CUMA VAAZI
GİRİŞ: EBEDİ KURTULUŞUN VE RAHMETİN YEGÂNE ÇAĞRISI.
YARIN TÖVBE EDERİM DİYENLER, BUGÜN TOPRAK OLDULAR!
BEDBAHT AKLINI BAŞINA AL! RAHMET KAPISI HALA AÇIK!
PİŞMANLIK DUYMAYAN KALP, TAŞTAN DAHA SERTTİR!
SAHTE ZEVKLERİN SONU GELDİ; ŞİMDİ TÖVBE VAKTİDİR!
ZAMAN DARALIYOR, DEFTER KAPANMADAN NİYETİNİ DÜZELT!
MUSALLA TAŞINDA PİŞMANLIK FAYDA VERMEZ!
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم
الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ كَمَا يُحِبُّ رَبُّنَا وَيَرْضَى. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ خَاتَمِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.
Hamd; rahmeti gazabını kuşatmış, kudretiyle zerreden kürreye her şeyi rızıklandırmış, "Dön!" emriyle kullarına her nefeste yeni bir hayat bahşeden âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salat ve selam; ümmetinin hidayeti için geceleri inleyip gözyaşı döken, şefaat madeni, karanlık kalplerin nuru, rahmet peygamberi Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (S.a.v) üzerine, O’nun sadakat abidesi âli ve ashabının üzerine olsun.
AZİZ MÜSLÜMANLAR, DEĞERLİ MÜMİNLER!!!
EY AKLINI İDRAK EDEMEYEN, NEFSİNİN ZİNDANINDA CAN ÇEKİŞEN BİÇARE!
Bak, ömür sermayen bir buz kalbi gibi eriyor ve sen hala bitmeyecek sandığın o sahte rüyaların peşinde koşuyorsun! Eğer affedilmek istiyorsan, eğer bu kirli dünyanın tozundan silkinip arınmak istiyorsan; dur ve gel! Bu kapı, yüzüne kapanacak bir kapı değildir. Bu çağrı, fanilerin değil, seni yaratan ve seni senden daha iyi bilen Rabbinin çağrısıdır.
ALLAH’IN AYETLERİNE KULAK VER!
O ayetler ki; her biri birer kurtuluş gemisi, her biri zifiri karanlıkta birer hidayet meşalesidir. Sağırlaşmış kalbini o ilahi kelama aç! Allah sana "Kulum" derken, sen hangi uçurumun kenarında yankılanan nefsinin sesine kanıyorsun? Gökleri ve yeri dize getiren o yüce kudret, senin bir damla gözyaşına, bir "Ya Rabbi" deyişine koca bir cenneti ve sonsuz rahmetini vadetmişken; sen hangi sahte zevklerin peşinde bu muazzam mirası tepmektesin?
ALLAH’IN EMRİNE İTAAT ET VE KURTUL!
İtaat; esaret değil, hürriyettir. Allah’a kul olmayan, nefsinin ve dünyanın kölesi olur. Eğer gerçekten huzur arıyorsan, eğer omuzlarındaki günah yükünün altında ezilmekten yorulduysan; itaat kalesine sığın! Bak, güneş her gün senin üzerine doğuyor, toprak sana meyvesini sunuyor, ciğerlerine o nefes bedelsiz doluyor... Bütün bunlar senin için birer rahmet mektubuyken, sen hala neden bu mektubu okumamakta direniyorsun?
GEL! RAHMET DERYASI SENİ BEKLİYOR!
Günahın boyunu aşmış olsa da, kalbin isyan pasıyla kararmış olsa da gel! Bedbaht aklını başına al; Azrail’in nefesi ensene değmeden, tövbe kapısının mandalı ebediyen mühürlenmeden önce dön! Bugün dökmediğin o bir damla nedamet yaşı, yarın mahşerin dehşetinde sana bir kurtuluş denizi olacaktı. Gafil olma! Rahmetten kaçan, adım adım azaba ve kendi felaketine yaklaşır.
Şimdi, bu ilahi davete icabet etme vaktidir. Şimdi, "Ben bittim" dediğin yerden Rabbine "Ben geldim" deme vaktidir. Unutma; Allah affetmek ister, yeter ki sen affedilmeye niyet et!
I. ANA BÖLÜM: RAHMETTEN ÜMİT KESMEK EN BÜYÜK GÜNAHTIR
GÜNAH SENİ KİRLETİR; AMA RAHMET SENİ YENİDEN DİRİLTİR!
— AYET —
﴿ قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَم۪يعًاۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Zümer, 53)
Meal: "De ki: Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ، كَتَبَ فِي كِتَابِهِ فَهُوَ عِنْدَهُ فَوْقَ الْعَرْشِ ﴾
:
﴿ إِنَّ رَحْمَتِي غَلَبَتْ غَضَبِي ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah mahlukatı yarattığı zaman, Arş'ın üzerindeki kitabına şunu yazdı: Şüphesiz merhametim, gazabımı geçmiştir." (Buhârî, Tevhîd, 15)
Nüzul Sebebi: Mekke döneminde çokça adam öldürmüş ve zina etmiş bir grup müşrikin, "Muhammed (S.a.v) bizi İslam'a çağırıyor ama bizim işlediğimiz bu büyük günahların bir kefareti var mıdır?" diye sormaları üzerine, rahmet kapısının herkes için açık olduğunu ilan etmek üzere inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Bak! Allah sana "Ey kulum" demiyor, "Ey israf etmiş, haddi aşmış kulum" diyor. Yani sen ne kadar uzağa gidersen git, ne kadar kirlenirsen kirlen derya aynı deryadır. Günahın boyu ne olursa olsun, Allah'ın rahmeti Arş'ın tepesinde "Ben affedeceğim" diye haykırıyor. Ümit kesmek, Allah'ın affetme gücüne inanmamaktır ki bu en büyük felakettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Vahşi (Hz.), Hz. Hamza’yı şehit ettikten sonra bu ayetle teselli bulmuş ve Resulullah'ın (S.a.v) huzuruna çıkarak rahmetle temizlenmiştir.
Kıssadan Hisse: Allah affetmek ister; yeter ki kul kaçmakta ısrar etmesin.
— AYET —
﴿ وَرَحْمَت۪ي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍۜ ﴾
AYET KAYNAĞI: (A'râf, 156)
Meal: "Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ جَعَلَ اللَّهُ الرَّحْمَةَ مِائَةَ جُزْءٍ، فَأَمْسَكَ عِنْدَهُ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ جُزْءًا، وَأَنْزَلَ فِي الْأَرْضِ جُزْءًا وَاحِدًا ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah rahmetini yüz parçaya böldü. Bunun doksan dokuzunu kendi katında tuttu, yeryüzüne ise sadece bir parçasını indirdi." (Buhârî, Edeb, 19)
Nüzul Sebebi: Yahudilerin "Rahmet sadece bize ve bizim peygamberimize uyanlaradır" demeleri ve sınırlı bir merhamet anlayışı gütmeleri üzerine, ilahi rahmetin kâinatın her zerresini içine alan mutlak bir genişlikte olduğunu tescillemek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Yeryüzündeki tüm annelerin şefkati, hayvanların yavrularına olan merhameti o "bir" parçanın içindedir. Geriye kalan 99 parça ise mahşerde seni bekliyor. Rahmeti bu kadar geniş olan bir Rabbe sırt dönülür mü? Her şeyi kuşatan o rahmetin içine girmek için senin sadece bir "estağfirullah" demen yeterli.
Sahabe Kıssası: Bir savaş sonrasında çocuğunu arayan ve bulduğunda onu bağrına basıp emziren anneyi gören Hz. Peygamber (S.a.v), "Allah'ın kullarına merhameti, bu kadının yavrusuna olan şefkatinden kat kat fazladır" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Rahmet seni çağırırken, günah seni oyalıyor.
