Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Beytülmal ve Kamu Malı: Emanete Hıyanetin Vebali

MEHMET ERÇELİK

BEYTÜLMAL (DEVLET HAZİNESİ)KAMU MALI


BEYTÜLMAL: EMANET Mİ, YOKSA ATEŞ Mİ?

KAMU HAKKI: CENNETİ YAKAN GİZLİ ATEŞ

DEVLET MALI DENİZ DEĞİL, ATEŞTİR!

AKRABANI KAYIRIRKEN AHİRETİNİ YAKTIĞININ FARKINDA MISIN?

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، الَّذِي أَمَرَ بِالْعَدْلِ وَالْأَمَانَةِ، وَنَهَى عَنِ الظُّلْمِ وَالْخِيَانَةِ، وَجَعَلَ حُقُوقَ الْعِبَادِ عَظِيمَةً عِنْدَهُ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَتُوبُ إِلَيْهِ، وَنَعُوذُ بِهِ مِنْ أَنْ نَأْكُلَ حَرَامًا أَوْ نَأْخُذَ مَا لَيْسَ لَنَا بِحَقٍّ

وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، الَّذِي حَذَّرَ مِنَ الْغُلُولِ وَأَكْلِ أَمْوَالِ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ، وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ

Âlemlerin Rabbi olan, adaleti ve emaneti emreden, zulmü ve hıyaneti yasaklayan, kul haklarını katında çok büyük kılan Allah’a hamdolsun. O’na hamd eder, O’ndan bağışlanma diler, O’na tövbe ederiz. Haram yemekten ve hakkımız olmayanı almaktan Allah’a sığınırız.

Salât ve selâm; kamu malına hıyaneti ve insanların haklarını haksız yere yemeyi şiddetle sakındıran Efendimiz Muhammed’e, onun âline ve ashabına olsun.

Aziz Müslümanlar, değerli müminler!

Ey kendinin, çocuğunun, ailesinin geleceği için beytülmale el uzatan…

Hakkı olmayanı alıp “Benim evladım rahat etsin” diyen…

Emaneti çiğneyip, adaleti ayaklar altına alarak kendi akrabasını hak etmediği makamlara getiren…

Ey zavallı!

Ey bedbaht!

Ey imanını daha dünyadayken kabre gömen kişi!

Dur!

Bir an dur ve düşün!

Sen ne yaptığının farkında mısın?

Bir maaş mı aldın sanıyorsun?

Bir makam mı kazandın sanıyorsun?

Bir gelecek mi kurduğunu zannediyorsun?

Hayır!

Sen aslında…

Ateş biriktirdin!

Hesap biriktirdin!

Azap biriktirdin!

Sen çocuğuna helal rızık değil…

Cehennem ateşi taşıyorsun!

O sofraya koyduğun lokma var ya…

Belki dünyada doyurur…

Ama ahirette yakar!

Ey kendini akıllı zanneden gaflet ehli!

Devlet malını kendi malın sandın…

Milletin hakkını ganimet bildin…

Yetimin hakkını küçümsedin!

Ama bil ki…

O küçümsediğin şeyler, kıyamet günü dağ gibi önüne dikilecek!

Ey imanını kabre yerleştiremeyen kişi!

Sen mezara girerken malın seninle gelmeyecek…

Ama yediğin haklar seninle gelecek!

Kabir sana soracak:

“Ey kul! Bu karanlığa ne getirdin?”

Sen ne diyeceksin?

“Ya Rabbi, ben kul hakkı yedim…” mı diyeceksin?

Toprak seni sıktığında,

kabir daraldığında,

o aldığın her kuruş sana diken olacak!

Gel!

Kur’an’a kulak ver!

Efendimiz’in sözlerine kulak ver!

Rabbimiz bize ne buyuruyor?

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ne ile uyarıyor?

Gel…

Kamu hakkına giren…

Beytülmalden çalan…

Emanete ihanet eden kimsenin akıbeti nedir…

Hep beraber okuyalım!

Hep beraber anlayalım!

Ve en önemlisi…

Hep beraber korkalım!

Çünkü bu mesele…

Basit bir günah değil!

Bu mesele…

Allah ile kulun arasına giren,

ibadetleri yakan,

duaları reddeden,

ve sahibini cehenneme sürükleyen bir felakettir!

Ey insan!

Daha vakit varken kendine gel!

Çünkü ölüm ansızın gelir…

Ve geldiğinde…

Ne makam kalır…

Ne torpil…

Ne akraba…

Ne de seni kurtaracak bir güç!

Sadece iki şey kalır:

Ya helal bir alın teri…

Ya da boynuna dolanmış kul hakları!

Şimdi karar ver!

Cennet mi istiyorsun…

Yoksa küçük menfaatler uğruna ebedi bir hüsran mı?

Gel…

Kur’an’ın huzuruna çıkalım…

Efendimiz’in sözlerine kulak verelim…

Ve şu hakikati iliklerimize kadar hissedelim:

Kamu hakkı yiyen, aslında kendi ahiretini yer!

1. MADDE: KAMU MALINA HIYANETİN (GULÛL) EBEDİ VEBALİ

EY KENDİNİ ZEKİ SANIP DEVLET MALINA EL UZATAN KİŞİ!

Unutma… Aldığın o kalem sadece mürekkep değil, mazlumun gözyaşıdır. O iğne, bir yetimin duasını deler geçer… Sen sanıyorsun ki kimse görmedi… Ama gökler gördü, yer gördü, melekler yazdı! Ve en mühimi… Allah gördü!

1. AYET-İ KERİME

وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَب۪يرًا

“İçinizden her kim (kamu hakkına girerek) zulmederse, biz ona büyük bir azap tattıracağız.”

(Furkân Suresi, 19. Ayet)

1. HADİS-İ ŞERİF

مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ مِنْكُمْ عَلَى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطًا فَمَا فَوْقَهُ

“Sizden kimi bir işe tayin edersek, o da bizden bir iğneyi veya ondan daha küçük bir şeyi gizlerse,”

كَانَ غُلُولًا يَأْت۪ي بِه۪ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“Bu bir hıyanettir (gulûldür); kıyamet günü o mal ile (rüsva olarak) gelir.”

(Müslim, İmâre 30; Ebû Dâvûd, Akdiye 11)

Nüzul Sebebi: Devlet işlerinde görev alıp, küçük ve önemsiz gördüğü nesneleri şahsi tasarrufuna geçirenleri; hırsızlığın çapı ne olursa olsun adının "hıyanet" olduğunu bildirmek üzere nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, kıyamet günü dağ gibi karşına dikilecek! Ayet-i kerime, zulmün (başkasının hakkını gasp etmenin) bedelini "büyük bir azap" olarak belirler. Hadis-i şerif ise "iğne" örneğiyle, kamu malında "küçük-büyük" ayrımı olmadığını ilan eder. Sen bugün "nasıl olsa kimse anlamaz" diyerek o kalemi, o kâğıdı, o kuruşu alabilirsin; ama o dilsiz iğne, mahşer meydanında dile gelip senin aleyhinde şahitlik edecektir. Devlet malı deniz değil, içine düşeni yakan bir ateş deryasıdır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri, kendisine Irak’tan gönderilen devlet malı ganimetleri sayarken bir ara beytülmalin mumu bitmiş, kendi özel işini yapacağı sırada devletin mumunu söndürüp kendi şahsi mumunu yakmıştır. "Bu devletin işi değil, Ömer'in özelidir" diyerek tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumuştur.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Müslim’de geçen ve kamu hukuku (hukuk-u âmme) üzerine en sahih kabul edilen temel rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Kamu malından alınan bir iğne, cennet kapısını kapatan bir sürgüdür.

Gizli saklı aldığın her şey, mahşerde boynuna asılmış birer teşhir belgesidir.

Allah’ın gördüğünü unutmak, en büyük gaflet uykusudur.

2. MADDE: KAMU HAKKIYLA CENNETE GİRMENİN İMKANSIZLIĞI

EY KAMU MALINI “NASIL OLSA KİMSE ANLAMAZ” DİYEREK ALAN KİŞİ!

Bil ki sen devleti değil, bir milleti çalıyorsun… Bir fakirin aşını, bir yetimin umudunu, bir hastanın ilacını çalıyorsun! Unutma! Dünyada cebine giren o haram, ahirette boynuna dolanmış bir ateş zinciri olacaktır!

2. AYET-İ KERİME

وَلَا تَرْكَنُوٓا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ

“Zulmedenlere (ve kamu hakkını yiyenlere) en küçük bir meyil göstermeyin; yoksa size ateş dokunur!”

وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَآءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ

“Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur; sonra size yardım da edilmez.”

(Hûd Suresi, 113. Ayet)

2. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

مَنِ اقْتَطَعَ حَقَّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ بِيَمِينِه۪

“Her kim bir Müslümanın (veya toplumun) hakkını haksız yere yemin ederek veya hileyle gasp ederse,”

فَقَدْ اَوْجَبَ اللّٰهُ لَهُ النَّارَ وَحَرَّمَ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ

“Allah ona cehennemi vacip kılar ve cenneti de ona haram eder.”

قَالُوا وَإِنْ كَانَ شَيْئًا يَس۪يرًا يَا رَسُولَ اللّٰهِ

“Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bu hak çok küçük bir şey olsa bile mi?"”

قَالَ وَإِنْ قَض۪يبًا مِنْ اَرَاكٍ

“Buyurdu ki: "Misvak ağacından bir dal parçası olsa bile!"”

(Müslim, Îmân 218; Nesâî, Âdâbu’l-Kudât 30)

Nüzul Sebebi: Toplumda "küçük haklar helaldir" gibi batıl bir anlayışla başkasının veya devletin malına el uzatanları; haramın miktarına değil, sahibinin (Allah ve halk) iznine bakılması gerektiğini ihtar etmek üzere nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Sen bugün rahat uyuyabilirsin… Ama kabirde o aldığın her kuruş sana azap olarak geri dönecek! Ayet-i kerime, haksızlığa sadece rıza göstermeyi değil, ona en ufak bir "meyil" (rükun) göstermeyi bile cehennem sebebi sayar. Hadis-i şerifteki "misvak dalı" örneği sarsıcıdır. Eğer bir ağaç dalı kadar küçük bir kamu hakkı cenneti haram ediyorsa; milyonların hakkının geçtiği ihaleleri, kadroları, devlet imkanlarını şahsi menfaati için kullananların halini düşün! Toprak seni sıkacak… Çünkü sen tüyü bitmemiş yetimin ekmeğini çaldın!

Sahabe Kıssası: Hz. Ali Hazretleri, kışın soğuk bir günde üzerinde eski bir elbise ile titreyerek mescide girdiğinde, beytülmalden kendine yeni bir elbise alması teklif edilince şöyle demiştir: "Müslümanların hazinesinden kendime yeni bir hırka alamam; bu eski hırka benim Medine'den getirdiğim şahsi malımdır." O, devlet malıyla ısınmaktansa soğukta titremeyi tercih etmiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, müttefekun aleyh (Buhari ve Müslim) derecesinde kuvvetli, hükmü kesin bir rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Devlet malı deniz değildir; o deniz ateştir! İçine dalan yanar, avuçlayan helak olur!

Bir hırka için cehenneme girenler varken, şehitliğine bile güvenme!

Şahsi ibadetlerin (namaz, oruç), üzerinde milyonların hakkı varken seni kurtarmaz.

3. MADDE: KAMU GÖREVİNDE ALINAN "HEDİYE"NİN HÜKMÜ VE HIYANET

EY KAMU MAKAMININ GÜCÜNE DAYANIP "HEDİYE" ADI ALTINDA HARAM DEVŞİREN KİŞİ!

Unutma… Sana o makam verilmeseydi, o hediye kapına gelir miydi? "Nasıl olsa gönül rızasıyla verdiler" diyerek vicdanını uyutma! O aldığın, bir milletin hakkından çalınan bedeldir. Görmediğini sandığın o gizli pazarlıklar, kıyamet günü alnına "Hain" mührü olarak vurulacaktır!

3. AYET-İ KERİME

وَلَا تَسْبُكُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Hakkı batıl ile karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.”

(Bakara Suresi, 42. Ayet)

3. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

هَدَايَا الْعُمَّالِ غُلُولٌ

“Kamu görevlilerine (makamından dolayı) verilen hediyeler, hıyanettir (devlet malından aşırmadır).”

مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلَى عَمَلٍ فَرَزَقْنَاهُ رِزْقًا فَمَا أَخَذَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَهُوَ غُلُولٌ

“Kimi bir göreve tayin eder de ona bir maaş bağlarsak, o maaşın dışında aldığı her şey hıyanettir (haramdır).”

(Ebû Dâvûd, Harâç 10; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/424)

Nüzul Sebebi: Devlet adına zekât veya vergi toplamakla görevlendirilenlerin, halkın "ikram" adı altında verdiği fazlalıkları şahsi mallarına katmaları üzerine; makam nüfuzuyla elde edilen her türlü menfaatin "Gulûl" (zimmet) olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, hakkı (adaleti) batıl (rüşvet ve hediye) ile örtmeyi kesinlikle yasaklar. Hadis-i şerif ise "hediye" maskesi takılmış haramı deşifre eder. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek alan kişi! Sen devleti değil, bu toprakların geleceğini çalıyorsun. Bugün "ikram" dedikleri şey, yarın cehennemde boynuna asılacak bir utanç vesikasıdır. Eğer o koltukta oturmasaydın kimse sana o "hediyeyi" vermezdi. Öyleyse aldığın her kuruş, tüyü bitmemiş yetimin payıdır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (r.a.) Hazretleri’nin hanımı, Bizans kraliçesine hediye göndermiş, kraliçe de buna karşılık kıymetli takılar yollamıştı. Hz. Ömer bu takıları gördüğünde; "Bu takılar devletin binekleri ve imkanları kullanılarak gidip gelen elçiler sayesinde gelmiştir" diyerek hepsini beytülmale teslim etmiş, hanımına ise sadece kendi cebinden verdiği hediyenin bedelini iade etmiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, "İbnu’l-Lütbiyye" hadisesi olarak bilinen ve sahihliği konusunda ittifak edilen temel bir hukuk kaidesidir.

4. MADDE: KAMU HAKKIYLA GELEN MANEVİ İFLAS VE DUALARIN REDDİ

EY HARAM LOKMAYLA KARNINI DOYURUP HUZUR ARAYAN GAFİL!

Sanıyor musun ki yediğin o yetim hakkı sende şifa olacak? Bil ki; midene indirdiğin her haram lokma, dualarının önüne çekilmiş demirden bir perdedir! Sen bugün lüks içinde yaşayabilirsin ama o haram, senin secdendeki tadı, evindeki huzuru ve ahiretteki umudunu yakıp kül edecektir!

4. AYET-İ KERİME

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ نَارًاۜ

“Yetimlerin (ve beytülmaldeki tüm mahrumların) mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar.”

وَسَيَصْلَوْنَ سَع۪يرًا

“Onlar (yarın) çılgın bir ateşe gireceklerdir.”

(Nisâ Suresi, 10. Ayet)

4. HADİS-İ ŞERİF

أَيُّمَا جَسَدٍ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ فَالنَّارُ أَوْلَى بِه۪

“Haramla (kamu malı ve kul hakkıyla) beslenip büyüyen her bedene,”

فَالنَّارُ أَوْلَى بِه۪

“Ancak cehennem ateşi yakışır (o beden için en uygun yer ateştir).”

(Tirmizî, Cum'a 79; Dârimî, Rikâk 11)

Nüzul Sebebi: Haksız kazanç ve beytülmalden sızdırılan paralarla refah içinde yaşayanların, dışarıdan ne kadar temiz görünürlerse görünsünler, özlerinin ateşle beslendiğini ve ibadetlerinin Allah katında bir değer taşımadığını beyan etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, kamu malını yiyenlerin aslında dünyada "ateş yediklerini" haber verir. Hadis-i şerif ise haramla gelişen bir bünyenin cennete kabul edilmeyeceğini ihtar eder. Ey gaflet içindeki insan! Şehitlik bile kul hakkını temizlemiyorken; kıldığın namaza, tuttuğun oruca nasıl güveniyorsun? Üzerinde milyonlarca insanın hakkı varken yapılan dualar, semaya ulaşmaz. Sen bir lokmayı küçümsersin ama o lokma senin ebedi saadetini yakar.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (r.a.) Hazretleri, kendisine getirilen bir sütün haram yoldan kazanıldığını öğrendiğinde, parmağını boğazına sokarak yediği her şeyi geri çıkarmış ve; "Allah'ım! Midemde kalan ve damarlarıma karışan kısımdan sana sığınırım" diyerek ağlamıştır. O, tek bir haram zerresiyle Allah’ın huzuruna çıkmaktan titrerdi.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, helal lokma ve kamu hakkı titizliği üzerine rivayet edilen sahih ve sarsıcı bir emirdir.

