CEHENNEM VE CEHENNEM AZABI
GİRİŞ: CEHENNEM ŞAKA DEĞİLDİR: PİŞMANLIĞIN EBEDİ YURDU!
EY GAFİL! CEHENNEM ŞAKA DEĞİLDİR! BİR KİBRİT ATEŞİNE BEŞ SANİYE DAYANAMAYAN BEDENİNİ, YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN O EBEDİ FIRINA NASIL TESLİM EDERSİN? İDRAK ET! ÖLECEKSİN!
ÖFKESİNDEN ÇATLAYAN BİR CANAVAR SENİ BEKLİYOR! BUGÜN İŞLEDİĞİNE "KÜÇÜK" DEDİĞİN O GÜNAHLAR, YARIN SENİ O DARACIK VE ALEVLİ ÇUKURA SÜRÜKLEYEN EBEDİ ZİNCİRİN OLACAK! İDRAK ETMEZ MİSİN?
MÂLİK KAPILARI KAPATMADAN UYAN! NE ÖLÜP KURTULABİLECEĞİN, NE DE NEFES ALABİLECEĞİN O AZAP YURDUNDA; ZAKKUMUN ACILIĞI VE İRİNİN KOKUSUYLA BAŞ BAŞA KALMADAN ÖNCE BUGÜN TÖVBE ET!
ADINI ANARKEN BİLE TÜYLERİN DİKEN DİKEN OLMUYORSA KALBİN ÖLMÜŞTÜR! ALLAH’IN "YIKILIN ORAYA, BENİMLE KONUŞMAYIN" DİYECEĞİ O EBEDİ SESSİZLİĞE MAHKUM OLMADAN EVVEL RABBİNE DÖN! HESAP ÇETİNDİR!
CEHENNEM, BUGÜNÜNÜ HARAMLA BESLEYENLERİN HASADIDIR! SON NEFESTE ŞEHADET GETİRECEK O DİLİ, HAYATTAYKEN İSYANLA KİRLETME! KURTULUŞ CANINI DA YAKSA SADECE ALLAH’A TESLİMİYETTEDİR!
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي خَلَقَ جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِر۪ينَ وَالظَّالِم۪ينَ
“Kafirler ve zalimler için cehennemi bir konaklama yeri kılan Allah’a hamd olsun!”
وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي حَذَّرَنَا مِنَ النَّارِ
“Bizi ateşten sakındıran ve uyaran Resulümüz Hz. Muhammed (S.a.v.) üzerine olsun!”
اَلَّذ۪ي قَالَ اِتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ
“O (S.a.v.) ki şöyle buyurmuştur: "Bir yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun!"”
وَعَلٰى اٰلِه۪ وَاَصْحَابِهِ الَّذ۪ينَ كَانُوا يَبْكُونَ مِنْ خَوْفِ اللّٰهِ
“Ve Allah korkusundan gözyaşı döken âli ve ashabı (Hz. Hazretleri) üzerine olsun!”
AZİZ MÜMİNLER, KIYMETLİ KARDEŞLERİM!
Bugün, adını anarken bile tüylerimizin diken diken olması gereken, ama gafletten dolayı sanki bize çok uzakmış gibi yaşadığımız o dehşetli yurdu, yani CEHENNEMİ konuşacağız. Ama bir hikaye gibi değil; homurdanan, öfkesinden çatlayacak hale gelen, diri bir canavar gibi günahkarı bekleyen o "ateşten zindanı" iliklerimize kadar hissedeceğiz!
"EY GAFİL! AKLINI KULLANMAYACAK MISIN? PARMAĞINA BİR KİBRİT ATEŞİ DEĞSE DÜNYAN BAŞINA YIKILIRKEN; YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN O EBEDİ FIRINA NASIL DAYANACAKSIN? İDRAK ET! ÖLECEKSİN!" Cehennem şaka değildir; pişmanlığın feryatlara karıştığı, geri dönüşün ebediyen kapandığı bir hüsran yurdudur. Bugün "küçük" dediğin o günahlar, yarın seni o daracık, karanlık ve alevli çukura sürükleyen birer zincir olacak.
"İDRAK ETMEZ MİSİN? CEHENNEM SENİN BUGÜN İŞLEDİĞİN GÜNAHLARIN MEYVESİDİR!" Gözyaşınla o ateşi dünyada söndürmezsen, yarın Mâlik kapıları kapattığında feryadın arşı titretecek ama kimse duymayacak! Şimdi gelin; Allah’ın gazabıyla harlanan o büyük azap üzerine, sarsıcı hakikatleri Kur'an ve Sahih hadisler ışığında tefekkür edelim
1. ANA BÖLÜM: ÖFKESİNDEN ÇATLAYAN BİR CANAVAR: SENİ BEKLEYEN ATEŞ!
1. Ayet
اِذَآ اُلْقُوا ف۪يهَا سَمِعُوا لَهَا شَه۪يقًا وَهِيَ تَفُورُۙ
“"Oraya atıldıklarında, onun (cehennemin) kaynarken çıkardığı korkunç homurtusunu işitirler!" (Mülk, 7)”
1. Hadis
يُؤْتَى بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لَهَا سَبْعُونَ أَلْفَ زِمَامٍ مَعَ كُلِّ زِمَامٍ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ يَجُرُّونَهَا
“"O gün cehennem getirilir. Onun yetmiş bin yuları vardır ve her yularından tutan yetmiş bin melek onu çekip getirir!" (Müslim, Cennet, 29)”
Nüzul Sebebi: Müşriklerin ahireti ve azabı inkar edip "Hadi getir o azabı" diye meydan okumaları üzerine, cehennemin ne kadar diri, öfkeli ve devasa bir varlık olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Cehennem diri bir canavardır!" O sadece bir yer değil, Allah'ın emriyle günahkara öfke kusan bir memurdur. "İdrak etmez misin?" Yetmiş bin melek bir dizginini zapt edemezken, sen o ateşin karşısında neyle duracaksın? O homurtu kalpleri yerinden söker!
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bu ayeti duyduğunda hıçkırıklara boğulur, düşüp bayılırdı. Günlerce hasta yatar, sahabe onu ziyarete gelirdi.
Kıssadan Hisse: Cehennemin sesinden korkmayan kalpte iman can çekişiyordur!
2. Ayet
تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِۜ
“"Öfkesinden neredeyse çatlayacak hale gelir!" (Mülk, 8)”
2. Hadis
نَارُكُمْ هَذِهِ الَّتِي يُوقِدُ ابْنُ آدَمَ جُزْءٌ مِنْ سَبْعِينَ جُزْءًا مِنْ حَرِّ جَهَنَّمَ
“"Sizin şu yaktığınız dünya ateşi, cehennem ateşinin yetmiş cüzünden (parçasından) sadece biridir!" (Buhârî, Bed'ü'l-Halk, 10)”
Nüzul Sebebi: İnsanın dünyadaki ateşi görüp "bundan ne olur ki" gafletine düşmemesi, asıl ateşin dehşetini kavraması için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Dünya ateşi cehennemin yanında buz kalır!" Bir düşün; en büyük sanayi fırınlarını, yanardağları düşün Onlar cehennemin yanında sadece bir kıvılcımdır. "İdrak etmez misin?" Parmağını muma tutamayan gafil, yetmiş kat daha şiddetli ateşe nasıl talip olursun?
Sahabe Kıssası: İbn Abbas (Hz.) şöyle derdi: "Eğer cehennemden bir iğne ucu kadar delik açılsa, yeryüzündeki her şey sıcaktan erirdi."
Kıssadan Hisse: Ateşle oyun oynayan, ahiretini kül eder!
