Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

CAMİNİN TOPLUMSAL HAYATTAKİ YERİ VE ÖNEMİ

İbrahim Bölükbaşı

CUMA VAAZI

CAMİNİN TOPLUMSAL HAYATTAKİ YERİ VE ÖNEMİ

Aziz Müminler! Rabbimize hamdolsun. Bizleri iman nimetiyle şereflendiren, gönüllerimizi İslam ile aydınlatan, bizlere secde etmeyi, dua etmeyi, kardeş olmayı ve aynı safta omuz omuza durmayı nasip eden Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun.

Salât ve selâm, âlemlere rahmet olarak gönderilen, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkaran, hayatı boyunca mescitleri imar eden, mescitleri sadece namaz kılınan yerler olmaktan çıkarıp ilmin, ahlakın, kardeşliğin, dayanışmanın ve huzurun merkezi hâline getiren Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve selleme olsun.

Kıymetli Kardeşlerim! Bugünkü vaazımızın konusu:

“CAMİNİN TOPLUMSAL HAYATTAKİ YERİ VE ÖNEMİ”

Cami deyince aklımıza ne geliyor?

Minare...Kubbe...Mihrap...Minber...Ezan...Namaz...Cemaat...Kur'an...Bunların hepsi doğrudur.

Fakat cami sadece dört duvar, bir kubbe ve bir minareden ibaret değildir.

Cami; insanı Allah'a, insanı insana, gönlü kardeşine bağlayan mukaddes bir mekândır.

Cami, insanın Rabbine secde ettiği yerdir. Cami, zenginin fakirin yanında durduğu yerdir.

Cami, amirin memurun yanında saf tuttuğu yerdir .Cami, yaşlının gence, gencin yaşlıya dua ettiği yerdir.

Cami, insanların aynı kıbleye döndüğü, aynı ezanı dinlediği, aynı imamın arkasında aynı Rabb'e secde ettiği yerdir.

Cami, toplumun kalbidir. Bir toplumun camileri canlıysa, o toplumun manevi hayatında da canlılık vardır.

İlk Yapılan Mescid Kâbe’dir:

إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمِينَ

“İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev Mekke'de bulunan mübarek ve âlemler için bir hidayet kaynağı olan Kâbe’dir.

Camilere Alaka Göstermek: Rasulullah buyurdu ki:

إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ يَتَعَاهَدُ الْمَسْجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بِالْإِيمَانِ»، فَإِنَّ اللَّهَ يَقُولُ:

“Bir kimsenin mescide alakasını görürseniz, onun mümin olduğuna şehadet edin, zira Allah şöyle buyuruyor:

Mescitlerin İmar Edilmesi:

إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا اللَّهَ فَعَسَى أُولَـئِكَ أَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدِينَ

Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.

CAMİLERİ KİMLER İMAR EDER?

Dikkat edelim kardeşlerim!Ayet sadece:“Camiyi yapanlar”demiyor.“Camiyi boyayanlar”demiyor.

“Camide elektrik parasını ödeyenler”demiyor.“Mescitleri imar edenler” diyor. Caminin imarı yalnızca taşını, duvarını, kubbesini, minaresini yapmak değildir.

Caminin gerçek imarı :Ezan okunduğunda camiye gelmektir. Namazı cemaatle kılmaktır. Kur'an okumaktır. Çocuğumuzu camiye getirmektir. Gencimize camiyi sevdirmektir. Yaşlımızı yalnız bırakmamaktır.

Fakirin hâlini sormaktır .Komşumuzun derdiyle ilgilenmektir. Cami cemaatinden bir kardeşimiz hastalandığında ziyaretine gitmektir.Bir kardeşimiz vefat ettiğinde cenazesinde bulunmaktır.

Yetimin başını okşamaktır.Dargınları barıştırmaktır.İnsanları iyiliğe davet etmektir.İşte caminin gerçek imarı budur.

Cami veya Mescid Yapmanın Fazileti:

Rasulullah buyurdu ki:

مَنْ بَنَى مَسْجِدًا يُذْكَرُ فِيهِ اسْمُ اللَّهِ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ

“Kim içinde Allah’ın adının zikredileceği bir mescid inşa ederse, Allah da onun için cennette bir köşk yaptırır.”

