AHLÂKLI BİREYDEN ERDEMLİ TOPLUMA
Değerli Mü’minler!.. İslam Dininin amacı ve biz Müslümanların görevi erdemli bir toplum oluşturmaktır… Erdemli bir toplumun oluşmasının temeli ise Allah inancı ve dürüstlüktür… Doğruluktur… İstikamettir…
اِنَّ الَّذٖينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا
“Rabbimiz Allah diyenler için… Yani iman edenler için…”
ثُمَّ اسْتَقَامُوا
“İman ettikten sonra da, dost doğru olanlar için… İstikamet üzere olanlar için…”
فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
“Onlar için ne korku vardır… Ne hüzün vardır… Onlar dünyada mahzun olmayacaklar… Ahirette de hiçbir korku ve endişe taşımayacaklar…”
اُولٰئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ
“Onlar cennete gidecekler…”
خَالِدٖينَ فٖيهَا
“Onlar ebediyen cennette kalacaklar…”
جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
“Onlar bu dünyadayken yapmış oldukları iyiliklerin… Güzelliklerin… İbadetlerin… İtaatlerin… Güzel ahlakın karşılığını böyle alacaklar…”(AHKAF;13-14)”
Değerli Kardeşlerim!.. İslam Dininin gayesi, erdemli bir toplum inşa etmektir… Bu dine iman etmenin gayesi de, bu dinin emrettiği ibadetlerin gayesi de, bu dinin kitabı Kur’an’da anlatılan kıssaların gayesi de, Cenab-ı Allah’a yaptığımız duaların gayesi de; yani din adına, maneviyat adına aklımıza ne gelirse, hepsinin gayesi erdemli bir toplum inşa etmektir…
Erdemli bir toplumun inşa edilmesi için ise erdemli insanların yetiştirilmesi gerekiyor… Ama önce biz kendimiz erdemli olmamız lazım, sonra da erdemli nesiller yetiştirmemiz lazım
Peygamber Efendimizin bir hadis-i şeriflerinde dediği gibi; İslam'ı ve Ümmet-i Muhammedi oluşturacak olan toplumu bir binaya benzetecek olursak, onu meydana getiren insanların her birini de bir tuğla gibi görecek olursak… İşte o tuğlalar erdemli olursa, bina da erdemli olur… İslam'ın gayesi budur…
Değerli Kardeşlerim!.. Erdemli bir toplumun inşa edilmesi için, evvela Allah inancının yerleşmesi lazım…
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ
tevhidimizin birinci şıkkı olan Allah inancı…
Her şeyi gören, her şeyi bilen, her şeyi duyan, her şeyden haberdar olan bir Allah inancı… Her şeyi yazan, her şeyin bir gün hesabını soracak olan, din gününün sahibi olan bir Allah inancı…
Buna dayalı olarak; hesap soracağı günü bilmek ve ona göre iman etmek lazım…
وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
ayetinin sırrınca kesin kes ahirete iman etmek lazım… Erdemli toplumun birinci şartı bu…
Bu olmadığı zaman; bizim diğer konuşacaklarımızın da, insanların değişik teklif ve fikirlerinin de hiç bir kıymeti olmayacak… Yani her şeyden önce ve olmazsa olmaz ilk şart; Allah inancı… Yani iman etmek…
Nitekim bütün ahlakçılar insanın aklı, fikri ve vicdanı olduğunu, dolayısıyla iyi ile kötüyü ayrılabileceğini ifade ederler… Ama maalesef insanın vicdanları bazen körelebiliyor, sakatlaşabiliyor, doğruyu-eğriyi, iyiyi-kötüyü bilemeyebiliyor…
İşte bir insana ahlakı kazandıran, iyiliği kazandıran, eğriyi-doğruyu gösteren Cenab-ı Allah'tır…
Değerli Mü’minler!.. Bir insandan Allah korkusu gittiği zaman, geriye hiçbir şey kalmaz… Onun için Peygamber Efendimiz “Her türlü hikmetin başı Allah korkusudur” diyor… Önce bütün topluma, özellikle de çocuklarımıza bunu yerleştirmemiz lazım…
Değerli Mü’minler!.. Erdemli bir toplumun inşa edilmesi için ikinci olarak; Peygamberimizin Allah'ın elçisi olduğunu kabul edip, ona ittibâ etmemiz lazım…
