BERAT KANDİLİ — 2023
Bizleri yoktan var eden… Varlığından haberdar eden… Müslümanlıkla müşerref kılan Cenab-ı Rabbil Alemin’e hamd-ü senalar olsun…
Salat ve selam… Tahiyyat’ül ikram… En güzel ihtiram… Hz.Adem’den Peygamber Efendimize kadar Kutlu yolun bütün rehberlerine… Bütün Peygamberlerin üzerine olsun…
Değerli Mü’minler!.. Bu akşam, mübarek üç ayların, ikincisi olan Şaban ayının on beşinci gecesini… Yani Berat Gecesini idrak ediyoruz…
Bizleri bu mübarek geceye kavuşturan Cenab-ı Hakk’a hamd-ü senalar olsun… Böylesine ecdat yadigârı güzel bir mabette bizleri bir arada huzuruna getiren Cenab-ı Allah’a hamd-ü senalar olsun… Kandiliniz mübarek olsun…
Muhterem Kardeşlerim!.. Mübarek Şaban ayının on beşinci gecesi… Berat Kandili bize aynı zamanda mübarek Ramazan ayına son on beş günün kaldığını haber veriyor…
Berat kelimesi, Arapçadan Türkçeye geçmiş ve Türkçeleşmiş bir kelime… Kişinin kendisine isnad edilen suç ve cezadan kurtulması… Berat etmesi demektir… Ve bu gece bizler Cenab-ı Allah’ın rahmetine, mağfiretine mazhar olunmayı ümit ettiğimiz için, bu geceyi Berat Gecesi olarak isimlendirmişiz… Ve âlimlerimiz bu gecede ve önümüzdeki günlerde Cenab-ı Allah’a olan teslimiyetimizi… İbadet ve taatımızı… Bize artırmayı öğütlemişlerdir…
Bu gece; duaların müstecab olduğu müstesna bir gecedir… Bu günlerde Peygamber Efendimizin devamlı yapmış olduğu şu dua ile sohbetimize başlayalım…
اَللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبَ، وَشَعْبَانَ، وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ
““Ya Rabbi!.. Sen Recep’i ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizleri Ramazan-ı Şerife kavuştur Allah’ım!..””
Değerli Mü’minler!.. Şu anda içinde bulunduğumuz Şaban ayı, Peygamberimizin Ramazan ayından sonra, en çok oruç tuttuğu aydır… Bir gün kendisine bunun hikmeti sorulur… Sahabe-i Kiram derler ki; “Ya Rasulüllah!.. Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğunuz ay Şaban ayıdır… Bunun hikmeti nedir?..” Peygamberimiz her zaman olduğu gibi veciz bir cevapla bunu cevaplandırır ve iki sebep sayar… “İlk sebep; Şaban ayı, amellerin yıllık olarak Allah’a arz edildiği bir aydır… Rızıkların tahsis edildiği bir aydır… İşte ben böyle bir ayı… Yani amellerimin Allah’a arz edildiği bir ayı… Oruçlu iken geçirmek isterim… İkincisi; Şaban ayı mübarek üç ayların ikisi arasında kalan bir aydır… Recep ayı ve Ramazan ayı arasındadır… İnsanların üç ayların başlangıcında ve Ramazan ayına ulaşınca kendilerine şekil-düzen verirler… İbadetlerini artırırlar… Ama Şaban ayı nedense insanların gaflette olduğu bir aydır… İşte Allah’ın en hoşnut olduğu ibadetlerin başında da, kişilerin gaflet anında yapılan ibadetlerdir…” buyurur Peygamberimiz…
Mesela; gece namazı böyledir… İnsanların çoğunun derin bir uyku gafletinde olduğu bir saatte, kişinin kalkıp, soğuk-sıcak demeden, şakır şakır abdest alarak Huzur-u İlahi’ye durarak, iki rekât namaz kılması Cenab-ı Allah’ı çok hoşnut eder…
Aynı şekilde insanların çarşı-pazarda günlük işlerle meşgul olduğu bir zamanda… Yani gaflet anında… Bir kişinin, tasavvufi tabiriyle, halk içindeyken Hakk ile beraber olması… Gizli bir şekilde Cenab-ı Allah’ı zikretmesi, hatırlaması, tesbihatta bulunması Allah’ı çok hoşnut eder… Çünkü insanların çoğunun gaflette olduğu zamanlarda yapılan dualar Cenab-ı Hakk’ı hoşnut eder
