Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Cemaatle Namazın Önemi

İbrahim Bölükbaşı

CEMAAT İLE NAMAZIN ÖNEMİ


Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn! Hamd; bizleri imanla şereflendiren, namazla huzuruna kabul eden Yüce Rabbimize mahsustur. Salât ve selâm; ümmetine namazı miras bırakan, "Gözümün nuru namazdır" buyuran Efendimiz Muhammed'e, âline, ashabına ve kıyamete kadar onun izinden giden müminlerin üzerine olsun.

Aziz Müminler!

Bugün sizlerle İslam'ın direği olan namazın, özellikle cemaatle namazın faziletini konuşacağız. Sadece bir ibadeti değil; birliği, dirliği, kardeşliği, rahmeti ve ümmet olmayı konuşacağız!

Öncelikle gençlerimize seslenelim: Ey gençler! Gücünüz yerindeyken camiye gelmezseniz, yaşlandığınızda gelmek istersiniz ama takat bulamazsınız!

Efendimiz buyurur ki:

سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ بِالْمَسَاجِدِ

“Yedi sınıf insan vardır ki Allah Teâlâ onları, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Arş'ın gölgesinde gölgelendirecektir. Bunlardan biri de kalbi mescitlere bağlı olan kimsedir.”

NAMAZIN ÖNEMİ: YÜCE RABBİMİZ HZ. MÛSÂ'YA SESLENİYOR

فَلَمَّا أَتَاهَا نُودِيَ يَا مُوسَى

“Ateşin yanına varınca ona şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ!”

إِنِّي أَنَا رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَيْكَ إِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى

“Şüphe yok ki ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar; çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın.”

وَأَنَا اخْتَرْتُكَ فَاسْتَمِعْ لِمَا يُوحَى

“Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.”

إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي

“Şüphe yok ki ben Allah'ım; benden başka hiçbir ilah yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.”

Tâhâ, 20/11-14

NAMAZLAR BELİRLİ VAKİTLERDE FARZ OLMUŞTUR

Rabbimiz şöyle buyurur:

إِنَّ الصَّلَاةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا

“Namaz, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır.”

Nisâ, 4/103

Namaz farz; ama cemaatle kılınan namaz, farzın ruhudur! Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ يَعْتَادُ الْمَسْجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بِالْإِيمَانِ

“Bir kimsenin mescide devam ettiğini görürseniz onun imanına şahitlik edin. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurur:”

إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا اللَّهَ

“Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.”

Tevbe, 9/18; Tirmizî, Îmân, 8

Mescidi imar etmek sadece duvar yapmak değildir; mescidi imar etmek, onu secdeyle doldurmaktır. Boş kalan cami, sahipsiz kalan iman gibidir.

Peygamber Efendimiz hayatı boyunca cemaate imamlık yapmış; vefatına yakın hastalandığı zaman Hz. Ebû Bekir'i cemaate görevlendirmiş, kendisi de cemaate katılmıştır.

Peygamberimiz birçok hadisinde namazların cemaatle kılınmasını tavsiye etmektedir.

1. SAF BİLİNCİ

وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعِينَ

“Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin.”

Bakara, 2/43

Bu ayette dikkat buyurunuz: "Rükû edenlerle birlikte rükû edin!" Yani tek başına değil, cemaatle!

2. KORKU ANINDA BİLE CEMAAT

وَإِذَا كُنْتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلَاةَ فَلْتَقُمْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَائِكُمْ وَلْتَأْتِ طَائِفَةٌ أُخْرَى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ

“Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secde ettiklerinde ötekiler arkanızda olsunlar; sonra henüz namazlarını kılmamış bulunan bu bölük gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. Kâfirler isterler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil olasınız da üzerinize ansızın bir baskın yapsınlar. Eğer yağmur yüzünden bir zarar görürseniz veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur; yine de ihtiyat tedbirinizi alın. Allah elbette kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.”

Nisâ, 4/102

Zâtü'r-Rikā Gazvesi hicretin 4 veya 5. yılında gerçekleşmiş, Necid taraflarında bazı kabilelerle karşı karşıya gelinmiştir.

Bu ayet, savaş ortamında bile cemaatin terk edilmediğini gösterir. Savaşta bile cemaat varsa, barışta mazeret olur mu?

CEMAATİN FAZİLETİ: 27 KAT SEVAP

صَلَاةُ الْجَمَاعَةِ تَفْضُلُ صَلَاةَ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً

“Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.”

Buhârî

Yirmi yedi kat! Düşünün kardeşlerim: Bir tüccar, 1 liraya karşılık 27 lira kazandıran bir ticareti kaçırır mı?

CEMAATİN SOSYAL HİKMETİ

Cemaat sadece sevap değildir: Hasta olan fark edilir, fakir olan görülür, dertli olan anlaşılır, kardeşlik güçlenir.

Camiler boşsa toplum da boşalır; camiler doluysa kalpler doludur! Kalbiniz camiye bağlı olsun!

