Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Anadolu'da Fesadın Son Örneği: 15 Temmuz

İbrahim Bölükbaşı

ANADOLU'DA FESADIN SON ÖRNEĞİ: 15 TEMMUZ


Bizi din olarak İslâm'la şereflendiren, gönüllerimizi iman nuru ile aydınlatan ve lütfuyla hepimizi:

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ

“Müminler ancak kardeştir.”

Hucurât, 49/10

diyerek bizleri kardeş kılan Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun!

وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ

“Düşmanlarınıza karşı kuvvet hazırlayın.”

Enfâl, 8/60

diyerek Rabbimizin "Habîbim" dediği, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed'e (a.s.) sonsuz salât ve selâm olsun. Hz. Âdem'den Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'dan Hz. İsa'ya ve son Peygamber Muhammed Mustafa'ya (s.a.s.) kadar; bir bakıma yeryüzünde bozulan kardeşliği her fırsatta yeniden tesis etmek için gönderilen bütün peygamberlere salât ve selâm olsun.

Ezanlarla hainlerin darbelerini durduran, sala sesleriyle darbenin sesini susturan, bizi Kurtuluş Savaşı gibi bir zaferi elde etmede canını ve malını feda ederek kazandıran yüce milletimizden Rabbim ebeden razı olsun. Vatan uğruna canını feda eden şehitlerimize Yüce Allah rahmet eylesin; gazilerimize de Yüce Rabbimiz sağlık, sıhhat ve afiyet nasip etsin.

Değerli Müminler!

15 Temmuz gecesi bütün minarelerimizden salalar yükselince, milletimiz anında bu mesajı alarak kendi hukukuna sahip çıkmak için evlerinden çıktı. O gece sadece Türkiye'de değil; Kerkük'te ve Bosna'da da salalar okundu, Türkiye'miz için dualar edildi.

Bizler; kim olursa olsun din istismarcılarının hepsine, adı ne olursa olsun halkımızın temiz dinî duygularını istismar ederek kendi menfaatleri peşinde koşanlara engel olmalıyız. Düşman her zaman erkekçe ve mertçe gelmiyor; kalleşçe geliyor ve içimizden hainler buluyor. Ülkemiz darbeler ülkesidir; bütün darbelere karşı birlik olmalıyız.

1960'da darbe yapıldı ve ülkenin başbakanını astılar.

Eğer o gün, tıpkı 15 Temmuz'da olduğu gibi halkımız darbecilerin karşısında olsaydı, asla bunu yapamazlardı ve ondan sonra da darbeler tarihi yok olurdu. Ama baktılar ki halk bir şey demiyor; hemen arkasından 1971 darbesini yaptılar. O yetmedi; 12 Eylül 1980 darbesini yaptılar. Sonra o da yetmedi; 28 Şubat 1997 postmodern darbesini yaptılar bu ülkede. Bunların hepsinin dış mihraklar tarafından yönetildiğini artık hepimiz biliyoruz.

Son olarak darbeciler, 15 Temmuz gecesi TRT ekranlarında zorla okuttukları bildiride kendilerine "Yurtta Sulh (Barış) Hareketi" adını vererek darbe yapmışlardı. Tam da şu ayetlerde buyurulduğu gibi:

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ قَالُوا إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ

“Bunlara "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler.”

Bakara, 2/11

أَلَا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلَكِنْ لَا يَشْعُرُونَ

“Dikkat edin! Onlar bozguncuların ta kendileridir; ama bunun farkında değillerdir.”

Bakara, 2/12

Allah, milletimizi bu fesat hareketinden korudu. Ama artık hepimiz biliyoruz ki düzeltme adı altında, sulh (barış) adı altında millete yönelik atılan kurşunlar bir gün kendilerine dönecektir.

TARİH BOYUNCA HAK YOLDA OLANLARA KURULAN TUZAKLAR

Tarih boyunca hak yolda olanlara karşı tuzaklar kurulmuştur. Örneğin Peygamberimize tuzak kurmuşlardır:

وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللَّهُ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ

“Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar, Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.”

Enfâl, 8/30

Hz. Sâlih'e de tuzak kurmuşlardı:

وَكَانَ فِي الْمَدِينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

“(Hz. Sâlih döneminde) O şehirde dokuz kişi (elebaşı) vardı ki bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.”

