Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Bir Yılın Muhasebesi: Kendimizi Sorgulamak

İsmail Sezkin

BİR YILIN MUHASEBESİ


Yaşanan her anın, alınan her nefesin verilecek bir hesabı vardır. Sık sık kendimizi sorgulamamız lazım. Yaşadığımız hayat; dolu mu geçiyor, boş mu geçiyor diye kendimizi sorgulamamız lazım. Geçirdiğimiz günlerin hesabını kolayca verebilecek miyiz diye kendi kendimizi sorgulamamız lazım.

Zaman öyle bir şeydir ki, zamanın akışını durduramayız, geçen zamanı geri getiremeyiz. Birkaç dakika içinde birkaç milyar kazanabilirsiniz ama birkaç milyarla geçen zamanı geri getiremezsiniz.

Günler, haftalar, aylar birbirini kovalıyor. Yıllar yılları takip ediyor. Her gün takvimden kopardığımız bir yaprakla ömürde tükeniyor. Ölüme bir adım daha yaklaşıyoruz. Ömür güneşi batmaya başlıyor. İşte bir yılı daha geride bırakıyoruz. Ömrümüzden bir yıl daha eksiltiyoruz. Acısıyla tatlısıyla, iyisiyle kötüsüyle bir yılı daha geride bırakıyoruz. Sonuna geldiğimiz bu günlerde maalesef ki biz Müslümanlar yılbaşının çan seslerini duyar olduk. Her geçen yılla ölüme biraz daha yaklaşırken; ölümden sonraki hayatımızı karartabilecek bir yılbaşı tehlikesiyle karşı karşıyayız. Tehlike diyorum çünkü söz konusu olan Müslümanların yozlaşmasına, benliklerini kaybetmesine hatta imanlarını tehlikeye sokarak şirke kadar götürebilecek bir yılbaşı kutlaması bu.

Geride bırakmaya hazırlandığımız bu bir yıl bize bir defa daha şunu gösterdi; Müslümanlar hiçbir zaman asla dıştan gelen zararlarla sıkıntıya girmemişlerdir. Müslümanları asıl yıkan ve dünyada Müslümanların güçlerini asıl gideren unsur, fitnelerin farkına varmadan birlik ve beraberlikleri bırakmak ve ayrılıkları körüklemek olmuştur. Bu durumu sadece bugün anlamıyoruz. Dünkü tarihi olaylar da hep bu durumun böyle olduğunu gösteriyor bize.

Hz. Osman’ın ve Hz. Ali’nin şehit edilmeleri, Hz. Hasan’ın zehirlenmesi, Kerbela’da Hz. Hüseyin’in ve yakınlarının hunharca katledilmeleri, yakın zamanda Osmanlı Devleti’nin çöküşü hep bize ayrışmanın ne kadar tehlikeli bir durum olduğunu anlatıyor.

Yine diğer yandan tarihi iyi okuyup anladığımız zaman; Çanakkale’de “Çanakkale Geçilmez” dedirten şeyle, Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla sona erdiren şeyin de, hep birlik ve beraberliğin tezahürü olduğunu görüyoruz. Peki ya günümüzde durum nasıl, asıl mesele burada işte.

Sözüm ona “Medeniyet çağı” denilen 21. Yüzyıl. Tek dişi kalmış canavarların elinde inim inim inleyen Müslümanların durumu birlik ve beraberliğin ne kadar gerekli ve önemli olduğunu hatırlatmalı bize. Filistin, Irak, Mısır, Suriye, Myanmar, Bangladeş vb. daha birçok ülke.

İşte 2019’dan 2020’ye girmeye hazırlandığımız şu günlerde, noel partilerinin kutlandığı şu haftada, Müslüman ülkelerde ise kanların akıtıldığı bu zaman diliminde bu günkü sohbetimize şu ayeti hayatımıza aktarmamız gerektiğini yeniden hatırlayarak ve aklımıza, kalbimize, hayatımıza kazıyarak başlayalım:

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنْتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنْتُمْ عَلَى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَأَنْقَذَكُمْ مِنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

““Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Al-i İmran, 3/103)”

Müslümanların bir birinden kopması, parçalanması demek, bir takım menfaatler uğruna ayrılıklar yaşaması demek; ayetin ifadesine göre ateş çukurunun yanında olmak demektir. Ateş çukurunun yanında dolaşanların ateşe düşme ihtimalleri ise çok yüksek olur. Bu gün İslam coğrafyasının terör ve savaşlarla alev alev yanıp kavrulmasının nedenini bu ayetten öğrenmek ve bunu çok iyi anlamak zorundayız. Dolayısıyla Müslümanlar namaza dururken saflarını nasıl sık ve düzgün tutuyorlarsa, sosyal hayatta ve devletlerarası ilişkilerde de aynı şekilde saflarını sık ve düzgün tutmaları lazım.

