Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Cemaatle Namaz: Allah'a Birlikte Yöneliş

İsmail Sezkin

CEMAATLE NAMAZ — ALLAH'A BİRLİKTE YÖNELİŞ


Peygamber Efendimiz (SAV) veda haccında bir hutbe irad etmişti. Biz o hutbeye ‘Veda Hutbesi’ deriz. Peygamberimiz o hutbesinde ümmetiyle vedalaşarak bu dünyadan ayrılma vaktinin yaklaştığının işaretlerini vermişti. Nitekim Veda haccından döndükten kısa bir süre sonra da rahatsızlanmıştı. Artık Peygamber Efendimiz (SAV)’in son günleriydi. Ancak hastalığına rağmen mescide çıkıp cemaatle namaz kılmaya büyük önem veriyordu. Hastalığına rağmen ashâbına namaz kıldırmaya devam ediyordu. Ömrünün son Perşembe günü1 yatsı vakti ezan okunmuştu. Cemaat toplanmıştı.

Ama Peygamberimiz mescide gelememişti. Herkes onu bekliyordu. Hasta yatağında “Cemaat namazı kıldı mı?” diye sordu. Daha kılmamışlardı. O gelmeden de başlamayı düşünmüyorlardı. Peygamberimiz rahatlamak için vücudunu yıkadı ve kalkmaya çalıştı ama kalkamadı. Bayılmıştı. Ayılınca tekrar namazın kılınıp kılınmadığını sordu. Cemaat hâlâ onu bekliyordu. O, yeniden yıkanıp kalkmak istedi ama yine bayıldı. Böylece üç kere yıkanıp hazırlanmış her defasında da bayılmıştı.

Artık mescide çıkabilecek takatinin kalmadığını anladı. Ancak birinin mescide gidip cemaate namaz kıldırması gerekiyordu. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir'e namazı kıldırması için haber gönderdi.

Sonra kendisini iyi hissettiği bir öğle vakti, Hz. Abbâs ve Hz. Ali'nin kollarının arasında zorla da olsa mescide geldi. Hz. Ebû Bekir'in namaz kıldırdığı cemaate uyarak, oturduğu yerden namazını kıldı.2 Fakat o vakitten sonra bir daha odasından çıkamadı. Geçen her an takatten düşüyordu. Pazartesi günü sabaha karşı, biraz kendini iyi hisseder gibi olunca hemen odanın mescide çıkan kapısındaki perdeyi aralayıp namazın cemaatle kılınışını seyretti. Ashâb-ı kirâm, saf olmuş yine Hz. Ebû Bekir'in imametinde sabah namazını kılıyorlardı. Onların bu hâlini görünce sevindi, tebessüm ederek şükretti. Ashâb da göz ucuyla Allah Resûl'ünü görünce tekrar aralarına gelecek umuduyla çok sevinmişler ve heyecanlanmışlardı.

Fakat Peygamberimiz onlara namazlarını tamamlamalarını işaret etti ve perdeyi kapattı. Ve o gün öğleye doğru Peygamberimiz vefat etti. Ashâbın Peygamberimiz'i,3 son görüşü bu oldu.4

İslam’ın bazı şiarları vardır. Mescide gitmeyi alışkanlık hâline getirmek İslâm'ın şiarlarından biridir, namazı cemaatle kılmak İslâm'ın şiarlarından biridir ve mescitlerin bakımı ile uğraşmak da İslâm'ın şiarlarından biridir. Bu nedenle Peygamber Efendimiz (SAV),

“Bir kişinin sürekli mescide gittiğini görürseniz onun imanına şahit olun! Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurur: 'Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve âhiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder '” 10 buyurmuştu.

İslâm'ın bütün uygulamalarının aslında bir tek amacı vardır. O da, İslâm kimliğiyle yoğrulmuş bir toplum meydana getirmek ve bu topluma aynı inancı paylaşan bir ümmet olma şuuru kazandırmaktır.

Mesela; Medine'ye toplu olarak hicret edilmesinde bu vardır. Mesela; Ensar ile Muhacirlerin kardeşleştirilmesinde bu vardır. Mesela; bir arada ibadet edilecek mescidin inşa edilmesinde bu vardır. Mesela; insanları ilâhî huzurda hep birlikte toplanmaya davet eden ezanda da bu vardır… İslâm'ın temel ibadetlerinin hepsinin toplumsal bir yönü vardır. İslâm, kuru kalabalık istemiyor. Bilinçli ve aynı hedefleri paylaşan, inançlı insanların oluşturduğu kaliteli bir toplum istiyor İslam. Bu sebeple, namaz ibadetine, “cemaatle kılınma” özelliği getirilmiş bizim dinimizde. Namaz aslında ferdî bir ibadettir. Ama cemaatle kılındığı zaman namaz toplumsal bir mahiyet kazanmış olur.

