Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Allah’a İman ve İslam’a Teslimiyet: İman, İtaat ve Helal-Haram Bilinci

MEHMET ERÇELİK

CUMA VAAZI


İMAN İDDİA DEĞİL İTAATTİR: YA TAM TESLİM OL YA NEFSİNE TAPMAKTAN VAZGEC!

BİLAL-İ HABEŞİ’NİN AHAD NİDASI: KIZGIN KUMLARDA SINANMAYAN İMAN SAHTEDİR!

EY GAFİL! ÜÇ BEŞ KURUŞA DİLİNİ SATANIN KALBİNDE ALLAH’IN NURUNU ARAMA!

İMANIN BEDELİ CANLA ÖDENİR: KONFORUNU DİN EDİNENLERİN İMANI KURU BİR LAFTIR!

YASİR AİLESİNİN ŞEHADETİ: CANINI VERİP DİNİNDEN DÖNMEYENLERİN YOLU İSLAM!

RÜŞVET VE FAİZİN GÖLGESİNDE İMAN OLMAZ: ALLAH’A SAVAŞ AÇANIN SECDESİ HÜKÜMSÜZDÜR.

İSLAM YEGÂNE KURTULUŞTUR: BATIL DİNLERİ ELİNİN TERSİYLE İTMEYENİN AKIBETİ ATEŞTİR!

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا

مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪

اَجْمَع۪ينَ

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, Efendimiz Hz. Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem (S.a.v)’in, O’nun âlinin ve bütün ashâb-ı kirâmın üzerine olsun.

اَللّٰهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ كَمَا يَنْبَغ۪ي لِجَلَالِ وَجْهِكَ وَلِعَظ۪يمِ سُلْطَانِكَ

Ey Allah’ım! Rabbimiz! Senin zatının celaline ve senin saltanatının azametine yaraşır şekilde sana hamdolsun.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْاَبْدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْاَبْصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ وَسَلِّمْ

Ey Allah’ım! Kalplerin tabibi ve devası, bedenlerin afiyeti ve şifası, gözlerin nuru ve ziyası olan Efendimiz Hz. Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem (S.a.v)’e, O’nun âline ve ashabına salât ve selâm eyle.

GİRİŞ: İDDİA DEĞİL, İTAATLE İSPAT OLUNAN İMAN

Ey "iman ettim" diyen kardeşim! Uyan artık! İslam sadece caminin dört duvarı arasına sıkıştırılmış bir hobi değildir. İslam; kasadır, pazardır, ticarettir, hukuktur ve topyekûn bir hayattır. En son din İslam’dır ve Allah katında ondan başka hiçbir din asla kabul edilmeyecektir!

Ey nefis! Batıl olan Yahudiliği, Hristiyanlığı ve tüm beşerî sistemleri elinin tersiyle itip sadece Allah’a râm olmadıkça kurtuluş yoktur. Şunu iyi bil ki; secdede alnın var ama ticaretinde faiz ve haram varsa, sen hâlâ imanı sadece bir "alışkanlık" olarak taşıyorsun demektir. Dil "Allah" derken el harama uzanıyorsa, o kalp henüz teslim olmamıştır. Faize giren, cebini değil cehennemini doldurur ve doğrudan Allah’a savaş açar! İman iddia değil, mutlak bir itaattir. Eğer Allah’ın emirleri hayatında yoksa, sen Allah’a değil, aslında kendi nefsine tapıyorsun!

İMAN - BEDELİ CANLA ÖDENEN BİR SEVDADIR

"KIZGIN KUMLARIN ŞAHİTLİĞİ"

Ey "İman ettim" diyerek kendini avutan, rahata alışmış, konforu din edinmiş gafil kardeşim! Uyan artık! Zira iman etmek, sadece dilde dolaşan kuru bir laftan ibaret değildir. İman; "inandım" deyip köşesine çekilmek değil, ateşten gömleği giymeyi göze almaktır!

İman demek; Hz. Bilal-i Habeşi gibi, güneşin beynini kaynattığı o kızgın kumlar üzerinde, göğsüne devasa taşlar oturtulmuşken, nefesi kesilirken bile "Ahad! Ahad! Allah birdir!" diye haykırabilmektir. İman demek; Yasir ailesi gibi, gözlerinin önünde en sevdikleri işkenceyle şehit edilirken, zerre kadar dininden taviz vermemek, o mübarek yoldan milim sapmamaktır.

Şimdi kendine bak ey bedbaht! Üç beş kuruşluk dünya menfaati için, birkaç bin lira rüşvet ve faiz karşılığında dinini satan, karakterini pazarlayan, Allah’ın haram kıldığına "günümüz şartları" diyerek kılıf uyduran sen; hangi yüzle Bilal’den (Hz.) bahsediyorsun? Kellen kesilse, dünya malı ayaklarının altına serilse dahi "Asla!" diyemiyorsan, senin imanın sadece bir alışkanlıktan ibarettir. Ey aklını idrak edemeyen, nefsinin kölesi olmuş kişi! Gel, henüz vakit varken bu sahte rüyadan uyan. Sahabe-i Kiram gibi Allah’a kayıtsız şartsız teslim ol. Kalbini Allah’a emanet et ki, o kalp mahşerde seni mahcup etmesin!

— AYET —

اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُۙ

“AYET KAYNAĞI: (Âl-i İmrân, 19)”

MEAL: "Kuşkusuz Allah katında din İslam’dır."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَا يَسْمَعُ بِي أَحَدٌ مِنْ هَذِهِ الْأُمَّةِ يَهُودِيٌّ وَلَا نَصْرَانِيٌّ ثُمَّ يَمُوتُ وَلَمْ يُؤْمِنْ بِالَّذِي أُرْسِلْتُ بِهِ إِلَّا كَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ

MEAL: "Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki; bu ümmetten bir Yahudi veya Hristiyan beni duyar da getirdiğim şeye inanmadan ölürse, mutlaka cehennemliklerden olur." (Müslim, Îmân, 240)

NÜZUL SEBEBİ: Yahudi ve Hristiyanların kendilerinin de hak yolda oldukları iddiasına karşılık, İslam’ın gelişiyle diğer tüm dinlerin hükmünün kalktığını ilan etmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Allah katında geçerli tek pasaport İslam’dır. İslam’ın dışındaki tüm yollar (Yahudilik, Hristiyanlık ve beşerî ideolojiler) çıkmaz sokaktır. İman, sadece "Tanrı var" demek değil, O’nun son elçisine ve son nizamına kayıtsız şartsız teslim olmaktır.

SAHABE KISSASI: Selman-ı Farisi (Hz.), hak dini bulmak için Mecusilikten Hristiyanlığa geçmiş, ancak Efendimiz’i (S.a.v) bulduğunda tüm geçmişini elinin tersiyle itip İslam’da karar kılmış ve kurtuluşa ermiştir.

KISSADAN HİSSE: İslam’a tam râm olmayan, batılın karanlığında boğulmaya mahkumdur.

— AYET —

وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْاِسْلَامِ د۪ينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُۚ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

“AYET KAYNAĞI: (Âl-i İmrân, 85)”

MEAL: "Kim İslam’dan başka bir din ararsa, bilsin ki o din kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

مَنْ عَمِلَ عَمَلًا لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ

“MEAL: "Kimin yaptığı iş bizim dinimize uymuyorsa, o iş reddedilmiştir (geçersizdir)." (Müslim, Akdiye, 18)”

NÜZUL SEBEBİ: Müslüman olduklarını söyledikleri halde hâlâ eski batıl geleneklerine ve ehli kitabın yollarına meyl edenleri uyarmak için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman bir tercihtir ve bedel ister. İslam’ın yanına başka "izmleri", başka batıl dinleri katık edenlerin imanı Allah katında "sıfır" hükmündedir. Ahirette en büyük hüsran, "ben doğru yoldaydım" deyip de İslam’ın sınırlarını çiğneyenlerin olacaktır.

SAHABE KISSASI: Abdullah b. Selam (Hz.), Yahudi alimi iken İslam’ın hakikatini görünce tüm makamını reddedip İslam’a girmiş ve "Sen hüsrandan kurtulanlardansın" müjdesini almıştır.

KISSADAN HİSSE: Allah’ın çizdiği sınırların dışındaki her "yol", cehenneme atılmış bir adımdır.

— AYET —

يَا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبٰٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ

“AYET KAYNAĞI: (Bakara, 278)”

MEAL: "Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten inanıyorsanız faizden kalan kısmı bırakın (almayın)."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

لَعَنَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ آكِلَ الرِّبَا وَمُؤْكِلَهُ وَكَاتِبَهُ وَشَاهِدَيْهِ وَقَالَ هُمْ سَوَاءٌ

“MEAL: "Resulullah; faiz yiyene, yedirene, yazana ve şahitlik edene lanet etti ve 'Onlar (günahta) eşittirler' buyurdu." (Müslim, Müsâkât, 106)”

NÜZUL SEBEBİ: Cahiliye döneminde faizle zenginleşenlerin, İslam’a girdikten sonra bile bu sömürüye devam etmek istemeleri üzerine inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Ayet açık: "Eğer inanıyorsanız faizi bırakın!" Yani faize bulaşan kişinin imanı ağır bir yara almıştır. Namaz kılıp faize bulaşan, iki ayrı hayat yaşayan bir münafık karakteri sergiler. Faizle alınan ev, içinde huzur değil ateş barındırır.

