BERAT GECESİ KANDİL PROGRAMI
Bizleri yoktan var eden… Varlığından haberdar eden… Müslümanlıkla müşerref kılan Cenab-ı Rabbil Alemin’e hamd-ü senalar olsun…
Salat ve selam… Tahiyyat’ül ikram… En güzel ihtiram… Hz.Adem’den Peygamber Efendimize kadar Kutlu yolun bütün rehberlerine… Bütün Peygamberlerin üzerine olsun…
Değerli Mü’minler!.. Bu akşam, mübarek üç ayların, ikincisi olan Şaban ayının on beşinci gecesini… Yani Berat Gecesini idrak ediyoruz… Kandiliniz mübarek olsun…
حٰمٓ وَالْكِتَابِ الْمُبٖينِ اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ فٖى لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرٖينَ
““Apaçık olan kitaba andolsun ki biz onu, o Kur’ân’ı mübarek bir gecede indirdik… Kuşkusuz biz, uyarıcıyız…” (Duhân, 1-2-3)”
Değerli Kardeşlerim!.. Bu ayet-i kerime Kur’ân’ın tamamının, toplu olarak Beraat Kandilinde indirildiğini Ayet ayet, sure sure yani tafsili olarak da Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlandığını bildiriyor…
فٖيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكٖيمٍ
““Katımızdan bir emirle, her hikmetli işe o gecede hükmedilir…” (Duhân, 4).”
Bu ayet-i kerime de Şaban ayının on dördünü, on beşine bağlayan gece olan Berat Gecesinin ne olduğunu anlatıyor
Faziletli bir gece olduğu için bu geceye ayet-i kerimede “Leyle-i Mübâreke” deniyor Yani Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin, af ve mağfiretinin yoğun olarak tecelli ettiği gece olduğu bildiriliyor
Peygamberimiz de bu gece için “Leyle-i Berâe” buyuruyor Yani bu gecenin kurtuluş beratını, kurtuluş belgesini alma gecesi olduğunu söylüyor
Rivayete göre bu gece, bir sene içinde doğacak, ölecekler yazılır Geçen bir sene içinde ölen bir sürü tanıdığımız var Demek ki onlar geçen seneki berat gecesinde ölecekler listesine yazıldılar ve öldüler Önümüzdeki bir sene içinde kimler ölecek, işte onlar da bu gece tespite girecek…
Bir de herkesin bir yıllık rızıkları ayrılacak bu gece Geride kalan bir yıllık amellerimiz de bu gece ilâhî huzura yükselecek Bir yıllık kârımızın, zararımızın hesaplanıp ortaya konulduğu bir gece olacak bu gece
Değerli Mü’minler!.. Peygamber Efendimizin de, içinde bulunduğumuz bu gün ve gecelerle alakalı uyarıları ve tavsiyeleri var bize:
“Receb ile Ramazan arasındaki, insanların kendisinden gafil kaldığı bir aydır; bu Şâban ayı…” (Nesâî, Sıyâm, 70/2355) diyor mesela…
Üç aylar başlayınca Recep ayına heyecanla giriyoruz… Ama ondan sonra alışıyoruz… Bu gün ve geceleri sanki sıradan günler, gecelermiş gibi yaşamaya başlıyoruz yeniden Onun için uyarıyor Peygamberimiz bizi Böyle yapmayın diyor…
“Çünkü o, kendisinde amellerin Alemlerin Rabbine yükseldiği bir aydır” (Nesâî, Sıyâm, 70/2355) diyor…
“Şâban’ın yarısı gecesinde namaz kılınız”(İbn-i Mâce,İkāmetü’s-Salât, 191) diyor…
Tabi burada önemli olan namazı huşû ile kılabilmek.. Bilhassa kılmadığımız namaz borçlarımız varsa kaza namazlarımızı kılmaya özen göstermemiz lazım
“Gündüzleri de oruç tutunuz”(İbn-iMâce,İkāmetü’s-Salât,191) diyor Peygamberimiz…
