerek tefekkür etmiştir.
Kıssadan Hisse:
Haşir, herkesin aslına döndüğü gündür.
O günün harareti, dünyada Allah için dökülen gözyaşlarıyla söner.
19. Ayet-i Kerime
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ
"Kimin de tartıları hafif gelirse, artık onun varacağı yer Hâviye’dir (uçurumdur)."
(Kâria Suresi, 8-9. Ayetler)
19. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
مَا مِنْ شَيْءٍ أَثْقَلُ فِي مِيزَانِ الْمُؤْمِنِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ حُسْنِ الْخُلُقِ
“Meali:”
"Kıyamet günü müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır gelecek hiçbir şey yoktur."
(Ebû Dâvûd, Edeb, 7) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada sadece şekli ibadetlere güvenip, insanlara karşı ahlakını ve hukukunu bozanların; terazinin başında uğrayacakları büyük hayal kırıklığını ihtar için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Bir söz… seni kurtarabilir! Bir günah… seni batırabilir! Mizanda sadece "çokluk" değil, "ağırlık" esastır. Nice büyük görünen ameller vardır ki içinde ihlas olmadığı için saman çöpü gibi uçar gider. Ama samimiyetle söylenen bir "Elhamdülillah" veya bir yetimin başını okşamak, o teraziyi Arş'a kadar ağırlaştırır.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Abdullah b. Mes’ud (Hz.), "Keşke mizan kurulduğunda amellerim başa baş gelse de ne lehime ne de aleyhime bir şey kalmasa!" diyecek kadar mizan dehşetinden titrerdi.
Kıssadan Hisse:
Mizan, kalbin derinliğindeki niyeti tartan bir terazidir.
Ameline değil, o ameli kabul edecek olanın rahmetine sığın ama azığını da eksik etme.
20. Ayet-i Kerime
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْئُولُونَ
"Onları durdurun! Çünkü onlar (sırattan geçmeden evvel) sorguya çekileceklerdir."
(Saffât Suresi, 24. Ayet)
20. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ
“Meali:”
"Kim dünyada bir müminin sıkıntısını giderirse, Allah da onun (sırat gibi) kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir."
(Müslim, Zikr, 38) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Kul hakkı yiyenlerin, insanların hukukunu gözetmeyenlerin sıratın başında durdurulacağını ve hesabı verilmemiş hiçbir davanın oradan geçişe izin vermeyeceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünyada dosdoğru yürüyemeyen… sırattan nasıl geçecek? Eğer sen burada insanların hakkını yediysen, kardeşini darda bıraktıysan; sıratın başında o kancalar seni yakalayacak demektir. Sıratı şimşek gibi geçmek isteyen, dünyada darda olanın imdadına şimşek gibi yetişmelidir.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû’l-Yeser (Hz.), borçlusuna "Eğer ödeme imkanın yoksa hakkım helal olsun" demiş ve eklemiş: "Efendimiz S.a.v.'den duydum ki; 'Kim borçluya mühlet verirse, Allah onu (sıratın o dehşetli sıcağında) Arş'ın gölgesinde gölgelendirir.'"
Kıssadan Hisse:
Sıratın genişliği, dünyadaki gönlünün genişliği kadardır.
İyilik, karanlık köprünün en parlak feneridir.
21. Ayet-i Kerime
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا إِلَّا قِيلًا سَلَامًا سَلَامًا
"Orada ne boş bir söz ne de günaha sokan bir laf işitirler. Sadece 'Selam, selam!' denilir."
(Vâkıa Suresi, 25-26. Ayetler)
21. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
موضع سوط في الجنة خير من الدنيا وما فيها
“Meali:”
"Cennette bir kamçı kadar yer, dünyadan ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır."
(Buhârî, Rikâk, 51) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyanın gürültüsünden, yalanından ve yorgunluğundan bıkmış müminlere; ebedi huzurun, mutlak sessizliğin ve bitmeyen bir selamet yurdunun hazırlandığını müjdelemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Son durak iki yer… Ya sonsuz azap… Ya sonsuz rahmet! Yolculuk bitti. Dünya rüyası sona erdi. Kimileri için "Hoş geldin, safa geldin" nidalarıyla sonsuz bahar başlarken; kimileri için "Keşke toprak olsaydım" feryatlarıyla bitmez bir hüsran başladı. Sen bugün hangi kapıya doğru yürüyorsun?
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ümmü Umâre (Hz.), Uhud'da Efendimiz S.a.v.'i korurken yaralandığında, Efendimiz ona "Benden ne istersin?" diye sormuş; o ise "Cennette seninle komşu olmayı" demiştir. İşte asıl hedef budur!
Kıssadan Hisse:
Cennet, dünya pazarında satın alınan bir yer değil, Allah’ın ikramıdır; ancak bedeli ihlastır.
Cehennem ise Allah'ın adaleti, kulun kendi elleriyle ördüğü bir hapishanedir.
22. Ayet-i Kerime
وَجَاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّعَهَا سَائِقٌ وَشَهِيدٌ
"Her can, yanında bir sürücü (onu mahşere götüren melek) ve bir de şahit (amellerini kaydeden melek) ile gelir."
(Kaf Suresi, 21. Ayet)
22. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
الْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ أَوْ حُفْرَةٌ مِنْ حُفَرِ النَّارِ
“Meali:”
"Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur."
