CUMA VAAZI
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَىٰ آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
BİRLİK VE BERABERLİK:
YA BİR OLUP İZZET
BULACAĞIZ YA DA AYRILIP ZİLLETE DÜŞECEĞİZ!
AZİZ MÜMİNLER!
Unutmayın! Bir tuğla çekilirse koca duvar zayıflar; bir kardeş diğerinden koparsa ümmetin kalesinde gedik açılır. Düşman, bazen kapımızı kırarak değil, kalbimize kin, dilimize hakaret, aramıza fitne sokarak içeri girer. Birbirine düşen bir topluluk, en güçlü silahlarını kendi elleriyle etkisiz hâle getirir.
Gelin, Kur’an-ı Kerim’in ayetleriyle ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sahih hadisleriyle kendimizi hesaba çekelim. Beş ayet, beş hadis ve kalpleri sarsacak nasihatlerle şu hakikati yeniden hatırlayalım: Birliğimiz kuvvetimiz, kardeşliğimiz emanetimiz, ayrılığımız ise hepimizin imtihanıdır.
AYET
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا ۚ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنْتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا
Anlamı: Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız da O, kalplerinizi birleştirmişti; O’nun nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz.
Kaynak: Âl-i İmrân, 3/103.
HADİS
مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ، إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى
Anlamı: Müminlerin birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve şefkat göstermede hâli, bir vücudun hâline benzer. Vücudun bir organı rahatsızlandığında, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle onun acısına ortak olur.
Kaynak: Sahîh-i Müslim, 2586.
Ey Allah’a iman eden kardeşim!
Bir düşün! Vücudunun bir parmağı yaralansa bütün bedenin onun acısını hisseder. Peki, dünyanın bir köşesinde aç kalan, zulüm gören, evladını kaybeden bir Müslümanın acısı senin yüreğini hiç sızlatmıyorsa, kardeşlik bağımızı ne hâle getirdik?
Bir Müslümanın yarası, diğer Müslümanın yüreğinde sızıya dönüşmüyorsa, kardeşliğimiz sözde kalmış demektir!
Aynı kıbleye yöneliyoruz ama birbirimize sırt çeviriyoruz. Aynı ezanı dinliyoruz ama birbirimizin feryadını duymuyoruz. Aynı Rabbimize secde ediyoruz ama bazen nefsimizin hatırı için kardeşimizi incitiyoruz.
Unutma! Bir tuğla çekilirse duvar zayıflar; bir kardeşlik bağı koparsa ümmetin kalesinde gedik açılır.
Birliğimiz; haksızlık karşısında adaleti savunmak, mazluma destek olmak, ihtilaflarımızı hikmetle çözmek ve birbirimizin hukukunu korumaktır.
AYET
وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا ۚ إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
Anlamı: Allah’a ve Resulüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin; sonra gevşersiniz ve gücünüz elden gider. Sabredin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.
Kaynak: Enfâl, 8/46.
HADİS
الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ
“Anlamı: Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu zalimin eline teslim etmez.”
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, 2442.
AZİZ MÜMİNLER!
Allah Teâlâ, ayrılığın yalnızca kalpleri değil, toplumların gücünü de zayıflatacağını bildiriyor. Öyleyse kendimize soralım: Bizi yıkan yalnızca dışarıdan gelen düşmanlıklar mıdır, yoksa kendi aramızda büyüttüğümüz kin, haset, dedikodu ve düşmanlıklar da yıkımımıza sebep oluyor mu?
Bazen bir söz, yıllarca süren kardeşliği bitirir. Bir iftira, iki aileyi birbirine düşürür. Bir miras kavgası, kardeşi kardeşe düşman eder. Bir makam hırsı, yılların dostluğunu yok eder. Bir siyasi görüş ayrılığı, aynı safta namaz kılan insanları birbirine yabancılaştırır.
Düşmanın aradığı fırsatı, kendi ellerimizle ona vermeyelim!
Ey mümin! Kardeşinin kusurunu büyütüp kendi kusurunu küçültüyorsan, birlikten nasıl söz edeceksin? Kardeşinin düşmesini bekliyor, onun başarısına üzülüyor, onun acısıyla alay ediyorsan, hangi kardeşliğin içinde olduğunu bir kez daha düşün!
Kardeşini sevmek, onun her yanlışını onaylamak değildir. Yanlışına engel olmak da kardeşliğin gereğidir. Fakat bunu hakaretle değil nasihatle, düşmanlıkla değil adaletle yapmalısın.
AYET
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“Anlamı: Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”
Kaynak: Hucurât, 49/10.
HADİS
الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا
“Anlamı: Mümin, mümin için birbirini destekleyen bir bina gibidir.”
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, 481; Sahîh-i Müslim, 2585.
Ey Allah’ın kulları!
Bir binayı düşünün. Tuğlalar birbirine kenetlenirse bina ayakta kalır. Her tuğla kendi başına kalmak isterse, o binanın sağlamlığından söz edilebilir mi?
İşte ümmet de böyledir! Zengin fakiri gözetmezse, güçlü zayıfı korumazsa, âlim cahile şefkatle yaklaşmazsa, komşu komşusunun derdini umursamazsa, kardeş kardeşinin elinden tutmazsa toplumun duvarları çatlamaya başlar.