Ama tuttuğumuz orucu sırf midemiz tutmaması lazım… Gözlerimize, kulaklarımıza, bilhassa da ağızlarımıza yani dilimize oruç tutturarak orucun faziletini koruyabilmemiz lazım… Böyle yaparsak ne olur derseniz;
لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
““Umulur ki takvâ sahibi olursunuz.” (Bakara, 183)”
Değerli Mü’minler!.. Peygamberimiz bu gece neler olacağını da şöyle anlatıyor:
“Allah-u Teâlâ bu gece Güneş’in batmasıyla beraber dünya semasına rahmet nurlarıyla tecelli buyurur… ‘Yok mu benden af dileyen, onun günahlarını bağışlayayım Yok mu benden rızık isteyen, onu ben rızıklandırayım Yok mu bir musibet zede, dua etsin de ona ben âfiyet vereyim (bir hasta yani)… Şöyle olan yok mu, böyle olan yok mu, diyerek kullarına tan yeri ağarıncaya kadar hitapta bulunur ” (İbn-i Mâce, İkāmetü’s-Salât, 191)
Tabi bu da sadece;“Yâ Rabbi beni affet” diyerek olmayacak… Bu şekilde Allah’a dua edip yalvarırken, affedilmek için bir şeyler yapmamız lazım… Sadece kuru kuruya dua ile olmayacağını bilmemiz lazım… Öncelikle nasuh bir tövbe ile tövbe etmemiz lazım… Yani tövbe ettiğimiz şeyi artık bir daha yapmamaya kararlı olmamız lazım…
Dolayısıyla Değerli Mü’minler!.. Berat gecesi, bir iltica gecesidir Bu gece Cenab-ı Hakk’a yakınlaşma gecesidir… Bu gece dua gecesidir Fakat en önemlisi de bu gece, tam bir “abd-i acizlik” içinde Cenab-ı Hakk’a dua etmek lazım
Yani tam bir tevazu ile kâinatta bir hiç olduğumuzun farkında olarak dua etmeliyiz Bundan sonra da hayatımızın bu şekilde, kâinatta bir hiç olduğumuzu bilerek devam etmesi lâzım
Vel’hâsıl-ı kelam bu gece tam bir hiçlikle Cenab-ı Hakk’a iltica etme gecesi Önümüzdeki bir sene boyunca olacak her şeyin hükme bağlanacağı bu gecede, Rabbimizden hayırlar, feyz-ü bereketler, inayetler isteyelim dualarımızda
Kendi nefsimiz için, ailemiz için, hısım ve akrabalarımız için dua edelim Bütün Ümmet-i Muhammed hakkında, bütün İslâm dünyasının selâmeti için dua edelim
Değerli Kardeşlerim!.. Bu şekilde ihya olunan kandil geceleri, yarın öldüğümüz zaman karanlık mezarlarımızı aydınlatan cennet avizeleri olur bizim için…
Bu mübarek gecelerde çok uyanık olmalıyız… “Geceleri uyanık ol ve Hakk’a yürü.. Çünkü geceleyin gönül pencereleri açılır, ötelerden nasipler alınır” diyor Mevlana…
Bizler de bu Beraat gecesinde uyanık olmalıyız Bol bol kaza ve nafile namazlar kılmalıyız Kur’an okumalıyız, zikir ve tesbih yapmalıyız Peygamberimize bol bol salavat-ı şerifeler göndermeliyiz Bu geceyi bunlarla ihya etmeye gayret edelim…
Yarın müsait olanlar da, oruç tutarak Berat gecesinin gündüzünü ihya etmeye çalışmalı… Ayrıca çevremizde yardıma muhtaç insanlar vardır… Özellikle bu gece ve yarın, az-çok elimizden ne gelirse, onları sevindirmeye gayret edelim
O mahrumların sevinciyle bu gün ve geceleri ihya etmiş olalım… Cenab-ı Hakk;
وَيَاْخُذُ الصَّدَقَاتِ
““Sadakaları ben alırım” [Tevbe,104] buyuruyor Yani yardıma muhtaç insanlara verdiklerimiz aslında bizim Cenab-ı Allah’a ödünç verdiklerimizdir… Şimdi ödünç verdiğimiz alacaklarımızı, yarın ahrette tahsil edeceğiz inşallah”