Kıssadan Hisse:

Kamu malı ateşten bir gömlektir; giyen yanar, saklayan helak olur!

Milyonlarla helalleşmek imkansızdır; öyleyse o kuyuya hiç düşme!

Cennetin kokusu, üzerinde haram zerresi taşıyan her bedene haramdır.

5. MADDE: KAMU MALINDAKİ KÜÇÜK İHMALİN BÜYÜK HÜSRANI

EY "ALT TARAFI BİR KAĞIT, BİR KALEM" DİYEREK KENDİNİ AVUTAN GAFİL!

Unutma… O küçümsediğin şey, milyonlarca insanın ortak payıdır. O iğne, bir yetimin duasını deler geçer… Sen sanıyorsun ki kimse görmedi… Ama yer şahit, gök şahit, melekler yazdı! Ve en mühimi… Allah gördü! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, kıyamet günü dağ gibi karşına dikilecek!

5. AYET-İ KERİME

وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًا وَهُوَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظ۪يمٌۚ

“Siz onu önemsiz bir şey sanıyorsunuz; hâlbuki o, Allah katında çok büyük (bir vebal)dir.”

(Nûr Suresi, 15. Ayet)

5. HADİS-İ ŞERİF

إِيَّاكُمْ وَالْمُحَقَّرَاتِ مِنَ الذُّنُوبِ

“Küçük görülen (önemsenmeyen) günahlardan sakının!”

فَإِنَّمَا مَثَلُ ذٰلِكَ كَمَثَلِ قَوْمٍ نَزَلُوا بَطْنَ وَادٍ

“Zira bunların misali, bir vadiye inen ve her birinin birer dal parçası getirerek,”

حَتَّى أَنْضَجُوا خُبْزَهُمْ وَإِنَّ مُحَقَّرَاتِ الذُّنُوبِ مَتَى يُؤْخَذْ بِهَا صَاحِبُهَا تُهْلِكْهُ

“Sonunda ekmeklerini pişirecek kocaman bir ateş yakan topluluk gibidir. Küçük günahlar da birikince sahibini helak eder.”

(Müsned-i Ahmed, 5/331; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 10/190)

Nüzul Sebebi: İnsanların kamu malından "az bir miktar" almayı veya devletin imkanlarını şahsi işlerinde "bir kerelik" kullanmayı hafif görmeleri üzerine; biriken küçük haramların bir cehennem ateşine dönüşeceğini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, insanın basit gördüğü bir hatanın ilahi terazide ne kadar ağır çekebileceğini ihtar eder. Hadis-i şerif ise "küçük odunların birleşip büyük bir ateşi yakması" misaliyle, devlet malından sızdırılan küçük parçaların ferdi ahirette nasıl kavuracağını anlatır. Sen bugün bir kurşun kalemi veya bir devlet binek aracını şahsi bir tur için kullanmayı "önemsiz" görebilirsin; ama o küçük hıyanetler mahşerde boynuna dolanmış bir ateş zinciri olacaktır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri’nin oğlu Abdullah (r.a.), devletin koruması altındaki otlakta kendi develerini otlattığında; Hz. Ömer bunu duymuş ve "Halifenin oğlu olduğu için develeri daha iyi beslenmiş" denilmesin diye, develerin satışından elde edilen karın tamamını beytülmale devretmiştir. O, küçük bir imtiyazın bile hesabından titremiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, günahların birikme tehlikesini anlatan senedi sahih ve hasen bir rivayettir.

6. MADDE: KAMU HAKKINDA RÜŞVET VE ARACILIK LANETİ

EY DEVLETİN İŞİNİ GÖRMEK İÇİN "ÇORBA PARASI" VEYA "KOMİSYON" ALAN KİŞİ!

Bil ki sen devleti değil, bir milleti çalıyorsun… Bir fakirin aşını, bir yetimin umudunu çalıyorsun! O aldığın para, ahirette avucunu yakacak bir kor ateşten başka bir şey değildir. Sen bugün makamınla insanları ezebilirsin; ama toprak seni öyle bir sıkacak ki, hak yediğin her an için pişmanlık duyacaksın!

6. AYET-İ KERİME

سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ اَكَّالُونَ لِلسُّحْتِۜ

“Onlar, yalanı çok dinleyenler ve haramı (rüşveti, kamu malını) çok yiyenlerdir.”

(Mâide Suresi, 42. Ayet)

6. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

لَعَنَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الرَّاشِيَ وَالْمُرْتَشِيَ

“Resulullah S.a.v, rüşvet verene de rüşvet alana da lanet etti.”

وَالرَّائِشَ الَّذ۪ي يَمْش۪ي بَيْنَهُمَا

“Ve onlar arasında aracılık (rüşvete zemin hazırlayan) yapana da lanet etti.”

(Müsned-i Ahmed, 5/279; Tirmizî, Ahkâm 9)

Nüzul Sebebi: Devlet dairelerinde işleri kolaylaştırmak veya haksız bir kazanç elde etmek için para ve menfaat dönmeye başlaması üzerine; bu sistemin her halkasının (alan, veren, aracı) Allah’ın rahmetinden uzaklaştırıldığını ilan etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haram yemeyi (suht) bir karakter bozukluğu olarak niteler. Hadis-i şerif ise "lanet" kelimesiyle bu işin vahametini ortaya koyar. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek rüşvet çarkına dahil olan kişi! Şehitlik bile kul hakkını temizlemiyorken, hangi ameline güveniyorsun? O aldığın her kuruş, bir hastanın ilacını, bir mazlumun hakkını gasbetmektir. Kıyamet günü karşında bir kişi değil, milyonlarca hak sahibi duracak!

Sahabe Kıssası: Hz. Ali Hazretleri, kendisine bir iş için rüşvet kabilinden çok lezzetli bir yemek (helva) getiren kişiye; "Eğer bu sadaka ise biz ehl-i beyte haramdır; eğer hediye ise bu bir rüşvettir ve ben buna asla elimi sürmem!" diyerek onu huzurundan kovmuştur. O, midesine girecek haram lokmayı cehennemden bir parça görmüştür.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, rüşvet ve haksız kazanç konusunda hükmü kesin olan sahih bir rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Rüşvet ve kamu malı hırsızlığı, toplumu içten çürüten bir kanserdir.

Allah'ın lanetlediği bir işten bereket beklemek, şeytana kanmaktır.

Helalleşmeden ölme; zira milyonlarca insanla mahşerde yüzleşmekten daha ağır bir azap yoktur.

7. MADDE: KAMU MALINDAKİ "ZERRE"NİN HESABI VE ADALET MİZANI

7. AYET-İ KERİME

وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔاۜ

“Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız; artık hiçbir kimseye en küçük bir zulüm (haksızlık) yapılmaz.”

وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَاۜ وَكَفٰى بِنَا حَاسِب۪ينَ

“Yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu (hesaba) getiririz. Hesap görücü olarak biz yeteriz.”

(Enbiyâ Suresi, 47. Ayet)

7. HADİS-İ ŞERİF

إِنَّكَ لَنْ تَدَعَ شَيْئًا لِلّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ إِلَّا بَدَّلَكَ اللّٰهُ بِه۪ مَا هُوَ خَيْرٌ لَكَ مِنْهُ

“Şüphesiz ki sen, Allah’tan korktuğun için (kamu malından/haramdan) bir şeyi terk edersen; Allah mutlaka sana ondan daha hayırlısını ihsan eder.”

(Müsned-i Ahmed, 5/363; Beyhakî, Sünen-i Kübrâ, 5/335)

Nüzul Sebebi: İnsanların "Bu küçük bir şeydir, devletten eksilse ne olur?" diyerek harama meyletmeleri üzerine; asıl zenginliğin haramı terk etmekle geleceğini ve her küçük zerre hakkın mizan önüne getirileceğini bildirmek üzere nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, ilahi adaletin hassasiyetini "hardal tanesi" üzerinden anlatır. Hz. Ömer’in kandili söndürmesi, bu ayetteki hardal tanesi hassasiyetinin fiili bir tefsiridir. Hadis-i şerif ise harama el uzatmamanın mükafatını müjdeler. Ey insan! Devlet malını "deniz" sanıp avuçlayanlar helak olur; ama Hz. Ömer gibi "bir damla" için titreyenler ebedi serinliğe kavuşur. Unutma! Toprak seni sıkacak, çünkü sen kamunun hakkını "bir şey olmaz" diyerek hiçe saydın!

Sahabe kıssası:

HZ. ÖMER’DEN (r.a) İBRET TABLOSU:

Hz. Ömer (r.a), devlet işlerini konuşurken yanan kandili, şahsi meseleye geçince söndürmüştür.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, takva ve haramlardan sakınma konusunda senedi sahih bir rivayettir.

Kıssadan Hisse: Onlar bir damla haramdan korkarken, bizler deniz gibi haramı nasıl hafife alırız? Ey devletin elektriğini, suyunu, kağıdını şahsi keyfi için kullanan gafil! O sönen kandil aslında bir uyanış ışığıdır. Sen ise bugün devasa imkanları har vurup harman savururken, ahirette o kandilin fitili kadar bile ışık bulamayacağından korkmuyor musun?

8. MADDE: KAMU HAKKIYLA GELEN MANEVİ KARANLIK VE HIYANET

EY KAMU MALINI “NASIL OLSA KİMSE ANLAMAZ” DİYEREK ALAN KİŞİ!

Sen sanıyor musun ki o aşırdığın mal sende huzur bırakacak? Bir iğne için cehenneme girenler varken, sen milyonların hakkıyla nasıl kurtulacağını zannediyorsun? Şehitlik bile kurtaramıyorsa, hangi ameline güveniyorsun? Bil ki; namazın seni kurtarmaz, eğer üzerinde kul ve kamu hakkı varsa! Çünkü Allah affeder, ama kul affetmedikçe o hak silinmez!

8. AYET-İ KERİME

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَخُونُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُوٓا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Ey iman edenler! Allah’a ve Resulü’ne hıyanet etmeyin; size emanet edilen şeylere de bile bile hıyanet etmeyin.

(Enfâl Suresi, 27. Ayet)

8. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

أَدِّ الْأَمَانَةَ إِلَى مَنِ ائْتَمَنَكَ

“Sana bir şeyi emanet edene (devlete/halka) emanetini (hakkıyla) iade et!”

وَلَا تَخُنْ مَنْ خَانَكَ

“Sana hıyanet edene bile sen hıyanet etme!”

(Ebû Dâvûd, Büyû 79; Tirmizî, Büyû 38)

Nüzul Sebebi: İnsanların "Başkaları çalıyor, ben de alayım" veya "Devlet zaten bana borçlu" gibi mazeretlerle kamu malına el uzatmalarını engellemek; emanetin kutsallığını her şartta korumak için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, emanete (beytülmale) hıyaneti doğrudan Allah ve Resulü'ne hıyanetle eşdeğer tutar. Hadis-i şerif ise hıyanetin mazereti olmayacağını vurgular. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyenlerin safında yer alma! O deniz ateştir; içine dalan yanar! Kıyamet günü karşında bir kişi değil; yüzlerce, binlerce, milyonlarca insan duracak ve "Ya Rabbi! Bu kişi bizim hakkımızı yedi!" diyecekler. İşte o an, dünyada küçücük gördüğün bir haram yüzünden ebedi azaba sürükleneceksin!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer Hazretleri, kendisine bir görev verilmesini istediğinde Efendimiz S.a.v şöyle buyurmuştur: "Ey Ebû Zer! Sen zayıf birisin, bu görev ise bir emanettir. Emanet (hakkıyla yerine getirilmezse) kıyamet günü rüsvaylık ve pişmanlıktır!" Sahabe, devlet görevini bir "nimet" değil, bir "ateşten gömlek" olarak görmüştür.

Sıhhat Derecesi: Emanetin iadesine dair bu hadis, ahlak ve hukuk alanında sahih kabul edilen temel bir prensiptir.

Kıssadan Hisse:

Emanet, müminin onurudur; hıyanet ise ebedi karanlıktır.

Hz. Ömer’in mumu kadar hassas olmayan kalp, kamu malının altında ezilir.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme, iade etmeden uyuma!

9. MADDE: KAMU MALINDAKİ HAKSIZ TASARRUF VE MİRASÇILARIN VEBALİ

EY DEVLETİN İMKANLARINI ÇOLUK ÇOCUĞUNA PEŞKEŞ ÇEKEN KİŞİ!

Sanıyor musun ki o haram mal evlatlarına bereket getirecek? Sen bugün onlara lüks bir hayat bıraktığını sanıyorsun ama aslında onlara cehennem ateşinden bir miras bırakıyorsun! Unutma! O haksız yere aldığın her kuruş, yarın mahşerde milyonlarca mazlumun elini senin ve onların yakasına yapıştıracaktır.

9. AYET-İ KERİME

وَلْيَخْشَ الَّذ۪ينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْۖ

Geride eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar adına endişe duyanlar (kamu hakkı ve yetim malı konusunda da öylece Allah’tan) korksunlar.

فَلْيَتَّقُوا اللّٰهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًا

“Allah’a karşı takva sahibi olsunlar ve dürüst (adaletli) söz söylesinler.”

(Nisâ Suresi, 9. Ayet)

9. HADİS-İ ŞERİF

إِنَّكَ أَنْ تَذَرَ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَذَرَهُمْ عَالَةً يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ

“Senin mirasçılarını zengin bırakman, onları insanlara el açacak kadar fakir bırakmandan daha hayırlıdır. (Ancak bu zenginlik helalden olmalıdır.)”

(Buhârî, Cenâiz 37; Müslim, Vasiyyet 5)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin kamu malını ve yetimlerin hakkını gözetmeden kendi ailelerine haksız birikimler sağlamaya çalışmaları üzerine; gerçek sorumluluğun sadece çocukları zengin bırakmak değil, onları helal lokma ile muhafaza etmek olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, başkasının hakkını yiyenlere empati yaptırır; "Kendi çocuklarınızın hakkı yenseydi ne hissederdiniz?" diye sorar. Hadis-i şerif ise miras bırakmanın önemini belirtirken, bu mirasın helal dairesinde kalması gerektiğini ihtar eder. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek çocuklarına aktaran kişi! Şehitlik bile kul hakkını temizlemiyorsa, evlatlarına bıraktığın o haramlar seni nasıl kurtaracak?

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri’nin torunu Ömer b. Abdülaziz, halife olduğunda çocuklarına beytülmalden hiçbir imtiyaz tanımamıştır. Vefat ederken çocuklarına çok az mal kalmıştır. Ona "Çocuklarını fakir bıraktın" denildiğinde: "Eğer çocuklarım salihseler Allah onlara yeter; eğer zalimseler onlara günah işlemeleri için beytülmalin malını veremem" demiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, müttefekun aleyh (Buhari ve Müslim) olup vasiyet ve miras hukukunun temelidir.

10. MADDE: KAMU HAKKINDA KAYIRMACILIK VE ADALETİN ÇÖKÜŞÜ

EY MAKAMINI KULLANARAK HAK ETMEYENE DEVLETİN İMKANINI VEREN KİŞİ!

Bil ki sen sadece bir kişiye iyilik yapmıyorsun, milyonlarca hak sahibine ihanet ediyorsun! O iğne, bir yetimin duasını deler geçer demiştik; senin bu kayırmacılığın ise bütün bir milletin geleceğini delik deşik ediyor. Unutma! Kıyamet günü karşında bir kişi değil; binlerce, milyonlarca insan duracak ve "Ya Rabbi! Bu kişi bizim hakkımızı yedi!" diyecekler.

10. AYET-İ KERİME

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰىٓ اَهْلِهَاۙ

“Şüphesiz Allah size, emanetleri (kamu görevlerini ve mallarını) ehline vermenizi emreder.”

وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِۜ

“İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman da adaletle hükmetmenizi emreder.”

