DÜNYA AHİRETİN TARLASIDIR
Değerli Mü’minler!.. Öldükten sonra ahirette hepimiz yeniden diriltileceğiz… Bu dünyada yapıp ettiklerimizin hesabını vereceğiz… Cenab-ı Hakk;
اَفَحَسِبْتُمْ اَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَاَنَّكُمْ اِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ
buyurup; “Sizi boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi zannediyorsunuz?” diyor…
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ
““Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım”(ZARİYAT;56) diyor…”
Değerli Kardeşlerim!.. Kulluk; hayatımızı Cenab-ı Hakk’ın emrine göre yaşamamız demektir… Kulluk Cenab-ı Allah'a olan itaat ve teslimiyetimizdir…
Bir kişi sabahtan akşama kadar o kişi çok iyi bir kul olduğunu söylese… Ama hayatını Cenab-ı Hakk'ın emrine göre yaşamasa… İnsanlarını gönlünü incitse… Hak-hukuk gözetmese… Bu kişinin ben iyi bir kul oldum, iyi bir kulum demesinin hiçbir anlamı olmaz…
Bir Müslümanın günde kırk defa
اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ
““Yalnızca sana ibadet eder ve yalnızca senden yardım isteriz” diye Cenab-ı Hakk'a söz vermesine rağmen… Eğer namazın dışında nefsinin arzularının peşinde koşuyorsa… Değil günde kırk defa, kırk bin defa”
اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ
demesinin, ona hiçbir faydası olmaz…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz “Din samimiyettir” diyor… “Kim için samimiyettir Ya Resulallah?” diye soruyorlar… “Lillâhi… Allah için… Veli kitâbi… Kitabı için… Veli rasûlihî… Resulü için… Veli eğimmetin müslimin… Müslümanların idarecileri için… Ve âmmetihim… Bütün Müslümanlar için… Bütün insanlar için din samimiyettir” diyor…
“Size iki şey bırakıyorum… Bu iki şeye sarıldığınız müddetçe asla şaşırmazsınız… Onlar Allah'ın kitabı Kur’an ve Peygamberinin sünnetidir” diye vasiyet etmişti Peygamberimiz… Bizler eğer kulluk şuurunu yaşamak istiyorsak, Peygamberimizin bıraktığı bu emanetlere sahip çıkacağız… Peygamberimizin dediği gibi onlara sarılacağız…
Değerli Kardeşlerim!.. Bizim yaratılış gayemiz kulluk… Ama kulluğumuz sürekli bir imtihanla olacak… Çünkü
اَلَّذٖى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا
Cenab-ı Allah ölümü ve hayatı, hangimizin daha güzel amel yapacağını denemek için yaratmıştır…”(MÜLK;2)
O halde biz; hayatımızı en iyi şekilde değerlendirip, öldükten sonra ahirette bir hesabın olduğunu bilerek, her an imtihan olduğumuzu unutmadan yaşamamız gerekiyor…
İmanımızı salih amellerle korumamız gerekiyor… 29.2*************
اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُوا اَنْ يَقُولُوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ
““İnsanlar sadece iman ettim demekle, imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannediyorlar” (ANKEBUT;2) diye bizi uyarıyor Cenab-ı Allah… İman ibadetlerle korunur… Salih amellerle korunur…”
Değerli Kardeşlerim!.. Dünyada bize verilen, verilmeyen her şey imtihan için… Başımıza gelen bela ve musibetlere karşı sabretmek… Verilen nimetlere şükretmek, nankörlük etmemek… Haram daireye asla girmemek… İşte bizlere imtihanı kazandıracak olan bunlar…
Bizim dinimiz; dünyanın ahiretin tarlası olduğunu… Bu dünyada yaptıklarımızın karşılığını ahirette göreceğimizi… Dolayısıyla; şu dünyada davranışlarımızı kontrol altında tutmamızı ve dünyamızı ciddiye almamızı istiyor bizden… Dünyayı sadece oyun ve eğlence olarak görmekten… Sanki sadece bu dünyada yaşayacakmışız gibi bir hayat sürmekten uzak durmalıyız… Çünkü bizler ahiretin ve hesabın varlığına iman ediyoruz… O halde bu imanımızı yaşantımızda yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla göstermek zorundayız… Çünkü sadece dilimizle
وَ اْليَوْمِ اْلآخِرِ وَ اْلبَعْثُ بَعْدَ اْلمَوْتِ حَقٌّ
demek ahirette yetmeyecek bize… Çünkü
وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا اِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِىَ الْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
““Dünya hayatı sadece eğlenceden ve oyundan ibaret değildir… Asıl hayat ahiret hayatıdır…”(ANKEBUT;64)”
Değerli Mü’minler!.. Biz insanız… Dünyayı sevmek bizim fıtratımızda var… Onun için, dünya hayatı bizi etkileyecek, bu normal… Ama bizler ahireti unutmadan, dünya ile ahireti birbirinin tamamlayıcısı olarak görmek durumundayız… Sadece dünyaya meyletmek bize ahirette kaybettirir… Biz ahiretle dünya arasında bir denge kurmalıyız…
وَابْتَغِ فٖيمَا اٰتٰیكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ
““Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu arayacaksın…”
وَلَا تَنْسَ نَصٖيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا
“Dünyadan da nasibini unutmayacaksın… Ama;”
وَاَحْسِنْ كَمَا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ
“Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yapacaksın…”
وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِى الْاَرْضِ
“Yeryüzünde bozgunculuk yapmayacaksın (ANKEBUT;77)”
