Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Doğal Afetlere Hazırlık ve Sabır: 2023 Maraş Depremi

İbrahim Bölükbaşı

DOĞAL AFETLERE HAZIRLIK VE SABIR (2023 MARAŞ DEPREMİ)


Aziz ve Muhterem Müminler!

Bugün sizlere bir tarih anlatmayacağım; bir acı anlatacağım, bir uyandırılış anlatacağım. Bir gecede yerle bir olan binalardan çok, yerle bir olan güven duygumuzu anlatacağım.

6 Şubat gecesi... Saatler 04.17'yi gösterirken insan uyuyordu; ama toprak, Allah'ın emriyle konuştu.

O gece hepimiz Kur'an'daki şu ayetin manasını yaşayarak öğrendik:

إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا وَقَالَ الْإِنْسَانُ مَا لَهَا

“Yer, o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığında; yer, içindekileri dışarı çıkardığında ve insan "Buna ne oluyor?" dediğinde...”

Zilzâl, 99/1-3

Kardeşlerim! Deprem bize şunu fısıldadı: Bu dünya sağlam değil.

MUSİBET BİR CEZA DEĞİL, İMTİHANDIR

Aziz Kardeşlerim!

Bu ayetler 6 Şubat sabahı âdeta yeniden indi; enkaz başlarında okundu, gözyaşıyla söylendi. Rabbimiz buyurur:

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ

“Andolsun ki sizi korku, açlık, mallardan ve canlardan eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele! Onlar, kendilerine bir musibet geldiğinde "Biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz" derler. İşte Rablerinden rahmet ve bağışlanma onlaradır.”

Bakara, 2/155-157

Kardeşlerim! 6 Şubat gecesi bu ayeti enkazın altında okuyanlar vardı.

SABIR, MÜMİNİN EN BÜYÜK GÜCÜDÜR

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur:

عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْسَ ذَاكَ لِأَحَدٍ إِلَّا لِلْمُؤْمِنِ إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ

“Müminin hâli ne hoştur! Onun her işi hayırdır ve bu durum yalnızca mümine mahsustur. Ona bir sevinç isabet ederse şükreder, bu onun için hayır olur; ona bir sıkıntı isabet ederse sabreder, bu da onun için hayır olur.”

Müslim, Zühd, 64

Yine Resûlullah (s.a.v.) buyurur:

مَا يُصِيبُ الْمُسْلِمَ مِنْ نَصَبٍ وَلَا وَصَبٍ وَلَا هَمٍّ وَلَا حُزْنٍ وَلَا أَذًى وَلَا غَمٍّ حَتَّى الشَّوْكَةِ يُشَاكُهَا إِلَّا كَفَّرَ اللَّهُ بِهَا مِنْ خَطَايَاهُ

“Müslümana isabet eden yorgunluk, hastalık, kaygı, üzüntü, eziyet ve sıkıntı; hatta ayağına batan bir diken bile Allah tarafından onun günahlarına kefaret olur.”

Buhârî, Merdâ, 1

ENKAZ ALTINDA KALAN ŞEHİTTİR

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

الشُّهَدَاءُ خَمْسَةٌ الْمَطْعُونُ وَالْمَبْطُونُ وَالْغَرِقُ وَصَاحِبُ الْهَدْمِ وَالشَّهِيدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

“Şehitler beştir: Vebadan ölen, karın hastalığından ölen, boğulan, enkaz (yıkıntı) altında kalan ve Allah yolunda şehit olan.”

Buhârî, Cihâd, 30

صَاحِبُ الْهَدْمِ شَهِيدٌ

“Enkaz altında ölen kimse şehittir.”

Kardeşlerim! 6 Şubat'ta toprağın altında kalanlar inşallah Rahmân'ın rahmetindedir.

6 Şubat 2023, Kahramanmaraş merkezli depremler... Bir gecede şehirler yerle bir oldu, on binlerce can Rabbine döndü. O gün bize şu ayet hatırlatıldı:

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ

“Her nefis ölümü mutlaka tadacaktır.”

Âl-i İmrân, 3/185

Ve yine:

وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ

“Hiç kimse nerede öleceğini bilemez.”

Lokmân, 31/34

Aziz Müminler!

Depremler bize şunu öğretti: Evlerimiz sağlam olmayabilir; ama imanımız sağlam olmalı.

MUSİBET ALLAH'TAN MIDIR?

Rabbimiz buyuruyor:

مَا أَصَابَ مِنْ مُصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُ

“Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet meydana gelmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya yöneltir.”

Teğâbün, 64/11

Ama kardeşlerim, bu ayet ihmali savunmaz. Kader vardır; ama tedbirsizlik kader değildir.

TEDBİR VE TEVEKKÜL: İHMALİN DİNİ YOKTUR

اعْقِلْهَا وَتَوَكَّلْ

“Önce (deveni) bağla, sonra tevekkül et.”

Aziz Kardeşlerim!

Deprem bize üç şey öğretti: Bu dünya geçicidir, sabır mümini yüceltir, kardeşlik ayakta tutar.

HZ. EYYÛB'UN SABRI

Hz. Eyyûb (a.s.), Allah'ın salih kullarındandı. Zengindi, sağlıklıydı, evlat sahibiydi; ama kalbi nimete değil, vereni bağlıydı. Kur'ân onun kulluğunu över:

إِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا نِعْمَ الْعَبْدُ إِنَّهُ أَوَّابٌ

“Biz onu gerçekten sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu! O daima Allah'a yönelirdi.”

Sâd, 38/44

Rivayet edilir ki Hz. Eyyûb'un malları birer birer elinden alındı; sürüler telef oldu, bağlar yıkıldı, ardından evlatlarını kaybetti. Ama onun dili şunu söyledi: "Rabbim verdi, Rabbim aldı; hamd O'na aittir."