(Nisâ Suresi, 58. Ayet)

10. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

مَنِ اسْتَعْمَلَ رَجُلًا عَلَى عِصَابَةٍ وَف۪يهِمْ مَنْ هُوَ أَرْضَى لِلّٰهِ مِنْهُ

“Her kim, Müslümanların bir işi için, onların içinde Allah’ın daha çok razı olacağı biri varken başkasını görevlendirirse (kayırmacılık yaparsa),”

فَقَدْ خَانَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالْمُؤْمِن۪ينَ

“Şüphesiz Allah’a, Resulü’ne ve bütün müminlere hıyanet etmiş olur.”

(Hâkim, Müstedrek, 4/104; Beyhakî, Sünen-i Kübrâ, 10/118)

Nüzul Sebebi: Devlet makamlarının ve imkanlarının liyakat yerine akrabalık veya menfaat ilişkileriyle dağıtılmaya başlanması üzerine; bu durumun dini ve toplumsal bir hıyanet olduğunu ilan etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, kamu görevlerini birer "emanet" olarak tanımlar ve sahibine (ehline) iadesini zorunlu kılar. Hadis-i şerif ise ehli dururken başkasını tercih etmeyi "Allah'a hıyanet" olarak niteler. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyenlerin safında yer alma! O deniz ateştir; içine dalan yanar! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, kıyamet günü dağ gibi karşına dikilecek!

Sahabe Kıssası: Efendimiz S.a.v'in amcası Hz. Abbas Hazretleri, bir gün kendisi için bir yöneticilik (kamu görevi) istemişti. Efendimiz S.a.v ona şöyle buyurdu: "Ey Abbas! Senin (bu görevi almayarak) nefsini selamette tutman, hesabını veremeyeceğin bir emirlikten daha hayırlıdır." Resulullah S.a.v, en yakınına bile liyakat ve emanet bilinciyle yaklaşmıştır.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, kamu yönetimi ve liyakat konusunda senedi hasen/sahih kabul edilen bir uyarıdır.

Kıssadan Hisse:

Kamu hakkı sadece para çalmak değil, ehliyetsiz kişiye makam vermektir.

Hz. Ömer’in kandili söndürmesi, en küçük kamu hakkına duyulan saygının zirvesidir.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

11. MADDE: KAMU MALINDAKİ İSRAF VE HESAP GÜNÜNÜN ŞİDDETİ

EY DEVLETİN KAYNAKLARINI KENDİ MALIYMIŞ GİBİ HAR VURUP HARMAN SAVURAN GAFİL! "Nasıl olsa devletin, biter mi hiç?" diyerek yaptığın her gereksiz harcama, milyonlarca fakirin sofrasından çalınmış bir lokmadır. O iğne, bir yetimin duasını deler geçer demiştik; senin israfın ise koca bir milletin hakkını ateşe atıyor! Unutma, o israf ettiğin her kuruş, yarın mahşerde senin aleyhine şahitlik edecek birer kor ateş olacaktır!

11. AYET-İ KERİME

وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذ۪يرًا

“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber (kamu malını ve kendi malını) asla saçıp savurma!”

اِنَّ الْمُبَذِّر۪ينَ كَانُوٓا اِخْوَانَ الشَّيَاط۪ينِۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّه۪ كَفُورًا

“Çünkü (kamu hakkını) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.”

(İsrâ Suresi, 26-27. Ayetler)

11. HADİS-İ ŞERİF

إِنَّ اللّٰهَ كَرِهَ لَكُمْ ثَلَاثًا ق۪يلَ وَقَالَ، وَكَثْرَةَ السُّؤَالِ، وَإِضَاعَةَ الْمَالِ

Şüphesiz Allah sizin için şu üç şeyi sevmez (kerih görür): Dedikodu yapmak, lüzumsuz ve çok soru sormak ve malı (özellikle kamu malını) zayi etmek/boşa harcamak.

(Buhârî, Zekât 18; Müslim, Akdiye 10)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin kamu imkanlarını elde ettiklerinde, bunları verimli kullanmak yerine gösteriş ve fuzuli işlerde sarf etmeleri üzerine; malı israf etmenin sadece ekonomik bir kayıp değil, şeytani bir ahlak olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, israf edenleri "şeytanın kardeşi" olarak niteler. Çünkü şeytan nasıl kendisine verilen nimetleri Allah'a isyan yolunda tükettiyse, israfçı da kamunun malını yaratılış gayesi dışında tüketir. Hadis-i şerif ise malı zayi etmenin Allah katındaki sevimsizliğini açıkça beyan eder. Sen bugün devletin aracında şahsi işlerini görerek "bir şey olmaz" diyebilirsin; ama o harcanan yakıt, milyonlarca insanın emeğidir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri’nin yanına bir vali geldiğinde, valinin sofrasında birden fazla çeşit yemek olduğunu görünce; "Müslümanların malından bu kadar lüksü nasıl kendine reva görürsün?" diyerek onu azarlamış ve beytülmalin sadeliğini hatırlatmıştır. Sahabe, devletin parasını harcarken kendi cebinden harcadığından daha çok titrerdi.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, müttefekun aleyh (Buhari ve Müslim) olup israfın haramlığına dair en sahih rivayetlerdendir.

Kıssadan Hisse:

Kamu malıyla yapılan israf, sadece bir hata değil, milyonlarla girilen bir kul hakkıdır.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o karanlık, aslında ahiretin aydınlığıdır.

Devlet malı deniz değil, israf edeni boğan bir girdaptır.

12. MADDE: KAMU HAKKINDA İLTİMAS VE AHİRETTEKİ ZİNCİRLER

EY TORPİLLE, İLTİMASLA HAK ETMEDİĞİ BİR YERE GELEN VEYA GETİREN KİŞİ! Sen sanıyor musun ki o koltuk sana helaldir? O makama otururken bir başkasının hakkını çiğnedin. O iğne, bir yetimin duasını deler geçer; senin haksız tercihin ise bir milletin adaletini yıkar! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, kıyamet günü dağ gibi karşına dikilecek! O gün ne seni getirenler yanında olacak, ne de sen onları tanıyacaksın!

12. AYET-İ KERİME

وَلَا تَكُنْ لِلْخَآئِن۪ينَ خَص۪يمًاۙ

(Hakkı çiğneyen) hainlerden taraf olup onları savunma/onlara arka çıkma!

(Nisâ Suresi, 105. Ayet)

12. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

مَا مِنْ عَبْدٍ اسْتَرْعَاهُ اللّٰهُ رَعِيَّةً فَلَمْ يَحُطْهَا بِنَص۪يحَةٍ

“Allah’ın bir topluluğa yönetici/sorumlu kıldığı hiçbir kul yoktur ki, o topluluğa sadakat ve samimiyetle (hakkı gözeterek) hizmet etmesin,”

إِلَّا لَمْ يَجِدْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ

“Bu takdirde o kimse cennetin kokusunu bile alamaz.”

(Buhârî, Ahkâm 8; Müslim, Îmân 229)

Nüzul Sebebi: Görev ve yetki sahibi olanların, maiyetindekilere adaletle davranmak yerine şahsi dostluklarını ve çıkarlarını ön plana almaları, hak sahiplerini geri plana itmeleri üzerine; yöneticiliğin bir emanet ve cennetin ancak sadakatle kazanılacağını bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haksızlık yapanlara arka çıkmayı kesinlikle yasaklar. Hadis-i şerif ise kamu sorumluluğunu yerine getirmeyenin (iltimas, kayırmacılık, haksızlık yapanın) cennet kokusuna bile hasret kalacağını ihtar eder. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek eşe dosta dağıtan kişi! Sen bugün rahat uyuyabilirsin… Ama kabirde o aldığın her "ah" sana azap olarak geri dönecek!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hazretleri halife seçildiğinde, yakınları gelip kendisinden imtiyaz beklediklerinde onlara şöyle demiştir: "Siz benim için herhangi bir Müslüman gibisiniz. Hak neyi gerektiriyorsa o yapılır; akrabalık beytülmalde bir öncelik sebebi değildir." O, en yakınına bile kamu hakkı söz konusu olduğunda bir iğne ucu kadar ayrıcalık tanımamıştır.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, müttefekun aleyh (Buhari ve Müslim) olup yöneticilik ve kamu sorumluluğu üzerine en ağır uyarıdır.

Kıssadan Hisse:

Kamu hakkını korumak, sadece çalmamak değil, hak etmeyeni o makama koymamaktır.

Bir yetimin hakkını yiyen, cennetin kokusunu duyamaz.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme, iade etmeden uyuma!

13. MADDE: KAMU MALINDAKİ GİZLİ SIZINTILAR VE ŞEYTANİ HİLELER

EY "SİSTEMİN AÇIĞINI BULDUM" DİYEREK DEVLETİ ZARARA UĞRATAN KİŞİ!

Sen sanıyor musun ki o bulduğun açık, senin zekanın ürünüdür? Bil ki o, cehenneme giden yolun kapısıdır! Bir iğne, bir yetimin duasını deler geçer demiştik; senin o kurnazca aşırdığın milyonlar ise koca bir milletin hakkını sırtına yükler. O gün ne avukatların seni savunabilir, ne de sistemin açıkları seni kurtarabilir!

13. AYET-İ KERİME

يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّٰهِ وَهُوَ مَعَهُمْ

“Onlar insanlardan (haksızlıklarını) gizlerler de Allah’tan gizleyemezler. Hâlbuki onlar, (haram işlerken) O, onlarla beraberdir.”

اِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضٰى مِنَ الْقَوْلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطًا

“O (Allah), onların (kamu hakkını yemek için) kurdukları gizli planlardan razı olmaz. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.”

(Nisâ Suresi, 108. Ayet)

13. HADİS-İ ŞERİF

إِنَّكُمْ تَخْتَصِمُونَ إِلَيَّ وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَنْ يَكُونَ أَلْحَنَ بِحُجَّتِه۪ مِنْ بَعْضٍ

“Sizler (hak iddialarıyla) bana geliyorsunuz; olabilir ki biriniz, diğerinden daha ikna edici konuşarak davasını savunabilir.”

فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ بِحَقِّ مُسْلِمٍ فَإِنَّمَا هِيَ قِطْعَةٌ مِنَ النَّارِ فَلْيَأْخُذْهَا أَوْ لِيَتْرُكْهَا

Ben kimin lehine bir başkasının (veya kamunun) hakkını (yanılarak) hükmedersem, bilsin ki o ancak cehennemden bir parçadır! Artık ister onu alsın, ister bıraksın!

(Buhârî, Şehâdât 27; Müslim, Akdiye 4)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin dillerini kullanarak, sahte belgeler veya ikna kabiliyetiyle beytülmalden veya bir başkasından haksız pay almaları üzerine; dünyadaki mahkeme kararı lehine olsa bile ahiretteki gerçeğin değişmeyeceğini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, gizli planlarla kamu malına el uzatanların, insanlardan kaçsalar bile Allah'ın kuşatıcılığından kaçamayacaklarını haykırır. Hadis-i şerif ise çok sarsıcıdır: Peygamber S.a.v dahi zahire göre hükmetse, eğer o mal haramsa o artık "cehennemden bir parça"dır. Ey kamu malını “kimse anlamaz” diyerek kılıfına uyduran kişi! Sen devleti değil, kendi ruhunu ateşe atıyorsun.

Sahabe Kıssası: Hz. Ali Hazretleri, kendisine haksız bir taleple gelen ve delillerini süsleyen birine; "Senin dilin kılıç gibi keskin olabilir ama Allah'ın adaleti o kılıcı senin boynuna dolar" diyerek onu reddetmiş ve beytülmalin tek bir kuruşunu dahi haksızca vermemiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, müttefekun aleyh (Buhari ve Müslim) olup yargı ve hak arama hukukunun temelidir.

Kıssadan Hisse:

Sistemin açığıyla alınan mal, ahiretin kapalı kapısıdır.

Dünyada kazandım sanan, ahirette kaybettiğini görecektir.

Hz. Ömer’in kandili söndürmesi, en küçük kamu hakkına duyulan saygının zirvesidir.

14. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ İHMALİN MANEVİ HASARI

EY GÖREVİNİ SAVSAKLAYARAK DEVLETİN MAAŞINI HAK ETMEDEN ALAN KİŞİ!

Sanma ki sadece para çalmak suçtur; çalışman gereken vakti şahsi işlerine ayırman da bir hırsızlıktır! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, kıyamet günü dağ gibi karşına dikilecek! O boş bıraktığın mesai saati, bir hastanın sırası, bir öğrencinin hakkı, bir yetimin payıdır.

14. AYET-İ KERİME

وَيْلٌ لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ

“Ölçüde ve tartıda (işinde ve görevinde) eksiklik yapanların vay haline!”

اَلَّذ۪ينَ اِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَۖ

“Onlar, insanlardan (haklarını) alırken tam alırlar,”

وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَۜ

“Fakat onlara bir iş yaparken veya bir şey ölçerken eksik yaparlar (görevlerinden çalarlar).”

(Mutaffifîn Suresi, 1-3. Ayetler)

14. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

إِنَّ اللّٰهَ تَعَالٰى يُحِبُّ إِذَا عَمِلَ أَحَدُكُمْ عَمَلًا أَنْ يُتْقِنَهُ

“Şüphesiz Allah, biriniz bir iş yaptığı (bir kamu görevi üstlendiği) zaman, onu en sağlam ve en güzel (mükemmel) şekilde yapmasını sever.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, Şuabü’l-İmân, 4/334)

Nüzul Sebebi: İnsanların alışverişte yaptıkları hileyi, zamanla iş hayatına ve devlet görevlerine de yansıtarak "mesai hırsızlığı" yapmaları üzerine; dürüstlüğün sadece tartıda değil, her türlü görevde esas olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, görevini eksik yapanları "Mutaffifîn" (eksikçiler) olarak niteler ve onlara "Veyl" (azap) vaad eder. Hadis-i şerif ise Allah'ın sevgisini kazanmanın yolunu "işini sağlam yapmak" olarak belirler. Ey gaflet içindeki insan! Devletin maaşını tam alıp işini yarım bırakmak, beytülmale hıyanettir. Toprak seni sıkacak; çünkü sen hakkın olmayan bir zamanın bedelini cebine koydun!

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe Hazretleri, kendisine verilen bir devlet görevinde, akşam ezanı okunduğunda mesaisi bittiği halde elindeki işi yarım bırakmamış; "Eğer bu işi şimdi bitirmezsem, yarın devletin bir saatini daha fuzuli harcamış olurum" diyerek işini tamamlamıştır.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, çalışma ahlakı üzerine senedi sahih ve hasen kabul edilen temel bir prensiptir.

Kıssadan Hisse:

Mesai hırsızlığı, milyonlarca insanın cebinden çalmaktır.

Helal maaş, hakkıyla yapılmış işin bedelidir.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

15. MADDE: KAMU ARAZİSİNE VE MÜLKÜNE TECAVÜZÜN EBEDİ YÜKÜ

EY "BURASI DEVLETİN, BOŞ DURACAĞINA BEN KULLANAYIM" DİYEREK KAMU ARAZİSİNE EL KOYAN KİŞİ!

Sen sanıyor musun ki o haksızca çevirdiğin toprak sana mülk olacak? Senin o gasp ettiğin her karış toprak,kıyamet günü yedi kat yerin dibinden boynuna dolanacaktır! Unutma; o toprağın üzerinde yürüyen milyonlarca insanın hakkı vardır ve o hak, kabirde seni öyle bir sıkacaktır ki kurtuluş yolu bulamayacaksın!

15. AYET-İ KERİME

وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ

“Haddi aşmayın (başkasına ve kamuya ait olanın sınırlarına tecavüz etmeyin); çünkü Allah haddi aşanları sevmez.”

(Bakara Suresi, 190. Ayet)

15. HADİS-İ ŞERİF

مَنْ أَخَذَ شِبْرًا مِنَ الْأَرْضِ ظُلْمًا

“Kim bir karış miktarındaki bir toprağı (kamu mülkünü) haksız yere alırsa,”

طُوِّقَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ سَبْعِ أَرَض۪ينَ

“Kıyamet günü o toprak, yedi kat yerin dibinden (boğazına) halka gibi geçirilir.”

(Buhârî, Mezâlim 13; Müslim, Müsâkât 139)

Nüzul Sebebi: Bazı insanların sınırları kaydırarak veya sahipsiz gördükleri kamu arazilerini kendi mülkiyetlerine katarak genişlemeye çalışmaları üzerine; mülkiyet hakkının kutsallığını ve gasbın dehşetini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, sınırları aşmayı (tecavüzü) Allah'ın sevgisinden mahrumiyet sebebi sayar. Hadis-i şerif ise "bir karış" ifadesiyle, gasp edilen miktarın küçüklüğünün vebali hafifletmeyeceğini, aksine o azıcık toprağın mahşerde devasa bir yük ve azap aracına dönüşeceğini haber verir. Ey devlet malını "deniz" görüp kıyısından köşesinden yontan kişi! O toprak seni sadece örtmeyecek, aynı zamanda haksızlığın bedeli olarak seni boğacaktır!