— AYET —
﴿ وَمَنْ يَعْمَلْ سُوٓءًا اَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّٰهَ يَجِدِ اللّٰهَ غَفُورًا رَح۪يمًا ﴾
AYET KAYNAĞI: (Nisâ, 110)
Meal: "Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhametli bulur."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ لَوْ لَمْ تُذْنِبُوا لَذَهَبَ اللَّهُ بِكُمْ، وَلَجَاءَ بِقَوْمٍ يُذْنِبُونَ فَيَسْتَغْفِرُونَ اللَّهَ فَيَغْفِرُ لَهُمْ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize günah işleyip sonra istiğfar eden, Allah'ın da kendilerini bağışladığı bir topluluk getirirdi." (Müslim, Tevbe, 11)
Nüzul Sebebi: Ensardan biri, bir başkasının zırhını çalmış ve suçu bir Yahudi'nin üzerine atmıştı. Olayın iç yüzü ortaya çıkıp adam hatasını anlayınca, işlenen suç ne kadar çirkin olursa olsun tövbe kapısının açık olduğunu göstermek üzere nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah senin günah işlemene muhtaç değildir ama senin O'nun rahmetine muhtaç olduğunu görmeni ister. "Düştüm artık bittim" deme! Düştüğün yerden istiğfarla kalkarsan, Allah seni tertemiz eder. Günah seni Allah'tan uzaklaştırmaz, tövbeyi terk etmek uzaklaştırır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), bir gencin günahından dolayı utancından mescide gelemediğini duyunca ona bu ayeti göndererek rahmet kapısına davet etmiştir.
Kıssadan Hisse: Tövbe edenin geçmişi değil, Rabbine olan samimi dönüşü yazılır.
— AYET —
﴿ نَبِّئْ عِبَاد۪يٓ اَنّ۪يٓ اَنَا الْغَفُورُ الرَّح۪يمُۙ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Hicr, 49)
Meal: "Kullarıma haber ver ki, gerçekten ben çok bağışlayan ve çok merhamet edenim."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَبْسُطُ يَدَهُ بِاللَّيْلِ لِيَتُوبَ مُسِيءُ النَّهَارِ، وَيَبْسُطُ يَدَهُ بِالنَّهَارِ لِيَتُوبَ مُسِيءُ اللَّيْلِ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah, gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini (rahmetini) açar. Gece günah işleyenin tövbesini kabul etmek için de gündüzün elini açar." (Müslim, Tevbe, 31)
Nüzul Sebebi: Sahabeden bir grubun Allah'ın azabından korkarak ümitsizce ağlamaları ve "Acaba biz ne olacağız?" diye endişelenmeleri üzerine, Efendimiz'e (S.a.v) kulları teskin etmesi için bu müjdeyi duyurması emredilmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah "Haber ver!" diyor. Yani bu müjdeyi bekleyen, kalbi kırık, "Acaba affedilir miyim?" diyen herkese bu ilanı ulaştır. Gece-gündüz açık bir rahmet kapısından bahsediyoruz. Sen ne zaman istersen, O orada! Gündüzün kirlendiysen geceyi bekleme, gecen karardıysa sabaha erteleme.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Mesud (Hz.), "Kur'an'daki en büyük ferahlık veren ayet budur" derdi.
Kıssadan Hisse: Allah'ın rahmeti seni bekliyor; sen neredesin?
— AYET —
﴿ وَرَبُّكَ الْغَفُورُ ذُو الرَّحْمَةِۜ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Kehf, 58)
Meal: "Senin Rabbin, çok bağışlayıcıdır, rahmet sahibidir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ قَالَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى ﴾
:
﴿ يَا ابْنَ آدَمَ إِنَّكَ مَا دَعَوْتَنِي وَرَجَوْتَنِي غَفَرْتُ لَكَ عَلَى مَا كَانَ فِيكَ وَلَا أُبَالِي ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) (Hadis-i Kudsi'de) buyurdu ki: "Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden ümitvar olduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onları bağışlarım; aldırmam!" (Tirmizî, Daavât, 98)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin Hz. Peygamber (S.a.v) ile alay ederek "Madem hak peygambersin, haydi üzerimize azabı getir" demeleri üzerine; Allah'ın kullarına karşı merhamet sahibi olduğu için azabı hemen göndermediği, onlara dönmeleri için zaman tanıdığını bildirmek üzere inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Aldırmam!" diyor Rabbimiz. Yani senin günahın O'nun mülküne zarar vermez, bağışlaması da O'ndan bir şey eksiltmez. Sen sadece samimiyetle "Ya Rabbi" de ve O'ndan umudunu kesme. Rahmeti varken umutsuz olan, aslında kendi elleriyle kendini karanlığa gömer.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.), dua ederken "Ya Rabbi, günahlarım çok ama senin rahmetin her şeyi kuşatmıştır" diyerek bu hadisteki müjdeye tutunurdu.
Kıssadan Hisse: Allah affetmek ister; kul ise kaçmakta ısrar eder.
— AYET —
﴿ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَۙ ﴾
AYET KAYNAĞI: (En’âm, 54)
Meal: "Rabbiniz, merhamet etmeyi kendi üzerine yazmıştır (ilke edinmiştir)."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِنَّ اللَّهَ رَحِيمٌ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي مِنْ عَبْدِهِ إِذَا رَفَعَ إِلَيْهِ يَدَيْهِ أَنْ يَرُ ﴾
﴿ Dَّهُمَا صِفْرًا" ﴾
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Şüphesiz Allah hayâ (rahmet) ve kerem sahibidir. Kulu elini açıp dua ettiğinde, o elleri boş çevirmekten hayâ eder." (Ebû Dâvûd, Vitir, 23)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin, Müslüman olan fakir ve eski köleleri küçümseyerek onlarla aynı mecliste bulunmak istememeleri üzerine; Allah'ın bu garip müminleri kucakladığını ve rahmetini onlara vadettiğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Bak! Allah rahmeti kendine farz kılmış. O'nun kapısında "ret" cevabı yoktur, sadece "bekle" veya "daha iyisini vereceğim" vardır. Açılan hiçbir el boş dönmez; eğer ellerin boşsa bil ki henüz kalbini o kapıya dayamamışsın.
Sahabe Kıssası: Hz. Selman-ı Farisi (Hz.), bu hadisi rivayet ederken Allah'ın cömertliği karşısında duygulanır ve ağlardı.
Kıssadan Hisse: Kapıyı çal; çünkü o kapı rahmet kapısıdır.
— AYET —
﴿ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Hac, 65)
Meal: "Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ مَنْ لَا يَرْحَمِ النَّاسَ لَا يَرْحَمْهُ اللَّهُ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez." (Buhârî, Tevhîd, 2)
Nüzul Sebebi: İnsanların yeryüzündeki nimetleri ve tabiat olaylarını kendi güçleriyle yönetildiğini sanmaları üzerine; gökyüzünün yere düşmemesinin ve her türlü hayat nimetinin ancak Allah'ın insanlara olan Rauf ve Rahim sıfatlarının bir tecellisi olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah'ın rahmetinden pay almak istiyorsan, sen de rahmet saçmalısın. Rauf ve Rahim olan Allah, kullarının da birbirine karşı yumuşak olmasını ister. Rahmetten kaçan, başkalarına karşı zalimleşen kimsedir. Kimseye merhameti olmayanın, Allah'ın rahmetinden nasip beklemesi kuru bir hayaldir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), bir gün yolda bir kuşu sapanla avlamaya çalışan çocukları görünce kuşu parasıyla satın alıp azad etmiş; o gece rüyasında bu merhameti sebebiyle affedildiği müjdesini almıştır.
Kıssadan Hisse: Rahmet seni diriltir, sen de başkalarını merhametinle dirilt.