3. Ayet
فَاتَّقُوا النَّارَ الَّت۪ي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُۚ اُعِدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَ
“"Yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten sakının! O, kâfirler için hazırlanmıştır." (Bakara, 24)”
3. Hadis
لَوْ أَنَّ رَجُلًا أُدْخِلَ النَّارَ ثُمَّ أُخْرِجَ مِنْهَا لَمَاتَ أَهْلُ الْأَرْضِ مِنْ نَتْنِ رِيحِهِ
“"Eğer ateş ehlinden bir adam dünyaya çıkarılsa, onun kokusunun iğrençliğinden yeryüzündeki bütün insanlar ölürdü!" (Tirmizî, Cennet, 16)”
Nüzul Sebebi: Müşriklerin Kur'an'ın bir benzerini getiremeyecekleri ve sonunda yakıt olacakları gerçeğiyle onları sarsmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Sen odun mu olacaksın, kul mu?" Allah Teâlâ "yakıtı insanlar" diyor. Kömür değil, odun değil; günahkar bedenin o ateşi harlayacak! "İdrak etmez misin?" Taştan daha sertleşmiş kalpler, taşlarla beraber yanacak!
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Revâha (Hz.) ağlamaya başladı. Hanımı sordu: "Neden ağlıyorsun?" Dedi ki: "Rabbimin 'İçinizden oraya (cehenneme) uğramayacak hiç kimse yoktur' sözünü hatırladım. Uğrayacağımı biliyorum ama oradan çıkıp çıkamayacağımı bilmiyorum!"
Kıssadan Hisse: Yakıtı insan olan bir fırında sönmek yoktur!
4. Ayet
لَهَا سَبْعَةُ اَبْوَابٍۜ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ۟
“"Onun yedi kapısı vardır; her kapı için onlardan bir grup ayrılmıştır." (Hicr, 44)”
4. Hadis
إِنَّ غِلَظَ جِلْدِ الْكَافِرِ اثْنَانِ وَأَرْبَعُونَ ذِرَاعًا وَمَقْعَدُهُ مِنْ جَهَنَّمَ كَمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ
“"Kafirin (ateşte) derisinin kalınlığı kırk iki arşındır, oturacağı yer ise Mekke ile Medine arası kadardır!" (Tirmizî, Cennet, 3)”
Nüzul Sebebi: Günahın derecesine göre azabın da sınıflara ayrıldığını, herkesin hak ettiği kapıdan gireceğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Azabı daha fazla hissetmek için büyütülen bedenler!" Allah o gün kafirin bedenini öyle büyütecek ki; ateş her zerresine daha çok temas etsin, azabı daha derinden tatsın. "İdrak etmez misin?" Kaçacak bir santim yerin bile yok!
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) cehennem kapılarından bahsederken; "O kapılar sizin şu kapılarınız gibi değil, alt alta ve birbirini kuşatmış şekildedir" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Hangi kapıdan gireceğine bugün işlediğin günahlarla karar veriyorsun!
5. Ayet
وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ
“"Şüphesiz onların hepsine vaad edilen yer, cehennemdir!" (Hicr, 43)”
5. Hadis
لَوْ أَنَّ رَضْرَاضَةً مِثْلَ هَذِهِ أُرْسِلَتْ مِنَ السَّمَاءِ إِلَى الْأَرْضِ لَبَلَغَتِ الْأَرْضَ قَبْلَ اللَّيْلِ وَأَنَّهَا لَوْ أُرْسِلَتْ مِنْ رَأْسِ جَهَنَّمَ لَمْ تَبْلُغْ قَعْرَهَا خَمْسِينَ خَرِيفًا
“"Eğer bir taş gökten yere atılsa gece olmadan ulaşır. Ama cehennemin tepesinden atılsa, dibine elli yılda ancak ulaşır!" (Tirmizî, Cennet, 2)”
Nüzul Sebebi: Şeytana ve onun peşinden gidenlere, son duraklarının kaçınılmazlığını ihtar için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Dipsiz bir uçurum, bitmeyen bir hüsran!" Elli yıl düşsen dibini bulamadığın bir kuyu Karanlık, dar ve alevli. "İdrak etmez misin?" Oraya bir düştün mü, feryadın boşlukta kaybolur gider!
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v.) sahabeyle otururken bir gürültü duyuldu. Buyurdu ki: "Bu, yetmiş sene önce cehenneme atılan bir taştı, ancak dibine ulaştı!"
Kıssadan Hisse: Cehennem derindir; günahın seni ne kadar derine indirecek?
6. Ayet
كَلَّآ اِنَّهَا لَظٰىۙ نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ
“"Hayır! O alev alev yanan bir ateştir; derileri soyup kavurur!" (Meâric, 15-16)”
6. Hadis
أَهْوَنُ أَهْلِ النَّارِ عَذَابًا رَجُلٌ لَهُ نَعْلَانِ وَشِرَاكَانِ مِنْ نَارٍ يَغْلِي مِنْهُمَا دِمَاغُهُ
“"Cehennemliklerin azabı en hafif olanı; ayağına ateşten iki nalın giydirilip de sıcağından beyni kaynayan kimsedir!" (Buhârî, Rikâk, 51)”
Nüzul Sebebi: İnsanın derisine ve güzelliğine olan düşkünlüğünü hatırlatıp, o derinin ateş karşısındaki acizliğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Beyni kaynatan nalınlar!" En hafifi bu ise, gerisini sen düşün ey gafil! Ayaktan giren ateş beyni kaynatıyor. "İdrak etmez misin?" Vücudun hangi parçasını feda edebilirsin?
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bir nalın (terlik) gördüğünde bu hadisi hatırlar ve ayaklarına bakıp ağlardı.
Kıssadan Hisse: En hafif azap beyni kaynatıyorsa, ağırını hayal bile edemezsin!
7. Ayet
وَاِذَآ اُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُقَرَّن۪ينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًاۜ
“"Oradan dar bir yere, elleri boyunlarına bağlanmış olarak atıldıklarında, orada yok olup gitmeyi (ölümü) isterler!" (Furkân, 13)”
7. Hadis
إِنَّ الصَّخْرَةَ الْعَظِيمَةَ لَتُلْقَى مِنْ شَفِيرِ جَهَنَّمَ فَتَهْوِي فِيهَا سَبْعِينَ خَرِيفًا مَا تُفْضِي إِلَى قَعْرِهَا
“"Kocaman bir kaya cehennemin kenarından atılsa, yetmiş yıl düşer de yine dibine ulaşamaz!" (Müslim, Cennet, 31)”
Nüzul Sebebi: Dünyada geniş saraylarda, rahat mekanlarda günah işleyenlerin, ahirette daracık ve karanlık deliklere tıkılacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Daracık hücrelerde ebedi yalnızlık!" Üst üste, elleri bağlı, ateşin içinde nefes alamaz halde Ölmek isteyeceksin ama ölüm de ölmüş olacak! "İdrak etmez misin?" Dünyada haramlara geniş yer açan, orada daralacaktır!
Sahabe Kıssası: İbn Ömer (Hz.) bu ayeti okuyunca boğazı düğümlenir; "Allah'ım, bizi o dar yere atma!" diye inlerdi.
Kıssadan Hisse: Genişliği günahla satın alan, darlığı ateşle öder!
2. ANA BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN UÇURUM: "KEŞKE TOPRAK OLSAYDIM!"
8. Ayet
يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَابًا
“"O gün insan, elleriyle ne hazırladığına bakar ve kâfir der ki: 'Keşke toprak olsaydım!'" (Nebe, 40)”
8. Hadis
يُؤْتَى بِالْمَوْتِ كَهَيْئَةِ كَبْشٍ أَمْلَحَ فَيُذْبَحُ ثُمَّ يُقَالُ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ خُلُودٌ فَلَا مَوْتَ، وَيَا أَهْلَ النَّارِ خُلُودٌ فَلَا مَوْتَ
“"Ölüm, alacalı bir koç şeklinde getirilir ve (cennetle cehennem arasında) kesilir. Sonra denilir ki: 'Ey cennet ehli! Artık ebediyet var, ölüm yok! Ey ateş ehli! Artık ebediyet var, ölüm yok!'" (Buhârî, Tefsir, 19)”
Nüzul Sebebi: Mahşer meydanında hayvanların toprak edildiğini gören kafirlerin, o dehşetli azabı tatmamak için yok olmayı arzulayacaklarını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Yok olmak bile bir nimettir ama o gün yokluk yoktur!" Ölümün öldürüldüğü o gün, pişmanlık bir balyoz gibi tepene inecek. "İdrak etmez misin?" Bugün "toprak" gibi mütevazı olmayan başlar, yarın toprak olmayı yalvararak isteyecek!