Değerli Kardeşlerim!.. Bütün bunları yaparken Peygamber Efendimizden üç tane talimat var, bu da çok önemli… Birinci talimat şu:
“Namaza durduğun zaman dünyaya veda eden bir kimse gibi ol” (İbn-i Mâce, Zühd, 15) diyor Peygamberimiz
Başka bir hadis-i şeriflerinde de “Her kıldığın namazı sanki son namazın gibi kıl” buyuruyor Peygamberimiz… (Müsned, I, 431)
Diğer bir hadiste de; “Benim kıldığım gibi kılın” buyuruyor… (Buhârî, Ezân, 18)
Cenab-ı Hakk da Kur’an-ı Kerim’de mü’minlerin özelliklerini sayıyor bize ve:
قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ
“Mü’minler felaha ermiştir” buyurarak; mü’minlerin kurtulacağını müjdeliyor ve”
اَلَّذٖينَ هُمْ فٖى صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ
“nların namazlarını huşu içinde kıldıklarını bildiriyor (Müminun;1-2)”
Namaz, çok önemli
وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ
““Rabbine secde et ve yaklaş”(Alak,19) diyor Cenab-ı Allah Namaz Cenâb-ı Hakk’a kavuşmaktır, Cenâb-ı Hakk’la beraber olmak demektir…”
اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ
““Namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar ”(Ankebût, 45)”
Kıldığımız namazlar bizim için birer röntgendir aslında Onun için nasıl namaz kıldığımız çok önemli Kıldığımız namazlar bizi ne kadar fahşadan-münkerden koruyor
Kıldığımız namazlar gözümüzü-kulağımızı haramdan, ellerimizi-ayaklarımızı haramdan ne kadar koruyor acaba Kıldığımız namazlar kalbimizi boş şeylerden ne kadar koruyor acaba?.. Vel’hasıl-ı; namazlarımız bizim için bir ölçü olacak Kalbimizin bir röntgeni gibi olacak namazlarımız
Değerli Mü’minler!.. Peygamber Efendimizin ikinci talimatı; “Özür dilemeni gerektiren bir sözü konuşma…” (İbn-i Mâce, Zühd, 15)
Eğer bir camda bir çatlak olursa, istediğin kadar onu yapıştırmaya çalış, o çatlağın izi gözükür…
Cenab-ı Hakk;
فَلَا تَقُلْ لَهُمَا اُفٍّ
Anne-babaya karşı «öf» bile deme!” buyuruyor… Sonra
وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرٖيمًا
uyuruyor Yani annene-babana “İkramkâr ve iltifatkâr söz söyle” diyor (İsrâ,23)
Bir fukaraya, eğer hiçbir şey veremiyorsan, eğer bir şey vermek için imkânın yoksa, onun gönlünü almak için
فَقُلْ لَهُمْ قَوْلًا مَيْسُورًا
““Tatlı birkaç söz söyle” buyuruyor (İsrâ, 28)”
Yine başa kakmak, gönül incitmek suretiyle ecri zayi edilen bir sadakadansa,
قَوْلٌ مَعْرُوفٌ
uyuruyor… Yani tatlı bir söz daha hayırlıdır diyor… Tahrip ederek verdiğin bir sadakadan, gönlü inciterek verdiğin bir sadakadan, tatlı bir söz söylemek daha hayırlıdır buyuruyor Cenab-ı Hakk (Bakara, 263)
Kanadı kırık bir kuş gibi himâyeye muhtaç yetimlere, yakın akrabaya, yoksullara karşı da
وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا
uyuruyor… (Nisâ,8) Yani onlarla güzel söz ve tatlı dille konuş buyruluyor Bakın; hep zarafet, incelik var Allah’ın emirlerinde
Kalbinde manevi hastalık bulunan kimselere karşı, herhangi bir töhmete, fitneye ve yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için de;
وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًا
uyuruyor Yani yerinde ve uygun bir söz söyleyin diyor… (Ahzâb,32)