Evet; önce Allah'a iman ve ittibâ… Beraberinde, Peygambere iman ve ittibâ… Bu ikisi erdemli kişinin ve erdemli toplumun olmazsa olmazı…
Cenab-ı Allah Peygamber Efendimizi bunun için göndermiş… Örnek olsun diye, model olsun diye göndermiş…
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ
““Allah'ın Resulü’nde sizin için bir model… Güzel bir örnek vardır… Ona bakın aynısını yapın”(AHZAP;21) diyor Cenab-ı Allah… Hatta kendisinin sevgisine ulaşmak istiyorsanız yolunuz bu olsun…”
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ
““Ey Habibim!.. Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun de onlara”(AL-İ İMRAN;31) diyor Cenab-ı Allah Peygamberimize… İşte bu ayet-i kerimenin gereği olarak; Peygamberimiz de benim sözüme, benim yaptıklarıma, benim sünnetine tabi olun… Çünkü “Beni Rabbim terbiye etti… Hem de çok güzel terbiye etti… Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyor… Cenab-ı Allah da Peygamberimiz için”
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ
““Hiç şüphesiz sen güzel bir ahlak üzeresin”(KALEM;4) buyuruyor…”
Peygamber Efendimizi çok iyi tanıyan ashab-ı kiram da; “Allah'ın nebisi en güzel ahlak sahibiydi” diyor… Mesela, Peygamberimizin yanında on sene kalmış olan Enes (RA)… “On sene Peygambere hizmet ettim… Hayatımda Peygamberden daha güzel ahlaklı hiçbir insan görmedim… Hiçbir işimde beni azarlamadı… ‘Neden böyle yaptın ve ya neden böyle yapmadın demedi” diyor…
Değerli Mü’minler!.. Peygamberimizin ahlakı hakikaten kelimelerle anlatılamayacak kadar güzel ve müstesna bir ahlaktı… Bizler Peygamberimizin ahlakını öğrenmek için Kur'an-ı Kerim’i okumamız gerekiyor… Okuduklarımızı anlamamız gerekiyor… Çünkü Peygamberimizin ahlakı Kur’an ahlakıydı… Nitekim Peygamberimizin vefatından sonra birileri Hz.Aişe’ye geliyorlar ve “Bize Peygamberi anlatır mısın? Onun ahlakı nasıldı?” diye soruyorlar… Hz.Aişe “Siz Kur'an okumuyor musunuz?.. Onun ahlakı Kur’an’dı… Peygamberimizin ahlâkını oradan öğrenebilirsiniz” diyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Erdemli toplumun inşası için, üçüncü olarak; sosyal çevremizde ilişkilerimizi düzenlememiz lazım… Buna da en yakınlarımızdan başlayacağız… Kur'an'ın onlarla alakalı ne dediğine bakacağız… Böylelikle sosyal yapımızın güçlenmesine, ahlaklı insanların yetişmesine, erdemli toplumun oluşmasına bir taş da biz koymuş olacağız…
وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُوا اِلَّا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا
“Cenab-ı Allah kendisinden başkasına inanmamamızı, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi ona ortak koşmamamızı emrediyor… Aynı şekilde, anne ve babamıza da iyilik yapmayı emrediyor… Allah’ın rızasını anne ve babanın rızasına bağlıyor…(İSRA;23)”
O halde, erdemli bir kişi olmak için, yani ahlaklı bir kişi olmak için, ahlaklı topluma geçebilmek için; evvela anne ve babamıza iyi davranacak, onların rızasını alacağız… Ondan sonra kademe kademe devam edeceğiz… Eşimize iyi davranacağız, onunla iyi geçineceğiz, onun da rızasını alacağız… Hani biraz önce Peygamberimizin ahlakını öğreneceğiz ve kendimize örnek alacağız dedik ya… Nitekim Peygamberimiz; “Sizin en hayırlınız eşlerine iyi davrananlardır… Eşine en iyi davrananız benim… Kendinize beni örnek alın” diyor…