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz.) bir kuşu gördüğünde; "Keşke senin gibi bir kuş olsaydım, hesaba çekilmeseydim ve toprak olsaydım" diyerek ağlardı.
Kıssadan Hisse: Toprak olmayı dilemeden önce, alnını toprağa (secdeye) koy!
9. Ayet
كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَۜ
“"Onların derileri piştikçe (eridikçe), azabı (tüm şiddetiyle) tatsınlar diye onları başka derilerle değiştiririz!" (Nisâ, 56)”
9. Hadis
إِنَّ الْحَم۪يمَ لَيُصَبُّ عَلٰى رُؤُوسِهِمْ فَيَنْفُذُ الْحَم۪يمُ حَتّٰى يَخْلُصَ اِلٰى جَوْفِه۪
“"Başlarından aşağı kaynar su dökülür; o su vücutlarına nüfuz eder, ta ki iç organlarını eritip ayaklarından dışarı çıkana kadar!" (Tirmizî, Cehennem, 4)”
Nüzul Sebebi: "Ateş bizi bir kere yakar biter" diyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak, azabın kesintisiz ve yenilenen bir dehşet olduğunu tescil için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Bitmeyen bir eriyiş, dinmeyen bir acı!" Derin yanıyor, Allah yeniden yaratıyor; organların eriyor, Allah yeniden inşa ediyor. "İdrak etmez misin?" Bu bir döngüdür; kaçış yok, alışmak yok, uyuşmak yok! Her an taze bir acı!
Sahabe Kıssası: Hz. Hasan (Hz.) bu ayeti okuduğunda; "Bir günde o deri yetmiş bin defa pişer ve yenilenir" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Bedeni haramla besleyen, ateşle yenilenen bir acıya mahkumdur!
10. Ayet
وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَۜ قَالَ اِنَّكُمْ مَاكِثُونَ
“"Onlar (cehennem bekçisine): 'Ey Mâlik! Rabbin artık işimizi bitirsin (bizi öldürsün)!' diye feryat ederler. Mâlik de: 'Siz burada (ebediyen) kalıcısınız!' der." (Zuhruf, 77)”
10. Hadis
لَوْ أَنَّ دَمْعَةً مِنْ دُمُوعِ أَهْلِ النَّارِ وَقَعَتْ عَلٰى أَهْلِ الْأَرْضِ لَأَمَرَّتْ عَلَيْهِمْ مَع۪يشَتَهُمْ
“"Eğer cehennem ehlinin gözyaşlarından bir damla yeryüzüne düşseydi, bütün insanların hayatını zehir ederdi!" (Hâkim, el-Müstedrek, 4/646)”
Nüzul Sebebi: Azabın şiddetinden dolayı "ölüm"ün bir kurtuluş kapısı olarak görüleceğini ama o kapının ebediyen kilitlendiğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Ölümün bir rahmet olduğu tek yer dünyadır!" Orada ölümü özleyeceksin ama ölüm seni terk edecek. "İdrak etmez misin?" Mâlik’in o soğuk ve sert cevabı, ateşten daha çok yakacak yüreğini!
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Abbas (Hz.) "Cehennem ehli bin yıl bağırır, Mâlik ancak bin yıl sonra bu cevabı verir" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Bugün öldürmediğin günahın, yarın seni ebedi bir ölüme hapseder!
11. Ayet
رَبَّنَآ اَخْرِجْنَا مِنْهَا فَاِنْ عُدْنَا فَاِنَّا ظَالِمُونَ
“"Rabbimiz! Bizi buradan çıkar; eğer bir daha (günaha) dönersek, şüphesiz biz zalimiz!" (Mü'minûn, 107)”
11. Hadis
اِنَّ اَهْلَ النَّارِ لَيَبْكُونَ حَتّٰى لَوْ اُجْرِيَتِ السُّفُنُ ف۪ي دُمُوعِهِمْ لَجَرَتْ
“"Cehennem ehli o kadar ağlar ki; eğer gözyaşlarında gemiler yürütülseydi, mutlaka yürürlerdi!" (Hâkim, el-Müstedrek, 4/649)”
Nüzul Sebebi: Dünyada imkan varken tövbe etmeyip, cehennemi görünce "bir şans daha" isteyenlerin beyhude çırpınışlarını haber vermek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Fırsat geçti, pazar kapandı!" Allah onlara "Yıkılın oraya, benimle konuşmayın!" diyecek. "İdrak etmez misin?" Bugün sana uzatılan tövbe elini itersen, yarın uzattığın el boşlukta kalır!
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) şöyle derdi: "Bugün amel var hesap yok, yarın hesap var amel yok!"
Kıssadan Hisse: Ateşi gördükten sonra gelen iman, sahibini kurtarmaz!
12. Ayet
وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَد۪يدٍۜ
“"Onlar için demirden gürzler (topuzlar) vardır!" (Hac, 21)”
12. Hadis
لَوْ أَنَّ مِقْمَعًا مِنْ حَد۪يدٍ وُضِعَ فِي الْأَرْضِ فَاجْتَمَعَ لَهُ الثَّقَلَانِ مَا أَقَلُّوهُ مِنَ الْأَرْضِ
“"Eğer o demir gürzlerden biri yeryüzüne konulsa, bütün insanlar ve cinler birleşse onu yerden kaldıramazdı!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/29)”
Nüzul Sebebi: Cehennemden kaçmaya çalışanların o devasa gürzlerle geri itileceğini ve azabın fiziksel bir darbe ile katlanacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kaçanı ezen ilahi adalet balyozu!" Cehennemin kenarına kadar gelip kurtulacağını sanan gafil; o gürzün darbesiyle tekrar dibe yuvarlanacaksın. "İdrak etmez misin?" O darbe kemikleri un ufak eder!
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v.) bu gürzleri anlatırken eliyle bir dağa işaret etmiş; "Bu dağa vurulsa dağ tuzla buz olurdu" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Dünyada günah topuzuna sarılan, ahirette ateşten gürzle tanışır!
13. Ayet
كُلَّمَآ اَرَادُوآ اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ اُع۪يدُوا ف۪يهَا
“"Oradaki o boğucu kederden ne zaman çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler!" (Hac, 22)”
13. Hadis
إِنَّ الْعَبْدَ لَيُجَرُّ إِلَى النَّارِ فَيُقَالُ لَهُ تَمَنَّ فَيَتَمَنَّى الْمَوْتَ
“"Kul ateşe sürüklendiğinde ona: 'Bir şey dile!' denir. O da sadece ölümü diler (ama o bile verilmez)!" (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)”
Nüzul Sebebi: Cehennemin sadece fiziksel bir ateş değil, aynı zamanda ruhu boğan ebedi bir gam ve keder yurdu olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Umutsuzluğun zirvesi!" Kapıya her yaklaştığında geri itilmek, "bitti" dediğinde yeniden başlamak "İdrak etmez misin?" Dünyadaki gam geçer ama oradaki gamın sonu yoktur!
Sahabe Kıssası: Fudayl b. İyâz (Hz.) bu ayeti okuyunca bağırmaya başlar; "Vallahi çıkış yok! Vallahi kurtuluş yok, ancak imanla var!" derdi.
Kıssadan Hisse: Cehennemden çıkış kapısı, sadece bu dünyadaki tövbe kapısıdır!
