Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Cami, Cemaat ve Namaz Adabı

İsmail Sezkin

CAMİ, CEMAAT VE NAMAZ ADABI


Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de buyurur ki;(AL-İ İMRAN;96)

اِنَّ اَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذٖى بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمٖينَ

Yer yüzünün ilk mabedi, ilk evi Mekke’deki Kabe-i Muazzamadır malumunuz… Cenab-ı Rabbil Âlemin, insanı yarattı ve yarattığı ilk insanı ilk peygamber olarak görevlendirdi İmanımız o ki; Cenab-ı Hakk’ın her iradesinin bir hikmeti vardır… Bunun anlamı da şu; insan Rabbiyle irtibatlı olmak zorundadır

İnsan varsa, din de olacak… Çünkü dinsiz insan hayatını huzurlu yaşayamaz… Ve dolaysıyla; Cenab-ı Allah ilk insana emretti ve yeryüzünün ilk mabedi yapıldı…

Dediğim gibi; Mekke’deki Kâbe, yeryüzünün ilk mabedi Bu şu demek; insan varsa, ibadet var… İbadetsiz mutlu olunmuyor çünkü İbadetsiz huzura erilmiyor Bizi Allah bu formatta yaratmış… Onun için, tarih boyunca hep peygamberler gelip geçti ve bütün peygamberlerin hepsi yeryüzüne mabetler yaptılar Mabetsiz din gelmedi hiç… Ve o mabetlerde insanları ibadete davet ettiler Son peygamber geldi; (SAV) Efendimiz; Mekke de inanan insanların azlığı, müşriklerin baskısı O’na cami, mescit yapma imkânı sağlamadı Ama Peygamberimiz, Medine-i Münevvere’ye hicret ettiğinde, beraberinde gelen muhacirlerin evi-barkı yoktu Peygamberin de yoktu… Ama Peygamberin ilk işi Medine-i Münevvere’de mescidin temelini atmak oldu Ve altı-yedi ay gibi kısa bir zamanda, mütevazi bir peygamber mescidi inşa edildi Çünkü İslam toplumunun fertleri mescitte yetişeceklerdi

Öyle de oldu… O cahiliye döneminin bedevi insanları, İslami dönemin mescidinde dünyanın en medeni insanları olarak yetiştiler Sahabe-i Güzin dediğimiz o seçkin insanlar hep mescitte yetişti

Mescit bizim kültürümüzde, bizim tarihimizde olduğu gibi; insanlık ve tevhit tarihinde de bu kadar önemli İnsan mabetsiz olmuyor… Çünkü ibadetsiz insan olunmuyor

Peygamberimiz

جُعِلَتْ لِيَ الْأَرْضُ مَسْجِدًا

““Yeryüzü bana mescit kılındı” buyuruyor… Yani yeryüzünün temiz olan her yerinde ben namazımı kılabilirim, ibadetimi yapabilirim diyor”

Ama buna rağmen, mescit yapma ihtiyacı duydu Çünkü insanların düzenli ve planlı bir şekilde, ibadet ve taatlerini yapması gerekiyordu ve insanların eğitilmesi, yetiştirilmesi çok önemliydi Onun için Peygamberin örgün eğitimi işte o mescitte başladı… Tarihçilerimizin İslam’ın ilk yatılı yurdu, okulu dediği, ilk örgün eğitim merkezi dediği Ashab-ı Suffa; o mescitte kuruldu, o mescitte bu insanlar yetiştiler

Ve sonra cami dendi Nitekim Peygamber Efendimiz hicret ettiğinde, henüz ezan meşru kılınmadan önce Bilal-i Habeşi, sokak başlarında durup “Es-salâtü camia” “Namaz için toplanın, namaz toplayıcıdır” sağa solsa sesleniyordu Ve insanlar o şekilde gelirlerdi