Hz. Eyyûb (a.s.) malını, mülkünü ve ailesini kaybettikten sonra yıllarca süren ağır bir hastalıkla da imtihan edildi. İnsanlar ondan uzaklaştı; "uğursuzluk bize bulaşır" diyerek onun şehir dışında bir mağarada kalmasına karar verdiler. Sadece sadık eşi yanında kaldı.

Ama Hz. Eyyûb şikâyet etmedi, isyan etmedi, dilini korudu. Şeytan yanına gelip: "Bu kadar musibete rağmen hâlâ mı sabrediyorsun?" dedi. Hz. Eyyûb şöyle cevap verdi: "Rabbim bana yıllarca sağlık verdi; hastalığım bunun yanında nedir ki?"

وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

“Eyyûb'u da an! Hani Rabbine şöyle niyaz etmişti: "Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu; sen merhametlilerin en merhametlisisin.”

Enbiyâ, 21/83

Bu bir şikâyet değil, edep dolu bir yakarıştır.

İLAHÎ CEVAP VE ŞİFA

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ

“Biz de onun duasını kabul ettik, sıkıntısını giderdik; ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha kendisine verdik. Bu, katımızdan bir rahmet ve kullar için bir ibrettir.”

Enbiyâ, 21/84

ارْكُضْ بِرِجْلِكَ هَذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

“Ayağını yere vur! İşte yıkanılacak ve içilecek serin bir su.”

Sâd, 38/42

Hz. Eyyûb ayağını yere vurdu, su fışkırdı; yıkandı, içti ve Allah'ın izniyle şifa buldu.

Resûlullah buyurur ki: "Eyyûb (a.s.) sabrı sebebiyle imtihan edildi ve sabrı sebebiyle kurtuldu."

Sabır, susmak değil Allah'a yönelmektir. Musibet, kulun değerini düşürmez. Allah kulunu imtihan eder ama terk etmez. Geciken rahmet, inkâr değil hikmettir.

Ey müminler! Hz. Eyyûb sabretti, Allah şifa verdi. Biz de sabredelim; çünkü Allah sabrı asla cevapsız bırakmaz.

BİRLİK VE BERABERLİK

Allah'ın ipine sarılmak:

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنْتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا

“Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız da O, kalplerinizi birleştirmişti; O'nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.”

Âl-i İmrân, 3/103

İhtilaf gücü yok eder:

وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Allah'a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; yoksa gevşersiniz ve gücünüz gider. Sabredin; şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”

Enfâl, 8/46

Müminlerin kardeşliği:

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

“Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan sakının ki size merhamet edilsin.”

Hucurât, 49/10

Kalpleri birleştiren Allah'tır:

لَوْ أَنْفَقْتَ مَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مَا أَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَكِنَّ اللَّهَ أَلَّفَ بَيْنَهُمْ

“Yeryüzündeki her şeyi harcasaydın bile onların kalplerini birleştiremezdin; fakat Allah onların kalplerini birleştirdi.”

Enfâl, 8/63

Müminler bir ceset gibidir:

مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى

“Müminler; birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve şefkat göstermekte bir vücut gibidir. Vücudun bir uzvu rahatsız olunca, diğer uzuvlar da uykusuzluk ve ateşle ona ortak olur.”

Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66

Birlikten ayrılan tehlikededir:

مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ شِبْرًا فَقَدْ خَلَعَ رِبْقَةَ الْإِسْلَامِ مِنْ عُنُقِهِ

“Kim cemaatten bir karış ayrılırsa, İslam bağını boynundan çıkarmış olur.”

Ebû Dâvûd, Sünnet, 1

Bir bilge, oğullarına birer çubuk verdi; kolayca kırdılar. Sonra bir demet çubuk verdi; hiçbiri kıramadı ve dedi ki: "Tek olursanız kırılırsınız, birlik olursanız ayakta kalırsınız."

Bu menkıbe, Kur'an'daki birlik hakikatinin canlı örneğidir.

SONUÇ

Aziz Müminler!

Depremler bize şunu öğretti: Bu dünya fanidir, sabır müminin süsüdür, tedbir ibadettir, birlik rahmettir.

Rabbimiz buyurur:

إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

“Şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”

İnşirâh, 94/6

Bu hadisler bize şunu öğretir: Müminlik sadece namazda ve oruçta değil; kardeşinin acısını yüreğinde hissetmektir. Bir yerde bir mümin açsa, diğer mümin tok yatamaz. Bir yerde bir mümin ağlıyorsa, diğer mümin "bana ne" diyemez.

Aziz kardeşlerim! Bugün ümmetin bir yeri kanıyorsa bu beden sağlıklı değildir. Bir yerde yetimler üşüyorsa bu ceset ateşlenmiştir. Bir yerde mazlumlar inliyorsa bu vücut hastadır. Efendimiz "bir ceset" buyuruyor; yani acı seçmeli değildir. Elin yandığında "ayağım sağlam" diyebilir misin? Diyemezsin; çünkü hepsi birdir.

İşte mümin de böyledir: Kardeşinin derdiyle dertlenir, acısına dua olur, yüküne omuz olur.

DUA

Allah'ım! Kalplerimizi birleştir, ayrılığı bizden uzaklaştır; bizi aynı kıblede saf tutup aynı gönülde buluşturan kullarından eyle.

Allah'ım! 6 Şubat depremlerinde vefat eden kardeşlerimize rahmet eyle; geride kalanlara sabır ve metanet ihsan eyle.

Allah'ım! Bu milleti birlik ve beraberlikten ayırma. Bizi musibetlerde sabreden, nimetlerde şükreden kullarından eyle.

Âmin.


İBRAHİM BÖLÜKBAŞI

Din Hizmetleri Uzmanı