Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Emrolunduğun Gibi Dosdoğru Ol

İsmail Sezkin

EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OL


Doğruluk; Allah’ın emrine uygun yaşamak ve insanların haklarına riâyet etmektir Dürüstlük; sözünde ve davranışlarında dinin, ahlakın ve toplumun kurallarına uygun davranmaktır… Özü-sözü bir olmaktır… Doğruluk-dürüstlük… Hem de dosdoğru olmak… Peygamberimizin belini büken… Saçlarını ağartan önemli bir ahlak… İnsan, bilhassa mümin; kendi aleyhine olsa bile, doğru olacak… Dürüst kalacak… Gerçeği söyleyecek… Hakikati konuşacak… Çünkü Cenab-ı Allah Kur’an’da:

فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ

““Seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol”(Hûd;112 ) diyor…”

Değerli Kardeşlerim!.. Burada Allah-u Teâlâ: Peygamberimize sadece sen emrolunduğun gibi istikamet üzere, dosdoğru ol demiyor… Hepiniz emrolunduğunuz gibi istikamet üzere olun diyor Yani Cenab-ı Allah hem Peygamberimize, hem de bize

فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ

Size nasıl emredilmişse öyle dosdoğru olun” diyor

Yine bir başka ayette de Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:

وَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ

“mrolunduğun gibi dosdoğru ol… Ve onlara;”

وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْ

“ranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum de…” (Şura 15)”

Değerli Mü’minler!.. Kıldığımız namazların her rekâtında

اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ

Ancak sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz” diyerek Cenab-ı Hakk’a tevhid inancımızı dile getiriyor ve

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ

izi dosdoğru yola ilet” diye dua ve niyazda bulunuyoruz

Bundan sonra

صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

““Nimetine erdirdiklerinin yoluna ilet” buyurularak sırat-ı müstakimin, dosdoğru yolun ne olduğu bize bildiriliyor…”

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالّٖينَ

““Gazaba uğramışların yoluna da, doğrudan sapmışların yoluna da değil!” buyurularak da sırat-ı müstakimin, dosdoğru yolun ne olmadığı bildiriliyor…”

Burada biz bir de, sırat-ı müstakim denilen yolun yeni bir yol olmadığını öğreniyoruz… Yani bu yolun, daha önce üzerinden gidilmiş, yaşanmış bir yol olduğunu anlıyoruz… Ve’l hasılı; kimisi o yolun hakkını vermiş nimete kavuşmuş Kimisi de o yoldan sapmış dalalete düşmüş O yoldan çıkmış gazaba duçar olmuş

Değerli Kardeşlerim!.. İslam ahlak anlayışında imandan sonra gelen en önemli erdem doğruluk ve dürüstlüktür Dolayısıyla; doğruluğun ve dürüstlüğün mükâfatı büyüktür…

اِنَّ الَّذٖينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰئِكَةُ

““Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner ve onlara:”

اَلَّا تَخَافُوا

“orkmayın derler,”

وَلَا تَحْزَنُوا

“zülmeyin derler,”

وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتٖى كُنْتُمْ تُوعَدُونَ

“Size vâdolunan cennetle sevinin derler…” (Fussilet; 30)”

اِنَّ الَّذٖينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

““Rabbimiz Allah’tır diyenler sonra da dosdoğru olanlar için ne korku vardır ne de hüzün…”

اُولٰئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ

“Onlar cennetliktir…”

خَالِدٖينَ فٖيهَا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

“Üstelik onlar cennette de temelli kalacaklar ” (Ahkâf;13-14)”

Ama bu mükâfatlara kavuşmak için; önce imanında dosdoğru olacaksın… Sonra amellerinde dosdoğru olacaksın… Konuştuğun zaman dosdoğru olacaksın… Söz verdiğin zaman dosdoğru olacaksın… Yaşantında; iş hayatında, aile hayatında dosdoğru olacaksın… Hayatının hiçbir anında yalancılık olmayacak…

Sahabeden birisi Peygamberimize: “Bana İslam ile ilgili öyle bir söz söyle ki onu Sen’den başkasına sormayayım’ diyor… Peygamberimiz de; “Allah’a iman ettim’ de! Sonra da dosdoğru ol!” buyuruyor…

