Müminlerin haftalık buluşması ve birlikte ibadet etmenin değeri
Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn. Salât ü selâm, Efendimiz Muhammed Mustafa'ya, âline ve ashabına olsun. Aziz ve muhterem müminler! Bugün sizlerle Cuma gününün faziletini, Cuma namazının önemini ve bu mübarek günün sorumluluğunu konuşacağız.
Cuma günü, Allah'ın bize lütfettiği özel bir gündür. Bu gün, yalnızca takvimde işaretli bir zaman değil; müminlerin bir araya geldiği, birbirlerini gördüğü, birlikte namaz kıldığı, birbirlerine dua ettiği mübarek bir buluşma günüdür.
Muhterem müslümanlar! Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: Cuma günü, güneşin doğduğu günlerin en hayırlısıdır. Bu günde Âdem aleyhisselam yaratıldı, bu günde cennete konuldu, bu günde cennetten çıkarıldı ve yine bu günde kıyamet kopacaktır.
Demek ki Cuma günü, yaratılışın başlangıcını ve dünyanın sonunu birleştiren özel bir zamandır. İnsan bu günde kendini hatırlamalı, ömrünü gözden geçirmeli, Rabbi'ne yönelmelidir.
Aziz kardeşlerim! Rabbimiz, Cuma namazını farz kılarken "koşun" buyuruyor. Bu emir, sadece bedenle değil gönülle de koşmayı ifade eder. Mümin, dünya işlerini geride bırakıp Allah'ın zikrine, O'nun evine, kardeşlerinin yanına koşar.
Cuma namazı yalnızca bireysel bir sorumluluk değil, aynı zamanda cemaat bilincini güçlendiren bir ibadettir. Yan yana durur, omuz omuza saflar kurarız. Zengin-fakir, genç-yaşlı, âlim-câhil hepimiz eşit oluruz.
Aziz cemaat! Cuma namazı bir hazırlık ister. Bu hazırlık, bedenin temizliğiyle başlar. Gusl abdesti almak, güzel kokular sürmek, temiz elbiseler giymek sünnettir. Çünkü mümin, Allah'ın huzuruna ve müminlerin arasına temiz ve güzel görünümle çıkmalıdır.
Erken gitmek de Cuma'nın edebindendir. Erken giden, cemaati tamamlar, ön saflarda yer alır, hutbeyi en iyi şekilde dinler. Geç kalan ise hem sevabı azaltır hem de saf aralarında karışıklığa sebep olur.
Muhterem kardeşlerim! Hutbe, yalnızca dinlenecek bir konuşma değildir. Hutbe, Allah'ın kitabından bir öğüt, Peygamberimizin sünnetinden bir hatırlatma, müminlere yönelik bir nasihat ve duadır.
Hutbe esnasında telefona bakmak, yanındakiyle konuşmak, hareket etmek, hatta birine "sus" demek bile o hâlde lağivdir (boş iştir). Çünkü o an, Rabbimizin mesajını dinleme zamanıdır.
Aziz müminler! Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Cuma gününde bir kabul saati olduğunu müjdelemiştir. Âlimler bu saatin imamın minbere çıktığı andan namaz bitene kadar olan vakit, yahut ikindi namazından akşam namazına kadar olan vakit olduğunu söylemişlerdir.
O hâlde Cuma günü, özellikle bu zaman dilimlerinde bol bol dua edelim. Kendimize, ailelerimize, milletimize, İslam âlemine dua edelim. Şefaat umuduyla Peygamberimize salât ü selâm getirelim.
Muhterem kardeşlerim! Cuma namazı farz bir ibadettir. Özürsüz olarak Cuma namazını terk etmek hem günah hem de büyük bir manevî kayıptır. Çünkü kalbin mühürlenmesi, iyiliğe karşı duyarsızlaşmak demektir.
İş, yorgunluk, yolculuk gibi meşrû mazeretler vardır. Ama bunları bahane yaparak Cuma'yı terk etmek gaflet ve tembellik alametidir. Dünya işleri için Allah'ın farz kıldığı ibadeti ertelemek, önceliklerimizin yanlış olduğunu gösterir.
Allah'ım! Cuma günlerini hakkımızda hayırlı ve bereketli eyle.
Allah'ım! Bizi Cuma namazına devam eden kullarından eyle.
Allah'ım! Cemaatle namaz kılmayı bizden eksik etme.
Allah'ım! Hutbelerde işittiğimiz nasihatleri amelimize geçirmeyi nasip eyle.
Allah'ım! Cuma günü dualarımızı kabul eyle, dileklerimizi yerine getir.
Allah'ım! Bizleri sâlih kullarından, namaz ehli insanlardan, camilerini imar edenlerden eyle.
Salât ü selâm Efendimiz Muhammed'e, âline ve ashabına olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.