Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Birbirimize Muhtacız: Dayanışma ve Kardeşlik

İsmail Sezkin

BİRBİRİMİZE MUHTACIZ


وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ

Değerli Mü’minler!.. Allah-u Teâlâ’nın dışında hiçbir mahlûk tek başına güçlü değildir… Ve hiç kimse tek başına hiç bir şey yapamaz… Sadece Cenab-ı Allah’ın gücü-kudreti kendindendir… Herşey ölümlüdür… Ama sürekli olan sadece Allah’tır… İnsanoğlu denen varlık… Mükemmellikle cılızlık arasında orta yerde duran bir varlıktır

Hiçbir insan, istediğini dilediği gibi yapma gücüne, kudretine sahip değildir İnsanoğlu olarak; her zaman başkalarına muhtacız… Her şeyden önce insan olarak dünyada var olabilmek için… Bizi doğuran bir anaya muhtaçtık Yok olmak için de ölümüzü, cenazemizi taşıyacak ikinci bir insana muhtacız… Yoksa kurda kuşa yem oluruz Yani; ne varlığımız kendi kendimize ortaya çıkabiliyor… Ne de ölünce cesedimizi kendi kendimize bir yere götürebiliyoruz Cenab-ı Allah’tan başka bütün mahlûkat için geçerli bir kuraldır bu Biz insan olarak kendi kendimizi aşılamaz güç ve kudretin sahibi zannetsek de… Aslımız esasımız bu bizim…

Bu nedenle Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Allah bizi “kul” diye isimlendirmiş Bir insan Firavun da olsa… Nemrut da olsa… Karun da olsa… Kısaca kim olursan ol… Uykusuzluğa bile dayanamayacak kadar acizsin Sadece insan değil… Hayvanlar da böyle yaratılmış… Dağlar bile kocaman görünseler bile… Bu mantık üzerine kurulu Ağaçlarda da bu yapı var Mesela; o kocaman ağaçlar yukarıdan damlayacak bir damla suya muhtaçtır

Öyle bir düzen kurmuş ki Cenab-ı Allah… Toprağı suya muhtaç etmiş… Suyu toprağa muhtaç etmiş… Su ile toprağın buluşması için… Bu ikisini güneşe muhtaç etmiş Güneşi de göllere, denizlere muhtaç etmiş

Allah’tan başka, herkesin birbirine muhtaç olduğu bir dünyada yaşıyoruz Bu nedenle şu dünyada hiçbir şey lüzumsuz değil… Aynı zamanda hiçbir şey de tek başına yeterli değil Cenab-ı Allah’tan başka herkes kendilerini birbirine muhtaç bilsin diye… Herkesi ve her şeyi bir birine muhtaç yaratmış Allah

Bu nedenle kibirli insanlar… Yani hiç kimseye muhtaç olmadığını zanneden her insan yanlış yoldadır Velev ki adı Müslüman olsun… Velev ki namaz kılıyor olsun Hiç farketmez Kendini böyle sanan herkesin gittiği yol yanlış yoldur…

Muhterem Müslümanlar!.. Önce insan olmak gerekiyor… İnsan olmayınca Müslüman olarak ortaya çıkamazsın Çünkü Müslümanlık insanlık üzerine kuruludur İnsan olmadıkça Müslüman olunmaz.. Müslüman olabilmek için… Önce iyi bir insan olmak gerekiyor İyi bir insanlık da diğer insanlarla bir arada olmayı becerebilmeye bağlı Eş-eşe muhtaç Baba-oğluna-kızına muhtaç Çocuk, anneye-babaya muhtaç Öğretmen, bildiklerini öğretebileceği öğrenciye muhtaç… Öğrenci de bilmediklerini kendisine öğretecek bir öğretmene muhtaç

Tek başına kalmak sadece Cenab-ı Allah’a mahsus… İnsansan aciz ve muhtaçsın Kim olursa olsun… Hiç kimseyi kırıp dökmeyeceksin Böylece Cenab-ı Allah seni eş verdiği zaman eşinin kıymetini bilen… Çocuk verdiği zaman çocuğunun kıymetini bilen… Kardeş verdiği zaman kardeşinin kıymetini bilen… Camide beraber namaz kılacağın aynı saftaki mü’min kardeşi sana ihsan ettiği zaman… O kardeşinin kıymetini bilen biri olarak görmeli Biz nimet deyince ekmeği nimet olarak görürüz Ekmek yere düşünce yerden kaldırıp “Allah’ın nimeti yere düşmemeli” deriz