Evet; dünyada nasibimizi arayacağız… Dünyada hiç kimseye muhtaç olmadan… Onurumuzu ve iibarımızı koruyarak çalışacak, geçimimizi temin edeceğiz… İnsanlara faydalı olacağız… Ama ahireti ve hesabı da hiç unutmadan yaşamamız gerekiyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz “Sizin hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için de dünyasını terk etmeyeninizdir” buyuruyor… Herkes gibi biz de ölüp gideceğiz… Çünkü
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
““Her nefis ölümü tadacak… Sonra Cenab-ı Allah’a döndürüleceğiz”(ANKEBUT;57) Bakın; her gün tanıdığımız, bildiğimiz birileri ahirete göç edip gidiyor… Bir gün bize de sıra gelecek…”
وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ
““Ahirette mahşer gününde herkesin amelleri tartılacak”
فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
“O gün kimlerin sevabı ağır gelirse, onlar kurtuluşa erecek”
وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازٖينُهُ
“Ama kimin de sevabı hafif gelirse…”
فَاُولٰئِكَ الَّذٖينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ بِمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَظْلِمُونَ
“Onlar dünyada Cenab-ı Allah’ın emrettiği gibi bir hayat yaşamadıkları için… Kendilerine yazık etmiş olacaklar…” (ARAF;8-9)”
Değerli Kardeşlerim!.. Hepimiz ahirette bu ömrümüzü nerede tükettiğimizin hesabını vereceğiz… Öğrenip bildiklerimizle neleri yapıp yapmadığımızın hesabını vereceğiz… Malımızı nereden ve nasıl kazandığımızın, nereye ve nasıl harcadığımızın hesabını vereceğiz… Vücudumuzu nerede ve nasıl yıprattığımızın hesabını vereceğiz… “Bunların hesabını vermeden hiç kimse bulunduğu yerden yani hesap alanından asla ayrılamayacak” diyor Peygamberimiz…
وَنَضَعُ الْمَوَازٖينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا
““O gün adalet terazileri kurulacak ve hiç kimseye haksızlık edilmeyecek…””
وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَا
““Hardal tanesi ağırlığınca bile olsa yaptığımız herşey karşımıza çıkacak”(ENBİYA;47)”
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ كِرَامًا كَاتِبٖينَ
“Kiramen katibin melekleri “Biz ne yaparsak mutlaka kayda geçiriyorlar…”(İNFİTAR;11-12)”
Ahirete gidince,
وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمٖينَ مُشْفِقٖينَ مِمَّا فٖيهِ
O yazdıkları “Kitap ortaya konulacak… Günahkârlar o kitabı ve o kitabın içindekileri gördüklerinde… Korku içerisinde
وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَالِ هٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغٖيرَةً وَلَا كَبٖيرَةً اِلَّا اَحْصٰیهَا
““Bu kitap nasıl bir kitapmış… Küçük-büyük hiçbir şey bırakmadan hayatımızın her anını kayda almış diyecekler…”(KEHF;49)”
Yine kıyamet gününde bedenlerimize bile sorulacak… Şu bedenimiz dile gelip şahitlik edecek… Derilerimiz bile şahitlik edecek…
وَقَالُوا لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدْتُمْ عَلَيْنَا
““Derilerimize, bedenimize niye bizim aleyhimize şahitlik ettiniz diyeceğiz…” Organlarımız da;”
قَالُوا اَنْطَقَنَا اللّٰهُ الَّذٖى اَنْطَقَ كُلَّ شَیْءٍ
““Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu diyecekler…”(FUSSİLET;21)”
Onlarla ne yapmışsak teker teker anlatacaklar… O yüzden; bu dünya hayatında, Allah-u Teâlâ’nın verdiği bu uzuvlarla; Cenab-ı Allah’ın rızasını kazandıracak güzel işler, güzel ameller yapabilme gayretinde olmalıyız…
Yarına ne hazırladığımıza bakalım… Salih ameller noktasında acaba neredeyiz… Kul hakkı meselesinde acaba ne durumdayız… Ailemizle ilişkilerimizde… Komşularımızla ilişkilerimizde acaba ne haldeyiz… Bunların hesabını iyi yapalım…
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ
““Ey iman edenler!.. Allah’tan korkun…”
وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ
“Herkes yarına ne hazırladığına bir baksın…”
وَاتَّقُوا اللّٰهَ
“Allah'tan korkun…”
اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
“Allah sizin yaptığınız her şeyden haberdardır”(HAŞR;18) buyuruyor Cenab-ı Hakk…”
Peygamberimiz de “Akıllı kişi öldükten sonrası için çalışan ve kendisini hesaba çeken kişidir” diyor… “Aciz kişi ise; nefsinin peşinde koşan… Kendini hesaba çekmeyen… Dünyayı dilediği gibi yaşayan insandır” diyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Yarın ahirette adalet terazileri kurulduğu zaman, acaba hesabımız nasıl olur… Böyle bir muhasebe yaptığımızda; eğer iyi kullardan olduğumuz kanaatine sahipsek… Amellerimizi, hayır-hasenatımızı daha fazla artıralım…
Kendimizi hesaba çektiğimizde, eğer eksiklerimiz ve kusurlarımız varsa… Şu dünyada elimizde fırsat varken bunları telafi etmeye gayret edelim… Hak-hukuk varsa helalleşelim… Hayır-hasenat işlerine daha çok destek verelim… En az kendimiz kadar çoluk-çocuğumuzun ahiretini kurtarmaya da gayret edelim…
قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ
“Kendimizi ve ailemizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyalım…(TAHRİM;6)”
Bir gün bu dünyadan göç edeceğimizi hiç unutmadan yaşayalım “Ağız tadını bozan ölümü hiç unutmayın” diyor Peygamberimiz… Hesap gününe hazır olalım…
