ALLAH'IN BİZE EMANETİ: ÇEVREYE SAHİP ÇIKALIM
Aziz Müminler!
Yüce Rabbimizin rahmeti, mağfireti, bereketi ve selâmı üzerinize olsun.
Rabbimize sonsuz hamdü senalar; Habîbi Edîbi, iki cihan serveri Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa'ya, onun âline, ashabına ve kıyamete kadar onun yolundan giden bütün müminlerin üzerine salât ve selâm olsun.
Cenâb-ı Hak bizleri iman nimetiyle şereflendirdi, İslâm nimetiyle aziz kıldı ve şu mübarek vakitte bir araya getirdi; Rabbimize hamdolsun.
Bugünkü sohbetimizde; Yüce Allah'ın bizlere emanet olarak verdiği çevreyi korumanın önemini, tabiatın muhafazasını, israftan kaçınmayı ve mahlûkata karşı merhameti, Kur'ân-ı Kerîm'in ayetleri, Peygamber Efendimizin hadisleri ve ecdadımızın güzel örnekleri ışığında birlikte tefekkür etmeye çalışacağız.
Hak Teâlâ sözümüzü hakka ve hakikate muvafık eylesin; gönüllerimizi feyziyle doldursun; dinleyen kardeşlerimizi ve bizleri rahmetine, mağfiretine ve rızasına nail eylesin.
Değerli Müminler!
Yüce Rabbimiz insanı yeryüzünün halifesi olarak yaratmış, ona sayısız nimetler vermiştir. Üzerinde yaşadığımız dünya, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, gölgesinde dinlendiğimiz ağaçlar, dağlar, ovalar ve denizler; Allah'ın bizlere lütfettiği büyük nimetlerdir.
Bu nimetler yalnızca bizim değildir. Geçmiş nesillerden bize emanet olarak gelmiş, bizden sonra yaşayacak nesillere de aktarılması gereken ilahî emanetlerdir.
Bugün insanlık; çevre kirliliği, su kaynaklarının tükenmesi, ormanların yok edilmesi ve tabiatın tahrip edilmesi gibi büyük problemlerle karşı karşıyadır. Müslüman, çevreyi korumayı sadece bir vatandaşlık görevi olarak değil, aynı zamanda bir kulluk vazifesi olarak görür.
KÂİNAT ALLAH'IN ESERİDİR
Aziz Kardeşlerim!
Kur'ân-ı Kerîm bize kâinatın tesadüfen meydana gelmediğini, her şeyin Allah'ın kudretinin eseri olduğunu bildirir. Allah Teâlâ buyuruyor:
هُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلَائِفَ الْأَرْضِ
“Yeryüzünde sizi halifeler yapan O'dur.”
En'âm, 6/165
Bir başka ayette şöyle buyurulur:
إِنِّي جَاعِلٌ فِي الْأَرْضِ خَلِيفَةً
“Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.”
Bakara, 2/30
Halife olmak; yeryüzünü imar etmek, korumak ve bozmamaktır. Bu sebeple Müslüman çevreyi korur, tabiatı tahrip etmez, suyu israf etmez, ağacı kesmez, canlılara zarar vermez.
YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK YAPMAYIN
Muhterem Müslümanlar!
Kur'an'ın çevre ahlâkına dair en önemli emirlerinden biri şudur:
وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَاحِهَا
“Yeryüzü düzene konulduktan sonra orada bozgunculuk yapmayın.”
A'râf, 7/56
Bugün çevreyi kirletmek, ormanları yakmak, suları zehirlemek, havayı kirletmek ve doğal dengeyi bozmak; bu ayetin yasakladığı fesadın kapsamına girmektedir.
Yine Rabbimiz buyuruyor:
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ
“İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıktı.”
Rûm, 30/41
Bugün yaşadığımız çevre felaketleri, kuraklıklar, seller ve yangınlar bizlere bu ayeti hatırlatmaktadır.
PEYGAMBERİMİZİN ÇEVRE ANLAYIŞI
Aziz Müminler!
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) çevre konusunda ümmetine örnek olmuştur. Bir hadis-i şerifte buyuruyor ki:
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أَوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَأْكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أَوْ إِنْسَانٌ أَوْ بَهِيمَةٌ إِلَّا كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ
“Bir Müslüman bir ağaç diker veya ekin eker de ondan insan, kuş veya hayvan yerse, bu onun için sadaka olur.”
Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkāt, 10
Demek ki ağaç dikmek yalnızca çevrecilik değil, aynı zamanda sadakadır.
Başka bir hadis-i şerifte:
إِنْ قَامَتِ السَّاعَةُ وَفِي يَدِ أَحَدِكُمْ فَسِيلَةٌ فَإِنِ اسْتَطَاعَ أَنْ لَا تَقُومَ حَتَّى يَغْرِسَهَا فَلْيَغْرِسْهَا
“Eğer kıyamet kopuyor olsa ve birinizin elinde bir fidan bulunsa, onu dikebiliyorsa mutlaka diksin.”
Ahmed b. Hanbel, Müsned, 12902
Bu hadis, Müslümanın ümit insanı olduğunu göstermektedir.
