CUMA NAMAZI VE CAMİ ADABI
Aziz Müminler! Muhterem Kardeşlerim!
Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senâlar olsun ki bizleri mübarek bir Cuma gününe daha sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde ulaştırdı. Salât ve selâm, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya, aline, ashabına ve kıyamete kadar onun mübarek yolundan yürüyen bütün müminlerin üzerine olsun..
Muhterem Müslümanlar! Müminin hayatında bazı zamanlar vardır ki diğer vakitlerden daha kıymetlidir. Bazı mekânlar vardır ki diğer mekânlardan daha mukaddestir. İşte Cuma günü o mübarek zamanlardan biri, camilerimiz ve mescitlerimiz de o mukaddes mekânlardandır.
Cuma günü; birlik ve beraberliğin, Kardeşlik ve muhabbetin, Rahmet ve mağfiretin tecelli ettiği müstesna bir gündür.
Camiler ise; Mümin gönüllerin huzur bulduğu, Kalplerin Allah’ın zikriyle dirildiği, Maneviyatın güç kazandığı kutlu mekânlardır.
Aziz Cemaat! İçinde bulunduğumuz çağda insanlar maddî imkânlar bakımından birçok nimete sahip olsalar da
manevî huzur ve sükûnet arayışı içerisindedirler. İşte camilerimiz, insanın Rabbine yöneldiği, gönlünü arındırdığı, ruhunu dinlendirdiği ilahî rahmet kapılarıdır.
Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:
فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللَّهُ أَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ يُسَبِّحُ لَهُ فِيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ
(Bu nur) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu (öyle kimseler)tesbih eder ki;(Nûr – 36)
رِجَالٌ لَا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ
Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar. (Nûr – 37)
Aziz Müminler! Bugünkü sohbetimizde; CUMA NAMAZI VE CAMİ ADABI üzerinde durmaya çalışacağız.
Rabbim söyleyeceklerimizi hakka ve hakikate uygun eylesin. Dinleyen kardeşlerimize faydalı kılsın.
Aziz Kardeşlerim! İnsan dünyada birçok yere gider… Çarşıya gider… Pazara gider… Makam Mevki kapılarına gider… Dünya için nice yollar aşar…
Ama müminin en şerefli yürüyüşü camiye yaptığı yürüyüştür. Çünkü camiye giden insan Allah’ın davetine icabet etmektedir. Peygamber efendimiz camiye gidenin günahları silinir buyurur:
مَنْ تَطَهَّرَ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ مَشَى إِلَى بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللَّهِ لِيَقْضِيَ فَرِيضَةً مِنْ فَرَائِضِ اللَّهِ
كَانَتْ خُطْوَتَاهُ إِحْدَاهُمَا تَحُطُّ خَطِيئَةً وَالْأُخْرَى تَرْفَعُ دَرَجَةً
Kim evinde abdest alır, sonra Allah’ın evlerinden birine farz bir ibadeti yerine getirmek için giderse, attığı iki adımdan biri günahını siler, diğeri derecesini yükseltir.”Sahih Muslim 666
Bir düşünün kardeşlerim… Seni bir vali çağırsa hazırlanırsın… Bir bakan çağırsa heyecanlanırsın… Cumhurbaşkanı çağırsa günlerce anlatırsın…
Peki ya seni Allah çağırıyorsa?
Ezan bunun için okunuyor: “Hayye ale’s-salâh!” “Haydi namaza!” “Hayye ale’l-felâh!” “Haydi kurtuluşa!”
Demek ki kurtuluş camidedir. Huzur camidedir. Rahmet camidedir. O zaman Ey Müslüman !Cuma Namazına geleceksin
Aziz Müminler! Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ
Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır. (Cum’a- 9)
Bakınız Rabbimiz “gidin” demiyor; “
فَاسْعَوْا
“Koşun!” buyuruyor. Koşun”
Çünkü Cuma’ya koşan, rahmete koşar. Cuma’ya koşan, mağfirete koşar. Cuma’ya koşan, Allah’ın huzuruna koşar.
Kardeşlerim! Bir insan düşünün… Haftanın altı günü dünya için koşturuyor. Rızık için yoruluyor.
Makam için yoruluyor. Ev için, araba için, dünya için yoruluyor.
Ama Cuma ezanı okununca: “Biraz daha işimi bitireyim…” “Biraz sonra vaaz bitince giderim…” “Hocanın hutbesine yetişsem yeter…” diyor.
Halbuki Allah’ın davetine ,Toplantısına geç kalınır mı?
Bir mülk sahibi seni çağırsa koşarak gidersin… Bir amir seni çağırsa hemen fırlarsın… Peki âlemlerin Rabbi çağırınca neden ağır davranıyorsun?
