Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa

İsmail Sezkin

FİLİSTİN, KUDÜS, MESCİD-İ AKSA


Değerli Mü’minler!.. 1948'den beri, Filistin topraklarında kötü niyetli kimselerin destekleriyle kurulan zalim bir devlet… Ümmet-i Muhammed göstermesi gereken hassasiyeti göstermediği için; bizim Kuts-u Şerifimiz, bizim Mescid-i Aksamız o zalimlerin tasallutundan bir türlü kurtulamadı… Çünkü mü’minler olarak biz üzerimize düşeni yapamadık… Yaşadığımız şartlar ve dönemler, bizi Mescid-i Aksa şuurundan mahrum bıraktı… O sebeple işin farkına varamadan bugünlere geldik… Yaşı 50’yi aşanlar olarak, şöyle düşündüğümde, bizler Mescid-i Aksa'nın şuuruna çok geç yaşlarda vardık… Daha küçük yaştan itibaren, Mescid-i Aksa’nın ninnileri ile uyutulmalıydık… Kuts-u Şerif’in faziletini daha erken yaşta duymalıydık… Filistin’in Peygamberler diyarı olduğunu bilmeliydik… Ki; sonradan bize üfürülen yalanlara, söylenen iftiralara kulak vermeyecektik o zaman… Filistinliler para karşılığında topraklarını sattılar yalanına, iftirasına kanmayacaktık o zaman…

Değerli Kardeşlerim!.. Bu günlerde, yeniden Mescid-i Aksa’yı düşünmemiz gereken, yeniden Kuts-u Şerif'in, Mescid-i Aksa'nın Peygamberimizin ifadesiyle “Diriliş ve toplanış yeri” olarak bize bildirilen bir yer olduğunu hatırlamamız gereken günleri yaşıyoruz… İslam'ın yeniden oradan dirileceğini farkına varmak için; yeniden Mescid-i Aksa'yı, ve bu değerimizin var olduğu Filistin topraklarını konuşmamız gereken günler…

Değerli Kardeşlerim!.. İslam Dini, Hz.Adem'den, Hz.Muhammed Mustafa(SAV) Efendimize kadar bütün peygamberlerin dönemlerine göre, Mevlamızın onlara emir buyurduğu şeriatları ihtiva eder…

Bir ismi de el-Kuddüs olan, Cenab-ı Allah’ın buyrukları da mukaddestir… Gönderdiği kitaplar da mukaddestir… Onlarla birlikte bu mukaddeslerimiz, yani günümüzün tabiriyle kutsallarımız içinde; bir de Cenab-ı Hakk’ın şiar olarak nitelendirdiği işaretler var… Şiar; işaret demektir… Bize bir şeyi hatırlatan, günümüzün tabiriyle, sembol demektir…

Allah'ın koyduğu bu dinde de şeair denilen şiarlar var… Namaz dinimizin direği malumunuz… Namaz, bizim mukaddes bildiğimiz Rabbimize borcumuz, Rabbimizin emaneti olan bir şiardır… Ezan ve minare de bir şiardır… Mesela; şöyle Balkanlara doğru gittiğiniz zaman, gördüğünüz köylerin hangisinde bir minare varsa, diyorsunuz ki burası Müslüman köyü… Ecdadımız Balkanlarda fethedilen yerlere o kubbeleri, o minareleri, işte bunun için bırakarak ayrılıyordu… İşte bazı hususlar şiardır böyle…

Mesela Kabe-i Muazzama’yı tavaf eden mü’minlere Allah-u Teala

اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ

Safa ve Merve arasındaki o mesafeyi, size bir şiar olarak bıraktık,

فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ اَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا

izin o iki tepe arasında gidip gelmenizde hiçbir sakınca yoktur” buyuruyor…(BAKARA;158) Çünkü eskiden müşrikler de gidip geliyordu orayı… Sahabiler böyle yaparsak acaba bize bir sakınca olur mu diye düşününce, Allah-u Teâlâ bu ayetini indirdi…

اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ

“dedi… Safa-Merve; Hacer validemizden kalan bir hatıranın şiarı… Allah için ter dökmeye, gayret etmeye, çalışıp-çabalamaya; sa’y etmek denilir… Sa’y eden bir kulun ecrini, mükafatını asla zayi etmez Allah-u Teala…”

