Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Berat Kandili: Aklanma ve Beraat Gecesi

İbrahim Bölükbaşı

BERAT KANDİLİ


Aziz Müminler!

Bizleri bir kez daha rahmet, mağfiret ve ilahî af gecesi olan Berat Kandili'ne ulaştıran Yüce Rabbimize hamdolsun. Salât ve selâm; insanlığa rahmet olarak gönderilen Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'ya (sallallahu aleyhi ve sellem) olsun.

Berat; aklanmak, temize çıkmak, günahlardan kurtulmak ve ilahî beraat almak demektir. Bu gece, kulun Rabbine yönelip "Yâ Rabbi, beni affet!" diye yalvardığı ve beraatini istediği gecedir.

1. BERAT GECESİNİN KUR'AN'DAKİ İŞARETİ

Yüce Allah buyuruyor ki:

إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنْذِرِينَ فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

“Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz uyarıcıyız. O gecede her hikmetli iş ayırt edilir.”

Duhân, 44/3-4

Müfessirler, ayet-i kerimede geçen "mübarek gece"nin Berat gecesi olduğunu ve bu gecede Kur'ân-ı Kerîm'in topluca dünya semasına indirildiğini; Kadir gecesinde ise bölüm bölüm Resûlullah'a (s.a.v.) nazil olmaya başladığını ifade etmişlerdir. Buna "inzâl" denir. Kısım kısım inmesi ise yirmi üç senede olmuştur; buna da "tenzîl" denir.

2. HER ÖNEMLİ İŞİN AYRIMI BU GECEDE YAPILIR

فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

“O gecede her hikmetli iş ayırt edilir.”

Duhân, 44/4

İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir: Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır.

Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler ve doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur; herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.

Rızıkla alakalı defterler Mîkâil'e (a.s.) verilir.

Savaşlarla ilgili defterler Cebrâil'e (a.s.) verilir.

Ameller nüshası, dünya semasında görevli melek olan İsrâfil'e (a.s.) verilir.

Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrâil'e (a.s.) teslim edilir.

Melekler semaları kaplamıştır ve her semanın kapısında bir melek nida etmektedir:

1. kat semadaki melek: "Bu akşam Rabbine rükû edenlere ne mutlu!"

2. kat semadaki melek: "Müjde olsun bu gece Rabbine secde edene!"

3. kat semadaki melek: "Bu gece Rabbini zikreden kişiye müjde!"

4. kat semadaki melek: "Ne mutlu bu gece Rabbine dua edene!"

5. kat semadaki melek: "Müjde bu gece Allah korkusuyla ağlayan göze!"

6. kat semadaki melek: "Müjdeler olsun bu gece hayırlı amel işleyene!"

7. kat semadaki melek: "Bu gece Kur'an okuyan kullara müjdeler olsun!"

Müminlere Vaaz ve İrşat, I, 506

Berat kandili hakkında Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

إِذَا كَانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا نَهَارَهَا فَإِنَّ اللَّهَ يَنْزِلُ فِيهَا لِغُرُوبِ الشَّمْسِ إِلَى سَمَاءِ الدُّنْيَا فَيَقُولُ أَلَا مِنْ مُسْتَغْفِرٍ فَأَغْفِرَ لَهُ أَلَا مُسْتَرْزِقٌ فَأَرْزُقَهُ أَلَا مُبْتَلًى فَأُعَافِيَهُ حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ

“Şaban ayının yarısı (Berat gecesi) gelince gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve şöyle der: "Yok mu benden af dileyen, onu affedeyim! Yok mu rızık isteyen, ona rızık vereyim! Yok mu bir derde müptela olan, ona afiyet vereyim!" Böylece sabaha kadar devam eder.”

İbn Mâce, İkāmetü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38

AFFEDİLMEYENLER

يَطَّلِعُ اللَّهُ إِلَى خَلْقِهِ لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَيَغْفِرُ لِجَمِيعِ خَلْقِهِ إِلَّا لِمُشْرِكٍ أَوْ مُشَاحِنٍ أَوْ قَاطِعِ رَحِمٍ أَوْ مُتَكَبِّرٍ أَوْ عَاقٍّ لِوَالِدَيْهِ أَوْ مُدْمِنِ خَمْرٍ

“Allah Teâlâ, Şaban'ın on beşinci gecesinde (Berat gecesi) tecelli eder ve bütün kullarını bağışlar; ancak müşrik olanı, kin tutanı, akrabalık bağını koparanı, kibirleneni, anne babasına isyan edeni ve içkiye düşkün olanı affetmez.”