(Tirmizî, Kıyâme, 26) Sıhhat Derecesi: Hasen
Nüzul Sebebi: İnsanın dünyada başıboş bırakılmadığını, attığı her adımın şahitli olduğunu ve bu yolculuğun sonunda her nefsin zorunlu bir sevk ile huzura çıkarılacağını ihtar için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Ey insan! Ölüm seni beklemiyor, sana doğru koşuyor! Sen dünyada özgürce dolaştığını sanırken, aslında her an meleklerin nezaretindesin. O son nefes verildiğinde, kaçacak hiçbir sığınak kalmayacak. Kabre girdiğinde ise seni ne malın ne evladın; sadece dünyada hazırladığın o bahçe veya o çukur karşılayacak.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû Hüreyre (Hz.), vefatı yaklaştığında ağlamış; "Neden ağlıyorsun?" diyenlere; "Dünyanız için değil, yolculuğun uzaklığı ve azığımın azlığı (mahsullerin zayıflığı) için ağlıyorum!" demiştir.
Kıssadan Hisse:
Mahşere giden yolda herkesin bir "refakatçisi" vardır.
Kabrin genişliği, dünyadaki kalbinin genişliği kadardır.
23. Ayet-i Kerime
فَإِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ فَلَا أَنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَاءَلُونَ
"Sûra üflendiği zaman, artık o gün aralarında soy sop (akrabalık bağları) kalmaz ve birbirlerini de sormazlar!"
(Mü'minûn Suresi, 101. Ayet)
23. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ: إِلَّا مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ
“Meali:”
"İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve ona dua eden salih evlat."
(Müslim, Vasiyye, 14) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada aşiretine, soyuna veya çevresindeki insan çokluğuna güvenenlerin; mahşer meydanında ne kadar yalnız ve çaresiz kalacaklarını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünya bitti zannedersin ama hesap daha başlamamıştır! O gün unvanlar düşer, rütbeler sökülür. Seni ne baban ne de evladın tanır. Amel defterin kapandığında seni yaşatacak tek şey, dünyada bıraktığın hayırlı izlerdir. Eğer arkanda bir sadaka, bir ilim veya salih bir evlat bırakmadıysan, o karanlıkta sesini kimseye duyuramazsın.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Abdullah b. Ömer (Hz.), bir kabristandan geçerken binekliğinden inmiş ve "Selam size ey yalnızlık yurdunun ehli! Siz bizden önce gittiniz, biz de sizin ardınızdan geleceğiz" diyerek kendi nefsini hesaba çekmiştir.
Kıssadan Hisse:
Ahirette geçerli olan tek bağ, iman ve amel bağıdır.
Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, dünyada ölmez eserler bırakmalısın.
24. Ayet-i Kerime
وَتَرَى كُلَّ أُمَّةٍ جَاثِيَةً ۚ كُلُّ أُمَّةٍ تُدْعَىٰ إِلَىٰ كِتَابِهَا
"O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına (amel defterine) çağrılır."
(Câsiye Suresi, 28. Ayet)
24. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
الْمُفْلِسُ مِنْ أُمَّتِي مَنْ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِصَلَاةٍ وَصِيَامٍ وَزَكَاةٍ، وَيَأْتِي قَدْ شَتَمَ هَذَا، وَقَذَفَ هَذَا، وَأَكَلَ مَالَ هَذَا
“Meali:”
"Müflis; mahşere namaz ve oruçla gelip de; birine sövmüş, diğerinin malını yemiş ve onun hakkıyla mizan başına gelmiş kişidir."
(Müslim, Birr, 59) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Sadece bireysel ibadetlere güvenip kul hakkını hiçe sayanların, mahşerin o dehşetli "hesaplaşma" anında nasıl iflas edeceklerini ihtar için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
O gün… makam yok, unvan yok… sadece sen ve amelin var! Hesaba çağrıldığında defterin önüne açılacak. Eğer başkasının hakkını yediysen, kıldığın namazlar alacaklına verilecek. En büyük acı, cennet kapısına kadar gelip, üzerinde kalan bir kuruşluk borç yüzünden kapıdan geri çevrilmektir.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ömer (Hz.), bir gün; "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin; zira bugün amel var hesap yok, yarın hesap var amel yok!" diyerek mizan dehşetini hatırlatmıştır.
Kıssadan Hisse:
Mahşer meydanı, hakların iade edildiği mutlak adalet meydanıdır.
En zengin insan, üzerinde kul hakkı olmadan toprağa girendir.
25. Ayet-i Kerime
يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
"O gün ne mal fayda verir ne de evlatlar... Ancak Allah’a selim (tertemiz) bir kalple gelenler müstesna."
(Şuarâ Suresi, 88-89. Ayetler)
25. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
حُرِّمَ عَلَى النَّارِ كُلُّ هَيِّنٍ لَيِّنٍ قَرِيبٍ مِنَ النَّاسِ
“Meali:”
"Alçakgönüllü, yumuşak huylu ve insanlara yakın olan (kimselere) cehennem ateşi haram kılınmıştır."
(Tirmizî, Kıyâme, 45) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada topladığı malın ve gücün kendisini kurtaracağını sananlara karşı; tek geçer akçenin ihlasla parlatılmış, kin ve kibirden arınmış bir kalp olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Son durak iki yer… Ya sonsuz azap… Ya sonsuz rahmet! Sırattan geçip cennete giden yol, kalpteki yumuşaklıktan ve dürüstlükten geçer. Eğer kalbin bir taş gibi sertse ve insanlara zulmediyorsan, o ateşin hararetinden kaçamazsın. Dünyada dosdoğru yürüyemeyen, sırattan nasıl geçecek?