Yüce Rabbimiz bizlere şöyle buyurur:
وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَأَحْسِنْ كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ
“Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu ara. Ama dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.Kasas:28/77
Aziz Müslümanlar: Dünya hayatı, ebedî âlemdeki hayata göre çok kısadır; kul bunu unutup dünya ebedî imiş gibi kendini ona vermemeli, dünyasını âhireti için değerlendirmelidir: Ne kadar iyi yaşasa da dünya geçicidir.
بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَى
“Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz Oysa âhiret daha hayırlı ve süreklidir.16-17 Ala süresi”
Dünyalık hiçbir iş ve uğraş Cuma namazını kılmamaya mazeret olamaz. Hiçbir maddi kazanç Cuma namazını kaçırma sebebiyle oluşan büyük kaybı telafi edemez. Yüce Rabbimiz bize cuma namazından sonra ekmeğinize bakın der:
فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللَّهِ وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Namaz kılındı mı artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lutfundan nasip arayın. Allah’ı da daima çok anın ki kurtuluşa eresiniz.(Cuma10)
وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا قُلْ مَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ
Ama onlar bir ticaret veya eğlence görünce ona yönelip seni ayakta bırakıverdiler. De ki: “Allah’ın nezdinde olan, eğlenceden de ticaretten de üstündür. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.”cuma 11
Cuma Namazı Öncesi Hazırlıklar
Değerli Müslümanlar: Cuma günü Müslümanların bayramı olduğu için, Perşembe günü akşamından başlamak üzere maddi manevi birtakım hazırlıklarda bulunmak, madden (Beden ve Elbise)ve manen(tövbe ve istiğfar)ederek temizlenmek gerekir. Cuma gününde, farz olan Cuma namazının dışında boy abdesti almak da kuvvetli sünnettir.Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: Boy abdesti alsın.
مَنْ جَاءَ مِنْكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ
“Buhârî“Sizden kim cuma namazına gelecekse, gusletsin (boy abdesti alsın) Dişleri temizlemek, tırnak kesmek vb. bedeni temizlikleri yapmak, güzel ve temiz elbise giymek, mümkünse güzel koku sürünmek, camiye erken gitmek,hususların yerine getirilmesi sünnet kabul edilmiştir. Cuma Namazı Kimlere Farzdır?”
Bir kimseye cuma namazının farz olması için o kimsede altı şartın bulunması gerekir:
1. Erkek olmak, 2. Hür olmak, 3. Mukim olmak,4. Sağlıklı olmak, 5. Kör olmamak,6. Ayakları sağlam olmak.
CUMA NAMAZINA GİTMEMEYİ MÜBAH KILAN MAZERETLER:
1. Hastalık. 2. Körlük ve kötürümlük:3. Uygun olmayan hava ve yol şartları: 4. Korku:endişeleri taşıyan kimselerede de cuma namazı farz değildir
لَيْسَ عَلَى الْأَعْمَى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرِيضِ حَرَجٌ
Köre zorlama yoktur, topala zorlama yoktur, hastaya zorlama yoktur. (Fetih 17)
CUMA NAMAZINI ÖZÜRSÜZ OLARAK TERK ETMEK BÜYÜK GÜNAHTIR.
Bir hadislerinde Efendimiz (sas) şöyle buyurur
مَنْ تَرَكَ ثَلَاثَ جُمَعٍ تَهَاوُنًا بِهَا طَبَعَ اللَّهُ عَلَى قَلْبِهِ
Kim cuma namazını önemsemeyerek üç cuma terk ederse, Allah onun kalbini mühürler.”.Sahih Muslim
Yüce Rabbimiz kalbi paslanmış olanlara
كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
“Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır. Mutaffifin Sûresi 14”
Kalbi mühürlenmiş olan kimse gönlü katılaşmıştır hissetmez,vicdanını köreltmiştir.
CUMA NAMAZINA GELİRKEN TEMİZLENMİŞ EN GÜZEL ELBİSEMİZİ GİYMİŞ OLARAK GELMEK LAZIM
يَا بَنِي آدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ
Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin,Araf 31
Aziz Müminler! Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor:deve kurban etmiş gibi sevap kazanır.
مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ثُمَّ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الْأُولَى فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً
“Kim Cuma günü gusledip erken camiye giderse Allah yolunda deve kurban etmiş gibi sevap kazanır.(Buhârî, Cuma 4)
Demek ki Cuma’ya erken gitmek sıradan bir iş değildir. Bu bir kulluk göstergesidir. Bu Allah’a verilen değerin göstergesidir.
Aziz Kardeşlerim!
وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ
“Camiler Allah’ın evidir.(Cin18)”
Cami sadece namaz kılınan yer değildir. Cami; huzurun evidir. Cami; kalbin terbiye edildiği manen arındırdığı kutsal yerdir. CAMİDE DÜNYEVİ KONUŞMAK DUYURU YAPMAK UYGUN DEĞİLDİR
Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mescide giriyor. Bakıyor ki bir adam mescit de yüksek sesle kaybolan devesini arıyor: “Devemi gören var mı?” diye bağırıyor.Efendimiz buyuruyor:
لَا رَدَّهَا اللَّهُ عَلَيْكَ فَإِنَّ الْمَسَاجِدَ لَمْ تُبْنَ لِهَذَا
“Allah onu sana buldurmasın! Çünkü mescitler bunun için yapılmadı.” (Müslim, Mesâcid 79)
Demek ki caminin bir kutsallığı vardır orada uyulması gereken adapları vardır. Camiye girerken edepli girilir. çıkarkende edepli çıkılır .
Özellikle hutbe okunurken sessiz bir şekilde dinlenilir sus bile denilmez
Aziz Müminler! Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
إِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ أَنْصِتْ وَالْإِمَامُ يَخْطُبُ فَقَدْ لَغَوْتَ
“İmam hutbe okurken arkadaşına ‘sus’ desen bile boş konuşmuş olursun.” (Buhârî, Cuma 36)
Bakınız… “Sus” demek bile yasaklanıyor. Çünkü hutbe sıradan bir konuşma değildir. Hutbe; dinlemektir, ibret almaktır, Allah’ın mesajına kulak vermektir.
Ama bugün bazı camilerde: Telefon sesleri… Fısıldaşmalar… Saf arasında konuşmalar…konuşmalar oluyor.
Kardeşlerim! Hutbe dinlemek farz olan ibadettir.
.Bir insan düşünün… Doktor ona hayati bir konuşma yapıyor… Acaba telefonuyla oynar mı? Başka biriyle konuşur mu?
Peki hutbede Allah ve Resûlü konuşulurken neden dikkatsiz davranıyoruz? Bugün bazı kardeşlerimiz camide telefonla konuşuyor… Hatta hutbe okunurken mesaj yazıyor. Sosyal medyada video izliyor
Kardeşlerim! Bizler Allah’ın evinde onun huzurundayız. Bir vatandaş devlet başkanının makamında telefonla oynasa ne olur? Sosyal medyada videolar izlese, Onu makama saygısızlıktan dışarı çıkartırlar öyle değil mi?
Peki Allah’ın huzurunda onun evinde nasıl böyle olunur? Böyle şeylerle uğraşılır. Aklım almıyor benim .
Aziz Kardeşlerim! Camilerin bir başka adabı da temizliktir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor:
الطُّهُورُ شَطْرُ الْإِيمَانِ
“Temizlik imanın yarısıdır.” (Müslim, Tahâret 1)”
Camiye temiz elbiseyle gelmek… Ağız kokusuna dikkat etmek… Soğan-sarımsak kokusuyla cemaati rahatsız etmemek gerekir.
Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor:
مَنْ أَكَلَ مِنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ يَعْنِي الثُّومَ فَلَا يَقْرَبَنَّ مَسْجِدَنَا
“Soğan-sarımsak yiyen mescidimize yaklaşmasın.” (Buhârî, Ezân 160) Çünkü Müslüman, kardeşine eziyet etmez.
Aziz Cemaat! Zengin-fakir.Amir-memur .Genç-yaşlı…ayrım gözetilmeden Alah’ın huzuruna çıkabilmek ne muhteşem bir tablodur.
Aziz Cemaat! Camilerimiz taş bina değildir. Camiler gönül evidir. Camiler tevbe edilen evlerdir.
Bir insanın Allah’a yakınlığı camiyle olan bağı kadardır.
Peygamber Efendimiz buyuruyor:
سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ
“Kıyamet günü Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insan vardır.”
Onlardan biri de:
وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ بِالْمَسَاجِدِ
“Kalbi mescitlere bağlı olan kimsedir.” (Buhârî”
إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ يَعْتَادُ الْمَسْجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بِالْإِيمَانِ
“Bir adamın mescide devam ettiğini (mescidi alışkanlık edindiğini) görürseniz, onun iman sahibi olduğuna şahitlik edin.” Tirmizî, hadis no: 3093
Kardeşlerim! Kalbimizin duygularının alışkanlığı nereye bağlı? Oyun ve eğlenceye mi? İçki ve Kumara mı , Sosyal medyadaki takipçilerin beğenilerine ve videolara bakmaya mı ,Paraya mı? Mevki ve Makam hırsına mı? Yoksa Allahın evleri olan camilere gidip gelmeye mi bağlı Nereye bağlı söyleyin Ey cemaat ..