Namaz cemaati, mânevî bir topluluğun adıdır. Namaz için oluşturulan cemaat, sadece Allah rızasını kazanmak isteyen ulvî bir topluluktur.

Namazını camide cemaatle kılan bir mü’min, camiden dirilmiş ve yenilenmiş olarak ayrılır. Nitekim Peygamber Efendimiz, cemaatle kılınan namazın kişiye kazandırdığı güzellikleri şöyle zikrediyor:

“Her kim namaz için güzelce abdest alır, sonra farz namazı kılmak için gider de onu insanlarla veya cemaatle ya da mescitte kılarsa Allah o kimsenin günahlarını affeder.” 11

Başka bir hadisinde ise şöyle buyuruyor:

“Kim Allah için kırk gün süreyle cemaatle namaz kılar, ilk tekbire yetişirse o kimseye (Allah tarafından) iki kurtuluş yazılır; birisi ateşten, diğeri münafıklıktan kurtuluş.” 12

Peygamber Efendimiz (SAV), namaz ne kadar kalabalık cemaatle kılınırsa Cenab-ı Allah'a o kadar sevimli olacağını ve kalbalığın çokluğuna göre çok sevap kazandıracağını bildiriyor.13 Hatta kadınların da bu rahmet kaynağından mahrum bırakılmamasını ümmetine tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştu:

“Allah'ın kadın kullarının Allah'ın mescitlerine gelmelerine engel olmayın.” 14

Peygamber Efendimiz bu cami ve cemaat ortamından kadınlar kadar aynı zamanda çocukların da istifade etmelerine özen göstermişti.15 Hatta annelerin çocuklarıyla beraber mescide gelmelerine engel olmamış, aksine cemaat içinde bir çocuk ağlaması işittiği zaman annesini huzursuz etmesine engel olmak için namazı kısa ve çabuk kıldırarak anneye kolaylık sağladığını bizzat dile getirmişti.16

Cemaat ile namazın bereketini kavramış olan hanım sahâbîler de sabah namazında bile Peygamber Efendimizin arkasında saf tutmuşlar ve namazlarını hep cemaatle kılıyorlardı.17

Müslüman, cemaatle namaza devam ederek rahmete ve ilâhî himmete talip olmuş olur. Cemaatle edilen duaların da Cenab-ı Allah’ın yanında daha makbul olacağı umulur. Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi,

“Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha faziletlidir.” 18

Namazlarını cemaatle kılan bir insan; faydasız işlerin yapıldığı ve günahların işlendiği yerlerden ve bunları yapan kişilerden kendiliğinden uzaklaşmış olur. Böylece her türlü sapma ve kaymadan korunmuş olur.

Nitekim Peygamber Efendimiz, sahabeden Ebu'd-Derdâ'ya, bir yerde üç kişi olduğunda, eğer o üç kişi namazlarını cemaatle kılmazlarsa, şeytanın onları kuşatıp yeneceğini söylemiştir. Sonra da Eb’d Derda’yı “Cemaate devam et, çünkü kurt, sürüden ayrılanı yer!” 19 diye uyarmıştır.

Peygamber Efendimiz namazları cemaatle kılma hususunda en ufak bir gevşekliğe dahi müsamaha göstermemiştir. Nitekim bir keresinde, yatsı namazına gelenlerin sayısının az olduğunu görünce çok kızmıştı.

Hatta bu kızgınlığını, içinden cemaate gelmeyenlerin gidip evlerini yakmak geldiğini söyleyecek kadar açığa vurmuş ve “Şayet bunlardan biri dünyevî bir menfaat bulacağını bilse bu yatsı namazına mutlaka gelirdi.” demişti.22 Onun bu sözü cemaatle namaza ne kadar önem verdiğini gösteriyor bize.

Peygamber Efendimiz (SAV), namazın cemaatle kılınmamasına razı değildi. Bu nedenle her fırsatta namazı cemaatle kılmanın faziletlerini anlatmış. Ashâbını namazlarını cemaatle kılmaları için teşvik etmişti. Peygamber Efendimiz,

“Bir kimse camiye gitme niyetiyle evinden çıktığında, attığı bir adımla kendisine bir sevap yazılır, diğer adımıyla bir günahı silinir.” Buyurmuştur.23

Dolayısıyla evi camiye en uzak olanın, en büyük sevabı alacağını24 söylemiştir. Ayrıca Peygamber Efendimiz (SAV), yatsı namazını cemaatle kılan kimsenin gecenin yarısını; hem yatsı hem de sabah namazını cemaatle kılanın ise gecenin tamamını namaz kılarak geçirmiş gibi sevap kazanacağını25 haber vermiştir.

