BERAT KANDİLİ
Önümüzdeki Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece Berat Kandilini idrak edeceğiz inşallah. Berat gecesi, Cenab-ı Rabbil Alemin’in kulları için mübarek kıldığı bir gecedir. Ayrıca günahkâr kulları için tanıdığı bir fırsattır. Zaten berat kelime olarak, aklanmak, arınmak ve kurtulmak anlamına geldiği için; Berat Gecesi de, günahlardan kurtulma gecesi, af gecesidir. Tevbe ve istiğfarların kabul edildiği gecedir.
Kur’an-ı Kerim Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına Berat Gecesinde indirilmiştir.İslam’ın ilk yıllarında bizim kıblemiz Kudüs’teki Mescid-i Aksa idi. Daha sonra “fevelli vecheke şetral mescidel haram” ayeti ile kıblemiz Kabe oldu. İşte bu ayet Berat Gecesi nazil olarak kıblemiz değişmiştir.
İnsanların bir yıllık işleri Berat Gecesinde takdir olunur. Bizler Berat Gecesi yapacağımız tevbe, dua ve niyazlarla hakkımızdaki hükmü, lehimize çevirebiliriz. Duhan Sûresi’nin başındaki âyetlerde Cenab-ı Hak; Berat Gecesi’nin önemini haber veriyor bize:
حٰمٓ وَالْكِتَابِ الْمُبٖينِ اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فٖى لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرٖينَ فٖيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكٖيمٍ اَمْرًا مِنْ عِنْدِنَا اِنَّا كُنَّا مُرْسِلٖينَ
““Apaçık olan kitaba and olsun ki, biz onu kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir buyrukla her hikmetli iş o gecede hükmedilir””
Peygamber Efendimizin de haber verdiğine göre, bir yıl içinde nelerin olacağı, kimlere ne kadar rızık verileceği, kimlerin dünyaya geleceği, kimlerin bu dünyadan göçeceği Berat Gecesi’nde belirlenir. Yine aynı şekilde geçmiş bir yılın iyi, kötü amelleri de Cenab-ı Allah’a Berat Gecesi’nde arz olunur.
Biraz önce okuduğum ayetlerde Fihâ yufreku kullu emrin hakîm… “Her iş bu gecede tayin olunur” (Duhan: 4) buyruluyor. İşte bu ayette her şeyin bu gecede tayin ve tesbit olunduğu bildiriliyor bize.
Berat Gecesi rahmet ve mağfiretin sağanak sağanak yeryüzüne indiği gecedir. Peygamberimiz’e şefaat hakkının verildiği gecedir. Yapılan her ibadete karşılık sayısız hasenatın verildiği bir şefaat gecesidir.
Bu gecede af dileyen af olunur. Peygamber Efendimiz, bizim de bu geceyi ibadetle geçirmemizi tavsiye ediyor ve bu geceyi bize şöyle haber veriyor:
“Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde oruç tutun. Çünkü Cenab-ı Allah, bu gece güneş doğuncaya kadar dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve şafak sökene kadar, Tevbe eden yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Hastalığına şifa isteyen yok mu, şifa vereyim. Daha ne gibi istekleri varsa istesinler, vereyim!” (İbn Mâce, İkame 191)
Berat Gecesi bizim için yeni bir başlangıç olsun. Bugüne kadarki günahlarımız, bundan sonra hayra vesile olmasına vesile olsun mesela. Günahlarımıza ve hatalarımıza pişman olarak, tövbe ederek, bir daha günah işlememeye söz vererek yapalım bunu. Berat Gecesi’nde Cenab-ı Allah’a yaklaşarak yapalım bunu.
Berat Gecesi, kurtuluş gecesi olduğu için isteyen herkes o gece kurtulur. Berat Gecesinde yapılacak ibadetlerin fazileti çok büyüktür. Sevabı da kat kattır. İsyanın, ilgisizliğin de cezası da aynı şekilde büyük ve kat kattır. Onun için hakkımızda önemli kararların alındığı bu geceyi diğer gecelerden farklı geçirmek için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.
Peygamber Efendimiz’e; ümmetine şefaat etme hakkının tamamı Berat Gecesi’nde verilmiştir. Bu hak daha önce hiçbir peygambere verilmemiştir.
Hiç birimizin geçen fırsatları bir daha yakalama şansı yok. Öyleyse bu mübarek geceleri gafletle geçirmemeliyiz. Yarın Huzur-u İlahi’de Cenab-ı Allah’a sunabileceğimiz bir hayatımız olmalı.
