Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Ahlâklı Toplumun İnşasında Din Eğitiminin Önemi

İsmail Sezkin

AHLÂKLI TOPLUMUN İNŞASINDA DİN EĞİTİMİNİN ÖNEMİ


Değerli Mü’minler!.. Toplum ve eğitim dendiği zaman aklımıza ilk gelen şey ahlak oluyor Çünkü insanın temeli ve mayası ahlaktır Bir kişinin ahlakının güzelliği; insanlık bakımından onu yükseğe ve kemale ulaştırır… Onun için; bizim aramızdaki münasebetleri düzenleyen, birtakım ahlaki kuralların olması gerekiyor

Kur’an-ı Kerim Peygamberimizin üstün ahlaklı olduğunu söylerken, Peygamberimiz de

أَكْمَلُ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا

““Müminlerin iman bakımından en üstünü, ahlakı en güzel olanıdır” (Tirmizî, Radâ", 11) diyor…”

Eğitim ve ahlak konusu, tarih boyunca her devletin ve her toplumun çok yakından ilgilendiği iki temel konu olmuş Bir milletin en kıymetli hazinesi; sahip olduğu yer altı ve yer üstü zenginlikleri değildir sadece… O zenginliği en iyi şekilde kullanabilme eğitim ve ahlakını elde etmiş; kaliteli, dürüst, iyi yetişmiş Rabbini ve yaratılış hikmetini bilen insan gücüne sahip olmasıdır aynı zamanda

Değerli Kardeşlerim!.. Sorumluluklarımızın ilk başında Allah’a karşı olan sorumluluklarımız gelir Çünkü bizim yaratılış gayemiz, O’na kulluk etmek

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

““Ben cinleri ve insanları başka değil sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyât;56) buyuruyor Cenab-ı Allah… Bu ayet-i kerime; Cenab-ı Hakk’ın diğer varlıklara yüklemediği yükümlülük ve sorumlulukları insanoğluna verdiğini ifade ediyor Bu ayette”

إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

“diye geçen ibadet kavramından; sadece namaz, oruç, zekât, hac gibi temel ibadetleri anlamamalıyız… Yoksa yanılırız…”

İbadet kavramı, bu temel ibadetlerinin yanında inanç ve ahlaki durumları da içine alır çünkü… İnsanların Allah’a karşı ibadetlerini yerine getirmesi için, bu görevlerinin yanı sıra, toplumsal görevlerini de yapması gerekiyor Çünkü insan ancak ibadetlerini yerine getirerek ahlaklı bir varlık olabilir Zaten bizim dinimizde de ahlakın amacı, ahlaki kuralların en iyi şekilde hayatta karşılık bulmasını sağlamaktır

Değerli Mü’minler!.. Şu yeryüzünü imar etme görevi insana verilmiş Cenab-ı Allah insana yüklediği bu vazifeyi de, Kur’an’da şöyle izah ediyor…

وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًا

“Semûd kavmine kardeşleri Salih’i, peygamber gönderdik… Salih Peygamber kavmine dedi ki:”

يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ

Ey kavmim! .. Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur

هُوَ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فٖيهَا

“O, sizi topraktan yarattı ve sizi yeryüzünün imarında görevli ve buna donanımlı kıldı…” (Hûd ;61)”

Kur’an’ın insana yüklediği vazife bu… Yani yeryüzünü imar etmek Yaratılırken bunun için yaratılmış… İşte bu vazife, İslam’a göre ahlaklı bir toplumu inşa etmeyi gerektiriyor… Bütün dünyayı etkileyen bir insan medeniyeti kurmayı amaçlıyor… Zor kullanarak değil, öğreterek ve sevdirerek yeryüzünde Allah’ın adaletini ve hükmünü göstermesi gerekiyor

Değerli Mü’minler!.. Biz insanız… Biz şu dünyada iyi işler yapmak için yaratıldık… Onun için biz bütün yaşantımızda, şartlar ne olursa olsun; kötülüklerden, ahlaksızlıklardan ve zulümden sakınmak durumundayız Kendini ilah yerine koyarak, ahlak kurallarını kendi çıkarı için evirip-çevirerek, kendi hedefleri için bu kuralları değiştiremez hiç kimse… İşte tabiat kanunları ile ahlak kuralları arasındaki fark da bu… Yani tabiat, kullanılmak ve istifade edilmek için var… Ama bu da ahlaka uygun olacak… Bunda da Allah’ın sınırlarına itaat edilecek