Ondan sonra çocuklarımız geliyor… Onlara iyi davranacağız… İyi bir anne-baba olacağız… Onlarla ilişkilerimiz sevgi ve merhamet eksenli olacak… Şefkat eksenli olacak… Büyüklerimize nasıl saygılıysak, küçüklerimize de öyle şefkatli ve merhametli olacağız…
Erdemli bir toplum oluşturmak için; evvela kendimiz erdemli olacağız… Cenab-ı Hakk bizden bunu istiyor… “Küçüklerini sevmeyen, onlara şefkat göstermeyen, onlara merhamet göstermeyen, büyüğüne saygı duymayan, hürmet etmeyen bizden değildir” diyor Peygamberimiz…
Yani İslam toplumundaki herkes büyüklerine saygılı olacak, hürmet edecek… Küçüklerine şefkatli ve merhametli olacak… “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” diyor Peygamberimiz… Biz Rahmet Peygamberinin ümmetiyiz… O zaman bizim merhametli ve şefkatli olmamız lazım… Özellikle kendi çocuklarımıza, sonra bütün çocuklara böyle olmamız lazım…
Değerli Mü’minler!.. Erdemli bir insan olmak için, erdemli bir toplum oluşturmak için bir de; insanlar birbirine saygılı olacak… Herkes birbirinin hakkına, hukukuna riayet edecek… Hiç kimse kul hakkı yemeyecek… Kul hakkına girmeyecek… Hiç kimse kimsenin malına, canına, ırzına, namusuna yan gözle bakmayacak… Hatta kimse, kimsenin kalbini bile kırmayacak… Bizim medeniyetimiz, bizim kültürümüz, bizim dinimiz insan gönlünü Kabe gibi görür… İnsan kalbini kıran Kabe'yi yıkmış gibi kabul edilir… Dolayısıyla, Müslüman eliyle, diliyle, gözüyle, kulağıyla hiç kimseye zarar veremez… Çünkü “Müslüman; bir başka Müslümanın elinden ve dilinden emin olduğu kişidir” diyor Peygamberimiz…
Mü’min güvenilen kişidir, emin olunan kişidir, elinden ve dilinden güvende olunan kişidir… Hiç kimse ondan kötülük beklemez…
Eğer bir toplumdan ayrıldığımız zaman bizim arkamızdan, bu adam Müslüman bir adamdır, bundan kimseye zarar gelmez, hiç kimsenin malına, canına, ırzına zarar gelmez deniyorsa… Bunu ahlakımızla, yaşantımızla, beşeri ilişkilerimizde ortaya koyabiliyorsak işte bu tarife uymuş oluyoruz… Mü’min ve Müslüman olmuş oluyoruz…
Muhterem Kardeşlerim!.. Peygamberimizin dünya ahlak tarihine yazılacak, işlendiği zaman her biri, bir insanın huzurunu, mutluluğunu ve ahlakını sağlayacak olan prensipleri var… İnsan bunların hangisine uyarsa uysun dünyada ve ahirette kurtuluşa erer… İşte Peygamberimizin ortaya koyduğu o ahlaki prensiplerden birisi… “Sizin herhangi biriniz kendisi için istediğini, bir başkası için de istemedikçe kamil bir mü’min olamaz…” Bakın; bu gün yabancı kültürlerden alıp empati dedikleri ahlaki olgunluğu ve kuralı Peygamberimiz zaten ortaya koymuş…
Düşünsenize; gerçek bir Müslüman olabilmek için kendin için ne istiyorsan, bir başkası için de isteyeceksin… Kendin için mal-mülk mü istiyorsun, başkasında da olsun isteyeceksin… Makam-mevki mi istiyorsun, başkası için de isteyeceksin… Hayırlı bir evlat mı istiyorsun, başkası için de isteyeceksin… Senin gibi, onlar da buna erişince mutlu olabiliyorsan, tebrik edebiliyorsa; işte o zaman, sen mü’minsin…
Hiç kimse; kendine, çoluk-çocuğuna zarar gelmesini istemez… Dedikodusunun yapılmasını istemez… Haset edilmesini istemez… Kendisine iftira atılmasını istemez… Malına, canına, ırzına, namusuna zarar verilmesini istemez… Aynı şekilde bunları, kim olursa olsun, bir başkası için de istemeyeceksin… Kısaca; bana ne yapılmasını istiyorsam; kim olursa olsun, başkasına da onun yapılmasını isteyeceğim…