Daha sonra hicretle beraber ezan meşru kılındı ve ezan okunarak insanlar namaza, camiye, cemaate çağırıldılar… Ama orada “Es-salatü camia” ifadesi dikkatimizi çekiyor Namaz toplayandır Namaz bir araya getirendir demektir bu Ve namaz kılınan bu mabetlere daha sonra cami dendi Cami de; toplayan demektir Bir araya getiren demektir… Kaynaştıran demektir Tanıştıran demektir Ama asıl gayesine uygun olarak camiler kullanılırsa bu ismi gerçekleştirmek mümkün Yoksa şairin dediği gibi; “Bir ferdi bir ferdine kaynamaz, utanmadan camide saf saf namaz”

Yani şu camilerde saf saf duranlar; eğer birbirlerinden bihaber olurlarsa, birbirlerini tanımazlarsa, birbirlerini sevmezlerse, birbirleriyle kaynaşmazlarsa, birbirlerinin dertleriyle dertlenmezlerse, birbirlerine yardımcı olmazlarsa Camide saf saf namaza durup da; biri diğeriyle kaynaşmazsa caminin bir anlamı kalmıyor o zaman Onun için cami toplayandır, birleştirendir, bir araya getirendir Onun için bir toplumda cami yoksa, o toplumda cami ruhu hâkim değilse; o toplumda ayrılık-gayrılık olur, tefrika olur… O toplumda birbirine düşman olan fertler olur Birbirine kin duyan fertler olur Ama camide insanlar bütünleşiyorsa, insanlar camide toplanıyorsa, insanlar caminin o kuşatıcı kubbesi altında, şemsiyesi altında bir araya geliyorsa; o insanlar arasında ayrılık-gayrılık, kin, nefret, düşmanlık olmaz Caminin amacı ve gayesi işte bu…

Onun için, bu gün caminin ruhuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var bizim Ve bizim kültürümüze bakın camiler genelde kubbe ile örtülürler Kubbe, gök kubbeyi sembolize eder Şu gökyüzüne bir bakıp şöyle düşünelim… Bu gökyüzü iyi-kötü demeden, genç-ihtiyar, kadın-erkek demeden, fakir-zengin diye ayırmadan, çoluk-çocuk herkesi bağrına basıyor… Hiç istisnasız herkesin üzerine güneşini doğduruyor… Herkesin üzerine yağmurunu yağdırıyor… Rüzgârını estiriyor… Herkesin rızkını sağlıyor… İşte tıpkı gökyüzü gibi camiler de herkesi şemsiye gibi bağrına basan yuvalar Günahlı-günahsız, iyi-kötü, genç-ihtiyar, kadın-erkek, zengin-fakir; herkese bu kubbenin altında yer var

Bizim Peygamberimiz, “Ben hanif, musamahalı, hoşgörülü bir din ile gönderildim” diyen bir Peygamber Abdullah ibnü Ümmü Mektum, bir gün kendisine geliyor… Â’mâ bir sahabidir bu Ümmü Maktum… “Ya Resulüllah! Benim evim mescide biraz uzak, izin verirseniz akşam, yatsı ve sabah namazlarını evimde kılayım” diyor… “Olmaz” diyor Peygamberimiz; “Olmaz… Gerekirse senin evinle mescidin arasına ip çekeceğiz, sen yanında kimse olmasa bile o ipe tutuna tutuna mescide geleceksin ”

Şimdi bakıyorsunuz; bu sözleri söyleyen bir rahmet peygamberi, kolaylaştıran bir dinin sahibi bir Peygamber Ve nitekim de öyle Namazı ayakta kılamıyorsan oturak kılabilirsin, oturarak da kılamıyorsan yan üzere yatarak kılabilirsin, baş hareketlerinle namazı kılabilirsin diyen bir dinin peygamberi

Namazda rötar yok çünkü Namazı sonraya bırakmak da yok İyi olunca kılarım, büyüyünce kılarım, sonra kılarım, ilerde kılarım; yok böyle bir şey Namaz rötar kabul etmeyen bir ibadet Ama buna rağmen kolaylaştırıyor bakınız Ama o â’mâ sahabisine Peygamberimiz diyor ki; “Hayır olmaz ” Niye zorlaştırıyor?..