İşte 14 asır önce, cahiliye toplumu dediğimiz o toplum, İslam’ın bu kuralları sayesinde asr-ı saadete, ahlaklı bir topluma dönüşmüştü

Hicaz yarımadasında bir cahiliye toplumu vardı İnsani değerlerin kaybolduğu, huzurun kalmadığı, güçlünün haklı olduğu, kan davalarının, içkinin, kumarın, tefeciliğin, her türlü ahlaksızlığın yaygın olduğu, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, zulmün zirve yaptığı bir toplum… O toplumun, 23 yılda, cahiliye toplumundan dünyanın en ideal, en ahlaklı topluma dönüştüğünü görüyoruz…

İnsanlık adına ne kadar güzel değerler varsa, hepsini bulduğumuz bir toplum Vefanın, sadakatin, cömertliğin, dostluğun, edebin, hayânın, fedakârlığın ve adaletin hâkim olduğu bir toplum haline geliyorlar… 17.yüzyıla kadar da; Müslümanlar ilmin bütün alanlarında; matematikten felsefeye, astronomiden sanata, ilahiyattan edebiyata kadar, toplumun ve insanlığın hep öncüsü olmuşlar… Yeryüzünü ve toplumu hep imar ve ihya etmişlerdi Dürüstlüğü, merhameti, adaleti ile gönüllere girerek nice kavimlerin Müslüman olmasına vesile olmuşlardı İşte bir kabile toplumunun üç kıtaya ulaşan bir medeniyet kurmasının en önemli sebebi; ona yön veren, ilham veren Kuran-ı Kerim’dir… Onu tebliğ eden Peygamberimizin ahlakıdır… O Peygambere iman ederek, O’nun ahlakıyla ahlaklanan mü’minlerdir…

Değerli Kardeşlerim!.. Kur’an-ı Kerim’de insanın kendini fark etmesi, yeryüzündeki varlığını ve misyonunu kavraması manasında; pozitif bilimleri, eğitim-öğretimi doğrudan ilgilendiren yaklaşık üçyüzelli ayet var

İşte Kur’an’daki bu ayetlerden ilham alan Müslümanlar; İslam medeniyetinde astronominin, tıbbın öncüsü olmuşlardı Mesela Câbir bin Hayyân; bugün bilim dünyası tarafından modern kimyanın kurucusu olarak kabul edilir… Mesela Harezmî; matematik ilmini halkın anlayabileceği şekilde düzenleyerek, cebir ilmini kurmuş ve Roma rakamlarında sıfır yoktu, sıfırı ilk defa matematiğe Harezmî kazandırmıştı…

“Bu ilmi Allah bana nasip etti” diyerek; tarihte ilk defa sosyoloji ilminden bahseden kişi İbn-i Haldun’dur… İbn-i Sînâ, tıp dünyasında ‘tabiplerin üstadı’ olarak kabul edilir ve en önemli eseri olan ‘el-Kanun fî’t-Tıbb’ isimli kitabı bugün Avrupa’nın en önemli üniversitelerinde hâlâ kaynak tıp kitabı olarak okutuluyor

Mesela; Bîrûnî… Bîrûnî’nin eserlerini inceleyen bütün ilim adamları, tarihçiler, onun ilim ve kültür dünyasına katkısından dolayı, yaşadığı 11. asra “Bîrûnî Asrı” demişler…

Değerli Mü’minler!.. Malumunuz, ilk emri

اِقْرَأْ

yani “Oku” olan Kur’an’ı Kerim’de; insanları ilme, bilime, düşünmeye sevk eden ve cehaletten sakındıran çok fazla ayet olduğunu görüyoruz… Dolayısıyla, bu gün birilerinin savunduğu gibi; eğitim ile din eğitimi birbirinin alternatifi değil, tam aksine tamamlayıcısıdır…

İslam dini demek, ilim demektir Çünkü bizim medeniyetimizde din ile ilim, hiçbir zaman birbirinden ayrılmaz… Çünkü bunlardan biri olmayınca, diğeri tek başına insanı hedefe ulaştıramaz… Nitekim ulaştıramamıştır ki, dünyanın bu günkü hali ortada… Din ve ilim, birbirinden ayrılmazsa eğer; bütün dünyada huzur olur… İşte bu gün öyle olmadığı için; bütün dünya zulüm çağını yaşıyor…