Sahabe Kıssası: Said b. Zeyd Hazretleri, kendisine bir arazi konusunda iftira atılıp "Başkasının toprağını aldı" denildiğinde, hakkını aramak yerine o toprağı tamamen terk etmiş ve; "Resulullah S.a.v'den duyduğum o yedi kat yerin dibine girme korkusu, bana dünyadaki tüm topraklardan daha ağırdır" demiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, müttefekun aleyh (Buhari ve Müslim) olup gasbın en kesin delillerindendir.

Kıssadan Hisse:

Kamu arazisinden bir karış çalan, yedi kat yerin ağırlığını sırtına alır.

Devletin sınırları, Allah'ın çizdiği sınırlardır; aşan helak olur.

Hz. Ömer’in kandili söndürmesi, toprağın altındaki karanlıktan korktuğu içindi.

16. MADDE: KAMU HAKKIYLA YAPILAN "GÖSTERİŞ" İBADETLERİNİN REDDİ

EY KAMU MALINDAN AŞIRDIĞI PARALARLA HAYIR YAPTIĞINI SANAN ALDANMIŞ!

Sen sanıyor musun ki Allah o kirli parayla yapılan camiyi, verilen sadakayı kabul eder? Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, bütün sevaplarını alıp götürecek! Unutma; Allah tayyibdir (temizdir), ancak temiz olanı kabul eder. Sen bugün insanların gözünde "hayırsever" görünebilirsin; ama Allah katında sadece bir hırsız ve müraidirsin (gösterişçi)!

16. AYET-İ KERİME

قُلْ اَنْفِقُوا طَوْعًا اَوْ كَرْهًا لَنْ يُتَقَبَّلَ مِنْكُمْۜ اِنَّكُمْ كُنْتُمْ قَوْمًا فَاسِق۪ينَ

“De ki: "(O haram malları) ister gönüllü, ister gönülsüz harcayın; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkmış bir topluluksunuz."”

(Tevbe Suresi, 53. Ayet)

16. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

لَا يَقْبَلُ اللّٰهُ صَلَاةً بِغَيْرِ طُهُورٍ

“Allah, temizlik (abdest) olmadan kılınan hiçbir namazı kabul etmez,”

وَلَا صَدَقَةً مِنْ غُلُولٍ

“Kamu malından (devletten) çalınmış/aşırılmış bir maldan verilen sadakayı da asla kabul etmez.”

(Müslim, Tahâret 1; Tirmizî, Tahâret 1)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin haksız kazançlar elde edip sonra da "günahlarımı temizlesin" düşüncesiyle bu paradan hayır-hasenat yapmaya kalkışmaları üzerine; haramın hayrının olmayacağını ilan etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, fasıkların (günahı hayat tarzı edinenlerin) harcamalarının ilahi dergahta bir değerinin olmadığını net bir dille belirtir. Hadis-i şerif ise "abdestsiz namaz" ile "haramla yapılan sadakayı" aynı kefeye koyarak, ikisinin de hükümsüz olduğunu vurgular. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyerek yediğin haklarla yaptığın hiçbir iyilik seni kurtarmaz. Kıyamet günü o sadakalar senin lehine değil, hırsızlığına delil olarak aleyhine şahitlik edecektir!

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Ömer Hazretleri’ne bir gün çok zengin ama kazancı şüpheli bir adam gelip hayır yapmak istediğini söylediğinde ona şu cevabı vermiştir: "Senin o malınla yapacağın hayır, çamurlu suyla elbiseyi temizlemeye çalışmaya benzer; temizlemez, daha çok kirletir!"

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Müslim’in Sahih’inde geçen, ibadet ve mali işlemlerin temelini oluşturan sahih bir rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Haram paranın hayrı olmaz; o para sadece cehennem odunudur.

Kul hakkıyla yapılan camide namaz, gasp edilmiş seccadede secde gibidir.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme, sahte hayırlarla kendini kandırma!

17. MADDE: KAMU GÖREVİNDE ADALETTEN SAPMANIN ZULMETİ

EY MAKAMINI BİR KIRBAÇ GİBİ KULLANIP İNSANLARA ZULMEDEN VE KAMU GÜCÜNÜ ŞAHSİ HIRSINA ALET EDEN KİŞİ!

Unutma… O altındaki koltuk sana babandan miras kalmadı, o bir emanettir! Sen bugün gücüne güvenip zayıfı ezebilir, devletin imkanını haksızın lehine kullanabilirsin. Ama bir iğne, bir yetimin duasını deler geçer demiştik; senin o haksız kararların ise gök kubbeyi titretir! Yarın o mazlumlar mahşer meydanında saf tuttuğunda, arkandaki hiçbir güç seni Allah’ın gazabından koruyamayacaktır!

17. AYET-İ KERİME

وَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَۜ

“Sakın Allah’ı, zalimlerin (kamu hakkını yiyenlerin ve liyakatsizlerin) yaptıklarından habersiz sanma!”

اِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ ف۪يهِ الْاَبْصَارُۙ

“Allah onları, ancak gözlerin dehşetten dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.”

(İbrâhîm Suresi, 42. Ayet)

17. HADİS-İ ŞERİF

مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ الْمُسْلِم۪ينَ شَيْئًا فَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أَحَدًا مُحَابَاةً

“Kim Müslümanların bir işini üstlenir de, (akrabalık veya dostluk gibi) iltimas duygusuyla birini onların başına yönetici yaparsa,”

فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللّٰهِ لَا يَقْبَلُ اللّٰهُ مِنْهُ صَرْفًا وَلَا عَدْلًا حَتّٰى يُدْخِلَهُ جَهَنَّمَ

“Allah’ın laneti onun üzerinedir. Allah onun ne farz ne de nafile hiçbir ibadetini kabul etmez ve sonunda onu cehenneme sokar.”

(Hâkim, Müstedrek, 4/93; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 11/215)

Nüzul Sebebi: Devlet kademelerine ehliyetli olanlar yerine, sadece yakınlık derecesine göre adam kayırılması ve kamu kaynaklarının bu vasıtayla peşkeş çekilmesi üzerine; liyakatsizliğin ilahi bir lanet sebebi olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, adaletsizliğin cezasız kalmayacağını, sadece mühlet verildiğini ihtar eder. Hadis-i şerif ise çok sarsıcıdır; "muhabat" (kayırmacılık) yapanın ibadetlerinin yüzüne çarpılacağını haber verir. Ey devlet malını kendi mülkü sanan gafil! Bugün alkışlanabilirsin ama yarın o kayırdığın her kişi senin cehenneme giriş biletin olacaktır!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (r.a) halife iken bir valisinin akrabasını göreve getirdiğini duyunca onu hemen görevden almış ve şöyle demiştir: "Sen Müslümanların emanetine hıyanet ettin! Akrabalık bağı, beytülmalin hukukundan önce gelemez!"

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, kamu yönetimi ve liyakat konusunda senedi hasen/sahih kabul edilen sarsıcı bir uyarıdır.

Kıssadan Hisse:

Kamu hakkı, sadece para çalmak değil, ehliyetsiz kişiye makam vermektir.

Allah zalimin cezasını erteleyebilir ama asla ihmal etmez.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o titizlik, liyakatin de ruhudur.

18. MADDE: KAMU HAKKIYLA ELDE EDİLEN HARAM REFAHIN SONU

EY KAMU MALINDAN SIZDIRDIĞI PARALARLA SARAYLAR KURUP, LÜKS İÇİNDE YÜZEN KİŞİ!

Sanıyor musun ki o yumuşak yataklar sana huzur verecek? O haramla şişirdiğin göbeğin, ahirette ateşle dağlanacak bir hedef tahtasıdır! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin bütün maneviyatını bir kanser gibi kemirip bitirdi. O gün ne lüks araçların seni kurtarır, ne de bankadaki hesapların! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, keşke o harama hiç el uzatmasaydım diye feryat edeceksin!

18. AYET-İ KERİME

فَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَلَآ اَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰه لِيُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا

Onların (haksız kazançla elde ettikleri) malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah bunlarla, onlara ancak dünya hayatında azap etmeyi murad eder.

وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ

“Ve onların canlarının kafir olarak çıkmasını murad eder.”

(Tevbe Suresi, 55. Ayet)

18. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

إِنَّ هٰذَا الْمَالَ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ

“Şüphesiz ki bu mal (dünya imkanları ve kamu malları) yeşil ve tatlıdır (çekicidir).”

فَمَنْ أَخَذَهُ بِحَقِّه۪ وَبُورِكَ لَهُ ف۪يهِ وَرُبَّ مُتَخَوِّضٍ ف۪ي مَالِ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ لَهُ النَّارُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Kim onu hakkıyla alırsa ona bereketlenir. Ancak Allah’ın ve Resulü’nün malına (kamu malına) haksız yere dalıp onda tasarruf edenler için kıyamet günü sadece ateş vardır.

(Buhârî, Humus 7; Tirmizî, Zühd 41)

Nüzul Sebebi: Dünyalık hırsıyla beytülmale el uzatanların, görünürdeki zenginliklerine aldanılmaması gerektiğini; haksız kazancın hem dünyada bir bedbahtlık hem de ahirette bir azap yakıtı olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haram malın bir nimet değil, bir "azap aracı" olduğunu beyan eder. Hadis-i şerif ise kamu malını "yeşil ve tatlı" bir meyveye benzetir; ancak bu meyveyi haram yoldan koparanın midesinde ateş olacağını ihtar eder. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyenlerin akıbeti, o denizin içinde boğulup ateşe atılmaktır!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (r.a) vefat edeceği zaman kızı Hz. Aişe’ye (r.anha) şöyle demiştir: "Halife olduğumdan beri Müslümanların malından bende kalan şu deveyi, şu kabı ve şu elbiseyi Ömer’e teslim et. Ben Allah’ın huzuruna bir iğne ucu kadar kamu hakkıyla çıkmak istemem." Hz. Ömer bunları alınca ağlamış ve "Ebubekir, kendisinden sonrakilere çok ağır bir çıta bıraktı" demiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Buhari'nin sahihinde geçen ve kamu malı hassasiyetini en net şekilde ortaya koyan temel rivayetlerdendir.

Kıssadan Hisse:

Haramla gelen refah, ebedi felaketin ön hazırlığıdır.

Kamu malından aşırdığın her kuruş, mezarda yılan olup seni bekler.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

19. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ GİZLİ PAZARLIKLAR VE İLAHİ KAYIT

EY "KAPALI KAPILAR ARDINDA HALLETTİK, KİMSE DUYMADI" DİYEN KURNAZ!

Sen sanıyor musun ki o karanlık odalarda yaptığın ihaleler, imzaladığın haksız evraklar gizli kalacak? Senin o gizli imzaların gök ehlini şahit tuttu! Sen bugün insanları kandırabilirsin ama o evraklar yarın mahşerde senin boynuna bir utanç yaftası olarak asılacaktır!

19. AYET-İ KERİME

اَمْ يَحْسَبُونَ اَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوٰيهُمْۜ بَلٰى وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ

Yoksa onlar, bizim onların sırlarını ve gizli fısıldaşmalarını (kamu malı üzerindeki kirli planlarını) işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil! Yanlarındaki elçilerimiz (melekler) de her şeyi yazmaktadırlar.

(Zuhruf Suresi, 80. Ayet)

19. HADİS-İ ŞERİF

الْبِرُّ مَا اطْمَأَنَّتْ إِلَيْهِ النَّفْسُ وَالْإِثْمُ مَا حَاكَ فِي النَّفْسِ

“İyilik, nefsin kendisiyle huzur bulduğu şeydir. Günah ise kalbini tırmalayan ve huzursuz eden,”

وَتَرَدَّدَ فِي الصَّدْرِ وَإِنْ أَفْتَاكَ النَّاسُ وَأَفْتَوْكُ

“İnsanlar sana (lehine) fetva verse bile, göğsünde şüphe uyandıran ve başkalarının bilmesini istemediğin şeydir.”

(Müsned-i Ahmed, 4/227; Dârimî, Büyû 2)

Nüzul Sebebi: Kamu haklarını kılıfına uydurmaya çalışan, hukuki boşlukları kullanarak vicdanını bastırmak isteyenlere; asıl hakikatin insanın kalbindeki o sızıda saklı olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, gizli pazarlık yapanların meleklerin kaydından kaçamayacağını ihtar eder. Hadis-i şerif ise "fetva" maskesi altına sığınılan haramları deşifre eder. Ey kamu malını “hukuka uygun hale getirdim” diyerek aşıran kişi! İnsanlar sana "helaldir" dese bile, eğer o malda milyonların hakkı varsa, o mal senin için zehirdir. Kıyamet günü o "gizli" dediğin her şey mahşer halkına ilan edilecektir!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (r.a) Hazretleri, pazarda bir devenin diğerlerinden daha bakımlı ve semiz olduğunu görünce kimin olduğunu sordu. "Oğlun Abdullah'ın" dediler. Abdullah'ı çağırıp sordu: "Bu deve nasıl böyle semirdi?" Abdullah: "Kendi malımla aldım, devletin otlağında otlattım" deyince; Hz. Ömer: "İnsanlar 'halifenin oğlunun devesidir, dokunmayın' demiştir. Git onu sat, ana paranı al, karını beytülmale ver!" diyerek torpilin gölgesini bile reddetmiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, "İstifta kalbek" (kalbine danış) kaidesiyle meşhur, senedi sahih ve hasen bir rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Meleklerin yazdığı bir hesapta "gizli" madde olmaz.

Vicdanın onaylamadığı kazanç, ateşin başlangıcıdır.

Hz. Ömer’in mumu kadar hassas olmayan kalp, kamu malının altında ezilir.

20. MADDE: KAMU HAKKIYLA ELDE EDİLEN MAKAM VE SONUNDAKİ ZELİLLİK

EY MAKAMINI VE DEVLETİN GÜCÜNÜ KULLANARAK KENDİNE SERVET EDİNEN KİŞİ!

Bil ki o oturduğun koltuk baki değildir, ama o koltukta yediğin haklar ebedidir! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin bütün şerefini ahirette ayaklar altına alacaktır! Sen bugün insanların sana boyun eğmesine aldanma; yarın o hakkını yediğin insanlar mahşerde senin üzerine çökecekler! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, keşke o makamın kapısından hiç geçmeseydim diyeceksin!

20. AYET-İ KERİME

تِلْكَ الدَّارُ الْاٰخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذ۪ينَ لَا يُر۪يدُونَ عُلُوًّا فِي الْاَرْضِ وَلَا فَسَادًاۜ

“İşte ahiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk (kamu düzenini ihlal ve haram) peşinde koşmayanlara veririz.”

وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّق۪ينَ

“Hayırlı akıbet, (haramdan sakınan) muttakilerindir.”

(Kasas Suresi, 83. Ayet)

20. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

مَا مِنْ أَم۪يرِ عَشَرَةٍ إِلَّا جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَغْلُولًا

“On kişiye bile yöneticilik yapmış olan her amir, kıyamet günü (hesap vermek üzere) elleri boynuna bağlı olarak getirilir.”

لَا يَفُكُّهُ إِلَّا عَدْلُهُ أَوْ يُوبِقُهُ جَوْرُهُ

“Onu ya (dünyadaki) adaleti çözer ya da (kamu malındaki) haksızlığı helak eder.”

(Müsned-i Ahmed, 2/437; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 22/374)

Nüzul Sebebi: Makam ve mevki sahibi olmayı sadece bir üstünlük ve kazanç kapısı olarak görenlere; yöneticiliğin aslında bir "kelepçe" olduğunu ve sadece adaletin o kelepçeyi açabileceğini ihtar etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, ahiret saadetini yeryüzünde kibirlenmeyen ve fesat çıkarmayanlara ayırır. Hadis-i şerif ise her türlü sorumluluğun (küçük büyük fark etmeksizin) ağır bir mizanı olduğunu haber verir. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyerek yediğin her kuruş, mahşerde boynuna dolanan o kelepçeyi daha da sıkacaktır!