Oradaki espri şu; o sevdiği sahabesine diyor ki; “Sen olmazsan, sen gelmezsen biz eksik kalırız Abdullah Onun için sen geleceksin…” Burada o sahabesini onurlandırıyordu Peygamberimiz O â’mâ sahabi, Bilal-i Habeşi’den sonra Peygamberimizin ikinci müezzini oluyor aynı zamanda

Onun mescide gelmesini, cemaate katılmasını istiyor Peygamberimiz Onu onura ediyor, kör-â’mâ olmasına rağmen, onun kenarda kalmasını istemiyor Peygamberimiz ve sen gelmezsen biz bir eksiğiz diyor Müslüman kardeşlerine böyle bakar Böyle bakmalı

İsterse engelli olsun, “Siz yatsı namazındaki, sabah namazındaki cemaatin faziletini bilseydiniz, kazanacağınız, alacağınız sevabı bilseydiniz; hastayken sürünerek de olsa camiye gelirdiniz” diyen bir Peygamber; bizim Peygamberimiz

Onun için camiler bizi bir araya getiren, toplayan, kaynaştıran, bizi birbirimize yaklaştıran mekânlar Camide bulunan insan; Allah’ın misafiridir Çünkü camiler, Beytullahtır… Allah’ın evidir yani

Özetle şunu söylüyoruz… Cami; kubbesiyle rahmet, mihrabıyla ibadet, minberiyle hikmet, kürsüsüyle sohbet, minaresiyle tevhidi haykıran merkezlerdir

Onun için, camiler bizim Müslümanlığımızın göstergesi olan mekânlar Bir beldenin İslam beldesi olduğunun tapuları İslam beldesi olduğunun simgeleri, sembolleridir camiler

Onun için diyoruz ki; camiler, ne sadece camiler haftasında, ne sadece cumadan cumaya, ne sadece bayramdan bayrama hatırlanan, hatta ne sadece namazdan namazlara hatırlanan merkezler olmamalı Camilerin kapısı her zaman, herkese açık Camide herkese yer var

Düşünün şöyle; o peygamberin mescidine kimler gelmedi Kimler o mescitte değişime, dönüşüme uğramadı Kimler yetişmedi Günahkârlar geldi, gayr-ı Müslimler geldi; ama imanla çıktılar o mescitlerden, o mabetlerden Peygamber Efendimizden, O’nun sözlerinden istifade ederek ayrıldılar Münafık olarak girdiler, tevhit adamı olarak çıktılar Mü’min, Müslüman olarak çıktılar Onun için; bizim camilerimiz kubbeyle örtülürler Ve bu kubbenin altında herkese yer var

Kur’an-ı Kerim’de

اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ

ayetinde camilerin imarından bahseder Cenab-ı Hakk…(TEVBE;18) Caminin imarı iki türlü olur… Birincisi; şu gördüğünüz maddi imar… İkincisi; manevi imar Elbette maddi imar önemli Mademki biz evimizin, kalacağımız yerin; çağın gerekleri doğrultusunda en iyisi olmasını istiyorsak Elbette camilerimiz de imkânlar ölçüsünde muhteşem olmalı Albenili olmalı

Çünkü camiler sadece namaz vakitlerinde hizmet veren mekânlar değildir Ben hep düşünmüşümdür; bu ecdadın derdi neydi de bu kadar ihtişamlı camiler yaptılar… Hâlbuki o camileri yaptıranların; sultansa saraylarından eser kalmamış, mimarsa evlerinden eser kalmamış, zenginse köşklerinden eser kalmamış bu gün Bakın şuan içinde olduğumuz bu camiyi 250- 300 yıl önce yaptıran kişinin konağından geriye hiç bir şey kalmamış Bu camiyi yapan mimarın evinin yeri bile belli değil Ama neden bu kadar güzel bir camiyi yapmışlar?..