Çünkü yatsı ve sabah namazları, vakit olarak nefse en ağır gelen ve riyanın olmadığı yani gösteriş yapılamayacak vakitlerdir.

Bu vakitler nefse ağır geldiği ve gösteriş yapılamadığı için de Peygamberimiz zamanında münafıklar bu namazlarda cemaate gelmezlermiş. Peygamber Efendimiz (SAV) bu iki vakit için,

“Eğer (insanlar) yatsı ve sabah namazlarındaki fazileti bilselerdi, sürünerek de olsa o ikisini cemaatle kılmaya gelirlerdi.” 28 buyuruyor.

Buna göre, cemaatle kılınması zaten farz olan cuma namazı29 bir yana bırakılırsa, hadislerde cemaate devam edilmesi hususunda ısrarla üzerinde durulan vakit namazları, sabah ve yatsı namazlarıdır.

Peygamber Efendimiz (SAV)'den sonra ashâbı da aynı titizliği sürdürmüştür. Nitekim Hz. Ömer, bir sabah namazında cemaatten Süleyman b. Ebû Hasme adlı bir kişiyi göremeyince merak etmiş, çarşıya giderken evine uğrayıp ne olduğunu öğrenmek istemişti.

Yolda o şahsın annesi Şifâ Ümmü Süleyman'a rastlayan Hz. Ömer, “Süleyman'ı sabah namazında göremedim.” deyince kadın, oğlunun gece namaz kıldığı için uyuyakaldığını ve sabah namazına gidemediğini söylemişti. Bunun üzerine Hz. Ömer, “Sabah namazına cemaate gitmem, bütün gece namaz kılmamdan daha hayırlıdır.” diyerek, bu durumu tasvip etmediğini ifade etmişti.30

Peygamber Efendimiz (SAV)’in teşvik ve sakındırmalarından, cemaatle kılınan namazların aslında farz namazlar olduğu anlaşılıyor. Bunların dışında, özellikleri gereği daha çok katılımın gerekli olduğu bayram namazı, cenaze namazı, terâvih namazı, güneş tutulduğu zaman kılınan küsuf namazı, yağmur duası namazı gibi namazlar da Peygamberimiz zamanından beri cemaatle kılınır. Bunların yanı sıra, evde kıldığı nafile namazları bile bazen cemaatle kılarmış31 Peygamber Efendimiz (SAV)… Hatta kazaya kalan namazları da cemaatle kılmış.

Meselâ, Hendek Savaşı'nda bir gün öğle, ikindi ve akşam namazlarını vaktinde kılamamışlardı. Daha sonra bu namazları birleştirerek kılmıştı.32 Yine ashâbıyla bir sefer esnasında uyuya kaldıkları için kılamadıkları sabah namazını ise güneş doğduktan sonra aynı şekilde cemaatle kılmıştı.33 Böylece, imkân nispetinde ve şartlara göre, vaktinde kılınamamış namazların bile cemaatle kılınmasının örneklerini vermişti.

Evinde birtakım işlerle meşgulken namaz vakti girince elindeki işi bırakıp namaza giden34 Peygamber Efendimiz, geçerli bir mazereti olmayan ve vakti olan her Müslüman'ın cemaate iştirak etmesinin önemini ve gereğini her zaman vurgulamıştır.

Nitekim bir defasında görme engelli sahâbî Ümmü Mektûm, kendisini mescide getirecek bir kimsesinin olmadığını söyleyerek, namazı evde kılmak için izin istemişti Peygamberimizden. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz ona, ezanı duyup duymadığını sormuş, “Evet.” cevabını alınca da,“Öyleyse (davete) icabet et.” buyurarak35 cemaatle namazın sevabından mahrum kalmamasını tavsiye etmişti.

Peygamber Efendimiz (SAV), korku ve hastalık36 gibi özür durumu ile yolculukta iken, soğuk ve yağmurlu geceler37 gibi kötü hava şartlarının olduğu vakitlerde cemaate gitmemeye izin vermiştir sadece.