رَبِّ زِدْنٖى عِلْمًا

““Ya Rabbi!.. İlmimi artır…”(Taha 114) Bakın bu bir ayet-i kerime… Cenab-ı Allah bize bu duayı öğreterek, ilmimizin artması için dua etmemizi emrediyor Bizim dinimizde ilim, çok önemli bir mesele… Çünkü senin ilminin sadece sana faydası olmaz, başka insanlara da, hatta diğer canlılara da faydası olur”

Şu hayatta öğrenme ve öğretme kabiliyetine sahip olmak, Cenâb-ı Hakk’ın insanoğluna sunduğu çok özel bir nimet İnsanoğlunun en önemli işi, 1- Helâl rızık peşinde koşmak, 2- Doğru bilginin sahibi olmak… Çünkü insanoğlu beden ve ruhtur… Helal rızık bedeni, doğru bilgi ruhu doyurur ve ayakta tutar… Bu yüzden Peygamberimiz;

اغْدُ عَالِماً أَوْ مُتَعَلِّماً أَوْ مُسْتَمِعاً

““Ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol, ya da ilmi destekleyen ol…”

وَلَا تَكُنِ الرَّابِعَ فَتَهْلِكَ

“Beşincisi olma, helâk olursun!..” (Dârimî, Mukaddime, 26.) demiş…”

Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz, bu hadis-i şerifleriyle, ümmetine ilim ile meşgul olmayı emrediyor… Bu hadis-i şerife göre; herkesin kendi şartları göre ilim kervanına katılması gerekiyor… Yani bilenler öğretecek, bilmeyenler öğrenecek, öğrenemeyenler dinleyecek, ötekiler de ilim öğrenen ve öğretenleri sevip, imkânları ölçüsünde onları destekleyecek Ayrıca,

وَلَا تَكُنِ الرَّابِعَ فَتَهْلِكَ

buyurularak, ilim kervanına hiçbir şekilde katılmayanların, dünya ve ahirette kaybedenlerden olacaklarını söyleniyor

Hem pozitif ilim, hem de dini ilim; ikisi de olacak… Çünkü bilim hayatımıza değer katarken, din eğitimi de hayata değer katan ilkeleri, davranışları bize öğretir İlim her şeyin doğrusunu bize gösterir… Mesela; ilim beş dörtten büyüktür der… Ama sadece beşin dörtten büyük olduğunu bilmek yetmiyor Eğer o beş haramsa, dört helalse; işte din ve ahlak eğitimi de, o dört helal kazancın, beş haram kazançtan daha üstün olduğunu bize öğretir

Bir de; bilgi sahibi olmak güç sahibi olmak değil, ahlak ve sorumluluk sahibi olmak demektir…

Kur’an’a göre bilgi; ilim, hikmet ve marifettir Onun için ilim sahibine âlim denir Hikmetin sahibine hâkim denir… Marifetin sahibine de arif diyoruz… Dolayısıyla sadece malumat sahibi olmak kişiyi ilim sahibi yapmaz… İlim, hikmet ve marifeti birleştirmemiz gerekir

Londra Üniversitesinin girişinde ‘Bilgi güçtür’ yazar… İşte batı dünyası bilgiyi güç olarak gördüğü için bu gün bütün dünya acı çekiyor… Onun için her yeri oluk oluk kan döküp, soykırım yaparak sömürüyorlar… Bilgi ahlaklı bir topluma dönüşmediği zaman, insanlığın başına büyük felaketlere dönüşüyor işte böyle Tekrar söylüyorum, bilgi güç değildir, ahlak ve sorumluluktur… Yaratanı ve yaratılış amacını bilmektir Kur’an’da;

هَلْ يَسْتَوِى الَّذٖينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذٖينَ لَا يَعْلَمُونَ

Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”(Zümer;9) diye sorulan ayet-i kerimede de işet bize bu anlatılıyor…

