Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Allah’ın Rahmetinden Ümit Kesmemek: Tevbe, Mağfiret ve Kurtuluş

İbrahim Bölükbaşı

ALLAH’IN RAHMETİNİ UMMAK


Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’ya sonsuz hamd ve sena olsun.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun.

Cumamız mübarek olsun. Muhterem Müslümanlar!

Cenâb-ı Hakk’ın bizlere bahşettiği en büyük nimet yani zenginliğimiz iman sahibi olmamızdır. Bizler, iman ile her türlü zorluk ve sıkıntılar karşısında dayanıklı oluruz.

Dünya huzurunu, ahiret cennetini iman ile elde edeceğimizi biliriz.

İmandır bize sabrı, metaneti öğreten. İmandır bize umut aşılayan.

Kuran Allah’tan asla ümid kesmemeyi emreder;

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَىٰ أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا ۚ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

“ De ki (Allah şöyle buyuruyor): "Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir." [Zümer, 53]

Ayeti kerime’de de zikredildiği gibi Allahın kulları ne kadar günah işlerse işlesin, tevbe kapısı, rahmet kapısı, mağfiret kapısı, af kapısı daima açıktır. Tabî bu âyet-i kerîme sadece günahkâr mü’minlere değil, kâfiri, müşriki ve münâfığıyla bütün insanlara hitap eder. Hepsini Allah’ın affına, bağışlamasına ve rahmetine davet eder.

Bir insan, yanlış inanç ve günah bakımından hangi derin çukurda bulunursa bulunsun, buradan kurtulmaya karar verip tevbe ipine sarıldığı takdirde Allah Teâlâ onu kurtaracaktır.

Çünkü Allah, dünyada küfür ve şirk dâhil bütün günahları bağışlayacağını, bağışlamayacağı hiçbir günahın bulunmadığını açıkça ilan ediyor.

Günahlar Ne Kadar Büyük Olursa Olsun Tevbe Kapısı Dâima Açıktır;

لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا

Bu âyet, Allah’ın rahmet ve affının asla ümitsizliğe izin vermeyecek derecede geniş olduğunu en açık bir şekilde ortaya koyan ilâhî müjdedir.

Rabbimiz şöyle buyurur:

وَأَنِيبُوا إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَأَسْلِمُوا لَهُ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ

“ Azap size gelip çatmadan önce Rabbinize yönelip O’na teslim olun; sonra kimseden yardım göremezsiniz.”

Allah’ın yardımını kazanarak affına ve rahmetine nâil olmanın, böylece ebedî kurtuluşa ermenin temel şartı, Allah’a tüm kalbiyle, samimi bir şekilde yönelip teslim olmak O’na gerektiği şekilde iman edip hükümlerine boyun eğmektir.

وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا ۚ إِنَّ رَحْمَتَ اللَّهِ قَرِيبٌ مِّنَ الْمُحْسِنِينَ

“ Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti, ihsan sahiplerine çok yakındır.” [Araf; 56]

Müminin sahip olduğu korku da ümit de onu salih amele sevk edebilmelidir. Allah’tan korktuğunu iddia ettiği halde, bu hal kişiyi “salih amellere” sevk etmiyorsa kişi tekrar tekrar kendi ruh halini ölçüp, biçip, tartmalıdır. Zira Allah;

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ

“ Ey iman edenler! Allahtan sakının ve kişi yarın için (salih amel olarak) ne hazırladığına baksın” [Haşr, 18] buyurmuştur.

İyiler (allahın rahmetini umanlar ve kötülerin (Allahın rahmetini ummayanlar)

إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ وَإِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ

إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ وَإِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ

“ İyiler muhakkak cennettedirler, Kötüler de cehennemdedirler.” [İnfitar, 13, 14]

İyilerden olma ümidi ve kötülerden olma korkusu, müminlerin kalbinde her daim yer bulmalıdır.

Allahın rahmetini umanlar iyi işler yapmalı

فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا

“ Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın . ” kehf(110)

Peygamber’in İzinden Gitmek, İnsandaki Ümidi Canlı Tutar;

Nitekim âyet-i kerimede;

لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا

“ Andolsun, Allah’ın Elçisinde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok anan kimseler için, uyulacak en güzel örnek vardır.” [Ahzab, 21]

Tevbe edip Allaha yönelmeyi geciktirmemeli;

İnsan nasıl olsa Allahın rahmeti, mağfireti, bağışlaması çoktur deyip tevbeyi, O’na yönelişi, farzları ve ibadetleri asla geciktirmemelidir zira bu davranış mümin tavrı asla olamaz.

Rabbimiz Kuranı Kerimde “

يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ ۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا ۖ وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِاللَّهِ الْغَرُورُ

Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın. (fatır5) Allah muhafaza tevbe fırsatını kaçırmak ne büyük bir hüsrandır.

TERZİ HİKAYESİ ” Bunun üzerine terzi ihlâsla tevbeye sarıldı ve sâlihlerden oldu.

Korku ve Ümidin Gereği; Dua’dır;

Nitekim ayet-i kerimede de;

قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ ۖ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا

“ Eğer duanız olmasa Rabbim size niye değer versin ki [Furkan, 77] buyrulmuştur.

