EY NEFSİM
EY NEFSİM! CENNETİ UCUZ MU BULDUN, YOKSA DÜNYAYI MI PAHALI SANDIN?
أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ
AZİZ MÜMİNLER!
İnsan dünya için çok şey verir.
Bir makam için yıllarını verir.
Bir diploma için ömrünü verir.
Bir ev için borçlanır.
Bir araba için çalışır.
Bir alkış için karakterinden taviz verir.
Bir menfaat için dostlarını kaybeder.
Fakat iş Allah'a gelince
İş cennete gelince
İş ahirete gelince
Birden hesap yapmaya başlar.
İşte bugün kendimize şu soruyu soracağız:
Allah bizden istediği için mi vermiyoruz?
Yoksa dünyayı sevdiğimiz için mi veremiyoruz?
1. AYET
إِنَّ اللَّهَ اشْتَرَىٰ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ
“"Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır."”
(Tevbe, 9/111)
1. HADİS
مَنْ خَافَ أَدْلَجَ وَمَنْ أَدْلَجَ بَلَغَ الْمَنْزِلَ، أَلَا إِنَّ سِلْعَةَ اللَّهِ غَالِيَةٌ، أَلَا إِنَّ سِلْعَةَ اللَّهِ الْجَنَّةُ
“"Dikkat edin! Allah'ın metâı değerlidir. Dikkat edin! Allah'ın metâı cennettir."”
(Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme, 18)
EY NEFİS!
Allah sana ne teklif ediyor biliyor musun?
Geçici dünya karşılığında ebedî cennet
Fânî ömür karşılığında sonsuz hayat
Bir avuç toprakta çürüyecek beden karşılığında bitmeyen nimetler
Peki sen ne yapıyorsun?
Pazarlık mı yapıyorsun?
Cenneti az mı buluyorsun?
Yoksa dünyayı cennetten daha mı değerli görüyorsun?
Düşünsene
Seni yoktan yaratan Allah,
zaten bir gün senden alacağı canı istiyor.
Zaten geride bırakacağın malı istiyor.
Karşılığında ise cenneti vaat ediyor.
Bundan daha kârlı bir alışveriş olabilir mi?
2. AYET
بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ
“"Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır."”
(A'lâ, 87/16-17)
2. HADİS
الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ
“"Dünya müminin zindanı, kâfirin ise cennetidir."”
(Müslim, Zühd, 1)
EY KARDEŞİM!
Kendine sor!
Kaç defa dünya için fedakârlık yaptın?
Kaç defa Allah için fedakârlık yaptın?
Kaç gece dünya işleri için uykusuz kaldın?
Kaç gece Rabbin için gözyaşı döktün?
Kaç defa malını artırmak için koştun?
Kaç defa ahiretini kurtarmak için koştun?
Dünya seni çağırınca gidiyorsun.
Nefsin seni çağırınca gidiyorsun.
Menfaat seni çağırınca gidiyorsun.
Peki Allah çağırınca neden ağır davranıyorsun?
Neden sürekli yarına bırakıyorsun?
Yarın sana ait mi?
Bir sonraki nefesin garanti mi?
3. AYET
وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ
“"Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir."”
(Âl-i İmrân, 3/185)
3. HADİS
كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ
“"Dünyada bir garip veya bir yolcu gibi ol."”
(Buhârî, Rikâk, 3)
EY DÜNYAYA BAĞLANAN İNSAN!
Bir gün her şeyini bırakıp gideceksin.
Evini
Arabanı
Makamını
Servetini
Dostlarını
Hatta bedenini bile
Toprağa bırakıp gideceksin.
O gün arkanda bıraktığın mal senin olmayacak.
Önüne gönderdiğin amel senin olacak.
Bugün uğruna ömrünü tükettiğin dünya,
yarın seni bir kefene sarıp toprağa teslim edecek.
Peki o zaman neden bu kadar bağlandın?
Neden bu kadar güvendin?
Neden bu kadar aldandın?
4. AYET
قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ
“"De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaretiniz ve hoşlandığınız evler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda mücadeleden daha sevgili ise, Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin."”
(Tevbe, 9/24)
4. HADİS
مَنْ كَانَتِ الدُّنْيَا هَمَّهُ فَرَّقَ اللَّهُ عَلَيْهِ أَمْرَهُ وَجَعَلَ فَقْرَهُ بَيْنَ عَيْنَيْهِ وَلَمْ يَأْتِهِ مِنَ الدُّنْيَا إِلَّا مَا كُتِبَ لَهُ، وَمَنْ كَانَتِ الْآخِرَةُ نِيَّتَهُ جَمَعَ اللَّهُ لَهُ أَمْرَهُ وَجَعَلَ غِنَاهُ فِي قَلْبِهِ وَأَتَتْهُ الدُّنْيَا وَهِيَ رَاغِمَةٌ
“"Kimin bütün gayesi dünya olursa Allah onun işlerini dağıtır, fakirliği gözlerinin önüne koyar. Dünyadan da ancak kendisine takdir edileni elde eder. Kimin niyeti ahiret olursa Allah onun işlerini toplar, zenginliğini kalbine koyar ve dünya ona boyun eğmiş olarak gelir."”
(İbn Mâce, Zühd, 1)
EY DÜNYAYA TUTUNAN NEFSİM!
Allah sana cenneti vaat ediyor
Sen ise birkaç günlük dünya için pazarlık yapıyorsun.
Allah ebedî bir hayat teklif ediyor
Sen fânî bir hayatı tercih ediyorsun.
Allah razı olursa her şey kazanılmış olacak
Fakat sen insanların razı olmasını Allah'ın rızasının önüne geçiriyorsun.
Bir düşün!
Ömrün boyunca biriktirdiğin mallardan hangisini kabre götürebileceksin?
Uğruna geceni gündüzüne kattığın servetin hangisi sana Münker ve Nekir'in sorularında yardımcı olacak?
Koruyup kolladığın bedenin, toprağın altında kaç gün dayanabilecek?
Ey Nefsim!
Allah senden istemeseydi zaten hepsini bir gün alacaktı.
Can da emanet
Mal da emanet
Evlat da emanet
Ömür de emanet
Emanetin sahibi geri isteyince neden ağır geliyor?
Yoksa gerçekten dünya sana cennetten daha mı sevimli geldi?
Yoksa birkaç günlük rahatlığı, sonsuz kurtuluşa mı tercih ettin?
Unutma!
Bugün vermek istemediğin canı yarın mutlaka bırakacaksın.
Bugün kıyamadığın malı yarın mutlaka terk edeceksin.
Bugün vazgeçemediğin dünya yarın senden vazgeçecek.
Fakat Allah için verilen hiçbir şey kaybolmayacak.
Bir lokma
Bir sadaka
Bir gözyaşı
Bir secde
Bir fedakârlık
Bir ihlaslı amel
Hepsi Allah'ın huzurunda seni bekliyor olacak.
Allah'ım! Dünyayı kalbimizin değil, elimizin içinde eyle. Canımızı, malımızı ve ömrümüzü Senin rızana adayabilen şuurlu kullarından eyle. Âmin.
MEHMET ERÇELİK