Değerli Mü’minler!.. Bu gün bir kesimin yaptığı gibi; sadece din eğitimini toplumun bütün sorunlarının çözümü olarak görmek, elbette doğru bir yaklaşım değil Ama bir başka kesim gibi, dinin toplumu düzeltmeye ve dönüştürmeye dönük mesajlarının, toplumda huzuru ve barışı tesis etmeye katkısını da inkâr etmemeliyiz… Bu gün bütün toplumlarda görülen ahlaki çöküntülerin; ya dini sorumluluğun olmamasından ve ya dini sorumluluğun zayıflamasından kaynaklandığını kabul etmek durumundayız…

Onun için Konfüçyüs “İnsanları sadece yasalarla ve cezalarla yönetirseniz, onlar bir daha yanlış yapmazlar… Ancak o insanların artık şeref ve utanma duyguları da kalmaz… Ama siz insanları erdemle ve ahlak kuralları ile yönetirseniz, o zaman onlar hem utanma duygusuna sahip olurlar, hem de doğruyu yapmaya çalışırlar” diyor… “Ne irfandır ahlaka yükseklik veren, ne vicdandır… Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır…” İşte o fazilet hissi denilen şey Allah korkusudur Bunu da insana din öğretir…

Ahlaklı insan denilince; toplumun kötü gördüğü davranışlardan sakınan ve hoş gördüğü davranışlara uygun yaşayan insan aklımıza gelir hepimizin… Ama faziletli yani erdemli insan sadece bundan ibaret değil işte… Faziletli yani erdemli insan, yapması zorunlu olmayan, hakkında her hangi bir kanun ve ceza olmayan iyi davranışları yapmaya da gayret eden insandır Ahlak konusunda başkalarına örnek olan insandır

Değerli Kardeşlerim!.. İşte bu insanlar, yani fazilet ve erdem sahibi kişiler Kur’an’da övülüyor

اَلَّذٖينَ يُنْفِقُونَ فِى السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ

“O insanlar; “Bollukta da darlıkta da mallarını Allah için harcarlar” deniyor…”

وَالْكَاظِمٖينَ الْغَيْظَ

“Öfkelerine hâkim olurlar…””

وَالْعَافٖينَ عَنِ النَّاسِ

“İnsanları bağışlarlar…””

وَلَمْ يُصِرُّوا عَلٰى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ

“Kötülükte ısrar etmezler” diyor Allah-u Teala…(Ali İmran;134-135) Yani yumuşak davranış, merhamet, tövbe, hayırseverlik, ahde vefa, sabır, metanet, doğruluk…”

İnançlı insan, ölüm gerçeğini kabullenir ve onunla barışık yaşar Dünyaya aşırı şekilde bağlanamaması gerektiğini bilir… İnanan insan, bu dünyada yaptıklarının hesabını Allah’a vereceğine inandığı için, Allah’a ve insanlara, hatta diğer canlılara karşı olan görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışır… İşinde ve sözünde ölçülü olur Her türlü aşırılıklardan sakınır Ailesine, çevresine, tüm insanlara ve hatta hayvanlara karşı şefkat ve merhamet gösterir… Kimsenin malına, ırzına göz dikmez… Kimsenin hakkına tecavüz etmez… Herkese hakkını verir Komşuluğundan herkes memnun olur İşveren ise işçiye, işçi ise işverene haksızlık yapmaz Felâketler karşısında sarsılmaz, ümitsizliğe düşmez, Allah’a sığınır ve güvenir İşte bütün bunlar, insanın huzurlu ve mutlu olmasını sağlar

Değerli Mü’minler!.. İşte bütün bunların eğitimi, yani din ve ahlak eğitimi ilk ailede başlar Çocuğa sadece belli kuralları öğretmek ve onun davranışlarını sürekli denetlemek, doğru bir eğitim yaklaşımı olmuyor Önemli olan, her hangi bir denetimin olmadığı yerde de kişinin doğru davranışlar göstermesi Bu da ancak, çocuğa küçük yaşlardan itibaren aile ortamında verilen din eğitimi ile mümkün… Tabii ailevi yaşantınız da, çocuğa verdiğiniz o din eğitimine uygun olacak… Peygamberimiz;

مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلَّا يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ

““Her insan fıtrat üzere doğar;”

فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ أَوْ يُنَصِّرَانِهِ أَوْ يُمَجِّسَانِهِ

“Sonradan anne-babası onu Yahudi, Hıristiyan, Mecusi yapar ” (Buhari, Tefsir, 2) diyor…”