SAHABE KISSASI: Hz. Abbas (Hz.), Efendimiz’in amcası olmasına rağmen, Veda Hutbesi’nde ilk kaldırılan faiz onun faizi olmuştur; iman, akrabalık dinlemez, harama savaş açar.

KISSADAN HİSSE: Allah’ın lanetlediği bir kazançla saadet arayan, aslında kendi cehennemine odun taşımaktadır.

— AYET —

فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۚ

“AYET KAYNAĞI: (Bakara, 279)”

MEAL: "Eğer böyle yapmazsanız (faizi terk etmezseniz), Allah ve Resulü tarafından size savaş açıldığını bilin!"

Kardeşim! İman, bir konfor alanı değil, bir yangın yeridir. Allah seni yeryüzünün halifesi kılmışken, sen nasıl olur da dünyalık bir rüşvete, haram bir kazanca imanını kurban edersin? İman; bütün dünya üzerine yıkılsa da, Kızgın Kumlara yatırılsan da, bedenini parça parça etseler de "Allah bana yeter!" diyebilme cesaretidir.

Bak o şerefli sahabelere! Onlar için iman; saraylarda oturmak değil, hakikat uğruna zindanları, hicretleri ve şehadeti kucaklamaktı. Ya sen? Sen rüşvet alırken, harama el uzatırken, faizli bankaların kapısında boyun bükerken aslında neye iman ettiğini gösteriyorsun? Kuru bir lafla Müslümanlık taslayan gafillerden olma!

Ey bedbaht kişi! Eğer dünya malı senin dilini bağlayabiliyorsa, eğer menfaatin Allah’ın emirlerinin önüne geçiyorsa, senin imanın sadece dudadığının ucundadır, kalbine bir damla bile inmemiştir. Gel, Bilal-i Habeşi’nin (Hz.) o sarsılmaz iradesiyle kuşan. İmanını pazarlık konusu yapma! Allah’a öyle bir teslimiyetle yönel ki, yer ve gök senin sadakatine şahitlik etsin. Kalben Allah’a râm ol ki, gerçek hürriyeti O’nun kapısında bulasın.

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

الرِّبَا سَبْعُونَ بَابًا أَدْنَاهَا مِثْلُ أَنْ يَنْكِحَ الرَّجُلُ أُمَّهُ

“MEAL: "Faiz yetmiş çeşit günahtır. Bunların en hafifi, kişinin annesiyle nikahlanması (zina etmesi) gibidir." (İbn Mâce, Ticârât, 58)”

NÜZUL SEBEBİ: Faiz yiyenlerin bu haramı "ticaret gibidir" diyerek basitleştirmeleri üzerine, bu suçun büyüklüğünü ve Allah’a karşı bir isyan savaşı olduğunu bildirmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Dehşete bak! Allah bir kula savaş açarsa o kulun kurtulma şansı var mı? Faiz sistemine dahil olan, sadece para kazanmaz; kainatın sahibini karşısına alır. Ticarette haramı olanın secdesi sadece bir rükû ve sücud hareketinden ibarettir; kalbe inmemiştir.

SAHABE KISSASI: Sahabe-i Kiram, faiz ayeti inince ellerindeki tüm faizli alacaklarını bir kalemde silip atmış, dünya malını değil Allah ile barışı seçmişlerdir.

KISSADAN HİSSE: Allah ile savaşan kaybeder; haramla büyüyen mal dünyada konfor sağlasa da ahirette yakıttır.

— AYET —

ثُمَّ أَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًۭا مِّنكُم مِّن دِيَٰرِهِمْ تَظَٰهَرُونَ عَلَيْهِم بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَإِن يَأْتُوكُمْ أُسَٰرَىٰ تُفَٰدُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ ۚ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ ٱلْكِتَٰبِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۢ ۚ فَمَا جَزَآءُ مَن يَفْعَلُ ذَٰلِكَ مِنكُمْ إِلَّا خِزْىٌۭ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُرَدُّونَ إِلَىٰٓ أَشَدِّ ٱلْعَذَابِ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

“AYET KAYNAĞI: (Bakara, 85)”

MEAL: "Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanın cezası dünyada rezil olmaktan başka bir şey değildir."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

لَا يُؤْمِنُ اَحَدُكُمْ حَتّٰى يَكُونَ هَوَاهُ تَبَعًا لِمَا جِئْتُ بِه۪

“MEAL: "Sizin hiçbiriniz, arzuları benim getirdiğim şeye (İslam’a) tabi olmadıkça gerçek manada iman etmiş olmaz." (Nevevî, Erbaîn, 41)”

NÜZUL SEBEBİ: İşine gelen ayeti kabul edip, nefsinin haram isteklerine engel olan ayeti görmezden gelen İsrailoğulları ve onlar gibi davrananları şiddetle uyarmak için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman, "açık büfe" değildir; istediğini alıp istemediğini bırakamazsın. "Namaz kılarım ama ticaretime karışma, örtünürüm ama faizime dokunma" diyen kişi Allah’a değil nefsine iman etmektedir. Bu tip bir "parçacı iman", dünyada zillet, ahirette ise en şiddetli azabı getirir.

SAHABE KISSASI: Hz. Ömer (Hz.), İslam’a girdiğinde hayatının her zerresini bu dine göre formatlamış; "Hakkın olduğu yerde nefsimin hükmü biter" diyerek tam teslimiyet göstermiştir.

KISSADAN HİSSE: Dini işine geldiği gibi yaşayan, aslında dini değil kendini kutsamaktadır.

— AYET —

يَا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَٓافَّةًۖ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ

“AYET KAYNAĞI: (Bakara, 208)”

MEAL: "Ey iman edenler! Hepiniz topluca barışa (İslam’a) girin. Şeytanın adımlarına uymayın."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ جَسَدٌ غُذِّيَ بِالْحَرَامِ

“MEAL: "Haramla beslenen bir vücut cennete giremez." (Ebu Ya’lâ, Müsned, 1/31)”

NÜZUL SEBEBİ: Müslüman olduktan sonra hâlâ Yahudilikteki cumartesi yasağı gibi eski inançlarını İslam’a yamamaya çalışan Abdullah b. Selam ve arkadaşları üzerine, İslam’a "bir bütün olarak" girilmesi gerektiğini bildirmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İslam’ın bir kapısından girip diğerinden kaçamazsın. Kasanda haram varsa, dilinde yalan varsa, elin faize uzanıyorsa sen İslam’a "tam" girmemişsin demektir. Haramla beslenen mide, secdeden lezzet almaz. İman, bedeni ve ruhu haramdan temizlemektir.

SAHABE KISSASI: Hz. Ebubekir (Hz.), kölesinin getirdiği sütün haram kazançtan olduğunu öğrenince parmağını boğazına sokup midesindeki her şeyi kusmuş; "Vücuduma haram girmesindense ölmeyi tercih ederim" demiştir.

KISSADAN HİSSE: İslam’a yarı yamalak giren, şeytanın peşine takılmaktan kurtulamaz.

— AYET —

وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى

“AYET KAYNAĞI: (Tâhâ, 124)”

MEAL: "Kim benim zikrimden (Kur’an’dan ve emirlerimden) yüz çevirirse, onun için dar bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُؤْمِنُ مَنْ أَمِنَهُ النَّاسُ عَلَى دِمَائِهِمْ وَأَمْوَالِهِمْ

MEAL: "Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kişidir. Mümin ise insanların canları ve malları konusunda kendisine güvendiği kimsedir." (Tirmizî, Îmân, 12)

NÜZUL SEBEBİ: Allah’ın nizamını bırakıp kendi nefislerine ve batıl dinlerin peşine düşenlerin dünya ve ahiretteki karanlık akıbetlerini haber vermek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman, sadece camide değil; telefonda konuşurken, pazarda mal satarken ve kasada hesap yaparken belli olur. İnsanların malına göz diken, faizle sömüren birinin "iman ettim" iddiası havada kalır. Allah’tan yüz çeviren, lüks içinde yaşasa da ruhu daralır ve ahirette nurdan mahrum kalır.

SAHABE KISSASI: Sahabeden bir zat ticaret yaparken malının kusurunu söylemeyi unutunca, kilometrelerce koşup müşteriyi bulmuş ve parasını iade etmiştir; çünkü iman bunu gerektirir.

KISSADAN HİSSE: Dünyada Allah’ın haramlarına karşı gözünü kapatan, ahirette kör olarak uyanır.