Müşrik olanlar camileri yapmaları onlara BİR ŞEY KAZANDIRMAZ

Müşrikler, inkârlarına bizzat kendileri tanıklık edip dururken, Allah’ın mescidlerini onarıp şenlendiremezler. Onlar, yapıp ettikleri boşa giden kimselerdir ve onlar ebedî olarak ateşte kalacaklardır. Tevbe : 17

Camilere Düşman Olanlar:

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللَّهِ أَنْ يُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ وَسَعَى فِي خَرَابِهَا أُولَئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَنْ يَدْخُلُوهَا إِلَّا خَائِفِينَ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْآخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

“Allah’ın mescidlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir.”

1. CAMi ALLAH'IN EViDiR

Aziz Müminler! Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz şöyle buyuruyor:“Şüphesiz mescitler Allah'ındır. O hâlde Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.”(Cin, 72/18)Mescitler Allah'ındır. Camiler Allah'ındır.

Bu sebeple camiye girdiğimiz zaman dünyadaki bütün unvanlarımızı kapının dışında bırakırız.

Ben müdürüm...Ben amirim...Ben zenginim...Ben fakirim...Ben yaşlıyım...Ben gencim...Ben falan ailenin çocuğuyum...Ben filan makamın sahibiyim...Bunların hiçbiri Allah'ın huzurunda üstünlük sebebi değildir.

Saflar sıklaşınca insanın makamı değil, takvası konuşur. Ön safta zengin de olabilir, fakir de.Âlim de olabilir, işçi de.//Doktor da olabilir, çiftçi de Esnaf da olabilir, memur da. Çünkü cami bize şunu öğretir: Hepimiz Allah'ın kuluyuz.

CAMİ İNSAN YETİŞTİRİR

Kardeşlerim!Bir caminin en değerli varlığı halısı değildir .Kubbesi değildir. Avizesi değildir.

Minberi değildir. Caminin en değerli varlığı cemaatidir .Bir camide yüzlerce insan namaz kılabilir.

Ama asıl mesele: O cami kaç insanın hayatına dokunuyor?

Kaç gencin elinden tutuyor? Kaç çocuğa Kur'an öğretiyor?

Kaç fakirin ihtiyacını karşılıyor? Kaç küskünü barıştırıyor? Kaç yetimin başını okşuyor?

Kaç insanın tövbesine vesile oluyor? Kaç insanın kalbini Allah'a bağlıyor? Bunlara bakmamız gerekir.

CAMİ VE KARDEŞLİK

Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:

“Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”(Hucurât, 49/10)

Aziz Müslümanlar! Cami kardeşliğin okuludur. Çünkü her gün aynı insanlar yan yana gelir.

Aynı safta durur. Aynı kıbleye döner. Aynı Rabb'e secde eder. Fakat bazen çok acı bir durumla karşılaşıyoruz. Aynı camide namaz kılan iki insan birbirleriyle konuşmuyor.

Aynı safta duran iki kişi birbirine küsmüş. Aynı mahallede yaşayan insanlar birbirinin derdinden habersiz.

Bilin ki Allah kendi yolunda sağlam örülmüş bir duvar gibi kenetlenmiş saflar halinde çarpışanları sever.saf4

Saf : 4

SAFLAR BİZE NE ÖĞRETİYOR?

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Saflarınızı düzgün tutunuz. Çünkü safların düzgün olması namazın tamamlanmasındandır.”(Buhârî, Ezân; Müslim, Salât)

Saflarımız neden düzeltiliyor? Çünkü İslam bize birlik öğretiyor. Omuz omuza duruyoruz. Yan yana duruyoruz.

Aynı imamın arkasında duruyoruz. Bu manzara bize şunu söylüyor

:Ey Mümin! Kardeşinin yanında dur. Darda kaldığında yanında dur.

Hastalandığında yanında dur. Üzüldüğünde yanında dur. Sevindiğinde yanında dur.

Yanlış yaptığında onu dışlamak yerine güzelce nasihat et.