Cenab-ı Allah Hacer validemize suyu, sa’yinden önce de verebilirdi… Ama Hacer validemizin bir anne şefkatiyle, sorumluluk şuuruyla, belki birisini bulup da halimi arz ederim, yavruma su isterim diye, dört defa gidip üç defa döndüğü iki tepeyi, müminlere Allah için sa’yiniz, gayretiniz çok olsun diye, Allah yolunda say’in mükafatı zayi olmaz diye bir şiar olarak bıraktı… İşte şiar budur…

Değerli Kardeşlerim!.. Mescid-i Aksa bizim için çok büyük bir şiardır… Allah-u Teâlâ’nın ayet-i kerimeleriyle, Peygamberimizin hadis-i şerifleriyle haber verdiği ve Ümmet-i Muhammed'e bırakılan, önemli bir şiardır Mescid-i Aksa…

Biz onun kadrini-kıymetini bilemediğimiz için, zalimlerin izin vermemesi sebebiyle, artık Cuma namazlarının bile kılınamadığı Mescid-i Aksa'yı, artık uzaktan hüzünle seyreder hale geldik… Daha da kötüsü, Mescid-i Aksa’nın kıymetini bilip, onun için mücadele edenleri; kendi evimizde, kendi memleketimizde bile koruyamaz haldeyiz… Onun için; yasımızın üç gün değil, ömür boyu içimize oturup yer etmesi lazım…

Elbette ki bunlar da geçecek… Rabbimizin vaadi haktır… Her zaman size okuyoruz Kur'an-ı Kerim'den… Kulları için her vaadini yerine getiren Cenab-ı Allah;

اَلَا اِنَّ نَصْرَ اللّٰهِ قَرٖيبٌ نَصْرٌ مِنَ اللّٰهِ وَفَتْحٌ قَرٖيبٌ

uyuruyor Kur’an’da… “Allah'ın yardımı çok yakındır” diyor ve

““Allah'tan bir yardım ve yakın bir fetihle” müjdeliyor…(BAKARA;214//SAF;13) Bu vaadi de gelecek inşallah…”

Ama inanın bütün İslam âlemi, yöneticisinden halkına kadar bütün Müslümanlar bu gün imtihan oluyoruz bu konuda… Fakat imtihanımız henüz bitmedi…

Değerli Kardeşlerim!.. Allah-u Teâlâ hepimizin bildiği, duyduğu, dinlediği İsra Suresi’nin ilk ayetinde

سُبْحَانَ الَّذٖى اَسْرٰى بِعَبْدِهٖ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذٖى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَا

Ayet-i kerimede “Bir gece kulunu alıp da Mescid-i Haram'dan, yani Mekke-i Mükerreme'den, Mescid-i Aksa'ya götüren, o Mescid-i Aksa ki, etrafını mübarek kıldığımız bir yer” buyurduğu üzere Mescid-i Aksa Allah-u Teâlâ’nın mübarek diye nitelendirdiği bir yerdir… Bunu hepimiz hep duyduk ve biliyoruz…

Fakat biz şunun farkında olamadık… Bir günü, bir geceyi, bir mekânı; Cenab-ı Allah mübarek kılarsa mübarektir… Allah'ın mübarek kıldığı bir yer olduğunu bize ayet-i kerime söylüyor… Onun için; sadece bu özelliği bile, Mescid-i Aksa'nın bizim gönlümüzde mübarek bir yer olması için yeter… Ve Peygamberimiz ;

جُعِلَتْ لِيَ الْأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا

buyuruyor… “Yeryüzü benim için mescit ve temiz kılındı” diyor… Bir mümin istediği herhangi temiz bir yerde namazını kılabilir… Biz Ümmet-i Muhammed'e tanınan bir ayrıcalıktır bu… Bir Hristiyan ibadet için mutlaka kilisesine, manastırına gitmek zorundadır… Bir Yahudi de sinagoguna, havrasına gitmek zorundadır… Oralardan başka yerde ibadet edemezler… Ama temiz olan her yer, biz müminler için, ibadet mekânıdır… Bu Peygamber Efendimize ve onun ümmeti olan bize tanınan, bir ayrıcalıktır…

Peygamberimiz

لاَ تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلاَّ إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ

buyuruyor… “Yeryüzünde ancak şu üç mescide, ibadet ve ziyaret amacıyla, yolculuk yapılır” diyor… Birini zikrediyor;