Oysa; asıl yere düştüğünde kaldırılması gereken insandır… Ekmek yerde kalsa bile kedilere, kuşlara yem olur Ziyan olmaz Ama insan yere düştüğü zaman… Şeytana yem olur… Senin için cehennem sebebi olur Ekmeğin yere düşmesiyle insanın yere iteklenmesini aynı göremeyiz Biz mü’miniz, Müslümanız Elhamdülillah Onun için hayata bakışımız Cenab-ı Allah’ın nazarıyla olduğu zaman mü’mince bir iş yapmış oluruz

Onun için, Değerli Kardeşlerim!.. Hayatı beraber yaşamak zorunda olduğumuz diğer insanları… Cenab-ı Allah’ın üzerimizdeki nimetleri olarak görmek zorundayız

Ekmek yere düştüğünde bizi incitiyor da… Komşu yere düştüğünde incitmiyorsa… Demek ki bizim bir algılama hatamız var demektir bu

Biz, insanız Bütün insanlar bir araya toplanınca bir değer ifade ederiz Mü’min kimliğimizi taşıyan diğer insanlarla beraber olduğumuzda… Cenab-ı Allah’ın rızasına daha yakın oluruz Aksi takdirde firavunlaşma gen olarak içimizde bulunuyor demektir… Kendi kimliğimizi ilahlaştırdık demektir… Zafiyetlerimize esir olduk demektir Bir yakınımız, bir tanıdığımız öldüğünde ne kadar üzülüyorsak… “Allah rahmet eylesin içimizden-aramızdan ayrıldı” diyorsak…

Ondan daha fazla, insan olarak birisini kaybettiğimizde de üzülmek zorundayız İnsanlığı paylaştığım herhangi biri bir trafik kazasında öldüğü zaman… Esef edip üzülüyorum da… Eğer tanıdığım birinin ahlakı çöktüğünde esef etmiyorsam… Benim anlayışım Peygamber Efendimizin Medine’de medeniyet haline getirdiği anlayışla yan yana değil demektir

Bir arabanın ezdiği çocukla ahlaksızlığın çiğnediği çocuk… İkisi de benim için ağlanılacak değer demektir… Öyle olmak zorunda

Çünkü biz, insanların sadece bizimle maddi ilişkilerini… Bedensel beraberliklerini esas alamayız Bizim bir cennet hedefimiz var Bizler bu gün burada bir arada olduğumuz gibi… İnşallah yarın cennette de beraber olmak istiyoruz Bizim inancımız, imanımız bu yönde Eğer birimizin bedeni bir trafik kazasında zarar gördüğünde ve ya öldüğünde esef nedenimiz oluyor da… Ahlakımız, dinimiz, insanlığımız kaybolduğunda bir esef konusu olmuyorsa… Düşünmek zorundayız halimizi İşte o zaman İslam’ı bir köşesinden tuttuk öbür köşesinden tutamıyoruz demektir bu…

Mü’min olmamız, bizim insanca bir arada olmamızı gerektiriyor… Bu sadece bir tanemiz fakir olduğu zaman toplanıp ona yardım etmemiz anlamına gelmemeli Fakirliğimiz bizim bir arada olan insani yapımızın tek bir boyutudur sadece Ama aynı zamanda iffetimiz, ahlakımız da topluca bir arada korumak için mücadele etmemiz gereken değerimizdir bizim… Yani fakirlikle, yoksullukla insan olarak örgütlenip, insan olarak ilgilenmemiz gerektiği gibi… Toplumdaki ahlak zafiyeti, sokaklardaki çirkin görüntüler de bizim örgütlenip bir arada olup… İnsanlığı ayakta tutmamızı gerektiren bir zayiat olmak zorunda

Açla, açıkla, yaralıyla ilgilendiğimiz kadar gönlü kırıkla da ilgilenmek zorundayız Arabaların ezdiği de bizim sorunumuz olmalı… Televizyonun-internetin yaraladığı da bizim sorunumuz olmalı Çünkü Cenab-ı Allah birbirimize muhtaç yaratmış bizi… Bu muhtaçlığımız sadece fakirlik, açlık, çıplaklık üzerinden değil… Böyle de olmamalı

İnsan olarak da, moral olarak da, ahlak olarak da birbirimizin desteğiyle ayakta durabilecek bir dünyada yaşıyoruz biz Hiç kimse komşularının desteği olmadan ve arkadaş desteği görmeden… İyi ahlaklı bir aile, mükemmel ahlaklı bir çocuk yetiştiremez mesela

Bunun için öğretmene muhtaçsın… İmama muhtaçsın.. Komşuya muhtaçsın… Akrabaya muhtaçsın… Çünkü birbirimizin tamamlayıcısıyız biz