Sahabe Kıssası: Selman-ı Farisi Hazretleri vali iken, maaşının tamamını fakirlere dağıtır, kendi el emeğiyle sepet örerek geçinirdi. Ona "Neden devletin maaşını almıyorsun?" dediklerinde; "Ben o makamda Müslümanların işini yapıyorum, onlardan karşılık alarak mahşerdeki kelepçemi ağırlaştıramam" demiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, sorumluluk ve yöneticilik vebali üzerine senedi sahih ve kuvvetli bir uyardır.

Kıssadan Hisse:

Makam arttıkça vebal büyür, hesap çetinleşir.

Adaletle yönetmeyen, mahşerde kendi kelepçesini kendi döver.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

21. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ "ŞÜPHELİ" ALANLAR VE TAKVA SINIRI

EY "BU KADARI DA HARAM OLMAZ" DİYEREK ŞÜPHELİ ŞEYLERİN PEŞİNE DÜŞEN KİŞİ!

Unutma. senin o "küçük" gördüğün şüpheli kazançlar kalbini karartan birer hıyanet tohumudur. Sen bugün kendini "kitabına uydurdum" diyerek kandırabilirsin ama Allah kalplerin içindekini bilendir! O şüpheli kazançlar, yarın mahşerde senin ayağını kaydıran birer buz parçası olacaktır!

21. AYET-İ KERİME

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ

“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın (şüpheli ve haksız) şeyin peşine düşme!”

اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولًا

“Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan (o şüpheli tasarruflardan) sorumludur.”

(İsrâ Suresi, 36. Ayet)

21. HADİS-İ ŞERİF

دَعْ مَا يَر۪يبُكَ اِلٰى مَا لَا يَر۪يبُكَ

“Seni şüpheye düşüren şeyi bırak, şüphe vermeyen şeye yönel!”

(Tirmizî, Kıyâmet 60; Nesâî, Eşribe 50)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin kamu malından yararlanırken helal ile haram arasındaki ince çizgide dolanmaları ve şüpheli menfaatleri elde etmekten çekinmemeleri üzerine; gerçek müminin şüpheli olan her türlü haktan uzak durması gerektiğini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, sadece kesin haramları değil, mahiyeti bilinmeyen ve sorumluluk getiren her türlü söz ve eylemin hesabının sorulacağını beyan eder. Hadis-i şerif ise takvanın özünü "şüpheyi terk etmek" olarak belirler. Ey devlet malını "nasıl olsa kimseden çıkmıyor" diyerek sahiplenen kişi! O şüphe duyduğun her kuruş, senin ahiret karnene düşen karanlık bir lekedir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri’nin eşi, beytülmalin parasıyla alınan ticaret kervanına kendi parasını da katmak istemiş; Hz. Ömer "Devletin imkanları kullanılarak elde edilen kâr şüphelidir" diyerek eşinin bu ticaretten kâr etmesine izin vermemiş ve sadece ana parayı geri vermiştir. O, şüphenin gölgesinden bile kaçmıştır.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, İslam ahlakının dört temel direğinden biri kabul edilen senedi sahih bir rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Şüphe haramın kapısıdır; kapıyı aralayan içeri girer.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o hassasiyet, şüpheyi kökünden kazımaktır.

Kurtuluş mu istiyorsun? Kalbinin sızladığı her kazançtan vazgeç!

22. MADDE: KAMU HAKKINDA RÜYA VE GAFLET UYKUSU

EY DÜNYANIN GEÇİCİ MAKAMINA VE KAMU MALININ ÇEKİCİLİĞİNE ALDANAN GAFİL!

Sanıyor musun ki o haksızca aşırdığın mal sende ebedi kalacak? Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin bütün ebedi saadetini yakıp kül etti! Sen bugün lüks içinde yaşayıp, devleti "deniz" sanabilirsin; ama ölüm meleği geldiğinde o deniz ateşe dönüşecek! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, üzerindeki o haram elbiseler tenini kavuracaktır!

22. AYET-İ KERİME

اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ

“O çoklukla (ve kamu malıyla) övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyalayıp durdu.”

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ

“Hayır! Yakında (vebalini) bileceksiniz! Yine hayır! Yakında bileceksiniz!”

(Tekâsür Suresi, 1-4. Ayetler)

22. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

مَا ذِئْبَانِ جَائِعَانِ أُرْسِلَا فِي غَنَمٍ بِأَفْسَدَ لَهَا

“Bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarar,”

مِنْ حِرْصِ الْمَرْءِ عَلَى الْمَالِ وَالشَّرَفِ لِد۪ينِه۪

“Kişinin mal ve makam hırsının (kamu hakkını yeme pahasına gösterdiği hırsın) kendi dinine verdiği zarardan daha büyük değildir.”

(Tirmizî, Zühd 43; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/456)

Nüzul Sebebi: Dünya sevgisi ve kamu imkanlarıyla "üstünlük" kurma çabasının, insanın manevi hayatını bir kurt gibi nasıl kemirip bitirdiğini; gerçek hüsranın bu hırsla gelen haramlar olduğunu ihtar etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haksız birikim ve "çoğaltma" hırsının insanı kabre kadar takip eden büyük bir gaflet olduğunu haykırır. Hadis-i şerif ise bu hırsı "aç kurt" misaliyle somutlaştırır. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek alan kişi! Sen devleti değil, kendi dinini parçalıyorsun. Kıyamet günü o "aç kurt" gibi saldırdığın haramlar, senin karşına azap melekleri olarak çıkacaktır!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hazretleri, kendisine getirilen bir lokmanın haram yolla elde edildiğini sonradan fark edince, midesindeki her şeyi çıkarıncaya kadar kendini zorlamış ve; "Eğer bu lokma canımla birlikte çıksaydı yine de çıkarırdım" demiştir. O, bedende kalan haramın maneviyatı nasıl katlettiğini biliyordu.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, hırs ve dünya sevgisi konusunda senedi sahih ve çok etkileyici bir rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Mal ve makam hırsı, dini kemiren en büyük düşmandır.

Devlet malı deniz değildir; o denizin dibinde haramın ağırlığıyla boğulmak vardır.

Kurtuluş mu istiyorsun? İade etmeden uyuma, helalleşmeden ölme!

23. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ SÖZLEŞMELERE VE AHDE VEFA

EY DEVLETLE YAPTIĞI SÖZLEŞMEYE HİLE KATIP, ŞARTLARI KENDİ LEHİNE BOZAN KİŞİ!

Yaptığın "küçük" hileler,hırsızlıklar, yolsuzluklar, yanına kâr mı kalacak ? Senin o gizli şartların, eksik bıraktığın malzemelerin ve haksız kazancın ise bütün bir milletin ahını üzerine çeker! Sen bugün "imzayı attım, işi bitirdim" diyebilirsin ama Allah her ahdin şahididir ve o haksız kazancın hesabı mahşerde senden sorulacaktır!

23. AYET-İ KERİME

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوٓا اَوْفُوا بِالْعُقُودِۜ

Ey iman edenler! (Devletle ve insanlarla yaptığınız) akitlerinize (sözleşmelerinize) vefa gösterin, şartlarını yerine getirin.

(Mâide Suresi, 1. Ayet)

23. HADİS-İ ŞERİF

الْمُسْلِمُونَ عِنْدَ شُرُوطِهِمْ

“Müslümanlar, (hukuka uygun olarak) belirledikleri şartlara bağlı kalırlar.”

(Ebû Dâvûd, Akdiye 12; Tirmizî, Ahkâm 17)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin kamu ihalelerinde veya ticaretlerinde verdikleri sözleri tutmamaları, malzemeden çalmaları veya şartnamelere uymayarak haksız kazanç sağlamaları üzerine; dürüstlüğün ve sözleşmeye sadakatin imanın bir gereği olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, sadece bireysel sözleri değil, kamu adına yapılan tüm hukuki sözleşmeleri de "mukaddes bir bağ" olarak niteler. Hadis-i şerif ise Müslüman kimliğini "şartlara sadakat" ile özdeşleştirir. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek kılıfına uyduran kişi! Eksik bıraktığın her çimento, çalınan her saat ve ihlal edilen her şart, yarın mahşerde senin aleyhine şahitlik edecek birer kara lekedir!

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (r.a) ve babası, müşriklere verdikleri bir söz yüzünden Bedir Savaşı'na katılamamışlardı. Efendimiz S.a.v'e gelip durumu anlattıklarında; "Bizim askere ihtiyacımız olsa bile, verdiğiniz sözden dönmeyin, onlara verdiğiniz ahde vefa gösterin" buyurmuştur. Sahabe, devletin selameti için bile sözünden dönmeyi hıyanet saymıştır.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, İslam ticaret ve borçlar hukukunun temelini oluşturan sahih bir rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Sözleşmeye hile katmak, kamu vicdanına hıyanet etmektir.

Hz. Ömer’in kandili söndürmesi, devletle olan "sadakat akdine" bağlılığıdır.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

24. MADDE: KAMU HAKKIYLA GELEN MANEVİ KÖRLÜK VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ

EY HARAM LOKMAYLA KARNINI DOYURUP, HAKİKATİ GÖRMEMEKTE DİRENEN KİŞİ!

Sen sanıyor musun ki o aşırdığın beytülmal parası seni yüceltecek? Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin basiretini bağladı, kalbini mühürledi! Artık ne ayetin nurunu görebiliyorsun ne de mazlumun feryadını duyabiliyorsun. Sen bugün lüks sofralarda oturabilirsin; ama o haramlar senin içini bir kurt gibi yedi ve bitirdi! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o mühürlenmiş kalbinin ağırlığı altında ezileceksin!

24. AYET-İ KERİME

كَلَّا بَلْ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

“Hayır! Gerçek şu ki; kazandıkları o (haramlar ve kamu malları) kalplerinin üzerine pas bağlamıştır (kalplerini köreltmiştir).”

(Mutaffifîn Suresi, 14. Ayet)

24. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

إِنَّ الْعَبْدَ إِذَا أَخَذَ مَالًا مِنْ حَرَامٍ

“Şüphesiz kul, haram yoldan (kamu malından) bir mal elde edip,”

أَنْفَقَ مِنْهُ لَمْ يُبَارَكْ لَهُ ف۪يهِ وَإِنْ تَصَدَّقَ بِه۪ لَمْ يُقْبَلْ مِنْهُ

“Onu harcasa bereketini görmez, ondan sadaka verse kabul olunmaz.”

وَمَا تَرَكَ خَلْفَ ظَهْرِه۪ كَانَ زَادَهُ إِلَى النَّارِ

“Geriye bıraktığı ise ancak onun cehennem azığı olur.”

(Müsned-i Ahmed, 1/387; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 10/221)

Nüzul Sebebi: Haksız kazanç ve kamu malıyla zenginleşenlerin, bu durumu bir "başarı" veya "bereket" sanmalarını reddetmek; haramın insanın ruh dünyasında yaptığı tahribatı ve ahiretteki hüsranını açıklamak için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haram kazancın kalpte bir "pas" (reyn) oluşturduğunu ve bu pasın zamanla hidayet yolunu kapattığını haber verir. Hadis-i şerif ise haramın üç aşamasını anlatır: Tüketirken bereketsizlik, hayır yaparken reddedilme ve miras bırakırken cehennem yakıtı olma! Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyenlerin kalbi o denizin dibindeki balçıkla kaplanmıştır!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (r.a) Hazretleri, kendisine ikram edilen bir yemeğin kaynağında şüphe olduğunu öğrenince parmağını boğazına sokup kusmuş ve şöyle demiştir: "Ya Rabbi! Damarlarıma karışan ve midemde kalan zerrelerden sana sığınırım; o zerrenin kalbimi karartmasından korkarım!"

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, haram kazancın akıbetini anlatan senedi sahih ve çok etkileyici bir rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Haramla beslenen beden, ibadetin tadını alamaz.

Kamu malından aşırdığın her kuruş, kalbine vurulan bir kilittir.

Kurtuluş mu istiyorsun? İade etmeden uyuma, tövbe etmeden ölme!

25. MADDE: KAMU HAKKINDA GİZLİ CEZALANDIRMA VE RIZIK DARLIĞI

EY KAMU MALINDAN AŞIRDIĞI PARALARLA REFAH İÇİNDE OLACAĞINI SANAN ALDANMIŞ!

Sen sanıyor musun ki o haksız kazanç sende bereket bırakacak?Senin o aşırdığın milyonlar ise huzurunu, sağlığını ve evindeki tadı alıp götürür! Sen bugün "kasam doldu" diye sevinebilirsin ama Allah o haramı senin burnundan fitil fitil getirecek bir darlık murad etmiştir! O gün ne lüks sofraların seni doyurur, ne de o haram parayla aldığın ilaçlar şifana vesile olur!

25. AYET-İ KERİME

وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا

“Kim benim zikrimden (ve koyduğum helal sınırlarından) yüz çevirirse, şüphesiz onun için dar (sıkıntılı ve bereketsiz) bir geçim vardır.”

وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى

“Ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.”

(Tâhâ Suresi, 124. Ayet)

25. HADİS-İ ŞERİF

إِنَّ الرَّجُلَ لَيُحْرَمُ الرِّزْقَ بِالذَّنْبِ يُص۪يبُهُ

“Şüphesiz bir kişi, (kamu malına el uzatmak gibi) işlediği bir günah sebebiyle, kendisine gelecek olan rızıktan mahrum bırakılır.”

(Müsned-i Ahmed, 5/277; İbn Mâce, Mukaddime 10)

Nüzul Sebebi: Haksız kazanç ve beytülmalden sızdırılan paralarla zenginleşmeye çalışanların, aslında kendi rızıklarının önünü tıkadıklarını ve helal olan bereket kapılarını kendi elleriyle kapattıklarını bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, ilahi yasakları çiğneyenlerin dünyadaki cezalarından birinin "maişet

ضَنْكًا

dar ve huzursuz bir geçim) olduğunu beyan eder. Hadis-i şerif ise günahın rızka engel olduğunu net bir dille ihtar eder. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek sahiplenen kişi! O cebine koyduğun haram, aslında senin helal rızkının önündeki en büyük engeldir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ali Hazretleri, kendisine beytülmalden haksız bir fazlalık verilmesini isteyen akrabasına; kızgın bir demiri yaklaştırarak; "Sen dünya ateşinden korkuyorsun da benim beni ahiret ateşine atacak bu haksızlığı yapmamı nasıl istersin?" diyerek onu reddetmiştir. O, haramın getireceği manevi darlıktan Allah'a sığınmıştır.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, rızık ve günah ilişkisi üzerine senedi hasen/sahih kabul edilen temel bir uyarıdır.

Kıssadan Hisse:

Haramla gelen zenginlik, bereketsizliğin en büyük kapısıdır.

Hz. Ömer’in kandili söndürmesi, dünya darlığından değil ahiret körlüğünden korktuğu içindi.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

26. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ İDARECİLİK VE MAHŞERDEKİ PİŞMANLIK

EY ELİNDEKİ YETKİYİ KULLANARAK KAMU KAYNAKLARINI KENDİNE VEYA YAKINLARINA AYIRAN KİŞİ!

Bil ki o makam sana bir lütuf değil, boynuna asılmış ateşten bir zincirdir! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin bütün onurunu mahşer meydanında yerle bir edecektir! Sen bugün "yetki bende" diyerek dilediğin gibi tasarruf edebilirsin; ama o tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan her kuruş, senin boğazına düğümlenecek birer kor ateş olacaktır! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, keşke o yetkiyi hiç almasaydım diye feryat edeceksin!

26. AYET-İ KERİME

يَا دَاوُ۫دُ اِنَّا جَعَلْنَاكَ خَل۪يفَةً فِي الْاَرْضِ فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ

Ey Davud! Biz seni yeryüzünde bir halife (yönetici/sorumlu) yaptık; öyleyse insanlar arasında hak ve adaletle hükmet!

وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوٰى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ

“Nefsinin arzusuna (ve şahsi çıkarlarına) uyma; yoksa bu seni Allah’ın yolundan saptırır.”

(Sâd Suresi, 26. Ayet)

26. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

إِنَّكُمْ سَتَحْرِصُونَ عَلَى الْإِمَارَةِ

“Şüphesiz sizler (kamu imkanlarından yararlanmak için) yöneticiliğe çok hırslı olacaksınız.”

وَسَتَكُونُ نَدَامَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَنِعْمَ الْمُرْضِعَةُ وَبِئْسَتِ الْفَاطِمَةُ

Hâlbuki bu (hakkı verilmezse) kıyamet günü büyük bir pişmanlık olacaktır. O, (dünyada) ne güzel bir emzikli, (ahirette) ise ne kötü bir sütten kesicidir!