14. Ayet
سَرَاب۪يلُهُمْ مِنْ قَطِرَانٍ وَتَغْشٰى وُجُوهَهُمُ النَّارُۙ
“"Gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş bürümektedir!" (İbrâhîm, 50)”
14. Hadis
إِنَّ النَّارَ لَتَأْكُلُ كُلَّ شَيْءٍ مِنِ ابْنِ آدَمَ إِلَّا أَثَرَ السُّجُودِ
“"Ateş, insanoğlunun her yerini yer (bitirir), sadece secde izini (alındaki nuru) yiyemez!" (Buhârî, Ezân, 129)”
Nüzul Sebebi: Günahkarların kıyafetlerinin bile azap unsuru olacağını, katranın hem yakıcı hem de pis kokulu bir zırh gibi bedenlerini saracağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Katrandan elbiseler, ateşten peçeler!" Dünyada ipek ve marka peşinde koşan ama namaz kılmayan gafil; yarın o katran gömleği giydiğinde vücudun diri diri haşlanacak! "İdrak etmez misin?" Alnında secde izi yoksa, seni ateşten koruyacak tek bir hücren bile kalmayacak!
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) katran sürülmüş bir deve gördüğünde bu ayeti hatırlar ve deveyi kendi elleriyle kaşırken ağlardı.
Kıssadan Hisse: Secde nuruyla korunmayan bedeni, katran gömleği bekler!
15. Ayet
لَا يُقْضٰى عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ مِنْ عَذَابِهَاۜ
“"Haklarında hüküm verilmez ki ölsünler (kurtulsunlar); kendilerinden cehennem azabı da biraz olsun hafifletilmez!" (Fâtır, 36)”
15. Hadis
يُقَالُ لِأَهْلِ النَّارِ يَا أَهْلَ النَّارِ، خُلُودٌ لَا مَوْتَ فَيَزْدَادُونَ حُزْنًا إِلَى حُزْنِهِمْ
“"Cehennem ehline: 'Ey ateş halkı! Artık sonsuzluk var, ölüm yok!' denilince, hüzünleri kat kat artar!" (Buhârî, Rikâk, 51)”
Nüzul Sebebi: Azabın ne sonunun geleceğini ne de şiddetinin azalacağını, ebedi bir ızdırabın başladığını tescil için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Zamanın durduğu, acının ebedileştiği yer!" Bir saatlik diş ağrısına dayanamayan gafil; sonsuz bir yanışa nasıl hazırlanırsın? "İdrak etmez misin?" "Biraz ara verilsin" diyeceksin ama melekler "Daha çok tadın!" diyecekler.
Sahabe Kıssası: Selman-ı Farisi (Hz.) "Ateş ehli için asıl azap, oradan asla çıkamayacaklarını anladıkları andır" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Dünyada geçen vakit ganimettir, cehennemde geçen vakit hüsrandır!
3. ANA BÖLÜM: ATEŞİN YİYECEĞİ VE İÇECEĞİ: ZAKKUM VE İRİN!
16. Ayet
اِنَّ شَجَرَتَ الزَّقُّومِۙ طَعَامُ الْاَث۪يمِۚ
“"Şüphesiz o zakkum ağacı, günahkârların yiyeceğidir!" (Duhân, 43-44)”
16. Hadis
لَوْ اَنَّ قَطْرَةً مِنَ الزَّقُّومِ قُطِرَتْ فِي الدُّنْيَا لَاَفْسَدَتْ عَلٰى اَهْلِ الدُّنْيَا مَعَايِشَهُمْ
“"Eğer zakkumdan bir damla dünyaya damlatılsaydı, yeryüzü halkının bütün geçimini ve hayatını zehir ederdi!" (Tirmizî, Cehennem, 4)”
Nüzul Sebebi: Müşriklerin "Ateşin içinde ağaç mı biter?" diyerek alay etmeleri üzerine, cehennemin dibinden biten o dehşetli azap ağacını haber vermek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mideyi eriten dikenli azap!" Zakkum, cehennem ehlinin açlığını dindirmek için değil, azabını artırmak için yaratılmıştır. "İdrak etmez misin?" Bir damlası dünyayı yaşanmaz kılan o ağacın meyvesini, günahkar boğazına zorla indirecekler!
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz.) zakkumdan bahsedilen ayetleri duyduğunda boğazını tutar, yutkunamaz hale gelir ve "Allah'ım bu acıdan sana sığınırım" diye inlerdi.
Kıssadan Hisse: Dünyada haramı iştahla yiyen, ahirette zakkumu feryatla yutar!
17. Ayet
كَالْمُهْلِ يَغْل۪ي فِي الْبُطُونِۙ كَغَلْيِ الْحَم۪يمِۜ
“"O zakkum, erimiş maden gibidir; karınlarda kaynar suyun kaynaması gibi kaynar!" (Duhân, 45-46)”
17. Hadis
اِنَّ الطَّعَامَ يَغْل۪ي ف۪ي بَطْنِه۪ كَمَا يَغْلِي الْقِدْرُ اِذَا اشْتَدَّتْ نَارُهَا
“"O yiyecek (zakkum), ateşi iyice harlanmış kazanın kaynaması gibi karın içinde fışkırarak kaynar!" (Hâkim, el-Müstedrek, 2/516)”
Nüzul Sebebi: Cehennem ehlinin açlıktan kıvranıp bir lokma istediklerinde, kendilerine iç organlarını parçalayacak bir "yemek" verileceğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mideye dökülen kızgın lav!" Yemek dediğin mideyi yatıştırır; cehennem yemeği ise mideyi bir kazan gibi kaynatır ve delip geçer. "İdrak etmez misin?" İçindeki haram hırsı seni bitirmeden, sen o haramı terk et!
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Ömer (Hz.) bir gün sıcak bir yemek gördüğünde bu ayeti hatırlamış ve "Allah'ım içimizi yakan değil, nurunla yıkayan rızık ver" diyerek o yemeği yiyememiştir.
Kıssadan Hisse: Mideni haramla dolduran, cehennemde kaynayan maden doldurur!
18. Ayet
لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ اِلَّا مِنْ ضَر۪يعٍۙ لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْن۪ي مِنْ جُوعٍۜ
“"Onlar için acı ve dikenli bir ottan (darî') başka yiyecek yoktur. O ne besler ne de açlığı giderir!" (Ğâşiye, 6-7)”
18. Hadis
اَلضَّر۪يعُ شَيْءٌ يَكُونُ فِي النَّارِ يُشْبِهُ الشَّوْكَ اَمَرُّ مِنَ الصَّبْرِ وَاَنْتَنُ مِنَ الْج۪يفَةِ
“"Darî' (dikenli ot); cehennemde olan, dikene benzeyen, sabır otundan daha acı ve leşten daha pis kokan bir şeydir!" (Taberî, Tefsir, 24/386)”
Nüzul Sebebi: Dünyada sadece midesini ve zevkini düşünen, rızkın helal mi haram mı olduğuna bakmayan müstekbirleri uyarmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Boğaza takılan dikenli irin!" Hem acı, hem pis kokulu, hem de boğazda takılıp kalan bir azap Ne yutabilirsin ne çıkarabilirsin! "İdrak etmez misin?" O gün ölmek isteyeceksin ama ölüm seni reddedecek!
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) bir gün eline bir diken battığında; "Dünyanın küçük bir dikeni canımı bu kadar yakarken, cehennemin dikenli otuna bu beden nasıl dayanır?" diyerek ağlamıştır.
Kıssadan Hisse: Boğazından geçen haram lokma, yarın darî' dikeni olup boğar!