Zalimlerin kalbini yumuşatmak için, onun zulmünü hafifletmek, bertaraf etmek için
فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَيِّنًا
uyuruyor Bir akarsuyun akışı gibi yumuşak bir söz ifade et buyuruyor…(Tâhâ, 44)
Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Allah’ın Kur’an’daki bu kelamlarından şunu anlıyoruz… Demek ki bir mü’min özür dilemeyi gerektiren bir sözü söylemeyecek… Fakat sözleri Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın buyurduğu şekilde, bir ifade tarzı kazanacak… İşte Cenab-ı Hakk kâmil insan modelini bunlarla tarif ediyor bize Kur’an’da…
Peygamber Efendimizin üçüncü talimatı da: “İnsanların elinde bulunan dünyalıklardan ümidini kesmeye karar ver ve buna azmet ” (İbn-i Mâce, Zühd, 15) Yani müstağni ol, istediğin her şeyi Cenâb-ı Hakk’tan iste…
Değerli Mü’minler!.. Bu Berat Gecesinden sonraki günler ve geceler artık mübarek Ramazan ayına hazırlandığımız günler-geceler olacak Ramazana 15 gün kaldı; onun için artık bu 15 gün boyunca daha fazla özen ve itina göstermemiz lâzım Artık bu geceler, birer rahmet geceleri… Nur kaynağı mübarek Ramazan ayının mukaddes davetiyeleridir bu geceler…
Bu günlerde Ramazan neşvesiyle, gönül heyecanını ruhanileştirmemiz lazım… Artık hayır-hasenatımızı çoğaltmalıyız…
İman muhabbetimizi, Hakk’a sadâkatimizi artırmalıyız… Kalplerimiz adeta bir dergâh haline gelmeli, kendimizi bütün insanlara, bütün mahlûkata karşı mesul ve sorumlu görmeliyiz
Berat gecesi, Kur’ân-ı Kerîm’in tamamının toplu halde indirildiği bir gece Kadir gecesi ise Kur’an-ı Kerim’in peyderpey indirilmeye başladığı gece… Mübarek Ramazan ayı da hem oruç ayı, hem de Kur’an ayıdır… Demek ki bu günleri ve geceleri Kur’an-ı Kerim ile ihya etmemiz lazım… Bol bol Kur’an okuyalım… En önemlisi de Kur’an’ın mealini okuyalım ve Kur’an’ı anlamaya çalışalım Çünkü Kur’an’ı hayatımıza aktarmamız lazım…
Kur’an bize; sadece okuyalım diye gönderilmedi Hayatımıza aktararak Cenab-ı Allah’ın Kur’an’da emrettiği şekilde bir hayat yaşamamız için gönderildi… Eğer biz Kur’an’ı anlamazsak hayatımıza aktaramayız… Allah’ın emrettiği şekilde bir hayat yaşayamayız o zaman
Değerli Kardeşlerim!.. İhlaslı ve takva sahibi olmamız lazım Kalp ve beden birbirine uyacak Yani kalbimizdeki imanı hayatımızda, yaşantımızda yaptıklarımızla göstereceğiz… Yani “el-hamdülillah Müslümanım” deyipte sanki Müslüman değilmişiz gibi yaşamayacağız
İnsan kıldığı namazı, tuttuğu orucu, yaptığı hayır ve hasenatı “Ben bunlarla Allah’a yaklaşıyorum” diye sevinerek yapmalı…
Aynı şekilde yasaklardan o şekilde kaçınılacak… Kısaca
وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّٰهُ
yeti gereği Kur’an’dan öğrenip bildiklerimiz hayatımızda olacak (Bakara, 282)
Kur’an ahlâkı ile ve Peygamberimizin ahlâkıyla ahlaklanmak gerekiyor
Yaptığımız her işte, konuştuğumuz her sözde şunu tefekkür edip düşüneceğiz: “Acaba Allah benim bu hâlimden razı mı değil mi?.. Acaba Peygamber Efendimiz benim bu hâlimi görse memnun olup tebessüm mü ederdi, yoksa üzülür müydü?..”