الْحَرَامِ مَسْجِدِ

Yani Beytullah… Yani Kabetullah’ın bulunduğu Mekke-i Mükerreme'de ki o mabet… İkincisi

هَذَا وَمَسْجِدِي

““Benim Mescidim” diyor… Yani Peygamberimizin Medine-i Münevvere'de ki Ravza-i Mutahhara olarak bildiğimiz Mescid-i Nebisi… Üçüncüsü de”

الْأَقْصَى وَالْمَسْجِدِ

diyor… Yani “Kuts-u Şerif’teki Mescid-i Aksa” buyuruyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Peygamber Efendimizin hadis-i şerifine mevzu olmuş bir özellik taşıyor Mescid-i Aksa… Yani Kâbe-i Muazzama’yla, Ravza-i Mutahhara ile birlikte zikredilen bir mescittir Mescid-i Aksa…

Yine bir hadis-i şerifinde; Hz Ebu Zer Peygamberimize “Yeryüzünde ilk mescit hangi mescittir Ya Resulallah?” diye soruyor… Peygamberimiz “Mescid-i Haram’dır” diyor… Yani Mekke’deki mescidin adıdır bu… Kabe-i Muazzama’nın çevresidir Mescid-i Haram… “Peki, sonra hangisidir?” diye soruyor Ebu Zer… “Sonra Mescid-i Aksa’dır” buyuruyor Peygamberimiz… Yani yeryüzünde, ibadet için, ikinci olarak inşa edilen mabedin Mescid-i Aksa olduğunu buyuruyor, ifade ediyor…

İşte mescid-i Aksa bu Değerli Mü’minler!.. Müminlerin de Beyt’ül Makdis olarak bildikleri ve ilk kurulduğu zamandan beri Kudüs tertemiz kılındığı için; Kuts-u Şerif’e, Beyt’ül Makdis ismi bizzat Cenab-ı Allah tarafından verilmiş…

Aynı zamanda bir hükümdar olan, Hz.Davut Peygamber oraya bir mabet inşa etmeyi düşündüğünde, Beyt’ül Makdis olarak adı konuldu oranın… Çünkü Kudüs'ün mabedidir o ve Kudüs gibi tertemiz niyetlerle yapılmıştır… Ayetlerde de bildirilen ifadesiyle, hadis-i şeriflerde de bu şekilde, Beytül Makdis olarak bildiğimiz Kuts-u Şerif’teki Mescid-i Aksa’nın bulunduğu, o resimlerde falan gördüğümüz o sarı kubbeli Kubbe’tüs Sahra’nın da içinde yer aldığı, etrafında müştemilatının olduğu yerdir Beyt’ül Makdis… Çeşitli zamanlarda tahribata uğramış, zalimler tarafından ateşe verilmiş ve çeşitli zamanlarda inşa faaliyetleriyle yeniden tamir edilmiş… En büyük tamiri de ecdadımız Osmanlı zamanında görmüş bir mabettir… Ve hiçbir şey onun kutsiyetinden bir şey kaybettirmez…

Bu Beyt’ül Makdis’e, İslam kültüründe, Mescid-i Aksa denilmesinin sebebi ise; Kâbe’ye uzak olduğu için, uzaktaki mescit anlamına gelen Mescid’ül Aksa denilmiş… Yani uzağımızda kalan mescit denilmiş… Yani Beytül Makdis denilen yer ile Mescid-i Aksa denilen yer, aynı yerdir…

Değerli Kardeşlerim!.. Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerinde ifadesini bulan, isminin bizzat geçtiği, biraz önce okuduğum, ayet-i kerimede ifade buyurulan İsra ve Miraç olayı… Peygamber Efendimizin mahzun yılıydı… Hüzün yılı demişlerdi o seneye… Hem amcasını, hem eşi Hz.Hatice validemizi kaybettiği hüzünlü günlerinde Peygamberimize bir tesellidir bu… Müşriklerin müminlere türlü türlü ezaları, cefaları reva gördüğü o günlerde Peygamber Efendimize bir tesellidir İsra ve Miraç…