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû’d-Derdâ (Hz.), çarşıda yürürken birine kötü söz söyleyenleri görünce; "Onun hatasına değil, Allah'ın sizi o hatadan korumasına bakın ve kardeşinize acıyın" diyerek selim kalbin nasıl olması gerektiğini göstermiştir.
Kıssadan Hisse:
Allah, kalıplarınıza değil, kalplerinize ve niyetlerinize bakar.
Cehennemden kurtuluşun anahtarı, mahlukata rahmetle bakmaktır.
26. Ayet-i Kerime
يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُّحْضَرًا وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوءٍ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُ أَمَدًا بَعِيدًا
"O gün her nefis, yaptığı her hayrı hazır bulur; işlediği her kötülüğü de... O kötülükle kendisi arasında çok uzak bir mesafe olmasını ister."
(Âl-i İmrân Suresi, 30. Ayet)
26. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِنَّ الْمُؤْمِنَ إِذَا كَانَ فِي انْقِطَاعٍ مِنَ الدُّنْيَا وَإِقْبَالٍ مِنَ الْآخِرَةِ نَزَلَ إِلَيْهِ مَلَائِكَةٌ بِيضُ الْوُجُوهِ
“Meali:”
"Mümin kul dünyadan ayrılma ve ahirete yönelme anına geldiğinde, gökyüzünden yüzleri güneş gibi parlak melekler iner."
(Hâkim, Müstedrek, 1/93) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada yapılan hiçbir işin kaybolmadığını, ölüm anından itibaren amellerin kişinin karşısına birer birer çıkacağını ve iyiler için müjdelerin, kötüler için ise kaçış arzusu uyandıran bir yüzleşmenin başlayacağını ihtar için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Ey insan! Ölüm seni beklemiyor, sana doğru koşuyor! O an geldiğinde, dünyada biriktirdiğin her şeyden uzaklaşacak ama işlediğin her fiille burun buruna geleceksin. İyiliklerin sana bir nur olup meleklerin müjdesiyle gelirken; zulümlerin, yalanların ve borçların karşına birer dağ gibi dikilecek. Keşke "aramızda fersah fersah mesafe olsaydı" diyeceksin ama o gün amelin senin gölgen olacak!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Selmân-ı Farisî (Hz.) vefat edeceği zaman ağlamış; "Neden ağlıyorsun?" diyenlere; "Dünya için değil; lakin Efendimiz S.a.v. bize 'Sizin dünyadan nasibiniz bir yolcunun azığı kadar olsun' buyurmuştu. Benim etrafımda ise şu eşyalar var (birkaç kap-kacak)" diyerek ince bir tefekkür sergilemiştir.
Kıssadan Hisse:
Ölüm, mazeretin bittiği ve aynanın karşısına geçildiği andır.
Müminin can verişi, bir saraya davet ediliş gibidir.
27. Ayet-i Kerime
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ الْأَجْدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ
"Sûra üflenmiştir. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkmış, Rablerine doğru koşuyorlar."
(Yâsîn Suresi, 51. Ayet)
27. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِذَا وَقَعَ الْمَيِّتُ فِي قَبْرِهِ مُثِّلَ لَهُ الشَّمْسُ عِنْدَ غُرُوبِهَا فَيَجْلِسُ يَمْسَحُ عَيْنَيْهِ
“Meali:”
"Mümin kabre konulunca, güneşin batmak üzere olduğu hali ona gösterilir; o da (namaz vaktini kaçırmamak için) gözlerini silerek kalkar (oturur)."
(İbn Mâce, Zühd, 32) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Kabir hayatının ve dirilişin sadece bir hayal değil, uykudan uyanmak kadar ani ve gerçek olduğunu; müminlerin kabirdeki o bekleme süresinde dahi ibadet neşesiyle rızıklandırılacaklarını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünya bitti zannedersin ama hesap daha başlamamıştır! O karanlık çukura girdiğinde, ömrün boyunca neyin derdini çektiysen onunla uyanacaksın. Eğer derdin Allah’ın rızası ise melekler seni bir gelin odasında uyutur gibi huzurla bekletir. Ama derdin sadece dünya ise o daracık kabir senin için kıyametin ilk sancısı olur.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Abdullah b. Abbas (Hz.) bir cenazede; "Bugün bu adam öyle bir eve girdi ki orada ne mal var ne mülk; sadece 'Rabbin kim?' sorusu var. Ey insanlar! Oraya dürüst cevaplar hazırlayın" diye seslenmiştir.
Kıssadan Hisse:
Kabirden kalkış, hakikate yapılan en hızlı koşudur.
Dünyada namazla uyananın, kabirdeki uyanışı nurlu olur.
28. Ayet-i Kerime
وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَالِ هَٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا
"Amel defteri ortaya konulmuştur. Suçluların, onda yazılı olanlardan korktuklarını görürsün. 'Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki küçük-büyük hiçbir şeyi eksik bırakmadan sayıp dökmüş!' derler."
(Kehf Suresi, 49. Ayet)
28. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
يُدْنَى الْمُؤْمِنُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ رَبِّهِ حَتَّى يَضَعَ عَلَيْهِ كَنَفَهُ، فَيُقَرِّرُهُ بِذُنُوبِهِ
“Meali:”
"Kıyamet günü mümin Rabbine yaklaştırılır, Allah onu himayesine alır ve ona günahlarını tek tek itiraf ettirir (ve sonra onları örter)."