Dolayısıyla kıldığımız namazları; huşu ile kılmalıyız Tuttuğumuz oruçlar;
لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
““Umulur ki takva sahibi olursunuz” [Bakara, 183]) ayetinin gereği olarak bizi Cenab-ı Hakk’a yaklaştıran, merhametimizi artıran, bize Allah’ın nimetlerini düşündüren bir oruç olmalı…”
Değerli Kardeşlerim!.. Bunu şöyle izah edeyim; telefonunuzu düşünün… Şarjı dolu iken onunla her şey yapabiliyorsunuz Konuşabiliyor, resim çekebiliyor, internete girebiliyorsunuz Ama şarjı bittiğinde ekranı kapkara oluyor… Bunların hiçbirini yapamıyorsunuz Görünürde şarjı olan telefon ile olmayan telefon arasında bir fark yok Her ikisi de uzaktan aynı Ama birisi iletişime açık… Diğeri kapalı; ölü gibi, ceset gibi…
Bedenimiz de birer cep telefonu gibi İçimizdeki ruh da, bu cep telefonunu çalıştıran elektrik gibi İbadetlerle bu elektrik şarj oluyor… İçimizde şarj dolu olduğu sürece bizler iyi, güzel ahlaklı, merhametli, insan gibi bir insan oluyoruz Ama bir kere ibadeti bıraktığımızda ruhumuz günden güne ölüyor, tıpkı şarjı azalan telefon gibi… Önce uyarı veriyor, ardından tık yok Dış görünüş bakımından ibadet eden ile etmeyen arasında hiçbir fark yok… Her ikisi de kanlı-canlı insan… Ama ruhî açıdan bakıldığında birinin ruhu dipdiri, birininki ölü… İşte bu sebeple Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:
وَمَا يَسْتَوِى الْاَعْمٰى وَالْبَصٖيرُ
“Körle, gören bir olmaz”
وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُ
“aranlıkla aydınlık da bir olmaz…”
وَلَا الظِّلُّ وَلَا الْحَرُورُ
“Gölge ile sıcak da bir olmaz”
وَمَا يَسْتَوِى الْاَحْيَاءُ وَلَا الْاَمْوَاتُ
“irilerle ölüler de bir olmaz… (Fâtır,19-22)”
Rabbimiz ruhumuzu ibadetlerle şarj etmeyi, her daim ruhen dipdiri olmayı bizlere nasip eylesin
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Ya Rabbi!.. Bağışlanma, af ve kurtuluş gecesi olan bu mübarek Berat gecesinde huzuruna geldik… Divanına durduk… Sana yöneldik Bizi huzur-u ilahine kabul buyur, dua ve niyazlarımızı kabul eyle Ya Rabbi!..
Ellerimizi açtık, Sana iltica ediyoruz Günahlarımıza tövbe ediyoruz Tövbelerimizi kabul eyle, günahlarımızı affeyle Ya Rabbi!..
Peygamber Efendimizin her namazın ardından yaptığı tövbe ve istiğfar ile Sana yalvarıyoruz Kabul eyle Ya Rabbi!..
Buyrun: Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah el-azim el-kerim ellezi la ilahe illa hu el-hayyel kayyume ve netubu ileyh… Ve nes’elüke’t-tevbete ve’l-mağfirate ve’l-hidayete ve’l-afve lena inneke ente’t-tevvabü’r-rahim
Bizleri mübarek Ramazan ayına, şu mübarek Berat gecesinde, kabul olunmuş tövbelerle, temizlenmiş, bağışlanmış ve beratını almış kullar olarak erişmeyi nasip eyle Ya Rabbi!..
“Gazabından rızana; cezandan affına sığınıyoruz…” Rahmet ve Gufran gecesinde bizlere af ve mağfiretinle muamele eyle Ya Rabbi!..