İşte; Şaban ayı da, insanların Recep ve Ramazan ayına göre gaflette olduğu bir aydır… Ve bu ayda özellikle bu mübarek gecede yapılan dualar Cenab-ı Hakk’ı çok hoşnut eder…
Değerli Mü’minler!.. Çünkü insanların gaflet anında yaptıkları duaların iki özelliği vardır… Birincisi; bunlar gizli yapılır… Gece namazına kalktığınız zaman sizi kimse görmez… Çarşı-pazardayken gizli gizli Allah’ı zikretmenizi kimse bilmez… Ve amellerin… Özellikle de nafile ibadetlerin gizli yapılanı makbuldür…
İkincisi ise; insanların çoğunun rahatta ve rehavette olduğu zamanlarda yapılan ibadetler nefse ağır gelir… Gece kalkmak zordur… Teheccüt kılmak insanların üşengeçlik ettiği bir iştir… İşte hem bu gizlilik, hem de bu meşakkatinden dolayı insanların gaflet anında yapılan ibadetler Dergâh-ı İlahi’de son derece makbul ibadetlerdir…
İşte; Şaban ayı böyle bir aydır… Berat Kandili böyle bir gecedir… Aslında zamanların hepsi birdir… Fakat bu zamanlara dereceler yükleyen Cenab-ı Allah’ın kendisi… Zamanın sahibidir…
Cuma gününü, haftanın diğer günlerinden faziletli kılan… Ramazan ayını, senenin diğer aylarından faziletli kılan… Gece namazını, diğer namazlardan daha faziletli kılan… Berat Kandilini senenin diğer gecelerinden faziletli kılan… Cenab-ı Hakk’ın kendisidir… Dolayısıyla; bu gece mübarek bir gecedir… Müstesna bir gecedir… Duaların müstecap olduğu gecedir…
Değerli Dostlar!.. Peygamber Efendimiz bu geceyle alakalı şöyle buyuruyor… “Şaban ayının on beşinci gecesi… Güneş battıktan sonra… Cenab-ı Allah, keyfiyetini bizim bilemeyeceğimiz bir şekilde, yeryüzüne ve en yakın semaya tecelli eder. Ve o gece Beni Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarından daha fazla insanı bağışlar…” Burada; bu kabilenin koyunlarının çokluğundan kinaye ile… Cenab-ı Allah’ın bu gece çok sayıda insanı bağışlayacağını anlatmıştır Peygamberimiz…
Yine “Bu gece Cenab-ı Hakk semaya tecelli eder… Yok mu dua eden… Mağfiret dileyen… Mağfiret edeyim… Yok mu musibete duçar olan… Afiyet ihsan edeyim… Yok mu dua eden… Duasının kabul olunmasını isteyen yok mu… Onların dualarını kabul edeyim… Hastalıklarından şifa bulmak isteyen yok mu… Onlara şifa vereyim… Diye buyurur… Cenab-ı Hakk’ın bu nidası güneş doğuncaya kadar devam eder…” diyor Peygamberimiz…
Yine; Kıblegâhımızın Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a çevrilmesi de Şaban ayının on beşinci gecesinde, yani Berat Kandilinde olmuştu…
Değerli Mü’minler!.. Her ne kadar bu gece mağfiret gecesi… Bağışlanma gecesi… Gufran gecesi olsa da… Cenab-ı Hakk’ın; şu altı günahta ısrar edenlere, bu gece rahmet nazarıyla bakmayacağını… Yani bunları bağışlamayacağını haber veriyor Peygamberimiz…
Birincisi; Allah-u Teâlâ’ya şirk koşanlar… Allah-u Teâlâ’nın uluhuyyetine ve rububiyyetine ortak koşanlar… İbadet ve taatini sadece Cenab-ı Hakk’a yapmayanlar… Bir şey dileyecekse; sadece O’ndan dilemeyenler… Allah’a şirk koşanlar…
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِهٖ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ
““Allah bütün günahları bağışlar… Ama kendisine şirk koşanları asla affetmez…”(NİSA;116)”
Öyleyse; şirk koşan ve bunda devam eden insana bu gece bağışlanma yok… Cenab-ı Hakk’ın rahmeti yok…
İkincisi; sıla-i rahim yapmayanlar… Hısım-akrabasını, şu ve ya bu sebeple ziyaret etmeyi kesenler Bu gece Cenab-ı Allah’ın rahmetine mazhar olamayacaklar…
Üçüncüsü; anne-babasına gerektiği şekilde… Yani Cenab-ı Allah’ın emrettiği gibi itaat ve hürmet etmeyenler… İsyan edenler…
‘Hukuk-u valideyn…’ Yeryüzünde başka hiçbir dinde… Hiçbir inanışta… Anne-babaya isyan etmeyi ceza hukuku içerisinde müstakil bir terim haline getiren başka bir din ve medeniyet yoktur… Buna mukabil; bir de anne-babaya ihsan anlamında ‘Birrul Valideyn’ var…
Dördüncüsü; Cenab-ı Allah’ın kendisine vermiş olduğu… Kur’an’da
وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَا
Allah'ın nimetini saymaya kalksanız sayamazsınız”(NAHL;18) buyurduğu nimetleri başkalarına karşı bir büyüklenme ve böbürlenme vesilesi olarak gören… İnsanları küçük gören kibir abidesi insanlar… Bunlar da bu gecenin rahmetinden maalesef istifade edemeyecekler…
Beşincisi ise; insanlara husumet besleyen… Kin besleyen… Düşmanlık besleyen… Kalbi bu kin, husumet ve düşmanlık hastalıklarıyla dolu olan Böyle insanlar da bu günahlarında ısrar ettiklerinden dolayı bu gecenin rahmetinden istifade edemeyecekler…
Altıncısı da; içki, uyuşturucu gibi sarhoş edici maddelere düşkünlüğü ve kumar bağımlılığı olan insanlar… Bu gece Cenab-ı Allah’ın rahmetine maalesef mazhar olamayacaklar…
Değerli Mü’minler!.. Şimdi biraz tefekkür edip… Bu altı sınıf günahın ve bu günahlarda ısrar eden insanların ortak özelliklerinin ne olduğuna bakalım… Bunların birkaç ortak özelliği var…
Birincisi; bu günahlar ferdi günahlar değil… Hepsi kul hakkına müteallik günahlar… Yani siz anne-babanızı üzdüğünüz zaman… Komşularınızla iyi geçinmediğiniz zaman… İnsanlara karşı üstünlük tasladığınız zaman… Başkalarının kalplerini kırarsınız Bu da ferdi bir günah olmaktan öte, kul hakkını ihlaldir.. Ve kişinin cennete gidebilmesi için üzerindeki kul haklarını ödemesi gerekir…
Diğer bir husus; bu günahlar sadece bir defaya mahsus günahlar değil… Bunlar hayat boyu insanın alışkanlık haline getirdiği… Adet haline gelmiş olan günahlardır… Onun için, kişinin bu kötü alışkanlıklarından kurtulması gerekir… Cenab-ı Allah, Peygamber Efendimizin lisanıyla, bizlere bu geceden itibaren bu günahlardan vaz geçip kurtulmamızı öğütlüyor…
Berat Kandilinin, bu mübarek gecenin bize vereceği en önemli mesajlarından bir tanesi de; bu altı günahın bizde olup olmadığını kontrol etmek Eğer varsa; bu gece en başta kendimize, sonra Cenab-ı Hakk’a söz vererek, bu kötü hasletlerden kurtulma gayretinde olarak, bir karar vermemiz gerekiyor…
Değerli Dostlar!.. Bu kötü hasletler… Bu altı günah… Aynı zamanda bizlere bir şey daha söylüyor… Bunlar iyi bir Müslümanın ya da iyi bir insanın vasıfları olamaz diyor…
Cenab-ı Allah bize bu Berat Gecesinde… Yani kurtuluş gecesinde kurtuluşun anahtarını… Ferdi olarak kurtuluşa ermenin anahtarını… Toplumsal huzura katkımızla özdeşleştirmektedir…