(Buhârî, Tefsir, 11/1) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Gizli-açık işlenen her amelin ilahi bir kayıt altında olduğunu, hiçbir haksızlığın veya borcun o defterden silinmeyeceğini; ancak samimi tövbe eden müminlerin ilahi rahmetle örtüleceğini beyan için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
O gün… makam yok, unvan yok… sadece sen ve amelin var! "Unutulur" dediğin o kul hakları, "kim görecek" dediğin o hileli işler, o gün tek tek karşına çıkarılacak. Eğer dünyada hesabını kapatmadıysan, o gün mahşer meydanında rezil rüsvâ olmaktan kaçış yoktur. Defterin sağından verilmesi için, bugün elini haramdan, dilini yalandan çek!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû Bekir (Hz.), bazen dilini tutar ve; "İşte beni tehlikeli yerlere sürükleyen budur!" derdi. Defterine yanlış bir kelime yazılmasından, mahşerde o defteri okumaktan titrerdi.
Kıssadan Hisse:
Amel defteri, hayatın film şerididir; montajı yoktur.
Küçük günahları hafife alan, büyük hüsrana kapı açar.
29. Ayet-i Kerime
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ * وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
"Kim zerre miktarı bir hayır işlerse onun karşılığını görecektir. Kim de zerre miktarı bir şer işlerse onun karşılığını görecektir."
(Zilzâl Suresi, 7-8. Ayetler)
29. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِيَّاكُمْ وَمُحَقَّرَاتِ الذُّنُوبِ فَإِنَّهُنَّ يَجْتَمِعْنَ عَلَى الرَّجُلِ حَتَّى يُهْلِكْنَهُ
“Meali:”
"Küçük görülen (önemsenmeyen) günahlardan sakının! Zira onlar birikir de sonunda insanı helâk ederler."
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/402) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: İlahi adaletin hassasiyetini, hiçbir amelin boşa gitmeyeceğini ve özellikle "küçük" diye geçiştirilen günahların (borçların, gıybetlerin, küçük hilelerin) mizanda nasıl bir felakete dönüşeceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Bir söz… seni kurtarabilir! Bir günah… seni batırabilir! Mahşer meydanında terazi kurulduğunda; dünyada "bir şey olmaz" diyerek yediğin o tek kuruşluk haram, senin cennet biletini yakabilir. Mizanda ağır gelmek istiyorsan, zerrelerin kıymetini bil. Allah her şeyi zerre zerre tartar; adaleti tamdır, zulmü yoktur.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Âişe (Hz.), kendisine bir üzüm tanesi getiren dilenciye onu verdikten sonra; "Bunda kaç zerre ağırlığı vardır, biliyor musunuz?" diyerek bu ayeti tefekkür ettirmiştir.
Kıssadan Hisse:
Ahiret hesabı, zerrelerin hesabıdır.
Bugün "bir kereden bir şey olmaz" diyen, yarın "keşke toprak olsaydım" der.
30. Ayet-i Kerime
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَمَن فِي الْأَرْضِ إِلَّا مَن شَاءَ اللَّهُ ۖ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخْرَىٰ فَإِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنظُرُونَ
"Sûra üflenince Allah’ın diledikleri müstesna, göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür. Sonra ona bir daha üflenince, bir de bakarsın ki onlar ayağa kalkmış bakınıp duruyorlar."
(Zümer Suresi, 68. Ayet)
30. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
لَا تَزُولُ قَدَمَا عَبْدٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ أَرْبَعٍ: عَنْ عُمُرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ... وَعَنْ مَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَا أَنْفَقَهُ
“Meali:”
"Kıyamet günü kul; ömrünü nerede tükettiğinden ve malını nereden kazanıp nereye harcadığından sorgulanmadıkça yerinden kımıldayamaz."
(Tirmizî, Kıyâme, 1) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Kainatın büyük bir sarsıntıyla son bulacağını, ardından herkesin mutlak bir duruşla ilahi mahkemeye çekileceğini ve özellikle iktisadi hayatın (kazanç ve borç hukukunun) en çetin hesap maddesi olacağını ihtar için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Ey insan! Ölüm seni beklemiyor, sana doğru koşuyor! O büyük ayağa kalkış gününde, "malım mülküm" dediğin her kuruşun hesabı sorulacak. "Nasıl kazandın?" ve "Nereye harcadın?" soruları arasında sıkışıp kalmadan önce; bugün elindeki paranın helalliğini, aldığın borcun ödeme vaktini kontrol et. O gün adım atabilmen için, bugünkü adımlarının temiz olması gerekir.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ali (Hz.), dünyayı tarif ederken; "Helali hesap, haramı azaptır" buyurarak, her kazancın mahşerde bir duruşu ve bir sorusu olacağını bizlere hatırlatmıştır.
Kıssadan Hisse:
Mahşerde en uzun bekleyiş, hesabı verilmeyen malın bekleyişidir.
Ömür sermayesi hızla tükenirken, heybeni helal ile doldur.
31. Ayet-i Kerime
يَوْمَ تُبَدَّلُ الْأَرْضُ غَيْرَ الْأَرْضِ وَالسَّمَاوَاتُ ۖ وَبَرَزُوا لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ
"O gün yer başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar tek ve Kahhâr olan Allah’ın huzuruna çıkarlar."