— AYET —
﴿ وَاسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا اِلَيْهِۜ اِنَّ رَبّ۪ي رَح۪يمٌ وَدُودٌ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Hûd, 90)
Meal: "Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, (müminleri) çok sevendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَأَلْحِقْنِي بِالرَّفِيقِ الْأَعْلَى ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) (son nefesinde) şöyle dua etti: "Allah’ım! Beni bağışla, bana merhamet et ve beni Refîk-i A’lâ’ya (en yüce dosta) ulaştır." (Buhârî, Daavât, 29)
Nüzul Sebebi: Şuayb (a.s)'ın kavminin sürekli isyan etmesi ve ona "Seni sadece zayıf bir adam olarak görüyoruz" diyerek hakaret etmeleri üzerine; tövbe ederlerse Allah'ın onları sadece affetmekle kalmayıp, Vedûd ismiyle yeniden seveceğini hatırlatmak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Rabbimiz sadece Rahim değil, aynı zamanda Vedûd'dur. Yani O, tövbe eden kulunu sadece affetmez, onu yeniden sever! Günah işleyince "Allah beni artık sevmez" deme. Tövbe kapısından içeri girdiğinde, o sevgi yeniden filizlenir.
Sahabe Kıssası: Hz. Peygamber’in (S.a.v) son nefesinde bu duayı ettiğini duyan Hz. Aişe (Hz.), rahmetin büyüklüğünü bir kez daha anlamıştır.
Kıssadan Hisse: Her tövbe, rahmet kapısına vurulan bir umuttur.
II. ANA BÖLÜM: ALLAH AFFEDER; AMA KUL AFFEDİLMEYE NİYET ETMELİDİR
RAHMET SENİ ÇAĞIRIRKEN, GÜNAH SENİ OYALIYOR!
— AYET —
﴿ وَاِنّ۪ي لَغَفَّارٌ لِمَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا ثُمَّ اهْتَدٰى ﴾
AYET KAYNAĞI: (Tâhâ, 82)
Meal: "Şüphe yok ki ben, tövbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra da doğru yolda giden kimseyi sonuna kadar bağışlarım."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِنَّمَا الْأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ، وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Ameller ancak niyetlere göredir ve her kişi için niyet ettiği şey vardır." (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1)
Nüzul Sebebi: İsrailoğulları'nın Hz. Musa (a.s) Tur dağına çıktığında buzağıya tapmaları üzerine, Allah’ın bu kadar büyük bir sapıklıktan sonra dahi; samimiyetle dönen ve niyetini ameliyle ispat edenler için mağfiret kapısını açık bıraktığını bildirmek üzere inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Bak! Allah "bağışlarım" diyor ama şartı var: Tövbe edeceksin, niyetini imanla mühürleyeceksin ve o niyetin ispatı olan salih ameli işleyeceksin. Yani "dilimle tövbe ederim, elimle günaha devam ederim" diyemezsin. Allah senin niyetindeki ciddiyete bakar. Sen gerçekten temizlenmek istiyor musun, yoksa Allah'ı kandıracağını mı sanıyorsun?
Sahabe Kıssası: Hz. Maiz (Hz.), işlediği günahtan sonra niyetindeki samimiyet o kadar büyüktü ki; bizzat gelerek cezalandırılmak istedi ve Efendimiz (S.a.v) onun için "Öyle bir tövbe etti ki, tüm Medine halkına dağıtılsaydı onlara yeterdi" buyurdu.
Kıssadan Hisse: Allah affetmek ister; yeter ki kul samimi dönsün.
— AYET —
﴿ اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلاً صَالِحاً فَاُولٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ﴾
AYET KAYNAĞI: (Furkân, 70)
Meal: "Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِنَّ اللَّهَ لَا يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأَمْوَالِكُمْ، وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz; ancak kalplerinize (niyetlerinize) ve amellerinize bakar." (Müslim, Birr, 34)
Nüzul Sebebi: Müşriklerden bir grubun "Biz çok adam öldürdük, putlara taptık, zina ettik; Müslüman olsak bile bu pislikler üzerimizden silinir mi?" diye endişelenmeleri üzerine, sadece affetmeyi değil, günahları sevaba çevirme müjdesini vermek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah’ın rahmetine bak! Sadece silmiyor, bir de üzerine ödül koyuyor. Ama niyetin "aman günahlarım sevaba dönsün" diye kurnazlık yapmak değil, gerçekten o günahtan nefret etmek olmalı. Sen kalbini Allah’a çevirirsen, O senin o kapkara geçmişini bembeyaz bir istikbale dönüştürür.
Sahabe Kıssası: Yaşlı bir adam Efendimiz (S.a.v)'e gelip "Her türlü kötülüğü işledim, benim için kurtuluş var mı?" dediğinde, Efendimiz niyetindeki o samimi kırıklığı görüp bu ayeti müjdelemiştir.
Kıssadan Hisse: Tövbe edenin geçmişi değil, dönüşü yazılır.
— AYET —
﴿ اِنْ تَعْلَمُوا خَيْرًا اَوْ تُخْفُوهُ اَوْ تَعْفُوا عَنْ سُوءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا قَد۪يرًا ﴾
AYET KAYNAĞI: (Nisâ, 149)
Meal: "Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü affederseniz, (bilin ki) Allah da çok affedicidir, her şeye gücü yetendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ مَنْ لَمْ يَسْتَغْفِرْ لَمْ يُغْفَرْ لَهُ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Bağışlanma dilemeyene bağışlanma yoktur." (Ebû Dâvûd, Vitir, 26)
Nüzul Sebebi: Sahabeden birinin kendisine zulmeden birine beddua etmesi üzerine, affetmeye niyet etmenin ve bağışlamanın ilahi mağfireti çekmek için en büyük vesile olduğunu bildirmek üzere nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah "affediciyim" diyor ama kulu da bu sıfatla donanmaya çağırıyor. Sen başkasını affetmeye niyet etmezken, Allah'tan nasıl af dilersin? İstiğfar niyetin dilinde kalmasın, hayatına yansısın. Bağışlanmak istiyorsan, bağışlamayı öğreneceksin.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.), iftiraya uğrayan kızı Hz. Aişe için harcamalarını kestiği akrabasını, bu ayet inince niyetini hemen düzelterek tekrar affetmiş ve yardımına devam etmiştir.
Kıssadan Hisse: Allah’a bir adım atana, Allah rahmetiyle yollar açar.
— AYET —
﴿ وَهُوَ الَّذ۪ي يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِه۪ وَيَعْفُوا عَنِ السَّيِّـَٔاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَۙ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Şûrâ, 25)
Meal: "O, kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve sizin yaptıklarınızı bilendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِعَبْدٍ خَيْرًا اسْتَعْمَلَهُ، قِيلَ ﴾
:
﴿ وَمَا اسْتَعْمَلَهُ؟ قَالَ ﴾
:
﴿ يُوَفِّقُهُ لِعَمَلٍ صَالِحٍ قَبْلَ الْمَوْتِ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah bir kulu hakkında hayır dilerse onu istihdam eder. Denildi ki: Onu nasıl istihdam eder? Şöyle buyurdu: Ölmeden önce ona salih amel işleme niyeti ve imkanı verir." (Tirmizî, Kader, 8)
Nüzul Sebebi: Peygamberimizin (S.a.v) Mekke'nin fethinden sonra müşriklerin tövbe edip etmeyeceği konusundaki endişeleri ve onlara rahmet kapısının hala açık olduğunun bildirilmesi için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah senin ne yaptığını biliyor; niyetindeki gizli düşünceyi de, açıkta yaptığın günahı da... Kabul makamı sadece O'dur. Eğer bugün içinde bir tövbe isteği, bir salih amel niyeti varsa bil ki Allah senin için hayır murat etmiştir. Bu niyetin kıymetini bil ve o niyet soğumadan secdeye kapan.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), Müslüman olmadan hemen önce Efendimiz'i (S.a.v) öldürme niyetiyle yola çıkmışken, kalbine düşen o rahmet kıvılcımıyla niyetini değiştirmiş ve İslam'ın aziz bir neferi olmuştur.
