Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Berat Kandili 2026: Beraat Müjdesi

İsmail Sezkin

BERAT KANDİLİ — 2026


Bu akşam, mübarek üç ayların ikincisi olan Şaban ayının on beşinci gecesini, yani Berat Kandilini idrak ediyoruz… Kandiliniz mübarek olsun…

Şöyle düşünün; mahkemedesiniz, suç dosyanız hâkimin önünde… Dosyanız da kabarık, kalbiniz çarpıyor, acaba hâkim ne ceza verecek diye korkuyla bekliyorsunuz… Ve işte o an geliyor hâkim dosyayı yırtıp atıyor ve ‘beraat’ diyor… Artık özgürsünüz İşte bu gece tam da o gece…

Berat Gecesi; Cenab-ı Mevla’nın tüm günahlarımızı sildiği ve bizi affettiği mübarek bir gece Üstüne üstlük, bir de, ‘var mı benden başka bir istediğin?’ diye sabaha kadar sorup durduğu gece…

Berat kelimesi temize çıkmak, günahlardan kurtulmak anlamına gelir… Tıpkı bir mahkemeden beraat etmek gibi, manevi bir temizlik, ilahi bir af gecesi… Bu gece Rabbimizin kullarına sunduğu en büyük fırsatlardan biri…

Şaban ayının on beşinci gecesi takvimde sıradan bir gün gibi görünse de, bu gece semada bambaşka şeyler oluyor… Melekler görev değişimi yapıyor, Levh-i Mahfuz’dan kararlar dünya semasına iniyor ve en önemlisi önümüzdeki bir senelik kader programınız bu gece yazılıyor… Kim doğacak, kim ölecek, kimin rızkı bollaşacak, kim darda kalacak, hangi hastalıklar çıkacak, hangi belalar gelecek… Bunların hepsi bu gece belirleniyor ve görevli meleklere teslim ediliyor… Yani tabiri caizse; kainatın yıllık strateji toplantısı bu gece yapılıyor ve siz bu toplantının dışında kalamayacak kadar önemli bir paydaşsınız… Çünkü bu kararlar sizin için, sizin hayatınız için alınıyor…

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde; “Şaban ayının yarısı olan gece geldiğinde, Allah-u Teâlâ dünya semasına tecelli eder ve Ben-i Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok kulunu affeder” buyuruyor… Ben-i Kelb kabilesi o dönemin en büyük koyun yetiştiricilerinden biriymiş Binlerce, on binlerce koyun ve her birinin üzerinde yüz binlerce tüy… İşte Cenab-ı Allah bu gece o kadar çok insanı affediyor… Milyonlarca, milyarlarca insan…

Eğer bu kadar çok insan affediliyorsa, neden bazıları affedilmiyor, neden bazı kullar bu rahmetten mahrum kalıyor… Çünkü bazı günahlar var ki, onlar kalbin kapısını kilitler… Dua yukarı çıkmaz, af aşağı inmez… Sanki arada bir perde, bir engel var… Bunlar yedi sınıf insan… Onlar bu gece bile affedilmez… Yedi ağır günah, yedi manevi hastalık…

Birincisi; Allah'a ortak koşanlar… Şirk imanın zıttıdır… Bu sadece putlara tapmak değildir… Bazen bir insanı Allah’tan çok sevmek, bazen parayı ilah edinmek, bazen nefsin isteklerini her şeyin üstünde tutmak… Bunların hepsi gizli şirk olabilir…

İkincisi; büyü ve sihirle uğraşanlar… Muska yazdırmak, cin çağırmak, gaipten haber vermek… Bunlar Allah’ın iznini başkalarında aramaktır ve bu Cenab-ı Allah’a büyük bir saygısızlıktır…

Üçüncüsü; anne ve babasına isyan edenler… Onların gönlünü kırmak, onları üzmek, onları terk etmek… Malumunuz “Cennet anaların ayakları altındadır…” Ama ne yazık ki, cehennem de anne-baba gönlünü kıranların kapısındadır…