Değerli Mü’minler!.. Bu ayet ve hadislerden biz şunu anlıyoruz… Müslüman ticaretinde dosdoğru olacak Dua ederken, söz verirken, konuşurken, susarken dosdoğru olacak Dostluklarında, düşmanlıklarında, sevmelerinde, kızmalarında dosdoğru olacak İşinde, sanatında, ustalığında, çıraklığında dosdoğru olacak Müslüman idare ederken de, idare edilirken de dosdoğru olacak Zenginliğinde de dosdoğru olacak, fakirliğinde de dosdoğru olacak Darlıkta-genişlikte, hem en zor anlarında, hem de en rahat olduğu durumlarda da dosdoğru olacak Hâsılı, hayatının her yönünde ve her merhalesinde Müslüman her zaman dosdoğru olacak Çünkü Peygamberimiz; “Bizi aldatan bizden değildir” diyor…

O yüzden; Müslümana eğrilik yakışmaz… Mümine; münafıklık yani ikiyüzlülük yakışmaz… Mümine hıyanet yakışmaz… Dolayısıyla; imal ettiği mala hile karıştırmamak… İşyerinde uhdesinde bulunan işi hakkıyla yapmak… Mesai mefhumuna riayet etmek… Devlet malını yerli yerince kullanmak… Kamuya ait bir toplu iğnenin bile bir gün hesabının verileceğini bilmek… Çevreye zarar vermemek… İnsan ve kamu hakkına riayet etmek… Komşularla iyi geçinmek… Kimsenin malında, namusunda gözü olmamak… Bizim dinimiz işte bu ve bunun gibi her konuda duyarlı olmayı, dürüst olmayı emrediyor

Değerli Mü’minler!.. Dinimizin bu emirlerine göre hayatımızı yaşayabilmemiz için; bizim her şeyden önce Allah’a imanda emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmamız gerekiyor… Cenab-ı Allah Allah Kur’an-ı Kerim’de;

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ اُولٰئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ

Buyurarak; istikametin, İslâm esaslarını sağlam bir inançla yaşamakta olduğunu bildiriyor ve “Gerçek mü’minler, Allah’a ve Resûlüne iman eden sonra da asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad edenlerdir.

اُولٰئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ

İşte doğrular onlardır”(HUCURAT;15) diyor… Yine müminlerden adam diye bahsettiği bir başka ayet-i kerimede de;

مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ رِجَالٌ

“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki;”

صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللّٰهَ عَلَيْهِ

“Onlar Allah’a verdikleri söze sadık kalırlar”

وَمَا بَدَّلُوا تَبْدٖيلًا

“Onlar verdikleri sözü asla değiştirmezler”(AHZAP;23) diyor…”

Peygamberimiz de, düz bir çizgi çizerek “İşte bu, Allah’ın dosdoğru yoludur” buyurur Sonra da bu çizginin sağından-solundan başka çizgiler çizer ve “Bunlar da, dosdoğru yolun haricindeki yollardır… Bu yolların her birinin başında ona çağıran bir şeytan vardır” der… Sonra da şu ayeti okur…

وَاَنَّ هٰذَا صِرَاطٖى مُسْتَقٖيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبٖيلِهٖ ذٰلِكُمْ وَصّٰیكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

وَاَنَّ هٰذَا صِرَاطٖى مُسْتَقٖيمًا

“Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur…”

فَاتَّبِعُوهُ

“Buna uyun…”

وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ

“Başka yollara sapmayın…”

فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبٖيلِهٖ

“Onlar sizi Allah’ın yolundan uzaklaştırır…” (En’âm;153)”

Yani şu dünya hayatında yürüdüğümüz yola dikkat edeceğiz… Çünkü Necip Fazıl Kısakürek üstadın dediği gibi; “Güneş ile dünyanın arasına ay girince, dünya karanlıkta kalır… Allah ile kulun arasına dünya girince, kul karanlıkta kalır…”

Değerli Mü’minler!.. Allah ile aramıza dünyanın ve dünyalıkların girmemesi için de; yolumuz Kur’an yolu olacak… Yani Kur’an’a olan imanımız dosdoğru olacak… Cenab-ı Allah;

هُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

“nanan bir toplum için biz Kur’an’ı bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik” (A’RAF;52)”

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنٖينَ

“Biz Kur’an’dan; inananlara şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz”

وَلَا يَزٖيدُ الظَّالِمٖينَ اِلَّا خَسَارًا

“aksızlık yapanların, zalimlerin ise; Kur’an kaybını, zararını artırır”(İSRA;82) diyor…”

Şimdi soru şu?.. Bu ayetler, Kur’an’ın amacını ve mahiyetini hidayet kaynağı olarak belirlerken; günümüz Müslümanlarına yani bize acaba neden şifa olmuyor?.. Kur’an bunun cevabını da veriyor bize…

هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُورًا

“Çünkü biz Kur’an’ı terk ettik…” (FURKAN;30)”

لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ اَسْفَارًا

“Allah’ın kitabıyla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir”

بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ

“Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli çok kötüdür!. (CUMA;5)”

İşte günümüz Müslümanları olarak bizler; bu gün Kur’an’ı hayatın her anına ve durumuna hitap eden bir ilahî buyruk olarak görmediğimiz için… O Kur’an’ı kendi heveslerimizi ya da düşüncelerimizi onaylatacak bir noter zannettiğimiz için bu gün bu haldeyiz…

Onun için artık lütfen Kur’an’a müsaade edelim evimize girsin… Kur’an’a müsaade edelim iş yerimize girsin… Müsaade edelim Kur’an aile hayatımıza girsin… Müsaade edelim Kur’an eğitimimize girsin… Müsaade edelim Kur’an sosyal hayatımıza girsin… Kur’an’a müsaade edelim arkadaşlık ilişkilerimizi belirlesin… Müsaade edelim Kur’an akrabalık ilişkilerimizi belirlesin… Yoksa ne yaparsak yapalım bu perişan ve zelil durumdan kurtulamayız…

Değerli Mü’minler!.. Kur’an’ın hayatımıza girebilmesi için de; Peygambere imanda dosdoğru olmamız gerekiyor… O Peygamberi çok iyi tanımamız ve anlamamız gerekiyor… Çünkü;

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

“izim için; en güzel örnek Peygamberimizdir…”(AHZAP;21)”

اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ

“Eğer Allah'ı seviyorsanız Peygambere uyun ki, Allah da sizi sevsin… (Âl-i İmrân;31) Öyleyse Peygambere itaat şart…”

اَطٖيعُوا اللّٰهَ

“Allah’a itaat edin,”

وَاَطٖيعُوا الرَّسُولَ

“eygambere itaat edin!..”

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ

“Eğer Allah’a ve Peygambere itaat etmezseniz; Peygamber kendi görevinden sorumlu olur…”

وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ

“ize yüklenen görevin sorumluluğu da size ait olur Yani herkes kendi hesabını verir…”

وَاِنْ تُطٖيعُوهُ تَهْتَدُوا

“Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz.” (Nûr;54)”

Peygambere imanda dosdoğru olmak için; Peygamber ahlakıyla ahlaklanacağız… Sünnet-i seniyyesini hayatımıza taşıyacağız, bid’atlardan uzak duracağız… Sünnetini ihya ederek örnek olacağız…

Peygamberimiz el- emindi O halde bizde onun gibi güvenilir olacağız O yeryüzünün barışını hedeflediği gibi, bunun da ancak mücadele ile mümkün olabileceğini de gösteriyordu… Ahlakçı vurgu yaparken, ahkamı atlamıyordu… Çok merhametli olduğu gibi, adaletten kıl kadar sapmıyordu O alemlere rahmet olduğu kadar, savaşlarda da en önde idi O sürekli güzel öğütlerde bulunurken, özgürlük mücadelesinde bedel ödemenin gerektiğini de gösteriyordu… O sevgi ve şefkat dağıtırken sırası geldiğinde hesap sormayıda es geçmiyordu…

Değerli Kardeşlerim!.. Ahiret gününe imanda da dosdoğru olmak gerekiyor… Ahirete kesin kes iman, dünyadaki hayatın ölçüsüz ve gayesiz bir kargaşa olmadığına, iyilik ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağına inanmak ve ona göre hazırlanmaktır…

