Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Cehenneme Sürükleyen Büyük Günahlar

İsmail Sezkin

CEHENNEME SÜRÜKLEYEN BÜYÜK GÜNAHLAR


Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah bizi akılla donatmış… Ama bu aklı Kur'an ve sünnetin emrinde kullanmak gerekiyor… Yani temel ölçümüz Kur’an ve Peygamberimizin sünneti olacak…

Bizim ahirette kendimizi ebedi olarak kurtarabilmemiz için, Kur’an’ın emrine vermiş olduğumuz akılla, dünyamızı mamur etmemiz gerekiyor…

Dünyamızı Kur’an’a göre mamur ettiğimiz zaman, ahiretimiz Cennet olur… Aklı Kur’an’ın emrine verdiğimiz zaman, şu dünyada da refah bir hayat yaşarız…

Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah nimetler verir Ama ayet-i kerimelerin ifadesiyle;

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِى الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ

Malın-mülkün, servetin, her şeyin esas sahibi Allah'tır…”(AL-İ İMRAN;26) Malı-mülkü kazanırken helal yollardan kazanmamız, harcarken de helal yerlere harcamamız gerekiyor…

Nimetleri veren Cenab-ı Allah, verdiği gibi geri almayı da bilir… Verdiği zaman şükreden kul, aldığı zaman da sabredecek… Helal dairesinin sınırları dışına çıkmayacak… Varlık anında hırs yapmayacak… Darlık anında isyana düşmeyecek…

Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Allah bu dünyayı da, bizi de boşuna yaratmadı… Kendisine iyi bir kul olalım, ibadet edelim, kulluk bilinciyle yaşayalım diye yarattı… O halde bunun bir karşılığının olması lazım… Onun için; dünyada yaşanılanların hesabının verileceği bir âlem var… Bizler

وَ اْلبَعْثُ بَعْدَ اْلمَوْتِ حَقٌّ

““Ölümden sonra dirilmek haktır” diyoruz… Buna inanıyor, iman ediyoruz…”

Dünyada yapılan kulluğa karşılık Cennet var… Bu dünyada yapılan kötülüklere karşılık da Cehennem var… İkisi de boşuna yaratılmadı…

Dünyadaki halimize göre, ya cennete gideceğiz, ya da Allah muhafaza, cehenneme gideceğiz… Yani Cennet de hak, cehennem de hak…

Biz beşeriz… Beşer şaşar, Allah şaşmaz… Hatamız, kusurumuz, ayıbımız, noksanımız olabilir… Bu normal… Önemli olan hatada ısrar etmemek… Sürekli tövbe hali üzere olmak… Küçük günahlar bile olsa hatada ısrar etmek, Allah muhafaza, insanın hem dünyasını, hem de ahiretini perişan eder… Hatada ısrar etmek insanı cehenneme sürükler…

Değerli Mü’minler!.. Cennet hak dedik… Cehennem de hak dedik… Cehenneme iki çeşit insan gidecek… Bir; hakkı inkâr edip, hakikate tabi olmayıp, gönderilen vahyi, iman edilmesi gereken temel esaslardan birini ve ya hepsini kabul etmeyen kişi… Gerçekten inkârcı… Hakkı ve hakikati inkâr ediyor… Vahyi inkâr ediyor… Kitabı, Peygamberi ve iman edilmesi gerekenlerden herhangi bir tanesini inkâr ediyor… Çünkü iman bir bütündür, parçalanamaz… Yani bir kısmına iman ederim… Ama öbür kısmına iman etmem… Namaz tamam… Oruç tamam… Ama zekâtı kabul etmiyorum… Allah muhafaza; o kabul etmeme küfürdür işte… Bunlar ebedi cehennemde kalacak…

İki; iman edilmesi gerekenlere iman ettiği halde… Namazı, orucu, haccı, zekâtı… Hepsini kabul ediyor… Ama tembelliğinden ve gafletinden dolayı bazı ibadetleri, bazı kulluk vazifelerini yerine getirmiyor… Hataen ve ya bilerek yapılan bir kısım eksiklikler, yanlışlıklar neticesinde azap ve ya ceza görecek… Bu da Cenab-ı Allah'ın adaletinin tecellisi gereği; herkesin yaptığı hata, kusur, günahın bedelini ödemek için, cehennemde azap görmeleri gerekir… Ama bunları Cenab-ı Allah dilerse karşılıksız affedip cennetine gönderebilir… Bu lütuftur Ama adaleti gereği dilerse hak ettiğimiz kadar ceza verir… Azap eder… Ama “Men kâle Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resulullah…” “Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resulullah diyen cennete girecektir” diyor Peygamberimiz…

Değerli Mü’minler!.. İman eden insanı cehenneme sürükleyen ameller var… Bunlar manevi hastalıklardır Manevi hastalıklardan en büyüğü olan küfür hastalığının çaresi imandır…

Bir de iman ettikten sonraki manevi hastalıklar var… Bunların çaresi de tövbedir… Mesela kibir… Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim'de, Peygamberimiz hadis-i şeriflerinde kibirden uzak bir hayat yaşamamız gerektiğini bizlere tavsiye ediyor…

وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا

““Gurura, kibre kapılarak insanlara burun kıvırma… İnsanları beğenmemezlik etme…”(LOKMAN;18)”

Hepimiz topraktanız… Bizi birbirimize üstün kılacak olan tek şey, takvadır… Takva dışında üstünlük sebebi yoktur… Takvanın ölçüsünü, derecesini de sadece Cenab-ı Allah bilir…

Dolayısıyla mü’min bir kul;

وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا

Yeryüzünde kibirlenerek gururlanarak yürümez… Kendisinde olup da, başkalarında olmayan bir nimetten dolayı başkalarını hakir göremez, küçümseyemez…

وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا

ortalıkta çalım satarak yürümez…

اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

““Gurura kapılan, kendini beğenen, çalım satarak yürüyen… Kendisinde olup başkasında olmayan nimetten dolayı başkasını hakir gören kişileri Allah sevmez…”(LOKMAN;18)”

Bu bir azap meselesidir… Bu cezayı gerektirir… Kibir en büyük cezayı gerektiren manevi hastalıktır…

فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّرٖينَ

“Dünyadayken ululuk taslamış… Kibir taslamış… Büyüklük taslamış… Başkalarını hakir görmüş… Küçük görmüş kişilere…””

قٖيلَ ادْخُلُوا اَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِدٖينَ فٖيهَا

““Ebedi olarak cehennemin kapılarından içeri girin denilecek…”(ZUMER;72)”

تِلْكَ الدَّارُ الْاٰخِرَةُ

““İşte ahiret yurdu…””

نَجْعَلُهَا لِلَّذٖينَ لَا يُرٖيدُونَ عُلُوًّا فِى الْاَرْضِ وَلَا فَسَادًا

“Cenab-ı Allah “Yeryüzünde kibir taslamayan, büyüklük taslamayan, insanları hakir görmeyen, kibrinden dolayı kendini ön plana çıkarmayan insanlar için o ahiret yurdunun cennetini ve cennet nimetlerini hazırlamış…””

Evet; Değerli Kardeşlerim!.. Manevi hastalıklardan bir diğeri de;

اَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلٰى مَا اٰتٰیهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖ

““Yoksa onlar Allah'ın lütfundan verdiği şeylerden dolayı insanlara haset mi ediyor… Çekememezlik mi yapıyor…”(NİSA;54)”

Yani kıskançlık… Çekememezlik… Başkasında olan bir nimetten dolayı onu çekememek… Onu kıskanmak… Niye onda bu nimet var ki… Niye o bu makama geldi ki… Elindeki o nimet ondan çıksın… O makamdan azat edilsin… Şöyle olsun, böyle olsun diye çekememezlik yapıp, hasret edip başkasının elindeki nimetin elinden çıkmasını istemek… İnsanı cehenneme sürükleyen hastalıklardan bir tanesi de bu…

Peygamberimizin ifadesiyle; “Haset etmekten, çekememezlik yapmaktan sakının…” Biraz önce bir ayet-i kerime okumuştum…

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِى الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ

““Her şeyin esas sahibi Allah'tır…”(AL-İ İMRAN;26) demiştim… Bizler sadece emanetçiyiz… Onun için, hiç kimse zenginliğine aldanmasın… Onun esas sahibi Cenab-ı Allah'tır… Cenab-ı Allah lütfetti verdi… Cenab-ı Allah malımız-mülkümüzle bizi imtihan ediyor… Kerameti kendinizden menkul saymayın… Ben bunu hak ettim, bu zenginlik benim hakkım, çok çalıştım da ben zengin oldum… Öyle bir şey yok… Cenab-ı Allah nasip ediyor veriyor… Cenab-ı Allah verdiği gibi almasını da bilir… Bazen de geri alarak imtihan eder…”

Dolayısıyla, içerisinde hiçbir şeyimizin olmadığı nimetler için boşu boşuna kendimizi yiyip tüketmeyelim… Başkasına haset etmeyelim… Başkasında bir nimet görmüşsek, mü’mine gıpta etmek düşer… Ama malın-mülkün emanet olduğunu, imtihan edildiğini bilerek hayır-hasenat yapıyorsa, zekâtını veriyorsa, infakta bulunuyorsa, insanların derdine çare oluyorsa ona gıpta edilir… Yoksa herkese de gıpta edilmez…

Peygamberimiz “Haset etmekten sakının… Zira ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir” diyor… Kazanmış olduğumuz sevapları, mükâfatları bu haset hastalığı -Allah muhafaza- siler-süpürür, götürür… Haset etmek Cenab-ı Allah’ın takdirine rıza göstermemektir… Cenab-ı Allah’a isyandır… Dolaylı bir şirktir… Onun için bize düşen Cenab-ı Allah’ın takdirine rıza göstermektir…

Değerli Mü’minler!.. İnsanı cehenneme sürükleyen manevi hastalıklardan birisi de riyadır… Yani gösteriş yapmak…

وَالَّذٖينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ رِئَاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ

““Mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir ”(NİSA;38) Yani hayır yaparsanız… Ya Rabbi sen bana emrettin… Ben senin emrini yerine getirmek için zekâtımı veriyorum… Fitremi veriyorum…”

Bunu bir Allah rızası için yapmak var… Bir de Allah muhafaza desinler için yapmak var… Desinler ki, bu iyi bir hayırsever… Desinler ki, bu iyi bir insan… Eğer niyet Allah’ı razı etmekse sevap ve mükâfat olarak bize geri dönecek… Ama eğer niyet gösterişse… Bu durumda hem boşu boşuna malımızı, paramızı çarçur etmiş olacağız… Hem de ahirette sevap hanemize bir şey yazılmayacak… Hatta daha fenası; -Allah muhafaza- bizim azaba, cezaya dûçar olmamızı gerekli kılacak…

Değerli Kardeşlerim!.. Vel hasıl-ı kelam; insanı cehenneme götüren manevi hastalıkları iyi bilmek ve bunlardan kendimizi korumak… Varsa bu hastalıklarımızı tövbe ile tedavi etmek durumundayız…

Kibir, haset, öfke, riya, cimrilik, israf, tecessüs yani insanların ayıplarını, kusurlarını, noksanlığını araştırmak, gıybet yani insanları arkalarından çekiştirmek, dedikodu ve yalan…