Dördüncüsü; kalbinde kin, nefret ve hasetlik/çekememezlik besleyenler, bir Müslüman kardeşine düşman olanlar… Küslük, kavga, gıybet… Belki yıllar önce bir söz söylendi, belki küçük bir yanlış anlaşılma oldu… Ama yıllardır konuşmuyorsunuz, aramıyorsunuz, görmezden geliyorsunuz… Bu gece o kin sizinle Allah arasında bir duvar gibi duruyor…

Beşincisi; içki içmeye devam edenler… Sadece içmek değil, ısrar etmek… Günah olduğunu biliyorum ama bırakamıyorum demek, tövbe etmeden ısrarla devam etmek… Bu Allah'ın affını geri çevirmektir…

Altıncısı; zinada ısrar edenler… Haramı helal bilip, utanmadan, sakınmadan sürdürmek… Bu da aynı şekilde, affın önündeki en büyük engellerden biridir…

Yedincisi; akrabalık bağlarını koparanlar… Amca, dayı, teyze, hala… Belki miras kavgası, belki küçük bir kin, belki kibir… Ne olursa olsun, kan bağını kesmek Allah'ın rahmetini kesmektir…

İşte bu yedi sınıf insan bu mübarek gecede bile affedilmez… Çünkü onlar, kapıları kendi elleriyle kilitlemiş, anahtarı kendi elleriyle atmışlardır…

Onun için; bu gece bir an durup, içimizde bu yedi hastalıktan biri var mı diye kendimize bakmalıyız… Eğer varsa, önce onu tedavi etmeliyiz… Delik bir kovaya su dolduramazsınız, önce deliği tıkamalısınız ki, su kovada kalsın… Yoksa ne kadar doldurursanız doldurun, hepsi boşa gider…

Bu gece eline telefonunu al, o küs olduğun akrabanı ara… ‘Geçmişte hatalar oldu, hakkını helal et’ de… Ara kardeşini, seni özledim, seni seviyorum de… Belki yıllardır söylemedin, belki unuttun; ama bu gece unutma gecesi değil, bu gece tövbe gecesi…

Berat gecesi şöyle bir gece… Eskiden padişahlar tahta çıktığında ulufe dağıtırlarmış… Karşılıksız maaş, ikramiye dağıtırlarmış… O gün kimsenin kusuruna bakılmazdı, zengin-fakir, suçlu-suçsuz herkese verilirmiş bu ulufe… İşte Berat Gecesi de; âlemlerin padişahı Rabbimizin, bitmez tükenmez hazinesinden karşılıksız lütuf dağıttığı gecedir… Ama o lütfa mazhar olabilmek için, önünüzdeki engelleri kaldırmanız gerekiyor… Yoksa o ihsan size ulaşamaz… Berat gecesini boşa heba etmemek için, önümüzdeki bütün engelleri kaldıracağız…

Birkaç saat önce güneş battı, akşam ezanı okundu, artık bu gecenin mesaisi başladı… Allah-u Teâlâ’nın rahmeti bu gecede dünya semasına öyle bir şekilde tecelli eder ki, Cenab-ı Hakk sabaha kadar şöyle seslenir…

“Yok mu af isteyen, affedeyim… Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim… Yok mu hasta olan, şifa vereyim… Yok mu derdi olan, derman vereyim…”

Düşünün; âlemlerin Rabbi, bu gece sizin duanızı bekliyor, kapıyı çalmanızı bekliyor, elinizi açmanızı bekliyor ve bu çağrı sabaha kadar devam ediyor… İmsak vaktine kadar, saatlerce, hiç ara vermeden…

Bu gece; böyle bir cömertlik, böyle bir rahmet gecesi… Ama ne yazık ki; bazılarımız bu çağrıyı duymuyor… Belki bazılarımız da duyuyor ama cevap vermiyor… Çünkü üşeniyor, daha gencim, sonra yaparım diyor… Hayır, dostlar; yarın olmayabilir, ertesi gün gelmeyebilir… Çünkü kim bilir, bu gece ölecekler listesinde belki bizim de adımız var… O yüzden bu geceyi boş geçirmeyin, bu geceyi sakın uyuyarak heba etmeyin… Belki bir dahaki sene Berat gecesinde kayıtlarda biz olmayacağız…

Berat gecesi akşam ezanı okunduktan sonra başlar… Akşam ve yatsı namazlarını kıldınız… Artık heybenizi doldurmaya başlayın, sabah namazına kadar boş durmayın…