Cami, insanları birbirinden uzaklaştıran değil, birbirine yaklaştıran mekân olmalıdır

CAMİ VE CEMAAT

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.”(Buhârî, Ezân;

Cemaat sadece namazın sevabını artırmaz. Cemaat toplumu güçlendirir.

Çünkü insan camiye geldiğinde yalnız olmadığını görür.

“Benim kardeşlerim var.” der.

Bir insan hastalandığında cemaat onu arar. Bir insan vefat ettiğinde cemaat cenazesine gelir

Bir insanın çocuğu olduğunda cemaat tebrik eder. Bir insanın başına musibet geldiğinde cemaat yanında olur. İşte bu yüzden cami toplumsal hayatın merkezidir.

ÇOCUKLARIMIZI CAMİYE SEVDİRELİM

Kıymetli Müminler! Çocuklarımız camiye geldiğinde onların zihninde güzel hatıralar oluşmalıdır. Cami deyince:

“Babamla geldiğim yer.”“Dedemle namaz kıldığım yer.”“Kur'an öğrendiğim yer.”“Arkadaşlarımla güzel vakit geçirdiğim yer.” “Hocamın bana güzel davrandığı yer.”diye düşünmelidir. Çocuk camide hata yapabilir. Çünkü çocuk çocuktur.

Onu camiden soğutacak ağır sözler yerine merhametle yaklaşmak gerekir. Peygamberimizin çocuklara yaklaşımı bizim için en güzel örnektir. O, çocuklara selâm verir, onlarla ilgilenir, onları önemserdi. Öyleyse camilerimiz: Çocukların korktuğu değil, sevdiği yerler olmalıdır.

CAMİ VE YARDIMLAŞMA

Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.”(Mâide, 5/2)İşte caminin toplumsal misyonu budur .İyilikte birleşmek.Hayırda birleşmek.

Yardımda birleşmek. yanında olmak.Yetimin yanında olmak. Mazlumun yanında olmak.

Hastanın yanında olmak. Yaşlının yanında olmak.

Kardeşlerim! Cami yalnızca zenginlerin namaz kıldığı bir mekân değildir .Cami fakirin de evidir. Garibin de evidir. Yolcunun da evidir. Yetimin de evidir. Darda kalanın da evidir

Bir kardeşimiz:“Çocuğumun ihtiyacı var.”diyorsa bunu duymalıyız.

Bir kardeşimiz:“Ev sahibine borcum var.” diyorsa bunu duymalıyız.

Bir yaşlımız:“Yalnızım.”diyorsa bunu duymalıyız. Bir gencimiz:“ Benim derdimi anlayan yok.” diyorsa bunu duymalıyız. Caminin toplumsal görevi işte budur.

CAMİ VE AHLAK Aziz Müminler! Camiye gelip de caminin dışında yalan söylüyorsak...Camiye gelip ticarette hile yapıyorsak...Camiye gelip komşumuza eziyet ediyorsak...Camiye gelip gıybet ediyorsak...

Camiye gelip kul hakkı yiyiyorsak...Kendimizi sorgulamamız gerekir.Çünkü namazın hedeflerinden biri insanı kötülüklerden uzaklaştırmaktır.

“Namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”(Ankebût, 29/45)

Rabbimiz buyuruyor:

Demek ki caminin kapısından çıktıktan sonra da caminin ahlakını taşımamız gerekir. Camiye girerken Allahu Ekber diyoruz.Cami dışında da Allahu Ekber'in anlamını yaşamalıyız.

CAMİ VE CENAZELER

Kardeşlerim!Cami, insan hayatının bütün önemli dönemlerine şahitlik eder.

Doğum...Akika...Sünnet...Nikâh...Bayram...Cuma...Cenaze...İnsan hayatı caminin etrafında anlam kazanır.

Bir kardeşimiz vefat ettiğinde cami cemaati onun cenazesinde saf tutar. Dünya hayatında farklı olan insanlar, cenazede aynı safta durur. Cenaze bize şunu öğretir: Sonunda hepimiz Rabbimize döneceğiz. Mal kalmayacak. Makam kalmayacak.Şöhret kalmayacak. Sadece amel kalacak.