— AYET —

يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَث۪يمٍ

“AYET KAYNAĞI: (Bakara, 276)”

MEAL: "Allah faizi tüketir (bereketini yok eder), sadakaları ise artırır. Allah, haramda ısrar eden ve günaha dalan hiç kimseyi sevmez."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

إِنَّ الرِّبَا وَإِنْ كَثُرَ فَإِنَّ عَاقِبَتَهُ تَصِيرُ إِلَى قُلٍّ

“MEAL: "Faiz yoluyla mal ne kadar çoğalırsa çoğalsın, sonu mutlaka azalmaya (yok olmaya) mahkumdur." (İbn Mâce, Ticârât, 58)”

NÜZUL SEBEBİ: İnsanların faizi bir kazanç kapısı, sadakayı ise malı eksilten bir kayıp olarak görmeleri üzerine, ilahî matematik kuralını bildirmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Faizin rakamsal artışı bir illüzyondur; Allah o malın huzurunu ve bereketini çeker alır. İman eden kişi bilir ki, haramla gelen mal aslında yavaş yavaş yanan bir ateştir. Allah haramda ısrar eden günahkarı sevmez. Sevgisinden mahrum kaldığın bir ilahın mülkünde nasıl huzur bulacaksın?

SAHABE KISSASI: Hz. Osman (Hz.), orduları donatacak kadar büyük bir serveti sadakayla büyütmüş; "Ben Allah ile ticaret yaptım, hiç zarar etmedim" demiştir.

KISSADAN HİSSE: Haramla abad olanın, ahireti berbat olur.

— AYET —

يَا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِه۪ وَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

“AYET KAYNAĞI: (Âl-i İmrân, 102)”

MEAL: "Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلَاوَةَ الْإِيمَانِ

أَنْ يَكُونَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا...

MEAL: "Üç özellik vardır ki, bunlar kimde bulunursa imanın tadını alır: Allah ve Resulü’nü herkesten ve her şeyden daha çok sevmek..." (Buhârî, Îmân, 9)

NÜZUL SEBEBİ: Evs ve Hazreç kabileleri arasına eski cahiliye düşmanlığını sokmaya çalışan Yahudilerin fitnesine karşı, imanda sebat etmeyi ve İslam şerefiyle ölmeyi emretmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman bir "iddaa" değil, bir "ölüm-kalım" meselesidir. Allah’tan hakkıyla korkmayan, O’nun haram kıldığı faizi, yalanı, zulmü hayatına azık eder. "Müslüman olarak can verin" emri, "Hayatınızı İslam üzere yaşayın ki son nefesiniz de öyle olsun" demektir. Allah’ı ve Resulü’nü kasasındaki paradan, evindeki konforundan daha çok sevmeyenin imanı sadece dildedir, kalbe inmemiştir.

SAHABE KISSASI: Hz. Bilal (Hz.), kızgın kumlar üzerinde "Ehad! Ehad!" (Allah tektir) derken, dünyevi her türlü sevgiyi ve korkuyu elinin tersiyle itmiş, imanın tadına o dehşet anında varmıştır.

KISSADAN HİSSE: Hayatı Allah için olmayanın ölümü O’nun rızası üzere olmaz; iman iddia değil, itaatle ispat ister.

— AYET —

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْرًا اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْۜ

“AYET KAYNAĞI: (Ahzâb, 36)”

MEAL: "Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, mümin bir erkek ve mümin bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتّٰى يُعْبَدَ اللَّاتُ وَالْعُزّٰى

“MEAL: "Lat ve Uzza’ya (putlara/batıl sistemlere) tekrar tapılmadıkça kıyamet kopmaz." (Müslim, Fiten, 130)”

NÜZUL SEBEBİ: Hz. Zeyneb’in (Hz.), Efendimiz’in (S.a.v) Zeyd b. Harise ile evlenmesi yönündeki isteğine karşı tereddüt etmesi üzerine, tam teslimiyetin imanın şartı olduğunu bildirmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Ey "iman ettim" diyen! Allah "faiz haramdır" dediğinde senin için "ama ekonomi şöyle" deme hakkın bitmiştir. Allah "örtün" dediğinde, "modaya uymam lazım" seçeneğin yoktur. Kim Allah’ın emrine karşı kendi arzusunu seçerse, o kişi aslında nefsini ilah edinmiş ve batıl dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık) yoluna girmiş demektir.

SAHABE KISSASI: İçki yasağı geldiğinde, daha ayet biter bitmez Medine sokakları şarap küplerinin kırılmasıyla nehir gibi akmıştır; hiçbiri "son bir kadeh" dememiştir.

KISSADAN HİSSE: Allah’ın hükmünün olduğu yerde "ama" diyenin imanı, fırtınada sönmeye mahkum bir mum gibidir.

— AYET —

اَلَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ

“AYET KAYNAĞI: (Bakara, 275)”

MEAL: "Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّ

Mَ: "

اجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ... وَآكِلَ الرِّبَا

“MEAL: "Helak edici yedi şeyden kaçının! (Onlardan biri de) Faiz yiyen kimsedir." (Buhârî, Vasâyâ, 23)”

NÜZUL SEBEBİ: Müşriklerin "Alışveriş de faiz gibidir" diyerek haramı helale eşitleme küstahlıklarına karşı, faizin ruhu kirleten bir cinnet hali olduğunu bildirmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Faiz sadece ekonomik bir suç değil, bir iman zehirlenmesidir. Faize bulaşan kişinin dengesi bozulur, bakışı bulanır ve mahşerde şeytan çarpmış bir mecnun gibi ayağa kalkar. Namaz kılıp faizle ev alan, iki dünyasını da ateşe vermiştir. Faize giren, Allah’ın helal kıldığı İslam dairesinden çıkıp şeytanın ordusuna yazılmıştır.

SAHABE KISSASI: Sahabe efendilerimiz faiz ayeti indiğinde, alacaklı oldukları devasa rakamları "Rabbim savaş açmışken ben kar edemem" diyerek bir anda terk etmişlerdir.

KISSADAN HİSSE: Faizle büyüyen servet, aslında yavaş yavaş yanan bir ateştir; o ateş sadece malı değil, imanı da yakar.

— AYET —

وَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْۜ

“AYET KAYNAĞI: (Bakara, 120)”

MEAL: "Sen onların dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ne de Hristiyanlar senden asla razı olmayacaklardır."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

لَتَتَّبِعُنَّ سَنَنَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ شِبْرًا بِشِبْرٍ...

MEAL: "Sizden öncekilerin (Yahudi ve Hristiyanların) yoluna karış karış, arşın arşın uyacaksınız; hatta onlar bir keler deliğine girseler, siz de peşlerinden gideceksiniz." (Buhârî, İ’tisâm, 14)

NÜZUL SEBEBİ: Müslümanların, ehli kitabın rızasını kazanmak için onların bazı adetlerine meyletmeleri üzerine, İslam’ın izzetini korumak ve batılın asla Müslüman'dan razı olmayacağını bildirmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İslam dışındaki her yol batıldır ve reddedilmiştir. Kim modernite adı altında, medeniyet adı altında Yahudi ve Hristiyanların yaşam tarzına, ticaret hukukuna, aile yapısına özenirse, o dininden bir parça koparmış demektir. İslam’a tabi olan kurtulmuştur; batıla özenen ise helaka sürüklenmiştir.

SAHABE KISSASI: Hz. Ömer (Hz.), Kudüs’ü fethettiğinde yamalı cübbesiyle girmiş; "Biz İslam ile aziz olduk, başka yerde izzet ararsak Allah bizi rezil eder" diyerek bu ayetin yaşayan tefsiri olmuştur.

KISSADAN HİSSE: Batıl dinleri elinin tersiyle itmeyen, İslam’ın nuruna tam manasıyla eremez.

— AYET —

قُلْ أَنَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعْقَابِنَا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِى ٱسْتَهْوَتْهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِى ٱلْأَرْضِ حَيْرَانَ لَهُۥٓ أَصْحَٰبٌۭ يَدْعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلْهُدَى ٱئْتِنَا ۗ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ ۖ وَأُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

“AYET KAYNAĞI: (En'âm, 71)”

MEAL: "De ki: Asıl doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Bize alemlerin Rabbine teslim olmamız emredildi."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

لَا يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهُوَ مُؤْمِنٌ... وَلَا يَسْرِقُ السَّارِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ

MEAL: "Zina eden, zina ettiği sırada (kâmil bir) mümin değildir. Hırsızlık yapan, hırsızlık yaptığı sırada (kâmil bir) mümin değildir." (Buhârî, Mezâlim, 30)

NÜZUL SEBEBİ: Müşriklerin Müslümanları tekrar kendi uyduruk ilahlarına döndürme çabalarına karşı, tek hidayet kaynağının Allah olduğunu haykırmak için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman bir kıyafettir; günah işlendiğinde, faize bulaşıldığında, harama el uzatıldığında o kıyafet kulun üzerinden çıkar. "Ben Müslümanım" deyip Allah’ın haramını çiğnemek, söz ile fiilin kavgasıdır. Alemlerin Rabbine teslim olmayan, nefsinin ve batıl ideolojilerin kulu olur.

SAHABE KISSASI: Maiz b. Malik (Hz.), bir günah işlediğinde imanı onu o kadar rahatsız etmiştir ki, dünyada cezasını çekip Allah’a temiz kavuşmak için bizzat gelip teslim olmuştur.