19. Ayet
وَيُسْقٰى مِنْ مَآءٍ صَد۪يدٍۙ يَتَجَرَّعُهُ وَلَا يَكَادُ يُس۪يغُهُ
“"Ona irinli su (sadîd) içirilir. Onu yutmaya çalışır fakat bir türlü boğazından geçiremez!" (İbrâhîm, 16-17)”
19. Hadis
يُقَرَّبُ اِلٰى ف۪يهِ فَيَكْرَهُهُ فَاِذَا اُدْنِيَ مِنْهُ شَوٰى وَجْهَهُ وَوَقَعَتْ فَرْوَةُ رَاْسِه۪
“"O irinli su ağzına yaklaştırılınca ondan tiksinir. İyice yaklaştırıldığında ise yüzünü kavurur ve kafa derisi içine düşer!" (Tirmizî, Cehennem, 4)”
Nüzul Sebebi: Dünyada her türlü içeceği israf ve haram üzere tüketenlerin, ahirette susuzluktan yanarken içecekleri tek şeyin "irin" olacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kandaki cerahat, etteki irin!" Cehennemliklerin bedenlerinden süzülen o pis koku ve su, yine onlara içecek olarak sunulacak. "İdrak etmez misin?" Susuzluktan ciğerin yanacak ama içtiğin her yudum seni içeriden yakıp bitirecek!
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) buz gibi bir su ikram edildiğinde bu ayeti hatırlamış; "İrinli su içmekten Allah'a sığınırım" diyerek suyu ağlayarak içmiştir.
Kıssadan Hisse: Dünyada harama susayan, ahirette irine mahkumdur!
20. Ayet
وَاِنْ يَسْتَغ۪يثُوا يُغَاثُوا بِمَآءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَۜ بِئْسَ الشَّرَابُۜ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا
“"Eğer su için feryat ederlerse, onlara yüzleri haşlayan, erimiş maden gibi bir su verilir. O ne kötü bir içecektir!" (Kehf, 29)”
20. Hadis
اِذَا شَرِبَهُ قَطَّعَ اَمْعَاءَهُ حَتّٰى يَخْرُجَ مِنْ دُبُرِه۪
“"O (kaynar) suyu içtiği anda, bağırsaklarını parça parça eder ve bağırsakları arkasından dışarı çıkar!" (Müslim, Cennet, 31)”
Nüzul Sebebi: Allah’ın ayetlerini ve ahireti hafife alanlara, feryatlarının sonucunun ancak daha büyük bir azap olacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Yüzleri soyan, bağırsakları boşaltan su!" Bir yudum alırsın, yüzünün derisi bardağın içine dökülür; bir yudum yutarsın, için dışına çıkar. "İdrak etmez misin?" Bu bir şaka değil, bu bir masal değil; bu, isyanın bedelidir!
Sahabe Kıssası: İbn Ömer (Hz.) bu hadisi her hatırladığında günlerce midesine ağır bir lokma indiremez, "Ateşin suyundan Allah'a sığınırım" derdi.
Kıssadan Hisse: Feryadın su ise, günahın ateştir!
21. Ayet
لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًاۙ اِلَّا حَم۪يمًا وَغَسَّاقًاۙ
“"Orada ne bir serinlik ne de (ferahlatıcı) bir içecek tadarlar! Ancak kaynar su (hamîm) ve irin (ğassâk) tadarlar!" (Nebe, 24-25)”
21. Hadis
لَوْ اَنَّ دَلْوًا مِنْ غَسَّاقٍ يُهْرَاقُ فِي الدُّنْيَا لَاَنْتَنَ اَهْلَ الدُّنْيَا
“"Eğer cehennem ehlinin irininden (ğassâk) bir kova dünyaya dökülseydi, kokusu bütün dünya halkını kokutur ve öldürürdü!" (Tirmizî, Cehennem, 5)”
Nüzul Sebebi: Dünyada "Serinleyelim, keyfimize bakalım" diyerek farzları terk edenlerin, ahirette zerre kadar serinlik bulamayacaklarını ihtar için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kokusu dünyayı öldüren içecek!" Öyle pis, öyle iğrenç ki; kokusu bile bir orduyu helak etmeye yeter. "İdrak etmez misin?" O iğrençliğe dudak uzatmak zorunda kalacaksın!
Sahabe Kıssası: Selman-ı Farisi (Hz.) cehennemin kokusundan bahsederken; "Mümin dünyada o kokuyu duysaydı, yaşama sevincini ebediyen kaybederdi" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Dünyada haramın kokusuna koşan, ahirette irinin kokusunda boğulur!
22. Ayet
وَسُقُوا مَاءً حَم۪يمًا فَقَطَّعَ اَمْعَاءَهُمْ
“"Onlara kaynar su içirilir de, o su onların bağırsaklarını parça parça eder!" (Muhammed, 15)”
22. Hadis
يُصَبُّ عَلٰى رُؤُوسِهِمُ الْحَم۪يمُ فَيَنْفُذُ حَتّٰى يَخْلُصَ اِلٰى جَوْفِه۪ فَيَسْلُتَ مَا ف۪ي جَوْفِه۪
“"Başlarından aşağı kaynar su dökülür; o su vücudun içine nüfuz eder ve içindekileri eritip ayaklarından çıkarır!" (Tirmizî, Cehennem, 4)”
Nüzul Sebebi: Müttakilere vadedilen cennet şerbetleriyle, kafirlere vadedilen bu dehşetli "hamîm" arasındaki uçurumu göstermek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "İçten dışa tam bir eriyiş!" Sadece içmek yetmez, tepeden aşağı dökülen o su seni bir mumu eritir gibi eritir. "İdrak etmez misin?" Bedenin bir posa gibi kalana kadar bu azap sürecek!
Sahabe Kıssası: İbn Mes'ud (Hz.) bu ayeti okuduğunda dizlerinin bağı çözülür; "Rabbim, senin azabın ne çetindir!" diye feryat ederdi.
Kıssadan Hisse: Bedenin kıymetini biliyorsan, onu ateşten sakın!
23. Ayet
وَمِنْ وَرَآئِه۪ جَهَنَّمُ وَيُسْقٰى مِنْ مَآءٍ صَد۪يدٍۙ
“"Ardından da cehennem vardır ve ona irinli su içirilecektir!" (İbrâhîm, 16)”
23. Hadis
اِنَّهُ لَيُسْحَبُ ف۪ي النَّارِ عَلٰى وَجْهِه۪ ثُمَّ يُصَبُّ الْحَم۪يمُ عَلٰى رَاْسِه۪
“"O kişi yüzüstü ateşte sürüklenir, sonra başından aşağı o kaynar su dökülür!" (Müslim, Cennet, 31)”
Nüzul Sebebi: Dünyada kibirle yürüyen, burnu havada gezenlerin, ahirette yüzüstü sürüklenip irinle "ikram" göreceklerini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kibrin sonu: Yüzüstü sürükleniş!" Dünyada kimseyi beğenmeyen, hakkı duymayan kulaklar; orada irinli suların homurtusunu duyacak. "İdrak etmez misin?" Şeref istiyorsan Allah'a kul ol, yoksa sonun irin ve ateşten başka bir şey değildir!
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) halife olduğu halde bir gün sırtında su taşırken görüldü. Sebebi sorulunca: "Nefsim biraz kibirlenir gibi oldu, onu bu suyla terbiye ediyorum ki yarın cehennemin suyunu içmeyeyim" buyurdu.
Kıssadan Hisse: Nefsini bugün terbiye etmeyen, yarın ateşle terbiye olur!