(İbrahim Suresi, 48. Ayet)
31. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِنَّ اللَّهَ لَيُمْلِي لِلظَّالِمِ حَتَّى إِذَا أَخَذَهُ لَمْ يُفْلِتْهُ
“Meali:”
"Allah zalime (borcunu ödemeyene, hakkı yiyene) mühlet verir; fakat bir yakaladı mı onu asla bırakmaz."
(Buhârî, Tefsir, 11/2) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyanın geçici sahnelerinin bir gün tamamen değişeceğini ve Allah’ın "Kahhâr" sıfatıyla tecelli ederek zulmedenleri, mühlet bittiğinde sarsıcı bir şekilde yakalayacağını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünya bitti zannedersin ama hesap daha başlamamıştır! Şu an bastığın toprak, sığındığın binalar, güvendiğin mevkiler o gün değişecek. Sadece Allah ve sen kalacaksın. "Bana bir şey olmaz, kimse benden hesap sormaz" diyerek kardeşini mağdur ediyorsan; bil ki Allah’ın mühleti seni yanıltmasın. Yakaladığı an, hiçbir unvan seni O’nun elinden kurtaramaz.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Mazlumların hamisi olan sahabiler, birine haksızlık yapıldığında "Allah’ın mühleti bittiğinde vay haline!" diyerek zalimi uyarır, mazluma ise ahiretin adaletini müjdelerlerdi.
Kıssadan Hisse:
Allah’ın sabrı, ihmalinden değil; imtihanın kemalindendir.
Mekânlar değişse de, amellerin sahibi asla değişmez.
32. Ayet-i Kerime
الْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰ أَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
"O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da buna şahitlik eder."
(Yâsîn Suresi, 65. Ayet)
32. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
لَتُؤَدُّنَّ الْحُقُوقَ إِلَى أَهْلِهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يُقَادَ لِلشَّاةِ الْجَلْحَاءِ مِنَ الشَّاةِ الْقَرْنَاءِ
“Meali:”
"Kıyamet günü haklar sahiplerine mutlaka verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun, boynuzlu koyundan hakkını alacaktır."
(Müslim, Birr, 60) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada diliyle yalan söyleyip kendini haklı çıkaranların, mahşerde dillerinin bağlanacağını ve kendi uzuvlarının onlara ihanet ederek gerçeği haykıracağını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
O gün… makam yok, unvan yok… sadece sen ve amelin var! "Ben yapmadım, ben yemedim, ben ödedim" diye yalan söyleyemeyeceksin. O haramı tutan elin, o haksızlığa giden ayağın konuşacak. Eğer hayvanlar arasında bile hak aranıyorsa; bir müminin alın terini, rızkını gasp eden "zavallı insanın" halini tefekkür et!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Enes (Hz.) anlatır: "Efendimiz S.a.v. ile otururken güldü ve dedi ki: 'Kıyamet günü kulun Rabbiyle olan mücadelesine güldüm. Kul der ki: Rabbim, beni zulümden korumadın mı? O halde kendimden başka şahit istemem!' Bunun üzerine ağzı mühürlenir ve organları konuşur."
Kıssadan Hisse:
Dilin sustuğu yerde, beden hakikatin şahidi olur.
Kul hakkı, hayvanatın dahi hesabına dahil olan en ağır yüktür.
33. Ayet-i Kerime
يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا
"Kişinin kendi elleriyle önceden yaptıklarına bakacağı ve kâfirin 'Keşke toprak olsaydım!' diyeceği günü düşün!"
(Nebe Suresi, 40. Ayet)
33. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ
“Meali:”
"Dünya müminin zindanı, kâfirin ise cennetidir."
(Müslim, Zühd, 1) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyadaki geçici zevklere aldanıp ahiretini yıkanların, son durakta hayvanların toprak olduğunu görünce; içinde bulundukları azaptan kurtulmak için yok olmayı arzulayacaklarını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Son durak iki yer… Ya sonsuz azap… Ya sonsuz rahmet! Dünyada nefsinin her dediğini yapan, borç yiyip "ben yaşarım" diyen insan; o gün ayaklarının altındaki toprağa özenir hale gelecek. Dünyada "zindan" gibi görünen kurallara uyanlar ise, ebedi hürriyete kavuşacaklar. Ya bugün nefsine zindan olursun, ya yarın cehennem sana hapis olur!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû’d-Derdâ (Hz.), ölüm döşeğindeyken; "Şu mezar için amel eden yok mu? Şu durak için hazırlanan yok mu?" diye nida ederek, son nefesinde bile ahiret hazırlığına dikkat çekmiştir.
Kıssadan Hisse:
Ahirette toprak olmayı istememek için, dünyada toprak gibi mütevazı ve temiz yaşa.
Pişmanlık, vaktinde yapılırsa tövbedir; vaktinden sonra yapılırsa azaptır.
34. Ayet-i Kerime
وَاتَّقُوا يَوْمًا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى اللَّهِ ۖ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
"Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığının tam olarak verileceği günden sakının."
(Bakara Suresi, 281. Ayet)
34. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
لَا يُجِيءُ أَحَدُكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِبَعِيرٍ يَحْمِلُهُ عَلَى رَقَبَتِهِ لَهُ رُغَاءٌ
“Meali:”
"Sakın biriniz kıyamet günü, boynunda (haksız yere aldığı ve) böğüren bir deve taşıyarak huzuruma gelmesin!"