SUYU İSRAF ETMEYİN
Muhterem Kardeşlerim!
Su, Allah'ın en büyük nimetlerinden biridir. Kur'ân-ı Kerîm buyuruyor:
وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ
“Biz her canlı şeyi sudan yarattık.”
Enbiyâ, 21/30
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir gün abdest alan Sa'd b. Ebî Vakkās'a uğradı ve şöyle buyurdu:
مَا هَذَا السَّرَفُ يَا سَعْدُ
“Ey Sa'd! Bu israf da nedir?”
Sa'd: "Abdestte de israf olur mu?" diye sorunca Efendimiz şöyle buyurdu:
نَعَمْ وَإِنْ كُنْتَ عَلَى نَهَرٍ جَارٍ
“Evet, akan bir nehir başında olsan bile israf olur.”
İbn Mâce, Tahâret, 48
Bugün muslukları açık bırakmak, suyu gereksiz yere tüketmek ve çevreyi kirletmek Müslüman ahlâkına yakışmaz.
HAYVANLARA MERHAMET
Aziz Müslümanlar!
İslam sadece insanlara değil, bütün canlılara merhameti emreder. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
فِي كُلِّ كَبِدٍ رَطْبَةٍ أَجْرٌ
“Her canlıya yapılan iyilikte sevap vardır.”
Buhârî, Şürb, 9
KUYUYA İNEN ADAM KISSASI
Bir adam, susuzluktan dili dışarı çıkmış bir köpek gördü. Kuyuya indi, ayakkabısına su doldurdu ve köpeğe içirdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ onun bu davranışını beğendi ve günahlarını bağışladı.
Buhârî, Enbiyâ, 54
Bir hayvana verilen bir tas su bile Allah katında değerliyse, çevreyi korumanın ne kadar büyük bir ibadet olduğu daha iyi anlaşılır.
HZ. ÖMER VE FIRAT KENARINDAKİ KOYUN
Halife Hz. Ömer b. Hattâb şöyle buyurmuştur: "Eğer Fırat kenarında bir koyun kaybolsa, Allah'ın bunun hesabını Ömer'den soracağından korkarım."
Bu söz; yöneticilerin ve insanların çevreye, canlılara ve bütün emanetlere karşı sorumluluğunu göstermektedir.
AĞACI KESMEYEN ÂLİM
Rivayet edilir ki salih bir zat, yol üzerinde büyüyen bir ağacın gölgesinde yıllarca dinlenmişti. Bir gün talebeleri ağacı kesmek istediler. O zat şöyle dedi:
"Bu ağaç yıllardır Allah'ın kullarına hizmet ediyor. Onu kesmek kolaydır; fakat onun yerini doldurmak zordur."
Talebelerine onlarca fidan diktirdi. Bu olay bize şunu öğretir: Müslüman tüketen değil, üreten insandır. Yıkan değil, yapan insandır. Yok eden değil, yaşatan insandır.
OSMANLI'DAN İBRETLİ BİR ÖRNEK
Osmanlı döneminde kuşlar için vakıflar kurulmuş, camilerin duvarlarına kuş evleri yapılmıştır. Hasta leyleklerin tedavisi için vakıflar oluşturulmuş, sokak hayvanlarının beslenmesine özel önem verilmiştir.
Bu medeniyet anlayışı, "yaratılanı Yaratan'dan ötürü sevme" anlayışının bir sonucudur.
SONUÇ
Aziz Müminler!
Çevreyi korumak modern çağın değil, İslam'ın emridir.
Ağaç dikmek sadakadır. Suyu korumak ibadettir. Hayvanlara merhamet rahmete vesiledir. Yeryüzünü imar etmek kulluktur; yeryüzünü bozmak ise günahtır.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَأَحْسِنْ كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ
“Allah'ın sana verdiği nimetlerle ahiret yurdunu kazanmaya çalış; dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk isteme.”
Kasas, 28/77
DUA
Yâ Rabbi! Bizlere emanet ettiğin yeryüzünün, havanın, suyun, toprağın ve bütün nimetlerin kıymetini bilmeyi nasip eyle.
Bizleri çevreyi koruyan, ağacı yaşatan, suyu israf etmeyen, canlılara merhamet eden kullarından eyle.
Allah'ım! Kalplerimize emanet bilinci ver. Nefislerimizi israftan, bencillikten ve sorumsuzluktan koru. Bizleri yeryüzünde bozgunculuk yapanlardan değil, iyilik ve güzellik yayanlardan eyle.
Yâ Rabbi! Memleketimizi kuraklıktan, yangınlardan, sellerden ve her türlü afetten muhafaza eyle. Ormanlarımıza, sularımıza ve bütün nimetlerimize bereket ihsan eyle.
Yâ İlâhî! Çocuklarımıza temiz bir çevre, huzurlu bir gelecek bırakabilmeyi nasip eyle. Bizleri emanetine sahip çıkan, rızana uygun yaşayan kullarından eyle.
Âmin.
İBRAHİM BÖLÜKBAŞI
Din Hizmetleri Uzmanı