4. ANA BÖLÜM: EBEDİ FERYAT: MALİK'E YALVARIŞ VE SON DURAK!
24. Ayet
وَقَالَ الَّذ۪ينَ ف۪ي النَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ادْعُوا رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْمًا مِنَ الْعَذَابِ
“"Ateştekiler cehennem bekçilerine: 'Rabbinize dua edin de hiç olmazsa bir gün azabımızı hafifletsin!' derler." (Mü'min, 49)”
24. Hadis
اِنَّ اَهْلَ النَّارِ لَيَدْعُونَ مَالِكًا فَلَا يُج۪يبُهُمْ اَرْبَع۪ينَ عَامًا
“"Cehennem ehli Mâlik'e (bekçiye) seslenirler de Mâlik onlara kırk yıl boyunca cevap vermez!" (Kurtubî, el-Câmi', 16/114)”
Nüzul Sebebi: Dünyada Allah’ın rahmet kapısını çalmayan, "bir gün olsun" secdede gözyaşı dökmeyenlerin, ahirette "bir gün" mola için yalvaracaklarını ihtar için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Bir günlük mola bile haram!" Binlerce yıl geçmiş, deri yanmış, kemik erimiş Sadece "bir gün" ara istiyorlar. "İdrak etmez misin?" Dünyada koca bir ömür mola verdin, namazı tatil ettin, haramı mesai bildin! Şimdi o bir günü çok görecekler sana!
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer (Hz.) bu ayeti okuyunca; "Dua kapısı dünyada açıktır, orada sadece feryat kapısı vardır!" diyerek sabahlara kadar ağlardı.
Kıssadan Hisse: Dünyada "bir vakit" namaza vakit bulamayan, orada "bir gün" mola bulamaz!
25. Ayet
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ
“"(Onlara sorulur: Sizi Sakar’a (cehenneme) ne sürükledi?) Derler ki: 'Biz namaz kılanlardan değildik!'" (Müddessir, 42-43)”
25. Hadis
اَلْعَهْدُ الَّذ۪ي بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمُ الصَّلَاةُ فَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ كَفَرَ
“"Bizimle onlar (kafirler) arasındaki fark namazdır; kim onu terk ederse (küfür vadisine) düşer!" (Tirmizî, İman, 9)”
Nüzul Sebebi: Cehenneme girişin ilk ve en büyük sebebinin namazsızlık olduğunu, kulun Allah ile bağını kopardığında ateşle bağ kuracağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Namaz kılmayan ateşin komşusudur!" "Hocam kalbim temiz" diyen gafil! Cehennemin kapısında kalbinin temizliğine değil, alnındaki secde izine bakacaklar. "İdrak etmez misin?" Secdesiz başın son durağı Sakar çukurudur!
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) hançerlendiğinde kanlar içindeyken; "Namazı terk edenin İslam'da nasibi yoktur!" diyerek son namazını eda etmiştir.
Kıssadan Hisse: Alnını secdeye koymayan, bedenini ateşe koyar!
26. Ayet
وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ اَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا ف۪يٓ اَصْحَابِ السَّع۪يرِ
“"Ve derler ki: 'Eğer (uyarılara) kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateşin halkı arasında olmazdık!'" (Mülk, 10)”
26. Hadis
إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ لِأَهْوَنِ أَهْلِ النَّارِ عَذَابًا لَوْ أَنَّ لَكَ مَا فِي الْأَرْضِ مِنْ شَيْءٍ أَكُنْتَ تَفْتَدِي بِهِ؟ فَيَقُولُ نَعَمْ
“"Allah azabı en hafif olana: 'Dünya senin olsa kurtulmak için verir miydin?' diye sorar. O da: 'Evet!' der." (Buhârî, Rikâk, 51)”
Nüzul Sebebi: Dünyada aklını sadece paraya, makama ve harama çalıştıranların; ahirette bu aklın kendilerine hüsran getirdiğini itiraf edeceklerini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Geç gelen aklın faydası yoktur!" Dünyada "Hocalar ne anlatıyor?" diye alay edenler, orada "Keşke dinleseydik" diyecekler. "İdrak etmez misin?" Bütün dünyayı versen o ateşten bir saniye kurtulamazsın!
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) şöyle derdi: "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar. Ama o uyanışın tövbeye faydası yoktur."
Kıssadan Hisse: Aklını cehennemden kaçmak için kullanmayan, ateşin odunudur!
27. Ayet
قَالَ اخْسَؤُا ف۪يهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
“"(Allah onlara:) 'Yıkılın oraya (yerin dibine geçin)! Benimle konuşmayın!' buyurur." (Mü'minûn, 108)”
27. Hadis
فَيَسْكُتُونَ فَلَا يَنْطِقُونَ بِكَلِمَةٍ بَعْدَهَا اِلَّا الزَّف۪يرَ وَالشَّه۪يقَ
“"Bu sözden sonra artık bir daha konuşamazlar; sadece hırıltı ve iç çekme sesleri duyulur!" (İbn Kesîr, Tefsir, 3/258)”
Nüzul Sebebi: Cehennem ehlinin son ümidinin de kesileceğini, Allah tarafından terk edilmenin ateşten daha büyük bir azap olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Allah'ın terk ettiği ruhun kurtuluşu yoktur!" Allah "Konuşmayın" dediği an, ebedi sessizlik başlar. "İdrak etmez misin?" Rabbini dünyada unutanı, Rabbi de cehennemde unutur!
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Amr (Hz.) "Cehennem ehli için en ağır söz budur; bu sözden sonra ümitler ebediyen ölür" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Allah ile bağını dünyada koparan, mahşerde dilsiz kalır!
28. Ayet
وَنَادٰىٓ اَصْحَابُ النَّارِ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ اَف۪يضُوا عَلَيْنَا مِنَ الْمَآءِ اَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۜ
“"Ateş ehli, cennet ehline: 'Bize biraz su dökün veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin!' diye seslenirler." (A'râf, 50)”
28. Hadis
إِنَّ الْجُوعَ لَيُلْقٰى عَلٰى أَهْلِ النَّارِ فَيَعْدِلُ مَا هُمْ فِيهِ مِنَ الْعَذَابِ
“"Cehennem ehline öyle bir açlık verilir ki; o açlık çektikleri azaba denk olur!" (Tirmizî, Cehennem, 10)”
Nüzul Sebebi: Dünyada müminleri hor gören, onlara bir lokma ekmeği çok görenlerin; ahirette müminlerin eline bakacaklarını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Susuzluktan yanan ciğerlerin feryadı!" Cennettekiler "Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır" diyecekler. "İdrak etmez misin?" Dünyada haram sularla serinleyen, orada cennetin bir damla suyuna hasret kalacak!
Sahabe Kıssası: Hz. Hasan (Hz.) bir yudum su içtiğinde; "Cehennem ehlinin bu suyu isteyip de bulamayacağını hatırladım" diyerek ağlamıştır.
Kıssadan Hisse: Bugün Allah’ın rızkına şükretmeyen, yarın o rızka muhtaç olur!
29. Ayet
اِنَّ الْمُجْرِم۪ينَ ف۪ي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ ف۪يهِ مُبْلِسُونَ
“"Şüphesiz suçlular cehennem azabında ebedi kalacaklardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlar orada tamamen ümitsizdirler!" (Zuhruf, 74-75)”
29. Hadis
اِنَّ اَهْلَ النَّارِ لَيَبْكُونَ حَتّٰى تَنْقَطِعَ الدُّمُوعُ ثُمَّ يَبْكُونَ الدَّمَ
“"Cehennem ehli gözyaşı tükenene kadar ağlar, sonra kan ağlamaya başlarlar!" (İbn Mâce, Zühd, 38)”
Nüzul Sebebi: Azabın sadece bir süre için olmadığını, "Girer çıkarım" diyenlerin büyük bir yanılgı içinde olduğunu tescil için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Gözyaşının kan olduğu yer!" Pişmanlık öyle bir noktaya gelir ki; gözlerden yaş yerine kan boşanır. "İdrak etmez misin?" O kanlı yaşlar seni kurtarmaz. Tövbe bugün, şu an, bu kapıdan çıkmadan evveldir!
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) "Eğer bir kişi hariç herkes cennete girecek deseler, o ben miyim diye korkarım" diyerek bu ebedi azaptan sakınırdı.
Kıssadan Hisse: Ümit dünyada, mühür ahirettedir!