Hâlbuki, günde beş vakit namaz, topladığınız zaman yarım saat, bir saati bulmuyor toplamda Neden? Çünkü cami sadece namaz kılınan yer değil Peygamberimizin mescidinde biz bunu görüyoruz; cami insanların kemale erdikleri yerdir İlimle, irfanla, ayetle, hadisle, hikmetle inşa oldukları yerdir Değiştikleri yerdir Dönüştükleri yerdir Geliştikleri yerdir Aynı gelip aynı gitmiyordu, o mescide gelip giren insanlar Dolarak gidiyorlardı Olarak gidiyorlardı Rablerine yakınlaşarak, yakınlıklarını artırarak gidiyorlardı Camileri böyle görüyoruz

Mescit dediğimiz zaman da böyle Secde edilen yer, namazgâh, musalla; bunların hepsi aynı anlama gelir Çünkü caminin en temel misyonu namaz ibadetinin yapıldığı mekân olmasıdır Secde edilen yer olmasıdır Ama secde, namaz evrensel bir ibadet olarak karşımızda durur Yine başta söyledim; ilk insan var, din var, mabet var, ibadet var İlk insan var, namaz var, secde var Zaten şunu da biliyoruz biz; Hz.Adem’in bu dünyaya teşrifi de secde imtihanıyla başlamıştı Ve bütün peygamberlerin hayatında secde var, namaz var, ibadet var

Musa Peygamberin hayatında da namaz var, İsa Peygamberin hayatında da namaz var Muhammed Mustafa (SAV)’in hayatında da namaz var

“Namaz benim gözümün nuru kılındı” diyor Peygamberimiz Ve bakıyorsunuz; peygamberimizin peygamber olarak görevlendirildiği ilk günden itibaren namaz var Hz.Ali ilk Müslümanlardandır malumunuz O’nun 7-8 yaşında bir çocuk olarak ilk Müslüman oluşu, Peygamberimizi mübarek eşi Hz.Hatice ile namaz kılarken görmüş ve ondan sonra Müslüman olmuştur

İlk andan itibaren namaz var Peygamberimiz ölüm döşeğinde, son anları, son sözlerini söylüyor ümmetine, söylediği son cümleler “Es-salâh… Es-salâh…” ”Namaza, namaza dikkat edin, aman ha namaza dikkat edin”

“İttekullâhe fin nisâ ve mâ meleket eymânüküm” “Kadınlar ve garibanlar konusunda da Allah’tan korkun…” Bunları söyleyerek ruhunu teslim etmişti Peygamberimiz

Bakın; insanlık tarihi namazla, secdeyle, ibadetle başlıyor Peygamberimizin Peygamberliği namazla başlıyor ve namaz hatırlatmasıyla elveda diyor ümmetine Bu kadar önemli namaz Ama önemli olan; içi doldurulan namaz tabi ki

Mescidin imarı sadece maddi imar değil dedim… Elbette manevi imar, içinin doldurulması önemli Camilerimiz mihrabı ile, minberi ile, kürsüsü ile; bu gün maalesef çocuklara hasret çekiyor, gençlere hasret çekiyor, kadınlara hasret çekiyor

Ve genelde zaten cemaate hasret çekiyordu camilerimiz Her cuma nerde kaldınız, neredeydiniz bir haftadır diyor camilerimiz Onun için bu noktada hepimize görevler düşüyor

Kendimize; ben bir mü’min olarak, Müslüman olarak cami karşısındaki durumum nedir, camiyle aram nasıl? diye sorup düşünmeliyiz Çünkü bu memlekette yaşayanların %99’u diyor ki; ben Müslümanım İslam da diyor ki; namazsız Müslümanlık olmaz

Namaz dinin temelidir, direğidir “Es-salâtü imâdüt dîn…” O zaman sormazlar mı adama?.. Temel yoksa o din nasıl ayakta duracak diye Ve o namazların cemaatle kılınması, bir araya gelinerek kılınması Peygamberin emri

وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعٖينَ

“ayetinde”

وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعٖينَ

“ep beraber rükulara varın, secdelere kapanın diyen Allah’ın emri bu”

اَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ

“Namazı ayağa kaldırın, namazla ayağa kalkın diyen Cenab-ı Allah’ın emri bu (BAKARA;43)”

Onun için; namaz, cami ve mescit… Biz dünyaya geldik, Müslüman çocukları olarak kulaklarımıza ezan okundu… Ezan nedir?.. Ezan, namaz çağrısıdır Ezan nedir?.. Ezan, caminin sloganıdır Ve Müslüman çocuğu doğar; sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunur

Caminin sloganıyla geldik biz bu dünyaya Peki; Cenab-ı Hak bize bir ömür takdir ediyor, o ömür doluyor ve bu dünyadan giderken yolumuz nerden geçiyor?.. Yine camideyiz Musallada, tabutta camiye getiriyorlar Caminin avlusunda üzerimize kılınan cenaze namazıyla uğurlanıyoruz Caminin sloganıyla geldik şu dünyaya ve camideki son vedalaşma programıyla yine camiden ayrılıyoruz bu dünyadan Ama biz doğduk, kulağımıza ezan okundu Bazıları çocuk ne anlar ezandan diyebilir?.. Ama bilim adamları öyle demiyor… Bilim adamları çocuğun doğar doğmaz duyduğu ilk sesler kişiliğini etkiler, şahsiyetine etki eder, tesir eder diyor

Onun için, çok önemli çocuğun kulağına okunan ezan Ama çocuğun kulağına o ezanı okuyanlar; anne-babaları, büyükleri… Çocuğun iradesi dışında oldu bu iş Bizim irademiz dışında okundu Ve biz öldükten sonra cenaze namazımız kılınacak O da bizim irademiz dışında olacak

Asıl olan nedir?.. Şu irade bizdeyken, irade elimizdeyken, o caminin sloganına, o caminin namaz çağrısına, huzurda duruş çağrısına icabet edebilmektir Asıl olan; irade bizdeyken o namazı kılabilmektir… Onun için biz namazı huzurda duruş, huzura kabul ediliş, Allah’ın huzurunda huzura eriş olarak tanımlıyoruz Namaza duran bir mü’min huzura kabul edilmenin coşkusunu yaşar

Ve Allah’ın huzurunda durduğunun bilincinde huzurdaki o söyleşiyi, o namaz söyleşisini, tahiyyatta o Rabbiyle selamlaşma oturumunu, Rasulüllahla selamlaşma oturumunu yaptığını düşünerek namazını kılar Müslüman Böyle bir kılalım bakalım; o namazın bitmesini ister miyiz hiç?.. O namazdan sıyrılıp hemen camiden çıkmak ister miyiz acaba?..

Onun için gelin namazla tanışalım Sadece namazın ritüellerini; farzı, vacibi, sünnetiyle, kılınış şeklini şekli olarak yapmakla bitmiyor bu iş Elbette o da önemli Ama en önemli olan mana bütünlüğü

Tekbir alarak canlı bağlantıyla bağlanıyoruz; huzurda duruştur bu Esas duruşla Rabbimizin emrine amade olduğumuzun sözünü veriyoruz; kıyamdaki duruşun anlamı budur “Allah-u Ekber!..” Elimizin tersiyle dünyayı ve içindekileri arkamıza atıyoruz ve bağlanıyoruz Rabbimize Huzurdayız artık Huzura ermenin yolu da buradan geçiyor… Ve Allah’la söyleşmedir kıraat… Allah’ın kelamını Allah’ın huzurunda, Allah’a okumak Hiçbir aracı olmadan Rabbimize derdimizi dökmek, içimizi dökmek, O’ndan istemektir namazdaki dua ve kıraatin anlamı Ve rukuya varıyoruz… Şu başımın yalnızca Allah’ın huzurunda eğileceğinin tatbikatını yapıyoruz namazda