Birincisi; her şey tövbe ile başlar Çünkü tövbe kalbin temizlenmesidir… Kirli bir kalple ne kadar namaz kılarsanız kılın, ne kadar dua ederseniz edin, o kirler orada durur… Ama tövbe; sadece ‘estağfirullah’ demek değildir…

Gerçek tövbe, nasuh tövbesidir… Nasuh tövbesi, içten, samimi, bir daha dönmemek üzere yapılan tövbedir… Bunun üç şartı var…

Birincisi; işlediğin günaha, düştüğün hataya pişman olacaksın… Keşke yapmasaydım diyeceksin… Bunu sadece dille değil, yüreğinle diyeceksin…

İkincisi; eğer hâlâ o günahın içindeysen, hemen terk edeceksin… Yarın bırakacağım dersen, bu tövbe değildir, tövbe şimdidir, şu andır…

Üçüncüsü; bir daha o günaha dönmemek için kendine söz vereceksin… ‘Ya Rabbi!.. Bu günahı bir daha işlemeyeceğim’ diyeceksin…

Dördüncü bir şart daha var; eğer o günah bir kulun hakkıyla ilgili ise, o kişiden özür dileyecek, helallik alacaksın… Zararı varsa, tazmin edeceksin…

İşte tövbeyi böyle yapınca Allah affeder… Sadece affetmekle kalmaz, günahlarınızı sevaba çevirir… Furkan Suresi’nin 70. ayetinde Rabbimiz şöyle buyuruyor…

اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُولٰئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّپَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ

““Tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenlerin, Allah kötülüklerini iyiliklere çevirir…””

Onun için; bu gece tövbe edelim… Kalplerimizi açalım, gözlerimizi kapayalım ve içimizden şöyle diyelim… ‘Ya Rabbi!.. Sen her şeyi bilirsin, benim ne günahlar işlediğimi, hangi hataları yaptığımı sen benden iyi bilirsin… Ben senin kusurlu, zayıf, aciz kulunum… Affını diliyorum, tövbe ediyorum, bu günahları yeniden işlememeye azmediyorum… Bundan sonra sana layık bir kul olmaya çalışacağım… Beni affet, beni bağışla Ya Rabbi!..’

İkincisi; bu gece için en önemli ibadet namaz kılmaktır… Ne kadar gücünüz yetiyorsa, vaktiniz ne kadar elveriyorsa, o kadar… Önemli olan; niyet, samimiyet ve huşu… Bu gece gücünüz yettiği kadar kaza namazı kılın… Çünkü hiçbir nafile, farz ibadetten daha kıymetli olamaz… Bu geceyi kaza namazı kılarak geçirin… Nafile ibadet yapmak tabi ki güzel bir şey… Ama asıl önemli olan, farzları yerine getirmektir… Eğer farzları yerine getirmeden nafilelere koşarsanız bu doğru olmaz… Sanki evinizin temeli çökmüş, ama siz pencereye çiçek koyuyorsunuz gibi bir şey bu… O yüzden bu gece gücünüz yettiği kadar kaza namazı kılın…

Nasıl niyet edilir; ‘niyet ettim Allah rızası için, üzerimde kalan en son kazaya kalmış sabah/öğle/ikindi/akşam/yatsı/vitir namazını kılmaya…’ İşte böyle; sırayla, teker teker, sabırla… Belki çok fazla kaza namazınız olabilir, bu namazları biriktirmiş olabilirsiniz… Sakın ümitsizliğe kapılmayın; Allah'ın rahmeti sonsuzdur… Sizin niyetiniz halis ise, Mevla’mız da size tamamlayıp, bitirme gücü ve zamanı ihsan eder…

Üçüncüsü; bu gece dua gecesi, Allah'tan isteme gecesi… Ondan dolayı Berat kandilindeki en büyük ibadetiniz dua olmalı…

Bu gece yapacağımız en güzel dua; Peygamberimizin hanımı Hz.Aişe’ye öğrettiği duadır… “Allahümme inneke afüvvün kerîmün, tühibbül afve fa'fü annî…” Yani “Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin; beni de affet…” Çok sade, çok derin bir dua… Sadece bu duayı tekrarlayarak bile sabahlayabilirsiniz… Yüz defa, bin defa, on bin defa… Yorulmadan, usanmadan yapabildiğiniz kadar yapın bu duayı…