Kur’an bize “namaz kılın ey mü’minler” dediği için, namaz kılıyoruz… “Zekât verin” dediği için, zekat veriyoruz… “Oruç tutun” dediği için, oruç tutuyoruz Allah bir şey der Kur’an’ında da biz onu “benimle alakası yok” diyemeyiz…

Değerli Kardeşlerim!.. Ama aynı Allah-u Teala, aynı Kur’an’da

وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى

““İyilik ve takva konusunda yardımlaşın” diye de emrediyor bize… Aynen “Namaz kılın” diyen Kur’an’ın emri bu “Zekat verin” diyen Kur’an’ın emri bu”

Demek ki Kur’an’dan kaynaklanan imanımız, akidemiz, ahlakımız, amelimiz neyimiz varsa… Biz bunların arasında şu önemli-bu önemsiz diye bir ayrım yapamayız “Kur’an emrettiyse, Allah dediyse bu böyledir” der kabul ederiz

Peki, aynı Allah Kur’an’ında “namaz kılın” dediği gibi “yardımlaşın” da diyor Dolayısıyla akşam kapısını kapatıp… Evinde huzurlu yaşadığını zanneden Müslüman… Sadece Ramazan'da fitre vermeyi… Bir yerlerde sel, felaket olunca yardım göndermeyi yeterli gören Müslüman… Allah’ın bu emrini yerine getirmemiş Müslüman’dır Çünkü her zaman, her konuda birbirimize muhtacız biz

Onun için birbirimizin kıymetini bilmek zorundayız.. Biz Müslümanlığımızı ortaya koyabilmek için birbirimizi ayakta tutmak zorundayız…

Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah’ın “Allah yolunda yardımlaşın” emrini… Nasıl anlamamız gerektiğini anlatan… Çok enteresan bir örneği… Bir sahabiden dinleyelim şimdi Sahabe bakınız ne anlatıyor… Peygamber Efendimiz (SAV) mihraba geçmiş, namaz kıldıracak

Dikkat ediniz! Namaz ve Resûlullah (SAV) “Gözümün nuru, huzur kaynağım” dediği namaz Medine’de, Resûlullah’ın mescidinde, mihrapta namaz kıldıracak Bilal-ı Habeşi kamet getirmiş…

Artık namaz başlayacak Peygamber mihrabına geçmiş… Sahabenin hepsi ayağa kalkmış namaza hazırlanmışlar

“Allahuekber” deyip iftitah tekbiri getirilecek… Ama Peygamber namaza başlayamıyor Dakikalardır ayakta namazın başlamasını bekliyorlar Neden başlayamadığını "Acaba Peygambere bir şey mi oldu " diye merak ediyorlar.

Bakıyorlar ki mihrapta bir Müslüman… Peygamberimize gelmiş derdini anlatıyor O da onun derdini dinliyor Bir dakika, iki dakika, üç dakika… Hâlâ o Müslüman orada derdini anlatıyor Resûlullah da “yav namazı kılalım, selamdan sonra gelirsin” demiyor

Kamet getirilmiş, iftitah tekbiri başlayacak… Ama o Müslüman Peygamberi orada yakalamış… Orada derdini anlatıyor… O da dinliyor Onun derdine çare olduktan sonra, namaza başlıyor… "Allahuekber" diyebiliyor Bir tiyatro sahnesi değil bu anlattığım Resûlullahı mihrabında izleyen bir sahabinin hatırası bu

Mihrapta Caminin dışında, elinde ayakkabısı camiye gelirken ve ya çıkarken de değil… Yanlış anlamayalım… Kamet getirilmiş, namaz başlayacak ve mihrapta Peygamberimiz Orada yakalamış adam, derdini anlatıyor Dinliyor onu… Namazı kılalım da sonra anlatırsın demiyor Farz namaz bu üstelik, öyle nafile namaz falan değil Belki de bir Cuma namazı

Bir mü’minin anlatacağı derdi varken… Onu dinlemeden namaza durmayan bir Peygambere ümmetiz biz elhamdülillah… İnsanlık diye bir şey varsa eğer… İşte insanlık ölçüsü bu… Böyle bir Peygambere "Resûlullah" diye iman ettikten sonra… Kendi doğurduğu çocuğunun dertlerini bile dinlemeye vakit bulamayan mü’min suçludur Suçlu!..

