AİLEDE SEVGİ DİLİ
Değerli Cemaat..
Bazen hayat bizi hiç bilmediğimiz yollara sürükler. Tıpkı Hz. Musa (a.s.) gibi…
O, saraylarda yetişmiş bir gençken, bir kaza neticesinde her şeyini geride bırakmış; kimsesiz, azıksız ve yönsüz bir halde Medyen yollarına düşmüştü.
Kalbinde hüzün, ayaklarında yorgunluk vardı. Ancak o, çaresizliğin içinde dahi bir hayra vesile olmayı seçti ve Medyen kuyusunun başında iki mazlum kadına yardım etti.
Ardından yorgun bedenini bir ağaç gölgesine bıraktı ve dudaklarından arş-ı âlâya yükselen o samimi yakarış döküldü:
فَسَقَى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّى إِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ
“"Bunun üzerine ikisi için hayvanları suladı. Sonra gölgeye çekildi ve dedi ki: 'Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım!'" (Kasas, 24)”
Bu dua, sadece bir barınak isteği değildi; bu, kulun Acziyetini Mevla’nın Kudretine arz etmesiydi. Ve Allah (c.c.), bu samimiyete karşılık ona sadece bir ev değil; sâliha bir eş, huzurlu bir yuva ve peygamberlik müjdesine giden yolda en büyük desteği ihsan etti.
Muhterem Cemaat, Aile; ilk harcı cennette karılmış, temeli Hz. Adem ile Hz. Havva validemizle atılmış, yeryüzünün en kadim, en köklü ve en kıymetli hazinesidir.
O, fırtınalı bir dünyada sığınılacak tek liman, gönülleri teskin eden bir sekînet mekanıdır.
Ancak unutmayalım ki, bu büyük nimet aynı zamanda en çetin imtihanımızdır. Kur’an-ı Kerim bizleri bu hassas dengede şöyle uyarır:
"Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Teğabun, 14)
Bu ayet-i kerime bize şunu fısıldar: Aile içindeki imtihanlar, ancak, sabır, af ve hoşgörü ile aşılabilir.
Mümin, eşine ve çocuklarına karşı sadece bir "idareci" değil, bir "rahmet pınarı" olmalıdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: *"Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır "
(Tirmizi)
Eğer bizler, Rabbimizin bize gösterdiği o sonsuz merhametin kendi yuvamızda tecelli etmesini istiyorsak; aile bireylerimize adaletle yaklaşmalı, hataları bağışlamalı ve gönül kırmaktan sakınmalıyız.
Hz. Musa’nın o gölgede bulduğu huzur, bizim de dualarımızda ve ailemize olan eşsiz muhabbetimizde saklıdır.
Değerli Cemaat..
Tek olmak eşsiz olmak Hz. Allah’a mahsustur, bir aile sahibi olmak fıtri bir duygudur, bizler bir eşe, bir yuvaya, bir aileye ihtiyaç duyarız, kişinin Allah’tan korkan, kuldan utanır bir olgunluğa erişmesi için aile terbiyesi şarttır.
Aile, insanın hayata gözlerini açtığı, onu sarıp sarmalayan koruyup kollayan hayata hazırlayan bir eğitim yuvasıdır.
Allah Teâlâ aile ile bize; evlat, eş, anne- baba, kardeş, dede- nine, torun olmayı lutfetmiştir
Yüce Rabbimiz aile yuvamızı bizlere şöyle tarif ediyor;
Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. (Nahl 80)
Yüce Allah, aile yuvasını bir huzur kaynağı yaptı, eşler arasında mükemmel bir uyum var etti, biyolojik ve psikolojik yönden eşsiz bir tamamlayıcılık lütfetti, aile sevgi ve güvenle kurulur, adalet ve merhametle korunur
Aile, anne yüreğinin güzelliği, baba ocağının bereketidir. Eşler arasındaki sevginin ve sadakatin derinliğidir, evladın anne babaya gösterdiği hürmet ve ikramın genişliğidir.
Peygamber efendimiz(s.a.v.) bizlere aile ocağımızı nasıl cennet bahçesine çevirebileceğimizi öğretmiş ve yaşayarak bizzat bizlere örnek olmuştur. Mevlamız, Habib-i Edibini bize misal vermekte ve onun örnek hayatını rehber edinmemizi istemektedir;
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يرًاۜ
Andolsun, Allah'ın Resulünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. (Ahzab,21)
Aile yuvasını cennet bahçesine çeviren Peygamber Efendimiz(s.a.v.) de;
“En hayırlınız, ailesine hayırlı davranandır. Ben de sizin aranızda ailesine karşı en hayırlı davrananım.” (İbn Mâce, Nikâh, 50) buyurmuştur.
Mevlâmız, insanlığa son mesajı olan Kur’an-ı Kerim’de, aile saadetinin reçetesini bizlere beyan ediyor, sizi ve eşlerinizi yaratan benim ama aile mutluluğunu tesis edecek olan sizlersiniz mesajını veriyor.
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. (Rûm, 21)
Kurâ’nı Kerim, ailenin temeline meveddet ve rahmet kelimelerini yerleştirir, meveddet; sevgidir, muhabbettir, aşktır.
Rahmet ise; merhamettir, şefkattir, nezakettir.
Bu Ayet-i kerime’de, aile saadetinin Rahmet, merhamet, meveddet ve sekinet ile mümkün olabileceğini beyan edilmektedir.
Sevgi ve merhamet, eşleri birbirine bağlayan en kıymetli duygulardandır.