Kıssadan Hisse: Allah affetmek ister; kul ise niyetini rahmetle yıkamalıdır.
— AYET —
﴿ فَمَنْ تَابَ مِنْ بَعْدِ ظُلْمِه۪ وَاَصْلَحَ فَاِنَّ اللّٰهَ يَتُوبُ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Mâide, 39)
Meal: "Kim zulmünden (işlediği günahtan) sonra tövbe eder ve halini düzeltirse, şüphesiz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ لَلَّهُ أَفْرَحُ بِتَوْبَةِ عَبْدِهِ مِنْ أَحَدِكُمْ سَقَطَ عَلَى بَعِيرِهِ، وَقَدْ أَضَلَّهُ فِي أَرْضِ فَلَاةٍ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah'ın, kulunun tövbesine olan sevinci; çölde devesini kaybedip sonra ansızın bulan kimsenin sevincinden daha fazladır." (Müslim, Tevbe, 1)
Nüzul Sebebi: Hırsızlık gibi cezai müeyyidesi olan bir suç işleyenin, bu cezadan önce tövbe etmesi halinde Allah katında manevi temizliğin mümkün olduğunu bildirmek üzere inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah senin dönüşünle seviniyor! Kainatın sahibi senin niyetindeki o samimi pişmanlığa değer veriyor. Bir kul Allah’a dönerken "acaba kabul eder mi?" diye tereddüt etmemeli. O, senin gelmeni, o günah çukurundan niyetinle çıkmanı bekliyor.
Sahabe Kıssası: Hz. Hamza’nın (Hz.) katili Vahşi, bu müjdeleri duyunca günlerce ağlayarak niyetini halisleştirmiş ve en sonunda "Müslüman oldum ya Resulullah!" diyerek rahmete koşmuştur.
Kıssadan Hisse: Allah’a dönen kaybetmez; geç kalmış olsa bile.
— AYET —
﴿ اِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللّٰهِ لِلَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السُّوٓءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَر۪يبٍ فَاُولٰٓئِكَ يَتُوبُ اللّٰهُ عَلَيْهِمْۜ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Nisâ, 17)
Meal: "Allah’ın kabul edeceği tövbe, ancak bilmeyerek kötülük yapanların, sonra da çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbesini kabul eder."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِنَّ اللَّهَ يَقْبَلُ تَوْبَةَ الْعَبْدِ مَا لَمْ يُغَرْغِرْ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Şüphesiz Allah, kulun tövbesini can boğaza gelip can çekişme başlamadıkça kabul eder." (Tirmizî, Daavât, 98)
Nüzul Sebebi: İnsanların günahı hafife alıp "nasıl olsa ölürken tövbe ederim" diyerek rahmeti suistimal etmelerini önlemek ve niyetin tazeliğinin önemini vurgulamak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: "Çok geçmeden" demek, günahın kalpte pas tutmasına izin vermeden demektir. Azabı görünce niyet değiştirmek tövbe değildir. Allah senin niyetinin samimiyetini sağlık vaktinde, güç elindeyken görmek ister. Can boğaza gelince her kafir bile Müslüman olmak ister, ama o niyetin artık bir değeri kalmaz.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), tövbeyi asla ertelemez; "Namazım geçti mi, niyetim bozuldu mu?" diye her gece kendini yargılardı.
Kıssadan Hisse: Yarın yaparım diyenler, helak oldu.
— AYET —
﴿ وَالَّذ۪ينَ عَمِلُوا السَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُوا مِنْ بَعْدِهَا وَاٰمَنُوا اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴾
AYET KAYNAĞI: (A’râf, 153)
Meal: "Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ve inananlar için şüphe yok ki Rabbin, ondan sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ اَلتَّائِبُ مِنَ الذَّنْبِ كَمَنْ لَا ذَنْبَ لَهُ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Günahından tövbe eden kimse, hiç günah işlememiş gibidir." (İbn Mâce, Zühd, 30)
Nüzul Sebebi: Buzağıya tapan İsrailoğulları'ndan gerçekten niyetlerini düzeltenlerin, işledikleri o büyük şirke rağmen ilahi rahmetten mahrum bırakılmayacağını teyit etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Tertemiz bir sayfa açmak ister misin? Allah sana bu imkanı veriyor. "Ben çok kirlendim, bu leke çıkmaz" deme. Niyetindeki o tövbe ateşi, tüm günah kirlerini yakıp kül eder. Allah katında sanki o günahı hiç işlememiş gibi kabul edilmek, ancak halis bir niyetle mümkündür.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebu Zer (Hz.), İslam öncesi hayatından o kadar çok utanıyordu ki, Müslüman olduktan sonra niyetini her an taze tutmak için dünyalık her şeyi terk etmiştir.
Kıssadan Hisse: Allah’ın rahmeti, tövbe edenleri sil baştan başlatır.
— AYET —
﴿ اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَبَيَّنُوا فَاُولٰٓئِكَ اَتُوبُ عَلَيْهِمْۚ وَاَنَا التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Bakara, 160)
Meal: "Ancak tövbe edenler, (hallerini) düzeltenler ve (gerçeği) açıklayanlar başka. İşte ben onların tövbesini kabul ederim. Ben tövbeleri çokça kabul edenim, çok merhametliyim."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ اَللَّهُمَّ اجْعَلْ سَرِيرَتِي خَيْرًا مِنْ عَلَانِيَتِي ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) şöyle dua ederdi: "Allah’ım! İçimi (niyetimi) dışımdan (görünen halimden) daha hayırlı eyle." (Tirmizî, Daavât, 126)
Nüzul Sebebi: Kitap ehlinden olup da hakikati gizleyenlerin, niyetlerini düzeltip gizledikleri gerçekleri halka açıklamaları şartıyla affedileceklerini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Tövbe sadece "dil" ile olmaz; niyetini "ıslah" ile, yani davranışlarını düzelterek ispat edeceksin. Allah'a giden yolun dürüstlükten geçtiğini unutma. İçindeki niyet dışındaki ameli geçmedikçe, rahmetin hakikati kalbine inmez.
Sahabe Kıssası: Hz. Peygamber (S.a.v)'e gelip "Ya Resulullah, içimde öyle şeyler geçiyor ki onları söylemektense kül olmayı tercih ederim" diyen sahabeye; "İşte bu, niyetindeki imanın ta kendisidir" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Allah affetmek ister; yeter ki kul samimi niyetle kapıya gelsin.
III. ANA BÖLÜM: RAHMETTEN KAÇAN, AZABA YAKLAŞIR
ALLAH’IN RAHMETİ SENİ BEKLER; SEN NEREDESİN?
— AYET —
﴿ وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى ﴾
AYET KAYNAĞI: (Tâhâ, 124)
Meal: "Kim de benim zikrimden (kitabımdan ve rahmetimden) yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ مَنْ لَمْ يَسْأَلِ اللَّهَ يَغْضَبْ عَلَيْهِ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Kim Allah’tan (rahmet ve mağfiret) istemezse, Allah ona gazap eder." (Tirmizî, Daavât, 2)
Nüzul Sebebi: Dünyalık refah içinde olup da Allah'ın rahmet davetine karşı kibirlenen Mekke müşriklerinin, bu tutumlarının ahirette ebedi bir karanlığa ve körlüğe yol açacağını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah’ın rahmetinden kaçmak, kendi felaketine koşmaktır. Güneşten kaçan karanlığa mahkûm olduğu gibi, rahmetten yüz çeviren de kalbinin daralmasına ve ruhunun hapsolmasına mahkûmdur. İstememek kibirdir; kibir ise rahmetin en büyük engelidir. Allah’a muhtaç olduğunu bilmeyen, azabın kucağına düşmüş demektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Cehil'in oğlu Hz. İkrime (Hz.), babasının aksine rahmete koşmuş ve "Babam o kibir yüzünden helak oldu, ben ise rahmetle dirildim" demiştir.