Muhterem Cemaat!.. Psikologluk bütün dünyada saygın bir meslek olabilir… Olmalıdır da… Ama Müslüman toplumlarında… Ezanların okunduğu şehirlerde… Psikologlar işsiz kalmalıydı Çünkü Müslümanlar birbirlerinin dertlerini dinleyerek, birbirlerine teselli olmalıydı…

Psikologlar bir ay sonrasına gün verecek kadar yoğun olmamalıydı şu İslam Toplumunda Biz Ümmet-i Muhammediz Benim Peygamberimin tavrı bu Mihrabında namazdan önce bir dertlinin derdini dinliyor Sonra namaza duruyor… Namaz kaç dakika sürecek ki… Namazdan sonra konuşuruz demiyor… Namazdan sonra görüşebilirdi ama insanlık var İnsanlığın efendisi olmak var

Kocasını dinlemeye vakti olmayan kadın… Allah’ın adıyla nikâhladığı hanımını dinlemeye vakti olmayan erkek… Bu gün gidiyor derdini psikologlara anlatıyor Kadın erkeğin, erkek kadının cennet vizesidir oysa bizim inancımızda

Birbirlerinin namuslarının bekçisi… Ama birbirlerini dinlemeye vakitleri yok… Peygambere mihrabında konuşuluyor… Ama beyefendiye oturma odasında konuşamıyorsun Hanımefendi mutfakta laf dinlemiyorsa sıkıntı var demektir Bir kadın kocasına derdini anlatamıyorsa… İmanın şartlarından birisi olan Peygambere imanı… Bir kere daha yeniden konuşmamız gerekiyor demek ki bizim

Değerli Kardeşlerim!.. Sahabinin bir hatırasına daha dikkat edelim şimdi… Anlatıyor sahabe… “Bir gün Peygamber Efendimizin yanına bir kadın yaklaşır “Sana bir derdimi anlatacağım” der

Peygamber Efendimiz “Buyur” deyince… “Burası çok kalabalık, yalnız bir yere gidelim” diyor kadın “Tamam, gidelim” diyor Biraz uzaklaşıyorlar “Bizi görüyorlar Olmaz, biraz daha gidelim” diyor O kadar uzaklaşıyorlar ki… Sahabi diyor ki… “Bir suikast mı acaba diye korkmaya başladık” diyor “İyice gözlerimizden uzaklaştırdı Peygamber'i Derdini anlattı anlattı, gitti ”

“Burası kalabalık, burada anlatmam Gel peşimden” deyip, tutup Peygamberi yalnız bir yerde derdini anlatıncaya kadar götürebildiler onlar Yabancı bir kadın… Ama mü’min olduğu için değerli… İnsan olduğu için değerli

“Gel, ya Resûlullah peşimden” diyor ve gidiyor Ama gel bu güne bak… Çocuk, babasıyla konuşmaya vakit bulamıyor Baba, oğlunu bulamıyor konuşmak için

Mü'min, istişare edecek arkadaş bulamıyor Derdini anlatacak dost bulamıyor Ama bu gün bu toplum… Sadece Ramazan’da İslam Toplumu oldu artık maalesef Melekler inanmaz bu safsataya Mihrabında, namazdan alıkondu Peygamber Ama bu gün kimse kimseyi, iki dakika işinden alıkoyamıyor… Bir eksiklik var demek ki

Değerli Kardeşlerim!.. Biz birbirimize muhtacız Bu muhtaçlık sadece harçlık vermekle… Ramazan’da yakınlarına fitre göndermekle giderilemez Çünkü insanın manevi desteğe… İnsan olarak konuşup derdini dinleyecek birisine olan ihtiyacı… Paraya olan ihtiyacından daha büyük bir ihtiyaçtır İman budur işte

Birbirimize muhtaçlığımızı unuttuğumuz zaman… Allah’a açılan yollardan birini kapattık demektir Çünkü Allah “şu an vakit geldi; namaz kılın” dedi… Onu hatırladık… Bakın hepimiz camiye geldik “Şu vakitte namaz kılın” diyen Allah… “Ramazan ayında oruç tutun” diyen Allah…

“Yardımlaşın” da dedi… Eğer öbürünü hatırlayıp da bunu hatırlamadıysak yollardan birini kapattık demektir Bile bile bindiğimiz dalı kestik demektir bu Batı kültüründe olduğu gibi, para vererek “bana nasihat eder misin” mi diyeceğiz biz?..