Bir de; istiğfar var… ‘Estağfirullah Estağfirullah Estağfirullah ’ İstiğfar sadece günahları silmez; aynı zamanda rızkı açar, dertlere derman olur, kalplere huzur verir…

Cenab-ı Hak Kur’an’da;

اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ

““Rabbinizden bağışlama dileyin ki,”

يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا

Allah üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin…”

اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ

““Rabbinizden bağışlama dileyin ki,”

وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًا

Allah mallarınızı, evlatlarınızı çoğaltsın, size bağlar bahçeler versin, sizin için ırmaklar akıtsın” buyuruyor… (Nuh;10-11-12) Dolayısıyla istiğfar; sadece geçmişi temizlemez, geleceği de aydınlatır…

Bu gece çok Kur'an okuyalım… Berat gecesi Kur’an’ın Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına toptan indirildiği gecedir… O yüzden bu geceyi Kur’ansız geçirmek, çok büyük bir kayıp olur… En azından bir Yasin Suresi, bir Duhan Suresi, bir Mülk Suresi okuyun… Eğer gücünüz yetiyorsa bir cüz okuyun… Bu gece Kur’an’dan okunan bir harf için yirmi bin ecir verileceği rivayet edilir…

Dolayısıyla; bu geceyi sakın uyuyarak geçirmeyin… İbadet edin, dua edin, istiğfar edin… Çünkü bu gece melekler yer yüzüne iner ve rüku edenleri, secde edenleri, dua edenleri müjdelerler…

Berat gecesi sadece ibadet gecesi değil, aynı zamanda merhamet gecesidir… İhtiyaç sahiplerine uzanan eller Allah’ın rahmetini çeken ellerdir… Berat gecesi sadece seccadede geçirilecek bir gece değildir, bu gece aynı zamanda sosyal sorumluluk gecesidir… Peygamberimiz “Sadaka belaları def eder, ömrü uzatır, kötü ölümden korur” buyuruyor Bu gece; elinizden geldiği kadar, bolca sadaka verin

Sadaka sadece para vermek değildir… Bir hastayı ziyaret edip, ‘geçmiş olsun’ demek ‘Allah şifa versin’ diye dua etmek de sadakadır… Bir yaşlıyı ziyaret edip elini öpmek, halini-hatırını sormak da sadakadır… Bu gece gönül alma gecesi, küs olduğunuz biri varsa, onu arayıp ‘geceniz mübarek olsun’ demek de sadakadır…

Unutmayın; melekler bu gece devriye geziyor… Birinci kat semadaki melekler ‘rükû edenlere ne mutlu’ diyorlar… İkinci kat semadaki melekler ‘secde edenlere ne mutlu’ diyorlar… Üçüncü kattakiler ‘dua edenlere ne mutlu’ diyorlar… Yani melekler sizin yaptığınız her ibadeti kaydediyor; her rükûunuzu, her secdenizi, her duanızı kaydediyor ve sizi müjdeliyorlar… Meleklerin ne mutlu dediği o listede olmak istemez misiniz?..

Peygamber Efendimiz “Şaban ayının yarısı olan gece geldiğinde; gecesini ibadetle, gündüzünü oruçla geçirin” buyuruyor… Yani bu gecenin ardından gelen gün, yani yarın oruçlu olunmalı… Eğer sağlığınız el veriyorsa bu orucu tutun… Çünkü bu oruç; bu gecede alacağınız beratın imzasıdır, güvencesidir… Bu geceyi ibadet ve dua ile geçirdikten sonra, yarın bu orucu da tuttuğunuz zaman; Rabbinize ‘Ya Rabbi!.. Dün gece sana söz verdim… İşte bugün o sözümü tutuyorum; nefisten, şeytandan, haramdan uzak duruyorum’ demiş oluyorsunuz… Bu oruç aynı zamanda; bu gece manevi anlamda yani bir yılın başlangıcı olduğundan, önümüzdeki bir senelik ibadetlerin de başlangıcı olmuş oluyor…