Yani bizler namaz kılabiliriz… Oruç tutabiliriz… Cenab-ı Allah’ın bize emrettiklerini yapar, nehyettiklerinden uzak durabiliriz… Ama bu ibadetler ve taatler iyi bir Müslüman olmanın gerek şartıdır… Ama yeter şartı değildir…
Bu ibadetlerle beraber, bizim aynı zamanda iyi bir insan olmamız gerekiyor… Bizim topluma faydalı bir insan olmamız gerekir… Bizim insanlara örnek ahlaka sahip bir insan olmamız gerekir… Ancak ve ancak, işte o zaman hem iyi bir insan, hem de iyi bir Müslüman olabiliriz…
Değerli Mü’minler!.. Öyleyse bizler toplum içerisinde iyi insan olmaya da çalışmamız lazım… Bir insan ibadetlerine düşkün… Ama karakterinde ve şahsiyetinde problem varsa… Ya da karakter ve şahsiyetinde problem yok… Çok iyi bir karaktere sahip.. Ama ibadet ve taatlerinde noksanlık varsa… Bunlar İslam’ın kabul etmediği bir şeydir… Bu dengenin sağlanması gerekiyor… Yani hem dindar, hem de güzel ahlaklı… İyi bir insan olmamız gerekiyor…
Aynı zamanda; hadis-i şerifte bu altı sınıf insanın zikredilmesinden biz şunu anlıyoruz… Hayatımızda sık sık tövbe etmemiz gerekiyor… Devamlı oto kontrol yaparak kendimizi muhasebe etmemiz gerekiyor… Ve bu yenilenme bilincini hayatımızda hiç ihmal etmememiz gerekiyor…
Şimdi bu altı hasletin üzerinde biraz daha tefekkür edelim… Mesela; acaba neden Cenab-ı Allah bize hısım-akraba alakayı kesmeyi yasaklıyor… Sıla-i rahimi emrediyor…
Sıla-i rahim Kur’an-ı Kerim’de namaz, gibi, zekât gibi, tevhit gibi… Temel kavramlarla beraber zikredilen bir haslettir… Sıla-i rahimin yani hısım-akraba ile münasebet kurmanın üç derecesi vardır… Birincisi; hal hatır sormak… İkincisi; bedeni hizmetler… Akrabalarımızdan yaşlı olanların ve hizmete, yardıma ihtiyacı olanların hizmetini görmemiz… Üçüncüsü ise; mali hizmetler… Yani zengin olan bir insanın hısım-akrabasını telefonla arayıp sadece hal hatır sorması yetmez… Onun maddi açıdan ihtiyaçlarını gidermesi de gerekir… Çünkü fakire verilen sadaka bir sevaptır… Ama fakir akrabaya verilen sadaka iki sevaptır… Bir sadaka sevabı… Bir de akrabaya yardım sevabı… Cenab-ı Allah bizim sıla-i rahim yaparak, hayır-hasenata akrabalarımızdan başlamamız gerektiğini bize söylüyor…
Sıla-i rahimi kesmenin de üç cezası vardır… Birincisi; Cenab-ı Allah’ın laneti tahakkuk eder… İkincisi; bu suçun cezası ahirete bırakılmadan dünyada kendisine verilir… Üçüncüsü de; yaptığı ibadetlerinin ve taatlerin kabul edilmesine manidir…
Diğer taraftan da hısım-akraba ile iyi geçinmenin üç büyük mükâfatı vardır… Bunlardan birincisi; ömrü bereketlendirir… Rızkı artırır… İkincisi; insanı su-i hakimeden yani ölümün onu kötü bir şekilde yakalamasından muhafaza eder… Ve son olarak da; hem bu dünyada, hem de öbür dünyada iyi bir insan olarak anılmasına vesile olur sıla-i rahim…
Değerli Mü’minler!.. Bu akşam tefekkür edeceğimiz bir diğer husus da; anne-babaya iyilik meselesi… Anne-babaya iyiliğin de ölçüleri var… Birincisi; onlar istemeden ihtiyaçlarını gidermek… İkincisi; onların refah ve müreffeh içerisinde yaşamalarını sağlamak… Üçüncüsü; onların yaşlılıktan kaynaklanan bazı kusurlarını örtmek, gizlemek… Onların şakasını dahi yapmamak… Bunlar anne-babaya iyiliğin ölçüsü olarak ulemalarımız tarafından bizlere zikrediliyor, anlatılıp öğretiliyor… Kendi sıkıntılarımızı, dertlerimizi onlara açıp, onları çaresizlik içerisinde bırakarak, onları üzmek de doğru değil…