İşte bu teselli yolculuğunda Peygamberimizin ilk durağının Mescid-i Aksa olması çok manidar… Bu bakımdan bizim için de çok değerli… Mahzun nebisini teselli buyuran Allah-u Teâlâ, mahzun kullarına da, inşallah Mescid-i Aksa'nın hürriyetini gösterecek… Ayasofya'yı tekrar asli hüviyetine döndüren Rabbimiz, inşallah müminlerin bu şuura sahip olmasıyla, Mescid-i Aksa'yı, peygamberlerin hatıralarının olduğu o mekânları, etrafını mübarek kıldığı Harem-i Şerif olarak bilinen o güzel yerleri de, inşallah hürriyetine kavuşturacak… Mü’minler eskiden olduğu gibi, inşallah, yeniden oralara seferler edecek… Allah-u Teâlâ’nın ve Peygamberimizin hediyeler göndermemizi emrettiği oralara giderek, bizler de oranın kandillerinin yağı mesabesinde olan ihtiyaçlarını karşılayacağımız günlere inşallah yeniden kavuşacağız… Buna iman ediyoruz…

İşte bu gün buna iman ettikleri için oradaki kardeşlerimizin evleri yıkılıyor… Malları-mülkleri talan oluyor… Canları ve canlarından bir parça olan yavruları kucaklarında ölüyor… Hepimiz Allah için feda olmaya hazırız deyip asla isyan etmiyorlar… Gayr-i müslimlerin ve Cenab-ı Hakk'a inanmayan, ateist denilen kimselerin hayretlerine mucip olan bir durum yaşanıyor orada…

Bakın; takip edenler bilir… Birkaç ay önce çocukları ve torunlarının şehit edildiğini duyduğunda bütün dünyanın gözü önünde “

اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Benim evlatlarımın kanı ve canı, Mescid-i Aksa’dan kıymetli değil” diyen İsmail Heniyye, birkaç gün önce kendisi şehit edildiğinde, kalan tek evladı da babası gibi “

اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Babamın kanı ve canı Mescid-i Aksa’dan ve Filistinli her hangi bir çocuğun kanından ve canından kıymetli değil” diyor… Başta zalimler olmak üzere, bütün dünya nasıl bu kadar güçlü olabiliyorlar diye hayret ediyorlar…

İşte Allah’a iman eden ve

اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

ndan geldik, mutlaka ona döneceğiz” diyebilen müminlerin şuurudur bu duruş…

Değerli Kardeşlerim!.. İşte bunu anlatmaya çalışıyorum… Biz Mescid-i Aksa’nın değerini okuyarak, okuduktan sonra güçlü bir şuur ile benimseyerek sahip çıkmadığımız sürece; bize bu fetih nasip olmaz… Bu yolda say’u gayret etmediğimiz sürece bu mümkün olmaz… Malumunuz; hacca gittiğinde, Hacer validemizin döktüğü teri dökene, Allah-u Teâlâ annesinden dünyaya geldiği gibi bir mükâfatı lütfediyor… Onu tertemiz, günahsız ve masum kılıyor… İşte bunun gibi, bizim de Allah yolunda fedakârlıklarda bulunmamız gerekiyor…

Bir gün hanımlarından Hz.Meymune Peygamber Efendimize “Beyt’ül Makdis hakkında bir şeyler söyler misiniz?” diyor… Biraz önce anlattım; artık Beyt’ül Makdis’in Mescid-i Aksa olduğunu biliyoruz… Peygamberimiz “Ardul mahşeri vel menşeri” “Orası insanlığın diriltileceği ve toplanacağı yerdir” buyuruyor… Yani kıyametin oradan kopacağını ve kıyamet koptuktan sonra insanlığın oradan diriltilerek, oradan toplanacağını söylüyor Peygamberimiz…

Değerli Kardeşlerim!.. Bakın ne kadar büyük bir önemi var oranın… Bu Peygamberimizin bir hadis-i şerifi… Belki de; bir manevi manası olarak, bunu İslam'ın yeniden dünyaya hâkim olacağının ifadesi olarak anlamamızı gerektiren başka hadis-i şerifler de var… “Ardul mahşeri vel menşeri” “Haşrin olacağı yerdir” diyor… Haşir toplanma yeri demek… “Yeniden diriltileceği yerdir” buyuruyor… Oranın özelliği bu… Diriltilme ve toplanma yeridir Beyt’ül Makdis… Onun bulunduğu Kuts-u Şerif olan Filistin toprakları…

