Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

En Lezzetli Lokma: El Emeği ve Alın Teri

İsmail Sezkin

EN LEZZETLİ LOKMA, EL EMEĞİ VE ALIN TERİ (ÇALIŞMA AHLAKI VE HELAL HARAM HASSASİYETİ)


يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ أَن تَكُونَ تِجَارَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ وَلاَ تَقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ إِنَّ اللّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا

““Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin; ancak karşılıklı rızânıza dayanan ticaret böyle değildir ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.” (Nisâ, 4/29)”

مَا أَكَلَ أَحَدٌ طَعَامًا قَطُّ خَيْرًا مِنْ أَنْ يَأْكُلَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ ، وَإِنَّ نَبِىَّ اللَّهِ دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ كَانَ يَأْكُلُ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ

““Hiçbir kimse, kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın Peygamberi Dâvûd aleyhisselâm da kendi elinin emeğini yerdi.” (Buhari, Buyu’,15)”

Muhterem Cemaat

Dinimiz İslâm, kişinin meşru yoldan çalışıp kazanmasını ibadet olarak nitelendirmiştir.

Necm suresi 39-41. âyet-i kerimeleri, hem dünya hem de âhiret için çalışıp çabalamanın, alın teriyle kazanmanın Allah nezdindeki değerine şu şekilde işaret etmektedir.

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى

““İnsan ancak çabasının sonucunu elde eder.” (Necm, 53/39)”

وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى

““Ve çabasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir.” (Necm, 53/40)”

ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاء الْأَوْفَى

““Sonra kendisine karşılığı tastamam verilecektir.” (Necm, 53/41)”

Bütün Peygamberler (a.s.), elinin emeğiyle geçinmişlerdir.

“Hiçbir kimse, kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın Peygamberi Dâvûd aleyhisselâm da kendi elinin emeğini yerdi.” (Buhari, Buyu’,15)

Helal yoldan çoluk çocuğumun nafakasını kazanmak için çalışan eller, Allah Teâlâ’nın en çok sevdiği ellerdir.

“Resulullah (s.a.v.), Tebük gazvesi dönüşünde (630) bir mazeretinden dolayı sefere katılamayan Muaz b. Cebel (603-639) (r.a.) ile karşılaşıp tokalaşmış, ellerinin nasırlanmış olduğunu görünce bunun sebebini sorumuş, o da “çoluk çocuğumun nafakasını temin için hurma bahçemde çalışıyorum.” cevabını verince Hz. Peygamber (s.a.v.) Muaz b Cebel’in elini öpmüş ve “İşte bu eller Allah’ın sevdiği ellerdir.” buyurmuştur. (DİA, ilmihali, II, 409)

Ancak rızık peşinde koşmamız, hayatın gerçek gayesi olan Allah’a kul olma gayemizden bizi asla uzaklaştırtmamalıdır.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ أَمْوَالُكُمْ وَلَا أَوْلَادُكُمْ عَن ذِكْرِ اللَّهِ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

““Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.” (Münâfikun, 63/9)”

Rızkın helalinden ve temiz olanından yemek, imanın gereğidir. Bu hususta Cenab-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

وَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ حَلاَلاً طَيِّبًا وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِيَ أَنتُم بِهِ مُؤْمِنُونَ

““Allah’ın size verdiği helâl ve temiz rızıklardan yiyin. Kendisine iman ettiğiniz Allah’a karşı gelmekten sakının!” (Maide, 5/88)”

Hz. Peygamber (s.a.v.), helal haram konusunda son derece hassas davranırdı.

Hz. Hasan (ra), henüz küçük bir çocukken, Mescid-i Nebevî’de dedesinin kucağında oturmuş, onunla birlikte zekât hurmalarının dağıtılmasını seyrediyordu.

“Hz. Ali’nin oğlu Hasan (r. anhümâ), sadaka edilen hurmalardan birini alıp ağzına atmıştı.

Bunu gören Resûlullah (s.a.v.): “Ağzından çıkar at onu! Bizim sadaka edilen şeyleri yemediğimizi bilmiyor musun?” buyurdu. (Buhârî, Zekât 60)

Başka bir defasında Peygamber Efendimiz (sav), bir defasında yolda bir hurma görmüştü.

لَوْلَا أَنِّي أَخَافُ أَنْ تَكُونَ مِنَ الصَّدَقَةِ لَأَكَلْتُهَا

““Onun sadaka olmadığını bilsem yerdim.” buyurdu. (Buhârî, Büyû’ 4, Lukata 6; Müslim, Zekât, 164)”

Aldatmadan Kazanacağız

Peygamberimiz (s.a.v.) bir defa ekin pazarına uğramış, hoşuna giden bir buğdayı eli ile yoklayınca eline ıslaklık isabet etmişti.

Buğday sahibine: “Ey ekin sahibi, bu ne?” diye sordu.