“Bugün Allah için ne yaptın” levhaları evlerimizde, işyerlerimizde duvarlarımızı süslüyor! Bu soruyu yaşadığımız her günün sonunda hayatımıza taşımalıyız. Gözümüzü dünyaya dikip, birçok şeyi göremez, düşünemez hale geldik. Planlarımızın hepsi maalesef hep dünya için. Hiç ebedi alem için plan yapmıyoruz.
Ama şuna emin olun; kendi ellerimizle kurtuluşumuzu geciktiriyoruz. Hayatımızda bazı şeyleri belki geciktirilebilir ve bunu daha sonra telafi edebiliriz. Ama kurtuluş asla geciktirilmez, geciktirilmemeli.
Ömür çok kısa, Azrail her an ensemizde, onun için çabuk hareket etmeliyiz. Acele etmeliyiz. Eğer acele etmezsek, çok geç kalmış oluruz sonra.
Peygamberimiz “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz” buyuruyor.
“Dünya sevgisiyle birlikte kişinin kalbine şu üç şey de yerleşir.” Diyor Peygamberimiz.
Birincisi: Sürekli bir meşguliyet ki, dert ve meşakkat ondan ayrılmaz. İkincisi; fakirlik ve yoksulluk korkusu ki, bunun giderilmesi imkânsızdır. Üçüncüsü; doymak bilmeyen bir ihtiras ki, dünyadaki her şeye sahip olsa da o kişi yine fakirdir.
Bir kutsi hadiste anlatılıyor. Cenab-ı Hak bir gece bir yerin zelzele ile belaya uğratılmasını emreder meleklerine. Ancak melekler oraya vardıklarında halkı ibadet ederken bulurlar. Dönüp niyaz ederler Allah’a:
– YaRabbi, belaya müstahak oldukları için zelzeleye maruz bırakılmalarını emrettiğiniz yerin halkı, bizim vardığımızda ibadet halindeydiler. Onun için belaya maruz bırakmaya gönlümüz razı olmadı, aflarını niyaz etmek üzere geldik, derler.
Cenab-ı Hakk’ın cevabı şöyle olur:
– Madem ki onlar durumlarını değiştirmişler. Öyleyse ben de onlara takdirlerimi değiştiriyorum. İçinde bulundukları iyi halleri hürmetine onların aflarını kabul ediyorum, buyurur.Yani isteyen için kurtuluş kolay.
Kabir azabı görene: – Sen hiç Berat gecesine rastlamadın mı? Diye soracak yarın mezarda sorgu melekleri Münker ve Nekir.
Çoğunluğumuz hep kendi kendimizi; ilerde ibadet ederim, sonra tevbe ederim diyerek avutuyoruz. Ama aldanıyoruz. Çünkü bu insanın helâkına neden olur. Ölümün ne zaman geleceğini bilmiyoruz hiç birimiz. Kurtuluş geciktirilmez. Namaz da geciken kendini musalla taşında bulur, cenaze namazı kılınır. Tövbede geciken, günahlarının ateşinde yanar. Af ve mağfiret gecesi olan Berat Gecesi’nde bazı kimselerin affa uğramayacağı bildiriliyor hadis-i şeriflerde.
Kimler bunlar? 1- Allah’ın haram ve yasaklarından sakınmayan kimseler, 2- Şüpheli şeylerden kaçınmayan kimseler, 3- Allah’a ortak koşan kimseler, 4- İçki içmeye devam eden kimseler, 5- Zinadan vazgeçmeyen kimseler, 6- Ana–babaya isyan eden kimseler, 7- Müslümanlar arasında fitne ve fesat çıkaran kimseler, ve 8- Hatalarında ısrar edip tevbe etmeyen kimseler.
Herkese cennette de yer var, cehennemde de yer var. İsteyen istediğini istediğini seçer. İsteyen istediği yere gider. Herkes kendini yakacak ateşi de buradan götürür. Ayrıca hiç kimse suçu şeytana yükleyerek kurtulacağını zannetmesin. Şeytan insana zorla kötülük yapamaz. İnsan şeytanı kendisi davet eder.