KISSADAN HİSSE: İman kasada, pazarda ve yalnızken belli olur; Allah’tan başka her kapı hüsrandır.

— AYET —

اَلَمْ يَاْنِ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللّٰهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّۙ

“AYET KAYNAĞI: (Hadîd, 16)”

MEAL: "İman edenlerin, Allah’ın zikrine ve inen hakka (Kur’an’a) karşı kalplerinin saygıyla yumuşama vakti hâlâ gelmedi mi?"

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

تَعِسَ عَبْدُ الدّ۪ينَارِ، تَعِسَ عَبْدُ الدِّرْهَمِ

“MEAL: "Altının kulu olan helak olsun! Gümüşün (paranın) kulu olan helak olsun!" (Buhârî, Cihâd, 70)”

NÜZUL SEBEBİ: Mekke’den Medine’ye hicret eden bazı Müslümanların, yeni hayata dalıp zikir ve ibadette eski şevklerini kaybetmeleri üzerine bir "uyarı kamçısı" olarak inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Ey secdede alnı olup da kalbi banka hesaplarında olan kardeşim! Kalbinin titreme vakti gelmedi mi? Dilin "Allah" derken elin harama uzanıyorsa, sen Allah’a değil dirheme (paraya) tapıyorsun demektir. Faizle büyüyen mal, dünyada sahte bir rahatlık verse de aslında ebedi bir ateştir.

SAHABE KISSASI: Mus’ab b. Umeyr (Hz.), Mekke’nin en zengin genci iken Allah’a iman uğruna tüm servetini elinin tersiyle itmiş ve sadece bir hırka ile şehit olmuştur.

KISSADAN HİSSE: Parayı kalbine koyan helak olur, parayı elinde tutup Allah’a ram olan aziz olur.

— AYET —

قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّاۜ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰكِنْ قُولُٓوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْا۪يمَانُ ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ

“AYET KAYNAĞI: (Hucurât, 14)”

MEAL: "Bedeviler 'İman ettik' dediler. De ki: Siz iman etmediniz; ancak 'Teslim olduk (boyun eğdik)' deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

إِنَّمَا أَتَخَوَّفُ عَلَى أُمَّتِي الْأَئِمَّةَ الْمُضِلِّينَ

“MEAL: "Ümmetim için en çok korktuğum şey, (batılı hak gösteren) saptırıcı önderlerdir." (Ebû Dâvûd, Fiten, 1)”

NÜZUL SEBEBİ: Bir grup bedevinin, sadece zahiren Müslüman olup dilleriyle üstünlük taslamaları üzerine, gerçek imanın kalpteki itaatle ölçüleceğini bildirmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman bir etiket değildir; "Ben Müslümanım" demekle iş bitmez. Eğer hayatında haram, ticaretinde yalan, kalbinde faiz varsa iman henüz senin kalbine girmemiştir. Saptırıcıların "zaman değişti, bu haram değildir" demelerine kananlar, İslam’ı değil nefislerini dinlemektedirler.

SAHABE KISSASI: Huzeyfe b. Yeman (Hz.), imanı kalbine öyle yerleştirmişti ki, Efendimiz (S.a.v) ona münafıkların listesini vermiş, o ise ömrü boyunca bu imanı kirletmemek için titremiştir.

KISSADAN HİSSE: İman dilde başlar ama faturayı öderken, kasayı sayarken ispatlanır.

— AYET —

وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ

“AYET KAYNAĞI: (Nisâ, 14)”

MEAL: "Kim de Allah’ara ve Resulü’ne isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa, Allah onu içinde ebedi kalacağı bir ateşe sokar."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

كُلُّ أُمَّتِي يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ إِلَّا مَنْ أَبَى

MEAL: "Ümmetimin tamamı cennete girecektir, ancak istemeyenler hariç!" (Sahabe: Kim istemez ya Resulallah? deyince) "Bana itaat eden cennete girer, isyan eden ise (cenneti) istememiş demektir." (Buhârî, İ’tisâm, 2)

NÜZUL SEBEBİ: Miras paylaşımı gibi toplumsal ve hukuki sınırların çizilmesinin ardından, bu sınırları (hukuku) çiğneyenlerin akıbetini haber vermek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İslam’a tabi olmak demek, Allah’ın çizdiği kırmızı çizgilerin önünde durmak demektir. Faize bulaşarak, haram yiyerek "cennete girmek istiyorum" demek beyhude bir temennidir. Allah’ın sınırlarını çiğneyen, aslında eliyle cehennemin kapısını açmaktadır. İman, itaati zorunlu kılar.

SAHABE KISSASI: Ukbe b. Âmir (Hz.), bir sınır ihlali yapmamak için ömrü boyunca Kur'an ayetlerini kendisine pusula yapmış, "Allah'ın sınırında durmak canımdan tatlıdır" demiştir.

KISSADAN HİSSE: Allah'a isyan ederek saadet arayan, ateşte serinlik arayan ahmak gibidir.

— AYET —

فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتّٰى يُحَكِّمُوكَ ف۪يمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا

“AYET KAYNAĞI: (Nisâ, 65)”

MEAL: "Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar."

HADİS:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

إِنَّ الْحَلَالَ بَيِّنٌ وَإِنَّ الْحَرَامَ بَيِّنٌ...

MEAL: "Helal bellidir, haram da bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden kaçınırsa dinini ve ırzını korumuş olur." (Buhârî, Îmân, 39)

NÜZUL SEBEBİ: Bir sulama davasında Efendimiz’in (S.a.v) hükmüne razı gelmeyen bir Müslüman'ın tavrı üzerine, kesin ve sarsıcı bir "iman ölçüsü" olarak inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman, Allah ve Resulü’nün hükmüne "eyvallah" demektir. Eğer senin ticaretin, mirasın, ailen hakkında İslam’ın hükmü geldiğinde içinden bir sıkıntı geçiyorsa, imanın sallantıdadır. Batıl dinlerin ve nefsin uydurduğu "kolay yollar" seni kurtarmaz. Dinini korumak isteyen, haramdan ve faizden aslandan kaçar gibi kaçmalıdır.

SAHABE KISSASI: Sa’d b. Ebî Vakkas (Hz.), annesinin "Müslümanlıktan dönmezsen yemek yemem" demesine karşı; "Yüz canın olsa ve her gün biri çıksa ben yine dinimden dönmem" diyerek imanın tavizsizliğini göstermiştir.

KISSADAN HİSSE: Teslimiyeti olmayanın imanı, sadece güzel bir iddiadan ibarettir.

— AYET —

وَمَنْ اَحْسَنُ د۪ينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ

“AYET KAYNAĞI: (Nisâ, 125)”

MEAL: "İyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden kimseden daha güzel dinli kim vardır?"

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

مَنْ مَاتَ وَهُوَ يُشْرِكُ بِاللّٰهِ شَيْـًٔا دَخَلَ النَّارَ

“MEAL: "Kim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşarak (şirk üzere) ölürse cehenneme girer." (Müslim, Îmân, 151)”

NÜZUL SEBEBİ: Yahudi, Hristiyan ve Müslümanların "Cennete sadece biz gireriz" iddiaları üzerine, kurtuluşun boş iddialarda değil, tam bir teslimiyet ve ihlaslı bir yaşamda olduğunu bildirmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: En güzel din, kağıt üzerinde kalan değil; hayatın merkezine Allah’ı koyan dindir. İman, sadece secdede kalır da çarşıya, pazara, harama ve helale müdahale etmezse o iman noksandır. Allah’ın hükmüne rağmen nefsinin veya batıl sistemlerin peşinden gitmek, gizli bir şirktir ve sonu ebedi ateştir.

SAHABE KISSASI: Hz. Huzeyfe (Hz.), ölmek üzere olan bir adamın kolunda nazarlık (muska) görünce onu koparıp atmış ve bu ayeti okuyarak imanın şirkten tamamen arınması gerektiğini haykırmıştır.

KISSADAN HİSSE: Allah’a teslim olmayan, her önüne gelene esir olur.

— AYET —

قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

“AYET KAYNAĞI: (En'âm, 162)”

MEAL: "De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

لَا يَقْبَلُ اللّٰهُ صَلَاةً بِغَيْرِ طُهُورٍ، وَلَا صَدَقَةً مِنْ غُلُولٍ

“MEAL: "Allah temizlik olmadan namazı, haram kazançtan (kamu malından çalınandan) verilen sadakayı da kabul etmez." (Müslim, Tahâret, 1)”

NÜZUL SEBEBİ: Müşriklerin hem putlara tapıp hem de Allah adına kurban kesme ikiyüzlülüğüne karşı, imanın bölünmez bir bütün olduğunu ilan etmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Ey "iman ettim" diyen! Eğer hayatın (ticaretin, kasan, ailen) Allah için değilse, namazın sadece bir hareketten ibarettir. Faizle aldığın evin, haramla büyüttüğün malın sadakası olmaz; Allah o pisliği kabul etmez. İman, hayatın her karesini Allah’ın rızasıyla boyamaktır.