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ ۚ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ

Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler, aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir! (müminun 60)

ölmek üzere olan gencin durumu

"Rasûlullah (as) ölmek üzere olan bir gencin yanına girmişti. Ona sordu:"Kendini nasıl buluyorsun?" ölüm döşeğindeki genç "Ey Allah'ın Rasûlü, Allah'tan ümidim var, ancak günahlarımdan korkuyorum" diye cevap verdi.

Bunun üzerine Rasûlullah (as) da şu açıklamayı yaptı: "Bu durumda olan bir kulun kalbinde (ümit ve korku) birleşti mi Allah o kulun ümit ettiği şeyi mutlak verir ve korktuğu şeyden de onu emin kılar." [Tirmizi, Sünen, Cenaiz, 8, III, 311; İbn Mace, HZ. Nuhun kavmini uyarması:

قَالَ رَبِّ إِنِّي دَعَوْتُ قَوْمِي لَيْلًا وَنَهَارًا

Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim. ”

فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَائِي إِلَّا فِرَارًا

“Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı.”

وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا

“ Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.”

ثُمَّ إِنِّي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا

““ Sonra ben onları açık açık davet ettim. ””

ثُمَّ إِنِّي أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا

“ Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.”

فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا

“ Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.’

يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًا

‘ (Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.

وَيُمْدِدْكُم بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَارًا

‘ Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.

مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا

‘ Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunu z? (Nuh5- 14 )

مَنْ لَزِمَ الِاسْتِغْفَارَ، جَعَلَ اللَّهُ لَهُ مِنْ كُلِّ ضِيقٍ مَخْرَجًا، وَمِنْ كُلِّ هَمٍّ فَرَجًا، وَرَزَقَهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ

“ Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir.

99 KİŞİ ÖLDÜREN KİŞİNİN TÖVBESİ

Ebû Saîd Sad İbni Mâlik İbni Sinân el-Hudrî’den -radıyallahu anh- rivayet edildiğine göre Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“ Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler. Bu adam râhibe giderek:

- Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu? diye sordu. Râhip:

- Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü. Böylece öldürdüğü adamların sayısını yüz’e tamamladı. Sonra yine yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir âlimi tavsiye ettiler. Onun yanına giderek:

- Yüz kişiyi öldürdüğünü söyledi; tövbesinin kabul olup olmayacağını sordu. Âlim:

- Elbette kabul olur. İnsanla tövbe arasına kim girebilir ki! Sen falan yere git. Orada Allah Teâlâ’ya ibadet eden insanlar var. Sen de onlarla birlikte Allah’a ibadet et. Sakın memleketine dönme. Zira orası fena bir yerdir, dedi.

Adam, denilen yere gitmek üzere yola çıktı. Yarı yola varınca eceli yetti.

Rahmet melekleriyle azap melekleri o adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar. Rahmet melekleri:

- O adam tövbe ederek ve kalbiyle Allah’a yönelerek yola düştü, dediler. Azap melekleri ise:

- O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki dediler.

Bu sırada insan kılığına girmiş bir melek çıkageldi. Melekler onu aralarında hakem tayin ettiler. Hakem olan melek:

- Geldiği yerle gittiği yeri ölçün. Hangisine daha yakınsa, adam o tarafa aittir, dedi.

Melekler iki mesâfeyi de ölçtüler. Gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onu rahmet melekleri alıp götürdü. (Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Tevbe 46, 47, 48)

Aziz Kardeşlerim! Bu hadis-i şerif bize Allah Teâlâ’nın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu göstermektedir. Kul ne kadar günah işlemiş olursa olsun, samimi bir şekilde pişman olup Rabbine yöneldiğinde Allah’ın rahmet kapıları ona açıktır. Yeter ki insan günahında ısrar etmesin, tövbeyi geciktirmesin ve hayatını düzeltmek için adım atsın.

Yüz cana kıyan bu adamı kurtaran şey, işlediği günahlar değil; samimi tövbesi, Allah’a yönelişi ve salih insanların bulunduğu yere gitmek için attığı adımdır. Demek ki kurtuluş; günahı terk etmekte, Allah’a yönelmekte ve iyi insanların yolunu takip etmektedir.

O hâlde geliniz, vakit geçmeden Rabbimize yönelip tövbe edelim. Kalplerimizi günahlardan temizleyelim. Allah’ın rahmetinden asla ümit kesmeyelim.

Allah’ım! Bizleri samimi tövbe eden kullarından eyle. Kalplerimizi günahlardan arındır. Bize günahlarımızı terk edecek güç ve irade nasip eyle. Son nefesimize kadar hidayet üzere yaşamayı, imanla ve güzel bir sonla huzuruna varmayı nasip eyle.

Allah’ım! Bizleri rahmetinden mahrum bırakma. Anne-babalarımızı, geçmişlerimizi ve bütün müminleri mağfiret eyle. Kalplerimizi Kur’ân ve sünnet nuru ile aydınlat. Bizleri salih kulların zümresine dahil eyle.


İBRAHİM BÖLÜKBAŞI

DİN HİZMETLERİ UZMANI