Mevlana şöyle anlatıyor: Biri, krala: “Günahtan nasıl korunurum?” diye sormuş. Kral kızar gibi yapmış, bir tulum zeytinyağını kucağına vermiş yanına da kılıçlı bir adam dikmiş. “Bir damla dökerse kellesini uçurun,” demiş. Adam sorduğuna-soracağına pişman olmuş… Çarşı pazar dolaşmış gelmiş ama kan ter içinde kalmış. “– Döktü mü?” “– Hayır.” “– Çarşı pazarda ne ve kimleri gördün?” “– Aman efendim ben kimseyi görmedim. Nasıl görebilirdim ki, ben milleti mi düşünüyordum” demiş.
İşte günahtan korunmanın yolu bu. Günahla, günah işleyenlerle ilgilenmemek. Hep başkalarıyla ilgileniyor, hep başkalarının hatasını araştırıyoruz. Onun için, sıkıntılardan hiç kurtulamıyoruz.
Basra halkı İbrahim Ethem Hz.’lerine, dualarının kabul olmayışından dert yanarlar. İbrahim Ethem Hz.leri, Basra halkına:
“– Sizde tam on tane kötülük görüyorum, bunları terk etmedikçe duâlarınız kabûl olmaz.” Demiş.
1- Cenab-ı Allah’ı sevdiğinizi söylüyorsunuz; ama emirlerini sevmiyorsunuz.
2-Peygamberi sevdiğinizi iddia ediyorsunuz; ama sünnetini tutmuyor, sevdiğinizin ispatını yapmıyorsunuz.
3- Kur’an – ı Kerim’i okuyorsunuz; ama mânâsıyla amel etmiyorsunuz.
4- Allah’ın size lûtfettiği bunca nimetleri yiyorsunuz; ama şükür de bulunmuyorsunuz.
5- Şeytan düşmanımızdır, diyorsunuz; ama onunla dost olmaktan çekinmiyorsunuz.
6- Cennet mü’minleri bekliyor, diyorsunuz; ama mü’mini cennete götürecek amelleri işlemiyorsunuz.
7- Cehennem günahkârları bekliyor, diyorsunuz; ama cehennemlik günahları işlemekten geri kalmıyorsunuz.
8- Ölüm haktır, diyorsunuz; ölümden sonra varacağınız ahiret için hazırlık yapmıyorsunuz.
9- Başkalarının kusurlarını çok kolay görüyor, sayıp döküyorsunuz; ama kendi kusurunuzu hiç görmüyorsunuz.
10- Sık sık cenaze namazı kılıyorsunuz, ölümün hak olduğunu gözlerinizle görüyorsunuz; ama bir gün sizin de cenaze namazınızın kılınacağını düşünmüyorsunuz.
“İşte bu gafletlerinizden dolayı, dualarınız kabul olmuyor,” diyor İbrahim Ethem Hz.leri.
Bir gün bizim de ağzımızın tadı bozulacak, ölüm gelip çatacak. Onun için şu üç günlük dünyada kötü olmanın, kötü yaşamanın hiç bir manası yok.
Ölüm gelip bizi teslim almadan önce, teslim olmamız lazım. Cenab-ı Allah Firavun’u da teslim aldı. Ama geç kalmıştı Firavun. Biz de geç kalanlardan olmayalım.
Peygamberimiz: “Hacer u’l esved, cennetten indiğinde sütten beyazdı. Onu insanların günahları kararttı” buyuruyor. (K. Sitte: 12/4577)
Günahlar bizim de kalbimizi karartıyor. Eğer o hiç önemsemediğimiz, yaparken ne varmış bunda dediğimiz günahların kokusu olsaydı, acaba ne olurdu hiç düşündünüz mü? Kokudan yanımıza yaklaşılmazdı inanın. Eğer o küçük gördüğümüz günahların rengi olsaydı yüzümüze bakan olur muydu acaba?
Öyle bir hayat yaşıyoruz ki, nasıl yaşadığımızı biz de bilmiyoruz. Kimin hayatını yaşadığımızı da bilmiyoruz. Müslümanın bir hayat anlayışı olmalı, müslümanın bir hayat tarzı olmalı.
Adam ömür boyu “müslümanım” diye iddia ediyor. Ama bakıyorsunuz ölürken son nefesinde “lailahe illallah” diyemiyor. Neden? Çünkü nasıl yaşarsa öyle ölecek de onun için…Ağzını hiç alıştırmamış ki buna.
Ölünce daracık yere gireceğiz ama hiç düşünmüyoruz bunu. Hayatımızı değiştirmek zorundayız, bol bol tövbe etmek zorundayız günahlarımıza.
Peygamber Efendimiz (SAV): “Günah işleyenin kalbinde siyah bir nokta oluşur, tövbe etmezse karaltı yayılır” diyor.