3. SABAH VE YATSI NAMAZI

أَثْقَلُ الصَّلَاةِ عَلَى الْمُنَافِقِينَ صَلَاةُ الْعِشَاءِ وَصَلَاةُ الْفَجْرِ

“Münafıklara en ağır gelen namaz, yatsı ve sabah namazıdır.”

Buhârî, Ezan, 34

وَإِذَا قَامُوا إِلَى الصَّلَاةِ قَامُوا كُسَالَى يُرَاءُونَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا

“Namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar; insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.”

Nisâ, 4/142

KÖR SAHABÎ KISSASI

Bir âmâ sahabî Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.) geldi: "Beni mescide götürecek kimsem yok; evimde kılsam olur mu?" Efendimiz önce ruhsat verdi. Sahabî dönerken onu çağırdı ve sordu: "Ezanı duyuyor musun?" Sahabî: "Evet" deyince Efendimiz şöyle buyurdu:

فَأَجِبْ

“Öyleyse icabet et.”

Müslim, Mesâcid, 255

Görmeyen bir sahabî ezanı duyduğu hâlde geliyorsa, gören gözlerimizle biz ne yapıyoruz?

Cemaati terk edenin kalbi zamanla katılaşır: Önce bir vakit, sonra iki vakit, sonra cuma, sonra bayram... Ve bir gün kalp namaza yabancılaşır! Allah muhafaza!

GECE KARANLIĞINDA CAMİYE GELENE MÜJDE

بَشِّرِ الْمَشَّائِينَ فِي الظُّلَمِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِالنُّورِ التَّامِّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“Karanlıklarda mescidlere yürüyenlere, kıyamet günü tam bir nur müjdesi ver.”

Tirmizî, Salât, 164

Karanlıklarda yürüyenler, özellikle yatsı ve sabah namazı için gece karanlığında camiye gidenlerdir. Tam nur ise kıyamet günü insanların sırattan geçerken ihtiyaç duyacakları eksiksiz ve parlak bir ışıktır.

Bir imam anlatıyor: Mahallede yaşlı bir amca vardı; bastonuyla sabah namazına gelirdi. Bir gün gelmedi, ertesi gün de gelmedi. İmam cemaatle birlikte evine gitti. Kapı açıldı; amca vefat etmişti. Yastığının altından bir not çıktı: "Yâ Rabbi! Sen şahitsin ki ben ezanı duyduğum sürece mescidi terk etmedim."

İşte cemaat şuuru budur! Rabbim bizleri camiye ve cemaate böyle sevgi duyanlardan eylesin.

KIRK GÜN CEMAATLE NAMAZ KILANA MÜJDE

مَنْ صَلَّى لِلَّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا فِي جَمَاعَةٍ يُدْرِكُ التَّكْبِيرَةَ الْأُولَى كُتِبَتْ لَهُ بَرَاءَتَانِ بَرَاءَةٌ مِنَ النَّارِ وَبَرَاءَةٌ مِنَ النِّفَاقِ

“Kim Allah rızası için kırk gün boyunca cemaatle namaz kılar ve her namazda ilk tekbire yetişirse, ona iki beraat yazılır: Cehennemden beraat ve nifaktan beraat.”

Tirmizî, Salât, 64

CEMAATİN RUHU: BİRLİK VE KARDEŞLİK

Aziz Kardeşlerim!

Cemaat demek, omuz omuza vermek demektir. Zenginle fakirin, âmirle memurun, gençle ihtiyarın aynı safta durmasıdır.

Namaz safları, kıyamet gününün provasıdır! Saflarda makam yoktur, unvan yoktur; orada sadece kul vardır ve Rab vardır!

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا قِيلَ انْشُزُوا فَانْشُزُوا يَرْفَعِ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

“Ey iman edenler! Size, bulunduğunuz toplantılarda "Yer açın" dendiğinde yer açın ki Allah da size genişlik versin. "Davranıp kalkın" dendiğinde de kalkın ki Allah, içinizden gerçekten iman etmiş olanları ve ilim sahibi olanları yüksek derecelere çıkarsın. Yapıp ettiklerinizden Allah tamamen haberdardır.”

Mücâdele, 58/11

SONUÇ

Aziz Müminler!

Belki işimiz var, belki yorgunuz, belki uykumuz tatlı... Ama kabir daha karanlık, mahşer daha çetin, sırat daha ince! Bugün camiye yürüyen ayaklar, yarın sırattan kaymaz!

Geliniz; saflarımızı sıklaştıralım, kalplerimizi birleştirelim, çocuklarımızı yanımıza alalım. Ezan susmadan biz susmayalım!

Allah'ım! Bizleri namazı dosdoğru kılanlardan, cemaatle namaza devam edenlerden eyle. Kalbimizi mescitlere bağlı kıl. Nifaktan uzak, secdede dirilen kullarından eyle. Bizi cemaatten ayırma; saflarımızı dünyada bir, ahirette cennet saflarında beraber eyle.

Âmin.


İBRAHİM BÖLÜKBAŞI

Din Hizmetleri Uzmanı