ALLAH YOLUNDA İNFAK
اَلَّذٖينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
Değerli Mü’minler!.. Yardımlaşma ve dayanışma, insanoğlunun muhatap olduğu ilk sorumluluklardan biridir Hatta Kur’an-ı Kerim’in ilk işlediği konulardan biri de kazanç ve bunun adil bir şekilde paylaşımı olmuştur Mesela ilk inen surelerden biri olan Maun Suresi’nde,
اَرَاَيْتَ الَّذٖى يُكَذِّبُ بِالدّٖينِ فَذٰلِكَ الَّذٖى يَدُعُّ الْيَتٖيمَ وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكٖينِ
““Dini yalanlayanı gördün mü?.. İşte o, yetimi itip kakar, yoksulu doyurmaya teşvik etmez…” (Mâûn, 1-3) buyuruluyor”
Yine İslâm’ın ilk yıllarında inen başka ayetlerde de böyle uyarılar olduğunu görüyoruz Kur’an-ı Kerim’de
Allah yolunda yapılan infakın nasıl yapıldığı ve ne zaman yapıldığı önemlidir Müslümanların dar ve zor durumlarında yardım edenle, bolluk günlerinde yardım eden bir olmaz… Çünkü Allah-u Teâlâ, Mekke’nin fethinden önce infak eden ve savaşanlarla, Mekke’nin fethinden sonra infak eden ve savaşanların denk olmadığını haber veriyor Kur’an’da…
Cenab-ı Allah Hadid Suresi’ndeki bu ayetin başında önce;
وَمَا لَكُمْ اَلَّا تُنْفِقُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ
““Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz?..” diye soruyor… Ayetin sonunda da Cenab-ı Allah;”
وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰى
“buyurarak “İnfak eden herkese yani Allah yolunda harcayan herkese Cenab-ı Allah cenneti vaad ediyor…” Ama ondan önce bize bir şey daha söylüyor Allah-u Teâlâ;”
Peygamber Efendimiz (SAV) ve ilk Müslümanlar Mekke’nin fethinden önce çok sıkıntılar çektiler, çok zor zamanlar yaşadılar… O işte o zor zamanlar için Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor bu ayet-i kerimede;
لَا يَسْتَوٖى مِنْكُمْ مَنْ اَنْفَقَ مِنْ قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَ
““İçinizden, fetihten yani Mekke’nin fethinden önce harcayanlar ve savaşanlar, diğerleri ile bir değildir…” diyor… (Hadîd, 10)”
Değerli Kardeşlerim!.. İnfak, “Allah rızasını kazanmak amacıyla muhtaç ve yoksul insanlara para veya maişet yardımı yapmak, onların geçimini sağlamak, hayır yolunda harcama yapmak” demektir Zaruri ihtiyaç ve geçim için sarfedilen para ve sair şeylere de “nafaka” denir…
İnfak da bir ibadettir, Allah’a kulluk vazifesidir… Ve her ibadette olduğu gibi infakın da; farz, vacip, mendup kısımları vardır… İnfak; zekât, sadaka, bağış, yardım ve vakfetme gibi fakirlere ve diğer ihtiyaç sahiplerine, hatta kendi ailene, çoluk çocuğuna yaptığın harcama ve yardım gibi bütün mal ile yapılan ibadetleri içine alır Allah yolunda infakta bir gelir-harcama oranı yoktur… Zekâtta sınır vardır ama sadakada yoktur
Değerli Kardeşlerim!.. Bilindiği gibi, insanın sahip olduğu her şeyin tek ve asıl sahibi Cenab-ı Allah’tır… Biraz önce bahsettiğim Hadid Suresi’ndeki aynı ayeti kerimede
وَلِلّٰهِ مٖيرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ
““Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır…” buyurularak bu da hatırlatılıyor bize… Bu nedenle insanın emaneten sahip olduğu malını asıl sahibi olan Cenab-ı Mevlâ’nın gösterdiği istikamette kullanması kulluğun bir gereğidir Bu sebeple; Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde, varlıklı müminlere Allah yolunda infak emir ve tavsiye edilmiş, Allah yolunda harcayanlar övülmüştür Mesela;”