30. Ayet
وَمَا هُمْ بِخَارِج۪ينَ مِنَ النَّارِ
“"Onlar o ateşten çıkacak da değillerdir!" (Bakara, 167)”
30. Hadis
لَوْ ق۪يلَ لِأَهْلِ النَّارِ إِنَّكُمْ مَاكِثُونَ فِي النَّارِ عَدَدَ كُلِّ حَصَاةٍ فِي الدُّنْيَا لَفَرِحُوا
“"Eğer cehennem ehline: 'Dünyadaki taşlar sayısı kadar orada kalacaksınız' denilseydi, sevinçten uçarlarmış (çünkü sonunda çıkış umudu olurdu)!" (Müstedrek, 4/644)”
Nüzul Sebebi: Kalbinde zerre iman olmayan ve kibrini bırakmayanlar için çıkış kapısının ebediyen kapandığını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Umutsuzluğun zindanı!" Sayılar biter, taşlar biter, kumlar biter ama cehennem bitmez! "İdrak etmez misin?" Sonsuzluk ne demek anlayabiliyor musun? Geri dönüşü olmayan o korkunç yolculuk başlamadan geri dön!
Sahabe Kıssası: Selman-ı Farisi (Hz.) bu ayeti duyunca "Eyvah nefsim! Eyvah başıma gelenler!" diyerek çöle kaçmış, üç gün bulunamamıştır.
Kıssadan Hisse: Ateşten çıkış yok; girmemeye bak!
31. Ayet (MÜHÜR)
فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَابًا
“"(Allah buyurur:) 'Tadın artık! Bundan sonra size azaptan başka bir şey artırmayacağız!'" (Nebe, 30)”
31. Hadis (MÜHÜR)
أَشَدُّ آيَةٍ عَلٰى أَهْلِ النَّارِ هٰذِهِ الْآيَةُ
“"Cehennem ehli için Kur'an'da bu ayetten (Nebe 30) daha ağır ve şiddetli bir ayet yoktur!" (Taberî, Tefsir)”
Nüzul Sebebi: Azabın her an katlanarak artacağını, zerre kadar bir azalma umudunun kalmadığını mühürlemek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Azabın katlanarak artışı!" Her saniye bir öncekini aratacak. "İdrak etmez misin?" Gittikçe ağırlaşan bir yük, gittikçe harlanan bir ateş! Allah’ın "Artıracağız" dediği azabın dehşetini hayal edebilir misin?
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Amr (Hz.) "Cehennem ehli her feryat ettiğinde bu ayetle cevap alırlar ve umutları bin parçaya bölünür" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Azap artmadan, tövbeyi artır!
5. ANA BÖLÜM: MUHTEŞEM VE KORKUTUCU FİNAL MÜHRÜ!
32. Ayet
وَنَادٰىٓ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ اَنْ قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّاۜ قَالُوا نَعَمْۚ
“"Cennet ehli ateş ehline: 'Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk; siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçek buldunuz mu?' diye seslenirler. Onlar: 'Evet!' derler." (A'râf, 44)”
32. Hadis
اَلنَّارُ حَقٌّ وَالْجَنَّةُ حَقٌّ
“"Ateş haktır (gerçektir), cennet haktır!" (Buhârî, Teheccüd, 1)”
Nüzul Sebebi: Ahireti bir masal sananların, hakikatle yüzleştiklerinde kaçacak yerleri kalmadığını tescil için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Masal bitti, hakikat başladı!" Dünyada "Hele bir ölelim de görürüz" diyen gafil! İşte gördün! Allah’ın "yakacak" dediği ateş, kemiklerini eritiyor. "İdrak etmez misin?" O günkü "Evet" itirafı seni kurtarmaz!
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bu ayeti okuyunca ağlar ve "Rabbim, bize vadettiğin cenneti hak kıl, ateşten bizi koru" derdi.
Kıssadan Hisse: Hakikati görmeden inanmayan, ateşi görünce pişman olur!
33. Ayet
لَا يَصْلٰيهَآ اِلَّا الْاَشْقَىۙ اَلَّذ۪ي كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۜ
“"O ateşe, ancak (hakkı) yalanlayan ve (imandan) yüz çeviren en bahtsız (şaki) kimse girer!" (Leyl, 15-16)”
33. Hadis
كُلُّ أُمَّتِي يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ إِلَّا مَنْ أَبَى
“"Ümmetimin tamamı cennete girer, ancak 'istemeyenler' hariç!" (Buhârî, İtisam, 2)”
Nüzul Sebebi: Cehenneme girişin bir nasipsizlik değil, kulun kendi tercihi olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kendi eliyle ateşe yürüyen gafil!" Peygamber (S.a.v.) "gel" diyor, sen "yok" diyorsun. Bu, ateşi kendi rızanla seçmektir. "İdrak etmez misin?" Kimse seni zorla yakmıyor, sen günahınla odununu taşıyorsun!
Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram (Hz.) "Kim cenneti istemez ki ey Allah'ın Resulü?" deyince; Efendimiz "Bana isyan eden istememiş demektir" buyurdu.
Kıssadan Hisse: İstemeyene zorla hidayet yoktur, ateş ise davetsiz gelmez!
34. Ayet
يَوْمَ يُدَعُّونَ اِلٰى نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّاۜ
“"O gün onlar, cehennem ateşine itildikçe itilirler!" (Tûr, 13)”
34. Hadis
يُحْشَرُ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى ثَلَاثِ طَرَائِقَ وَصِنْفٌ عَلَى وُجُوهِهِمْ
“"İnsanlar mahşerde üç sınıftır; bir sınıf da vardır ki yüzüstü sürüklenerek (ateşe) götürülürler!" (Müslim, Cennet, 59)”
Nüzul Sebebi: Dünyada kibirle yürüyenlerin, ahirette melekler tarafından itilip kakılarak en aşağılık şekilde ateşe atılacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Yüzüstü sürüklenen kibir abideleri!" Dünyada burnu yere düşse almayanlar, mahşerde yüzlerini yerlerde sürüklenirken bulacaklar. "İdrak etmez misin?" Meleklerin o sert itişine hangi bedenin dayanır?
Sahabe Kıssası: Ebu Cehil'in mahşerde yüzüstü sürükleneceğini duyan müminler, bu ayetle teselli bulmuşlardır.
Kıssadan Hisse: Dünyada tevazu ile eğilmeyen baş, ahirette zilletle sürüklenir!
35. Ayet
فَاِنَّ لَهُ جَهَنَّمَ لَا يَمُوتُ ف۪يهَا وَلَا يَحْيٰى
“"Şüphesiz onun için cehennem vardır; orada ne ölür (kurtulur) ne de (insanca) yaşar!" (Tâhâ, 74)”
35. Hadis
إِنَّ الْمَوْتَ يُذْبَحُ بَيْنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ
“"Ölüm (bir koç suretinde) cennetle cehennem arasında kesilir ve 'Artık ebediyet var!' denilir." (Buhârî, Rikâk, 51)”
Nüzul Sebebi: Azabın bitmesini umanların ümitlerini kesmek, ebedi bir ızdırabın başladığını mühürlemek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Araf’ta kalmak değil, ateşin içinde yok olamamaktır!" Ne can verebiliyorsun ne de nefes alabiliyorsun. Acı her saniye taze, ölüm ise ebediyen yasak! "İdrak etmez misin?" Yok olmak bile bir rahmetken, o rahmetten mahrumsun!
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) "En büyük azap, azabın hiç bitmeyeceğini bilmektir" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Ölümün bittiği yerde, acı ebedileşir!