(Buhârî, Cihâd, 189) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: İnsanoğlunun en son ve en kesin dönüşünün Allah'a olduğunu, dünyada elde edilen haram kazançların mahşerde sahibinin boynuna somut bir yük olarak asılacağını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Ey insan! Ölüm seni beklemiyor, sana doğru koşuyor! Sen dünyada "kimse görmedi" diyerek mal biriktirirken, aslında o malı mahşerde boynuna asılacak bir prangaya dönüştürüyorsun. O gün sadece ruhun değil, haksız yere yediğin her kuruşun ağırlığı seni ezecek. Eğer boynunda bir utanç vesikasıyla dirilmek istemiyorsan, bugün elindeki emaneti sahibine teslim et.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû Hüreyre (Hz.), haksız kazanç ve emanete hıyanetle ilgili hadisleri rivayet ederken hıçkıra hıçkıra ağlar; "Vallahi o yükün altında ezilenlerin feryadını duyar gibiyim" derdi.
Kıssadan Hisse:
Ahiret, dünyada gizlenenlerin "şekil bularak" ortaya çıktığı yerdir.
Helal yük hafifletir, haram yük beli büker.
35. Ayet-i Kerime
يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتًا لِّيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ
"O gün insanlar, amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek üzere (kabirlerinden) bölük bölük fırlayıp çıkarlar."
(Zilzâl Suresi, 6. Ayet)
35. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِذَا صُلِّيَ عَلَى الْجَنَازَةِ، فَقَالَ النَّاسُ خَيْرًا، قَالَ اللَّهُ: قَدْ قَبِلْتُ شَهَادَتَهُمْ
“Meali:”
"Bir cenaze için (arkasından) hayırlı şahitlik yapılırsa, Allah buyurur ki: 'Kullarımın şahitliğini kabul ettim (ve onu bağışladım).'"
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/186) Sıhhat Derecesi: Hasen
Nüzul Sebebi: Kabirden kalkışın büyük bir nizam içinde gerçekleşeceğini ve kulun dünyada bıraktığı "iyi namın" ve müminlerin şahitliğinin, o dehşetli başlangıçta ne kadar büyük bir kurtuluş vesilesi olacağını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünya bitti zannedersin ama hesap daha başlamamıştır! Toprak yarılıp da dışarı fırladığında, arkanda bıraktığın insanların duaları mı seninle olacak, yoksa bedduaları mı? İnsanların "İyi bilirdik" dediği kişi mi olacaksın, yoksa "Borcunu vermeden gitti" diye ah ettikleri kişi mi? Kabir kapısı kapandığında, dünyadaki sesin mahşerdeki yankın olur.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Enes (Hz.) anlatır: Yanımızdan bir cenaze geçti, oradakiler onu hayırla andı. Efendimiz S.a.v. "Vacip oldu" buyurdu. Sonra başka bir cenaze geçti, onu şerle andılar. Efendimiz yine "Vacip oldu" buyurdu. Hikmetini sorduklarında; "İlki için cennet, ikincisi için cehennem vacip oldu; çünkü siz yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz" dedi.
Kıssadan Hisse:
İnsanların kalbinde bıraktığın iz, mizanına konulacak ilk ağırlıktır.
Allah'ın rızası, kullarının rızasında gizlidir.
36. Ayet-i Kerime
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعًا
"Sûra üfürülmüş ve biz onları (hesap için) bir araya toplamışızdır."
(Kehf Suresi, 99. Ayet)
36. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
الْمُؤْمِنُ فِي ظِلِّ صَدَقَتِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Meali:”
"Mümin, kıyamet günü (mahşer meydanında) verdiği sadakanın gölgesi altındadır."
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/147) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Mahşer meydanındaki büyük toplanmanın kaçınılmazlığını ve o gün güneşin dehşeti karşısında tek serinlik kaynağının, dünyada Allah rızası için verilen (ve başkasının hakkını gasp etmeden yapılan) iyilikler olacağını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
O gün… makam yok, unvan yok… sadece sen ve amelin var! Milyarlarca insanın toplandığı o mahşer meydanında başının üzerinde bir şemsiye mi istiyorsun? O zaman dünyada darda kalanın tepesine şemsiye ol! Eğer birinin rızkını çaldıysan, o gün senin sadakan değil, o çaldığın mal senin hararetin olur. Gölgeyi ancak merhamet edenler bulur.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Osman (Hz.), zorluk zamanlarında ordunun tamamını donatmış ve "Bugünden sonra Osman'a işlediği hiçbir şey zarar vermez" müjdesini almıştır. Çünkü o, mahşerdeki gölgesini dünyada iken inşa etmiştir.
Kıssadan Hisse:
Mahşer meydanı, dünyada ne ektiysen onu biçtiğin tarladır.
Cömertlik, o dehşetli meydanın en serin rüzgarıdır.
37. Ayet-i Kerime
وَمَن جَاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَكُبَّتْ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ
"Kim de kötülükle gelirse, onlar yüzüstü ateşe atılırlar."
(Neml Suresi, 90. Ayet)
37. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْ كِبْرٍ
“Meali:”
"Kalbinde zerre kadar kibir (kendini başkasından üstün görme, hak yeme) bulunan kimse cennete giremez."