Ahirete imanın dosdoğru olursa, iyilikleri seversin… Ahirete imanın dosdoğru olursa, herkese güzel davranırsın… Ahirete imanın dosdoğru olursa, kötülüklerden ve günahlardan kaçınırsın… Unutmayın, hepimiz bir gün öleceğiz… Sevdiklerimiz ve sevenlerimiz tarafından ahiret hayatının başlangıcı olan mezara konulacağız… Onun için kendimizi o mezara hazırlamak durumundayız… İşte şu dünya hayatı kendimizi mezara hazırlama yeri Böyle yaşayacağız hayatı…

Değerli Mü’minler!.. Şu dünya hayatında iyi niyet, âdetleri ibadete dönüştürür… Kötü niyetler de en hâlis ibadetleri, hayır ve iyilikleri işe yaramaz hale getirir “Ameller, niyetlere göredir… Herkes yaptıklarının karşılığını niyetine göre görecek” buyuran Peygamberimiz bir hadislerinde bunu bize şöyle anlatıyor…

“Kıyamet gününde aleyhinde ilk hükmedilen insanlar şunlardır” diyor Peygamberimiz…

Birincisi şehit edilen kimsedir… O Allah’ın huzuruna getirilir… Allah kendisine olan nimetlerini anlatır O’da bunları itiraf eder… Cenab-ı Allah; “Öyleyse bu nimetlerimin karşılığında ne yaptın?” diye sorar Adam “Ya Rabbi! Senin uğrunda şehit oldum” der Bunun üzerine Allah o kuluna “Yalan söylüyorsun!.. Sen sana cesur desinler diye savaştın… Sana da cesur denildi zaten dünyada” buyurur ve onun hakkında hüküm verilir ve ateşe atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir

İkincisi ilim öğrenen, başkalarına öğreten, ayrıca Kur’an-ı Kerim okuyan adamdır… O da Allah’ın huzuruna getirilir… Allah kendisine olan nimetlerini anlatır… O da bunları itiraf eder… Cenab-ı Allah; “Öyleyse bu nimetlerimin karşılığında ne yaptın?” diye sorar… Adam “İlim tahsil ettim İlmi başkalarına öğrettim ve senin Kur’an’ını okudum” der Cenab-ı Allah ona da “Yalan söylüyorsun!..” der ve “Sen yalnızca sana alim desinler diye ilim elde ettin, kari denilmesi için Kur’an okudun Sana da bunlar denildi” buyurur ve onun hakkında da hüküm verilir ve ateşe atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir…

Üçüncüsü Cenab-ı Hakk’ın kendisine mal-mülk verdiği bir adam O da getirilir… Allah kendisine olan nimetlerini anlatır… O da bunları itiraf eder Cenab-ı Allah bu adama da “Öyleyse bu nimetlerimin karşılığında ne yaptın?” diye sorar… Bu adam da “Malımı-mülkümü Senin yolunda harcadım” der… Allah-u Teala bu adama da “Yalan söylüyorsun!.. Sen de ne cömert adam desinler diye malını infak ettin… Sana da bu denildi” buyurur ve onun hakkında da emir verilir ve ateşe atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir…

Onun için Değerli Kardeşlerim!.. Demek ki; sözlerimizde de emrolunduğumuz gibi dosdoğru olacağız… İşte bunun için Cenab-ı Allah Kur’an’da;

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قُولُوا قَوْلًا سَدٖيدًا

““Ey iman edenler!.. Doğru söz söyleyin”(AHZAP;70) buyuruyor… Cenab-ı Hakk bize kendisine imandan sonra hep doğruluğu-dürüstlüğü emrediyor…”

لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ

““Yapmayacağınız şeyleri söylemeyin”(SAF;2) diyor Kendisine “Hakkımda en çok endişe ettiğiniz şey nedir?” diye sorulan bir soruya Peygamberimiz de dilini göstererek “Bu!” diyor Bir başka hadislerinde de şu dört şeyi yapan insanın münafık olacağını söylüyor Bunlar: 1-Yalan söyleyen kişi… 2- Sözünde durmayan kişi… 3- Va’dinden dönen kişi… 4- Yalancı şahitlik yapan kişi”