Bu mübarek mekânda bedenlerimizi buluşturduğun gibi kalplerimizi ve ruhlarımızı da buluştur Ya Rabbi!..
Bizlere daima iman ve istikamet üzere olabilmeyi ihsan eyle Ya Rabbi!..
Bizlere hakkı hak olarak bilip hakka uymayı, batılı batıl olarak bilip batıldan sakınmayı nasip eyle Ya Rabbi!..
Bizleri İslâm’ın, Kur’an’ın ve Peygamberimizin yolundan ayırma Ya Rabbi!..
Kerim Kitabımızı ve Peygamberimizin sünnetini doğru anlayıp doğru yaşamayı bizler lütfeyle Ya Rabbi!..
Ahirette Peygamberimizin livaul hamd sancağı altında toplanmayı, şefaatlerine ermeyi, kendilerine komşu olmayı cümlemize nasip eyle Ya Rabbi!..
Bu mübarek mekânda saflarımızı düzgün ve sık tuttuğumuz gibi niyetlerimizi ve yüreklerimizi de düzgün tutabilmeyi nasip eyle Ya Rabbi!..
Bu mübarek mekânda yan yana, omuz omuza durduğumuz gibi her yerde yan yana, gönül gönüle olabilmeyi bizlere bahşeyle Ya Rabbi!..
Şu kurtuluş gecesinde, ortak evimiz ve imtihan yurdu olan dünyamızı savaşlarla, işgallerle, katliamlarla, açlıklarla, mültecilerle milyonların inlediği bir enkaz olmaktan kurtar Ya Rabbi!..
Bizleri, günahta ve düşmanlıkta değil; iyilikte ve takvada yardımlaşanlardan eyle!.. Hak ve hakikatin yolunda olanlardan eyle Ya Rabbi!..
Şu mübarek Berat gecesinde günahkâr beden ve gönüllerimizi istiğfar ile arıtmak istiyoruz… Sen nasip eyle Ya Rabbi!..
İmanımızı ve ahdimizi tazelemek muradımız Sen bahşeyle Ya Rabbi!..
Kırdığımız kalpleri onarmak, paraladığımız onurları tamir etmek, ihlal ettiğimiz hak sahipleriyle helalleşmektir borcumuz… Sen lufteyle Ya Rabbi!..
Yaratıldığına değer bir insan olmak dileğimiz… Sen bize yardım eyle Ya Rabbi!..
Engin mağfiretine iltica ediyoruz… Günahlarımızı affeyle Ya Rabbi!..
Bizi kendimize zulmedenlerden eyleme Ya Rabbi!..
Bizi hüsrana uğrayanlardan eyleme Ya Rabbi!..
Huzuruna tertemiz yüzlerle, hesabını verebileceğimiz salih amellerle varabilmeyi bizlere nasip eyle Ya Rabbi!..
Hata ve eksiklerimize bakıp bize azap eyleme… Rahman ve Rahim olansın, bizlere mağfiret eyle Ya Rabbi!..
Yeryüzünde masumların, mazlumların akan kanının dinmesini, yüzlerinin gülmesini lütfeyle Ya Rabbi!..
İslâm’ın mukaddes beldesi Kudüs ve Mescid-i Aksa tarihin en çirkin tecavüzüne maruz kalırken, dağınıklığımızı ve perişan hallerimizi Sana arz ediyoruz… Onurumuzu çiğnetme Ya Rabbi!..
Rahmet, merhamet ve mağfiret iklimi Ramazan’ın arafesinde bize uyanış ve vahdet nasip eyle ve yardımını bizden esirgeme Ya Rabbi!..
Doğu Türkistan ve Mazlum Filistin halkının yıllardır maruz kaldığı, Siyonizm’in ve kominizmin dünya ile alay edercesine haram ayları, mübarek ve mukaddes değerleri hedef alarak gerçekleştirdiği hiçbir katliamı önleyemediğimiz, sadece kınama cümleleri ile geçiştirdiğimiz için, insanlık ailesi olarak bizleri bağışla Ya Rabbi!..