Annemiz-babamız vefat ettikten sonra da onlara iyilik yapmaya, ihsanda bulunmaya devam etmemiz gerekiyor… Her şeyden önce, onların itibarlarını koruyarak onlara iyilik yapacağız… Onların akrabalarına, arkadaşlarına, dostlarına hürmet ederek onlara iyilik yapacağız… Eğer hacca gitmeden vefat etmişlerse ve bizim buna imkânımız varsa; onlar için bedel haccını ifa ederek onlara ihsanda bulunacağız… Onların bize miras bıraktıkları maldan-mülkten; onlar için hayır-hasenatta bulunarak, iyilik yaparak, sadaka vererek onların bizim üzerimizdeki haklarını eda etmiş oluruz…
Değerli Dostlar!.. Evet, bu gece Berat Kandili… Bu gece değerli… Biz de bu geceyi iyi değerlendirmeliyiz… Bu geceyi değerlendirmek için… Her şeyden önce, en az bir günlük kaza namazı kılalım… Bol bol Kur’an-ı Kerim okuyalım… Tövbe istiğfar edelim… Peygamberimize salat ve selam getirelim… Çok dua edelim… Helal rızık için, bizi helalinden rızıklandırması için Ya Rezzak ismiyle Cenab-ı Allah’a niyaz edelim… Bu gece bütün kâinatı saran bu ilahi ziyafetten faydalanmak için gayret edelim…
Şu zikirleri de bol bol yapalım bu gece…
Bir;
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِىِّ الْعَظٖيمِ
Bunu okuduğumuz zaman ”Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Büyük olan Allah-u Teâlâ’nın yardımıyladır… Ya Rabbi!.. Senin yardımın olmadan ben hiçbir şeyi başaramam ” diye dua etmiş oluruz…
İki;
نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ ، حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ
Bunu okuduğumuz zaman da “Allah bana yeter, O ne güzel vekildir… O ne güzel mevlâdır, O ne güzel yardımcıdır!..” diye dua etmiş, Cenab-ı Hakk’ı anmış oluyoruz…
اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ
Bunu okuduğumuz zaman da “Ya Rabbi!.. Ben senden geldiğimi, yine sana döneceğimi biliyor ve iman ediyorum… Sana iman ile gelmeyi bana nasip et” diye imanımızı yenilemiş ve dua etmiş oluruz…
Bir de, bu gece kelime-i şehadeti ve kelime-i tevhidi çok tekrar edip okuyalım… Hatta bu saydığım zikir, dua ve kelime-i şehadet ile kelime-i tevhidi sadece bu gece değil… Her zaman dilimizden düşürmeyelim inşallah…
Değerli Kardeşlerim!.. Ömür bizim en kıymetli sermayemiz… Dakikalar bizim servetimiz… İnşallah bu geceleri ıskalamadan… Bu gecelerin manevi derununa nüfuz etmeye, istifade etmeye hep beraber gayret edelim…
Bu gece dua ederken iki halet-i ruhiye bizde baskın hale gelsin… Bunlardan bir tanesi; nedamet hissi… Pişmanlık hissi… Öbürü de; ümit ve umut hissi… Yani korku ile ümit arasında, pişmanlıkla umut arasında… Ellerimizi semaya, gönüllerimizi duaya açalım… Cenab-ı Allah’ın rahmetini ve bereketini talep edelim…
Bu bereketli zaman diliminde ihmal ettiğimiz kulluğumuzu gözden geçirelim… Unuttuğumuz ve terk ettiğimiz mükellefiyetimizi, sorumluluğumuzu yeniden hatırlayalım… Malum deprem felaketinden dolayı; el birliği ile hep beraber yeniden memleketimizi bu enkazdan kaldırmamız gereken günlerden geçiyoruz… Canlarımız gitti, yüreklerimiz yandı… Şimdi hepimiz bu musibeti yaşayan kardeşlerimizin durumuyla imtihan oluyoruz… Bu imtihanı hep beraber kazanalım inşallah..