Neml, 27/48

قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَأَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ أَهْلِهِ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ

“Allah'a and içerek birbirlerine şöyle dediler: "Gece ona ve ailesine baskın yapalım; sonra da velisine 'Biz o ailenin yok edilişi sırasında orada değildik, inanın ki doğru söylüyoruz' diyelim.”

Neml, 27/49

وَمَكَرُوا مَكْرًا وَمَكَرْنَا مَكْرًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

“Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de kendileri farkında olmadan onların planlarını altüst ettik.”

Neml, 27/50

فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْ أَنَّا دَمَّرْنَاهُمْ وَقَوْمَهُمْ أَجْمَعِينَ

“Bak işte, tuzaklarının âkıbeti nice oldu: Onları da, kavimlerini de toptan helâk ettik.”

Neml, 27/51

BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ KORUMAK

Birlik ve beraberliğimizi korumak, yöneticilerimize itaatle olur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الْأَمْرِ مِنْكُمْ

“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; Peygamber'e ve sizden olan idarecilere de itaat edin.”

Nisâ, 4/59

وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُنْ فِي ضَيْقٍ مِمَّا يَمْكُرُونَ

“(Ey Muhammed!) Sen onlara karşı hüzne kapılma ve kurdukları tuzaklardan dolayı sıkıntı içinde olma.”

Neml, 27/70

Darbecilerin lideri, dinî duyguları suistimal ederek insanları kandırmıştır.

DARBENİN BAŞARISIZ OLMASI ALLAH'IN YARDIMIYLADIR

Allah'ın yardımcısı olduğu kişilere üstün gelecek yoktur:

إِنْ يَنْصُرْكُمُ اللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ وَإِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذِي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

“Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.”

Âl-i İmrân, 3/160

Devletimizin ilelebet payidar olması, adaletin sağlanmasında taviz vermemesindendir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ لِلَّهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلَّا تَعْدِلُوا اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan bir davranıştır. Allah'a isyandan sakının; Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.”

Mâide, 5/8

وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

“Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.”

Âl-i İmrân, 3/139

وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”

Enfâl, 8/46

Dinî duyguları sömüren fikir ve akımlara asla meyledilmemelidir:

اتَّخَذُوا أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللَّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ

“Allah'ı bırakıp da din âlimlerini, rahiplerini ve özellikle Meryem oğlu Mesîh'i rab edindiler.”

Tevbe, 9/31

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ

“Ey iman edenler! Allah ve Resûlünün önüne geçmeyin.”

Hucurât, 49/1

VATAN SAVUNMASINDA HİÇBİR ŞEY ENGEL OLMAMALIDIR

قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.”

Tevbe, 9/24

Vatanın hain düşman işgaline uğraması durumunda, vatanı koruyup uğrunda canını vermek gerekir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الْأَرْضِ أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الْآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ

“Ey iman edenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın" denildiği zaman yerinizde ağırlaşıp kaldınız? Ahiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa ahirete göre bu dünya hayatının yararı pek azdır.”

Tevbe, 9/38

DARBECİLERİN CEZASI

إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْأَرْضِ فَسَادًا أَنْ يُقَتَّلُوا أَوْ يُصَلَّبُوا أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ أَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْأَرْضِ ذَلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْآخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

“Allah'a ve Resûlüne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki aşağılanmalarıdır; ahirette ise onlar için büyük bir azap vardır.”

Mâide, 5/33

DUAMIZ

Allah'ım! Sûret-i Hak'tan görünerek, din görüntüsü altında bu milletin arasına fitne ve fesat tohumları ekenleri kahru perişan eyle! Bizi; dinle, imanla, Kur'an'la, Peygamberle ve Allah ile aldatanlardan ve aldananlardan eyleme.

Allah'ım! Bu aziz millete karşı hile ve oyun kuranlardan muhafaza eyle. Yaşadığımız bu meş'um hadiseden ders alarak milletçe birbirimize kenetlenmemizi lütfeyle.

Birbirimizin varlığını kendi varlığımız, hukukunu kendi hukukumuz sayabilmeyi bizlere bahşeyle Allah'ım! Fitne ve fesada, hile ve tuzağa karşı feraset ve basiretle davranmamızı ihsan eyle Allah'ım!

Şehitlerimizin uğruna canlarını verdikleri davalarına sahip çıkacak imanlı, ihlaslı, vatanını ve milletini seven nesiller yetiştirmeyi bizlere nasip eyle yâ Rabbi!

Âmin.


İBRAHİM BÖLÜKBAŞI

Din Hizmetleri Uzmanı