CUMANIN FAZİLETİ VE ADABI
DÜNYA MALINA TAPIP CUMA’YI TERK EDEN BEDBAHTIN HAZİN SONU!
KALBİN MÜHÜRLENMEDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ: CUMA’YA KOŞ!
ÜÇ CUMA’YI FEDA ETTİN, İMANINI NEREDE BIRAKTIN?
RABÜ’L-ALEMİN’İN DAVETİNİ ÇARŞI PAZARA SATANLAR!
ÖLÜM KIYAMETİN KOPMADAN GEL: CUMA DİRİLİŞTİR!
CUMA’YI TERK EDENİN KALBİNE İNEN KARA MÜHÜR!
CUMA NAMAZINA DEĞİL, KENDİ CENAZE NAMAZINA HAZIRLANANLAR!
EY BEDBAHT! REZZÂK’I BIRAKIP RIZKIN PEŞİNE DÜŞEN SEN DEĞİL MİSİN?
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم
الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، مَالِكِ الْمُلْكِ، وَرَازِقِ الْخَلْقِ
أَجْمَعِينَ، الْحَاكِمِ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.
وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ﷺ، الَّذِي قَالَ: "الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ"، فَأَنْقَذَنَا بِهَذَا الْقَوْلِ مِنْ غُرُورِ الدُّنْيَا وَفَنَائِهَا، وَجَعَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ عِيدًا لِلْمُؤْمِنِينَ وَيَوْمَ حَيَاةٍ وَنَهْضَةٍ لَهُمْ.
وَعَلَى آلِهِ الطَّاهِرِينَ، وَأَصْحَابِهِ الْكِرَامِ الَّذِينَ جَعَلُوا يَوْمَ الْجُمُعَةِ عِزًّا لَهُمْ، وَقَدَّمُوا لَهُ أَرْوَاحَهُمْ وَأَعْمَالَهُمْ.
“Hamd; âlemlerin Rabbi olan, mülkün gerçek sahibi, bütün mahlûkatın rızkını veren, yerin ve göğün yegâne hâkimi olan Allah’a mahsustur. Mülk O’nundur, hamd O’na aittir ve O her şeye kadirdir.”
Salât ve selâm; “Dünya müminin zindanıdır, kâfirin cennetidir” buyurarak bizi dünyanın aldatıcılığından ve geçiciliğinden kurtaran, Cuma gününü müminler için bir bayram ve diriliş günü kılan Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi ve sellem)’e olsun.
O’nun tertemiz ailesine ve Cuma gününü izzet bilen, onun uğruna canlarını ve amellerini ortaya koyan Sahabe-i Kiram’a da selâm olsun.
DÜNYANIN ÇARKINDA EZİLEN VE CUMA’SINI FEDA EDEN BEDBAHTIN HÜSRANI!
AZİZ MÜMİNLER, DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR
Ey dünya malının sarhoşluğu içinde sürüklenen, üç kuruşluk dünya menfaati için müminlerin bayramı olan Cuma’yı terk eden bedbaht! Dinle ve özünle titre! Vallahi, o peşinden bir nefes bile alamadan koştuğun malın, mülkün ve yığdığın servetin seni o dehşetli günde kurtarmayacak! Sen, tarlanı ekerken ahiret tarlanı ateşe veriyorsun! Sen, hayvanların aç kalmasın diye uğraşırken, kendi ruhunu ebedi bir açlığa ve susuzluğa mahkûm ediyorsun!
Ey Gafil! "Tarlam kurumasın, hayvanım susuz kalmasın, müşterim kaçmasın, işim yarım kalmasın" diyerek Alemlerin Rabbi’nin حَىَّ عَلَى الْفَلاَحْ "Haydi kurtuluşa!" çağrısını elinin tersiyle itiyorsun ya; bil ki sen dünyayı ahirete tercih edenlerin en ön safındasın! Vallahi hüsran senin kapındadır! Vallahi ziyan senin yakandadır! Sen, Allah’ın mülkünde yaşayıp, O’nun rızkını yiyip, O’nun verdiği canla O’nun huzuruna çıkmaya vakit bulamayan bir nankörsün!
Gel ey nefsinin kölesi olmuş kişi! Gel, bu boş davanın sonu uçurumdur. Gel, dünyanın bir gölgeden ibaret olduğunu, ahiretin ise baki olan tek hakikat olduğunu gör. Bir Müslüman, bir mümin, nasıl olur da art arda üç Cuma’yı terk edip de kalbinin mühürlenmesine razı olur? Kalbin mühürlenmesi ne demektir, bilir misin? Artık hidayetin sana uğramaması, nurun senden kaçması, senin ise diri bir ölüye dönüşmendir!
Sen "kazanıyorum" sanırken aslında ebedi servetini kaybediyorsun. Sen "işimi yürütüyorum" sanırken aslında cehenneme giden yolun taşlarını döşüyorsun. Bir yanda rızkı veren Allah’ın daveti, diğer yanda fani dünyanın boş gürültüsü... Sen hangi yüzle yarın mahşerde "Ya Rabbi, rızık peşindeydim" diyeceksin? Rızkı veren seni huzuruna çağırırken, sen rızkın peşine düşüp Rezzâk’ı terk ettin!
Şimdi gel, Değerli Hocamın rehberliğinde; Allah’ın kelamı olan Kur’an-ı Kerim’in sarsıcı ayetlerine ve Efendimiz (S.a.v)’in titretici hadislerine hep beraber bakalım. Bakalım ki; Cuma’yı terk etmenin, ezan okunurken çarşıda pazarda gezip tozmanın, dünya işini namazın önüne koymanın bedeli neymiş, beraber tefekkür edelim.
Ey Bedbaht! Ya bugün bu çağrıya kulak verip dirilirsin, ya da kalbin mühürlenmiş bir halde, o çok sevdiğin tarlanın toprağının altında yapayalnız ve hüsran içinde kalırsın! Tercih senin, hesap Allah’ındır!
I. BÖLÜM: CUMA NAMAZININ FARZİYETİ VE TERK EDENLERİN AKIBETİ
1. AYET
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوٓا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Cuma, 9
“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında (ezan okunduğunda), hemen Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”
1. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَيَنْتَهِيَنَّ اَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجُمُعَاتِ اَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِل۪ينَ"
“Bazı kimseler ya Cuma namazlarını terk etmekten vazgeçerler ya da Allah onların kalplerini mühürler; sonra da onlar gafillerden olurlar." (Müslim, Cuma, 40)”
NÜZUL SEBEBİ: Ticaret kervanının geldiğini duyan bazı Müslümanların mescidi bırakıp dışarı çıkması üzerine, Cuma vaktinde dünyalık her türlü meşgalenin haram olduğunu ve asıl kârın Allah’ın huzurunda olduğunu bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Allah’ın çağrısını duymayıp çarşının çağrısına koşan, kalbini kaybetmiştir!" Ey Cuma ezanı okunurken hala müşteri bekleyen, dükkan kapatmayı "zarar" sayan gafil! Sen üç kuruşluk dünya için bizzat rızkı veren Rezzâk’a sırtını dönüyorsun. Allah kalbini mühürlediğinde, ne kazandığın para seni kurtarır ne de o çok güvendiğin aklın. Cuma vaktinde rızık mescittedir, sokakta değil!
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Cuma, 40; Nesâî, Cuma, 2)
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v) hutbe okurken Medine’ye bir ticaret kervanı gelmişti. On iki kişi hariç herkes dışarı fırladı. Bunun üzerine yukarıdaki ayet inerek, o on iki kişinin sadakati övülmüş, diğerleri sertçe uyarılmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Cuma namazına koşmayan, aslında dünyaya koşmaktadır." Daveti reddedenin kapısı bir gün yüzüne kapanır!
2. AYET
فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ
Cuma, 10
“Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin.”
2. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ تَرَكَ ثَلَاثَ جُمَعٍ تَهَاوُنًا بِهَا طَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قَلْبِه۪"
“Her kim önemsemeyerek (ihmal ederek) üç Cuma namazını terk ederse, Allah onun kalbini mühürler." (Ebû Dâvud, Salât, 204)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminin denge insanı olması gerektiğini; ibadet vaktinde ibadet, çalışma vaktinde ise meşru dairesinde rızık peşinde koşmasının ehemmiyetini bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Üç Cuma terk eden, aslında üç defa Allah’ın davetini reddetmiştir." Ey "işim var, patron izin vermiyor, vaktim dar" diyerek mazeret üreten bedbaht! Mazeretin ne olursa olsun, Allah’ın mühürlediği bir kalpten daha büyük bir felaket yoktur. Kalbi mühürlenen kişi artık hakkı batıldan ayıramaz, ruhu kararır. Cuma’yı küçümseyen, aslında imanın izzetini küçümsüyordur.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Ebû Dâvud, Salât, 204; Tirmizî, Cuma, 7)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.) zamanında, Cuma’ya gelmeyenlerin evlerinin yakılmasını emretmeyi düşünecek kadar bu konunun ciddiyeti üzerinde durulmuştur. Bu, imanın toplumsal bir kale olduğunun nişanesidir.