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ
““Ey iman edenler!.. Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin en helal ve iyisinden Allah yolunda harcayın.” (Bakara, 267) buyuruyor Bakara Suresi’nde… Bu ayetten birkaç ayet sonra da şöyle buyuruyor…”
اَلَّذٖينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ سِرًّا وَعَلَانِيَةً فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ
““Mallarını gizli ve açık olarak, gece ve gündüz harcayan kimseler var ya; iste onların Rableri katında güzel karşılıkları vardır…””
وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ
“nlara hiçbir korku yoktur””
وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
“nlar mahzun da olmayacaklardır…” (Bakara, 274)”
Değerli Mü’minler!.. Allah yolunda yapılan harcama, hele de bu harcamanın malın sevilen çeşidinden yapılması, kişiyi “birr/üstün iyilik” derecesine ulaştırır… Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ
““Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça birre/iyiliğe asla erişemezsiniz.” (Âl-i İmran, 92).”
Bu ayet indiği zaman, birçok sahabi Peygamber Efendimize müracaat ederek en çok sevdikleri şeyleri Allah rızası için bağışladıklarını bildirmişlerdi Mesela Ebû Talha (r.a), Mescid-i Nebevî’nin karşısında bulunan ve Beyraha denen çok kıymetli bahçesini vermişti Hz. Ömer’de Hayber’den hissesine düşen değerli ganimet toprağını vakfetmişti Zeyd b. Hârise “Seyl” adındaki ünlü atını tasadduk etmesini Peygamber Efendimizden istemiş, Peygamberimiz de o atı Üsame b. Zeyd’e vermişti…
Değerli Mü’minler!.. Hasan-ı Basrî hz.leri de “Bir kimse sevdiği bir tek hurmayı bile Allah rızası için sadaka olarak verirse bu ayetteki “birr”e mazhar olmuş olur.” der… İbn Ömer de sadaka olarak sık sık şeker dağıtır ve bu ayeti okuyarak: “Benim de en çok sevdiğim tatlıdır ” diye eklermiş…
Hz. Câbir (r.a) da, “Ben Muhacir’den veya Ensar’dan mal sahibi olup da infakta bulunmayan hiç kimseyi hatırlamıyorum ” diyerek sahabenin bu konudaki tavrını anlatıyor bize
Nafi (r.a) anlatıyor:“İbn Ömer r.a. çok sevdiği bir şeyi hemen Allah yolunda harcar, infak edermiş Köleleri onun bu huyunu bildikleri için aralarından azat olmak isteyen biri kendini ibadete verirmiş O da hemen o köleyi azat edermiş Dost ve arkadaşları ona:
– Vallahi bunlar seni aldatıyor, derlermiş O da;
– Allah yolunda bizi aldatanlara aldanmayı biz de kabul ediyoruz, dermiş
Nafi (r.a); “Bir akşamüzeri onunla beraberdim…” diyor… “Hatırı sayılır bir bedelle satın aldığı rahvan bir devesi vardı, ona binmişti Bir ara devenin yürüyüşü çok hoşuna gitti. Hemen deveyi çöktürüp bize;