Malumunuz; çocuklar çok iyi gözlem yapar ve etrafındakilerin tutum ve davranışlarını kopya ederler Küçük çocuklar annesinde-babasında olan bütün davranışları taklit eder… Onun için; eğer anne-baba çocuğuna bir şeyi öğütlüyorsa, ilk önce kendilerinin bunu yapması ve yaşaması gerekir

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ

““Ey iman edenler!.. Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” dior Allah-u Teâlâ…(Tahrim 6) Hz. Ali bu ayetin tefsirini yaparken; “Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun” emrinin, “kendinize ve aile fertlerinize hayrı, ilmi ve edebi öğretin” manasına geldiğini söylüyor İbn-i Abbas da “Onları Allah’a itaate alıştırın, isyan ve günahlardan sakındırın ve ehlinize Allah’ın zikrini emredin ki; Allah da sizi cehennem ateşinden kurtarsın” şeklinde tefsir etmiş bu ayeti Yine bu ayet nazil olduğunda ashab-ı kiram Peygamberimize; “Yâ Resûlallah!.. Kendimizi koruyabiliriz, ya ehlimizi nasıl koruyacağız” diye sorar… Peygamberimiz de; “Onlara Allah’a kul olmayı, tâat ve ibadeti emredersiniz. Allah’a isyan etmekten ve günah işlemekten de nehyedersiniz… İşte bu onları korumak demektir” buyurur… (Âlûsî, XXVIII, 156)”

Portekiz’de okula yeni başlayan çocukların ailesine şu mektup gönderilirmiş… “Sevgili Veliler!.. Hatırlatmak isteriz ki 'merhaba', 'lütfen', 'rica ederim', 'özür dilerim', 'teşekkür ederim' gibi ifadeler önce evde öğrenilir Yine dürüstlük, arkadaşa, yaşlılara ve öğretmenlere saygı ilk evde öğrenilir… Temiz olmak, ağzında yiyecek varken konuşmamak ve düzenli olmak da önce evde öğrenilir Sorumluluklarını bilmek, eşyalarına ve değerlerine sahip çıkmak ve başkalarının eşyalarına el sürmemek yine evde öğrenilen şeylerdir… Bizler okulda yabancı dil, tarih, coğrafya, fizik, kimya ve biyoloji gibi şeyler öğretiriz Unutmayın ki, eğitim evde başlar!..”

Değerli Mü’minler!.. İnsanın dinî inancı, kişinin hal ve hareketlerine yön verir Aynen çiçek gibi Çiçek güzel koku yayar, arı ondan bal özü alır ve bal yapar Lâ-teşbih; dini inanç ve ibadetler de bizi kötülüklerden korur… Nitekim Kur’an’ı Kerim’de de;

اُتْلُ مَا اُوحِىَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ

““Kitaptan sana vahyedilenleri oku…”

وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ

“amazı özenle, dosdoğru kıl…”

اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ

“uşkusuz namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar”

وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُ

“Allah’ı anmak yani Allah’ı hiç unutmadan yaşamak her şeyden önemlidir…” (Ankebût 45)”

İbadetler her ne kadar öncelikli olarak kişinin kendisini ilgilendirse de, toplumu ilgilendiren tarafının olduğunu da bütün ibadetlerde görüyoruz… Devlet başkanından dağdaki çobana kadar herkesi, aynı safta omuz omuza bir araya getiren namaz… Aynı statüde olmaktan öte, aynı giyiniş biçimiyle de her kademeden insanı aynı duygularla bir araya toplayan hac… Açlığın, yoksulluğun, fakirliğin ne demek olduğunu yaşayarak öğreten oruç… Kısaca Allah’ın emrettiği bütün ibadetlerin, bir de dünyaya bakan yönlerinin olduğunu görüyoruz

Değerli Kardeşlerim!.. Sohbetimizi özetlemek gerekirse, dini bilinci yüksek olan Müslüman;

حُنَفَاءَ لِلّٰهِ غَيْرَ مُشْرِكٖينَ بِهٖ

“llah’ın varlığına birliğine inanır, O’na şirk koşmaz…” (Hac;31)”