Devam ediyor hadis-i şerif… “Oraya gidin… Yani Beyt’ül Makdis’e gidin ve orada namaz kılın” buyuruyor Peygamberimiz… Sonra “Hiç şüpheniz olmasın; oradaki bir namaz, başka bir yerde kılınan bin namaz gibidir” buyuruyor… Bunlar bir yerin faziletini insanlara anlatabilmek için, Cenab-ı Allah’ın ve Peygamberimizin bize bildirdiği ifadelerdir… Mevlamız dilerse o bini yüz bin de yapar, ama fazileti bakımından böyle ifade ediyor… Mescid-i Aksa’dan başka bir yerde kıldığınız namazdan bin namaz gibi bir fazilete nail kılacağını bildiren bir ifadedir bu…

Peygamberimiz Medine’de bunu söylediğinde, o zamanın şartlarında Kudüs oraya uzak bir yerdi ve henüz fethedilmiş de değildi… Dolayısıyla Peygamberimiz “Gidin ve orada namaz kılın” buyurunca Hz.Meymune “Oraya gitmeye imkânım olmazsa… Gidemezsem ne dersin” diyor Peygamberimize… Bu konuda, Peygamberimiz hepimizi ilgilendiren o mübarek sözüyle, şöyle cevap veriyor… “Oraya, kandillerinde yakılmak üzere, hediye olarak yağ gönderirsin” dedi… “Kim böyle yaparsa, oraya gitmiş sayılır” buyuruyor Peygamberimiz…

Değerli Kardeşlerim!.. O zamanın şartlarında, mescitlerin, aydınlatılması için kandillere ihtiyacı var… Ve başka bir hadisinde de “Mescitlerinizi aydınlatın” buyuruyor Peygamberimiz…

Cenab-ı Allah'ın, her birisi beytim dediği, Kâbe’nin şubeleri olan, mescitlerin-camilerin-mabetlerin karanlık içinde kalması kadar mahzun bir durum olamaz… Buralar aydınlık olmalı… Müminleri maddeten de aydınlatmalı, gönlümüzü ferah kılmalı; manen de onun sevinci bize yansımalı… Ve Peygamber Efendimiz bir mescit için, en kıymetli ihtiyaç malzemesi olan, yağdan bahsediyor… Bundan sonra; gerek Hz.Meymune validemiz, gerekse Peygamberimizin diğer eşleri, duydukları bu hadis-i şerife istinaden, hep paralar biriktirip yağlar gönderirlermiş… Oradaki kandillere yakıt olsun diye…

Bizim ecdadımız Osmanlı da; Surre alaylarıyla, Mescid-i Aksa'nın ihtiyacını karşılamak üzere İstanbul'dan yağlar gönderirlermiş… Medine’deki Mescid-i Nebevi'nin güzel kokularla kokulandırılması için de gül yağları gönderirlermiş… Ve 1516'da Osmanlı'nın fethiyle tanışan Kuts-u Şerif; tam 400 yıl, 1917'ye kadar, Osmanlıların adil idaresi altında, üç dinin mensuplarının barış içinde yaşadıkları Dar’üs-Selam olmuş… Bundan sonra Kudüs'ün bir diğer ismi de, orada yaşayanlar için barış ve esenlik yurdu anlamında Dar’üs-Selam olmuş… Demek ki; orada barış içinde yaşamak da mümkün… Şimdiki gibi işgaller, soykırımlar yapmadan yaşanacağını; ecdadımız göstermişti…

Değerli Kardeşlerim!.. Ecdadımız Peygamberimizin bu hadis-i şerifini o kadar önemsemiştir ki; sadece Mescid-i Aksa’ya değil; Mescid-i Aksa’nın etrafındaki mübarek kılınan yerlere, Rabbimize kulluğun ifadesi olarak ben ne yapabilirim diye, ellerinden gelen her türlü yardımı yapmışlar…

Mesela; bu gün Bursa’da medfun olan Osmanlı âlimi, İslam âlimi Molla Fenari; müderris olarak görev yaptığı kendi maaşından, elde ettiği gelirden biriktirip, Kudüs'te bir mescit ve bir medrese yapmış… Hatta uzun zamanlar orada imarethane olarak da, insanlara yemek çıkarılmış, aşlar pişirilmiş… Mescid-i Aksa’nın bütün tarihi boyunca; oraya en büyük yardım, en büyük inşa, en büyük imar da Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılmış… Ve onun eşi, bize maalesef yanlış iftiralarla tanıtılan, ama tam aksine hayır-hasenatı çok olan bir hanımefendi olan Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte Kudüs'te çok büyük eserler bırakmış…