– Yularını ve semerini çıkarın ve onu nişanlayıp kurbanlık develerin arasına bırakın” dedi diyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Kur’an’da genellikle iyiliklerin sevabı bire on olarak gösterildiği halde, Allah yolunda yapılan infakın sevabının bire yedi yüz ve daha fazla olduğu bildirilir… Bu da infakın Allah katındaki değerini gösteriyor bize Evet; infakın birçok faydası var Bu faydaların başında, infak eden kişinin başkasına karşılıksız yardımda bulunmanın iç huzurunu yaşaması gelir Diğer taraftan infak sayesinde insan; kibir, gurur, cimrilik ve bencillik gibi dinimizce yerilen kötü vasıflardan da kurtulur Şunu da iyi bilmemiz lazım; eğer bir toplumda fakir-zengin ayırımı olmazsa, o toplumda saygı ve sevgi hakim olur… Eğer bir toplumda kin ve nefret olmazsa; o toplumda kardeşlik olur… İşte bunu sağlayan en büyük vasıtalarından birisi infaktır…
Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz bir gün arkadaşlarıyla sohbet ederken;
– “Durumuna göre bir gümüş para yüz bin gümüş parayı geçebilir…” buyuruyor…
Oradakiler; “– Bu nasıl olur?..” diye sorarlar ve Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“– Bir adamın iki gümüş parası olsa birini tasadduk etse; diğer adamın da pek çok malı olmuş olsa da ondan alıp yüz binini infak etse durum nasıl olur? Bir düşünün!..” (Buharî, Tefsir 146; Müslim, Zekât 21)
Bir de; Peygamber Efendimizin hadislerinde insanın kendi ailesi için yaptığı harcamaların da infak kavramıyla ifade edildiğini ve sadakaların en faziletlisinin de insanın kendi ailesi için yaptığı harcamaların olduğu belirtilmiştir
Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de arınan ve sakınanlardan çok sık bahseder ve onları överek özel iltifatlarda bulunur Mesela Cenab-ı Hakk Leyl Suresi’nde:
اَلَّذٖى يُؤْتٖى مَالَهُ يَتَزَكّٰى
“buyuruyor… “O (mümin) ki, malını (Allah için) vererek arınır, yücelir.” (Leyl, 18) diyor…”
Enfal Suresinde de Cenab-ı Hak:
اِنْ تَتَّقُوا اللّٰهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا
““Eğer siz arınır ve sakınırsanız, Allah sizlere iyilikle kötülüğü birbirinden ayıracak ince bir anlayış verir.” (Enfal, 29) diyor… Bakınız Al-i İmran Suresi’nde de biraz önce arz ettiğim ayet-i kerimede Cenab- Hakk;”
لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ
“uyurduktan sonra… Eğer siz”
وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَیْءٍ
““Her ne infak ederseniz””
فَاِنَّ اللّٰهَ بِهٖ عَلٖيمٌ
“üphesiz Allah onu hakkıyla bilendir.” diyor… (Âl-i İmran, 92).”
Yani yaptıklarınızı, yardımlarınızı insanlara duyurmaya kalkışmayın diyor… İnfak edeceğiniz şeyleri değersiz şeylerden seçmeyin diyor Çünkü Allah hakkıyla bilendir Ne verdiğinizi ve niçin verdiğinizi bilir diyor
Değerli Kardeşlerim!.. Ebu Said el-Hudrî (r.a) anlatıyor… Peygamber Efendimiz bir gün minbere oturdu, biz de etrafına oturduk Bize o gün orada dünya ve dünyanın zinetlerinden bahsederek;
– “Benden sonra dünyalık servet yönünden başınıza gelecek felaketlerden korkuyorum” buyurdu diyor Bunun üzerine bir adam; “– Hayırlı şey şer getirir mi?” diye sorar Peygamberimize… Peygamber Efendimiz bu adama bir cevap vermez ve susar Oradakiler o adama; “– Rasulullah sana bir şey dememişken sen niye konuşuyorsun?” diye çıkışırlar Kendisine çıkışılınca bu adam çok üzülür… Bir süre sonra Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“– Ey soru soran kimse!.. Beni dinliyor musun?.. Gerçekten hayır şer getirmez Fakat bahar yağmurlarının bitirdiği nice otlar vardır ki, o otların bir kısmı hayvanları