KISSADAN HİSSE: "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler."
3. AYET
وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْوًا انْفَضُّوٓا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَآئِمًاۜ قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِۜ
Cuma, 11
“Onlar bir ticaret veya bir eğlence gördükleri zaman ona akın ettiler ve seni (hutbede) ayakta bıraktılar. De ki: Allah’ın katında olan, eğlenceden de ticaretten de daha hayırlıdır.”
3. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلْجُمُعَةُ حَقٌّ وَاجِبٌ عَلٰى كُلِّ مُسْلِمٍ ف۪ي جَمَاعَةٍ"
“Cuma namazını cemaatle kılmak, her Müslüman üzerine vacip bir haktır." (Ebû Dâvud, Salât, 208)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadetin ciddiyetini dünya menfaati uğruna bozanları kınamak ve asıl kazancın pazar tezgahında değil, Allah’ın huzurunda olduğunu ihtar etmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler!" Ey rızık endişesiyle Cuma’yı feda eden gafil! Seni ayakta tutan o ticaretin değil, seni huzuruna çağıran Rezzâk’tır. Mescidi bırakıp dünyaya koşan, elindeki bereketi kendi elleriyle ateşe atar. Allah’ın davasını "ayakta bırakan", mahşerde yapayalnız kalacaktır.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Ebû Dâvud, Salât, 208; Hâkim, Müstedrek, 1/425)
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v) bu ayet indikten sonra, Cuma vakti alışveriş yapanın kazancının haram ve bereketsiz olduğunu bizzat beyan buyurmuştur.
KISSADAN HİSSE: "Cuma namazına koşmayan, aslında dünyaya koşmaktadır."
4. AYET
يَا بَن۪يٓ اٰدَمَ خُذُوا ز۪ينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ
A'râf, 31
“Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel elbiselerinizi giyin (ziynetinizi alın).”
4. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "غُسْلُ يَوْمِ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلٰى كُلِّ مُحْتَلِمٍ"
“Cuma günü gusül abdesti almak, ergenlik çağına gelmiş her Müslüman için (müekked sünnet/gerekli) bir görevdir." (Buhârî, Cuma, 2)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminin huzura çıkarken maddi ve manevi kirlerden arınması, toplumu rahatsız edecek kokulardan temizlenerek ibadetin vakarını koruması için vazedilmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma’ya hazırlık yapmayan, aslında Allah’ın huzuruna gelişini ciddiye almıyordur!" Ey iş elbisesiyle, teriyle, pis kokusuyla mescide doluşup mümin kardeşine eza veren bedbaht! Sen bir valinin yanına böyle mi çıkarsın? Alemlerin Rabbi’ne saygısı olmayanın, kıldığı namazdan hayır gelmez. Gusül almayan, koku sürünmeyen, temizlenmeyen kişi; Cuma’nın ruhuna değil, sadece bedenine iştirak ediyordur.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Buhârî, Cuma, 2; Müslim, Cuma, 5)
SAHABE KISSASI: Hazreti Osman (Hz.), Cuma namazına gusletmeden geldiği için Hazreti Ömer (Hz.) tarafından hutbe kürsüsünden herkesin önünde "Resûlullah’ın sünnetini neden terk ettin?" diye sertçe uyarılmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Cuma, haftalık bir arınma ve diriliş günüdür." Hazırlığı olmayanın nasibi de olmaz!
5. AYET
ف۪ي بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُۙ
Nûr, 36
“O kandil (iman nuru), Allah’ın yükseltilmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin verdiği evlerdedir (mescitlerdedir).”
5. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنِ اغْتَسَلَ ثُمَّ اَتَى الْجُمُعَةَ... ثُمَّ اَنْصَتَ حَتّٰى يَقْضِيَ مِنْ خُطْبَتِه۪ غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجُمُعَةِ الْاُخْرٰى"
“Kim gusleder, Cuma’ya gelir ve hutbe bitene kadar sessizce dinlerse; o Cuma ile sonraki Cuma arasındaki günahları bağışlanır." (Müslim, Cuma, 26)”
NÜZUL SEBEBİ: Cuma’nın müminler için bir "yıllık temizlik" değil, "haftalık yenilenme" vesilesi olduğunu ve bu büyük mükafatın ancak edeple kazanılabileceğini bildirmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Her Cuma, mümine verilen bir rahmet kapısıdır!" Eğer sen o kapıdan içeri girmeyi, sessizce dinlemeyi ve vakarla beklemeyi beceremiyorsan; bağışlanma müjdesini elinin tersiyle itiyorsun demektir. Guslün, temizliğin ve sessizliğin olmadığı bir Cuma; sadece kuru bir kalabalıktır.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Cuma, 26; Ebû Dâvud, Salât, 203)
SAHABE KISSASI: Hazreti Selmân-ı Fârisî (Hz.), Cuma günü temizlenip erkenden mescide gitmenin ve imamı beklemenin, insanı anasından doğduğu günkü gibi tertemiz yapacağını bizzat Efendimiz’den duyarak hayat düsturu edinmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Allah’ın çağrısını duymayıp çarşının çağrısına koşan, kalbini kaybetmiştir."
6. AYET
وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
A'râf, 204
“Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve sessiz durun ki size merhamet edilsin.”
6. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ: اَنْصِتْ وَالْاِمَامُ يَخْطُبُ فَقَدْ لَغَوْتَ"
“Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına 'Sus!' bile dersen, boş konuşmuş (Cuma sevabını zayi etmiş) olursun." (Buhârî, Cuma, 36)”
NÜZUL SEBEBİ: Hutbenin namazın bir cüzü olduğunu, o anın ciddiyetinin bozulmasının tüm ibadeti sakatlayacağını ihtar etmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbe sırasında konuşmak sadece edepsizlik değil, ibadeti zedeleyen bir kusurdur!" Ey hutbe okunurken yanındakiyle fısıldaşan, tesbih çeken veya telefonuna bakan gafil! Sen o anda Allah’ın hitabını değil, kendi nefsini dinliyorsun. Arkadaşını susturmak için bile olsa ağzını açtığın an, Cuma’nın o muazzam sevabını ateşe atıyorsun. "Hutbeyi dinlemeyen kul, Allah’ın kendisine konuşmasını kaçırmaktadır!"
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Buhârî, Cuma, 36; Müslim, Cuma, 11)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Zer (Hz.), hutbe esnasında yanındaki sahabeye bir şey sorduğunda, Hazreti Übey b. Ka'b (Hz.) ona cevap vermemiş; namazdan sonra ise "Bugünkü namazından elinde kalan sadece o boş konuşmandır" diyerek onu dehşete düşürmüştür.
KISSADAN HİSSE: "Hutbede konuşan, Allah’ın kelamını değil nefsini dinler."
7. AYET
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰىۙ
Bakara, 264
“Ey iman edenler! Sadakalarınızı başa kakarak ve gönül kırarak boşa çıkarmayın.”
7. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ لَغَا فَلَا جُمُعَةَ لَهُ"
“Hutbede kim boş konuşursa, onun cuması yoktur (sevabı gitmiştir)." (Ebû Dâvud, Salât, 201)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadetlerin ancak edep ve niyetle korunduğunu, bir anlık edepsizliğin koca bir hayrı mahvedebileceğini bildirmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbede konuşan, Allah’ın kelamını değil nefsini dinler!" Ey bedbaht! Buradaki "Cuması yoktur" ifadesi, "Cuma namazının koca bir sevap hazinesinden mahrum kalması" demektir. Sen hutbede telefonla ilgilenerek, yanındakiyle fısıldaşarak veya duaya yüksek sesle "amin" diyerek (sessizlik emrini bozarak) aslında o günkü ibadetini ellerinle ateşe atıyorsun. Cuma, edeple başlar, edeple biter.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/230; Ebû Dâvud, Salât, 201)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ali (Hz.), hutbe okunurken konuşanların namazının sıradan bir öğle namazı sevabı bile etmeyeceğini, Cuma’nın o özel rahmetinden mahrum kalacaklarını sık sık ihtar ederdi.
KISSADAN HİSSE: "Hutbeyi dinlemeyen kul, Allah’ın kendisine konuşmasını kaçırmaktadır."
8. AYET
سَابِقُوٓا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ
Hadid, 21
“Rabbinizden bir bağışlanmaya ve cennete (koşup) yarışın.”
8. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِى النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الْاَوَّلِ ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا اِلَّا اَنْ يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لَاسْتَهَمُوا"
“Eğer insanlar ezan okumanın ve ilk safta namaz kılmanın faziletini bilselerdi, kura çekmekten başka çare bulamazlardı." (Buhârî, Ezân, 9)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminlerin hayırda yarışmalarını teşvik etmek ve dünyaya koştukları gibi Allah’ın rızasına da en ön sırada koşmalarını emretmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "İlk safa koşmayan, dünyaya koşar!" Ey Cuma namazına ezan okunduktan sonra, son dakikada gelen gafil! Sen dünyalık bir randevuya böyle mi gidersin? İlk safta olmak, Allah’a olan iştiyakın ve sevginin nişanesidir. Arkalarda kalmaya alışan, zamanla dinden de geri kalır. İlk safa koşmayan, aslında kalbini dünyaya zincirlemiştir.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Buhârî, Ezân, 9; Müslim, Salât, 129)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Hüreyre (Hz.), ilk safın sevabının meleklerin safı gibi olduğunu, oraya girmek için gerekirse canla başla yarışılması gerektiğini Efendimiz (S.a.v)'den bizlere nakletmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Cuma namazı, müminin haftalık mahşer provasıdır." Önde olan kazananlardandır.
9. AYET
وَالَّذ۪ينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُۜ
Zümer, 18
“Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar.”
9. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِذَا خَرَجَ الْاِمَامُ فَلَا صَلٰوةَ وَلَا كَلَامَ"
“İmam (minbere) çıktığı zaman artık ne namaz kılınır ne de konuşulur." (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)”
NÜZUL SEBEBİ: Hutbenin ciddiyetini, o anın kutsiyetini korumak ve her türlü fuzuli hareketi kesmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbe sırasında tesbih çekmek dahi ibadeti zedeleyen bir kusurdur!" Ey imam minberdeyken nafile namaz kılan veya tesbihiyle şıkır şıkır oynayan gafil! Sen o anı anlamamışsın. Hutbe, namazın bir parçasıdır. O anda tesbih çekilmez, dua için bile olsa ses çıkarılmaz. Sessizlik imanın adabıdır; konuşan ise Allah’ın hitabını kaçıran bir zavallıdır.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: İbn Mâce, İkâme, 86; Ahmed b. Hanbel)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), hutbe esnasında konuşan birini gördüğünde onu kamçısıyla uyarmış ve "Resûlullah hutbe okurken biz başımızda kuş varmış gibi sükunetle beklerdik" buyurmuştur.
KISSADAN HİSSE: "Hutbeyi dinlemeyen, Allah’ın kendisine hitabını kaçırır."
10. AYET
وَاَنْ اَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّقُوهُۜ وَهُوَ الَّذ۪يٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
En'âm, 72
“Namazı kılın ve Allah’tan sakının (takva sahibi olun). O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır.”
10. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلْجُمُعَةُ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا مَا اجْتُنِبَتِ الْكَبَآئِرُ"
“Büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde, Cuma namazı diğer Cuma’ya kadar olan günahlara kefarettir." (Müslim, Tahâret, 14)”
NÜZUL SEBEBİ: Cuma’nın müminler için bir "arınma kampı" olduğunu, her hafta yeni bir sayfa açma şansı verildiğini müjdelemek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma, haftalık bir arınma ve diriliş günüdür!" Eğer sen bir haftalık günah yükünden kurtulmak istiyorsan, Cuma’yı sadece bedenen değil kalben yaşamalısın. Cuma’ya koşmayan, aslında kirlerinden temizlenmek istemeyen bir bedbahttır. Rahmet kapısı önünde bekleyip de içeri girmemek ne büyük bir hüsrandır!
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Tahâret, 14; Tirmizî, Salât, 160)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Zer (Hz.), her Cuma sonrası sanki yeniden doğmuş gibi sevinir, "Rabbim bir hafta daha mühlet verdi, bu Cuma bizi temizledi" diyerek şükrederdi.
KISSADAN HİSSE: "Her Cuma, mümine verilen bir rahmet kapısıdır."
11. AYET
قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىۜ وَاُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ
En'âm, 71
“De ki: Asıl hidayet Allah’ın hidayetidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredildi.”
11. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً"
“Cuma günü (erkenden) gusledip namaza giden, bir deve kurban etmiş gibi (sevap) kazanır." (Buhârî, Cuma, 4)”
NÜZUL SEBEBİ: Mescide geliş vaktinin sevaptaki derecesini bildirmek ve müminleri erken gelmeye teşvik etmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma’ya hazırlık yapmayan, aslında Allah’ın huzuruna gelişini ciddiye almıyordur!" Ey son safta, namazın bitimine beş dakika kala gelen gafil! Sen o koca "deve kurban etme" sevabını bir kenara itip sadece "serçeyi" kurtardın. Erken gitmeyen, imama yakın oturmayan kişi Allah’ın davetine tam icabet etmiş sayılmaz. Cuma’yı ciddiye almayanı, melekler de ciddiye almaz.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Buhârî, Cuma, 4; Müslim, Cuma, 10)
SAHABE KISSASI: Hazreti Abdullah b. Ömer (Hz.), Cuma sabahı güneş doğmadan hazırlanmaya başlar, en güzel elbiselerini giyer ve meleklerin kayıt tuttuğu o ilk dakikalarda mescide girerdi.
KISSADAN HİSSE: "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler."
12. AYET
وَاِذَا سَمِعُوا مَآ اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُولِ تَرٰىٓ اَعْيُنَهُمْ تَف۪يضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّۚ
Mâide, 83
“Resûl’e indirileni duydukları zaman, hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün.”
12. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلْمُهَجِّرُ اِلَى الْجُمُعَةِ كَالْمُهْد۪ي بَدَنَةً ثُمَّ الَّذ۪ي يَل۪يهِ كَالْمُهْد۪ي بَقَرَةً"
“Cuma namazına ilk vakitlerde giden deve kurban etmiş gibi, ikinci vakitte giden ise sığır kurban etmiş gibi sevap kazanır." (Müslim, Cuma, 10)”
NÜZUL SEBEBİ: İman edenlerin ilahi hitaba karşı duyarlılığını ölçmek ve Allah’ın huzuruna ne kadar büyük bir iştiyakla, ne kadar erken gidilirse o nispetle ikram olunacağını bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "İlk safa koşmayan, dünyaya koşar!" Ey Cuma vaktinde ikinci, üçüncü saflara razı olup, mescide geç gelmeyi adet edinen gafil! Sen dünyalık bir ihale için kapıda sabahlamayı bilirsin de, Rabbinin huzurunda en önde olmayı neden küçümsersin? İkinci safta kalmak, sadece mekânsal bir uzaklık değil, kalbin Allah’a olan mesafesidir. Erken gitmeyen, aslında Allah’ın davetini dünyalık bir işi kadar ciddiye almıyordur.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Cuma, 10; Nesâî, Cuma, 14)
SAHABE KISSASI: Hazreti Abdullah b. Mes’ud (Hz.), mescide geldiğinde kendisinden önce üç kişinin geldiğini görünce; "Dördüncünün dördüncüsü! Dördüncü olmak da fena değil ama neden daha önce gelmedim?" diyerek kendi nefsini kınamıştır.
KISSADAN HİSSE: "Cuma namazına koşmayan, aslında dünyaya koşmaktadır."
13. AYET
وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۘ
Meâric, 34
“Onlar ki, namazlarını titizlikle korurlar.”
13. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِذَا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ وَقَفَتِ الْمَلَائِكَةُ عَلٰى بَابِ الْمَسْجِدِ يَكْتُبُونَ الْاَوَّلَ فَالْاَوَّلَ"
“Cuma günü olduğunda melekler mescidin kapısında durur ve sırasıyla (gelenleri) yazarlar. İmam minbere çıkınca defterleri dürer ve zikri (hutbeyi) dinlemeye başlarlar." (Buhârî, Cuma, 31)”
NÜZUL SEBEBİ: Namazın sadece şekilden ibaret olmadığını, ona gösterilen özenin ve vaktinde hazır bulunmanın sadakatin bir nişanesi olduğunu bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma’ya hazırlık yapmayan, aslında Allah’ın huzuruna gelişini ciddiye almıyordur!" Ey imam minbere çıktıktan sonra mescide adım atan bedbaht! Melekler defterleri kapattı, senin adın o mübarek listeye girmedi. Sen sadece borç ödemeye geldin, rahmetten nasibini ise ellerinle teptin. Defter dürüldükten sonra gelenin, Cuma sevabı eksilmiştir. Allah’ın çağrısını son sıraya koyanı, Allah da rahmetinde son sıraya koyar.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Buhârî, Cuma, 31; Müslim, Cuma, 24)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Hüreyre (Hz.), Cuma günü meleklerin kapıda elinde nurdan kalemlerle beklediğini anlatır ve "Sakın melekler defteri kapatmadan önce orada olmayı ihmal etmeyin" diye feryat ederdi.