SAHABE KISSASI: Hz. Ömer (Hz.), devletin mumuyla kendi özel işini yapmayacak kadar "hayatım Allah içindir" şuuruna sahip olduğu için adaletin sembolü olmuştur.

KISSADAN HİSSE: Hayatı Allah için olmayanın, ölümü O’nun rızası üzere olmaz.

— AYET —

يَا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ

“AYET KAYNAĞI: (Ahzâb, 70)”

MEAL: "Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve dosdoğru söz söyleyin."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا

“MEAL: "Bizi aldatan bizden değildir." (Müslim, Îmân, 164)”

NÜZUL SEBEBİ: Müslümanların kendi aralarındaki konuşmalarda ve ticari ilişkilerde dürüstlükten sapmamaları gerektiğini ihtar etmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman dilde başlar ama terazide, sözleşmede ve kasada ispatlanır. Malını satarken kusurunu gizleyen, faize kılıf uyduran kişi, diliyle "Allah" dese de fiiliyle İslam dairesinden çıkmış demektir. Aldatanın imanı sadece bir "alışkanlık" konuşmasıdır.

SAHABE KISSASI: Efendimiz (S.a.v), pazarda bir buğday yığınının içine elini daldırıp altının ıslak olduğunu görünce bu sarsıcı hadisi söylemiş ve sahtekârın iman davasının geçersizliğini tescillemiştir.

KISSADAN HİSSE: Doğruluğu ticaretine yansımayanın, secdesi sadece bir iddiadır.

— AYET —

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُٓوا ا۪يمَانَهُمْ بِظُلْمٍ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الْاَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ

“AYET KAYNAĞI: (En'âm, 82)”

MEAL: "İman edip de imanlarına zulmü (şirki ve haramı) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onlar içindir ve doğru yolu bulanlar da onlardır."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

إِنَّ الدِّمَاءَ وَالْأَمْوَالَ وَالْأَعْرَاضَ بَيْنَكُمْ حَرَامٌ

“MEAL: "(Müminler!) Birbirinizin kanları, malları ve ırzları (tıpkı şu mukaddes gün ve ay gibi) haramdır." (Buhârî, Hac, 132)”

NÜZUL SEBEBİ: "İmanlarına zulüm bulaştıranlar" ifadesini sahabe çok ağır bulunca, buradaki zulmün şirk ve başkalarının hakkını (faiz, gasp) yemek olduğunu beyan etmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman, emniyettir. Müslümanım deyip de faizle insanların malını sömüren, haramla midesini dolduran kişi, imanına "zulüm" bulaştırmıştır. Bu kişiler ahirette güven içinde olmayacaklardır. Gerçek hidayet, elini haramdan, dilini yalandan çekmektir.

SAHABE KISSASI: Hz. Ali (Hz.), kendisinden hakkı olmadığı bir şeyi isteyen akrabasına kızgın bir demiri yaklaştırarak; "Sen bu ateşten korkuyorsun da benim yarın cehennem ateşine girmemi mi istiyorsun?" demiştir.

KISSADAN HİSSE: Başkasının hakkıyla büyüyen mal, sahibini cennete değil, cehenneme taşır.

— AYET —

وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۚ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا بِرَبِّكُمْ

“AYET KAYNAĞI: (Hadîd, 8)”

MEAL: "Size ne oluyor ki, Peygamber sizi Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde Allah’a iman etmiyorsunuz?"

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

الظُّلْمُ ظُلُمَاتٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“MEAL: "Zulüm (ve haram yemek), kıyamet günü (sahibini boğacak olan) zifiri karanlıklardır." (Buhârî, Mezâlim, 8)”

NÜZUL SEBEBİ: İslam’ın hakikati her yönüyle ortaya çıkmışken hâlâ dünya malına ve nefislerine meyledip tam iman etmeyenleri sarsmak için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Ayet, "Size ne oluyor?" diye soruyor. Bu soru faize giren, harama bulaşan Müslümanadır! Allah’ın bunca nimeti ve uyarısı varken, nasıl olur da geçici bir kazanç için ebedi hayatını satarsın? Haram kazanç, o büyük günde senin körlüğün ve karanlığın olacaktır.

SAHABE KISSASI: Ebu'd-Derdâ (Hz.), ticaretin kendisini zikirden alıkoyacağından korktuğu için dükkanını kapatmış ve; "Allah’a yemin ederim ki, hem ticaret yapıp hem de imanımı tam koruyamayacağımdan korktum" demiştir.

KISSADAN HİSSE: İman, risk anında Allah’ın emrini dünya kârına tercih etmektir.

— AYET —

وَلَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ

“AYET KAYNAĞI: (Hûd, 113)”

MEAL: "Zulmedenlere (ve batıl din mensuplarına) meyletmeyin; aksi halde size de ateş dokunur."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

مَنْ كَثَّرَ سَوَادَ قَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ

“MEAL: "Kim bir topluluğun (batılın/faiz sisteminin) kalabalığını artırırsa, o da onlardandır." (Ebû Ya’lâ, Müsned, 4/442)”

NÜZUL SEBEBİ: Müslümanların zalim otoritelere ve batıl din mensuplarına yaranmak için onların yaşam tarzlarını benimsemelerini yasaklamak için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Sadece "ben yapmıyorum" demek yetmez. Batıl dinlerin sistemlerine, faizli bankaların çarklarına, haram eğlencelerin mekanlarına "meyletmek" bile ateşe davetiyedir. İman, safını net belli etmektir. Batılın kalabalığını artıran, o batılın günahına ortaktır.

SAHABE KISSASI: Said b. Cübeyr (Hz.), zalim Haccâc’ın karşısında canı pahasına hakkı söylemiş ve "Senin dünyan için imanımı satmam" diyerek bu ayetin izzetini korumuştur.

KISSADAN HİSSE: Ateşten kaçar gibi batılın sistemlerinden kaçmayan, o ateşin bir parçası olur.

— AYET —

قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ... اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪... فَتَرَبَّصُوا

“AYET KAYNAĞI: (Tevbe, 24)”

MEAL: "De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız... ve kazandığınız mallar size Allah’tan ve Resulü’nden daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin!"

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

تَعِسَ عَبْدُ الْخَمِيصَةِ، تَعِسَ عَبْدُ الْقَطِيفَةِ

“MEAL: "Lüks giysinin (modanın/gösterişin) kulu olan helak olsun!" (Buhârî, Cihâd, 70)”

NÜZUL SEBEBİ: Hicret emri geldiğinde, ailesini ve malını bahane ederek Allah’ın yolundan geri kalanları uyarmak için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Allah "bekleyin (yani azabı bekleyin)" diyor! Eğer kasandaki para, evindeki konfor, Allah’ın "haramdır" dediği faizden daha tatlı geliyorsa, senin iman davan bitmiştir. İman, Allah ve Resulü'nü her türlü dünya menfaatinin üstüne koymaktır. Modanın, lüksün ve markanın kulu olanlar, aslında nefsine iman edenlerdir.

SAHABE KISSASI: Hz. Hatice (Hz.), tüm servetini İslam davası için harcamış ve kuşatma altındayken bir lokma ekmeğe muhtaç kalmış ama "Allah bana yeter" demiştir.

KISSADAN HİSSE: Allah’tan başka her neyi daha çok seviyorsan, o senin imtihanın ve helakın olur.

— AYET —

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُٓوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُٓوا اَنْ يَكْفُرُوا بِه۪ۜ

“AYET KAYNAĞI: (Nisâ, 60)”

25. MEAL: "Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmedin mi? Oysa reddetmeleri emredilmişken hâlâ tâğûtun (batılın/Allah dışındaki otoritelerin) hükmüne başvurmak istiyorlar."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

مَنْ اَتٰى كَاهِنًا اَوْ عَرَّافًا فَصَدَّقَهُ بِمَا يَقُولُ فَقَدْ كَفَرَ بِمَا اُنْزِلَ عَلٰى مُحَمَّدٍ

25. MEAL: "Kim bir kahine veya falcıya (batıl inanca) gider de onun söylediklerini doğrularsa, Muhammed’e indirileni inkâr etmiş olur." (Ebû Dâvûd, Tıb, 21)

NÜZUL SEBEBİ: Görünüşte Müslüman olan bir münafığın, bir yahudiyle olan davasını Efendimiz’e (S.a.v) değil de batıl hüküm veren bir yahudi kahinine götürmek istemesi üzerine inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman bir iddia değil, adaleti ve hayat nizamını sadece Allah'ın hükmünde aramaktır. "Müslümanım" deyip de ticaretini faizci bankaların, hayatını Avrupa merkezli batıl yasaların, geleceğini falcıların/burçların hükmüne bırakanlar ağır bir iman zafiyeti içindedirler. Allah’ı bırakıp batıl sistemlerden medet uman, kendi elleriyle hidayetini karartmıştır.

SAHABE KISSASI: Hz. Ömer (Hz.), Allah’ın ve Resulü’nün hükmüne razı gelmeyip batılın kapısına giden münafığın kellesini uçurmuş; "Allah’ın hükmüne razı olmayanın hükmü budur!" diyerek imanın izzetini göstermiştir.