(Müslim, Îmân, 147) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Son durağın dehşetini ve kibirlenerek kul hakkına girenlerin, insanları küçümseyenlerin uğrayacağı feci akıbeti bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Son durak iki yer… Ya sonsuz azap… Ya sonsuz rahmet! Sırattan geçip cennete giden kapının anahtarı, dünyada iken eğdiğin boynun ve kırmadığın kalplerdir. "Benim param var, benim gücüm var, ödemiyorum" diyen kibir abideleri; o gün yüzüstü sürüklendiklerinde ne paraları kalacak ne de güçleri. Dünyada dosdoğru yürüyemeyen, sırattan nasıl geçecek?
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû Zer (Hz.), bir köleye siyah olduğu için hakaret ettiğinde Efendimiz S.a.v. onu şiddetle uyarmış; Ebû Zer de hatasını anlayınca yanağını toprağa koyup o köleden özür dileyerek kibrini mahşere bırakmadan dünyada ezmiştir.
Kıssadan Hisse:
Kibir, cennet kapısındaki en büyük engeldir.
Mahşerde dik durmak isteyen, dünyada haram karşısında eğilmemeli, kul karşısında ise dikleşmemelidir.
38. Ayet-i Kerime
يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ
"Ey insan! Seni o Kerîm olan Rabbine karşı aldatan nedir?"
(İnfitâr Suresi, 6. Ayet)
38. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَيْكُمُ النَّارَ مَنْ قَالَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ يَبْتَغِي بِذَلِكَ وَجْهَ اللَّهِ
“Meali:”
"Kim Allah’ın rızasını umarak 'Lâ ilâhe illallah' derse, Allah ona cehennem ateşini haram kılar."
(Buhârî, Rikâk, 6) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: İnsanın dünya hayatının sahte parıltılarına, makam ve mevkisine aldanarak asıl sahibini ve son nefesini unutması üzerine; onu derin bir vicdan muhasebesine çekmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Ey insan! Ölüm seni beklemiyor, sana doğru koşuyor! Seni aldatan o geçici mülk mü, yoksa hiç bitmeyecek sandığın gençliğin mi? Unutma ki ölümün gelmesiyle bütün o "aldatıcılar" seni terk edecek. Geriye sadece samimiyetle söylediğin bir kelime-i tevhid ve o tevhidin gereği olan dürüst bir hayat kalacak. Rabbine hangi yüzle gideceğini bugün aynaya değil, kalbine bakarak sor!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Muâz b. Cebel (Hz.), vefatı yaklaştığında "Lâ ilâhe illallah" demiş ve eklemiş: "Bu sözü hayattayken söylemek kolaydır; ama mühim olan o son nefeste, melekler canı alırken bu sözü sadakatle söyleyebilmektir."
Kıssadan Hisse:
Seni yaratanı unutursan, ölüm seni O'na zorla hatırlatır.
Cehennemin ateşi, dünyadaki ihlas suyuyla söner.
39. Ayet-i Kerime
وَسِيقَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِلَىٰ جَهَنَّمَ زُمَرًا
"O inkâr edenler, bölük bölük cehenneme sürülürler."
(Zümer Suresi, 71. Ayet)
39. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
“Meali:”
"Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe (tam manasıyla) iman etmiş olmaz."
(Buhârî, Îmân, 7) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada bencilce yaşayan, kardeşinin hakkını gözetmeyen ve sadece kendi nefsini düşünenlerin; mahşer meydanından cehenneme doğru nasıl aşağılanarak sevk edileceklerini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Dünya bitti zannedersin ama hesap daha başlamamıştır! Sadece kendi rızkını düşünüp, borçlu olduğun kardeşini darda bırakıyorsan; bil ki imanının tadını henüz almamışsın demektir. Kendine yapılmasını istemediğin bir muameleyi başkasına reva görenin son durağı, o bölük bölük sürülen bedbahtların arasıdır. İman, paylaşmak ve hakka riayet etmektir.
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Ebû Talha (Hz.), "Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe birre (iyiliğe) eremezsiniz" (Âl-i İmrân, 92) ayeti inince; en sevdiği bahçesi olan Beyruhâ’yı hemen Allah yolunda bağışlamış ve ahiretini dünyasına tercih etmiştir.
Kıssadan Hisse:
Kardeşinin hakkı, cennetin giriş belgesidir.
Bencillik ateşi, sahibini cehennem çukuruna çeker.
40. Ayet-i Kerime
يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ * ارْجِعِي إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
"Ey huzura kavuşmuş nefis! Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!"
(Fecr Suresi, 27-28. Ayetler)
40. Hadis-i Şerif
Arapça Metin:
مَنْ كَانَ آخِرُ كَلَامِهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ دَخَلَ الْجَنَّةَ
“Meali:”
"Kimin son sözü 'Lâ ilâhe illallah' olursa, o kişi (mutlaka) cennete girer."
(Ebû Dâvûd, Cenâiz, 16) Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi: Dünyada fırtınalara göğüs geren, harama sapmadan, kul hakkı yemeden yaşayan ve kalbi Allah zikriyle huzur bulan müminlerin ebedi müjdesini ilan etmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir:
Son durak iki yer… Ya sonsuz azap… Ya sonsuz rahmet! Bütün bu yolculuğun sonunda işitmek istediğin tek bir ses var: "Rabbine dön!" Eğer dünyada dosdoğru yürüdüysen, o gün sırat köprüsü senin için bir nurdan geçit, cehennem ise sadece bir uzak manzara olur. Yolculuk bittiğinde, "Elhamdülillah" diyerek ebedi vatanına girmek için; bugün o sözün hakkını vererek yaşa!