Değerli Kardeşlerim!.. Erdemli bir toplum kurabilmek için; önce kendimiz erdemli bir insan olmamız ve erdemli bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor… İşte ancak böyle olursak Cenab-ı Allah'ın emrine uygun hareket etmiş olacağız, Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmış olacağız, Peygamberimize ittibâ etmiş olacağız… Sözlerimin başında okumuş olduğum
اَصْحَابُ الْجَنَّةِ خَالِدٖينَ فٖيهَا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
ayetinde müjdelenenlerden olmanın, cennete gidebilmenin tek yolu bu…
Eğer ben cennete gitmek istiyorsam; bana yapılmasını istediğim bir şeyi sana da yapacağım Bana nasıl davranılmasını istiyorsam, sana da öyle davranacağım… Bana bir şey yapıldığı zaman üzülüyorsam, onlardan hoşlanmıyorsam; ben de sana onu yapmayacağım…
Böyle bir insan; ne kimsenin malına zarar verebilir, ne canına zarar verebilir, ne ırzına, ne namusuna yan gözle bakabilir, ne dedikodusunu yapabilir, ne suizan yapabilir, ne haset yapabilir, ne fesat yapabilir… Çünkü bunların kendisine yapılmasını istemiyor…
Peygamberimiz; “Mü’min geçim ehlidir… Kendisiyle geçinmek zor olan kişide hayır yoktur” diyor…
Hepimiz iyi bir Müslüman, iyi bir mü’min olmak isteriz… Hepimiz Allah bizden razı olsun isteriz… Cenab-ı Hakk’ın cennetine, cemaline talibiz… O zaman bu tariflere uyacağız… Yoksa bizden ne kendimize, ne de başkasına hayır gelmez…
Muhterem Kardeşlerim!.. Dünyada kötü insanlar her zaman olacak… Yanlışlar olacak… Bize zarar verenler olacak… Saygısızlık yapılacak… Cenab-ı Allah bu durumlarda erdemli bir Müslüman olarak ne yapacağımızın emrini veriyor bize…
وَلَا تَسْتَوِى الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ
““İyilikle kötülük bir değildir”
اِدْفَعْ بِالَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ
““Sen iyiliği daha güzel bir iyilikle… Kötülüğe de iyilik yaparak karşılık ver… Yani birisi sana iyilik yaptıysa ona teşekkür et, ona sen de iyilik yaparak karşılık ver… Birisi sana kötülük yaptıysa, sen ona kötülük yapma, sen ona iyilik yap…”
فَاِذَا الَّذٖى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِىٌّ حَمٖيمٌ
““Eğer böyle yaparsan… Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir…”(FUSSİLET;34)”
Değerli Mü’minler!.. Biliyorum, bunları yapabilen var mı, hiç olmuş mu böyle bir şey, bunlar hayal gibi şeyler diye düşünüyorsunuz şu an…
Emin olun bunlar hayal değil… Peygamberimiz bütün insanlığa örnek olarak geldi… Şu dünyada bu ahlakı uyguladı… Peygamberimiz melek değildi… O da bizim gibi bir insandı… Böyle bir toplumu oluşturmak için tek başına yola çıktı… Ama bütün insanların gönlünü kazandı Bu erdemlerin hepsini bütün cihana yaydı… Kurduğu o erdemli toplumla yaşadığı zamanı saadet asrı yaptı… Onun sayesinde insanlar dalaletten ve cehaletten, hidayete ve saadete kavuştu… Onun güzel ahlakı sayesinde insanlar cahilken âlim oldular… Zalimken adil oldu… Onun sayesinde bedeviler medeni oldu… Eşkıyalar evliya oldu… Düşmanlar dost oldu… İnsanlar kardeş oldu… O vahşi insanlar karıncayı bile incitmekten korkar hale geldi… Kızlarını diri diri toprağa gömen, kızlarını kucaklarına bile alamayan zalimler; bütün insanları bağrına basacak bir merhamet abidesi oldu… Bırakın vurmayı-kırmayı, bırakın dövmeyi-öldürmeyi, bırakın başkalarının hakkına-hukukuna girmeyi; başkasının kalbini kırmaktan çekinir hale geldiler… Çünkü kalp kırarlarsa Kâbe’yi yıkmak gibi günaha gireceklerini bildiler…
Rabbim cümlemize bu güzel ahlakı nasip eylesin…