KISSADAN HİSSE: Allah’ın nizamını elinin tersiyle iten, batılın kölesi olarak helaka sürüklenir.

— AYET —

قُلْ يَآ اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ د۪ين۪ي فَلَآ اَعْبُدُ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ

“AYET KAYNAĞI: (Yûnus, 104)”

26. MEAL: "De ki: Ey insanlar! Eğer benim dinimden bir şüphede iseniz, bilin ki ben, sizin Allah’tan başka taptıklarınıza tapmam!"

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَ

Sَ

لَّمَ: "

مَنْ لَبِسَ تَم۪يمَةً فَقَدْ اَشْرَكَ

“26. MEAL: "Kim (koruyucu gücü Allah’tan değil de ondan bekleyerek) nazarlık/tılsım takarsa, şirke düşmüş olur." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/156)”

NÜZUL SEBEBİ: Müşriklerin Efendimiz’e (S.a.v) gelerek "Bizim ilahlarımıza da hürmet et, biz de senin ilahına edelim" şeklindeki uzlaşma tekliflerini kökten reddetmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman, batılın her türlüsüne karşı çekilen keskin bir "Hayır!" dır. Ey "iman ettim" diyen! Hem Allah’a inanıp hem de paradan, makamdan veya nazarlık gibi boş nesnelerden medet ummak imanın kimyasına aykırıdır. Kalbinde Allah’tan başka bir korku veya ümit büyüten, o şeyi aslında ilah edinmiştir. İslam, batıl olan her şeyi elin tersiyle itmektir.

SAHABE KISSASI: Zeyd b. Desinne (Hz.), idam edilmeden önce müşriklerin "Muhammed senin yerinde olsa sen evinde olsan istemez miydin?" sorusuna; "O’nun ayağına bir diken batmasındansa canımı feda ederim" diyerek sadakatini ispat etmiştir.

KISSADAN HİSSE: İman, sadece Allah’a ram olmak ve O’ndan başkasını hayat sahnesinden silmektir.

— AYET —

وَلَا تَسُبُّوا الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَسُبُّوا اللّٰهَ عَدْوًا بِغَيْرِ عِلْمٍۜ

“AYET KAYNAĞI: (En'âm, 108)”

27. MEAL: "Onların, Allah’tan başka taptıklarına sövmeyin; sonra onlar da haddi aşarak bilgisizce Allah’a söverler."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اَكْبَرُ الْكَبَائِرِ اَلْاِشْرَاكُ بِاللّٰهِ... وَقَوْلُ الزُّورِ

“27. MEAL: "Büyük günahların en büyüğü Allah’a ortak koşmak... ve yalan söylemektir." (Buhârî, Eymân, 16)”

NÜZUL SEBEBİ: Müslümanların müşriklerin putlarına hakaret etmesi üzerine, cahil müşriklerin de buna karşılık Allah’a dil uzatmasını engellemek ve davette edebi korumak için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman, edeptir. Batılın savunucularına koz vermeden, İslam’ın izzetini dille değil hayatla temsil etmektir. Kasada yalan söyleyen, ticarette aldatan kişi "iman ettim" dese de "yalan söylemek" gibi büyük bir günahla iman kalitesini yerle bir etmiştir. Dil "Allah" derken el harama uzanıyorsa, o iman sadece bir masaldır.

SAHABE KISSASI: Abdullah b. Cahş (Hz.), Uhud günü; "Ya Rabbi, Senin yolunda paramparça olayım ki yarın mahşerde 'Bunu kimin için yaptın?' dediğinde 'Senin için' diyeyim" diyerek imanın sadece dilde olmadığını göstermiştir.

KISSADAN HİSSE: İman, sözün bittiği yerde amelin konuşmasıdır.

— AYET —

اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۜ وَاِنَّ فَر۪يقًا مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

“AYET KAYNAĞI: (Bakara, 146)”

28. MEAL: "Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Muhammed’i ve hakikati) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup, bile bile hakkı gizlerler."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

مَنْ تَعَلَّمَ عِلْمًا مِمَّا يُبْتَغٰى بِه۪ وَجْهُ اللّٰهِ لَا يَتَعَلَّمُهُ اِلَّا لِيُص۪يبَ بِه۪ عَرَضًا مِنَ الدُّنْيَا لَمْ يَجِدْ عَرْفَ الْجَنَّةِ

28. MEAL: "Allah rızası için öğrenilmesi gereken bir ilmi, sadece dünya menfaati elde etmek için öğrenen kimse, cennetin kokusunu bile alamaz." (Ebû Dâvûd, İlim, 12)

NÜZUL SEBEBİ: Yahudi ve Hristiyan alimlerin, Tevrat ve İncil'de Efendimiz'e (S.a.v) dair açık işaretleri görmelerine rağmen, sırf haset ve dünyevi çıkarlar için gerçeği saklamaları üzerine inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Hakikati bilip de sırf dünya menfaati, faiz düzeni veya makam hırsı için susanlar, ehli kitabın o meşhur hastalığına yakalanmışlardır. İman, hakkı bilmek değil, hakkı yaşamak ve savunmaktır. Eğer senin ilmin seni faizden, haramdan ve yalandan çekip almıyorsa; o ilim seni cennete değil, ateşin tam kalbine taşır.

SAHABE KISSASI: Abdullah b. Mes’ud (Hz.), "Kur’an’ın tek bir harfinin bile hakkını vermemektense dağların altında kalmayı tercih ederim" diyerek ilmiyle amil olmanın dehşetini vurgulamıştır.

KISSADAN HİSSE: Hakkı bilip de batılın ekmeğini yiyen, cennetin kokusuna hasret kalır.

— AYET —

فَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّب۪ينَۚ

“AYET KAYNAĞI: (Şuarâ, 213)”

29. MEAL: "Öyleyse Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma (tapma); yoksa azaba uğratılanlardan olursun."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اَخْوَفُ مَا اَخَافُ عَلَيْكُمُ الشِّرْكُ الْاَصْغَرُ

: اَلرِّيَاءُ"

“29. MEAL: "Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir; yani riyadır (gösteriştir)." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/428)”

NÜZUL SEBEBİ: İslam’ın ulaştığı gönüllerde dahi gizli kalabilen "insanların takdirini Allah’ın takdirine tercih etme" tehlikesine karşı bir uyarı olarak inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İlah sadece heykel değildir. Kasadaki para senin için Allah’ın emrinden daha önemliyse, o para senin ilahındır! İnsanlar "ne der" diye harama bulaşıyorsan, o insanlar senin ilahındır! Namaz kılıp faize girmek, iki yüzlü bir ilah telakkisidir. Allah ile beraber başka hiçbir güç odağına râm olma; aksi takdirde o sığındığın sahte güçlerle beraber azaba sürüklenirsin.

SAHABE KISSASI: Hz. Ebubekir (Hz.), gizli şirkten o kadar korkardı ki; "Allah’ım, bilerek şirk koşmaktan sana sığınırım, bilmediklerim için de senden mağfiret dilerim" duasını dilinden düşürmezdi.

KISSADAN HİSSE: Allah için yapılmayan her amel, sahibinin sırtında bir yüktür.

— AYET —

اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىۜ

“AYET KAYNAĞI: (Alak, 14)”

30. MEAL: "O (insan), Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?"

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اَلْاِحْسَانُ اَنْ تَعْبُدَ اللّٰهَ كَاَنَّكَ تَرَاهُ، فَاِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَاِنَّهُ يَرَاكَ

“30. MEAL: "İhsan (imanın zirvesi); Allah’ı görüyormuşsun gibi ibadet etmektir. Sen O’nu görmesen de O seni görmektedir." (Buhârî, Îmân, 37)”

NÜZUL SEBEBİ: Efendimiz’in (S.a.v) Kabe’de namaz kılmasını engellemeye çalışan Ebu Cehil’in o dehşetli küstahlığına ve Allah’ın her an izlemede olduğu gerçeğine dikkat çekmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman, bir "görülme" bilincidir. Tenhada günah işlerken, kasada hile yaparken, internetin karanlık köşelerinde gezerken "Allah görüyor" demeyen kişinin imanı sadece bir etikettir. "Secdede alnın var ama ticarette haramın varsa", sen Allah’ın seni gördüğüne henüz inanmamışsın demektir. İnsanların görmediği yerde Allah’tan korkmayan, gerçek mümin değildir.

SAHABE KISSASI: Bir genç kızın, annesi süte su katmasını istediğinde "Halife Ömer görmese de Allah görüyor" demesi, Hz. Ömer’i (Hz.) ağlatmış ve imanın bu muazzam kalitesine hayran bırakmıştır.

KISSADAN HİSSE: Allah’ın gördüğünü unutmak, en büyük cahilliktir.

