Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Dilin Afetleri: Zan, Yalan, İftira, Gıybet

İsmail Sezkin

DİLİN AFETLERİ ZAN, YALAN, İFTİRA, GIYBET


Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah’ın insana verdiği en önemli nimetlerden olan dil nimeti, konuşma kabiliyetidir… Ama dilimizi muhafaza etmemiz gerekiyor… Dilimizi fıtrata uygun olarak, mana ve maksadını gözeterek kullanmamız gerekiyor… Çünkü dil zikrin ifadesidir… Dil insanın tercümanıdır… Dil kalbin meyvesidir… Cennetin anahtarıdır…

Değerli Mü’minler!.. İnsanı diğer canlı varlıklardan ayıran en önemli özelliği konuşma yeteneğine sahip olmasıdır… Burada kast ettiğimiz şey bir et parçası değil… Dilin icra ettiği hususiyetler… Söylem ve ifadeleridir… Zaten Cenab-ı Allah'ın huzurunda hesaba çekileceğimiz… Cenab-ı Allah'ın huzurunda değerli olup olmamamızın en önemli hususu da dilin ortaya koyduğu davranışlar ve ifadelerdir…

Cenab-ı Allah dilin kıymetini ve önemini ortaya koyarken;

قُلْ لِعِبَادٖى يَقُولُوا الَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ

Kullarıma söyle… Sözlerin en güzelini söylesinler”(İSRA;53) diyerek bizim bu noktada nasıl bir tavır takınmamız gerektiğinin altını çiziyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Dilin önemi ve değeri konusunda Peygamberimiz arkadaşlarına şu nasihatlerde bulunuyor… “İnsanoğlu sabahleyin kalktığı zaman, diğer uzuvlar dile müracaat ederler… Kendisine Cenab-ı Allah'tan kendileri hakkında korkması gerektiğini… Eğer iyi ve güzel işler yaparsa kendileri için de iyi olacağını… Eğer kötü ve yanlış davranışlar ortaya koyarsa, kendileri için de olumsuz bir durum olacağını söyleyerek… Eğer sen doğru olursan… Rahman'ın rızasına uygun hareket edersen… Güzel ve iyi şeyler söylersen… Bizler de senin gibi doğru yolda oluruz… Eğer tam aksine Allah'ın rızasına aykırı bir davranış ortaya koyarsan… Söylemlerin ve ifadelerin, bu noktada rıza-i bâriye aykırı olursa… Yanlış olursa… Bizlerin yolu da senin gibi yanlış olur… Hayatımız heba olur derler” diyor…

“Kim bana iki uzvunu… Yani dilini ve iffetini koruma sözü verirse… Ben de ona cennet sözünü veririm” diyor… Bizler de Peygamberimizin bu uyarılarına kulak vermeli ve konuşurken ona göre konuşmalıyız…

Değerli Kardeşlerim!.. Bu dünyada herkes konuştuğu her sözünden… Yaptığı her şeyden… Bütün hal, hareket ve davranışlarından hesaba çekilecek… Onun için hepimiz sözlerimizi tartarak konuşmalıyız… Çünkü Cenab-ı Hakk;

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَقٖيبٌ عَتٖيدٌ

““Hepinizin yanında, konuştuğunuz her sözü kayıt altına alan… Yani amel defterlerinize yazan… Sizi gözeten ve izleyen… Koruyucu meleklerimiz vardır…”(RUM;18) diyor… Bir başka ayet-i kerimede de;”

كِرَامًا كَاتِبٖينَ يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ

“Sizin yanınızda bekçiler, yazıcı melekler vardır… Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler…”(İNFİTAR;11-12) buyuruyor Cenab-ı Hakk…”

Konuştuğumuz her sözden hesaba çekileceğiz… Onun için ağzımızdan çıkan her sözü tartarak konuşmalıyız… Söylediğimiz her söze dikkat etmeliyiz… Kur’an’da buyurulduğu gibi

فَاَيْنَ تَذْهَبُونَ

““Bu gidiş nereye?”(TEKVİR;26) diye kendimizi her zaman sorgulamalı, kontrol etmeliyiz…”