CAMİYE GELEN MÜMİNLER

Ticaretin de satımın da kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamadığı, gözlerin ve gönüllerin dehşetle sarsılacağı bir günden korkan kişiler;Nûr : 37

Rabbimiz buyuruyor: “Her canlı ölümü tadacaktır.”(Âl-i İmrân, 3/185)

Cami bize ölümü de hatırlatır. Her cuma hutbede:“Ey insanlar!”diye başlayan uyarılarla kendimize geliriz. Çünkü insan bazen dünyaya dalar.Mal...Makam...Ev...Araba...Ticaret...Hesap...Ama cami bize:“Bunların hepsi geçici.” der. Asıl kalıcı olan Allah'ın rızasıdır .Diyerek bizi aldattırmaz

CAMİYE GELEN İNSANIN KAZANIMI

Camiye devam eden insan: Sabır öğrenir. Disiplin öğrenir. Temizlik öğrenir. Vakit bilinci kazanır. Kardeşlik öğrenir.

Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.

Bakara : 153

Paylaşmayı öğrenir. Merhamet öğrenir. Helal ve haram konusunda bilinçlenir. Ölümü hatırlar Ahireti hatırlar. Allah'ı hatırlar. İşte bu sebeple cami toplumun manevi okuludur.

CAMİDEN ÇIKINCA NE DEĞİŞİYOR?

Aziz Kardeşlerim! Şimdi kendimize çok önemli bir soru soralım: Camiden çıktıktan sonra hayatımızda ne değişiyor?

Namazdan sonra öfkemiz azalıyor mu? Gıybetimiz azalıyor mu? Yalanımız azalıyor mu? Kibirimiz azalıyor mu? Ailemizle ilişkimiz güzelleşiyor mu? Komşumuza daha iyi davranıyor muyuz? Çalışanımıza adaletli davranıyor muyuz? Çocuklarımıza merhamet ediyor muyuz? İhtiyaç sahibine yardım ediyor muyuz? Eğer bunlar değişiyorsa cami bizi imar ediyor demektir.

CAMİYİ SEVELİM, CAMİYİ YAŞATALIM Kardeşlerim! Cami sevgisi sadece:“Camimizi çok seviyoruz.”demek değildir. Camiyi yaşatmaktır.

Ezan okununca gelmektir. Cemaatle namaz kılmaktır. Çocuklarımızı getirmektir. Gençlerimize sahip çıkmaktır.

SONUÇ: CAMİ HAYATIN MERKEZİNDE OLMALI

Aziz Müminler! Bugün şunu bir kez daha hatırladık:Cami sadece namaz kılınan yer değildir.

Cami:İman merkezidir. İlim merkezidir. Ahlak merkezidir. Kardeşlik merkezidir. Dayanışma merkezidir. Merhamet merkezidir. Gençlik merkezidir. Aile merkezidir.Toplumun manevi merkezidir.

KENDİMİZE SORALIM

Şimdi hepimiz kendimize soralım: Ben camiye ne kadar bağlıyım? Ezanı duyduğumda ne hissediyorum?

Çocuğumu camiye götürüyor muyum? Gençlere nasıl davranıyorum? Cami cemaatinden kaç kişinin hâlini biliyorum?

Hastalanan bir kardeşimi ziyaret ediyor muyum? Fakir bir kardeşimin ihtiyacını biliyor muyum?

Komşumun hâlini biliyor muyum? Dargın olduğum biri varsa barışmak için adım atıyor muyum?

Camiden çıktıktan sonra ahlakımı koruyor muyum? Cami beni değiştiriyor mu?

SON SÖZ DUAMIZ OLSUN

Rabbimiz! Bizleri camilerinden ayırmasın, kalplerimizi mescitlerine bağlasın. Çocuklarımızı ve gençlerimizi cami sevgisiyle, Kur’an ve güzel ahlakla yetiştirmeyi nasip eylesin. Camilerimizi kıyamete kadar ezanların yükseldiği, Kur’an’ın okunduğu, gönüllerin huzur bulduğu mübarek mekânlar eylesin. Bizleri camiyi seven, yaşatan ve cemaatiyle bütünleşen kullarından eylesin .Âmin.

İBRAHİM BÖLÜKBAŞI DİN HİZMETLERİ UZMANI