Bir de; eğer dünyayı ahirete tercih eder hâle geldiysek tövbe edelim… Hatalarımıza ve kusurlarımıza bir daha dönmemek üzere nasuh tövbe ile tövbe edelim.. Cenab-ı Allah tövbelerimizi ve dualarımızı kabul eylesin inşallah…
DUA
Bağışlanma, af ve kurtuluş gecesi olan bu mübarek Berat gecesinde huzuruna geldik Divanına durduk Sana yöneldik Bizi huzur-i ilahine kabul buyur… Dua ve niyazlarımızı kabul eyle Ya Rabbi!..
Ellerimizi açtık… Sana yalvarıyoruz Günahlarımıza tövbe ediyoruz Tövbelerimizi kabul eyle… Günahlarımızı affeyle Ya Rabbi!..
Peygamber Efendimizin her namazın ardından yaptığı tövbe ve istiğfar ile Sana yalvarıyoruz Kabul eyle Ya Rabbi!..
Buyrun: Estağfirullah… Estağfirullah… Estağfirullah el-azim… El-kerim… Ellezî la ilahe illa hu… El-hayyel kayyume ve netubu ileyh… Ve nes’elüke’t-tevbete… ve’l-mağfirate… ve’l-hidayete… ve’l-afve lena… inneke ente’t-tevvabü’r-rahim…
Bizleri mübarek Ramazan ayına… Şu mübarek Berat gecesinde… Kabul olunmuş tövbelerle temizlenmiş Bağışlanmış… Ve beratını almış kullar olarak erişmeyi nasip eyle Ya Rabbi!..
Hakkıyla işiten, hakkıyla bilen sensin… Bizleri bütün isimlerinle koru Ya Rabbi!..
Önümüzden-arkamızdan, sağımızdan-solumuzdan üstümüzden gelecek bela ve musibetlerden bizleri muhafaza eyle Ya Rabbi!..
Altımızdan gelip, yere batırılarak helak olmamıza sebep olan büyük ve küçük musibetlerden bizleri muhafaza eyle Ya Rabbi!..
Kendimizi, ailemizi, malımı-mülkümüzü sana havale ediyoruz… Himayene sığınıyoruz… Bizleri himayen altına alıp bizleri koru Ya Rabbi!..
Her türlü afattan, musibetten, beladan sana sığınıyoruz bizleri koru Ya Rabbi!..
Bizi gazabınla öldürme Ya Rabbi!..
Azabınla helak eyleme Ya Rabbi!..
Kapına geldik… Ellerimizi semaya, dillerimizi duaya, gönüllerimizi şefkatine ve merhametine açtık… Halimizi arz ediyoruz… Dergâhından bizleri boş çevirme Ya Rabbi!
Millet olarak deprem gerçeğiyle bir kez daha karşılaştık… Vefat eden kardeşlerimiz var… Senden şifa bekleyen yaralı ve hasta kardeşlerimiz var…
Ahirete irtihal eden kardeşlerimize rahmet eyle Ya Rabbi!..
Ailelerine, yakınlarına ve milletimize sabr-ı cemil ihsan eyle Ya Rabbi!..
Hastalarımıza ve yaralılarımıza Şafi isminle şifalar ver Ya Rabbi!..
Onlara güç-kuvvet ver… Sabır ver… Sağlık ver… Afiyet ihsan eyle Ya Rabbi!..
Evladını kurtarmak için kendisini yavrusuna siper ederek göçük altında can veren anneleri-babaları ve bütün mü’minatı şehadet makamına nasip eyle Ya Rabbi!..