36. Ayet
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُوآ اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَارًا
“"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (yakıtı insanlar ve taşlar olan) o ateşten koruyun!" (Tahrîm, 6)”
36. Hadis
كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْؤُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ
“"Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden (ailenizden) sorumlusunuz!" (Buhârî, Cum'a, 11)”
Nüzul Sebebi: Kişinin sadece kendini değil, evladını ve eşini de cehennemden sakındırmakla mükellef olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Evladını ateşe odun etme!" Çocuğunun dünyası için çırpınıyorsun da, ahireti için neden bir damla gözyaşı dökmüyorsun? "İdrak etmez misin?" Yarın evladın yakana yapışıp "Neden beni uyarmadın?" dediğinde ne cevap vereceksin?
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bu ayet inince; "Ya Resulullah! Nefsimizi koruruz ama ailemizi nasıl koruyacağız?" diye sormuş, Efendimiz "Allah'ın yasakladığını onlara yasaklar, emrettiğini emredersin" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Aileni ateşe karşı sigortalamanın yolu İslam'dır!
37. Ayet
وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَۜ
“"Onlar: 'Ey Mâlik! Rabbin artık işimizi bitirsin (bizi öldürsün)!' diye feryat ederler." (Zuhruf, 77)”
37. Hadis
إِنَّ الْكَافِرَ لَيَعْظُمُ حَتّٰى يَكُونَ ضِرْسُهُ مِثْلَ أُحُدٍ
“"Kafirin (ateşteki) azabı artsın diye tek bir azı dişi Uhud dağı kadar büyütülür!" (Müslim, Cennet, 44)”
Nüzul Sebebi: Cehennem bekçisi Mâlik'in sertliğini ve azabın kulun her zerresine yayılacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Uhud dağı kadar bir diş, dağlar kadar bir beden ve hepsi ateş içinde!" Allah bedeni neden büyütüyor? Azabı daha çok tatsın diye! "İdrak etmez misin?" Tek bir dişin bu kadar acırken, dağ gibi bedenin o ateşte nasıl yanar?
Sahabe Kıssası: İbn Ömer (Hz.) bu hadisi duyunca vücuduna bakar ve "Bu et ve kemik o azaba nasıl dayanır?" diye ağlardı.
Kıssadan Hisse: Bedene değil, ruhuna ve ameline yatırım yap!
38. Ayet
هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ
“"İşte bu, dünyada size vadedilen (ama inanmadığınız) cehennemdir!" (Yâsîn, 63)”
38. Hadis
لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا
“"Eğer benim bildiklerimi (cehennemi) bilseydiniz, az güler çok ağlardınız!" (Buhârî, Küsûf, 2)”
Nüzul Sebebi: Mahşer halkına cehennem gösterildiğinde, dünyadaki uyarılara kulak tıkamanın bedelini hatırlatmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "İşte o gün, bu gündür!" Hocalar anlattı dinlemedin, ayet geldi bakmadın. "İdrak etmez misin?" Şimdi karşında homurdayan canavar "Ben gerçeğim" diyor!
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v.) bu sözü söyleyince sahabe başlarını öne eğmiş ve hıçkıra hıçkıra ağlamışlardır.
Kıssadan Hisse: Gülüşlerini dünyada azaltmayanlar, ahirette feryatlarını durduramazlar!
39. Ayet
اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ
“"İnkar etmenizden dolayı bugün girin oraya (yanın orada)!" (Yâsîn, 64)”
39. Hadis
النَّارُ مَحْفُوفَةٌ بِالشَّهَوَاتِ
“"Cehennem, (nefse hoş gelen) şehvetlerle çevrilmiştir!" (Buhârî, Rikâk, 28)”
Nüzul Sebebi: Ateşin yolunun nefsin arzularından, haram zevklerden geçtiğini; bu yolu seçenin sonunun o ateş olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Zevklerin sonu, ebedi yanıştır!" Sana hoş gelen o haramlar, aslında cehennemin perdeleridir. "İdrak etmez misin?" Perdeyi araladığında arkasında ateş seni bekliyor!
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz.) haram bir lokma yediğini fark edince boğazına parmağını sokup kusmuş; "Bir lokma zevk için cehennem ateşine dayanamam!" demiştir.
Kıssadan Hisse: Nefsinin her istediğini yapmak, ateşin odununu toplamaktır!
40. Ayet (NİHAİ MÜHÜR)
وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَآ اَبَدًاۜ
“"Kim Allah’a ve Resulü’ne isyan ederse, şüphesiz ona içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır!" (Cin, 23)”
40. Hadis (NİHAİ MÜHÜR)
اَللَّهُمَّ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
“"Allah'ım, bizi ateşten koru!" (Müslim, Zikir, 1)”
Nüzul Sebebi: Kurtuluşun ancak ve ancak Allah ve Resulü’ne (S.a.v.) tam teslimiyetle mümkün olduğunu, isyanın sonunun ebedi hüsran olduğunu mühürlemek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Son durak, ebedi mühür!" Artık söz bitti. Ya itaat eder cennete yürürsün ya isyan eder ebedi ateşe sürüklenirsin. "İdrak etmez misin?" Bu bir tercih meselesidir!
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v.) her namazın ardından üç kez "Allahümme ecirnâ minen nâr" diye dua ederdi.
Kıssadan Hisse: Allah'tan kaçan, ateşe yakalanır!
EBEDİ HASRETİN VE ATEŞİN MÜHRÜ: SON UYARI!
DEĞERLİ MÜMİNLER, AZİZ KARDEŞLERİM!
İşte geldik yolun bittiği, mazeretlerin yerin dibine geçtiği o dehşetli eşiğe! Unutmayın ki; bugün "nasıl olsa gencim" diyerek ertelediğin tövbe, yarın cehennemin dibinde "Keşke toprak olsaydım!" diye atan o sessiz çığlığın tohumudur! Bugün burada kulak verdiğimiz bu 40 ayet ve hadis-i şerif; yarın mahşer meydanında ya seni o alevli kuyudan çekip alan bir kurtuluş ipi, ya da boynuna dolanan ateşten bir zincir olacaktır!
"EY GAFİL! ŞİMDİ BU MÜBAREK KAPIDAN DIŞARI ADIM ATARKEN ŞU HAKİKATİ KAFANA KAZI: 'ŞU PARMAĞIM BİR ÇAKMAK ALEVİNE BEŞ SANİYE DAYANAMAZKEN, BEN YARIN YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN O DEVASA FIRINDA NASIL DURACAĞIM?'" Eğer o ateşin yakıtı olmaya razı değilsen; gelin bugün, şu kutsal saatte nefsimize vurduğumuz o kirli isyan zincirlerini parçalayalım! Kalbimize Allah korkusunu, gözümüze tövbe yaşını, ruhumuza secde nurunu bir mühür gibi kazıyalım!
"ŞUNU İYİ BİLİN Kİ; CEHENNEM, BUGÜN İŞLEDİĞİNE 'KÜÇÜK' DEDİĞİN GÜNAHLARIN HASADIDIR! ORADA NE ÖLÜM VARDIR KURTULASIN, NE DE HAYAT VARDIR NEFES ALASIN!" Düşün bir kere; alnı secde nuruyla yıkanması gereken o bedenin, yarın cehennemin zakkumuyla ve iriniyle beslenmesine nasıl müsaade edersin? Mâlik’in o soğuk ve merhametsiz "Yıkılın oraya!" nidasını duyduğunda, geri dönecek bir saniyen bile olmayacak!
"EY ALLAH’IN KULU! İDRAK ET! BUGÜN ALLAH’IN DAVETİNE SIRTINI DÖNEN O BEDENİNİN, YARIN CEHENNEMİN HOMURTUSU İÇİNDE ERİMESİNE DAYANABİLECEK MİSİN?" Eğer o gün ebedi hüsrana uğramak istemiyorsan, bugün sıddîkların ve korkanların safına geç! Ya gözyaşınla o ateşi dünyada söndürür cennete yürürsün, ya da günahınla o ateşi besler kendi ebedi karanlığını kendin hazırlarsın! Karar senin, mühür senin, hesap ise sadece Kahhâr olan Allah’ındır!
MEHMET ERÇELİK