Bu gece sadece ibadet gecesi değil; aynı zamanda hesap gecesidir… Peygamberimiz “Ahirette hesaba çekilmeden evvel, kendinizi hesaba çekiniz” buyuruyor… Bu gecenin bir bölümünde mutlaka biraz da tefekkür edin… Geçen seneden bu yana ne yaptığınızı, hangi günahları işlediğinizi, hangi iyilikleri yaptığınızı kendinize sorun… Önümüzdeki bir sene belki yaşamayacağım, belki bu son Berat gecem, eğer bu gece ölürsem Allah’ın huzuruna neyle çıkacağım diye sorun… Acaba bu sene ölecek miyim, bu sene benim adım o listede var mı diye kendinizi uyarın…

Ama bunlar sizi ümitsizliğe düşürmemeli… Çünkü ölüm Allah’ın elinde ve eğer siz bu gece samimi bir tövbe ederseniz, Allah sizi affeder ve eğer ölecekseniz bile; imanla, temiz bir kalple Allah’ın huzuruna çıkarsınız… Eğer yaşayacaksanız da; o zaman önünüzdeki bir seneyi en güzel şekilde değerlendirirsiniz… İşte bu tefekkür sizi daha bilinçli, daha sorumlu bir Müslüman yapar…

Şimdi en kritik noktaya geldik… Bu geceden sonra beratınızı nasıl korursunuz?.. Bu gece tövbe ettiniz, dua ettiniz, ibadet yaptınız, yalvardınız-yakardınız ve Allah-u Teâlâ sizi affetti, beratınızı aldınız diyelim…

Peki; yarın ne olacak?.. Yarın güneş doğduğunda eski günahlara geri mi döneceksiniz?.. Eski yalanınıza, gıybetinize, haramınıza geri mi döneceksiniz?.. Eğer dönerseniz, bu gecenin hiçbir değeri kalmaz…

Aftan yararlanarak hapisten çıkan bir mahkûm gibisiniz artık… Ya da mahkemeden beraat eden bir zanlı gibi… Artık özgürsünüz… Ama dışarı çıktıktan sonra aynı suçu tekrar ederseniz, bu sefer cezanız daha ağır olur… İşte bu gece de öyle; Allah-u Teâlâ size af belgesi veriyor… Ama yarından itibaren, o belgeyi korumak sizin sorumluluğunuzda…

Bunu her gece yatmadan önce; kendini mutlaka hesaba çekerek yapacaksın… Bundan sonra iyi insanlarla arkadaşlık yaparak koruyacaksın… Çünkü Peygamberimiz “İnsan arkadaşının dini üzeredir; o halde her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin” buyuruyor… Eğer arkadaşlarınız sizi günaha teşvik ediyorsa, onlardan uzaklaşın… Eğer arkadaşlarınız sizi hayra teşvik ediyorsa onlarla daha fazla samimi olun…

Bu gece aldığınız beratı korumak için; bir de namazı koruyacaksın… Beş vakit namazı asla aksatmayacaksın… Çünkü namaz sizi günahtan koruyan en büyük kalkandır… Cenab-ı Allah

اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ

amaz kıl, çünkü namaz insanı kötülükten ve çirkin işlerden alıkoyar” buyuruyor… (Ankebut;45)

Bu gece alacağın beratı korumak için; bundan sonra Kur’an ile bağını koparmayacaksın… Her gün, en az bir sayfa Kur’an okuyun… Kur’an kalbin ilacı, ruhun gıdasıdır… Kur’an okuyan insan, asla yoldan çıkmaz…

Bütün bunlar için duayı ve zikri hiç bırakmayacaksın… Sadece bu gece değil; her gece, her sabah, her zaman dua edin… Allah’ın adını zikredin… ‘Ya Rabbi!.. Beni doğru yolda sabit kıl, beni şeytandan, nefisten, kötü arkadaşlardan koru’ deyin… Çünkü hidayet bir kere alınıp unutulan bir şey değildir; hidayet her an korunması gereken bir nimettir…