KISSADAN HİSSE: "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler."
14. AYET
فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا
Nisâ, 103
“Namazı ikame edin; çünkü namaz, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır.”
14. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ مَسَّ الْحَصٰى فَقَدْ لَغَا"
“Hutbe okunurken kim (yerdeki) çakıl taşlarıyla oynarsa, boş bir iş yapmış (Cuma sevabını zayi etmiş) olur." (Müslim, Cuma, 27)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadet anında tüm dikkatin Allah’ın kelamına verilmesi gerektiğini, dış dünyayla bağı kesmenin imanın bir gereği olduğunu bildirmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbe sırasında telefonla ilgilenmek; sadece edepsizlik değil, ibadeti zedeleyen bir kusurdur!" Ey hutbe okunurken cebinden telefonunu çıkaran, mesajlarına bakan, tesbihini şıkırdatan gafil! O taşlarla oynamak bile cumayı bozuyorsa, senin elindeki o ekran seni hangi cehenneme sürükler, bir düşün! "Hutbeyi dinlemeyen kul, Allah’ın kendisine konuşmasını kaçırmaktadır." Sen o an Allah’ın kelamını değil, nefsinin oyuncağını tercih ettin.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Cuma, 27; Tirmizî, Cuma, 5)
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v) hutbe irad ederken, bir sahabenin elbisesindeki bir tozla uğraştığını görmüş ve namazdan sonra onu "Hutbe namaz gibidir, namazda nasıl başka işle uğraşmazsan burada da uğraşamazsın" diyerek ikaz etmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Hutbede konuşan (veya başka işle uğraşan), Allah’ın kelamını değil nefsini dinler."
15. AYET
وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِن۪ينَ
Zâriyât, 55
“Sen yine de hatırlatıp öğüt ver; çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir.”
15. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ غَسَّلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَاغْتَسَلَ ثُمَّ بَكَّرَ وَابْتَكَرَ وَمَشٰى وَلَمْ يَرْكَبْ..."
“Cuma günü gusledip erkenden camiye yaya olarak giden, imama yakın oturup hutbeyi can kulağıyla dinleyen kimseye, attığı her adım için bir yıllık oruç ve namaz sevabı verilir." (Tirmizî, Cuma, 13)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadete gösterilen emeğin ve zahmetin, Allah katındaki karşılığının ne kadar azametli olduğunu bildirmek ve mümini rahmet yarışına sokmak için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma namazına koşmayan, aslında dünyaya koşmaktadır!" Ey camiye arabasıyla son dakikada yetişmeyi marifet sayan bedbaht! Attığın her adımda bir yıllık ibadet gizliyken, sen hangi dünya telaşı için bu hazineyi elinin tersiyle itiyorsun? İmama yakın saf tutmayan, hutbeyi can kulağıyla dinlemeyen gafil; sen sadece bedenen oradasın, ruhun ise hala çarşıda pazarda geziyor.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Tirmizî, Cuma, 13; Ebû Dâvud, Salât, 203)
SAHABE KISSASI: Hazreti Abdullah b. Ömer (Hz.), evinden mescide giderken adımlarını küçülterek atardı; "Daha fazla adım atayım da Rabbimin vaat ettiği o bir yıllık sevaplara daha çok nail olayım" diyerek Cuma’nın her anını ganimet bilirdi.
KISSADAN HİSSE: "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler."
16. AYET
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ
Enfâl, 2
“Müminler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir.”
16. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلْغُسْلُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ سُنَّةٌ وَالْعِطْرُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ سُنَّةٌ وَالسِّوَاكُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ سُنَّةٌ"
“Cuma günü gusül abdesti almak, güzel koku sürünmek ve misvak kullanmak sünnet-i seniyyedir." (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminin tertip, temizlik ve vakar sahibi bir şahsiyet inşa etmesi; Allah’ın huzuruna çıkarken her türlü kirden ve kötü kokudan temizlenmesi gerektiğini vurgulamak için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma’ya hazırlık yapmayan, aslında Allah’ın huzuruna gelişini ciddiye almıyordur!" Ey ağzı sigara kokarak, elbiseleri kir içinde camiye doluşan bedbaht! Sen bu halinle bir amirin huzuruna çıkamazken, nasıl olur da Alemlerin Rabbi’nin karşısına edepsizce çıkarsın? Temizlenmeden, koku sürünmeden gelen kişi; sadece kendine değil, meleklerin ve müminlerin de ruhuna eza verir.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (İbn Mâce, İkâme, 81; Ahmed b. Hanbel)
SAHABE KISSASI: Hazreti Osman (Hz.), Cuma günü giymek üzere özel bir elbise edinmişti; "Bu elbise sadece Rabbimin en büyük daveti içindir" diyerek Cuma’nın vakarını üzerinde taşırdı.
KISSADAN HİSSE: "Cuma, haftalık bir arınma ve diriliş günüdür." Dışı pis olanın kalbi nasıl nurlansın?
17. AYET
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ
Haşr, 19
“Allah'ı unutan, bu yüzden Allah'ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın.”
17. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِذَا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فَاِنَّ عَلٰى كُلِّ بَابٍ مِنْ اَبْوَابِ الْمَسْجِدِ مَلَائِكَةً يَكْتُبُونَ النَّاسَ عَلٰى قَدْرِ مَنَازِلِهِمْ"
“Cuma günü melekler mescidin her kapısında durur ve insanları gelme sırasına (derecelerine) göre yazarlar." (Müslim, Cuma, 24)”
NÜZUL SEBEBİ: Allah’ı unutanın kendi ebedi hayatını da unutacağını ihtar etmek; meleklerin kayıt tuttuğu o özel vakitlerin kadrini bilmeye teşvik etmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Allah’ın çağrısını duymayıp çarşının çağrısına koşan, kalbini kaybetmiştir!" Ey kapıdaki melekler defteri kapattıktan sonra mescide dalan gafil! Senin adın o şeref listesinde yok! Sen sadece "borç ödemeye" geldin, "rızaya" değil. Melekler hutbeyi dinlemeye geçince sen geliyorsan; bil ki sen dünyayı Allah’tan daha çok sevmişsin demektir.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Cuma, 24; Buhârî, Cuma, 31)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Hüreyre (Hz.), mescid kapısında bekleyen melekleri bizzat görürcesine bir inançla erkenden gelir ve "Ey insanlar! Meleklerin kalemlerini kurutmayın, defterler kapanmadan yerinizi alın!" diye feryat ederdi.
KISSADAN HİSSE: "Daveti reddedenin kapısı bir gün kapanır!"
18. AYET
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولًا
İsrâ, 36
“Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”
18. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ تَكَلَّمَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالْاِمَامُ يَخْطُبُ فَهُوَ كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ اَسْفَارًا"
“İmam hutbe okurken konuşan kimsenin durumu, kitap yüklü eşeğin durumuna benzer (yaptığı işten hiçbir hayır görmez)." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/230)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadetin sadece bedensel bir katılım değil, zihinsel ve kalbi bir teslimiyet gerektirdiğini; o andaki boş bir kelamın tüm ibadetin ruhunu öldüreceğini ihtar etmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbede konuşan, Allah’ın kelamını değil nefsini dinler!" Ey hatip minberde Allah’ın dinini anlatırken yanındakiyle dünyalık lakırdı eden bedbaht! Sen o koca kitapları taşıyan ama içindekinden habersiz olan bir eşek misali, kıldığın namazdan hiçbir nur alamadan camiden çıkacaksın. "Hutbeyi dinlemeyen kul, Allah’ın kendisine konuşmasını kaçırmaktadır." Sessizlik, o anki en büyük zikirdir; konuşmak ise ibadete ihanettir.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/230; Taberânî, Kebîr, 12/112)
SAHABE KISSASI: Hazreti Abdullah b. Abbas (Hz.), hutbe esnasında birbiriyle fısıldaşan iki kişiye namazdan sonra dönerek; "Sizin bugün kıldığınız Cuma değil, sadece bir spor hareketidir; çünkü Allah’ın hitabını çiğnediniz" buyurmuştur.
KISSADAN HİSSE: "Hutbe, namazın bir parçasıdır. O anda konuşmak sadece edepsizlik değil, ibadeti zedeleyen bir kusurdur."
19. AYET
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ الَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ
Mâûn, 4-5
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar (gaflet içindedirler).”
19. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا صَلٰوةَ لِمَنْ لَا يُط۪يعُ الْاِمَامَ"
“İmama uymayanın (onun sükunet emrine riayet etmeyenin) namazı (kâmil bir namaz) değildir." (İbn Ebî Şeybe, Musannef, 1/344)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadetin bir nizam ve intizam işi olduğunu; kafasına buyruk hareket edenlerin, cemaat adabına uymayanların kıldıkları namazın bereketsizliğini bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma’ya hazırlık yapmayan, aslında Allah’ın huzuruna gelişini ciddiye almıyordur!" Ey hutbe okunurken tesbih çeken, yüksek sesle "amin" diyerek imamın sesini bastıran veya cep telefonunun ışığıyla cemaatin dikkatini dağıtan gafil! Sen "ibadet ediyorum" sanırken aslında ibadeti sabote ediyorsun. İmamın sus dediği yerde konuşan, dua ettiği yerde bağıran kişi; Allah’ın huzurunda olduğunu unutmuş, nefsini imamın önüne geçirmiştir.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Hasen hadistir. (İbn Ebî Şeybe; Beyhakî, Sünenü’l-Kübrâ)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Bekir (Hz.), Efendimiz (S.a.v) hutbe okurken yanındakinin bir sorusuna parmağını dudaklarına götürerek sadece "işaretle" sus demiş, bir kelime bile feda etmemiştir.
KISSADAN HİSSE: "Hutbe sırasında duaya yüksek sesle 'amin' demek, sessizlik emrini bozan bir noksanlıktır."
20. AYET
فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعًا
Mâide, 48
“Öyleyse hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır.”
20. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِنَّ اللّٰهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصُّفُوفِ الْاُوَلِ"
“Şüphesiz Allah ve melekleri, ilk saflarda bulunanlara rahmet ve sena ederler." (Ebû Dâvud, Salât, 93)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminleri ataletten kurtarıp, Allah’ın rızasına giden yolda en ön safta yer almaya teşvik etmek; hayırda geride kalmanın imanda da geride kalmaya yol açacağını bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "İlk safa koşmayan, dünyaya koşar!" Ey Cuma vakti camiye girdiğinde boş yer varken arkalara, duvar diplerine sığınan bedbaht! Sen dünyalık bir ziyafette başköşeye oturmak için yarışırsın da, Allah’ın rahmetinin sağanak gibi yağdığı ilk saftan neden kaçarsın? İlk saf mücahidlerin ve sadıkların safıdır. Arkada kalmaya razı olanın kalbi de zamanla gerilerde kalmaya mahkûm olur.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Ebû Dâvud, Salât, 93; Nesâî, Ezân, 31)
SAHABE KISSASI: Hazreti Enes b. Mâlik (Hz.), mescide geldiğinde ilk safı dolu görürse üzüntüsünden gözyaşı döker, "Bugün meleklerin özel rahmetinden geri mi kaldım?" diye nefsini hesaba çekerdi.
KISSADAN HİSSE: "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler."
21. AYET
وَسَارِعُوٓا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُۙ
Âl-i İmrân, 133
“Rabbinizin bağışlamasına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete koşun.”
21. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ"
“Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür." (Müslim, Cuma, 17)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminlerin zaman bilincini inşa etmek ve haftalık ömür sermayesinin en kıymetli dilimini Allah’a ibadetle süslemeye teşvik etmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma, haftalık bir arınma ve diriliş günüdür!" Ey bu mübarek günü sıradan bir tatil günü sanan gafil! Güneşin doğduğu en hayırlı günde, sen hala dünyalık hesapların karanlığında mı boğuluyorsun? Cuma’nın kadrini bilmeyen, ömrünün bereketini kendi elleriyle yok eder. "Her Cuma, mümine verilen bir rahmet kapısıdır;" o kapıdan geçmeyen, hüsran yolundadır.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Cuma, 17; Tirmizî, Cuma, 1)
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v), Cuma günü geldiğinde ashabına bu günün azametini anlatır, sanki bir bayram sevincini ve mahşer vakarını aynı anda yaşatırdı.
KISSADAN HİSSE: "Cuma namazı, müminin haftalık mahşer provasıdır."
22. AYET
وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُب۪ينًا
Ahzâb, 36
“Kim Allah’a ve Resûlü’ne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”
22. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ تَرَكَ الْجُمُعَةَ مِنْ غَيْرِ ضَرُورَةٍ كُتِبَ مُنَافِقًا ف۪ي كِتَابٍ لَا يُمْحٰى وَلَا يُبَدَّلُ"
“Her kim bir mazereti olmaksızın Cuma namazını terk ederse, silinmeyen ve değiştirilmeyen bir kitapta 'münafık' olarak kaydedilir." (Şâfiî, Müsned, 1/161)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadeti hafife alanların ve dünyalık keyifleri Allah’ın emrinden üstün tutanların kalbi hastalığını ifşa etmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Daveti reddedenin kapısı bir gün kapanır!" Ey "Bu hafta gitmesem de olur" diyerek kendini kandıran bedbaht! Meleklerin elindeki o deftere "münafık" mührüyle kaydedilmekten korkmuyor musun? Cuma’yı terk etmek, sadece bir namazı kaçırmak değil, Allah ile olan bağı koparmaktır. Üç Cuma’yı terk edenin kalbi mühürlenir, artık o kalbe ne hidayet girer ne de nur!
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Hasen hadistir. (Şâfiî, Müsned; Beyhakî, Sünenü’l-Kübrâ)
SAHABE KISSASI: Hazreti Abdullah b. Abbas (Hz.), Cuma’ya gitmeyen birini gördüğünde; "Tevbe etmezse bu haliyle ölürse, gideceği yer cehennemdir" diyerek bu ağır vebali bizzat hatırlatırdı.
KISSADAN HİSSE: "Cuma’yı terk eden, kalbini terk eder."
23. AYET
وَمَآ اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ
Haşr, 7
“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının.”
23. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِذَا رَاَيْتُمُ الرَّجُلَ يَتَخَطّٰى رِقَابَ النَّاسِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ... فَهُوَ كَالْكَلْبِ يَجُرُّ اَمْعَآءَهُ فِى النَّارِ"
“Cuma günü (geç gelip de) insanların omuzlarından atlayarak öne geçmeye çalışan kimse, cehennemde kendi bağırsaklarını sürükleyen kişi gibidir." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/337)”
NÜZUL SEBEBİ: Mescit adabını bozan, geç gelip de en ön saftakilere eziyet ederek "dindarlık" taslayanların samimiyetsizliğini ve edepsizliğini yermek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "İmam hutbedeyken sessiz ve vakur olmak imandandır!" Ey namaza geç gelip de en öne geçmek için mümin kardeşini rahatsız eden, onun huzurunu bozan gafil! Sen "fazilet" ararken "zulüm" işliyorsun. Erken gelmeyen, yerine razı olur. Başkasına eza vererek kıldığın o namaz, seni cennete değil, kibrin yüzünden ateşe yaklaştırır.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Tirmizî, Cuma, 19; Ahmed b. Hanbel, 3/337)
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v) hutbe irad ederken, insanların omuzlarından atlayarak gelen birini görmüş ve sözünü keserek; "Otur! Hem geç kaldın, hem de eziyet ettin!" diyerek onu tüm cemaatin önünde azarlamıştır.
KISSADAN HİSSE: "Sessiz ve vakur olmayan, huzura kabul edilmemiştir."
24. AYET
فَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
Nahl, 98
“Kur’an okuduğun zaman, o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.”
24. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلْجُمُعَةُ اِلَى الْجُمُعَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا اِذَا كَانَتِ الصَّلٰوةُ لِوَجْهِ اللّٰهِ"
“Cuma namazı, yalnızca Allah rızası için kılındığı takdirde, diğer Cuma’ya kadar olan günahlara kefarettir." (Müslim, Tahâret, 14)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadetin ancak ihlas ve samimiyetle kabul olacağını, gösteriş için veya alışkanlık gereği kılınan namazın günahları silmeyeceğini bildirmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbeyi dinlemeyen, Allah’ın kendisine hitabını kaçırır!" Ey camiye gelip de aklı dışarıda, eli telefonunda, dili gıybette olan bedbaht! Sen bu Cuma’dan temizlenerek çıkacağını mı sanıyorsun? Şeytan seni hutbe esnasında meşgul ederek, o muazzam kefaret müjdesinden mahrum bırakıyor. "Hutbede konuşan, Allah’ın kelamını değil nefsini dinler!"
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Tahâret, 14; Ahmed b. Hanbel)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Zer (Hz.), Cuma günü mescide girdiğinde dünya kelamı etmemek için ağzına küçük bir taş koyar, hutbe bitene kadar o taşı çıkarmazdı.
KISSADAN HİSSE: "Cuma günü sessizlik zikirdir, konuşmak ise zarardır."