Konuştuğumuz şey, eğer birilerine zarar verecekse… Eğer malayani, boş söz olacaksa susmasını bilmemiz lazım… Çünkü bizim Peygamberimiz “Allah'a ve ahiret gününe iman eden mü’min… Ya hayırlı şeyler, faydalı şeyler konuşsun ya da sussun” diyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Allah’ın bize nimet olarak verdiği dilimizi ve sözlerimizi; dilin afetlerinden, korumalıyız…

Yalan… İftira… Gıybet ve dedikodu… Küfür ve isyana yönelik sözler… Başkalarına alaya almak, aşağılamak, küçümsemek, incitmek… Suizan… Bunlar dilin afetleridir…(HUCURAT;11-12) Mü’min hem kendisi konuşurken… Hem de başkasından dinlediği zaman dilin bu afetlerinden rahatsız olmalı… Kendisini korumalı…

Dilin bu afetlerinin, bu hastalıklarının en başında yalan geliyor… Diğerleri de aslında hep yalana bağlı hastalıklar… Dilinizi yalandan koruduğunuz zaman, diğer afetlerden ve hastalıklardan da dilinizi korumuş oluyorsunuz…

Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Hakk

وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِ

““Yalan sözden kaçının”(HAC;30) buyuruyor…”

Peygamberimiz bir gün arkadaşlarıyla sohbet ederken… Sahabe-i kiram “Ya Rasulüllah!.. Mü’min korkak olur mu?” diye soruyor… Peygamberimiz “Evet, olabilir” diyor… Sahabe “Ya Rasulüllah!.. Mü’min cimri olur mu?” diye soruyor… Peygamberimiz “Evet, olabilir” diyor… Sahabe tekrar “Ya Rasulüllah!.. Mü’min yalancı olur mu?” diye sorunca Peygamberimizin birden beti-benzi atıyor, rengi değişiyor, sinirleniyor ve “Hayır, mü’min yalancı olamaz” buyuruyor… Dikkat edin; korkaklık ve cimrilik de Cenab-ı Allah’ın sevmediği ve yasakladığı şeyler… Peygamberimiz bunlar sorulduğunda; beşerdir, yanılabilir, hata edebilir anlamında “Evet, olabilir” diyor… Ama yalan sorulduğunda hiç taviz vermiyor… Hatta tavrı değişiyor, sinirleniyor…

Cenab-ı Hakk ve Peygamberimiz bir Müslümanın, yalanla iş yapmasına, yalan konuşmasına asla müsaade etmiyor… O nedenle Peygamberimiz “Yalan ile imanın aynı kalpte bir araya gelemeyeceğini” söylüyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Mü’min yalancı olamaz… Mü’minin yalandan uzak durması gerekir… Çünkü Peygamberimiz “Dört huy vardır ki; kimde de bu huylardan biri bulunursa, onu terk edinceye kadar o kişide münafıklıktan bir sıfat bulunmuş olur” demiştir…

“1- Kendisine bir şey emanet edildiği zaman ona ihanet eder

2- Düşmanlıkta haddi aşar, haksızlık yapar…

3- Söz verince sözünden döner…

4-Konuştuğunda yalan söyler ”

Dilin hastalıklarından birisi de yalancı şahitliktir… Çünkü bir toplumda yalancı şahitlik yayıldığı zaman, o toplumda adalet olmaz… O toplumdan Rabbimiz ve Peygamberimiz razı olmaz…

Dolayısıyla Cenab-ı Allah

وَالَّذٖينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ

buyurarak “Kamil ve olgun mü’minlerin yalancı şahitlikten kaçınmaları gerektiğini” bildiriyor…

Aynı şekilde; yalan yere yemin etmek… Yalanla alışveriş yapmak… Malını alıp satarken yalan konuşmak… Bunlar da haramdır…

Şu içerisinde bulunduğumuz Ramazan ayında; daha fazla dikkatli olmamız lazım… Çünkü Peygamberimiz “Eğer bir insan yalan konuşmayı… Yalanla iş yapmayı terk etmezse… Onun sabahtan akşama kadar aç ve susuz durarak oruç tutmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur” diyerek bizi uyarıyor…