Ekin sahibi: “Ey Allah’ın Resûlü, yağmur altında kaldı ve ıslandı” deyince Peygamberimiz:

“O ıslak kısmı insanların görmesi için ekinin üstüne koysaydın ya dedikten sonra şöyle buyurmuştur:

مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا

““Bizi aldatan benden değildir” buyurdu. (Müslim, İman, 43)”

Ölçü Ve Tartı’ya Dikkat Etmek

Şuayb (a.s.)’ın kavmi (Medyen/Eyke halkı): Ölçü ve tartıda hile yaparak insanların haklarını yediler, Peygamberlerini yalanladılar ve bunun sonucu olarak:

Önce şiddetli sıcak ve bunaltıcı bir havadan sonra bir bulutun gölgesine sığındılar, ardından korkunç bir ses ve depremle helak edildiler.

Şuayb (a.s.) kavmine (Medyen/Eyke halkı) şöyle demişti:

أَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرِينَ

““Ölçüyü tam tutun, eksik verenlerden olmayın.” (Şuara 26/181)”

وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ

““Doğru terazi ile tartın.” (Şuara 26/182)”

وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

““İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın, bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.” (Şuara 26/183)”

وَاتَّقُوا الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْأَوَّلِينَ

““Sizi ve önceki nesilleri yaratana saygılı olun.” (Şuara 26/184)”

bu uyarılardan sonra devamını rabbimiz şöyle anlatıyor.

فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِ إِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

““Onu yalanladılar; bunun üzerine gölge günü’nün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabıydı.””

“Emrimiz gelince Şuayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı da yurtlarında çöke kaldılar.”

A’râf Suresi 91. Ayet

فَأَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُواْ فِي دَارِهِمْ جَاثِمِينَ

““Derken onları o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar.””

Yine Hırsızlık, gasp, tefecilik, rüşvet, faiz, hile-aldatma, kumar, şans oyunları, içki, uyuşturucu, kamu malını zimmete geçirme gibi ahlak dışı yollarla elde edilen her türlü servet batıldır, gayrimeşrudur, haramdır.

Haram yolla elde edilen malda hayır yoktur.

Mal biriktirmek için dilenmek haramdır.

مَنْ سَأَلَ النَّاس تَكَثُّراً فَإِنَّمَا يَسْأَلُ جَمْراً ، فَلْيسْتَقِلَّ أَوْ لِيَسْتَكْثِرْ

““Mal biriktirmek için dilenen, gerçekte kor istiyor demektir. Artık ister az, ister çok dilensin.” (Müslim, Zekât, 105)”

Haram ile beslenenin duası kabul olmaz.

“Bir kimse ellerini semâya uzatarak: Yâ Rabbî, yâ Rabbî! diye duâ eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram (hâsılı) kendisi haramla beslenmiş olursa, böyle bir kimsenin duası nasıl kabul edilir?”

Değerli Cemaat

İslam, ibadetin kurallarını belirlediği gibi ticaretin de kurallarını belirlemiştir. İslam’ın ticari hayata getirdiği bazı kuralları hatırlayalım

1-)Ticâret için güvenli bir ortam ancak güvenilir bir Müslüman ile mümkündür.

Rehberimiz, önderimiz Hz Muhammed (sav)’ın düşmanları bile onun güvenilir insan olduğuna şahitlik etmiştir.

Efendimiz de Müslümanı şöyle tarif etmiştir:

المُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ المُسْلِمُونَ مِن لِسَانِهِ وَيَدِهِ،

““Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir. Mümin de insanların canları ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kişidir. Mücahid, Allah’a itaat yolunda nefsine karşı mücadele edendir; Muhacir: günahları ve hataları terk edendir” (İbn Hanbel, VI, 22)”

Yine Hz. Peygamber (s.a.v.), dürüst ve güvenilir tüccar hakkında şöyle buyurmuştur:

“Dürüst ve güvenilir tüccar, peygamberler, sıddîklar (dosdoğru kimseler) ve şehitlerle beraberdir.” (Tirmizî, Büyû, 4)

O yüzden Şunu unutmamak gerekir ki güvenilir olabilmek, uzun bir zaman içinde elde edilebilen, ancak çok kısa sürede yitirilebilen bir değerdir.

Bir esnafın sermayesi nedir diye sorulsa, vereceği cevap, doğruluktur.

2. kural nedir. Bir Müslümanın bu hayattaki en büyük hedeflerinden birisi helal kazançtır.

Kur’ân-ı Kerîm’de bütün peygamberlere ve bütün mü’minlere hitaben şöyle buyurulur:

يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

““Ey Peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim.” (Mu’minun, 23/51)”

يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّباً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

““Ey insanlar! Yeryüzündeki nimetlerden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır. (Bakara Suresi, 168)”

HZ PEYGAMBER BUYURUYOR

“Öyle bir zaman gelecek ki kişi malını helalden mi haramdan mı elde edindiğini önemsemeyecek” (Buhari, Ticaret, 58, Buyu, 7) buyurmuştur.