Günümüzde Müslümanlar olarak yaşadıklarımız, Peygamber Efendimizin bu husustaki tavsiyesini yeniden ele almamız gerektiğini hatırlatıyor bize. Bakınız Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor.

رُصُّوا صُفُوفَكُمْ ،

““Saflarınızı sık tutunuz.”

وَقَارِبُوا بَيْنَهَا

“Safların arasını yanaştırınız.”

وَحَاذُوا بِالْأَعْنَاقِ

“Boyunlarınızı bir hizâya getiriniz.”

فَوَالَّذِي نَفْسِي بيَدِهِ

“Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki,”

إِنِّي لَأَرَى الشَّيْطَانَ يَدْخُلُ مِنْ خَلَلِ الصَّفِّ كَأَنَّهَا الْحَذَفُ

saffın boş kalmış aralıklarından şeytanın bodur, kılsız siyah koyun gibi girdiğini görüyorum.” ( Riyazü’s-Salihin, Tercüme ve Şerhi, Erkam yay. Hadis No:1094)

Peygamber Efendimiz (s.a.s) saflarımızı ayırdığımız zaman şeytanların aramıza gireceğini bildiriyor bize. Biz Müslümanlar olarak aramızı ayırdığımız için aramıza şeytanlar girdi. İşte geçmiş dönemde de Müslümanların hatalarından dolayı başlarına gelen problemleri yeniden yaşıyoruz bu gün.

Şu yaşadığımız yıllar acı tecrübelerin bir daha yaşandığı yıllar oldu bizim için. Şimdi yeni bir muhasebe ile hem kendi nefislerimize hem de bir birimize şunu seslenmek zorundayız hepimiz. Yeniden mi acı tecrübeleri yaşayalım? Müslümanların halleri perişan ve içler acısı bir durumdayken yeni fitnelere imkân vererek daha da perişan bir hale mi gelelim?

Bu husustaki bir hadisi sosyal hayatla ilintilendirerek yeniden hatırlayalım, bakalım ne diyor Peygamberimiz.

وَسِّطُوا الْإِمَامَ

““İmamı ortanıza alınız”

وَسُدُّوا الْخَلَلَ

“ve saflardaki boşlukları doldurunuz.” (Riyazü’s-Salihin, Tercüme ve Şerhi, Erkam yay. Hadis No:1098)”

Bu dünyaya imtihan edilmek için gönderildik biz. İmtihanlardan geçmeden bu dünyadan ayrılmayacağız hiç birimiz. Bu dünyanın asıl özü imtihan. Tek gerçek bu. Asıl gündem bu. Her türlü farklı imtihan olabilir. Kur’an bize bildiriyor bunu.

أَحَسِبَ النَّاسُ أَن يُتْرَكُوا أَن يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَايُفْتَنُونَ

““İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.”

وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللَّهُ الَّذِينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِبِينَ

“Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.” (Ankebut, 29/2-3)”

الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلاً

““O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.”

وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ

“O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk, 67/2)”

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ

““Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.”

الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ

“Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.”

أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ

“İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.” (Bakara, 2/155-157)”

Fakat bu dünyada imtihana tabi olmamız bizim birbirimizden ayrılacağımız anlamına asla gelemez. Çünkü birbirimizden ayrılmamız imtihanlarımız arasında yok bizim. Ayrılık bir imtihan demek değil, tam aksine kendi elimizle kendi kendimizi tehlikeye atmamız demek. İşte yeni bir yıla hazırlanan Müslümanlar olarak şu ayeti bu günlerde bir defa daha okuyup anlayarak hatırlamak ve hayatımıza aktarmak zorundayız.

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

““Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”(Hucurat, 49/10)”

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُ

““Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.”

وَأُوْلَـئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

“İşte onlar için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran, 3/105)”

Şunu unutmamalıyız; fitne her dönemde uykuda bırakılmalı. Fitne toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren bir durum değildir. Bir yerde bir fitne çıktığı zaman; o fitne toplumun tamamına sirayet eder veya toplumun tüm kesimine bir şekilde zarar verir. Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nde geçen iki ayete baktığımız zaman fitnenin ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu öğreniyoruz.

وَالْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِ

““Fitne (çıkarmak) adam öldürmekten daha kötüdür.” (Bakara, 2/191)”

وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ

““Fitne (çıkarmak) adam öldürmekten daha büyük bir (günahtır).” (Bakara, 2/217)”

Fitnenin zararı ve büyüklüğü o kadar çoktur ki, bir insanın öldürülmesinden daha zararlı ve daha büyük görülmüş Cenab-ı Hak tarafından Kur’an’da. Çünkü fitne, toplumları öldürüp yok eder. Fitnenin verdiği zarar sadece çıktığı günde de kalmaz, geleceği de yok eder bırakır.

Gün, fitnecilere, Müslümanlar arasına kötülük sokmak isteyenlere fırsat ve pirim vermeme vakti. Gün, aklımızı kullanma vakti. Gün, ölümden sonrası için çalışma vakti.

Müslümanın bu hususta nasıl bir yapıya sahip olması gerektiğini gelin Peygamberimizden öğrenelim ve bu öğrendiklerimizi artık hayat tarzı haline getirelim.

الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ

““Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır.”

وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا وَتَمَنَّى عَلَى اللَّهِ الْأَمَانِيَّ

“Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören) dır.” (Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 67)”

Herkes bu dünyada bir takım musibetlerle karşı karşıya kalabilir. Ama Müslüman musibetlerden hayır üretmesini bilir. Müslüman musibetler içinde bocalamaz. Müslümanın durumu hayret vericidir. Her haliyle örnek tavırlar sergiler Müslüman. Biz bu metodu Peygamber Efendimiz (s.a.s)’den öğreniyoruz.

عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ لَهُ خَيْرٌ

““Müminin işi tuhaftır, her işi hayırdır.”

وَلَيْسَ ذَاكَ لِأَحَدٍ إِلَّا لِلْمُؤْمِنِ

“Bu, yalnız mümine özgü bir şeydir.”

إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ

“Sevindirici bir işle karşılaşsa şükreder, o iş kendisi hakkında hayırlı olur.”

وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ

“Üzücü bir işle karşılaşsa sabreder,bu da kendisi için hayırlı olur.” (Müslim, Zühd 13)”

Evet bir yılı daha geride bırakıyoruz. Bu bir yılın muhasebesini iyi yapalım. Fert ve toplumsal yanlışlarımızın ve doğrularımızın farkına varalım. Hatalardan ders çıkarıp bu hatalardan uzak duralım. İyiliklerimizin farkına varıp iyiliklere devam edelim.

Hayatımızdan Kur’an ve Sünneti uzaklaştırmayalım. Her alanımızı Kur’an ve Sünnetin nuruyla dolduralım. Birbirimize düşmeyelim. Birlik ve beraberliğimizi bozmayalım. Müslüman olmayanları halimize güldürmeyelim.

Yeni bir yıla girerken şu iki ayet-i kerimeyi de yeniden hatırlayalım ve okuyalım.

وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

““Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 8/46)”

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوا أَنْ تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ

““Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat, 49/6)”

Yeni yıla girmek demek başka kültürlerin etkisinde kalmak demek değildir.

Yeni yıla girmek demek “vur patlasın çal oynasın” modelinde bir zaman dilimi geçirmek değildir.

Yeni yıla girmek demek haram olan içkiyi tüketmek, zinayı yapmak, kumarı oynamak değildir.

Yeni yıla girmek demek insanların içinde bulundukları sıkıntıları görmezden gelerek hayatı sadece bir oyun ve eğlence görmek değildir.

Yeni yıla girmek demek hayata dair düşüncelere dalmak demektir.

Yeni yıla girmek demek hayat muhasebesini yapabilmek demektir.

Yeni yıla girmek demek geçmiş yaşananlardan ders çıkararak gelecek yılı en güzele ulaştırma çabası içinde olmak demektir.

Yeni yıla girmek demek Allah rızasına nail olma yollarına girmek demektir.

Yeni yıla girmek demek iyi olanlara yönelme, kötü olanlardan uzaklaşmak demektir.

Rabbim bizleri imanının gereği gibi yaşayan kullarından eylesin.

Rabbim bizleri her geçen yıl kendisine ve Habibine layık işler yapanlardan eylesin.

Rabbim gireceğimiz bu yeni yılı bizlerin ve tüm İslam aleminin hakkında hayırlara vesile eylesin.

Cumanız mübarek, yeni yılınız hayırlı olsun…