Secdeye kapanıyoruz… İnsanın fiziki olarak en küçüldüğü andır o an… Kıvrılıyoruz, üçe-dörde katlanıyoruz, en şerefli yüzümüzü yere sürüyoruz, kapanıyoruz, dış dünyayla irtibatımızı kesiyoruz ve haykırıyoruz “Sübhane rabbiyel a’lâ” “Ya Rabbi ben küçüldükçe daha iyi anlıyorum, sana döndükçe daha iyi anlıyorum, sen ne yücesin ulu Allah’ım” diye haykırıyoruz. “Sübhane rabbiyel a’lâ…” Kulun en küçük olduğu, en aciz olduğu anda duymuyorsun, görmüyorsun, dış dünyayla irtibatın kesilmiş. Haykırıyorsun; “Sübhane rabbiyel a’lâ…” Bu bilinçle secdeye kapanan, Allah’tan başkasının önünde, huzurunda yüzsuyu döker mi?..

Ve ondan sonra tahiyyattaki oturuş; Allah’ı ve Peygamberi selamlama adına gerçekleştirilen bir oturum Ettehıyyatü duası; selamlama duasıdır… Önce Rabbimizi selamlıyoruz; elimle, dilimle, malımla yaptığım ibadetlerle huzurundayım Allah’ım O ibadetlerimi sana sundum Allah’ım diyoruz Ondan sonra “Es-selamü aleyke eyyühennebiy…” “Ey Peygamber!.. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun” diyerek Peygamberle selamlaşıyoruz Namaz tekbirle başlar ama selamla sona ermez Sağıma ve soluma “Es-selamü alyküm ve rahmetullah” demenin anlamı da şudur

Es-selam Allah’ın adıdır Es-selam Allah’ın dini İslam’ın adıdır Es-selam Allah’ın dininin bize vaat ettiği barış ve esenliğin adıdır Şimdi namazla huzurda durdum ya; namazla doldum; Es-selam ile, Allah ile, O’nun dini İslam ile, barış ve esenlikle doldum… Şimdi diyorum ki ben; bu güzellikler bende kalmamalı, şimdi sağıma-soluma, dört bir yanıma selamı, Allah’ın mesajını, dinini ve şu attığım esenliği yayacağıma söz veriyorum İşte onun için namaz selamla bitmez… Tam aksine namaz selamla devam eder “Es-selamü alyküm ve rahmetullah” ın anlamı da budur işte

Onun için namaz seccadesini dürüp dolaba koymak, kulluğu dürüp dolaba koymak değildir Namaz seccadede, namaz kılınan mescitte, camide kalmamalı Hayatımıza yansımalı İşte Allah’ın ayeti burada… İçinizde bu ayeti duymayan yoktur diye düşünüyorum…

اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ

Rabbim buyuruyor ki; namaz sahibini kötülüklerden alıkoyar Nerde?.. Yolda… Nerde?.. Çarşıda… Nerde?.. İş’de… Nerde?.. Evde… Nerde?.. Tv.nin karşısında… Nerde? İnternette… Hatta hiç kimsenin olmadığı anlarda namaz beni istikamet çizgisinde tutacak Sen söz verdin Allah’ın huzurunda; Allah’ın ölçülerine göre yaşayacağına söz verdin… O sözünü yerine getir bakayım…

Namaz kılan bir Müslüman yalan söyleyemez, dedikodu yapamaz, alış verişinde hile yapamaz, başkasının malına ve canına zarar veremez İyi ama namaz kılan bir sürü insan, kötülükler yapıyor… Nasıl oluyor bu… İşte onlar, kendilerine nasıl bir namaz kıldıklarını soracaklar Çünkü Rabbim öyle buyuruyor Namaz kötülüklerden, ahlaksızlıklardan, fuhşiyattan sahibini alıkoyar

Rabbim öyle namazların adamı olmayı nasibi müyesser eylesin cümlemize…