Kıssadan Hisse: Rahmetten kaçan, kendi ateşine odun taşır.
— AYET —
﴿ وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللّٰهِ لَوَّوْا رُؤُ۫سَهُمْ وَرَاَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُمْ مُسْتَكْبِرُونَ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Münâfikûn, 5)
Meal: "Onlara, 'Gelin, Allah’ın Resulü sizin için bağışlama dilesin' denildiği zaman, başlarını çevirirler ve sen onların kibirlenerek uzaklaştıklarını görürsün."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ كُلُّ أُمَّتِي مُعَافًى إِلَّا الْمُجَاهِرِينَ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Günahı alenen işleyenler hariç, ümmetimin tamamı affa mazhardır." (Buhârî, Edeb, 60)
Nüzul Sebebi: Münafıkların reisi Abdullah b. Ubeyy'e, yaptığı fitnelerden sonra Efendimiz'den (S.a.v) af dilemesi söylendiğinde, kibri yüzünden boynunu çevirip reddetmesi üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Rahmet kapısı önüne kadar gelmişken sırt dönmek, ebedi bir bedbahtlıktır. Günahı gizli işleyen pişmanlığa yakındır, ancak günahıyla övünüp rahmeti küçümseyen kişi, kendi üzerine azap perdesini çekmiştir. Kibirlenerek uzaklaşan, sadece mağfireti değil, insanlığını da kaybeder.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), bu ayeti okuduğunda "Ya Rabbi, kibrin kokusundan bile sana sığınırım, çünkü o rahmeti öldürür" diye dua ederdi.
Kıssadan Hisse: Rahmet seni çağırırken başını çevirme; o baş mahşerde yerden kalkmaz.
— AYET —
﴿ وَالَّذ۪ينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً اَوْ ظَلَمُوٓا اَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللّٰهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْۖ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلَّا اللّٰهُۖ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Âl-i İmrân, 135)
Meal: "Onlar çirkin bir iş yaptıklarında yahut nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir?"
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ لَوْ أَنَّ رَجُلًا كَانَ لَهُ مِثْلُ قُرَابِ الْأَرْضِ خَطَايَا، ثُمَّ لَقِيَنِي لَا يُشْرِكُ بِي شَيْئًا، لَأَتَيْتُهُ بِمِثْلِهَا مَغْفِرَةً ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) (Hadis-i Kudsi'de) buyurdu ki: "Allah buyurdu ki: 'Ey âdemoğlu! Sen bana yeryüzü dolusu günahla gelsen, ben de seni bir o kadar mağfiretle karşılarım.'" (Tirmizî, Daavât, 98)
Nüzul Sebebi: Hurma satıcısı Nebhan adında birinin işlediği bir hatadan dolayı büyük bir vicdan azabı çekerek Efendimiz'e (S.a.v) gelip "Ben helak oldum" demesi üzerine, samimi bir hatırla bağışlanmanın mümkün olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Günahın büyüklüğü değil, Allah'ın büyüklüğü esastır. Sen "Ben bittim" dersen, şeytanın ekmeğine yağ sürersin. "Allah beni affeder mi?" sorusu bir iman zafiyetidir. Allah "Benden başka kim bağışlayabilir?" diyerek tekelin kendisinde olduğunu ilan ediyor. Karanlığın ne kadar yoğun olursa olsun, rahmetin güneşi onu dağıtmaya yeter.
Sahabe Kıssası: Hz. Hamza’nın (Hz.) ciğerini söktüren Hint, niyetini düzeltip rahmete sığındığında Allah onu karanlıktan nura çıkarmıştır.
Kıssadan Hisse: Düşmek günah, yerde kalmak rahmeti unutmaktır.
— AYET —
﴿ وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ طَرَفَىِ ٱلنَّهَارِ وَزُلَفًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ ۚ إِنَّ ٱلْحَسَنَٰتِ يُذْهِبْنَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ ذَٰلِكَ ذِكْرَىٰ لِلذَّٰكِرِينَ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Hûd, 114)
Meal: "Şüphesiz iyilikler, kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt alanlar için bir hatırlatmadır."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ أَتْبِعِ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Kötülüğün peşinden hemen bir iyilik yap ki, o iyilik kötülüğü silip götürsün." (Tirmizî, Birr, 55)
Nüzul Sebebi: Bir kişinin işlediği bir hatadan dolayı pişman olup ne yapması gerektiğini sorması üzerine; günahın pasını ancak salih amelin ve rahmet niyetinin silebileceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Rahmet sadece beklemek değildir, harekete geçmektir. Günah seni kirlettiyse, hemen bir yetimin başını okşa, bir sadaka ver, bir gönül al ki o nur gelip karayı silsin. Allah’ın rahmeti öyle bir temizleyicidir ki, samimi bir iyilik karşısında dağ gibi günahları yok eder.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Lübâbe (Hz.), yaptığı bir hatadan dolayı kendini mescidin direğine bağlamış ve "Allah beni affedene kadar buradan ayrılmam" demiştir; bu ayet ve rahmet müjdesiyle çözülmüştür.
Kıssadan Hisse: Bir damla gözyaşı, bir ömürlük günahı yıkayabilir.
— AYET —
﴿ وَتُوبُوٓا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Nûr, 31)
Meal: "Ey müminler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللَّهِ، فَإِنِّي أَتُوبُ فِي الْيَوْمِ مِائَةَ مَرَّةٍ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Ey insanlar! Allah’a tövbe edin. Zira ben günde yüz defa O’na tövbe ediyorum." (Müslim, Zikir, 41)
Nüzul Sebebi: Müslümanların gündelik hayat içindeki hataları ve bakışlarındaki kusurlar üzerine; kurtuluşun ancak toplu bir uyanış ve tövbe ile mümkün olacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Tövbe sadece günahkarın işi değildir; tövbe bir kulluk makamıdır. Bak, günahsız olan Efendimiz (S.a.v) bile günde yüz defa kapıyı çalıyor. Sen kimsin ki o kapıya muhtaç olmadığını sanıyorsun? Tövbe, ruhun nefes almasıdır. Kurtuluş; "ben iyiyim" diyende değil, "Ya Rabbi sana döndüm" diyendedir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.), her namazdan sonra "Allah'ım kusurlarımı affet" diye inler, Efendimiz'in bu hadisini rehber edinirdi.
Kıssadan Hisse: Tövbe edenin yolu aydınlanır, etmeyen karanlıkta boğulur.
— AYET —
﴿ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّاب۪ينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّر۪ينَ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Bakara, 222)
Meal: "Şüphesiz Allah çokça tövbe edenleri sever, temizlenenleri de sever."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِنَّ اللَّهَ يَقْبَلُ تَوْبَةَ الْعَبْدِ مَا لَمْ يُغَرْغِرْ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah, kulunun tövbesini can boğaza gelip can çekişme başlamadıkça kabul eder." (Tirmizî, Daavât, 98)
Nüzul Sebebi: Sahabeden bazıları "Biz günah işleyip temizlensek Allah bizi yine sever mi?" diye sorduklarında, Allah'ın sadece affetmekle kalmayıp tövbe eden kulu sevdiğini ilan etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah seni sadece affetmiyor, seni "seviyor"! Günahtan dönen kul, Allah katında sevgilidir. Ama vakit varken dönmelisin. Son nefeste, Azrail'in kılıcı boynundayken yapılan tövbe, korkunun tövbesidir; niyetin değil. Akıllı adam, güç elindeyken rahmete sığınandır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), bu ayeti her okuduğunda "Ya Rabbi, bizi sevdiklerinden eyle" diye ağlardı.