İbn Mâce, İkāmetü's-Salât, 191

BERAT GECESİ AFFEDİLMEYEN ADAM

Selef-i sâlihînden nakledilir: Şam beldesinde bir adam yaşardı. İnsanlar onu mescidin köşesinden ayırmazdı; geceleri kıyamda, gündüzleri oruçta geçerdi. Lâkin kimsenin bilmediği bir şey vardı: Bu adamın kalbinde sönmeyen bir kin vardı. Bir mümin kardeşiyle yıllar önce kavga etmiş, o günden sonra kalbini kilitlemişti.

Berat gecesi geldi. Mescidler doldu, eller semaya kalktı, gözler yaşardı. Adam da secdeye kapandı. O gece rüyasında göğün kapılarının açıldığını gördü. Melekler defterlerle iniyordu; bir ses isim isim çağırıyordu: "Falanca... affedildi." "Falanca... bağışlandı."

Sıra ona geldiğinde birden bir nida yükseldi: "Ey falanca! Senin defterin kapatıldı."

Adam titredi ve dedi ki: "Yâ Rabbi! Ben oruç tutmuyor muydum? Ben namaz kılmıyor muydum?"

Cevap geldi:

وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ

“(Müminler) öfkelerini yenenler ve insanları affedenlerdir.”

Âl-i İmrân, 3/134

"Sen kullarımı affetmedin; bu yüzden affedilmedin."

O, korku ve pişmanlıkla uyandı. Sabah olur olmaz kaldığı mescidden çıktı, doğruca yıllardır konuşmadığı kardeşinin kapısına gitti. Kapıyı çaldı; kapı açılınca dizlerinin üzerine çöktü ve dedi ki: "Ölüm bana gelmeden önce beratımı almaya geldim; hakkını helal et."

İşte Resûlullah'ın buyurduğu söz burada tecelli etti:

يَغْفِرُ اللَّهُ لِجَمِيعِ خَلْقِهِ إِلَّا لِمُشْرِكٍ أَوْ مُشَاحِنٍ

“Allah Teâlâ, müşrik ve kin tutan hariç herkesi bağışlar.”

Ey Müslümanlar! Bizim kalbimizde kimlere karşı kin var?

ÖLÜM VE KABİR MUHASEBESİ

حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ

“Nihayet onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderin ki terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der.”

كَلَّا إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَائِلُهَا وَمِنْ وَرَائِهِمْ بَرْزَخٌ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

“Hayır! Bu, sadece onun söylediği boş bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek) bir berzah vardır.”

فَإِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ فَلَا أَنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَاءَلُونَ

“Sûr'a üfürüldüğü zaman, o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.”

فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَئِكَ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنْفُسَهُمْ فِي جَهَنَّمَ خَالِدُونَ

“Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir; onlar cehennemde ebedî kalacaklardır.”

Mü'minûn, 23/99-103

Bugün geri dönüş varken tövbe et!

KABİRDE İLK SORU

أَوَّلُ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الصَّلَاةُ

“Kıyamet günü kulun ilk hesaba çekileceği şey namazdır.”

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ

“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın.”

Haşr, 59/18

Ey mümin! Allah sana soruyor: "Yarın için ne hazırladın?" Hangi namaz, hani oruç, hani zekât, hani tövbe?

En önemlisi, namaz kılmadıkları için cehenneme gittiler:

مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ

“Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu? Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik.”

Müddessir, 74/42-43

GENÇ VE "YARIN TÖVBE EDERİM" SÖZÜ

Bir genç vardı. Kalbi temizdi ama hayatı dağınıktı; namazı "yarın"a, tövbeyi "ileride"ye bırakıyordu. Üç aylar geldi. Annesi dedi ki: "Oğlum, bari bu aylarda namaza başla." Genç güldü: "Anne, Ramazan'da başlarım."

Receb geçti, Şaban geçti. Ramazan'a iki gün kala genç trafik kazasında vefat etti. Cenazesinde herkes şunu fısıldıyordu: "Keşke 'yarın' demeseydi."

Muhasebe yarına bırakılmaz:

حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا

“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.”

SON RAMAZANINI BİLMEYEN ADAM

Bir adam her Ramazan caminin önünden geçerdi ve derdi ki: "Bu sene değil, seneye daha iyi başlarım." O sene Ramazan'ın ilk gecesi vefat etti. Camiden çıkanlar dediler ki: "Hep önünden geçtiği kapıdan bu defa tabutla geçti."

هَلَكَ الْمُسَوِّفُونَ

“Erteleyenler helâk oldu.”

GERÇEK AKILLI

الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا وَتَمَنَّى عَلَى اللَّهِ

“Gerçek akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan kimsedir. Âciz olan ise nefsini arzularının peşine takan ve Allah'tan boş temennilerde bulunandır.”

Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme

HASAN-I BASRÎ'Yİ AĞLATAN TABUT

Hasan-ı Basrî hazretleri bir cenazeye katıldı. Tabutun başında uzun süre durdu ve ağladı. Dediler ki: "Bu ölen senin akraban mı?" Dedi ki: "Hayır; ama onun gittiği yere ben de gideceğim." Sonra şunu ekledi: "Keşke herkes her gün kendi tabutunu taşısa!"

İşte üç aylar, kendi tabutumuzu düşünme vaktidir. Bir bilgeye sordular: "İnsan ne zaman kurtulur?" Dedi ki: "Kendini kandırmayı bıraktığında."

Aziz Kardeşlerim!

Üç ayların yarısına geldik; ama ölüm de geliyor. Bugün günahlarımıza ağlarsak yarın belki güleriz; ama bugün gülüp geçersek yarın çok ağlarız.

ZÜLKARNEYN KISSASI

Bir vakit ordusuyla gece yolda giderken, ordusunda bulunanlara "Ayağınıza takılan bir şey olursa onları toplayın" diye emir verdi. Bu emri duyanlardan:

Birinci grup: "Bugün çok yürüdük, çok yorulduk. Hele gece vakti olmuş; bir de ayağımıza takılan şeyleri toplayıp boşuna ağırlık mı yapalım?" dediler ve hiçbir şey yapmadılar.

İkinci grup: "Madem komutanımız böyle emir verdi, az da olsa toplayalım; emre itaat etmek lazım" diyerek az bir şey topladılar.

Üçüncü grup ise: "Komutanımız boşu boşuna emir vermez; elbette bildikleri, bir hikmeti vardır" dediler ve ayaklarına takılan her şeyi topladılar.

Sabah olunca bir de baktılar ki ordu geceleyin bir altın madeninden geçmiş; ayaklarına takılan şeylerin altın olduğunu fark ettiler.

Hiç altın almayan birinci grup: "Ah ki ah, neden almadık! Niye dinlemedik komutanımızı! Keşke hepsini alsaydık, hiç değilse biraz alsaydık" diyerek pişman oldular.

Az alan ikinci grup: "Keşke biraz daha fazla alsaydık" diye sitem ettiler.

Çok altın alan üçüncü grup ise: "Keşke gereksiz, lüzumsuz eşyalarımızı atsaydık da daha çok alsaydık" diyerek, fazla almalarına rağmen üzüldüler.

Aynen bunun gibi, yarın ahirette bütün insanlar da bunlar gibi söyleyeceklerdir:

Allah'a inanmayanlar: "Eyvah! İman etseydik, inansaydık da şu cehennem ateşinden kurtulsaydık; şu güzel cenneti uzaktan değil yakından görseydik" diyecekler.

Mümin olup sevabı az olanlar: "Keşke daha çok güzel işler yapsaydım da daha çok ikrama mazhar olsaydım" diyecekler.

Mümin olan ve çok sevabı olanlar ise: "Keşke makamımızı biraz daha yükseltecek bir amel yapsaydım; biraz daha namaz kılsaydım, sadaka verseydim, oruç tutsaydım" diyeceklerdir.

O hâlde Allah'ın bize ihsan ettiği şeylere şükrederek, zamanımız varken ve hâlâ nefes alıyorken, bize ahirette fayda verecek şeyler yapmak akıl kârı olacaktır.

وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلَى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبِيلًا

“O gün zalim kimse, çaresizlik içinde ellerini ısırıp şöyle diyecektir: "Ne olurdu, ben de Peygamber'le beraber aynı yolu tutsaydım!”

يَا وَيْلَتَى لَيْتَنِي لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا

“Yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim!”

لَقَدْ أَضَلَّنِي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَاءَنِي وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْإِنْسَانِ خَذُولًا

“Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı." Zaten şeytan, insanı yardımcısız bırakıverir.”

Furkān, 25/27-29

DUA

Allah'ım! Bizi, hesaba çekilmeden önce nefsini hesaba çeken kullarından eyle. Hesabımızı kolay hesapla gör.

Allah'ım! Kalplerimizi gafletten uyandır; gözlerimizi huşû ile yaşartan kullarından eyle.

Allah'ım! İdrak edeceğimiz bu mübarek Berat gecesi hürmetine bizleri affına nail eyle. Günahlarımızı bağışla, kalplerimizi arındır. Ülkemize ve tüm İslam âlemine huzur, birlik ve selamet ihsan eyle.

Hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva, borçlularımıza eda nasip eyle. Bizleri sana hakkıyla kul, Resûlüne layık ümmet eyle.

Âmin.


İBRAHİM BÖLÜKBAŞI

Din Hizmetleri Uzmanı