Malumunuz İslâm Dini kolaylık dinidir. Onun için kar, sel, çamur, hareket imkânı olmayan bedensel engellilik, can güvenliğinin bulunmaması, bakılan hastanın başından ayrılamama, kayıp arama, cenaze işleri gibi hususlar cemaate gelmemek için mazeret olarak kabul edilir.38

Peygamber Efendimiz (SAV)’in tavsiyesine göre, iki kişi bir araya geldiği zaman içlerinden büyük olanın imam olması ve ezan okuyarak namazlarını cemaatle kılmaları gerekir.39 Eğer üç kişi bir aradaysa içlerinden Kur'an'ı en iyi okuyanın imam olması gerekir.40

Cemaatle namazın ilk ve en önemli şartı saf tutmaktır. Peygamber Efendimiz (SAV), safları düzgün tutmanın, namazı güzelleştiren42 hatta onu tamamlayan ve mükemmelleştiren bir unsur olduğunu ifade etmiştir.43 Nitekim bir defasında meleklerin Allah katında saf tutmalarını örnek vererek ashâbının da onlar gibi olmalarını istemiş ve

“(Melekler) ilk safları tamamlarlar ve safta sık dururlar.” Demişti.44

Peygamber Efendimiz (SAV), safların düzgünlüğüne öyle önem verirdi ki namaza durmadan önce bizzat cemaatin saflarını düzeltir45 ve omuzlarına dokunarak,

“Düzgün durun, karışık durmayın ki kalpleriniz de karmakarışık olmasın!.. ”46 uyarısında bulunurdu.

İmamın, ilk safın önüne ve orta yerine durması ve daha sonra sırasıyla saflardaki boş yerlerin doldurulması47 gerekir. Namaza dururken önündeki safta bulunan boşluğu doldurmadan namaza duranları Peygamberimiz

“Allah da onları rahmetinden geri bırakır.” 50 diye uyarıyor.

Hatta bir defasında da, cemaatle imama uyan, ama safa katılmadan arka tarafta tek başına namaza duran bir adama, namazı tekrar kılması gerektiğini söylemiştir peygamberimiz… O kişi de namazını tekrar kılmıştır.54 Saftaki boşluğu doldurana Allah-u Teâlâ rahmetiyle yaklaşır, safta boşluk bırakandan ise Cenabı Hak rahmetini keser.55

Peygamber Efendimiz (SAV), ashâbına cemaat âdâbını da teker teker öğretmiştir… Camiye giderken vakarlı ve rahat bir şekilde zamanında gidilmesini, aceleci davranılmamasını, cemaate sonradan yetişenin de imama uymasını ve kalan rekâtları tamamlamasını tavsiye etmiştir.56

Ayrıca kişinin camide bulunduğu süre boyunca namazdaymış gibi sevap kazandığı ve meleklerin duasına mazhar olduğu Peygamberimizin müjdelerindendir.57 Peygamber Efendimiz, namaz esnasında imamdan önce rükû ve secde yapılmaması,58 imama uyan kimsenin namaz boyunca imamın her hareketini eş zamanlı olarak takip etmesi,59 imam Kur'an okurken cemaatin susup dinlemesi60 gibi hususlara da dikkat edilmesini istemiştir.

Ayrıca Peygamber Efendimiz (SAV), cemaatle namaz kılındığı zaman, namaz bittikten sonra bir müddet oturduğu yerde bekleyerek, mescitten çıkış esnasında hanımlara öncelik vermiştir.62 Böylece onların kalabalıktan rahatsız olmadan çıkmaları sağlanmıştır.

Peygamber Efendimiz'in cemaate gelenlerin dikkat etmesini istediği diğer hususlar, asgarî sosyal ilişki kurallarına uymak ve temizliktir. Dolayısıyla günümüzde de cemaatle namaza katılanların bu hususlara dikkat etmeleri yerinde olur.

Cemaatle namaz, dünyevî ve uhrevî kazanımlarıyla Peygamberimizden ümmetine miras kalan en kuvvetli sünnetlerden birisidir. Nitekim İbn Mes'ûd'un şu sözleri de bunu ortaya koyuyor:

“Kim yarın Allah'a Müslüman olarak kavuşmak isterse şu namazlara ezan okunan yerde devam etsin! Çünkü Allah, Peygamberinize hidayet yollarını meşru kılmıştır ve namazlar da hidayet yollarındandır. Eğer siz, şu evinde kalan kimse gibi evlerinizde namaz kılarsanız, Peygamberinizin sünnetini terk edersiniz. Eğer Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz, şaşırırsınız ”67

Peygamber Efendimiz, hayatının son ânına kadar namazın cemaatle kılınmasına büyük önem vermiş, ashâbına bunu tavsiye etmiş ve karşılığında büyük sevapların verileceğini müjdelemiştir. Çünkü kuru kalabalığı nitelikli bir topluluk yapacak, insanların eşit olduğunu ve iman kardeşliğinin her şeyden üstün olduğunu gösterecek ilk yer cemaatle namazdır. Namazları camide cemaatle kılmak, evden, işten, dünyevîlikten; Hakk'ın evine, O'nun katına sığınılan bir hicret gibidir. Bunun mükâfatı da, Peygamber Efendimiz (SAV) tarafından şöyle dile getirilir;

“Her kim sabah akşam mescide giderse, her sabah ve akşam gidişinde Allah ona cennette bir yer hazırlar.” 68