— AYET —

قُلْ اِنَّمَآ اَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰىٓ اِلَيَّ اَنَّمَآ اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَآءَ رَبِّه۪ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّه۪ٓ اَحَدًا

“AYET KAYNAĞI: (Kehf, 110)”

31. MEAL: "De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَنْظُرُ اِلٰى اَجْسَادِكُمْ وَلَا اِلٰى صُوَرِكُمْ وَلٰكِنْ يَنْظُرُ اِلٰى قُلُوبِكُمْ وَاَعْمَالِكُمْ

“31. MEAL: "Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz; O ancak kalplerinize ve amellerinize bakar." (Müslim, Birr, 34)”

NÜZUL SEBEBİ: Efendimiz'in (S.a.v) haşa ilahlık iddia etmediğini, sadece Allah’ın elçisi olduğunu ve tek kurtuluşun ihlaslı bir iman ve amel olduğunu bildirmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Allah kalbe ve amele bakar! Yani "Benim kalbim temiz" diyerek haram yemek, faize bulaşmak, namazı terk etmek kocaman bir yalandır. Kalbi temiz olanın ameli de temiz olur. İbadetine dünyayı, parayı, gösterişi karıştıran; Allah’a giden yolu kendi elleriyle kapatmış demektir. İman, itaatle ispatlanır.

SAHABE KISSASI: Sahabeden biri savaşta öldürüldüğünde, üzerinden çıkan ganimet malı sebebiyle Efendimiz (S.a.v) "Onu cehennemde görüyorum" demiştir; çünkü küçük bir haram tüm ameli yakmıştır.

KISSADAN HİSSE: Allah’tan başkası için yapılan her "iyilik", mahşer günü rüzgarın önündeki kül gibi savrulur.

— AYET —

فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰى اَنْ تَعْدِلُواۚ

“AYET KAYNAĞI: (Nisâ, 135)”

32. MEAL: "Adaletten sapmamak için nefsinizin arzularına (hevânıza) uymayın."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اَلْمُجَاهِدُ مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ ف۪ي طَاعَةِ اللّٰهِ

“32. MEAL: "Gerçek mücahit, Allah’a itaat yolunda kendi nefsiyle cihad edendir." (Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 2)”

NÜZUL SEBEBİ: Mahkemelerde ve şahitliklerde yakınların lehine veya zenginlerin hatırına adaleti çiğneme eğilimlerine karşı sarsıcı bir ihtar olarak inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Ey iman eden! Senin en büyük düşmanın dışarıda değil, göğüs kafesinin içindedir. Eğer Allah "haram" dediğinde nefsin "ama" diyorsa, sen kendi içinde bir savaşın ortasındasın demektir. Faize, yalan kazanca, batılın sistemlerine seni iten nefsine "dur" demedikçe, secdelerin seni kurtaramaz. İman, nefsi Allah’ın emrine kurban etmektir.

SAHABE KISSASI: Hz. Ali (Hz.), savaşta yüzüne tüküren düşmanı serbest bırakmış; "Eğer şimdi seni öldürürsem nefsim için öldürmüş olurum, oysa ben sadece Allah için kılıç sallarım" diyerek nefis terbiyesinin zirvesini göstermiştir.

KISSADAN HİSSE: Nefsine iman eden, Allah’a itaat edemez.

— AYET —

وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلَّآ اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِۙ

“AYET KAYNAĞI: (Burûc, 8)”

33. MEAL: "Onlardan (müminlerden) sadece; mutlak güç sahibi ve övgüye layık olan Allah’a iman ettikleri için intikam aldılar."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

لَا طَاعَةَ لِمَخْلُوقٍ ف۪ي مَعْصِيَةِ الْخَالِقِ

“33. MEAL: "Yaratana isyan olan yerde, yaratılana (hiçbir otoriteye) itaat yoktur." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/131)”

NÜZUL SEBEBİ: Ashâb-ı Uhdûd’un (hendeklere atılan müminlerin), sadece "Rabbimiz Allah’tır" dedikleri için diri diri yakılmalarını ve sebatlarını anlatmak için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İman, bedel ödemeyi göze almaktır. Eğer patronun haram işlemeni istiyorsa, eğer sistem seni faize zorluyorsa; orada Müslümanın tavrı bellidir: "Yaratana isyan olan yerde mahluka itaat edilmez!" Ateşe atılmayı göze alan ama Allah’ın isminden vazgeçmeyenlerin yoludur İslam. Dünyalık korkularla harama bulaşan, Uhdûd ashabının mirasına ihanet etmiştir.

SAHABE KISSASI: Ashab-ı Uhdûd’dan kucağında bebeği olan bir kadın, ateşe girmeden önce tereddüt edince; bebeği dile gelip "Anneciğim sabret, sen hak yoldasın!" diyerek imanın dehşetli gücünü haykırmıştır.

KISSADAN HİSSE: Allah için kaybeden, aslında her şeyi kazanmıştır.

— AYET —

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ رَاَيْتَ الْمُنَافِق۪ينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًاۚ

“AYET KAYNAĞI: (Nisâ, 61)”

34. MEAL: "Onlara, 'Allah’ın indirdiğine ve Peygamber’e gelin' denildiği zaman, o münafıkların senden şiddetle uzaklaştıklarını görürsün."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ

“34. MEAL: "Kim bir kavme (batıl topluluğa/yaşam tarzına) benzerse, o da onlardandır." (Ebû Dâvûd, Libâs, 4)”

NÜZUL SEBEBİ: Kur’an’ın hukukuna ve Efendimiz’in (S.a.v) hakemliğine davet edildiklerinde, dünyevi çıkarları bozulacağı için sırt çeviren sözde Müslümanların halini ifşa etmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Ey "iman ettim" diyen! "Kur’an’a gel, İslam’ın hukukuna, faizsiz ticaretine gel" denildiğinde yüzünü buruşturuyorsan, sen kimin safındasın? Yahudi ve Hristiyanların yaşam tarzına, bankacılık sistemlerine, moda anlayışlarına özenenler bilsinler ki; kime benzerseniz mahşerde onunla haşrolunacaksınız. İslam’dan kaçıp batıla sığınan, aslında Allah’tan kaçmaktadır.

SAHABE KISSASI: Hz. Ebubekir (Hz.), müşriklerin "Arkadaşın göğe çıktığını söylüyor" dediklerinde; "O söylüyorsa doğrudur" diyerek hiç uzağa gitmeden hakikate teslim olmuştur.

KISSADAN HİSSE: Allah’ın kapısından kaçan, batılın kölesi olarak her kapıda rezil olur.

— AYET —

وَاِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَحْدَهُ اشْمَاَزَّتْ قُلُوبُ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِۚ

“AYET KAYNAĞI: (Zümer, 45)”

35. MEAL: "Allah tek başına anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalpleri daralır/nefretle dolar."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ

“35. MEAL: "Dünya müminin zindanı, kafirin ise cennetidir." (Müslim, Zühd, 1)”

NÜZUL SEBEBİ: Müşriklerin, sadece Allah’tan bahsedilince yüzlerini ekşitip putlarından bahsedilince sevinmeleri üzerine, iman yoksunu kalplerin röntgenini çekmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Eğer "Allah böyle emrediyor" denildiğinde kalbin daralıyor, "ama modern hayat, ama kazanç" diye mazeretler üretiyorsan; senin ahiret inancın ağır yaralıdır. Mümin dünyada sınırsız özgür değildir; o, Allah’ın emirlerinin sınırları içinde yaşayan bir "esir" gibidir ama bu esaret onu cehennemden azat eder. Batıl dinlerin sunduğu "geçici dünya cennetine" aldanan, ebedi mülkü kaybeder.

SAHABE KISSASI: Abdurrahman b. Avf (Hz.), çok zengin olmasına rağmen bu hadisi duyunca ağlamış ve; "Korkarım ki güzelliklerimiz bu dünyada bize peşin verildi de ahirete bir şey kalmadı" diyerek titretici bir iman hassasiyeti göstermiştir.

KISSADAN HİSSE: Dünyasını cennet yapmak için harama dalan, ahiretini ateşe vermiştir.

— AYET —

اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَۜ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ۟

“AYET KAYNAĞI: (Mâide, 50)”

36. MEAL: "Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü arıyorlar? Kesin olarak inanan bir toplum için, hükmü Allah’tan daha güzel olan kim vardır?"

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَبَّ

“36. MEAL: "Kişi (ahirette) sevdiği ile beraberdir." (Buhârî, Edeb, 96)”

NÜZUL SEBEBİ: İslam’ın adaleti önünde eşitlenmekten korkan ve eski cahiliye imtiyazlarını, aşiret hukukunu özleyenleri sarsmak için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Allah’ın yasakladığı faizi "çağdaşlık" sananlar, haramı "özgürlük" görenler aslında cahiliye karanlığına aşık olmuşlardır. Allah’ın hükmünden daha güzel, daha adil ne olabilir? Eğer sen kalbinde batıl dinlerin sistemlerini, İslam dışı hayatları seviyorsan; mahşerde onlarla beraber olacaksın! Sevgin kiminleyse, cennetin veya cehennemin de orasıdır.

SAHABE KISSASI: Bir bedevi gelip Efendimiz'e (S.a.v) "Kıyamet ne zaman?" diye sordu. Efendimiz "Onun için ne hazırladın?" deyince; "Çok namazım yok ama Allah ve Resulü'nü seviyorum" dedi. Efendimiz "Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyurunca sahabe o güne kadar hiç o kadar sevinmemişti.