Malını-mülkünü kaybedenlerin malını-mülkünü sadaka-i cariye hesabına kabul eyle Ya Rabbi!..
Depremzede kardeşlerimizi ve memleketlerini canla başla gayret gösteren devletimize ve milletimize güç-kuvvet ver Ya Rabbi!..
Bu çetin günlerde rahmet ve inayetine her zamankinden daha fazla muhtacız… Bizlere yardım eyle Ya Rabbi!..
Her türlü zorlukta, mücadelede bizlere birlik-beraberlik, sabır ve metanet, basiret ve dirayet lütfeyle Ya Rabbi!..
Şefkat ve merhametinle acılarımızı dindir Ya Rabbi!..
Ülkemizi, milletimizi, Alem-i İslam'ı depremlerden, sellerden, yangınlardan, her türlü afatlardan, kazalardan, belalardan, düşman istilalarından muhafaza eyle Ya Rabbi!..
Gazabından rahmetine, Senden yine Sana sığınıyoruz… Korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nail eyle Ya Rabbi!..
Bir daha bizlere böyle acılar yaşatma Ya Rabbi!..
Okuduğumuz Kur’an-ı Kerim’i, getirilen tekbirleri ve salat-ü selamları dualarımızla birlikte kabul eyle Ya Rabbi!..
Enbiyanın, evliyanın, ulemanın, şühedanın aziz ruhlarına bağışlıyoruz Kabul eyle Ya Rabbi!..
Peygamber Efendimizin âlinin, ezvacının, ashabının ve etbaının ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle Ya Rabbi!..
Bu mübarek gecede senin evinde sana misafir olup ellerini açıp amin diyen şu cemaatin bütün geçmişlerinin ruhlarına hediye eyledik kabul eyle Ya Rabbi!..
Bu mabedin yapımından bu güne kadar burada emeği olan ve rahmeti rahmana kavuşmuş olan ecdadımızın ruhlarına hediye eyledik haberdar eyle Ya Rabbi!..
Bu mübarek vakitte sadece senin rızanı umarak senin evinde sana misafir olan şu kullarının bütün geçmişlerine hediye ediyoruz, kabul eyle Ya Rabbi!..
Depremde hayatını kaybederek şehitlik makamına yürüyen bütün mü’minatın ervahına ikram eyle Ya Rabbi!..
Milletimizin huzur, barış ve kardeşliğine kastedenlere fırsat verme Ya Rabbi!..
Umudumuzu ve huzurumuzu bozmak isteyenlere fırsat verme Ya Rabbi!..
Dinimizin, devletimizin, milletimizin bekasını sarsacak her türlü dâhili ve harici düşmanlardan bizleri hâlâs eyle Ya Rabbi!..
Sınırlarımızın içinde ve sınır ötesinde mücadele eden kahraman güvenlik güçlerimize, askerimize, polisimize yardım eyle Ya Rabbi!..
Biz sırtımızı sana dayadık, sana güvendik, gücümüzü imandan aldık… Yıkılmamıza ve dağılmamıza izin verme Ya Rabbi!..
Bize dünyada ve ahirette iyilik ve güzellikler ihsan eyle Ya Rabbi!..
Bizi cennet ve cemalinle müşerref eyle Ya Rabbi!..
Ömrümüzü rızana uygun geçirebilmeyi nasip eyle Bizleri zikrinde… Şükründe daim eyle Günahlardan mahfuz eyle Haramlardan uzak eyle Ya Rabbi!..
Vefatımız geldiği zaman dilimiz zikrinle meşgulken… Alnımız secdede iken… Senin sevdiğin ve razı olduğun bir hal üzereyken… Ruhumuzu kabzeyle Ya Rabbi!..
Ecel şerbetini içeceğimiz son nefesimizde, Kelime-i şahadet ki… Buyurun (
أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
diyerek… Ruhumuzu teslim edebilmeyi… İman ve selim bir kalp ile huzuruna gelebilmeyi cümlemize nasip ve müyesser eyle Ya Rabbi!..
Dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi!..