Kıssadan Hisse: Allah affetmek ister; yeter ki kul temizlenmeye niyet etsin.
— AYET —
﴿ يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا تُوبُوٓا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًاۜ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Tahrîm, 8)
Meal: "Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle ve samimiyetle (nasuh bir tövbe ile) tövbe edin."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ اَلنَّدَمُ تَوْبَةٌ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Pişmanlık tövbedir." (İbn Mâce, Zühd, 30)
Nüzul Sebebi: Müminlerin aile hayatındaki sırlar ve zelleler üzerine; hatada ısrar etmemenin ve kalpten gelen bir nedametle Allah'a sığınmanın gerekliliğini vurgulamak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Nasuh" demek, bir daha o günaha dönmemek üzere dikiş tutturmaktır. Sadece dille "tövbe" demek bir aldatmacadır. Gerçek tövbe, kalbin o günahı düşündüğünde sızlamasıdır. Eğer pişmanlığın varsa, rahmet kapısı açılmış demektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Maiz (Hz.), nasuh bir tövbe için canını feda etmiş ve ebedi kurtuluşa ermiştir.
Kıssadan Hisse: İçten bir "ah", binlerce sahte "estağfirullah"tan daha kıymetlidir.
— AYET —
﴿ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Müzzemmil, 20)
Meal: "Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ مَنْ لَزِمَ الِاسْتِغْفَارَ جَعَلَ اللَّهُ لَهُ مِنْ كُلِّ ضِيقٍ مَخْرَجًا ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Kim istiğfara devam ederse, Allah ona her darlıktan bir çıkış yolu açar." (Ebû Dâvûd, İstiğfâr, 26)
Nüzul Sebebi: Müslümanların gece ibadeti ve ağır yükler altındaki yorgunlukları üzerine; amellerdeki eksiklikleri ancak Allah'ın bağışlamasının tamamlayacağını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İstiğfar sadece günahtan kurtulmak değildir, dünyadaki dertlerden de kurtulmaktır. Allah’ın rahmeti öyle bir anahtardır ki, o anahtarı istiğfar ile çeviren her kapıdan selamete çıkar. Eğer hayatın darsa, istiğfarın azdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.), "Kurtuluş çaresi (istiğfar) varken helak olana şaşarım" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Allah’ın rahmeti seni bekler; sen istiğfarla o kapıyı çal.
— AYET —
﴿ ثُمَّ اِنَّ رَبَّكَ لِلَّذ۪ينَ عَمِلُوا السُّوٓءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُوآ اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Nahl, 119)
Meal: "Sonra şüphe yok ki Rabbin, cahillikle kötülük işleyip de ardından tövbe eden ve halini düzeltenleri bağışlar."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ سَيِّدُ الِاسْتِغْفَارِ أَنْ تَقُولَ ﴾
:
﴿ اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ... ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) "Seyyidü'l İstiğfar" duasını öğreterek buyurdu: "Bunu inanarak okuyan Cennete girer." (Buhârî, Daavât, 2)
Nüzul Sebebi: Mekke'de zulüm görüp dininden dönmeye zorlanan ama sonra pişman olanların affedilip affedilmeyeceği tartışması üzerine nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Cahillik sadece okuma yazma bilmemek değildir; günahın sonucunu kestirememek de cahilliktir. Allah seni "cahilliğinle" kabul ediyor; yeter ki "ıslah" ol, yani kendini düzelt. Allah’ın rahmeti, yanlış yoldan dönen her kulu kucaklayacak kadar geniştir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ammar b. Yasir (Hz.), baskı altında diliyle söylediği sözden dolayı perişan olmuş, bu ayetle rahmete kavuşmuştur.
Kıssadan Hisse: Dönmek erdemdir, ısrar ise helaktır.
— AYET —
﴿ وَٱلَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ ۚ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ يَلْقَ أَثَامًۭا يُضَٰعَفْ لَهُ ٱلْعَذَابُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِۦ مُهَانًا إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلًۭا صَٰلِحًۭا فَأُو۟لَٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَٰتٍۢ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًۭا رَّحِيمًۭا ﴾
AYET KAYNAĞI: (Furkân, 68-70)
Meal: "Onlar Allah ile beraber başka tanrıya tapmazlar... Ancak tövbe edenler müstesna."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ مَنْ تَابَ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Güneş batıdan doğmadan önce kim tövbe ederse, Allah onun tövbesini kabul eder." (Müslim, Zikir, 43)
Nüzul Sebebi: Mekkeli müşriklerin işledikleri büyük günahlar (şirk, katil) sonrası affedilme umudu aramaları üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Şirkten bile dönen affediliyorsa, senin günahın nedir ki ümitsizliğe düşüyorsun? Ama vakit daralıyor; kıyamet kopmadan, senin küçük kıyametin olan ölüm çatmadan rahmete koş.
Sahabe Kıssası: Hz. Halid b. Velid (Hz.), yıllarca İslam'a karşı savaştıktan sonra bu ayetlerin nuruyla rahmet kapısına gelmiştir.
Kıssadan Hisse: Tövbe edenin geçmişi değil, dönüşü yazılır.
— AYET —
﴿ اَفَلَا يَتُوبُونَ اِلَى اللّٰهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Mâide, 74)
Meal: "Hâlâ Allah’a tövbe edip O’ndan bağışlanma dilemeyecekler mi? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Her âdemoğlu hata eder; hata edenlerin en hayırlısı ise tövbe edenlerdir." (Tirmizî, Kıyâme, 49)
Nüzul Sebebi: Allah'a çocuk isnat edenlerin (Hristiyanlar) bile tövbeye davet edilmesi, rahmetin ne kadar geniş olduğunu göstermek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah "Hala mı?" diye soruyor. Bu sitem değil, bir şefkat davetidir. "Seni yakmak istemiyorum, gel affedeyim" demektir. Mükemmel olmanı beklemiyor, hayırlı bir tövbe etmeni bekliyor.
Sahabe Kıssası: Hz. Hamza’nın (Hz.) katili Hz. Vahşi, bu davete icabet ederek rahmetin en büyük ispatı olmuştur.
Kıssadan Hisse: Allah’a dönen kaybetmez; geç kalmış olsa bile.
— AYET —
﴿ وَهُوَ الَّذ۪ي يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِه۪ وَيَعْفُوا عَنِ السَّيِّـَٔاتِ... ﴾
AYET KAYNAĞI: (Şûrâ, 25)
Meal: "O, kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayandır."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَبْسُطُ يَدَهُ بِاللَّيْلِ لِيَتُوبَ مُسِيءُ النَّهَارِ... ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah, gece günah işleyenin tövbesi için gündüz, gündüz işleyenin için gece rahmetini açar." (Müslim, Tevbe, 31)
Nüzul Sebebi: İnsanların "Allah beni bu saatte görmez" veya "Artık çok geç" dedikleri anlarda rahmetin zaman üstü olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah'ın mesaisi yoktur; rahmet kapısı 24 saat açıktır. Sen yorulursun ama O'nun merhameti yorulmaz. Gece günahın altında boğulurken sabaha çıkamam diye korkma, hemen o an tövbe et.
Sahabe Kıssası: Hz. Bilal (Hz.), işkence altındayken bile bu rahmetin genişliğine sığınmıştır.
Kıssadan Hisse: Kapıyı çal; çünkü o kapı rahmet kapısıdır.
VI. ANA BÖLÜM: RAHMETİN TECELLİSİ VE ŞÜKÜR
ALLAH’A BİR ADIM ATANA, ALLAH RAHMETİYLE YOLLAR AÇAR!