Muhterem Müslümanlar!.. Gelin gözlerimizi yaşartacak bir örnek daha dinleyelim sahabeden… İbn-i Abbas… Peygamberimizin amcasının oğlu… Kur’an’ın en büyük mütercimi… Mescid-i Nebi’de… Resûlullah’ın mescidinde itikâf yapıyor

İtikâf ne demek?.. Beş vakit namaz kılınan bir mescitte… Ramazan ayında… Dünya kelamı konuşmadan oturup kalmak… Evine bile gitmemek demek…

Abdest ihtiyacından başka bir şey için camiden çıkmamak demek Çıktın mı itikâf bozulur Bir ibadet yani Sünnettir…

İbn-i Abbas itikâftayken mescitte bir Müslüman görüyor Tanıdığı birisi… Bakmış ki çok üzgün ve düşünceli Yanına yaklaşıyor “Hayrola bir sıkıntın mı var” diyor “Bildiğin gibi değil” diyor adam “Boşver sen itikâfını bozma benim için” diyor

“Ne oldu sana” diyor ısrar ediyor İbn-i Abbas “Birisine bir borcum vardı Günü de geldi, ödemem de mümkün değil Ne yapacağımı bilemiyorum Kimseden de borç alacak halim yok” diyor “Kime borcun var" diyor “İşte filancaya” diyor

“Yav benim onunla aram iyidir Söyleyeyim ertelesin borcunu” diyor ”İyi ama sen itikâftasın, benim borcum için nasıl çıkacaksın bu itikâftan?" diyor Peygamber Efendimizin vefatından sonra yaşanan bir hadise bu…

Adama diyor ki İbn-i Abbas… “Bana bak” diyor… “Şu kabirde yatan var ya… -Peygamberimiz’in kabrini gösteriyor-… Biz, onun terbiyesini gördük bu dünyada ” diyor "O bize buyurdu ki… -Dikkat ediniz!-… "O bize buyurdu ki… ‘Bir mü'minin işini görmek için bir adım yürümek… Resûlullah’ın mescidinde kırk yıl itikâf tutmaktan daha değerlidir Allah katında ’" İşte insanlık budur İbn Abbas’ın hocasının terbiyesi budur işte

Kırk yıl Rasulullah’ın mescidinde itikâftansa… Bir mü'minin gönlünü yapmak için… Bir işini görmek için sokakta yürümek… O işi görmek… Peygamber'in mescidinde itikâf etmekten daha değerli Çünkü Ümmet-i Muhammed birbirine kenetlendiği zaman… Bir mü'minin uykusu kaçınca herkesin uykusunun kaçtığı zaman… Allah göklerden Medine’ye indirdiği rahmetini ve cemaat bereketini indirecek demektir

Herkesin sadece kendisini düşündüğü dünya İslam dünyası olamaz… Öyle hiç kimsenin fakirle, dertliyle, sıkıntılıyla ilgilenmediği… Herkesin birbirine psikolog, psikiyatri tarifleri yaptığı… Uyuşturucu ilaçlar tarif ettiği dünya, İslam dünyası olamaz

Biz, Ümmeti Muhammediz Bir tanemiz, hepimiz için feda olmaya hazır olmak zorundayız Bunun için eş eşe muhtaç… Baba oğula, oğul babaya muhtaç Kardeş kardeşin ayağında paspas olmak zorunda Biz camiye sadece namaz kılmak için… Birbirimizin suratına kös kös bakmak için gelmedik

Camide Allah bizi kenetlenmiş bir duvarın tuğlaları gibi görsün diye geldik Evlerimizde de namaz kılabilirdik Ama camilerde hem namaz kılarız… Hem de namaz bizi bir saf, tek bir ümmet haline getirsin diye camilerde varız Müslüman olmak budur işte Ümmet-i Muhammed olarak yaşamak budur işte Kalite budur işte

Bir Müslümana “Yahu filanca kardeşimizin sende borcu varmış?..” “Evet var…” "Ya biz arkadaşız, biraz idare ediver şunu ” diye ricada bulunmaya gidebilmek için… Peygamberin kabrinin beş metre yanında itikâfta iken bırakıp giden İbn Abbas’ın okuduğu Kur’an’ı okumak, anlamak, hayatımıza aktarmak zorundayız

وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى

““Allah’a takva olan işlerde, insanlıkta yardımlaşın.” diyen Allah böyle öğrenilmeli… İslam budur… Müslümanlık da İbn-i Abbas’ın müslümanlığıdır işte… Ve nitekim o İbn-i Abbas… Aldı ayakkabılarını, gitti, rica etti, borcunu erteletti… Geri geldi itikâfa kaldığı yerden devam etti”

İslam bu işte… İşte böyle Müslümanlar yetiştirip gitti Peygamberimiz bu dünyadan Bize örnek olsunlar diye… Biz de böyle Müslümanlar olalım diye… Ki Allah’ın rızasına erelim diye…

Vel'hamdülillahi Rabb'il âlemin.