25. AYET
اِنَّ اللّٰهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۜ يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا
Ahzâb, 56
“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”
25. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَكْثِرُوا الصَّلَاةَ عَلَيَّ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَاِنَّ صَلَاتَكُمْ مَعْرُوضَةٌ عَلَيَّ"
“Cuma günü bana çokça salât ve selâm getirin; çünkü sizin salâtlarınız bana sunulur." (Ebû Dâvud, Salât, 201)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminlerin Efendimiz (S.a.v) ile olan bağlarını Cuma günü doruğa çıkarmalarını ve O’nun şefaatine nail olacak bir edeple süslenmelerini emretmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler!" Ey Cuma günü binlerce salavat getirmek varken, vaktini boş işlerle öldüren gafil! Senin salavatın Efendimiz’e arz edilirken, O’nun huzuruna hangi yüzle, hangi ahlakla çıkacaksın? Cuma, Resûlullah ile buluşma günüdür. Bu günü ziyan eden, ahiretteki şefaat kapısını kendi eliyle zorlaştırır.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Ebû Dâvud, Salât, 201; Nesâî, Cuma, 5)
SAHABE KISSASI: Hazreti Enes b. Mâlik (Hz.), Cuma gecesinden başlayarak dilinden salavatı hiç düşürmez, "Bugün arz günüdür, Efendimiz’i kendimden haberdar etmeliyim" derdi.
KISSADAN HİSSE: "Cuma’yı hakkıyla eda eden, Efendimiz’in sancağı altına girmeye adaydır
26. AYET
وَابْتَغِ ف۪يمَآ اٰتٰيكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَص۪يبَكَ مِنَ الدُّنْيَا
Kasas, 77
“Allah'ın sana verdiğinden (o imkanlarla) ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma.”
26. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلْغُدُوُّ اِلَى الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلٰى كُلِّ مُحْتَلِمٍ"
“Cuma’ya gitmek, buluğ çağına ermiş her Müslüman üzerine (kesin bir) vazifedir." (Nesâî, Cuma, 2)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminin önceliğinin ahiret olduğunu, Cuma’nın ise bu ahiret ticaretinin en kârlı merkezi olduğunu bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma namazına koşmayan, aslında dünyaya koşmaktadır!" Ey rızık endişesiyle Cuma namazını "vakit kaybı" gören bedbaht! Sen dünyadan nasibini unutma ama ahiretini de dünyaya kurban etme. Cuma vakti çalışmak, helal olan rızkı harama çevirmektir.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Nesâî, Cuma, 2; Ebû Dâvud, Salât, 208)
SAHABE KISSASI: Hazreti Muaz b. Cebel (Hz.), "Cuma namazı imanın terazisidir; terazisi bozuk olanın dini de noksandır" buyurarak bu ibadetin vazgeçilmezliğini vurgulardı.
KISSADAN HİSSE: "Cuma’yı terk eden, kalbini terk eder."
27. AYET
اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَآءِ وَالْمُنْكَرِۜ
Ankebût, 45
“Şüphesiz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”
27. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ وَالْجُمُعَةُ اِلَى الْجُمُعَةِ... مُكَفِّرَاتٌ لِمَا بَيْنَهُنَّ"
“Beş vakit namaz ve Cuma namazı, aralarındaki günahlara kefarettir." (Müslim, Tahâret, 14)”
NÜZUL SEBEBİ: Namazın sadece şekli bir hareket olmadığını, insanı manen temizleyen ve kötülüklerden koruyan bir zırh olduğunu beyan etmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma, haftalık bir arınma ve diriliş günüdür!" Eğer kıldığın Cuma namazı seni haramdan, yalandan ve zulümden alıkoymuyorsa; sen Cuma’ya değil, sadece bir kalabalığa girip çıkmışsın demektir. İbadetin senin ahlakını düzeltmiyorsa, ruhun hala kirlidir.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Tahâret, 14; Tirmizî, Salât, 160)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Zer (Hz.), "Cuma günü kıldığın namaz seni bir hafta boyunca günahtan korumuyorsa, o namazı yeniden gözden geçir" diyerek ashabı uyarırdı.
KISSADAN HİSSE: "Her Cuma, mümine verilen bir rahmet kapısıdır."
28. AYET
وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Bakara, 42
“Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.”
28. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِذَا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فَاِنَّهُ لَا يَسْتَق۪يمُ الْا۪يمَانُ حَتّٰى تَسْتَق۪يمَ الصَّلٰوةُ"
“Cuma namazı dosdoğru kılınmadıkça, iman (kemaliyle) istikamet bulmaz." (Müsned-i Ahmed)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminlerin ibadetlerinde ihlaslı olmaları, dünyevi menfaatleri dinin önüne koyarak hakikati bulandırmamaları için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbede konuşan, Allah’ın kelamını değil nefsini dinler!" Ey Cuma namazına gelip de kalbi hala hilede, hurdada, yalan ticarette olan gafil! Sen hakkı batılla karıştırıyorsun. Camiye gelmen "hak", aklındaki haram planlar "batıl"dır. Batılla kıldığın namaz seni kurtarmaz.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Hasen hadistir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned; Taberânî)
SAHABE KISSASI: Hazreti Huzeyfe (Hz.), "Öyle bir zaman gelecek ki, camiler insanla dolacak ama içinde bir tek (kâmil) mümin bulunmayacak" diyerek ahlaksız dindarlıktan sakındırmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler."
29. AYET
فَاسْتَقِمْ كَمَآ اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ
Hûd, 112
“Öyleyse emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”
29. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِحْضَرُوا الذِّكْرَ وَادْنُوا مِنَ الْاِمَامِ"
“Hutbeye (zikre) katılın ve imama yakın olun." (Ebû Dâvud, Salât, 203)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminin her işinde, özellikle ibadetinde ciddiyet ve dürüstlük sahibi olmasını, ilahi hitabı en yakından ve en saf kalple dinlemesini emretmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "İmama yakın saf tutmayan, aslında kalben uzaktadır!" Ey camiye girince kapı eşiğine veya duvar dibine çöken bedbaht! Sen bu halinle mi "emrolunduğun gibi dosdoğru" olacaksın? İmama yakınlık, rahmete yakınlıktır. Arkalarda kalmak, gaflete razı olmaktır.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Ebû Dâvud, Salât, 203; Ahmed b. Hanbel)
SAHABE KISSASI: Hazreti Abdullah b. Ömer (Hz.), mescide girdiğinde neresi boş olursa olsun en ön safta yer açılana kadar yürür, "Resûlullah’ın nefesine yakın olmalıyım" derdi.
KISSADAN HİSSE: "İlk safa koşmayan, dünyaya koşar."
30. AYET
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ
Enfâl, 21
“İşitmedikleri halde 'işittik' diyenler gibi olmayın.”
30. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلْمُتَخَطّ۪ي رِقَابَ النَّاسِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ يَتَّخِذُ جِسْرًا اِلٰى جَهَنَّمَ"
“Cuma günü insanların omuzlarından atlayarak öne geçen, cehenneme giden bir köprü edinmiş olur." (Tirmizî, Cuma, 19)”
NÜZUL SEBEBİ: İlahi uyarıları sadece kulakla değil, kalple dinlemek gerektiğini ve başkasına eza vererek yapılan sözde "ibadetin" hükmünü bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbe sırasında sessiz ve vakur olmak imandandır!" Ey geç gelip de en ön safa geçmek için cemaati rahatsız eden "sahte sofu"! Sen omuzlardan atlarken sadece insanlara değil, İslam’ın edebine de basıyorsun. Senin bu yaptığın ibadet değil, cehenneme giden yolu kendi ellerinle döşemektir. "Hutbeyi dinlemeyen kul, Allah’ın kendisine konuşmasını kaçırmaktadır."
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Tirmizî, Cuma, 19; İbn Mâce, İkâme, 88)
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v), omuzlardan atlayan birine; "Otur ve eza verme! Sen bugün Cuma’nın nurundan mahrum kaldın!" diyerek sertçe çıkışmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Edepsizle kılanın namazı, sadece zahmettir."
31. AYET
وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَآئِرَ اللّٰهِ فَاِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ
Hac, 32
“Kim Allah'ın nişanelerine (ibadetlerine) saygı gösterirse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır.”
31. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "فَاِذَا خَرَجَ الْاِمَامُ طُوِيَتِ الصُّحُفُ"
“İmam hutbeye çıktığı zaman (meleklerin elindeki sevap) defterleri dürülür." (Buhârî, Cuma, 31)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadetin vaktine ve hukukuna gösterilen saygının, kalpteki imanın derecesini gösterdiğini beyan etmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Allah’ın çağrısını duymayıp çarşının çağrısına koşan, kalbini kaybetmiştir!" Ey imam minbere çıktıktan sonra mescide adım atan gafil! Melekler defteri kapattı, sen listeye giremedin. Senin kalbinde Allah’ın nişanelerine saygı olsaydı, ezandan önce orada olurdun. Defter dürüldükten sonra gelmek, "Rabbim, dünya işim senden daha mühimdi" demenin sessiz çığlığıdır.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Buhârî, Cuma, 31; Müslim, Cuma, 24)
SAHABE KISSASI: Hazreti Abdullah b. Mes’ud (Hz.), mescide dördüncü kişi olarak girdiği için "Meleklerin listesinde geriye mi düştüm?" diye bütün gün kederlenmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Cuma namazına koşmayan, aslında dünyaya koşmaktadır."
32. AYET
وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَۜ
Tevbe, 105
“De ki: Yapacağınızı yapın! Amelinizi Allah da, Resûlü de, müminler de görecektir.”
32. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِنَّمَا الصَّلَاةُ اَنْ تَخْشَعَ وَتَتَوَاضَعَ"
“Namaz ancak huşu içinde olmak ve tevazu göstermektir." (Tirmizî, Salât, 285)”
NÜZUL SEBEBİ: Her amelin bir şahidi olduğunu ve ibadetin ruhunun huşu (Allah’tan korkarak eğilmek) olduğunu ihtar etmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbe, namazın bir parçasıdır. O anda konuşmak sadece edepsizlik değil, ibadeti zedeleyen bir kusurdur!" Ey hutbe sırasında yanındakiyle fısıldaşırken "Allah beni görüyor" gerçeğini unutan bedbaht! Sen huşuyu ve tevazuu terk ettin. Gözün başka yerde, kulağın lakırdıda ise; senin kıldığın namaz sadece bir gösteriştir. "Hutbede konuşan, Allah’ın kelamını değil nefsini dinler."
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Tirmizî, Salât, 285; Nesâî)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Bekir (Hz.), namazda ve hutbede o kadar hareketsiz dururdu ki, kuşlar onu cansız bir direk sanıp omzuna konardı.
KISSADAN HİSSE: "Huşusu olmayanın cuması, sadece bir yorgunluktur."
33. AYET
وَلَا تَتَّخِذُوٓا اٰيَاتِ اللّٰهِ هُزُوًاۘ
Bakara, 231
“Allah'ın ayetlerini eğlence (oyuncak) edinmeyin.”
33. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَعَلَيْهِ الْجُمُعَةُ"
“Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye Cuma namazı farzdır." (Ebû Dâvud, Salât, 208)”
NÜZUL SEBEBİ: Dini emirleri işine geldiği gibi uygulayanları ve Cuma gibi büyük bir farzı ihmal edenleri uyarmak için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Üç cuma terk eden, aslında üç defa Allah’ın davetini reddetmiştir!" Ey "inancım tam ama Cuma’ya gitmiyorum" diyen sahtekâr! Allah Resûlü Cuma’yı imanın bir şartı olarak görüyor. Sen gitmediğin her Cuma ile iman bağını biraz daha koparıyorsun. Allah’ın emrini ciddiye almamak, ayetleri oyuncak edinmektir.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Ebû Dâvud, Salât, 208; Dâre-Kutnî, 2/3)
SAHABE KISSASI: Hazreti Talha (Hz.), ağır yaralı olduğu halde Cuma’ya gitmek için sürünerek yola çıkmış, "İmanım buna şahitlik etsin" demiştir.
KISSADAN HİSSE: "Daveti reddedenin kapısı bir gün kapanır!"
34. AYET
وَاِذَا جَآءُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللّٰهُ
Mücâdele, 8
“Sana geldikleri zaman, Allah'ın seni selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar (riyâkarlık ediyorlar).”
34. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلْمُؤْمِنُ فِى الْجُمُعَةِ كَالْمُحْرِمِ فِى الْحَجِّ"
“Mümin Cuma namazında, hacdaki ihramlı kimse (gibi vakar sahibi) olmalıdır." (İhya-u Ulumiddin)”
NÜZUL SEBEBİ: İbadetlerdeki sahteliği ve riyayı men etmek; Cuma’nın bir "Hacc-ı Mesâkîn" (fakirlerin haccı) olduğunu bildirmek için buyurulmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma namazı, müminin haftalık mahşer provasıdır!" Ey camiye gelip de vakarını koruyamayan, sağa sola sataşan bedbaht! Sen ihramdaki bir hacı gibi haramlardan ve fuzuli işlerden kaçınmak zorundasın. Riyakârca kıldığın namaz, seni melek kesilenlerin değil, hüsrana düşenlerin arasına katar.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Hadis-i Şerif meali. (Gazzâli, İhya; Deylemî)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ali (Hz.), Cuma günü mescide girdiğinde sanki Kâbe’ye girmiş gibi titrer, "Şu an Rabbimin huzurundayım, dünya arkamda kaldı" derdi.
KISSADAN HİSSE: "Cuma'da vakarını kaybeden, imanının tadını kaybeder."
35. AYET
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ الْبَيِّنَاتُۜ
Âl-i İmrân, 105
“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.”
35. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا يَزَالُ قَوْمٌ يَتَاَخَّرُونَ عَنِ الصَّفِّ الْاَوَّلِ حَتّٰى يُؤَخِّرَهُمُ اللّٰهُ"
“Bir topluluk ilk saftan geri kalmaya devam ederse, sonunda Allah da onları (rahmetinden) geri bırakır." (Ebû Dâvud, Salât, 97)”
NÜZUL SEBEBİ: Birliğin ve beraberliğin sembolü olan Cuma’da ayrışmayı önlemek ve hayırda geri kalmanın manevi felaketini bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "İlk safa koşmayan, dünyaya koşar!" Ey her hafta son saflarda, kapı ağızlarında namaz kılmayı adet edinen gafil! Sen Allah’ın rahmetinde geri kalmaya talip olmuşsun. Allah da seni hidayette, huzurda ve berekette en son sıraya atar. "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler."
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Salât, 130; Ebû Dâvud, Salât, 97)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Saîd el-Hudrî (Hz.), insanların mescidde geri geri çekildiklerini görünce bu hadisi hatırlatmış ve "Allah’ın sizi arkaya itmesini mi istiyorsunuz?" diye feryat etmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Arkada kalmaya razı olan, hüsrana razı olmuştur."
36. AYET
فَذَكِّرْ اِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرٰىۜ
A'lâ, 9
“Eğer hatırlatmak fayda verirse, öğüt ver (hatırlat).”
36. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ لَمْ يُنْصِتْ وَالْاِمَامُ يَخْطُبُ فَلَا جُمُعَةَ لَهُ"
“İmam hutbe okurken susmayan kimsenin (kâmil manada) Cuması yoktur." (Müsned-i Ahmed)”
NÜZUL SEBEBİ: İlahi öğüdün ancak sessizlik ve teslimiyetle alınabileceğini, konuşanın ise bu büyük nasibi elinden kaçıracağını bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hutbeyi dinlemeyen kul, Allah’ın kendisine konuşmasını kaçırmaktadır!" Ey hutbe sırasında duaya "amin" diyerek veya tesbih çekerek sessizliği bozan bedbaht! Senin bu "dindarlık" gösterin, kıldığın namazın ruhunu öldürüyor. "Hutbe, namazın bir parçasıdır. O anda konuşmak sadece edepsizlik değil, ibadeti zedeleyen bir kusurdur."
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Ahmed b. Hanbel, 2/434; İbn Ebî Şeybe)
SAHABE KISSASI: Hazreti Selmân (Hz.), hutbede konuşanı gördüğünde ona eliyle sus işareti yapmış, namazdan sonra ise "Senin bugünkü kârın sadece o konuştuğun kelimedir" demiştir.
KISSADAN HİSSE: "Sessizlik imandandır, fuzuli kelam nifaktandır."
37. AYET
وَقُلْ رَبِّ زِدْن۪ي عِلْمًا
Tâhâ, 114
“De ki: Rabbim, ilmimi artır!”
37. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اِحْضَرُوا الذِّكْرَ فَاِنَّ الرَّجُلَ لَا يَزَالُ يَتَبَاعَدُ حَتّٰى يُؤَخَّرَ فِى الْجَنَّةِ"
“Zikre (hutbeye) katılın; çünkü insan mescidde geri kaldıkça, (cennete girse bile) cennetteki makamı geri bırakılır." (Ebû Dâvud, Salât, 203)”
NÜZUL SEBEBİ: İlim ve zikir meclisi olan Cuma’nın değerini bildirmek ve mümini en yüksek makamlara talip olmaya teşvik etmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma’ya hazırlık yapmayan, aslında Allah’ın huzuruna gelişini ciddiye almıyordur!" Ey Cuma’ya geç gelip, hutbeyi kaçırıp sadece namaza yetişen bedbaht! Sen cennetteki makamını kendi elinle aşağı çekiyorsun. "Allah’ın çağrısını erteleyen, kurtuluşunu erteler." Cuma vaktinde uykuda veya işte olan, kendi ebedi derecesini ateşe atıyordur.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Ebû Dâvud, Salât, 203; Ahmed b. Hanbel)
SAHABE KISSASI: Hazreti Safvân b. Ümeyye (Hz.), Cuma vaktinde en öne geçmek için sabahın nurunda yola çıkar, "Makamım Resûlullah’a yakın olsun" diye dua ederdi.
KISSADAN HİSSE: "Cuma’da nerede durduğuna bak, ahirette nerede duracağını anla!"
38. AYET
اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ
Nahl, 90
“Şüphesiz Allah, adaleti ve iyiliği emreder.”
38. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ تَطَيَّبَ وَلَبِسَ مِنْ اَحْسَنِ ثِيَابِه۪... كَانَتْ كَفَّارَةً لِمَا بَيْنَ الْجُمُعَتَيْنِ"
“Kim güzel koku sürünür ve en güzel elbisesini giyip Cuma’ya giderse, bu onun iki Cuma arasındaki günahlarına kefarettir." (Buhârî, Cuma, 6)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminin hem iç dünyasında adil ve temiz, hem de dış görünüşünde özenli ve vakur olması gerektiğini bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma, haftalık bir arınma ve diriliş günüdür!" Ey yatağından fırlayıp, yıkanmadan, üstüne başına bakmadan camiye dalan gafil! Senin kendine hayrın yok ki, Allah’tan rahmet bekliyorsun. En güzel elbiseni dünya amirleri için saklayıp, Rabbine kirli paslı gelmen adaletsizliktir. "Temiz ve güzel koku sürmek" Cuma’nın şanındandır.
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Buhârî, Cuma, 6; Müslim, Cuma, 7)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), Cuma günü çarşıda gördüğü ipekli bir elbiseyi Efendimiz (S.a.v)’e gösterip; "Ey Allah'ın Resûlü, bunu al da Cuma günleri giy" diyerek bu günün ne kadar özel olduğunu vurgulamıştır.
KISSADAN HİSSE: "Huzura en güzel halinle çık ki, en güzel şekilde kabul edilesin."
39. AYET
فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ
Rûm, 60
“Öyleyse sabret! Şüphesiz Allah'ın vaadi haktır.”
39. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اَلصَّلَاةُ اِلَى الصَّلَاةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا مَا اجْتُنِبَتِ الْكَبَائِرُ"
“Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, namazlar arası günahlara kefarettir." (Müslim, Tahâret, 14)”
NÜZUL SEBEBİ: Müminlerin ibadetlerinde sebat etmelerini ve Allah’ın affına güvenerek Cuma’yı bir kurtuluş gemisi bilmelerini emretmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Her Cuma, mümine verilen bir rahmet kapısıdır!" Eğer sen büyük günahların bataklığındaysan ve hala Cuma’yı terk ediyorsan, kendi idam fermanını imzalıyorsun demektir. Sabırla Cuma’yı bekleyen ve edebiyle kılan için Allah’ın vaat ettiği o mağfiret haktır. "Allah’ın çağrısını duymayıp çarşının çağrısına koşan, kalbini kaybetmiştir."
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Müslim, Tahâret, 14; Ahmed b. Hanbel)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Hüreyre (Hz.), her Cuma sonrası "Bir haftalık kirimizden temizlendik elhamdülillah" diyerek şükür secdesine kapanırdı.
KISSADAN HİSSE: "Cuma, müminin günah kirlerinden yıkandığı nehirdir."
40. AYET
وَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
Âl-i İmrân, 102
“Ancak Müslümanlar olarak can verin!”
40. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ مَاتَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ اَوْ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ وَقَاهُ اللّٰهُ فِتْنَةَ الْقَبْرِ"
“Cuma günü veya gecesi vefat eden her Müslümanı, Allah kabir fitnesinden (azabından) korur." (Tirmizî, Cenâiz, 73)”
NÜZUL SEBEBİ: Son nefesin ehemmiyetini ve Cuma gününün mümin için ne kadar büyük bir emniyet ve lütuf zamanı olduğunu bildirmek için inmiştir.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Cuma namazı, müminin haftalık mahşer provasıdır!" Ey hayatını Cuma’sız geçiren bedbaht! Sen Cuma’nın nurundan kaçtın, şimdi ölümün Cuma gününe denk gelmesini mi umuyorsun? Cuma’yı yaşamayan, Cuma’nın şerefiyle ölmez. Son nefesi Müslümanca vermek isteyen, Cuma’nın kadrini bilmelidir. "Daveti reddedenin kapısı bir gün kapanır!"
SIHHAT DERECESİ VE KAYNAK: Sahih hadistir. (Kütübi Tisa: Tirmizî, Cenâiz, 73; Ahmed b. Hanbel, 2/176)
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), "Keşke Cuma günü can verebilsem, Rabbimin özel himayesine o gün girebilsem" diye dua ederdi.
KISSADAN HİSSE: "Cuma ile dirilen, Cuma ile korunur!"
MÜHÜRDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ VE RAHMETE DAVET
Ey dünyası için ebedi ahiretini gözünü kırpmadan heba eden, fani olanı baki olana değişen şaşkın kardeşim!
Hâlâ vaktin varken, nefesin boğazında düğümlenmemişken, güneş henüz batıdan doğmamışken dinle! Allah senin kalbini mühürlemeden, o zifiri karanlık ruhunu kaplamadan ve Alemlerin Rabbi senin için "Artık geri dönüşü yoktur" hükmünü vermeden önce gel! Allah’ın rızasını, bir avuç dünya toprağına, üç kuruşluk dünya ticaretine kurban etme. Yarın mahşerde Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu aleyhi ve sellem (S.a.v)’in o dehşetli ayırıcı makamında, "Bunlar benim ümmetimden değildir, bunlar beni ve sünnetimi dünyalık menfaatler için terk edenlerdir" diyerek senden yüz çevirmesini mi bekliyorsun?
Ey Kardeşim! Allah Azze ve Celle, Kur’an-ı Kerim’de açıkça "Cuma vakti ticareti, alışverişi, işi gücü bırakın!" diye emrettiği halde; "Dünyam zayıf kalmasın, malım eksilmesin, rızkım kesilmesin" diyerek Cuma’yı terk ediyorsun ya; bil ki o rızkı sana veren, seni yoktan var eden, azalarını eksiksizce donatan bizzat Allah’tır! Seni yoktan var eden Allah’a, rızık endişesiyle sırt çevirmek hangi akla, hangi vicdana, hangi imana sığar? O peşinden koştuğun tarla, o beslediğin hayvan, o beklediğin müşteri, azrail kapını çaldığında seni o daracık mezarda yalnız bırakacak!
Seni Allah’ın sonsuz rahmetine davet ediyorum! Seni O’nun bitip tükenmeyen merhametine çağırıyorum! Gel, daha vaktin varken! Senin kıyametin olan ölüm kapını çalıp da "Artık bitti!" demeden önce gel! Gel, seni her halinle bilen ama yine de tövbe etmeni bekleyen Rabbine yönel. Gel, müminlerin bayramı olan Cuma’da saf tut; o saf sadece bir namaz safı değil, kurtuluş safıdır. Gel, Alemlerin Rabbi olan Allah’ımızın bize farz kıldığı ibadetlerle ruhunu yıka, namazla diril, secdeyle onurlan. Unutma; dünya zayıflasa ne olur, eğer ahiretin güçlenecekse? Dünya yıkılsa ne olur, eğer cennetin inşa edilecekse?
Ey Bedbaht! Daveti reddedenin kapısı bir gün yüzüne kapanır. O kapı kapandığında, ne tarlan seni kurtarır ne de dükkanın. Allah’ın çağrısını duymayıp çarşının çağrısına koşanlar, sonunda hem dünyalarını hem ahiretlerini kaybetmişlerdir. Ama bugün, şu an hâlâ bir umut var. Bu sözler senin son uyarın, bu Cuma senin ilk dirilişin olsun.
Gel kardeşim; Allah’ın rızası çarşıda değil, mescittedir. Kurtuluş dünyada değil, Allah’a teslimiyettedir! Rabbimiz bizleri, kalbi mühürlenenlerden değil; Cuma’nın nuruyla aydınlanan, ölmeden evvel ölen ve O’nun huzuruna tertemiz bir yüzle çıkan kullarından eylesin.
Hazırlayan
MEHMET ERÇELİK