— AYET —
﴿ فَاذْكُرُون۪ٓي اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا ل۪ي وَلَا تَكْفُرُونِ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Bakara, 152)
Meal: "Öyleyse beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; nankörlük etmeyin."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ مَنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ شِبْرًا، تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا... ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) (Hadis-i Kudsi'de) buyurdu: "Kul bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım." (Buhârî, Tevhîd, 15)
Nüzul Sebebi: Kıblenin değişmesi sonrası müminlerin kalplerinin yatıştırılması ve Allah'ın her daim onlarla olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Sen Allah'ı hatırladığında, kainatın sahibi de seni meleklerin yanında anıyor. Rahmet sadece affetmek değildir, seninle beraber olmaktır. Sen bir adım atarsan, Allah sana koşarak gelir. Rahmetin hızı senin niyetinden fazladır.
Sahabe Kıssası: Hz. Enes (Hz.), "Allah'ın bizi anması ne büyük devlettir" diyerek ağlardı.
Kıssadan Hisse: Allah’a yönelen, asla yalnız kalmaz.
— AYET —
﴿ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ... ﴾
AYET KAYNAĞI: (İbrâhîm, 7)
Meal: "Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size (nimetimi/rahmetimi) artırırım."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ اَلْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلأُ الْمِيزَانَ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Elhamdülillah sözü mizanı doldurur." (Müslim, Tahâret, 1)
Nüzul Sebebi: İsrailoğulları'nın Firavun'dan kurtuluşu sonrası nimetin kıymetini bilmeleri için Hz. Musa'ya (a.s) vahyedilmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Rahmetin devamı şükre bağlıdır. Allah'ın verdiği sağlığa, imana, nefese şükret ki rahmet yağmuru kesilmesin. Şükür, rahmetin sigortasıdır. Nankörlük ise rahmet damarlarını kurutur.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdurrahman b. Avf (Hz.), her kazancında şükrünü sadaka ile ispat eder, rahmetin arttığını görürdü.
Kıssadan Hisse: Şükür nimeti, tövbe ise rahmeti çeker.
— AYET —
﴿ وَاللّٰهُ يَدْعُوٓا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Bakara, 221)
Meal: "Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırıyor."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِنَّ لِلَّهِ عُتَقَاءَ مِنَ النَّارِ فِي كُلِّ لَيْلَةٍ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah'ın her gece ateşten azad ettiği kulları vardır." (İbn Mâce, Sıyâm, 2)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin insanları ateşe çağıran davetlerine karşı, ilahi davetin rahmet ve cennet olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah seni zorla yakmak istemiyor; seni cennete "çağırıyor". Bu davetiyeyi geri çevirmek akıl karı mıdır? Her gece binlerce insan affedilirken, neden listede senin adın olmasın?
Sahabe Kıssası: Hz. Zeyd b. Harise (Hz.), bu davete seve seve icabet edenlerin öncüsü olmuştur.
Kıssadan Hisse: Allah affetmek ister; yeter ki kul cennete talip olsun.
— AYET —
﴿ وَمَا كَانَ اللّٰهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Enfâl, 33)
Meal: "Onlar bağışlanma dilerken de Allah onlara azap edecek değildir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَيَّ أَمَانَيْنِ لِأُمَّتِي... وَمَا كَانَ اللّٰهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah ümmetim için iki eman (güvence) indirdi; biri benim, diğeri istiğfardır." (Tirmizî, Tefsir, 8)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin "Bize azabı getir" demeleri üzerine, Peygamber (S.a.v) aralarında olduğu sürece ve istiğfar edildiği sürece azabın gelmeyeceği bildirilmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Azaba karşı en büyük kalkanın elinde; istiğfar! Eğer bir kulun dilinde istiğfar varsa, Allah o kulun üzerine azap indirmez. İstiğfar rahmetin zırhıdır.
Sahabe Kıssası: Hz. İbn Abbas (Hz.), "Peygamber gitti ama ikinci eman olan istiğfar aramızdadır" demiştir.
Kıssadan Hisse: İstiğfar kalesi yıkılmadıkça, azap ordusu giremez.
— AYET —
﴿ وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُۙ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Burûc, 14)
Meal: "O, çok bağışlayandır, çok sevendir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ حُبَّكَ وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Senin sevgini ve seni sevenlerin sevgisini senden isterim." (Tirmizî, Daavât, 73)
Nüzul Sebebi: Ashab-ı Uhdud'un ateşe atılan müminlerin ardından, zalimlerin bile tövbe etseler affedilebileceklerini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah sadece bağışlamıyor, "Vedûd" ismiyle seni yeniden "seviyor". Rahmetin zirvesi budur; sanki hiç hata yapmamışsın gibi Rabbine sevgili olman.
Sahabe Kıssası: Hz. Mus'ab b. Umeyr (Hz.), her şeyi Allah sevgisi için terk etmiş, rahmetin içinde erimiştir.
Kıssadan Hisse: Allah’ın rahmeti, tövbe edenleri sil baştan başlatır.
— AYET —
﴿ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّٰهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ... ﴾
AYET KAYNAĞI: (Mâide, 54)
Meal: "Allah öyle bir topluluk getirecek ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلَاوَةَ الْإِيمَانِ ﴾
:
﴿ أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا... ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu: "Şu üç şey kimde bulunursa imanın tadını alır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek..." (Buhârî, İman, 9)
Nüzul Sebebi: Dinden dönenlerin olabileceği uyarısı üzerine, Allah'ın kendi yolunda sebat eden rahmet ehli bir topluluğu seçeceğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Rahmetin tadı sevgidedir. Allah’ın seni sevmesini istiyorsan, O’nun sevdiklerini seveceksin. Sevgiyle yapılan her amel rahmetle mühürlenir.
Sahabe Kıssası: Hz. Sevban (Hz.), Efendimiz'i (S.a.v) o kadar çok severdi ki, görmediği anlarda rengi sararırdı; rahmet onu bu sevgiyle kurtardı.
Kıssadan Hisse: Sevgi rahmetin motorudur.
— AYET —
﴿ يَآ اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِۙ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Yûnus, 57)
Meal: "Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet gelmiştir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ اَلْقُرْآنُ شَافِعٌ مُشَفَّعٌ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu: "Kur'an (mahşerde) şefaati kabul edilen bir şefaatçidir." (İbn Hibbân, 124)
Nüzul Sebebi: Kur'an'ın bir sihir olduğu iddialarına karşı, onun gerçek bir şifa ve rahmet kaynağı olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: En büyük rahmet elimizdeki bu Kitap'tır. Kalbin mi daraldı? Kur'an'a sarıl. Günahın mı çok? Kur'an'ın rahmet ayetlerine sığın. O hem dertlere şifadır hem de mahşerde şahittir.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.), Kur'an okurken şehit edilmiş, rahmete o nurlu kitapla kavuşmuştur.
Kıssadan Hisse: Kur'an ile dost olanın rahmetten nasibi boldur.
— AYET —
﴿ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا رَحْمَةًۭ لِّلْعَٰلَمِينَ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Enbiyâ, 107)
Meal: "(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ إِنَّمَا أَنَا رَحْمَةٌ مُهْدَاةٌ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Ben ancak (Allah tarafından sizlere) hediye edilmiş bir rahmetim." (Hâkim, Müstedrek, 1/91)
Nüzul Sebebi: Peygamberimizin (S.a.v) gönderiliş gayesini ve O'nun varlığının tüm kainat için bir güvenlik supabı olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Efendimiz (S.a.v) yürüyen rahmettir. O'na uymak rahmete uymaktır. O'nun sünnetinden ayrılan, rahmet pınarından uzaklaşır. Biz O'nun hatırına affediliyoruz.
Sahabe Kıssası: Hz. Ukkaşe (Hz.), Efendimiz'in duasıyla sorgusuz cennete gireceklerden olmuştur; işte rahmet budur.