Sevgi ve şefkat, ailenin üzerine bina edildiği en temel iki değerdir. Anne babanın evlatlarına, çocukların da anne babasına sevgi ve şefkatle davranması gerekir. Sevmek, merhametli olmayı gerektirir, merhamet sevgiyle katmerleşir.
Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.);
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ
““Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun’’ (Buhârî, Edeb 31, Müslim, Îmân 74) buyurmuş,”
Müminlere daima hayrı dile getirmeyi ve hayırlı olanın peşinde koşmayı, şayet bunu yapamıyorsa en azından susmayı öğütlemiştir.
Bu öğütlerin muhatabı olarak bizlere düşen de, güler yüzümüzü, güzel sözümüzü, takdir ve teşekkürümüzü ailemizden esirgememektir.
Ailede huzur ortamının oluşması, evlilik hayatında ortaya çıkabilecek güçlüklere birlikte göğüs germek, eşlerin birbirine sadakatle bağlı kalması, aile fertlerinin özellikle çocukların şefkat ortamında yetiştirilmesi aile birliğini sağlamlaştırır.
Evlilikte olumlu yönler öne çıkarılmalı olumsuzluklar bertaraf edilmelidir.
Mükemmeliyetçi eşler birbirlerini tüketirler, çok sorgulamadan nasip diyerek hikmetle bakmalı, hayatın bir şans işi değil, nasip işi olduğunu unutmamamız gerekiyor.
Evlilikle birlikte ben sen, yerini biz anlayışına bırakmalıyız..
Bu anlayış bozulursa evlilikteki dengeler bozulur, kişisel çıkarlar ön planda olur, geçimsizlikler ortaya çıkar sonuçta bu durumdan tüm aile fertleri olumsuz etkilenir.
Ailedeki olumlu iletişimin özünü; karı-kocanın karşılıklı sevgi, saygı, sadakat ve şefkat dolu tutum ve davranışları belirler.
Aileyi Ayakta Tutan Değerler;
Sevgi: Sevgimiz Hz. Peygamberin eşlerini sevdiği gibi bir sevgi olmalı. Günlük, aylık, mevsimlik değil bir ömür ayrılmayacak şekilde kördüğüm gibi kopmayan ve sarsılmayan bir sevgi olmalıdır.
Saygı: Fıtri olarak Aile bireylerinin her konuda aynı düşünmesi mümkün değildir. Bu yüzden herkes birbirinin görüşüne saygılı olmalıdır. Hep benim istediğim gibi olsun demek, doğru bir yaşam tarzı değildir.
Sadakat: Eşler nikâh akdi esnasında birbirlerine verdikleri söze sadık kalıp birbirlerini asla aldatmamalıdır. Aile saadetinin yolu gözümüzün iffetinden geçtiğini unutmamalıdır.
Sabır: Yolların inişli çıkışlı olduğu gibi hayat yolu da engellerle doludur. İmtihan dünyası içerisinde aile bir sınavdan geçerse, herkes birbirine hakkı, sabrı ve metaneti telkin etmelidir.
Sorumluluk: Aile içindeki her birey Kur’an ve Sünnette belirtilen sorumluluklarını iyi bilmelidir. Kimse bir başkasının rolünü üstlenmeye çalışmamalıdır. Anne baba, birbirlerine ve çocuklarına karşı vazifelerini yaparken çocuklar da Anne-Babalarına ve kardeşlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Muhterem cemaat
Ailede İletişim Dili;
1-GÖNÜL DİLİ; Aile bireyleri arasında hakaret, küfür, beddua, lanet, şiddet yoktur, kızım, oğlum, canım, bitanem, anneciğim, babacığım, gibi ifadeler vardır.
2-TEŞEKKÜR DİLİ; Önemli olan olmayanın hasretini çekmek değil, olanın kıymetini bilmektir, yapılan iyilik ve fedakarlığın farkında olan insanlar birbirlerine teşekkür eder ve vefa duygularını muhafaza ederler.
3-ÖZÜR DİLİ; Ayıplar ve kayıplarla uğraşılmaz, müsâmahakar olunur, hatalar affedilir.
4-DUA DİLİ; Yemek sofrasından tutunda verilen bir bardak suya kadar iyiliklerimize dua ile karşılık vermeliyiz..
Rabbimiz bize Kur’an-ı Kerim’de aile bireyleri için şöyle dua edip, temennide bulunmamızı istemektedir;
وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا
Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir. (Furkan, 74)
Dolasıyla ailede bu gönül dili, teşekkür dili, özür dili ve dua dili hâkim olursa evlerimiz huzur bulur. Çünkü insanın en çok güzel söze, takdire ve sevgiye ihtiyaç duyduğu yer kendi evidir.
Bazen bir “Allah razı olsun”, bir “hakkını helal et”, bir “iyi ki varsın”, bir “seni seviyorum” sözü nice kırgınlıkları bitirir, nice gönülleri tamir eder.
Fakat ne yazık ki çoğu zaman sevdiklerimizin kıymetini hayattayken söylemekte geç kalıyoruz.
Sevgimizi ertelemeyelim, güzel sözümüzü eksik etmeyelim.
Rabbim evlerimizden sevgiyi, saygıyı, merhameti ve muhabbeti eksik etmesin.
Ailelerimizi bizlere göz aydınlığı kılsın. Dillerimizi hayra, kalplerimizi muhabbete, yuvalarımızı huzura vesile eylesin.
Âmin.