(Buhârî, Ahkâm 7; Nesâî, Kudât 5)

Nüzul Sebebi: Makam ve yetkiyi sadece bir menfaat kapısı ve imtiyaz alanı olarak görenlerin hırsını dizginlemek; yöneticiliğin dünyadaki cazibesinin ahirette nasıl büyük bir hüsrana dönüşeceğini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, yöneticiliğin temel şartının "hak ile hükmetmek" ve "hevasına uymamak" olduğunu bildirir. Hadis-i şerif ise dünyadaki makamın geçici tatlılığını "süt emzirmeye", ahiretteki hesabını ise "sütten kesilmeye" benzeterek, haksızlıkla elde edilen makamın acı sonunu tasvir eder. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyenlerin akıbeti, o denizde boğulup ebedi bir pişmanlığa mahkûm olmaktır!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (r.a) halife iken, bir gece beytülmalin işlerini bitirip kendi özel işine geçtiğinde mumu söndürmesini izleyen misafiri hayrete düşmüş; Ömer (r.a) ise: "O mumu Müslümanların parasıyla aldım, şahsi işimde kullanırsam ahirette hesabını veremem" demiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Buhari'nin sahihinde geçen ve kamu görevi hırsına dair en sahih uyarılardan biridir.

Kıssadan Hisse:

Kamu yetkisi şahsi ikbal değil, ağır bir imtihandır.

Bir yetimin hakkını yiyen, mahşerde pişmanlığın en büyüğünü yaşar.

Kurtuluş mu istiyorsun? İade etmeden uyuma, tövbe etmeden ölme!

27. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ İHMAL VE "NASIL OLSA SAHİPSİZ" ZANNI

EY DEVLETİN MALINI "SAHİPSİZ" SANIP, KORUMAKTA ZAFİYET GÖSTEREN GAFİL!

Sen sanıyor musun ki o bakmadığın, korumadığın, çürümesine göz yumduğun devlet malı senden sorulmayacak? Senin o "sahipsiz" sandığın her kuruşun sahibi bizzat Allah ve bütün bir millettir! Sen bugün "ben çalmadım ki, sadece ilgilenmedim" diyerek vicdanını susturabilirsin ama o ihmal ettiğin her değer, yarın mahşerde senin yakana yapışacak birer şikayetçi olacaktır!

27. AYET-İ KERİME

وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَت۪يمِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُ

“Yetimin malına (ve beytülmalin kaynaklarına), o henüz erginlik çağına ulaşıncaya kadar, en güzel olanın (muhafazanın) dışında bir amaçla yaklaşmayın!”

وَاَوْفُوا بِالْكَيْلِ وَالْم۪يزَانِ بِالْقِسْطِۜ

“Ölçü ve tartıyı (kamu işlerini) adaletle yerine getirin.”

(En'âm Suresi, 152. Ayet)

27. HADİS-İ ŞERİF

كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْؤُولٌ عَنْ رَعِيَّتِه۪

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden (size emanet edilen kamu malından ve görevinden) sorumlusunuz.”

(Buhârî, Cum'a 11; Müslim, İmâre 20)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin sadece kendi mülklerini titizlikle koruyup, devletin imkanlarını veya kamuya ait araç-gereçleri "mirasyedi" gibi hoyratça kullanmaları, bakımlarını ihmal etmeleri üzerine; emanetin her türlüsünün mutlak bir sorumluluk getirdiğini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, korumasız olanın (yetimin ve kamunun) malına dokunmayı bırakın, ona ancak "en güzel şekilde muhafaza etmek" amacıyla yaklaşılabileceğini emreder. Hadis-i şerif ise her ferdi bir "muhafız" (raî) ilan ederek, ihmalkarlığın da bir nevi hıyanet olduğunu tesciller. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek hor kullanan kişi! O bozulan, kırılan, heba edilen her değerde 85 milyonun hakkı var. Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o "sahipsiz" dediğin her zerrenin hesabını tek tek vereceksin!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri, devletin develerinden birinin ayağının yaralandığını görünce bizzat kendisi tedavi etmeye çalışmış ve; "Fırat kenarında bir kuzu kaybolsa, Allah bunun hesabını Ömer'den sorar diye korkuyorum" demiştir. O, sahipsiz sanılan bir hayvanın bile hesabından titremiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, sorumluluk bilinci üzerine İslam hukukunun en temel ve sahih (müttefekun aleyh) rivayetidir.

Kıssadan Hisse:

Kamu malı sahipsiz değildir; sahibi Allah, bekçisi vicdandır.

Kendi malını koruduğun gibi devlet malını korumazsan, emanete hıyanet etmiş olursun.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o hassasiyet, "sahipsiz" zannedilen her kuruşun feryadıdır.

28. MADDE: KAMU HAKKIYLA ELDE EDİLEN HARAM ETİN AKIBETİ

EY HARAM KAZANÇLA BEDENİNİ BESLEYİP, CENNET HAYALİ KURAN ALDANMIŞ!

Sen sanıyor musun ki o beytülmalden sızdırdığın paralarla aldığın gıdalar sana şifa olacak? Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin bütün hücrelerini cehennem yakıtı haline getirdi! Sen bugün lüks restoranlarda, devlet imkanıyla ziyafetler çekebilirsin; ama o haramla semiren her zerre, ahirette ateşle dağlanacaktır! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o haram etler kemiklerinden dökülürken pişmanlığın fayda etmeyecek!

28. AYET-İ KERİME

وَلَا تَأْكُلُوٓا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَٓا اِلَى الْحُكَّامِ

“Aranızda birbirinizin mallarını (ve kamu mallarını) haksız sebeplerle yemeyin. Onları (rüşvet veya iltimas olarak) hakimlere/yetkililere aktarmayın.”

لِتَأْكُلُوا فَر۪يقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Böylece insanların (ve kamunun) mallarından bir kısmını, bile bile günah işleyerek yemeyin.”

(Bakara Suresi, 188. Ayet)

28. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ لَحْمٌ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ

“Haramla (kamu hakkıyla, rüşvetle, hıyanetle) beslenerek gelişen hiçbir vücut (et) cennete giremez.”

كُلُّ لَحْمٍ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ فَالنَّارُ أَوْلَى بِه۪

“Haramla beslenen her et (beden) için, en uygun yer ancak ateştir!”

(Tirmizî, Cum'a 79; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/321)

Nüzul Sebebi: İnsanların haksız kazancı sadece bir mal artışı olarak görmeleri, ancak bu malın kendi biyolojik ve manevi varlıklarını nasıl kirlettiğini idrak edememeleri üzerine; haramın bedendeki ebedi tesirini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haksız kazanç yollarını (batıl) ve bu kazancı meşrulaştırmak için yetkililere sunulan imkanları kesin bir dille yasaklar. Hadis-i şerif ise hükmü doğrudan verir: Haramla büyüyen beden cennete yabancıdır. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyerek midesine indirenler, aslında kendi sonlarını hazırlayanlardır. Kıyamet günü o haramla semirmiş bedenler, adaletin terazisinde en ağır vebali taşıyacaklardır!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hazretleri, bir kölesinin getirdiği sütten bir yudum içtikten sonra onun falcılık (haram kazanç) yoluyla elde edildiğini öğrenince, boğazına parmağını sokup kusmuş ve; "Allah'ım! Midemde kalan ve damarlarıma karışan zerrelerden dolayı beni cezalandırma" diye feryat etmiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, haram kazancın haramlığına dair senedi sahih ve hükmü çok sert bir rivayettir.

Kıssadan Hisse:

Haram lokma, cennetin anahtarını eriten bir asittir.

Kamu malından aşırdığın her kuruş, senin bedenin için hazırlanmış bir ateştir.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

29. MADDE: KAMU GÖREVİNDE İLTİMASIN MANEVİ YIKIMI

EY KENDİ YAKINLARINI HAK ETMEDİKLERİ HALDE DEVLET MAKAMLARINA YERLEŞTİREN KİŞİ!

Sanıyor musun ki o koltuğu "hediye" ettiğin akraban sana minnettar kalacak? Aksine, o koltukta haksızca oturduğu her saniye, senin amel defterine birer hıyanet mührü olarak kazınacaktır. Senin bu liyakatsizliğin ise koca bir milletin hakkını ayaklar altına alıyor. O gün ne soyun sopun seni kurtarabilir, ne de o kayırdığın kişiler senin vebalini üstlenebilir!

29. AYET-İ KERİME

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَۚ

Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız ve yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik ederek adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.

(Nisâ Suresi, 135. Ayet)

29. HADİS-İ ŞERİF

مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ الْمُسْلِم۪ينَ شَيْئًا فَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أَحَدًا مُحَابَاةً فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللّٰهِ

Her kim Müslümanların işinden birini üstlenir de, sadece birini sevdiği (veya yakını olduğu) için ehil olmayanı onların başına getirirse, Allah’ın laneti onun üzerinedir.

(Hâkim, Müstedrek, 4/104)

Nüzul Sebebi: İnsanların, kamu yetkisini kullanarak ailevi ve aşiret bağlarını liyakatin önüne geçirmeleri; devlet imkanlarını bir "aile mülkü" gibi dağıtmaya kalkışmaları üzerine, adaletin her türlü yakınlığın üstünde olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, adaletin "yakınlık" duygusuyla zedelenemeyeceğini, en yakınların aleyhine bile olsa hakkın teslim edilmesi gerektiğini emreder. Hadis-i şerif ise kayırmacılığı (muhabatı) doğrudan "lanet" sebebi sayar. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek eşe dosta dağıtan kişi! Sen sadece bir kişiye koltuk vermedin, milyonlarca ehil insanın uykusunu, emeğini ve hakkını çaldın!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri’nin oğlu Abdullah (r.a), babasına gelerek bir görev istemişti. Hz. Ömer ona; "Sen benim oğlumsun, eğer seni bir göreve getirirsem insanlar 'halifenin oğlu' diye sana itaat ederler, liyakatine değil. Ben Müslümanların emanetine bu gölgeyi düşüremem!" diyerek onu reddetmiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, kamu yönetimi ve liyakat konusunda senedi hasen/sahih kabul edilen sarsıcı bir uyarıdır.

Kıssadan Hisse:

Kamu hakkı, sadece para çalmak değil, hak etmeyene o kapıyı açmaktır.

Akraba kayırmak, ahiret bağını koparmaktır.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o hassasiyet, liyakatin de en büyük ışığıdır.

30. MADDE: KAMU HAKKIYLA GELEN DUA ENGELİ VE HÜSRAN

EY HARAMLA SEMİRİP DE "RABBİM BANA YARDIM ET" DİYE ELLERİNİ AÇAN GAFİL!

Sanıyor musun ki o beytülmalden sızdırdığın paralarla yaptığın umreler, kestiğin kurbanlar senin sesini semaya ulaştıracak? Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, seninle Allah arasına demirden bir perde çekti! Sen bugün lüks sofralarında şükrettiğini sanıyorsun ama o haramlar senin her secdende birer ağırlık, her duanda birer reddediş vesikasıdır! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o haramla kirlenmiş ellerin ahirette seni ancak ateşe çekecektir!

30. AYET-İ KERİME

قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِه۪ وَرَسُولِه۪ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُنَ لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْۜ

“De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun Resulü ile mi alay ediyorsunuz? (Haram yiyip din davası güderek) boşuna özür dilemeyin!"”

(Tevbe Suresi, 65-66. Ayetler)

30. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

الرَّجُلَ يُط۪يلُ السَّفَرَ أَشْعَثَ أَغْبَرَ يَمُدُّ يَدَيْهِ إِلَى السَّمَاءِ يَا رَبِّ يَا رَبِّ

“Bir adam (düşünün ki), uzun bir yolculuğa çıkmış, saçı başı dağılmış, toz toprak içinde ellerini göğe uzatıp "Ya Rabbi, Ya Rabbi!" diye dua ediyor.”

وَمَطْعَمُهُ حَرَامٌ وَمَشْرَبُهُ حَرَامٌ وَمَلْبَسُهُ حَرَامٌ وَغُذِيَ بِالْحَرَامِ فَأَنَّى يُسْتَجَابُ لِذٰلِكَ

“Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiş! Böylesinin duası nasıl kabul edilsin?”

(Müslim, Zekât 65; Tirmizî, Tefsir 3)

Nüzul Sebebi: İbadetlerin ve duaların kabulünün sadece şekle bağlı olduğunu zanneden, ancak kazancına kamu hakkı ve haram bulaştıranların kendilerini boş yere kandırdıklarını ihtar etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, dini değerleri yaşarken kazancına hıyanet katanların halini bir nevi "alaya alma" olarak niteler. Hadis-i şerif ise sarsıcı bir tablo çizer: En muhtaç anda, en içten edilen dua bile, eğer midede haram lokma varsa semadan geri döner. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyerek midesine indirenler, aslında dualarının önüne kendi elleriyle baraj kuranlardır.

Sahabe Kıssası: Sa’d b. Ebî Vakkas Hazretleri, Efendimiz S.a.v'e gelerek; "Ya Resulullah, dua et de Allah benim dualarımı kabul etsin" dediğinde, Efendimiz S.a.v ona; "Ya Sa'd! Yediğin lokmanın helal olmasına dikkat et, o zaman duan kabul olur!" buyurmuştur.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Müslim’in Sahih’inde geçen, kazanç ve ibadet ilişkisini anlatan en sahih rivayetlerdendir.

Kıssadan Hisse:

Haramla beslenen bedenin duası, semaya ulaşmaz.

Kamu malından aşırdığın her kuruş, seninle rahmet arasına örülen bir duvardır.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

31. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ "EMANET" ŞUURU VE ZAYİ EDİLEN HAKLAR

EY DEVLETİN MALINI KENDİ MÜLKÜ GİBİ HOR KULLANIP, "NASIL OLSA ARKASI VAR" DİYEN GAFİL!

Sanıyor musun ki o dikkatsizce bozduğun, kırıp döktüğün veya zayi ettiğin devlet malı senden sorulmayacak? Senin o hor kullandığın her kamu aracı, her kağıt ve her imkan mahşerde milyonlarca insanın davası olarak karşına dikilecek. Sen bugün "devletin malı bitmez" diyebilirsin ama Allah emanete hıyanet edenleri asla felaha erdirmez!

31. AYET-İ KERİME

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ

“O (mümin)ler ki, üzerlerindeki emanetlere (kamu haklarına) ve verdikleri sözlere riayet ederler, onları titizlikle korurlar.”

(Mü'minûn Suresi, 8. Ayet)

31. HADİS-İ ŞERİF

لَا ا۪يمَانَ لِمَنْ لَا اَمَانَةَ لَهُ وَلَا د۪ينَ لِمَنْ لَا عَهْدَ لَهُ

“Emanete riayet etmeyenin (kamu malını korumayanın) imanı olgun değildir; ahdine vefa göstermeyenin ise dini (yaşantısı) sahih değildir.”

(Müsned-i Ahmed, 3/135; Beyhakî, Şuabü’l-İmân, 4/316)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin kamu mallarını "sahipsiz" görerek onlara kendi malları kadar değer vermemeleri, bakımını ihmal etmeleri veya hovarda bir tavırla tüketmeleri üzerine; emanetin her türlüsünün imanın bir parçası olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, kurtuluşa eren müminlerin vasfını "emanet ve ahde riayet" olarak belirler. Hadis-i şerif ise çok serttir; emanete hıyaneti (kamu malını hor kullanmayı) doğrudan iman noksanlığı ile ilişkilendirir. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek hor kullanan kişi! O bozduğun her parçada, tükettiğin her gereksiz kaynakta tüyü bitmemiş yetimin payı var. Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o "bitmez" dediğin her zerrenin hesabını tek tek vereceksin!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri, devletin zekat develerini bizzat kendisi kaşağılarken yanına gelen bir sahabeye; "Gel bana yardım et, zira bu hayvanlarda milyonların hakkı var. Eğer birinin canı yanarsa mahşerde Ömer'in vay haline!" demiştir. O, dilsiz bir hayvanın kamu malı olması hasebiyle vebalinden titremiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, ahlak ve emanet bilinci üzerine senedi sahih ve çok kuvvetli bir uyardır.

Kıssadan Hisse:

Kamu malı, 85 milyonun ortak emanetidir.