Aziz Müslümanlar İnsan sevdiği yere koşar. Sevmediği yere gitmez giderse zorla gider. Demek ki mesele ayak meselesi değil… Kalp meselesidir.
Aziz Müminler! Şimdi sizlere ibretli bir kıssa anlatacağım.
Bir genç varmış… Babası her sabah onu namaza kaldırırmış. Genç sinirlenirmiş. Bir gün babasına: “Baba neden bu kadar ısrar ediyorsun?” demiş.
Babası gözleri dolarak şöyle cevap vermiş:
“Evladım… Ben seni sabah namazına kaldırmazsam yarın seni mezara koyduklarında sana nasıl hesap vereceğim?”
Yıllar geçmiş… Baba vefat etmiş…
O genç her ezanda ağlamaya başlamış. Çünkü artık: “Evladım namaza kalk” diyen bir baba yokmuş…
Kardeşlerim! Bazı nimetlerin değeri kaybedilince anlaşılıyor. Caminin değeri de kaybedilince anlaşılır.
Bir deprem olur… Bir savaş olur… Ezanlar susar… İşte o zaman insan caminin ne büyük nimet olduğunu anlar.
Aziz Cemaat! Gençlerimizi özellikle çocuklarımızı camiden uzaklaştırmayalım.
Cem Karaca'nın sağlığında anlattığı bir anısı var ; 'Yedi yaşlarında camiye gittim. Dizimde ağrı olduğu için bir ayağımı uzatmıştım. Birden yaşlı bir adamın ayağıyla ayağıma vurmasıyla irkildim. Sonra haşin bir ifadeyle 'utanmıyor musun, Allah'ın evinde ayağını uzatmış oturuyorsun, kalk' gibi sözlerine muhatap oldum. Camiden 7 yaşından ayrıldım ancak yetmiş yaşından sonra camiye dönebildim.'
Kardeşlerim! Bazen çocuk camide gürültü yapıyor diye kızıyoruz. Halbuki o çocuk bugün camide koşarsa yarın secdeye kapanacaktır.
Bir imam anlatıyor: “Küçükken camide çok yaramazlık yapardım. Cemaatten biri hep başımı okşardı. Yıllar sonra imam oldum. O adamın merhameti beni camiye bağladı.” Bir çocuğu azarlamak kolaydır. Ama gönül kazanmak zordur.
Kardeşlerim! Camiler sadece yaşlıların yeri değildir. Camiler gençlerin de çocuklarında evidir.
Peygamber Efendimiz genç sahabeleri mescitte yetiştirdi. Enes bin Malik 10 yaşında bir çocuktu Mus’ab bin Umeyr gençti. Ali (r.a.), İbn Abbas gençti.ortalam 15-17 yaşlarında birer gençtiler.
İslam gençlerle büyüdü.Ey genç kardeşim! Kalbini camiye bağla. Çünkü seni günahlardan koruyacak en büyük sığınak camidir.
Sonuç olarak Aziz Müminler!
Şimdi gözlerinizi kapatıp bir düşünün… Bir gün son Cuma’nızı kılacaksınız… Son kez abdest alacaksınız… Son kez camiye gideceksiniz… Son kez secde edeceksiniz…Sonra bir gün sizi musalla taşına koyacaklar… Sizin namazınızı başkaları kılacak… İşte o gün: “Keşke biraz daha camiye gitseydim…” “Keşke hutbeleri daha dikkatli dinleseydim…” “Keşke çocuklarımı camiye alıştırsaydım…” diyeceksiniz. Ama iş işten geçmiş olacak
Kardeşlerim! Ölmeden önce camilerimizin özellikle cami görevlilerimizin yani İmam Hatip ve Müezzinlerimizin kıymetini bilelim. onların ilimlerinden hizmetlerinden istifade edelim.
Selamız okunmadan camiye koşalım. Ayaklarımız camiye alışsın. Kalbimiz Allah’a bağlansın.
Yüce Rabbimiz! Bizleri Cuma gününün bereketinden en güzel şekilde istifade eden kullarından eylesin. Kalplerimizi mescitlere bağlı kılsın, camilerimizi iman, huzur ve kardeşlik yuvası eylesin.
Rabbim Cuma namazımızı hakkıyla eda eden, hutbeyi huşu içerisinde dikkatle dinleyen ve namazlarını muhafaza eden kullarından eylesin. Yüce Allah Ülkemize huzur, milletimize birlik ve beraberlik ihsan eylesin. Geçmişlerimize rahmet, hastalarımıza şifa, mazlumlara yardım nasip eylesin ..AMİN. . İBRAHİM BÖLÜKBAŞI DİN HİZMETLERİ UZMANI