Nasıl ki ibadetlerimiz riya ve gösterişten uzak, sadece Allâh’a has kılarak yapılmalı ise, ticaretimiz ve kazancımız da batıl yollara tevessül edilmeden tertemiz, helal yollardan olmalıdır.

3. kural nedir. İşe Besmele İle Başlamak

Besmele, ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ ifadesinin kısa söylenişidir ki Rahman ve Rahîm olan Allâh’ın adıyla başlıyorum demektir.

Hz. Peygamber (sav) besmelenin önemini şu hadisinde vurgulamıştır:

“Besmele ile başlanmayan her önemli iş sonuçsuz kalır”

Besmeleyle bir işe başlamak Allah’ın çizdiği sınırlarda kalacağına, onun rızasını gözeteceğine, Allah ve Rasülünün öğütlerini hatırda tutarak iş yapacağına söz vermektedir. Allah’ın adıyla başlayıp O’nun rızasına uygun hareket etmek ise bereket kaynağıdır.

4. kural nedir. İşe Erken Başlamak

İşe erken başlamak berekete kapı aralamak demektir.

Bu diğer zamanlarda bereket olmadığı anlamına gelmez. Ancak bu konuda Hz. Peygamberin duası vardır;

اَللَّهُمَّ بَارِكْ لِأُمَّتِي فِي بُكُورِهَا

““Allah’ım, ümmetimden erken kalkanların işlerine bereket ver.”

Hadisi açıklayan İslâm âlimlerine göre “bereketli olan erken zaman” fecr ile güneşin doğumu arasındaki kısımdır. Yani sabah namazına kalkılacak ve hemen akabinde işe başlanacaktır.

5.kural nedir. Dünya-ahiret dengesini kurmak

Asıl amaç âhiret yurdunu kazanmaktır, ancak dünya nimetlerinden de meşru şekilde yararlanmak gerekir. Kişi dünya ebedî imiş gibi kendini ona kaptırmamalı, dünyasını âhireti için değerlendirmelidir.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

وَابْتَغِ ف۪يمَٓا اٰتٰيكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَص۪يبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَاَحْسِنْ كَمَٓا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ

““Allah’ın sana verdikleri ile ahiret yurdunu elde etmeye çalış. Ve dünyadan da nasibini unutma.”

Allah'ın sana iyilikte bulunduğu gibi, sen de insanlara iyilikte bulun.” (Kasas, 28/77) buyurmaktadır.

Rabbimiz dünya ve ahiret dengesini bu şekilde anlatıyor.

6.kural nedir Yeminden Kaçınmak

Yemin, çok değerli bir sözdür. Bir Müslüman yemin ediyorsa söylediği söze Allah’ı şahit tuttuğunun fakında olmalıdır.

Buhari ve Müslim’de geçen hadisi şerifte Efendimiz (a.s):

“Yemin etmek, malın satışını artırır; fakat kazancın bereketini yok eder (silip götürür)” buyurmuştur.

Helede Bu yemin yalan olursa bu takdirde Rasûlullah (s.a.v.)’in üslubu pek şiddetlidir:

“Yalan yeminle malını cazip kılan kimse, Müslüman bir kimsenin malını gasp etmiş olduğu için kendisine gazap edilmiş olarak Allah’a kavuşur.

Değerli Cemaat Son olarak

Dünyadaki nasibimizi helal yoldan, alın teriyle kazanmaya gayret edelim. Rabbimizin bize verdiği nimetleri, âhiret yurdunu kazanmak için vesile kılalım.

İslam, sadece ibadetlerimizi değil, ticaretimizi de düzenlemiştir. Müslüman; ticaret öncesinde helal kazancı hedeflemeli, güvenilir olmalı, duasını yapmalı ve rızkı verenin Allah olduğunu unutmamalıdır.

Müsliman Ticaret sırasında dürüst olmalı, hileden uzak durmalı, müşteriyi aldatmamalı ve haram yollara sapmamalıdır.

Müslüman Ticaret sonrasında ise kazancını, zekât ve sadaka ile bereketlendirmelidir.

O yüzden Hesap gününde iflas etmemek için kul haklarına dikkat edelim. Yoksa hüsrana uğrayanlardan oluruz.

Kalbimizi koruyalım. Çünkü kalp düzgün olursa bütün beden düzgün olur.

Unutmayalım ki bir gün nimetlerden hesaba çekileceğiz. Ömrümüzden, ilmimizden, malımızdan ve bedenimizden sorguya çekileceğiz.

Rabbimiz bizleri helal kazançtan ayırmasın. Haramdan uzak, kalbi temiz, kazancı bereketli kullarından eylesin.

Âmin.