öldürür, bir kısmı da yeşillik yiyerek hayatlarını sürdürenleri besler Onlar şişip semirinceye kadar yerler, güneşten de istifade eder oynar, zıplar, idrarını yapar, tekrar otlarlar… İşte dünya malı olan servet de böyledir, yeşil ve tatlı olup aldatıcıdır… Müslüman zengin, kendisine verilen bu maldan yetim, fakir ve yolda kalmışa infak ederse ne iyi kimsedir… O hakkı olmadığı halde her şeyi alan kimse ise yiyip yiyip de doymayan kimse gibidir O aldığı şeyler kıyamet günü kendi aleyhinde şahitlikte bulunacaktır…” (Buharî, Zekât, 48; Müslim, Zekât, 40)
Değerli Mü’minler!.. İnfak, Cenab-ı Allah’ın verdiği nimetlere şükürdür Her türlü infak malı ve malın bereketini artırır Yoksul zümrelerin eline geçen para her şeyden önce insan onurunu yükseltir, iş gücü kalitesini artırır Bunun yanında artan satın alma gücü sayesinde yükselen talep hacmi ekonomik hayatı hareketlendirir İnfak sayesinde zenginle fakir arasında güven, saygı ve sevgi oluşur… Böylece İslâm kardeşliği de gerçekleşir
Malumunuz; Peygamber Efendimiz Müslümanları tek vücuda benzetiyor Müslümanları vücudun azalarına benzetiyor… Bu hadisleri hepimiz biliyoruz artık… Peygamberimizin de dediği gibi; vücudun bir azası sızlayınca bu ağrıyı diğer organların duymaması, bu derdi paylaşmaması mümkün mü?.. Değil… O halde; bir toplumda fakirlerin haklarına riayet edilmemesi, vücuttaki bir uzvun kanaması gibidir; vaktinde tedbir alınmazsa kan kaybı daha çok hastalanmaya, belki ölüme yol açar… Fakirlerin haklarını ihmal sosyal bir kanamadır ve vaktinde tedbir alınmazsa sosyal bünyenin sağlığını yitirmesine yol açacaktır… Bu durum, toplum üzerindeki ilahî yardımın, rahmet ve bereketin çekilmesi demektir. İşte bugün toplumumuzda ve bütün dünyada yaşanan ekonomik problemlerin önemli bir kısmı bu hastalıkla ilgilidir
Onun için; her mümin, Allah yolunda dağıtmanın bir görev ve sorumluluk meselesi olduğunun bilincinde olmak zorundadır Müslüman her çeşit malı ve nimeti, asıl kaynağı olan Cenab-ı Allah’a nisbet eder İşte Kur’an’ın ilk ayetlerinden itibaren birçok ayette geçen;
وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ
““Onlara rızık olarak verdiklerimizden…” ifadesi müminin özel mülk ve gerçek malik anlayışını düzenler Böylece infak eylemi, kişinin dağıttığı şeylerin kendi özel malı olmadığını, kendi özel mülkiyetinden tasarrufta bulunmadığını hatırlatarak onun bencilliğini kırar… Müminlerin tüm yaptıkları, Cenab-ı Allah’ın verdiği rızıktan infak etmektir Öyleyse bunu şöyle ifade edip anlayabilir miyiz?.. Evet böyle anlammız ve böyle inanmamız lazım… Aslında mümin bir postacıdır, bir veznedardır, bir emanetçidir Onun için; mümin toplayıcı değil, dağıtıcı olmak zorundadır Zira mümin malı dağıtmak için kazanır Verirken tükeneceğinden korkmaz… Çünkü verenin Allah olduğunu bilir Zaten kendisine ver diyen de zaten Cenab-ı Allah’tır:”
وَمَا اَنْفَقْتُمْ مِنْ شَیْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ
““Siz Allah için bir şey verdiğinizde Allah size onun daha iyisini verir… O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe, 39)”