Ve’l hasıl-ı kelam; bu gece bir fırsattır… Ama asıl imtihan yarın başlar… Bu gece Allah size af belgesi verir, ama o belgeyi korumak sizin elinizde… Bu gece günahlarınız silinir, ama yarın tekrar kirlenmemek sizin sorumluluğunuzda… O yüzden bu geceyi bir başlangıç, bir dönüm noktası kabul edin… Bundan önce nasıl bir hayat yaşadıysanız yaşadınız, bundan sonra yeni bir sayfa açılıyor… Allah’a yakın, günahtan uzak bir hayat… İbadetle, ahlaklı bir hayat…

İşte bu Berat gecesinin bize sunduğu en büyük hediye bu… Dolayısıyla; bu gece sadece bir takvim yaprağı değil, bu gece kâinatın yıllık strateji toplantısı ve meleklerin görev devir teslimi yaptığı an… En önemlisi de; günahlarımızın silindiği, beratımızın verildiği mübarek saatlerin içindeyiz şuan… Kıymetini bilelim…

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Ya Rabbi!.. Bağışlanma, af ve kurtuluş gecesi olan bu mübarek gecede huzuruna geldik… Bizi huzur-u ilahine kabul buyur, dua ve niyazlarımızı kabul eyle Ya Rabbi!..

Ellerimizi açtık, Sana iltica ediyoruz Günahlarımıza tövbe ediyoruz Tövbelerimizi kabul eyle, günahlarımızı affeyle Ya Rabbi!..

Peygamberimizin her namazın ardından yaptığı tövbe ve istiğfar ile Sana yalvarıyoruz Kabul eyle Ya Rabbi!..

Buyrun: Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah el-azim el-kerim ellezi la ilahe illa hu el-hayyel kayyume ve netubu ileyh… Ve nes’elüke’t-tevbete ve’l-mağfirate ve’l-hidayete ve’l-afve lena inneke ente’t-tevvabü’r-rahim

Bizleri mübarek Ramazan ayına, kabul olunmuş tövbelerle temizlenmiş, bağışlanmış ve beratını almış kullar olarak erişmeyi nasip eyle Ya Rabbi!..

Bu Rahmet ve Gufran gecesinde bizlere af ve mağfiretinle muamele eyle Ya Rabbi!..

Bizlere daima iman ve istikamet üzere olabilmeyi ihsan eyle Ya Rabbi!..

Bizlere hakkı hak olarak bilip hakka uymayı, batılı batıl olarak bilip batıldan sakınmayı nasip eyle Ya Rabbi!..

Bizleri İslâm’ın, Kur’an’ın ve Peygamberimizin yolundan ayırma Ya Rabbi!..

Kitabımızı ve Peygamberimizin sünnetini doğru anlayıp doğru yaşamayı bizler lütfeyle Ya Rabbi!..

Ahirette Peygamberimizin livaul hamd sancağı altında toplanmayı, şefaatlerine ermeyi, kendilerine komşu olmayı cümlemize nasip eyle Ya Rabbi!..

Niyetlerimizi ve yüreklerimizi düzgün tutabilmeyi nasip eyle Ya Rabbi!..

Her yerde yan yana, gönül gönüle olabilmeyi bizlere bahşeyle Ya Rabbi!..

Bizleri, günahta ve haramda değil; iyilikte ve takvada yardımlaşanlardan eyle Ya Rabbi!..

Hak ve hakikatin yolunda olanlardan eyle Ya Rabbi!..

Şu mübarek Berat gecesinde günahkâr beden ve gönüllerimizi istiğfar ile arıtmak istiyoruz… Sen nasip eyle Ya Rabbi!..

İmanımızı ve ahdimizi tazelemek muradımız Sen bahşeyle Ya Rabbi!..

Kırdığımız kalpleri onarmak, paraladığımız onurları tamir etmek, ihlal ettiğimiz hak sahipleriyle helalleşmektir borcumuz… Sen lufteyle Ya Rabbi!..

Yaratıldığına değer bir insan olmak dileğimiz… Sen bize yardım eyle Ya Rabbi!..

Engin mağfiretine iltica ediyoruz… Günahlarımızı affeyle Ya Rabbi!..

Bizi kendimize zulmedenlerden eyleme Ya Rabbi!..

Bizi hüsrana uğrayanlardan eyleme Ya Rabbi!..