Muhacirler Mekke’den Medine’ye hicret ettiklerinde ensar onları kardeşçe karşıladı; imkânlarını paylaştı, evlerini ve mallarını onlarla bölüştü. Bu kardeşlik, İslam tarihinde fedakârlığın ve dayanışmanın unutulmaz örneklerinden biri oldu.
Bugün bizim de birbirimize sorumluluklarımız var. Bir yetimin başını okşamak, borçlunun yükünü hafifletmek, yoksula sofra açmak, hastayı ziyaret etmek, dargınları barıştırmak ve mazlumun hakkını savunmak…
Bunların hepsi kardeşliği ayakta tutan tuğlalardır.
Kardeşinin elinden tutmayan el, bir gün kendi düşüşünde uzanacak bir el bulamayabilir!
Birlik, yalnızca yan yana durmak değildir; gerektiğinde fedakârlık yapmak, paylaşmak ve kardeşinin hukukunu kendi çıkarının önünde tutabilmektir.
BİRLİKTE YÜKSELİRİZ, BİRBİRİMİZİ YIKARSAK HEP BİRLİKTE ZARAR GÖRÜRÜZ!
AYET
وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوَىٰ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Anlamı: İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çetindir.
Kaynak: Mâide, 5/2.
HADİS
وَمَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ
“Anlamı: Kim kardeşinin ihtiyacını gidermek için çalışırsa Allah da onun ihtiyacını giderir.”
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, 2442.
Aziz Müminler!
Birlik demek, haksızlık yapanı körü körüne desteklemek değildir. Birlik demek, kendi grubumuzdan diye zalimi savunmak da değildir. İslam’ın istediği kardeşlik; iyilikte birleşmek, adaleti ayakta tutmak ve yanlış yapanı da doğruya çağırmaktır.
Bir Müslüman haksızlığa uğradığında, “Beni ilgilendirmez!” diyerek kenara çekilmek kolaydır. Fakat asıl imtihan, başkasının derdini kendi derdin gibi görebilmektir.
Bir komşu açken tok yatıyorsak, bir yetim sahipsizken rahatımızı düşünüyorsak, bir kardeşimiz zulüm görürken sırf bize yakın olmadığı için susuyorsak, kardeşliğimizi yeniden gözden geçirmeliyiz.
Fakat şunu da unutmayalım: Zulme karşı çıkarken biz de zulmetmeyeceğiz. Birliği savunurken haksızlığı meşrulaştırmayacağız. Kardeşimize yardım ederken günahına değil, iyiliğine destek olacağız.
Kardeşinin elinden tutmak onu ayağa kaldırır; kardeşinin hakkını yemek ise seni Allah’ın huzurunda sorumlu bırakır!
BİRLİK, HERKESİN AYNI DÜŞÜNMESİ DEĞİL; FARKLILIKLAR İÇİNDE ADALETİ VE KARDEŞLİĞİ KORUYABİLMESİDİR!
AYET
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ
“Anlamı: Şüphesiz Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever.”
Kaynak: Saff, 61/4.
Bu ayet doğrudan Allah yolunda saf hâlinde mücadele etmeyi anlatır. Buradan çıkarılacak genel ders, müminlerin Allah’ın rızası uğrunda hak ve hayır üzerinde dayanışma göstermeleridir.
HADİS
لَا تَحَاسَدُوا، وَلَا تَبَاغَضُوا، وَلَا تَدَابَرُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا
“Anlamı: Birbirinizi kıskanmayın, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, 2564.
Ey aynı kıbleye yönelen müminler!
Bugün kendimize dönüp bakma günüdür. Bizim aramıza nifak sokan nedir? Birbirimize karşı kalplerimizi karartan nedir? Bizi aynı sofradan, aynı saftan, aynı kardeşlik duygusundan uzaklaştıran nedir?
Kimi zaman mal hırsı, kimi zaman makam sevdası, kimi zaman siyasi taassup, kimi zaman mezhep veya grup fanatizmi… Bazen de bir söz, bir dedikodu, bir iftira!
Şeytanın en büyük tuzaklarından biri, insanın kardeşinin kusurunu görüp kendi kusurunu unutmasıdır. Kardeşinin hatasını her yerde anlatırken kendi hatanı örtüyorsan; kardeşinin düşmesini isterken kendi kurtuluşunu bekliyorsan; dilinle birlikten söz edip kalbinle ayrılık büyütüyorsan, önce kendi nefsini hesaba çekmelisin.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müminlerin birbirine kin beslemesini ve sırt çevirmesini yasaklamıştır. Öyleyse küs olduğumuz kardeşimize bir adım atalım. Hakkına girdiğimizden helallik isteyelim. Aramızdaki husumeti büyütmek yerine çözmeye çalışalım.
Unutmayalım ki Müslümanların gücü yalnızca sayılarında, servetlerinde veya imkânlarında değildir. Güçleri; imanlarında, ahlaklarında, adaletlerinde, ilimlerinde ve birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmelerindedir.
Düşmanımızın bizi bölmesini beklemeyelim; kendi nefsimizin bizi bölmesine de izin vermeyelim!
BÖLÜŞÜRSEK PAYLAŞIRIZ, BÖLÜNÜRSEK ZAYIFLARIZ!
BUGÜN KARDEŞLİĞİ KORUMAZSAK YARIN AYRILIĞIN ACI SONUÇLARINI HEP BİRLİKTE YAŞARIZ!
HAZIRLAYAN MEHMET ERÇELİK