Eskiden bizim toplumumuzda “söz senettir” denilirdi… Bu değerini kaybetmemeli Çünkü Peygamberimizin tarifine göre;

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

““Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir ””

Değerli Mü’minler!.. Bu gün bu ümmetin geldiği bu noktada, düştüğü şu hallerden kurtulması için… Hepimizin bu

فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ

Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetini çok iyi anlamamız, özümsememiz ve hayatımıza taşımamız gerekiyor… İşte buna da ahlaktan başlamamız gerekiyor… Peygamber ahlakını öğrenmemiz, kuşanmamız gerekiyor… Bu da Kur’an’ı okuyup anlamaktan geçiyor… Çünkü Hz.Aişe’nin dediği gibi Peygamberimizin ahlakı Kur’an’dı…

Sokaklarımızın, evlerimizde televizyonların hali ortada Çarşı-pazarda alış-verişteki o doyumsuzluk hali ortada Bunlardan kaynaklı bu ümmetin evlatlarının hali de ortada Bu noktadan hareketle; ahlakta emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmak için hepimiz; her şeyden önce, hava kirliligi ile mücadele ettigimiz gibi, hayâ kirliligi ile de mücadele etmeliyiz Çünkü bize bunu Cenab-ı Hakk emrediyor

قُلْ لِلْمُؤْمِنٖينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ

“(Resulüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle

ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْ

Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır…” (NUR;30)

Bu noktada; doğruluk ne kadar önemliyse, doğru insanlarla beraber olmak da o kadar önemli Yaşam yalnız başına geçirilebilecek tarzda yaratılmamış Birliktelik kaçınılmaz Bu birlikteliklerin en güzel şekilde devam edebilmesinin yolu da işte doğruluktan geçiyor Cenab-ı Allah da Kur’an-ı Kerim’de bizlere;

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا مَعَ الصَّادِقٖينَ

““Ey iman edenler!.. Özü-sözü doğru olanlarla beraber bulunun”(TEVBE;119) diyor…”

Değerli Kardeşlerim!.. Doğruluk ve dürüstlük insan olmanın gereği İnsanca yaşamanın zorunluluğu Doğru ve dürüst olmayan insan önce kendisini, sonra muhatabını aldatır Onun için; birincisi; sözünde dosdoğru olacaksın… İkincisi; işinde dosdoğru olacaksın… Üçüncüsü; kalben dosdoğru olacaksın… Dördüncüsü de; dosdoğru insanlarla birlikte olacaksın

فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” emrini hayatımıza taşıma noktasında da Peygamber Efendimizin hayatına bakıp kendimize örnek alacağız… O’nun hayatından bir kesit anlatarak bitireyim sözlerimi Dürüstlüğünü ve çevresine nasıl emniyet saçtığını, herkesin O’na nasıl güvendiğini bu örnekle daha iyi anlamış oluruz”

Hira’da Cebrail ile ilk karşılaştığında Peygamberimiz haliyle çok korkmuş ve hemen Hz. Hatice'nin yanına gelmişti… Durumu Hz. Hatice’ye anlattığı zaman… Hz. Hatice O’na “Korkma Allah seni mahcup etmeyecektir” demişti Hz. Hatice’nin o zaman Peygamberimize çünkü diyerek sıraladığı bu hasletlerin hepsine bakıyoruz… Bunların hepsinin bugün bütün insanlığın hasretini çektiği hasletler olduğunu görüyoruz… Nedir o hasletler?.. İşte o hasletler…

Hısım akrabanı gözetirsin…

Aileni korursun…

Herkese doğru yolu gösterirsin…

Yetimi gözetir doyurursun…

Sözün en doğrusunu söylersin…

Emanete ihanet etmezsin…

Felakete maruz kalmışlara yardıma koşarsın…

Fakir fukaraya yardım edersin…

Herkese karşı zarif ve ince ruhlu davranırsın(Buhârî, Bedyü'l-Vahy 1.)

Bakıyoruz; inandığımız, iman ettiğimiz dinin; insanların hayatında ve toplum bünyesinde tesis etmek istediği ahlaki ilkelerin de aynen bunlar olduğunu görüyoruz…