Huzuruna tertemiz yüzlerle, hesabını verebileceğimiz salih amellerle varabilmeyi bizlere nasip eyle Ya Rabbi!..

Sen Rahman ve Rahim olansın, bizlere mağfiret eyle Ya Rabbi!..

Rahmet, merhamet ve mağfiret iklimi Ramazan’ın arafesinde bize uyanış ve vahdet nasip eyle ve yardımını bizden esirgeme Ya Rabbi!..

Milletimizin ve bütün Müslümanların bekasını sarsacak her türlü dahili ve harici fitne ve fesada, hile ve tuzağa karşı bizlere feraset ve basiret ihsan eyle Ya Rabbi!..

Sana inandık, sana güvendik, sana tevekkül ettik Bizleri sensiz, sahipsiz, inayetsiz, kimsesiz, vatansız, çaresiz, bırakma Ya Rabbi!..

Sen affedicisin… Affetmeyi seversin… Bizleri de affeyle Ya Rabbi!..

Kin ve nefret yerine merhamet ve adaleti, düşmanlık ve husumet yerine dostluk ve kardeşliği ikame edebilmeyi istiyoruz Nasip eyle Ya Rabbi!..

Bizleri, bencillik kabuğunu kıranlardan, ikram edenlerden, ekmeğini bölüşenlerden, huzuru paylaşanlardan, gönül kapılarını kardeşlerine açanlardan eyle Ya Rabbi!..

Kıldığımız namazları, tuttuğumuz oruçları, okuduğumuz Kur’an-ı Kerimleri, indirdiğimiz hatm-i şerifleri, söylediğimiz kelime-i tevhitleri, kelime-i şehadetleri, yapılan zikirleri, tesbihatı, dua ve niyazları, va’z-u nasihatleri ve getirilen salât-ü selâmları, ibadet ve taatlerimizi, hayır ve hasenatımızı, salih amellerimizi yüce katında en güzel şekliyle kabul eyle Ya Rabbi!..

Bunlardan hâsıl olan ecir ve sevâbı; öncelikle Peygamberimizin aziz, latif ruhuna hediye eyledik, vasıl eyle Ya Rabbi!..

Diğer bütün peygamberlerin, ehl-i beytin, ezvac-ı tâhirâtın, ashâb-ı kiramın, tabiinin, tebe-i tâbiinin, cümle alimlerin, salihlerin, şehitlerin, ahirete göç eden gaziler ile bütün ehl-i imanın ruhlarına hediye eyledik kendilerini haberdar eyle Ya Rabbi!..

Şu anda bu duaya “amin” diyen bütün kardeşlerimizin ve bu gecenin hurmetine sırf senin rızanı umarak ikramda bulunan kardeşlerimizin cümle geçmişlerinin ruhlarına da hediye ediyoruz, onları da hissedar eyle Ya Rabbi!..

Eğer bu gece bizi Levh-i Mahfuz’da bedbahtlar arasına, mahrum olanlar arasına, reddedilenler arasına veya rızkı daraltılmış olanlar arasına yazdıysan; lütfunla bedbahtlığımızı, mahrumiyetimizi, reddedilmemizi ve rızkımızın daraltılmasını silip, bizi senin katında mutlu, rızıklandırılmış ve hayırlara muvaffak olanlardan yaz Ya Rabbi!..

Ömrümüzü rızana uygun geçirebilmeyi nasip eyle… Bizleri zikrinde, şükründe daim eyle… Günahlardan mahfuz eyle Haramlardan uzak eyle Ya Rabbi!..

Vefatımız geldiği zaman dilimiz zikrinle meşgulken, alnımız secdede iken, Senin sevdiğin ve razı olduğun bir hal üzereyken ruhumuzu kabzeyle Ya Rabbi!..

Ecel şerbetini içeceğimiz son nefesimizde, Kelime-i şahadet ki buyurun (

أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

) diyerek, ruhumuzu teslim edebilmeyi, iman ve selim bir kalp ile huzuruna gelebilmeyi cümlemize nasip ve müyesser eyle Ya Rabbi!..

Bizleri cennetinle cemalinle müşerref eylediğin kulların arasına ilhak eyle Ya Rabbi!..

Dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi!..