Bir üniversite bünyesinde Kudüs’teki, Mescid-i Aksa’daki eserler araştırılıyor ve tam 200 tane eserin sadece Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor… Bunların içinde mescitler var, medreseler var, kervansaraylar var, dar-ü şifalar var, su şebekeleri var, imarethaneler, aş evleri var… Kısaca insanlara hayatı kolaylaştıran her şey var…

Değerli Kardeşlerim!.. Çanakkale Savaşı'na işte o Kudüs'ten geldi Müslüman gençler… Gidin Çanakkale'nin şehitliğinde kabir taşlarının üstüne bakın, Kudüs'ten, Halep'ten, Gazze'den gelen şehitlerin isimlerini göreceksiniz…

İşte bunlardan habersiz olduğumuz için, bu saldırıların başladığı 7 Ekim’den beri, hatta yıllar önce bu soykırımın başladığı yıllardan beri, ‘ama Filistinliler de topraklarını parayla satmışlar’ diye bir yalan uydurdular… Bizim o kardeşlerimize olan ünsiyetimizi kesmek için, onlara olan ilgimizi yok etmek için; Türkiye'ye özel bir yalan bu…

Değerli Kardeşlerim!.. Sadece şu anlattıklarım bile bizlere bu konuda yeterli bilgi veriyor… Onun için diyorum ki; hakkı gören kimselerden olalım… Kardeşlerimiz için yapacağımız dualarımızda, seher vakitlerinde kalkıp da, “Ya Rabbi! Elimden başka bir şey gelmiyor… Lütfen bu kardeşlerimizin yardımcısı sen ol, sahibi sen ol, muhafızı sen ol” diye Rabbimize yalvaralım, Mevlamızdan niyaz edelim… Binlerce kulundan bu niyazı Mevlamız duysun… Buradaki kardeşleri olarak onlara dua ettiğimizi Mevlamız bilsin… Onun bilmesi yeter… Bakınız Sâf Suresi’nde Cenab-ı Mevla bize bir şey hatırlatıyor…

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى تِجَارَةٍ تُنْجٖيكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَلٖيمٍ

““Ey iman edenler!.. Size büyük bir ticaretten bahsedeyim mi?” buyuruyor… (SÂF;10) Karşılığı çok olan, mükâfatı çok yüce olan bir ticaretten bahsediyor Allah-u Teâlâ… Onun rızası için can vermeyi bile, ticaret olarak nitelendirmiş Cenab-ı Hakk”

اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ

““Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır” diyor…(TEVBE;111)”

Bizler bu alışverişi öyle bir Rabb’ül Âlemin ile yapıyoruz ki, bir ismi de “Eş-Şekûr olan, yani az amele, çok sevap veren” Rabbimiz, bizim iyiliğimizi asla karşılıksız bırakmayacağını, asla zayi etmeyeceğini söylüyor, vaad ediyor bize…

تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ

“Allah'a ve Resulüne iman etmeniz,”

وَتُجَاهِدُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ

“Allah yolunda cihat etmeniz,”

بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ

“Mallarınızla ve canlarınızla…”

Burada önce mallarımızı zikrediyor Allah-u Teâlâ… Çünkü mal-mülk, para-pul vermek ağır gelir hepimizin nefsimize…

ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Eğer bir bilseniz sizin için ne kadar hayırlı bir şeydir bu…(SAF;11) Yani Allah yolunda malınızla ve canınızla cihat etmeniz diyor…”

Bu surenin başında

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اَمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ

Ey iman edenler! .. Niye yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?.. 61.3*************

كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ

““Yapmadığınız şeyleri söylemeniz Allah katında hiç hoşlanılmayan bir şeydir… Çünkü;”

اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذٖينَ يُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِهٖ صَفًّا كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ

““Onun yolunda sağlam tuğlalarla örülmüş olan bir set gibi bir duruş sergilemenizi istiyor Allah…””

Allah-u Teâlâ gönlümüzde çok müstesna bir yeri olan Ravza-i Mutahhara gibi, Beytullah olan Mescid-i Haram gibi, Mescid-i Aksa'yı da sevmeyi bizlere nasip eylesin…

Eğer bu sevgiye sahip olursak, ancak o zaman bu davayı benimseriz… Onun hürriyeti için çalışır-çabalar gayret gösterir, dua ederiz… Mevlamız bizi bu şuura nail eylesin…