Kendi malını sakındığın gibi devlet malını sakınmazsan, emanete hıyanet etmiş olursun.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o hassasiyet, emanetin ruhudur.

32. MADDE: KAMU HAKKIYLA ELDE EDİLEN HARAM GÜÇ VE ZELİLLİK

EY DEVLETİN GÜCÜNÜ KULLANARAK KENDİNE HAKSIZ BİR HEYBET DEVŞİREN KİŞİ!

Bil ki o makamla kazandığın sahte saygınlık, kabir kapısında son bulacaktır! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin bütün onurunu mahşer meydanında yerle bir edecektir! Sen bugün "arkamda devlet var" diyerek insanları ezebilirsin ama yarın o hakkını yediğin insanlar mahşerde senin üzerine birer dağ gibi çökecekler! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o haramla kazandığın sahte güç, senin en büyük acizliğin olacaktır!

32. AYET-İ KERİME

وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ بِمَآ اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ هُوَ خَيْرًا لَهُمْۜ

Allah’ın bol nimetinden (kamu kaynaklarından) kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler (hakkı ehline vermeyenler), sakın bunu kendileri için hayırlı sanmasınlar!

بَلْ هُوَ شَرٌّ لَهُمْۜ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِه۪ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ

“Hayır, o kendileri için bir şerdir! Cimrilik ettikleri (ve haksızca sahiplendikleri) o şeyler, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.”

(Âl-i İmrân Suresi, 180. Ayet)

32. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

أَيُّهَا النَّاسُ مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ مِنْكُمْ عَلَى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطًا فَمَا فَوْقَهُ

Ey insanlar! Kim bir kamu görevine atanır da bizden bir iğneyi veya ondan daha küçük bir şeyi gizlerse (aşırırsa),

كَانَ غُلُولًا يَأْت۪ي بِه۪ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“Bu bir hıyanettir (gulûldür) ve kıyamet günü o aşırdığı şeyle (herkesin önünde rezil olarak) gelir.”

(Müslim, İmâre 30; Ebû Dâvûd, Akdiye 5)

Nüzul Sebebi: Devlet görevlilerinin, kendilerine teslim edilen mallardan veya yetkilerden "küçük parçalar" kopararak kendilerine çıkar sağlamaya başlamaları üzerine; miktarı ne olursa olsun kamu malından çalmanın ebedi bir rüsvaylık olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haksızca sahiplenilen malın mahşerde bir "toka" (boyunduruk) gibi insanı boğacağını haber verir. Hadis-i şerif ise "iğne" misaliyle, hırsızlığın küçüğünün de büyüğünün de aynı hıyanet olduğunu tescil eder. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyenlerin akıbeti, o iğne ucu kadar haramın altında ezilmektir!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hazretleri, halifelik maaşından artan birkaç kuruşun, vefatından sonra beytülmale iade edilmesini vasiyet etmiştir. Yerine geçen Hz. Ömer bu iadeyi görünce; "Ebubekir, bize yaşanması zor bir hayat bıraktın" diyerek ağlamıştır.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Müslim’in Sahih’inde geçen ve kamu görevlilerini titretmesi gereken en sahih uyarılardan biridir.

Kıssadan Hisse:

Kamu malından aşırılan bir iğne, mahşerde ateşten bir kılıç olur.

Sahte makam gücüyle yenen hak, kabirde ebedi zillete dönüşür.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

33. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ "GİZLİ HİLE" VE İLAHİ TAKİP

EY DEVLETİN KAYNAKLARINI KENDİ LEHİNE ÇEVİRMEK İÇİN "KILIFINA UYDURAN" KURNAZ!

0 kâğıdın üzerinde yaptığın sahte düzenlemeler senin hırsızlığını mı örtecek? Senin o gizli hilelerin ise arş-ı alada yankılanıyor! Sen bugün "hukuku dolandım" diyerek zafer kazandığını sanabilirsin ama Allah her hilenin üstündeki mutlak hakimdir. O gün ne avukatların seni kurtarabilir, ne de o sahte evraklar senin vebalini hafifletebilir!

33. AYET-İ KERİME

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ

Allah’ı unutan (O'nun her şeyi gördüğünü hiçe sayan ve kamu hakkına el uzatanlar) gibi olmayın! Yoksa Allah da onlara kendi benliklerini (ve ebedi akıbetlerini) unutturur.

اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

“İşte onlar, yoldan çıkmış fasıkların ta kendileridir.”

(Haşr Suresi, 19. Ayet)

33. HADİS-İ ŞERİF

إِيَّاكُمْ وَالظُّلْمَ فَإِنَّ الظُّلْمَ ظُلُمَاتٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Zulümden (özellikle kamu malını gasp ederek yapılan haksızlıktan) şiddetle sakının! Çünkü zulüm, kıyamet günü (sahibini karanlıklarda bırakan) zifiri karanlıklardır.

(Müslim, Birr 56; Tirmizî, Birr 83)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin kamu imkanlarını kullanarak sessiz ve derinden haksızlık yapmaları, "kimse görmüyor" diyerek devleti zarara uğratmaları üzerine; adaletsizliğin sadece dünyada bir suç değil, ahirette insanı ışıksız bırakacak bir "zulmet" kaynağı olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, harama dalanların aslında Allah'ı unutarak kendilerine en büyük kötülüğü yaptıklarını beyan eder. Hadis-i şerif ise zulmün (haksız kazancın) ahiretteki yansımasını "karanlık" olarak tasvir eder. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek kılıfına uyduran kişi! Sen bugün aydınlık odalarda haram imzalıyor olabilirsin; ama o imzalar yarın mahşerde senin önünü göremeyeceğin birer kara perdeye dönüşecek!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri, bir gün devletin beytülmalinden dağıtılan misklerden eşinin de az bir miktar parmağına bulaştığını ve kokladığını görünce; "Müslümanların hakkı olan o kokuyu bile şahsi olarak kullanamazsın" diyerek eşinin parmağını toprakla ovup kokuyu gidermesini istemiştir. O, kokunun bile hesabından titremiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, müttefekun aleyh (Buhari ve Müslim) olup zulmün her türlüsünü yasaklayan en sahih rivayetlerdendir.

Kıssadan Hisse:

Kılıfına uydurulan haram, Allah katında en çıplak hırsızlıktır.

Devletin malından koklanan bir koku bile mahşerde hesap sebebidir.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o hassasiyet, ahiretin karanlığından kaçıştır.

34. MADDE: KAMU HAKKIYLA ELDE EDİLEN HARAM LOKMA VE NESLİN BOZULMASI

EY HARAM KAZANÇLA ÇOLUK ÇOCUĞUNU BESLEYİP ONLARDAN "HAYIR" BEKLEYEN ALDANMIŞ!

Sen sanıyor musun ki o beytülmalden aşırdığın paralarla aldığın ekmek çocuklarına güç verecek? Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin neslinin maneviyatını zehirledi! Sen bugün onlara lüks bir hayat bıraktığını sanıyorsun ama aslında onlara birer cehennem yakıtı hazırlıyorsun! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o haramla büyüttüğün ellerin ahirette senin aleyhine en sert şahitliği yapacaktır!

34. AYET-İ KERİME

وَلَا تَأْكُلُوٓا اَمْوَالَهُمْ اِلٰٓى اَمْوَالِكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَب۪يرًا

“Onların (yetimlerin ve halkın) mallarını kendi mallarınıza katarak (haksızca) yemeyin. Çünkü bu, gerçekten büyük bir vebaldir/günahtır.”

(Nisâ Suresi, 2. Ayet)

34. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

يَا كَعْبُ بْنَ عُجْرَةَ إِنَّهُ لَا يَرْبُو لَحْمٌ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ إِلَّا كَانَتِ النَّارُ أَوْلَى بِه۪

Ey Ka’b b. Ucre! Haramla (kamu hakkıyla) beslenip büyüyen hiçbir et (beden) yoktur ki, ona en layık olan yer cehennem ateşi olmasın!

(Tirmizî, Cum'a 79; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/321)

Nüzul Sebebi: İnsanların haksız kazancı sadece maddi bir artış sanmaları, ancak bu malın hem kendi biyolojik yapılarını hem de soylarını manevi olarak nasıl çürüttüğünü idrak edememeleri üzerine; haramın bedendeki ebedi mahkumiyetini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, başkasının hakkını kendi malına karıştırmayı "Hûben Kebîrâ" (Büyük bir vebal) olarak tanımlar. Hadis-i şerif ise doğrudan bedenin biyolojik gelişimine vurgu yapar: Haramla semiren hücre, cennetin saflığına uyum sağlayamaz. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyerek çocuklarının boğazından o haramı geçirenler, aslında kendi elleriyle evlatlarını ateşe hazırlayanlardır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hazretleri, kendisine bir lokma ikram eden kölesine; "Bunu nereden buldun?" diye sormuş, kölesi cahiliye döneminden kalma bir hileyle kazandığını söyleyince parmağını boğazına sokup bütün yediklerini kusmuştur. "Vücudumda tek bir haram zerre kalmasından Allah'a sığınırım" demiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, kazanç ve ahlak üzerine senedi sahih ve hükmü çok kesin bir uyardır.

Kıssadan Hisse:

Haram lokma, duanın önündeki en büyük engel, neslin önündeki en büyük zehirdir.

Kamu malından aşırdığın her kuruş, çocuklarının geleceğine atılmış bir ateştir.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

35. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ "ŞÜPHELİ" TASARRUFLAR VE VERİLEN HESAP

EY DEVLETİN İMKANLARINI "HAKKIMDIR" DİYEREK ŞAHSİ MENFAATİNE KULLANAN KİŞİ!

Ey nefis Senin o "ne olacak canım" diyerek kullandığın devletin aracı, kağıdı, telefonu mahşerde milyonlarca insanın davası olarak karşına dikilecek! Sen bugün "makamımın gereğidir" diyerek kendini avutabilirsin ama Allah her zerrenin hesabını sorandır. O gün ne rütben seni koruyabilir ne de o geçici imkanlar senin vebalini hafifletebilir!

35. AYET-İ KERİME

وَلَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ اِلَّا عَلَيْهَاۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۚ

“Herkesin kazandığı (günah ve haksızlık) ancak kendisine aittir. Hiçbir günahkar, bir başkasının (kamu malından kaynaklanan) günahını yüklenmez.”

ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ

“Sonra dönüşünüz Rabbinizedir; O, hakkında ihtilaf ettiğiniz (ve haksızlık yaptığınız) şeyleri size bir bir haber verecektir.”

(En'âm Suresi, 164. Ayet)

35. HADİS-İ ŞERİF

لَا تَزُولُ قَدَمَا عَبْدٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتّٰى يُسْأَلَ عَنْ عُمُرِه۪ ف۪يمَا أَفْنَاهُ

“Kıyamet gününde hiçbir kul, (şu dört şeyden) hesaba çekilmedikçe bir yere kımıldayamaz: Ömrünü nerede tükettiğinden,”

وَعَنْ مَالِه۪ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَف۪يمَا أَنْفَقَهُ

“Malını (özellikle kamu malını) nereden kazandığından ve nereye harcadığından”

(Tirmizî, Kıyâmet 1)

Nüzul Sebebi: İnsanların, kamu kaynaklarını harcarken "nasıl olsa kimseden çıkmıyor" rahatlığıyla hareket etmeleri ve kazanç yollarındaki haramları görmezden gelmeleri üzerine; her bir kuruşun hesabının mutlak surette verileceğini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, sorumluluğun şahsiliğini ve ilahi mahkemede hiçbir torpilin işlemeyeceğini beyan eder. Hadis-i şerif ise "Nereden kazandın, nereye harcadın?" sorusunun, mahşerin ilk ve en çetin sorusu olduğunu ihtar eder. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek şahsi işlerinde kullanan kişi! O harcadığın her kuruşun hesabını vermeden bir adım bile atamayacaksın!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hazretleri, bir gün devletin zekat develerini otlatırken, bir devenin sürünün uzağına düştüğünü görünce arkasından koşmuş ve; "Eğer bu deve zayi olursa mahşerde Ömer'e 'Sana emanet edilene neden bakmadın?' diye sorulmasından korkuyorum" demiştir. O, sahipsiz bir hayvanın bile hesabından titremiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, senedi sahih olup mahşerdeki hesap verme bilincinin temelini oluşturur.

Kıssadan Hisse:

Kamu malından aşırdığın bir kuruş, mahşerde seni yerinden kıpırdatmayacak bir yüktür.

Devletin malı sahipsiz değildir; sahibi Allah, bekçisi ise vicdandır.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o hassasiyet, "nereden kazandın?" sorusuna verilen en güzel cevaptır.

36. MADDE: KAMU HAKKIYLA ELDE EDİLEN "HARAM İTİBAR" VE SONU

EY DEVLETİN MAKAMINI KULLANARAK İNSANLARA ÜSTÜNLÜK TASLAYAN VE KİBİRLENEN KİŞİ!

Bil ki o makamla kazandığın sahte itibar, kabir kapısında sönüp gidecek bir mum gibidir! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin bütün maneviyatını bir pas gibi kemirip bitirdi. Sen bugün insanların sana boyun eğmesine aldanabilirsin; ama yarın o hakkını yediğin milyonlarca insan mahşerde senin üzerine birer azap dağı gibi çökecekler! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o haramla kazandığın sahte heybet, senin en büyük zelilliğin olacaktır!

36. AYET-İ KERİME

وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًاۚ اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا

“Yeryüzünde (kamu gücüne güvenerek) kasılıp kabarma! Çünkü sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.”

كُلُّ ذٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُ عِنْدَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا

“Bütün bunların (haksızlık ve kibrin) kötülüğü, Rabbinin katında sevimsizdir (mekruhtur).”

(İsrâ Suresi, 37-38. Ayetler)

36. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

إِنَّ اللّٰهَ تَعَالٰى يَقُولُ الْكِبْرِيَاءُ رِدَائ۪ي، وَالْعِظَمَةُ إِزَار۪ي

“Allah Teâlâ buyurur ki: "Kibriyâ (büyüklük) benim cübbem, azamet (yücelik) ise benim gömleğimdir.”

فَمَنْ نَازَعَن۪ي وَاحِدًا مِنْهُمَا قَذَفْتُهُ فِي النَّارِ

“Kim (kamu gücüne veya haksız kazancına güvenerek) bu ikisinden biriyle bana ortaklık etmeye kalkarsa, onu cehenneme atarım!"”

(Müslim, Birr 136; Ebû Dâvûd, Libâs 26)

Nüzul Sebebi: Makam ve servet sahibi olanların, özellikle kamu kaynaklarını kullanarak halka karşı büyüklük taslamaları ve adaletten sapmaları üzerine; asıl yüceliğin sadece Allah'a ait olduğunu ve kula yakışanın tevazu olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haksız güce dayanan kibrin beyhudeliğini ve ilahi nefretle karşılanacağını beyan eder. Hadis-i kudsi ise kibri ve azameti "Allah'ın mülkü" olarak tanımlayarak, bu duygularla kamuya zulmedenlerin akıbetinin cehennem olduğunu ihtar eder. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyerek o denizden güç devşirenler, aslında kendi sonlarını hazırlayanlardır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hazretleri halife seçildiğinde, mahallenin kızları; "Artık halife oldu, bizim koyunlarımızı sağmaz" demişlerdi. Hz. Ebubekir bunu duyunca; "Hayır, vallahi yine sağacağım! Üstlendiğim bu kamu görevinin benim ahlakımı değiştirmemesini Allah'tan umuyorum" demiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Müslim’in Sahih’inde geçen ve kibrin haramlığına dair en sahih (hadis-i kudsi) rivayetlerdendir.

Kıssadan Hisse:

Kamu makamı kibir yeri değil, hizmet ve hesap verme yeridir.

Haramla kazandığın güç, ahiretteki en büyük acizliğindir.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

37. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ "GİZLİ SIZINTILAR" VE ADALETİN TERAZİSİ

EY DEVLETİN KAYNAKLARINDAN "KİMSEDEN ÇIKMIYOR" DİYEREK UFAK TEFEK SIZINTILAR YAPAN GAFİL!

Ey Kardeşim o "küçük" gördüğün usulsüzlükler mizanı etkilemeyecek mi sanıyorsun? Senin o "ne olacak bir kâğıttan, bir kalemden" diyerek şahsına geçirdiğin her bir zerre mahşerde milyonlarca ortağı olan bir dava dosyası olarak açılacak! Sen bugün "idare ediyoruz" diyerek kendini teselli edebilirsin ama Allah her bir zerre iyiliğin de kötülüğün de tartılacağını vaad etmiştir. O gün ne bahanelerin seni kurtarabilir ne de o sızdırdığın haramlar sana fayda sağlar!