Değerli Mü’minler!.. Dilin hastalıklarından biri de iftira… İftira bir insanın yapmadığı ya da söylemediği bir şeyi kesin olarak yaptı ya da söyledi demektir… İftira; Cenab-ı Allah ve Peygamberimiz tarafından yasaklandığı gibi, tüm insanlık tarafından da hoş görülmeyen bir davranıştır… Buna rağmen, insanlık tarihi boyunca her dönemde bu olmuş ve olabiliyor… Mesela, Peygamberimizin hanımı Hz.Aişe’nin bile iffet ve namusuna iftira atılmış… Bunun üzerine Cenab-ı Hakk mü’minleri uyarmış… Dikkatli olmaları gerektiğini bildirmiş… Bu hususta hakikati ve doğruluğu savunmalarını emrederek…

وَقَالُوا هٰذَا اِفْكٌ مُبٖينٌ

Hz.Ayşe’ye atılan iftira karşısında “Bu apaçık bir iftiradır demeleri gerekmez miydi?..”(NUR;12) diyerek mü’minleri uyarmıştır…

Yani ne zaman olursa olsun… Eğer bir insana iftira atılıyorsa… Eğer biz de onun masum olduğunu biliyorsak… Doğru bildiğimiz şeyin arkasında sapasağlam durmak zorundayız… Bu insan olan herkesin hem ahlaki, hem vicdani, hem de dini görevidir… Çünkü bunu bize Cenab-ı Allah emrediyor… Ne olursa olsun, kim olursa olsun

وَقَالُوا هٰذَا اِفْكٌ مُبٖينٌ

““Bu iftiradır deyin” diye emrediyor…”

Mü’min her zaman iyi niyetli olacak… İnsanlar için iyi ve güzel düşünecek… Peygamberimiz “Hüsn-üz zan, minel iman” buyurarak “İnsanlar hakkında iyi niyet sahibi olmanın imandan olduğunu… İmanın bir parçası olduğunu” söylüyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Dilin diğer afetlerinden biri de gıybet ve dedikodudur… Bir kişi, başka birisi hakkında bir şey söylediği zaman, eğer o kişi bundan rahatsız olacaksa, memnun olmayacaksa; bu gıybet ve dedikodudur… Peygamberimize “Ya Rasulüllah!.. Konuştuğumuz, söylediğimiz şeyi o kişi yapıyor ve bu onda varsa… Bu gıybet midir?” diye soruyorlar… Peygamberimiz “Senin söylediğin şeyi konuştuğun zaman, o kişi eğer bundan rahatsız oluyorsa ve onda varsa… Gıybet budur zaten… Eğer senin söylediğin şey o kişide yoksa bu iftiradır” demiştir… Hani biz de bazen konuşuyor, konuşuyor; ondan sonra “Biz olanı konuşuyoruz” diyoruz ya; hah! Peygamberimiz de işte tam da bunun gıybet olduğunu söylüyor…

Cenab-ı Hak’ın

اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخٖيهِ مَيْتًا

buyurarak “Kardeşinin ölü etini yemeye” benzetilen gıybet ve dedikodudan dilimizi korumalıyız…

Değerli Kardeşlerim!.. Dilin afetleri ve hastalıkları olan; yalandan, yalancı şahitlikten, iftiradan, gıybetten, dedikodudan, kötü zan yani suizandan, başkalarına alaya alma, hakaret etme, aşağılama gibi küfür ya da isyana yönelecek her türlü sözlerden uzak duralım… Dilin; Cenab-ı Allah tarafından verilmiş bir nimet olduğunun farkında olarak dilin güzelliklerini, iyiliklerini ortaya koymalı… Felaketlerinden, afetlerinden kaçınmalıyız… Yaptığımız, söylediğimiz her şeyden hesaba çekileceğimizi unutmayalım…

Şu mübarek Ramazan ayında yaptığımız ibadetlerimiz, oruçlarımız, namazlarımız, teravihlerimiz ve hayır hasenatlarımızın boşa gitmemesi için… Sevabının ve derecesinin azalmaması için bunlara daha fazla dikkat edelim… Kılı kırk yararcasına hareket edelim… Allah-u Teâlâ’nın ve Peygamberimizin uyarı ve ikazlarına dikkat edelim…