KISSADAN HİSSE: Batıl sistemleri seven, batılın akıbetine ortak olur.

— AYET —

إِنَّآ أَنزَلْنَا ٱلتَّوْرَىٰةَ فِيهَا هُدًۭى وَنُورٌۭ ۚ يَحْكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسْلَمُوا۟ لِلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ بِمَا ٱسْتُحْفِظُوا۟ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ عَلَيْهِ شُهَدَآءَ ۚ فَلَا تَخْشَوُا۟ ٱلنَّاسَ وَٱخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًۭا قَلِيلًۭا ۚ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ

“AYET KAYNAĞI: (Mâide, 44)”

37. MEAL: "Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendileridir."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اِيَّاكُمْ وَمُحَقَّرَاتِ الذُّنُوبِ

“37. MEAL: "Küçük görülen günahlardan (basite almaktan) sakının!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/331)”

NÜZUL SEBEBİ: Tevrat’ın hükümlerini kendi çıkarlarına göre değiştiren veya uygulamayan Yahudi alimlerinin bu tavrının "küfür" olduğunu ilan etmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Allah "faiz haram" dediği halde "küçük faizden bir şey olmaz" diyerek Allah’ın hükmünü basite almak, imanı temelinden sarsan bir cinayettir. "Ben sadece bir kere yaptım" dediğin o küçük günahlar birleşir ve kalbini simsiyah eder. Allah’ın hükmünü ticaretine, mirasına, evine sokmayan kişi; aslında Allah’ın ilahlığını reddetmiş olur.

SAHABE KISSASI: Abdullah b. Ömer (Hz.), küçük bir yalan söylerim korkusuyla şahitlikten kaçar, "Allah'ın huzurunda hesabını veremeyeceğim bir sözden O'na sığınırım" derdi.

KISSADAN HİSSE: Küçük günahlarda ısrar eden, büyük günahların kucağına düşer; Allah’ın hükmünü terk eden ise ebedi hüsrana.

— AYET —

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ

“AYET KAYNAĞI: (Haşr, 18)”

38. MEAL: "Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve her nefis yarın (ahiret) için ne hazırladığına baksın."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اَلْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ

“38. MEAL: "Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için hazırlık yapandır." (Tirmizî, Kıyâme, 25)”

NÜZUL SEBEBİ: Müminlerin sadece bugünü değil, asıl hayat olan ahireti düşünerek yaşamalarını ve her adımlarını "mahşer" bilinciyle atmalarını emretmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Akıl; daha çok para biriktirmek, faizle malı katlamak değil; yarın huzur-u ilahide ne cevap vereceğini düşünmektir. "Yarın için ne hazırladın?" sorusu, bugün kasandaki harama, dilindeki yalana verilmiş en büyük cevaptır. İman, ahiret endişesini dünya hırsının önüne koymaktır.

SAHABE KISSASI: Hz. Ömer (Hz.), her akşam kendi kendine; "Ey Ömer, bugün Allah için ne yaptın?" diye hesap sorar, nefsinin yakasına yapışırdı.

KISSADAN HİSSE: Bugün nefsini hesaba çekmeyeni, yarın Allah dehşetli bir şekilde hesaba çekecektir.

— AYET —

فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَآؤُنَۙ وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ

“AYET KAYNAĞI: (Mâun, 4-7)”

39. MEAL: "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki; onlar kıldıkları namazdan gafildirler, gösteriş yaparlar ve en küçük yardımı bile engellerler."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اَلظُّلْمُ ظُلُمَاتٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“39. MEAL: "Zulüm (haram yemek, haksızlık etmek), kıyamet günü (sahibini boğacak olan) zifiri karanlıklardır." (Buhârî, Mezâlim, 8)”

NÜZUL SEBEBİ: Müslüman görünüp namaz kılan ama kalbi katı, yetimi itip kakan ve dini sadece bir "maske" olarak kullanan münafık ruhlu kişileri teşhir etmek için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: Ey "iman ettim" diyen! Namazın seni faizden, merhametsizlikten, başkasının hakkını yemekten korumuyorsa; o namaz senin için bir kurtuluş değil, bir vebaldir. "Secdede alnın var ama ticarette haramın varsa", sen namazın ruhundan gafilsin demektir. Allah’ın huzuruna alnındaki secde iziyle değil, elindeki haram kanıyla ve malıyla çıkmak en büyük zulümdür.

SAHABE KISSASI: Ebu Zer (Hz.), "Öyle bir gün gelecek ki, kıldığınız namazlar ve tuttuğunuz oruçlar sırtınızda bir yük olacak, eğer ahlakınız Allah için değilse!" diyerek bu tehlikeye dikkat çekmiştir.

KISSADAN HİSSE: Namazı hayata dokunmayanın, imanı sadece dildedir.

— AYET —

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا تُوبُوٓا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًاۜ

“AYET KAYNAĞI: (Tahrim, 8)”

40. MEAL: "Ey iman edenler! Allah’a samimi bir tevbe (nasuh tevbesi) ile dönün."

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اَلصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ... كَفَّارَاتٌ لِمَا بَيْنَهُنَّ مَا اجْتُنِبَتِ الْكَبَائِرُ

“40. MEAL: "Beş vakit namaz, büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe aralarındaki (küçük) günahlara kefarettir." (Müslim, Tahâret, 16)”

NÜZUL SEBEBİ: Müminlerin düştükleri hatalardan, girdikleri haram yollardan (faiz, yalan, batıl merakı) tam bir kopuşla dönmeleri ve tertemiz bir başlangıç yapmaları için inmiştir.

AZ VE ÖZ TEFSİR: İşte son söz, işte çıkış kapısı! Ey faize bulaşmış, harama el uzatmış, imanı sadece camiye hapsetmiş kardeşim! "Nasuh tevbesi" ile dön! Yani o günahı bir daha asla yapmamak üzere köprüleri yak! Allah’ın rahmeti geniştir ama O’nun diniyle, haramıyla oyun oynanmaz. Büyük günahları (faizi, zulmü) terk etmedikçe namazların seni temizlemez. Uyan artık! Son nefesin gelmeden, imanı iddia değil "itaat" olarak kalbine yaz!

SAHABE KISSASI: Ebu Lübâbe (Hz.), bir hata işleyip Efendimiz'e (S.a.v) ihanet ettiğini hissedince, kendisini Mescid-i Nebevi'nin direğine bağlatmış; "Allah beni affedene kadar buradan ayrılmayacağım" diyerek imandaki sadakati ve tevbeyi göstermiştir.

KISSADAN HİSSE: Tevbe ile silinmeyen her günah, cehenneme atılmış bir imzadır.

EBEDİ HÜSRANDAN ÖNCE SON ÇAĞRI.

AZİZ KARDEŞLERİM

Ey imanı sadece dilde bir nakış gibi taşıyan, ancak kalbinin derinliklerine O’nun mühürünü bir türlü vuramayan gafil kardeşim! "Allah’a iman ettim" diyorsun, ama adımlarını haramın ortasına atıyorsun. "İman ettim" diyorsun, ama faiz batağında debelenirken yüzün bile kızarmıyor. Sen kiminle pazarlık yapıyorsun? Sen kimi kandırıyorsun?

Bak, imanı kalbine yerleştirememiş, nefsinin süslü yalanlarına köle olmuş ey bedbaht! Artık bu delaletten, bu karanlıktan vazgeç! Gel, henüz vaktin varken, ruhun o dar boğaza gelip dayanmadan, tövbe kapısı yüzüne kapanmadan Allah’a hakkıyla teslim ol. İmanı bir süs gibi değil, bir hayat nizamı olarak kalbine yerleştir. Allah’ın hükümlerini harfiyen yerine getirmeye, yasaklarından aslandan kaçar gibi sakınmaya bak. Zira iman; rüzgâra göre eğilen bir dal değil, kökü arşta olan bir çınardır!

Sen dünyada iken cenneti kazanmaya bak! Yarın mahşer meydanında mazeretler para etmeyecek, "pişmanım" feryatları yankılanmayacak. Sen dünyada iken Allah’a teslim olmaya, O’nun rızasını her türlü menfaatin, her türlü banka hesabının, her türlü rüşvetin ve haramın üstünde tutmaya bak. Eğer sen, imanı kalbine yerleştirmeden, küfür üzere, isyan üzere, haram deryasında boğulmuş bir halde ölürsen; o gün seni ne malın, ne evladın, ne de o sığındığın sahte güçler kurtaramayacak!

O gün, Allah’ın huzurunda yapayalnız kaldığında, melekler (Hz.) yakana yapıştığında "Ben Müslümandım" iddianın içi boş bir ceviz kabuğu gibi kırıldığını göreceksin. Gel, ey aklını idrak edemeyen kardeşim! Yol yakınken dön. Sahabenin o çelikten imanıyla kuşan. Kalbini Allah’a emanet et ki, ebedi hayatın bir cehennem çukuru değil, bir cennet bahçesi olsun. Son nefes gelmeden önce, "Bismillah" de ve Allah’a hakkıyla râm ol!

Hazırlayan MEHMET ERÇELİK