37. AYET-İ KERİME

وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔاۜ

“Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık hiç kimseye (ve hiçbir kamu hakkına) en küçük bir haksızlık yapılmaz.”

وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَاۜ وَكَفٰى بِنَا حَاسِب۪ينَ

“Yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa bile onu getirip (teraziye) koyarız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.”

(Enbiyâ Suresi, 47. Ayet)

37. HADİS-İ ŞERİF

اتَّقُوا دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ، فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ اللّٰهِ حِجَابٌ

“Mazlumun (hakkı yenen halkın) duasından/bedduasından sakının! Çünkü onunla Allah arasında (duasını engelleyecek) hiçbir perde yoktur.”

(Buhârî, Zekât 63; Müslim, Îmân 29)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin, kamu görevlerini icra ederken halka zorluk çıkarmaları veya devletin imkânlarını adil dağıtmayarak insanları mağdur etmeleri üzerine; mazlumun ahının ilahi dergâha anında ulaşacağını bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, ilahi adaletin "hardal tanesi" kadar küçük detayları bile ıskalamayacağını ihtar eder. Hadis-i şerif ise adaletsizliğin en büyük bedelinin "mazlumun ahı" olduğunu beyan eder. Ey kamu malını “nasıl olsa sahipsiz” diyerek sızdıran kişi! O sızdırdığın her damlada, o hakkını yediğin milyonlarca mazlumun sessiz çığlığı var. Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o "hardal tanesi" kadar haramın altında ezileceksin!

Sahabe Kıssası: Hz. Ali Hazretleri, kışın soğuğunda üzerinde ince bir örtüyle titrerken görülmüş. "Beytülmalden kendine bir elbise alsana" diyenlere; "Vallahi kendi malım olan bu örtüden başkasını kullanamam; Müslümanların malıyla ısınmaktansa soğukta titremeyi tercih ederim" demiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, müttefekun aleyh (Buhari ve Müslim) olup adaletin ve kul hakkının temel taşıdır.

Kıssadan Hisse:

Kamu malı deniz değil, her bir damlası ayrı bir hesaptır.

Hardal tanesi kadar haram, mahşer terazisinde dağlardan ağır gelir.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o hassasiyet, mazlumun ahından kaçıştır.

38. MADDE: KAMU HAKKIYLA GELEN "MANEVİ İFLAS" VE MAHŞER REZİLLİĞİ

EY DÜNYADA KAMU MALINI YİYEREK "KAZANDIM" SANAN MÜFLİS!

Bil ki o haksızca yediğin haklar, senin namazını, orucunu ve haclarını birer birer yiyip bitirecek! Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin bütün ibadetlerini ahirette alacaklılarına dağıtılmasına sebep olacak. Sen bugün lüks içinde yaşayıp dindar görünebilirsin; ama yarın o hakkını yediğin insanlar mahşerde senin sevaplarını elinden aldığında ellerin bomboş kalacak! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o "kazandım" sandığın her kuruşun aslında ebedi bir zarar olduğunu göreceksin!

38. AYET-İ KERİME

قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُمْ بِالْاَخْسَر۪ينَ اَعْمَالًاۜ

“De ki: "Yaptıkları işler (ve haksız kazançlar) bakımından en çok ziyana uğrayanları size haber verelim mi?"”

اَلَّذ۪ينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا

“Onlar, güzel işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları (ve kazançları) boşa giden kimselerdir.”

(Kehf Suresi, 103-104. Ayetler)

38. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

أَتَدْرُونَ مَا الْمُفْلِسُ؟ قَالُوا الْمُفْلِسُ ف۪ينَا مَنْ لَا دِرْهَمَ لَهُ وَلَا مَتَاعَ

(Resulullah S.a.v sordu:) "Müflis kimdir bilir misiniz?" Sahabe: "Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır" dediler.

إِنَّ الْمُفْلِسَ مِنْ أُمَّت۪ي مَنْ يَأْت۪ي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِصَلَاةٍ وَصِيَامٍ وَزَكَاةٍ وَيَأْت۪ي قَدْ شَتَمَ هٰذَا وَأَكَلَ مَالَ هٰذَا

Şüphesiz ümmetimin müflisi; kıyamet günü namaz, oruç ve zekatla gelir. Ancak birine küfretmiş, (bir diğerinin ve kamunun) malını yemiş olarak gelir. (Neticede sevapları hak sahiplerine verilir ve cehenneme atılır.)

(Müslim, Birr 59; Tirmizî, Kıyâmet 2)

Nüzul Sebebi: İbadetlerine güvenip kazancındaki haramları (beytülmal hırsızlığını, rüşveti, iltiması) önemsemeyenlerin, aslında kendi ahiret sermayelerini nasıl tükettiklerini ihtar etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haram kazanç üzerine kurulan bir hayatın, ne kadar dindar görünürse görünsün "en büyük hüsran" olduğunu beyan eder. Hadis-i şerif ise "müflis" kavramını maddi fakirlikten manevi iflasa taşır. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyerek midesine indirenler, mahşerde namazlarını ve oruçlarını o hak sahiplerine elleriyle teslim edeceklerdir!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hazretleri, vefatı yaklaştığında "Bende Müslümanların malından ne varsa halife Ömer'e teslim edin" demiş; o teslim edilenlerin içinde sadece eski bir kılıç ve bir hizmetçi olduğunu gören Hz. Ömer; "Ey Ebubekir! Bizi öyle bir hesapla baş başa bıraktın ki!" diyerek hıçkırıklara boğulmuştur.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Müslim’in Sahih’inde geçen, ahlak ve hukuk ilişkisini anlatan en meşhur ve sahih rivayetlerdendir.

Kıssadan Hisse:

Kamu malı yemek, ahiret sermayesini ateşe vermektir.

İbadet seni kurtarmaz, eğer heybendeki rızık haramsa.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

39. MADDE: KAMU HAKKINDAKİ "EMANETİ EHLİNE VERMEME" VE KIYAMET ALAMETİ

EY DEVLETİN MAKAMLARINI LİYAKAT SAHİPLERİNE DEĞİL DE, SADECE "BİZDEN" DEDİKLERİNE DAĞITAN GAFİL!

O koltuklara oturttuğun ehliyetsiz kişiler senin yüzünü güldüreceğini mi sanıyorsun? Aksine, onların yapacağı her hata, zayi edeceği her devlet malı ve geciktireceği her hizmet senin amel defterine birer hıyanet olarak yazılacaktır. Bir iğne, bir yetimin duasını deler geçer demiştik; senin bu kayırmacılığın ise koca bir milletin geleceğini karartıyor! O gün ne mevkilerin seni kurtarabilir ne de o "sadık" sandığın ehliyetsizler senin vebalini hafifletebilir!

39. AYET-İ KERİME

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَاۙ

“Şüphesiz Allah size, emanetleri (kamu görevlerini ve yetkileri) mutlaka ehline vermenizi emreder.”

وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِۜ

“İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman ise adaletle hükmetmenizi emreder.”

(Nisâ Suresi, 58. Ayet)

39. HADİS-İ ŞERİF

إِذَا وُسِّدَ الْأَمْرُ إِلٰى غَيْرِ أَهْلِه۪ فَانْتَظِرِ السَّاعَةَ

“İş (kamu görevi ve yetki) ehli olmayana verildiği zaman, artık kıyameti (o kurumun ve toplumun çöküşünü) bekle!”

(Buhârî, İlim 2)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin kamu görevlerini birer ganimet gibi görüp, ehliyet ve liyakati bir kenara bırakarak akrabalık ve dostluk bağlarıyla dağıtmaya başlamaları üzerine; toplumsal çöküşün asıl sebebinin "emanete hıyanet" olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, kamu görevlerini "emanet" olarak niteler ve bu emanetin ancak ehline teslim edilmesini ilahi bir emir olarak sunar. Hadis-i şerif ise liyakatsizliğin hüküm sürdüğü bir yerde nizamın bozulacağını ve bunun bir "kıyamet" (felaket) olduğunu ihtar eder. Ey kamu malını “nasıl olsa kimse anlamaz” diyerek liyakatsizlere peşkeş çeken kişi! O ehliyetsizlerin zayi ettiği her kuruşta senin imzan var. Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o "emanet" dediğin her yetkinin altında ezileceksin!

Sahabe Kıssası: Ebû Zer Hazretleri, Efendimiz S.a.v'den bir valilik görevi istemişti. Efendimiz S.a.v onun elinden tutarak; "Ey Ebû Zer! Sen zayıfsın (yönetim yükünü kaldıramazsın), bu görev ise bir emanettir. Bu emanet, hakkını verenler hariç, kıyamet günü sadece rüsvaylık ve pişmanlıktır" buyurmuştur. O, en sevdiği arkadaşına bile liyakati yoksa makam vermemiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Buhari'nin sahihinde geçen ve yönetim ahlakının temelini oluşturan en sahih rivayetlerdendir.

Kıssadan Hisse:

Kamu görevi bir şeref değil, ağır bir emanettir.

Hak etmeyene makam vermek, millete hıyanet etmektir.

Hz. Ömer’in kandili söndürdüğü o hassasiyet, emaneti ehline vermenin ruhudur.

40. MADDE: KAMU HAKKIYLA ELDE EDİLEN HARAM SERVETİN EBEDİ AZABI

EY DEVLETİN HAZİNESİNDEN SIZDIRDIĞI PARALARLA SARAYLAR KURUP, ALTIN VE GÜMÜŞ BİRİKTİREN ALDANMIŞ!

Bir lokma haram yedin diye küçümsediğin şey, senin bütün biriktirdiklerini cehennemde senin için kızdırılmış birer levhaya dönüştürdü! Sen bugün banka hesaplarınla övünebilirsin; ama yarın o hakkını yediğin milyonlarca mazlumun sessiz çığlığı o paralarla birlikte tenini dağlayacaktır! Toprak seni öyle bir sıkacak ki, o "biriktirdim" sandığın her kuruşun aslında kendi ateşin olduğunu göreceksin!

40. AYET-İ KERİME

وَالَّذ۪ينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ

“Altın ve gümüşü (kamu hakkıyla elde edip) biriktiren ve onları Allah yolunda (kamu menfaatine) harcamayanları, acıklı bir azapla müjdele!”

يَوْمَ يُحْمٰى عَلَيْهَا ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوٰى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْۜ

“O gün bu biriktirdikleri cehennem ateşinde kızdırılacak; onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacaktır!”

(Tevbe Suresi, 34-35. Ayetler)

40. HADİS-İ ŞERİF (Çok Uzun Hadis Örneği)

مَا مِنْ صَاحِبِ كَنْزٍ لَا يُؤَد۪ي حَقَّهُ إِلَّا جُعِلَ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ صَفَائِحَ مِنْ نَارٍ

“Hakkını vermediği (ve haksızca elde ettiği) bir hazineye sahip olan hiçbir kimse yoktur ki, kıyamet günü o malı ateşten levhalar haline getirilmesin!”

فَيُكْوٰى بِهَا جَنْبُهُ وَجَب۪ينُهُ وَظَهْرُهُ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْس۪ينَ اَلْفَ سَنَةٍ

“O günün elli bin yıl süren her anında, o levhalarla yanları, alınları ve sırtları dağlanır; ta ki insanlar arasında hüküm verilinceye kadar!”

(Müslim, Zekât 24; Ebû Dâvûd, Zekât 32)

Nüzul Sebebi: Kamu kaynaklarını sömürerek servet biriktirenlerin ve bu serveti bir güç aracı olarak kullananların, ahiretteki dehşetli sonlarını bildirmek; haram malın nasıl bir azap yakıtına dönüşeceğini ihtar etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Ayet-i kerime, haksız birikimin cehennemde fiziksel bir azaba dönüşeceğini (dağlanma) beyan eder. Hadis-i şerif ise bu azabın süresini ve dehşetini "elli bin yıl" gibi sarsıcı bir ifadeyle anlatır. Ey gaflet içindeki insan! "Devlet malı deniz" diyerek o denizde inci arayanlar, aslında cehennem ateşini körükleyenlerdir!

Sahabe Kıssası: Ebû Zer el-Gıfârî Hazretleri, Şam valisinin kamu malıyla lüks bir saray yaptırdığını görünce kapısına dayanmış ve; "Eğer bu sarayı devletin parasıyla yaptıysan hıyanettir, kendi paranla yaptıysan israftır!" diyerek haykırmıştır. O, beytülmalin tek bir kuruşunun bile lükse kurban edilmesine tahammül edememiştir.

Sıhhat Derecesi: Bu hadis, Müslim’in Sahih’inde geçen ve haksız birikimin akıbetini anlatan en dehşetli ve sahih uyarılardır.

Kıssadan Hisse:

Kamu malıyla yapılan servet, cehennemde kızdırılmış levhadır.

Bir yetimin hakkını yiyen, kendi sırtını dağlayacak ateşi hazırlar.

Kurtuluş mu istiyorsun? Helalleşmeden ölme!

BİR İMZA, BİR TORPİL… EBEDİ BİR HÜSRAN!

Ey zavallı!

Ey başkalarını memnun edeyim diye adaleti satan,

“Bir işe alayım, bir maaş bağlayayım” diyerek

hakkı olmayana kapı açan,

yetimin rızkını başkasına peşkeş çeken kişi!

Kendine gel!

Sen iyilik yaptığını mı zannediyorsun?

Sen aslında bir insanı değil…

Kendi sonunu hazırlıyorsun!

Ey bedbaht insan!

Allah’ın rızasını bırakıp insanların rızasını satın almaya çalıştın…

Ama unuttun:

İnsanların alkışı geçicidir…

Allah’ın gazabı ise ebedidir!

Şimdi düşün!

Sen öldüğün zaman…

O işe aldığın insanlar,

o kayırdığın akrabaların,

o torpille yerleştirdiğin kimseler…

Sana ne yapacaklar?

Kabir kapandığında,

toprak seni sardığında,

karanlık seni yuttuğunda…

Gelecekler mi?

Seni kurtaracaklar mı?

Hayır!

Hiçbiri gelmeyecek!

Hiçbiri “Ya Rabbi, onu affet, beni haksız yere işe aldı” demeyecek!

Hiçbiri senin yerine azap çekmeyecek!

Bilakis…

Kıyamet günü hepsi karşına dikilecek!

Ve diyecekler ki:

“Ya Rabbi! Bu kişi hakkı olmayanı bana verdi!

Bu kişi adaleti bozdu!

Bu kişi başkasının hakkını bana yedirdi!”

İşte o an…

Senin sandığın iyilikler,

en büyük düşmanın olacak!


Ey kendi ateşini kendi elleriyle kişi!

Bugün attığın her imza,

yarın önüne bir azap belgesi olarak konulacak!

Bugün verdiğin her haksız karar,

yarın seni cehenneme sürükleyen bir zincir olacak!

Sen ateşi uzakta sanıyorsun…

Ama o ateş, senin cebinde!

Senin kararlarında!

Senin yaptığın haksızlıklarda!

Ey gaflet içindeki insan!

Çocuğuna gelecek hazırladığını sanıyorsun…

Ama ona bıraktığın şey nedir biliyor musun?

Haram!

Haksızlık!

Ve beddua!

O çocuk büyüdüğünde…

Belki rahat yaşayacak…

Ama sen kabirde hesap vereceksin!

Ve o gün geldiğinde…

Ne torpilin konuşacak…

Ne makamın…

Ne de sana güvenen insanlar!

Sadece hak konuşacak!

Sadece adalet konuşacak!

Ve sen…

Ya tertemiz bir vicdanla kurtulanlardan olacaksın…

Ya da haksızlıklarının altında ezilenlerden!

Son bir kez düşün!

Geçici bir dünya için…

Ebedi bir azabı göze almaya değer mi?

Bir insanı memnun etmek için…

Allah’ı karşına almaya değer mi?

Bir imza uğruna…

Cehennemi satın almaya değer mi?

Ey insan!

Henüz vakit var!

Henüz kapı açık!

Henüz dönüş mümkün!

Ama unutma…

Ölüm geldiğinde…

Ne bir saniye ertelenir,

ne bir hak silinir,

ne de bir haksızlık unutulur!

Ve o gün geldiğinde…

Herkes kaçacak…

Ama sen, yaptıklarından kaçamayacaksın!


MEHMET ERÇELİK