Kıssadan Hisse: Efendimize (S.a.v) salavat, rahmete giden en kısa yoldur.
— AYET —
﴿ وَاللّٰهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَآءُۜ وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Bakara, 105)
Meal: "Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük lütuf sahibidir."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ لَنْ يُدْخِلَ أَحَدًا مِنْكُمْ عَمَلُهُ الْجَنَّةَ، قَالُوا ﴾
:
﴿ وَلَا أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ ﴾
:
﴿ وَلَا أَنَا، إِلَّا أَنْ يَتَغَمَّدَنِي اللَّهُ بِرَحْمَتِهِ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Hiçbirinizi ameli cennete sokmaz. Dediler ki: Sen de mi? Buyurdu: Evet, Allah beni rahmetine büründürmedikçe ben de (giremem)." (Buhârî, Merdâ, 19)
Nüzul Sebebi: Kitap ehlinin, peygamberliğin ve rahmetin sadece kendi ırklarına geleceği iddiasına reddiye olarak inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Ameline güvenme! Hiç kimse namazıyla, orucuyla cenneti "satın alamaz". Biz ancak Allah'ın rahmetiyle kurtulabiliriz. Efendimiz (S.a.v) bile rahmete muhtaçsa, bizim halimiz ne olur? Tek dayanağımız O'nun sonsuz lütfudur.
Sahabe Kıssası: Hz. Aişe (Hz.), bu hadisi duyduğunda rahmetin ehemmiyetini anlayıp her daim Allah'ın affına sığınmıştır.
Kıssadan Hisse: Amel kapıyı çalar, rahmet ise içeri sokar.
— AYET —
﴿ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Nûr, 56)
Meal: "Namazı kılın, zekâtı verin, Peygamber’e itaat edin ki merhamet göresiniz."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ رَحِمَ اللَّهُ امْرَأً صَلَّى قَبْلَ الْعَصْرِ أَرْبَعًا ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "İkindi namazından önce dört rekat (sünnet) kılan kimseye Allah rahmet etsin." (Tirmizî, Salât, 301)
Nüzul Sebebi: Müslümanların toplumsal ve bireysel görevlerini yerine getirerek Allah'ın rahmetini nasıl celbedeceklerini öğretmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Rahmet gökten zembille inmez; amelle çağrılır. Namaz rahmetin direğidir, zekat rahmetin köprüsüdür. İtaat edersen merhamet görürsün. Allah’ın rahmeti seni bekler; peki sen o namazla Allah'ı bekliyor musun?
Sahabe Kıssası: Hz. Enes (Hz.), Efendimiz'in bu ikindi sünneti duasını almak için o namazı hiç terk etmemiştir.
Kıssadan Hisse: Rahmetin anahtarı ibadettir.
— AYET —
﴿ إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةًۭ وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًۭا ﴾
AYET KAYNAĞI: (Kehf, 10)
Meal: "Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
﴿ : "مَنْ قَالَ: ﴾
﴿ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَتُبْ عَلَيَّ... غُفِرَ لَهُ ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu: "Kim 'Rabbim beni bağışla, tövbemi kabul et' diye dua ederse bağışlanır." (Ebû Dâvûd, Vitir, 26)
Nüzul Sebebi: Ashab-ı Kehf'in zalim hükümdardan kaçıp mağaraya sığındıklarında ettikleri bu dua, en dar zamanda rahmetin nasıl isteneceğini öğretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: En sıkıştığın an, rahmete en yakın olduğun andır. Ashab-ı Kehf gibi samimiyetle istersen, Allah sana mağarada bile bir dünya açar. Rahmet yol göstericidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Hubeyb (Hz.), idam edilmeden önce bu dua ve tevekkülle rahmete yürümüştür.
Kıssadan Hisse: Dua rahmet kapısının tokmağıdır.
— AYET —
﴿ سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ ﴾
AYET KAYNAĞI: (Yâsîn, 58)
Meal: "Çok merhametli olan Rabden bir söz olarak (onlara) 'Selâm' vardır."
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
: "
﴿ يَقُولُ اللَّهُ لِأَهْلِ الْجَنَّةِ ﴾
:
﴿ أُحِلُّ عَلَيْكُمْ رِضْوَانِي فَلَا أَسْخَطُ عَلَيْكُمْ بَعْدَهُ أَبَدًا ﴾
"
Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu: "Allah cennet halkına der ki: Artık size rızamı helal kıldım, bir daha asla size gazap etmem." (Buhârî, Rikâk, 51)
Nüzul Sebebi: Cennet ehlinin o sonsuz saadet anında Allah'ın bizzat selamıyla şerefleneceklerini müjdelemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Final budur! Allah'ın selamına ve ebedi rızasına ermek. Rahmetin bittiği yer yoktur, cennette ebedileştiği yer vardır. Allah’ın rahmeti olmasaydı, hiç kimse bu selamı duyamazdı. Şimdi seç; o selamı duyanlardan mı olacaksın, yoksa "bana bakmayın" denilenlerden mi?
Sahabe Kıssası: Hz. Peygamber (S.a.v), bu hadisi anlatırken yüzü ayın on dördü gibi parlardı.
Kıssadan Hisse: Şükreden kalp, rahmetin ebedi yurduna varır.
MÜHÜR: EBEDİ YOLCULUĞUN EŞİĞİ VE SON UYARI
EY GAFİL! EY NEFSİNE UYUMUŞ BEDBAHT! AKLINI BAŞINA AL!
Bak, ömür takvimin yaprak yaprak dökülüyor ve sen hala hiç bitmeyecek bir saltanatın hayaliyle oyalanıyorsun. Unutma ki; kabir kapısı kapanmıyor; her an birileri giriyor ve en acısı, şu an sen de o mukadder sırada beklemektesin! Senin için bugün "erken" dediğin o yolculuk, belki de bir sonraki nefesinin ardından başlayacak. Kaçışın yok, saklanacak yerin yok!
Ölüm bir idam değil, mümin için bir terhistir; fakat heybesinde haramdan ve isyandan başka bir şey olmayan hazırlıksız gafil için, sonu gelmez azaplı bir yolculuğun başlangıcıdır. Düşün bir kere; o daracık kabirde yalnız kaldığında, malın, makamın ve sahte dostların seni terk ettiğinde baş başa kalacağın tek şey niyetin ve amelin olacak. Unutma; kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe ya da Cehennem çukurlarından bir çukurdur. O çukuru bugün ellerinle mi kazıyorsun, yoksa orayı rahmet gülleriyle mi donatıyorsun? Kararını şimdi ver! Çünkü dünya sadece bir misafirhanedir; asıl hayat, o dar kapıdan geçtikten, yani kabirden sonra başlar.
AZRAİL ARKANDAYKEN, GÜNAHA KOŞMAK AKIL KÂRI DEĞİLDİR!
Seni her an ensenden yakalamaya hazır bir ölüm meleği varken, hala hangi zevkin sarhoşluğuyla Rabbine isyan ediyorsun? Bu ne büyük bir cesaret, bu ne derin bir körlüktür! En büyük aldanış, ömrün uzun olduğunu sanmaktır. Oysa ölüm, sana şah damarından daha yakındır.
Bugün tövbe etmezsen, yarın fırsatın olmayabilir! Musalla taşına uzandığında "Ya Rabbi beni geri gönder de salih amel işleyeyim" diye feryat etmenin hiçbir faydası olmayacak. O gün gelmeden, kalem kırılmadan, amel defterin ebediyen mühürlenmeden önce silkin ve kendine gel!
Rabbim bizleri kabrini nurla dolduranlardan, Azrail'i bir dost gibi karşılayanlardan eylesin. Son nefeste dili zikirli, kalbi fikirli olanlara ilhak eylesin.
Hazırlayan MEHMET ERÇELİK