Bu azgın ve zalim topluluklara karşı, Doğu Türkistanlı ve Filistinli kardeşlerimize yardım eyle Ya Rabbi!..
Milletimizin ve bütün Müslümanların bekasını sarsacak her türlü dahili ve harici fitne ve fesada, hile ve tuzağa karşı bizlere feraset ve basiret ihsan eyle Ya Rabbi!..
Dünyanın her yerinde zulme ve katliamlara maruz kalan, ülkeleri işgal edilen, mabetleri, değerleri harap edilen, hakları-hukukları ihlal edilen bütün mazlumlara yardım eyle, bizi onlara yardımcı eyle; nusretinle-inayetinle zaferler nasip eyle Ya Rabbi!..
Sana inandık, sana güvendik, sana tevekkül ettik Bizleri sensiz, sahipsiz, inayetsiz, kimsesiz, vatansız, çaresiz, bırakma Ya Rabbi!..
Bizi kendine zulmedenlerden eyleme… Nefsin karanlıklarında, gafletin çukurlarında bırakma Ya Rabbi!..
Sen affedicisin… Affetmeyi seversin… Bizleri de affeyle Ya Rabbi!..
Kin ve nefret yerine merhamet ve adaleti, düşmanlık ve husumet yerine dostluk ve kardeşliği ikame edebilmeyi istiyoruz Nasip eyle Ya Rabbi!..
Bizleri, bencillik kabuğunu kıranlardan, ikram edenlerden, ekmeğini bölüşenlerden, huzuru paylaşanlardan, gönül kapılarını kardeşlerine açanlardan eyle Ya Rabbi!..
Kıldığımız namazları, tuttuğumuz oruçları, okuduğumuz Kur’an-ı Kerimleri, indirdiğimiz hatm-i şerifleri, söylediğimiz kelime-i tevhitleri, kelime-i şehadetleri, yapılan zikirleri, tesbihatı, dua ve niyazları, va’z-u nasihatleri ve getirilen salât-ü selâmları, ibadet ve taatlerimizi, hayır ve hasenatımızı, salih amellerimizi yüce katında en güzel şekliyle kabul eyle Ya Rabbi!..
Bunlardan hâsıl olan ecir ve sevâbı; öncelikle Peygamberimiz, Hz.Muhammed Mustafa(SAN)’in aziz, latif ruhuna hediye eyledik, vasıl eyle Ya Rabbi!..
Diğer bütün peygamberlerin, ehli beytin, ezvac-ı tâhirâtın, ashâb-ı kiramın, tabiinin, tebe-i tâbiinin, cümle alimlerin, salihlerin, şehitlerin, ahirete göç eden gaziler ile bütün ehl-i imanın ruhlarına hediye eyledik kendilerini haberdar eyle Ya Rabbi!..
Şu anda bu duaya “amin” diyen bütün kardeşlerimizin ve bu gecenin hurmetine sırf senin rızanı umarak ikramda bulunan kardeş(ler)imizin cümle geçmişlerinin ruhlarına da hediye ediyoruz, onları da hissedar eyle Ya Rabbi!..
Ömrümüzü rızana uygun geçirebilmeyi nasip eyle… Bizleri zikrinde, şükründe daim eyle… Günahlardan mahfuz eyle Haramlardan uzak eyle Ya Rabbi!..
Vefatımız geldiği zaman dilimiz zikrinle meşgulken, alnımız secdede iken, Senin sevdiğin ve razı olduğun bir hal üzereyken ruhumuzu kabzeyle Ya Rabbi!..
Ecel şerbetini içeceğimiz son nefesimizde, Kelime-i şahadet ki buyurun (
أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
) diyerek, ruhumuzu teslim edebilmeyi, iman ve selim bir kalp ile huzuruna gelebilmeyi cümlemize nasip ve müyesser eyle Ya Rabbi!..
Bizleri cennetinle cemalinle müşerref eylediğin kulların arasına ilhak eyle Ya Rabbi!..
Dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi!..