Cenab-ı Allah da sürekli “Tövbe edin“ diyor Kur’an’da.
Yine Peygamberimiz: “Günahlarından dolayı tevbe eden günahsız gibidir.” buyuruyor.
Herkesin günahı olabilir. Bu, kul olmanın aczidir. İnsanoğlu günaha meyyal yaratılmıştır çünkü. Hz. İsa: “İlk taşı günahı olmayanınız atsın” demiş taş atan olmamış.
Adamın biri Hz. Ali’ye “– Günah işledim ne yapayım?” diye sormuş: “– Tevbe et.” Demiş Hz. Ali. “– Tevbe ettim, ama yine günah işledim, ne yapayım?” demiş adam. “– Yine tevbe et,” demiş Hz.Ali. “– Ne zamana kadar tevbe edeyim?” diye sorunca da: “– Şeytan senden ümidini kesinceye kadar,” demiş Hz. Ali.
Peygamberimiz: “Ben günde yüz defa tevbe ediyorum” demiş. Peygamberimiz, günde yüz defa tevbe ederken biz neden tevbe etmeyelim?
Nefsime uydum diyen herkes tevbe edecek, Allah’a isyan eden, tevbe edecek. İbadetlerini geciktiren, tevbe edecek. Allah’ını unutan, isyan eden tevbe edecek. Gaflete düşen, günah işleyen tevbe edecek. Yanlış düşünen herkes tevbe edecek. Hem Allah-u Teala hem de Peygamberimiz hepimizi tevbeye davet ediyor.
Kulun Cenab-ı Allah’a iki tane asli görevi vardır: Biri; farzları, vacipleri yerine getirmek, öteki günahlardan kaçınmak, kaçınamadıklarından tevbe istiğfar ederek rabbine sığınmak.
İki şey de insanı mahveder: Birisi; tevbe ederim ümidiyle günah işlemek, işlemeye devam etmek, diğeri de sonra, yaparım diye tevbeyi geciktirmek.
Günah, insanın kalbini kararttığı gibi, “ben çok günahkârım, benim yerim yurdum yok” demek insanı mahveder. Öyleyse bir an önce günahları terk etmek ve günahlardan kurtulmak için tevbe etmek gerekiyor.
Bakınız; Berat Gecesi’nde güneşin batmasından, yeryüzünün ağarmasına kadar Cenab-ı Allah: – Yok mu af dileyen af edeyim! – Yok mu dua eden duasını kabul edeyim, der durur.
Onun için bu mübarek Berat Gecesinin değerini bilmeliyiz. Kadir gecesi gizli tutulmuştur, insan o fırsatı yakalayamayabilir. Fakat, Berat Gecesinin hangi gece olduğunu biliyoruz, böyle bir fırsatı değerlendirmemek gerçekten büyük hata olur.
Bu gece kaza namazları kılmalıyız. Bol bol dua etmeliyiz, tevbe etmeliyiz, zikretmeliyiz. Kur’an okumalıyız. Kur’an dinlemeliyiz. Namazlarımızı camide cemaatle kılmalıyız.
Berat Gecesi yapılan herşeyin çok özel bir değeri vardır. Çünkü Berat Gecesi, feyiz ve bereketi bol bir gecedir. Bu gecenin feyzinden, bereketinden istifade etmek için çok gayret etmeliyiz. Geçmişimizi gözden geçirmeliyiz. Geleceğimiz için iyi kararlar vermeli ve gelecek berât gecesine ulaşamayacağımızı düşünerek hareket etmeliyiz. Geçen yıl aramızda olan ve ayrılanları düşünmeliyiz.
Bakın fişleniyoruz, filme alınıyoruz. Sağımızda ve solumuzda yazıcı melekleri var. Her amelimizi yazıyorlar…
Hayatımızda en azından bir şeyi değiştirmeli böyle geceler. Yarın “Keşke” demenin kimseye faydası olmaz.Onun için; bu mübarek geceler dönüm gecesi olmalı.
Berat gecesi söz verelim Allah’a. Diyelim ki:– Bu geceden itibaren gaflete son, isyana son ya Rabbi! diyelim. – Kötü alışkanlıklara günahlara son diyelim. – Bu geceden itibaren ibadetsizliğe, itaatsizliğe son, diyelim.– Bu geceden itibaren “Ya Rab! Rızana uygun yaşamam için bana yardım et, bana hidayet ver” diyelim.