لَيْسَ الْمُؤْمِنُ الَّذِى يَشْبَعُ وَجَارُهُ جَائِعٌ إِلَى جَنْبِهِ

“Müslüman “Komşusu aç olduğu halde, kendisi tok yatmaz…” (Müslim, “İman”, 74)”

اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُوا الرَّسُولَ

“Müslüman “Allah’a ve Rasûlü’ne itaat eder…””

وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا اَشَدُّ حُبًّا لِلّٰهِ

“llah ve Rasûlü’nü her şeyden fazla sever ””

لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوا

“Müslüman “Helal olan şeyleri yapar, haram olan, günah olan şeylerden ise kaçınır…” (Nisâ;59, Mâide;87, En’âm;119)”

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

“Müslüman “İnanç, ibadet ve ahlâk başta olmak üzere hayatın her alanında Peygamberi kendisine örnek alır…” (Ahzâb;21)”

وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَالْجَارِ ذِى الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبٖيلِ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ

“Annesine, babasına, eşine, çocuklarına, akrabalarına, komşularına ve diğer insanlara iyi davranır ve onlarla iyi geçinmeye çalışır” Müslüman… (Nisâ;36)”

“Allah için sever, Allah için kızar…” Müslüman;

تَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ

Gücü oranında iyiliği emreder, kötülükten alıkoyar…”(Ali-İmran;110)

“Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenir… Onu yalnız ve yardımsız bırakmaz, sevinç ve üzüntülerini paylaşır…” (Ebû Dâvûd, Edeb, 60)

Müslüman “Kendisi için arzu ettiği iyilik ve hayrı, din kardeşi için de aynen arzu eder ve ona karşı bir haset, çekememezlik duygusu içinde olmaz. Kendisine yapılmasını hoş görmediği şeyleri diğer din kardeşleri için de hoş görmez ve yapmaz ” (Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72)

“Sevmediği insanlara karşı da insaflıdır Hiçbir insanın başına gelen kötülüğe sevinmez” Müslüman… (Müslim, Birr, 66)

وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا

“Müslüman “Mütevazi olur, övünmez, gurura, kibre kapılmaz, insanlara üstünlük taslamaz, kimseyi küçük görmez ve alay etmez…” (İsrâ;37)”

كُونُوا قَوَّامٖينَ بِالْقِسْطِ

“Her nerede olursa olsun,”

وَلَوْ عَلٰى اَنْفُسِكُمْ

“hatta kendi aleyhine bile olsa, hak ve adaletten ayrılmaz” Müslüman… (Nisâ;135)”

وَالَّذٖينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

“Müslüman “Boş ve faydasız şeylerden yüz çevirir…” (Mü’minûn;3)”

وَالَّذٖينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ

“Emanete riayet eder, sözleşmelerine sadakat gösterir…” (Mü’minûn;8)”

وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ

“Allah’ın haram kıldığı bir cana haksız yere kıymaz…” (Furkân;68)”

وَاٰتُوا الْيَتَامٰى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَبٖيثَ بِالطَّيِّبِ

“Yetim malı yemez, kimseyi kandırmaz, aldatmaz…”(Nisâ;2)”

وَاَوْفُوا الْكَيْلَ اِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقٖيمِ

“Ölçü ve tartıda adil davranır, haksızlık yapmaz…” (İsrâ;35)”

“Eliyle, diliyle ve davranışlarıyla mümin kardeşlerini rahatsız etmez” Müslüman… (Müslim, “İman”, 18)

اَلَّذٖينَ يُنْفِقُونَ فِى السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ

“Bencil değildir Müslüman “Bollukta da darlıkta da infak eder, sadaka verir…” (Âl-i İmrân 3/134; Bakara 2/267, 272, 274)”

وَلَمْ يُصِرُّوا عَلٰى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ

“Hatalı tutum ve davranışlarında, günahlarında ısrar etmez, tekrarlamaz(Ali imran 135)”

اِلَّا الَّذٖينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَبَيَّنُوا

“ünahlarına yürekten tevbe ve istiğfar eder ” (Bakara;160)”

İşte bütün bu güzellikleri ve özellikleri insanoğluna kazandırmanın yolu; güçlü bir pozitif eğitimin yanında, iyi bir din eğitiminden geçiyor… Çocuklarımızın maddi anlamda geleceğine kaygılandığımız kadar, manevi anlamda geleceklerini de düşünmek zorundayız…