Değerli Kardeşlerim!.. Şunu da çok iyi bileceğiz… Cimrilik müminin özelliği değildir Cimri, paranın egemenliğine boyun eğdiği için paranın mahkûmudur O yüzden cimri olan kişi devamlı bunalım içinde olur… Devamlı doyumsuz olur… Cimri olan kişi her zaman sevgisiz olur Cimri olan kişi fedakârlığın ne demek olduğunu bilemez… Cimri adam vermenin ne kadar güzel olduğunu bilemez… Fedakârlığın ve vermenin ahiret ödülü yanında dünyada da insanı mutlu ettiğini bilemez cimri Cimriliğin sebebi ise; mal hırsı ve gelecekte yoksul kalma korkusudur
Cimrilik yüzünden durmadan para biriktiren ve tükenir endişesiyle hastalıklarında bile harcamayıp dünyayı dahi kendilerine zehir eden para mahkûmları vardır, sizde bilirsiniz böyle adamları… Oysa para ve mal Cenab-ı Allah’ın nimetidir ve bu nimet harcandıkça Cenab-ı Allah onu artırır
Cimri, insanlar tarafından da sevilmez… Allah katında da sevilmez Cenab-ı Hak onlardan bahsederken şöyle buyuruyor:
اَلَّذٖينَ يَبْخَلُونَ وَيَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَا اٰتٰیهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا مُهٖينًا
““Onlar hem kıskanır, cimrilik ederler; hem de başkalarına da cimrilik tavsiye ederler… Cimriler Allah’ın kendilerine fazlından verdiği şeyleri saklarlar Biz de böyle nimetleri gizleyen nankörlere hor ve rüsva edici bir azap hazırladık…” (Nisa, 37)”
Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bizleri cimrilikten sakındırarak şöyle buyuruyor:
“Cimrilikten sakının… Çünkü cimrilik sizden önceki milletleri helak etti…” diyor…
“İman ile cimrilik bir kulun kalbinde asla bir arada bulunmaz ” diyor… (Buharî, Edebü’l-Müfred; Nesâî, Cihad, 8) Bir başka hadis-i şeriflerinde de;
“Her sabah gökten iki melek iner… Birisi: ‘Ya Rabbi!.. İnfak edene karşılığını ver.’ Diğeri de: ‘Ya Rabbi!.. Cimrilik edene de telef ver yani malını yok et’ diye dua ederler…”(Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihin, 1/ 253) diyor… Yine bakın bir hadis-i şeriflerinde de;
“Cömert, Allah’a yakın, insanlara yakın, cennete yakın; cehenneme uzaktır… Cimri, Allah’a uzak, insanlara uzak, cennete uzak; cehenneme yakındır.” (Tirmizî, Birr, 41; Heysemî, ez-Zevâid, 3/127, 7/127) diyor…
“Cömertlik cennetten dalları dünyaya uzanmış bir ağaçtır… Dallarından tutanı cennete götürür Cimrilik cehennemden dalları dünyaya uzanmış bir ağaçtır… O da dallarından tutunanı ateşe götürür…” (Beyhakî, Şuabü’l-İmân; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl) diye de hem uyarıyor, hem de müjde veriyor bize Peygamberimiz…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimizin sahabeden Kays b. Sehl el-Ensarî hz.lerine verdiği nasihat ile de sözlerimizi bitirelim… Bu Kays b. Sehl el-Ensarî denen sahabe eli çok açık, çok hayır yapan biriymiş… Onu tanıyanlar ve bu yönünü bilenler bir gün bu sahabeyi “–Eli çok açık, malını israf ediyor” diye Peygamberimize şikayet ederler… O da kendini şöyle savunur… “– Ey Allah’ın Rasulü!.. Ben hurmadan olan payımı alıyorum Onu Allah yolunda ve arkadaşlarım için sarfediyorum…” der Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Kays b. Sehl el-Ensarî’nin göğsüne elini koyar ve “– Harca!.. Allah da sana verecektir…” buyurur ve bu sözünü üç defa tekrar eder (Münzirî, et-Terğib, 2/173)