Sahabe Hayatından Kıssa:
Hz. Peygamber (S.a.v.) Efendimiz'in en yakın dostu Hz. Ebû Bekir (Hz.), vefat ederken bu ayet okunurken ruhunu teslim etmiş ve "mutmain nefis" olarak Rabbine dönenlerin öncüsü olmuştur.
Kıssadan Hisse:
En büyük saadet, Allah'ın kulundan razı olmasıdır.
Güzel bir son, güzel bir ömrün mühürlenmiş halidir.
MAHŞERİN EŞİĞİNDE SON SESLENİŞ: EY İNSAN, BU SENİN FİNALİNDİR!
Ey insan! Kendini dev aynalarında seyredip sarsılmaz bir kale zannediyorsun... Planlar üzerine planlar kurup, yarınları avucunun içine alabileceğini sanıyorsun... Ama sana o en çıplak, o en kaçınılmaz hakikati hatırlatayım mı? Azrail (Hz.) bir gün gelecek! Ve o geldiğinde ne bir saniye pazarlık edebileceksin, ne de bir nefeslik mühlet koparabileceksin!
O an geldiğinde... O heybetli melek başucuna dikildiğinde; ne o çok güvendiğin dilin dönecek, ne o kibrinden ödün vermeyen bedenin direnecek! "Biraz daha süre, son bir secde, son bir helallik" diye haykırmak isteyeceksin ama sesin gırtlağında düğümlenecek. Son nefes... İşte o an, dünya tiyatrosunun perdeleri senin için bir daha açılmamak üzere kapanacak!
Ey kardeşim! Azrail senin hayat damarını kesmeden, can boğazına dayanıp feryadın sessizliğe gömülmeden, gözlerin bir noktaya takılıp kalmadan, dizlerinin bağı çözülüp ferin sönmeden; aklını başına al! Ölmeden önce hazırlan, o karanlık ve dar çukura girmeden önce kendini mahkeme-i kübrada sorgula! Çünkü o kapı kapandıktan sonra; geri dönüş bir hayal, telafi bir serap, özür ise koca bir hiçtir!
Ey gafletin karanlık sularında boğulan! Sen hâlâ şu üç günlük dünyaya mı sırtını yaslıyorsun? Hâlâ "vaktim var, daha gencim" diyerek kendini mi kandırıyorsun? Hâlâ nefsinin o bitmek bilmeyen şehvetlerinin, hırslarının, dünya oyunlarının peşinden mi koşuyorsun? Unutma! Bir gün... o parlak gözlerin kapanacak ve bu sahte dünya senin için bir rüya gibi sona erecek!
Ama asıl dehşetli yolculuk, işte tam o saniyede başlayacak!
Anla artık! Kabir seni bir anne şefkatiyle mi kucaklayacak, yoksa bir canavar gibi kemiklerini birbirine geçirecek şekilde mi sıkacak? Berzah seni bekliyor, mahşerin o kavurucu güneşi seni bekliyor! Mizan kurulmuş, zerrelerin hesabı sorulmak üzere seni bekliyor! Sırat, altında cehennemin uğultusuyla seni bekliyor!
Ve sonunda sadece iki yol var: Ya sonsuz bir ateş, ya ebedi bir rahmet!
O gün geldiğinde, "Keşke!" demek ciğerlerini yakacak ama fayda vermeyecek.
"Keşke alnım secdeden kalkmasaydı!" diyeceksin...
"Keşke haramın zerresine dokunmasaydım!" diyeceksin...
"Keşke kul hakkıyla, bir garibin ahı ile, ödenmemiş borçlarla huzura gelmeseydim!" diye feryat edeceksin... Ama artık çok geç! Mühür vurulmuş, kalem kırılmış olacak!
Şimdi, tam şu anda sor kendine: Azrail kapına dayandığında, amellerin seni ateşten koruyacak bir kalkan mı olacak, yoksa boynuna dolanan birer ateşten halka mı? Hazır mısın? Yoksa hâlâ "biraz daha oyalansam ne çıkar" diye ebediyetini mi kumar masasına sürüyorsun?
Ey kardeşim! Ölmeden önce uyan! Ölmeden önce tövbe secdesine kapan! Ölmeden önce azığını hazırla! Çünkü o gün geldiğinde ne biriktirdiğin malın seni o ateşten satın alabilir, ne sevdiklerin o dehşetten seni çekip çıkarabilir, ne de uydurduğun mazeretler ilahi adaleti kandırabilir! Seni o yalnızlık yurdunda kurtaracak tek şey; tertemiz bir iman ve ihlasla dokunmuş amellerin olacak!
Ve son söz: Aklını kullan! Ama aklını şu fani dünyanın hileleri, makamları ve geçici zevkleri için değil; Allah için, ebediyet için kullan! Çünkü aklını Allah için kullanan, mezarın arkasını görür; aklını dünyaya hapseden ise, mezarın içinde kaybolur!
Rabbim bizleri; nefsinin esiri olup gafletle savrulanlardan değil, aklını Allah yolunda seferber edip her nefesini mahşere hazırlıkla ilmek ilmek işleyen kullarından eylesin!
Vakit daralıyor... Zil çalıyor... Yol görünüyor... Hazır mısın?
Hazırlayan MEHMET ERÇELİK
